Yaşam

Yaşamın her anında faydalanabileceğiniz haberleri, bilgileri, tüyoları bulabileceğiniz kendi kendinizin yaşam koçu olmanıza yardımcı olacak yazılar.

dogalguc.net Haftanın ürünü

evlilikUzmanlar, 30 yaşını geçtikten sonra evlenmeye karar veren kadınların çok dikkat etmesi gereken bazı noktaların olduğunu belirtiyor. Biyolojik saat ve yalıtılmış yaşam ise bu noktalardan sadece birkaçı…

Bazı kadınlar evlilik zamanını 30 yaş sonrası olarak belirlerler. Ancak 30 yaşından sonra kadınlar için evlenecekleri kişiyi bulmak zorlaşır. Peki, 30′undan sonra evlenmek isteyen kadınlar nelere dikkat etmelidir?

Amerikalı yazar Rachel Greenwald, “30′undan Sonra Koca Bulmanın Yolları” isimli kitabında Harward’ta öğrendiği pazarlama teknikleriyle nasıl koca bulunacağını anlatıyor.

Sorular bunaltabilir

Harward Business School’da yüksek lisans yaparak pazarlama konusunda uzmanlaşan ABD’li yazar Rachel Greenwald, öğrendiği pazarlama tekniklerini kadınların koca bulmaları için hazırladığı bir programa uyguluyor ve büyük şöhret kazanıyor. Bakın Greenwald kadınlara hangi tavsiyelerde bulunuyor…

30 yaşından sonra koca aramak gerçekten farklıdır. Artık dikkate almanız gereken altı önemli fark vardır…

Aciliyet

30 yaşını geçtiniz ve biran önce evlenmek istiyorsunuz. Çocuk istiyorsanız biyolojik saatiniz de tıklıyor olabilir. Arkadaşlarınız ve aileniz “Neden evlenmedin?” sorularıyla sizi bunaltıyor olabilirler. Ve bunun ötesinde siz de evli çiftler denizinde yalnız dolanmaktan ölesiye bunalmış olabilirsiniz. Acil durumlar eylem gerektirir. Oturup kendiniz için üzülemezsiniz ya da kaderin kapınızı çalmasını bekleyemezsiniz. Meseleyi hemen kendi ellerinize alıp çözümlemeniz gerekir.

Değişen bedenler

Bir başka acı gerçek. Çiftleşen gıdılar ve selülitler ortak düşmanlarımız. Arkadaşlarınız botoks yaptırmaktan ve estetik ameliyatlardan söz ediyor. Bir koca bulmanız için zayıf ya da güzel olmanız gerekmez ama genel olarak görünüşünüzü düzeltmek için harekete geçseniz sizin için çok iyi olur.

Daha az bekâr erkek

30 yaşın üzerindeki bekâr kadınlar kadar bekar erkeklerin de olması gerekir değil mi? Oysa, 2000 yılındaki bir sayıma göre 30 yaşın üzerinde 18 milyon bekar erkek varken, bu yaşlardaki kadınların sayısı 28 milyon! Farkın birçok nedeni var. Bunlardan biri de birçok erkeğin kendilerinden genç kadınlarla evlenmesi. Siz de bu gerçeği kabullenin ve onlara en iyi ulaşma yolunun ne olduğunu bulun.

Yükleriniz

30 yaşını geçtikten sonra büyük olasılıkla 20 ve 25′inizde sahip olduğundan daha fazla yükünüz vardır. Sizden çok fazla şey bekleyen bir işiniz, tüm enerjinizi alan kardeşleriniz, sizi suçluluk hisleriyle sömüren anne ya da babanız olabilir. Belki kilo, çekingenlik ya da özsaygı eksikliği gibi kişisel sorunlara sahipsiniz. Evlenmeden önce bunları da göz önünde bulundurun.

Yalıtılmış yaşam

30′dan sonra, yaşamınız daha yalıtılmıştır. Artık binlerce bekâr erkeğin dolaştığı bir üniversite kampüsünde ya da partilerde değilsiniz. Bu nedenle sizin gibi kendisini dünyasına hapseden erkeklerin bulunduğu ortamlara girin. Örneğin sabah sakin bir yerde yürüyüş yapın.

Alışkanlıklar

Yaşınız ilerledikçe eski alışkanlıkları yıkmak güçleşir. Büyük olasılıkla kendi yolunuzu çizmişsinizdir. Yıllar içinde oluşan ve koca bulmanızı engelleyen bu alışkanlıkları gerçekten kırmak için sisteminize şok vermek gerekir.

mutlu-evlilik

Mutlu bir evliliğe sahip olmak hiç te zor değil, Boşanma davalarının tüm hızıyla arttığı günümüzde, evliliklerinde mutluluğu yakalayanlar da var. Peki, ömür boyu mutlu evliliğin sırrı ne? İşte mutlu ve huzurlu bir evlilik için 10 altın kural…

Büyük bir aşkla evlenip 2 ay sonra ayrılanlar, artık bizi şaşırtmıyor. Asıl bizi, evliliklerinin 50′nci yılını kutlayan ve bunca zamana rağmen hala birbirleri için deli olan çiftleri görmek şaşırtıyor. Evet, bunun bir sırrı olmalı… Eğer mutlu ve uzun bir evlilik istiyorsanız, bu 10 altın kuralı mutlaka uygulayın.

Aynı anda sinir olmaz
Çiftlerin arasında bazı anlaşmazlıklar olabilir. Ancak önemli olan, tarafların aynı zamanlarda çok sinirli hareket etmemeleri. Eğer eşiniz sinirliyse siz alttan alın. Haklı olsanız bile ortamın sakinleşmesini bekleyin. Hem böylece istediklerinizi yaptırma şansınız da artacaktır. Unutmayın ki “Tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkartır” diye boşuna söylememişler…

Birbirinize bağırmayın
Bir tartışma esnasında o sesini yükseltti diye siz de sakın bağırmaya başlamayın. Bağırmak hiçbir şeyi çözmeyecektir. Hiçbir koşulda, eşinize karşı sesinizi yükseltmeyin. Sevgiden önce aranızdaki saygıyı koruyabilirseniz, uzun yıllar süren mutlu bir evliliğiniz olur.

Yumuşak eleştiri

Tabii ki eşinizin birtakım hareketlerini beğenmeyebilirsiniz. Bu konudaki düşüncelerinizi dile getirmekte de özgürsünüz. Ancak önemli olan, bunu nasıl yaptığınız… “Şu hareketinden nefret ediyorum” yerine, “Hayatım bence böyle davranmak sana hiç yakışmıyor” diyebilirsiniz.

İktidar savaşı
Eğer tartışmayı mutlaka birinin kazanması gerekiyorsa, bırakın eşiniz kazansın. Aşkın bir iktidar savaşı olmadığını bilerek hareket edin. Evlilik bu durumu daha da hassaslaştırır üstelik. Tartışmayı kimin kazandığı ya da kaybettiği ne kadar önemli sizin için?

Geçmişi bırakın
Hiçbir zaman geçmişte yapılan hataları eşinize hatırlatmayın. Bir tartışmada, birdenbire konuyla ilgili ya da ilgisiz, eşinizin eskiden yaptığı bir hatayı gündeme taşımayın.

İhmal etmeyin
Birbirinizden farklı hayatlarınız olabilir, eşiniz maça giderken siz de eski kız arkadaşlarınızla dışarı çıkabilirsiniz. Ama bir plan yaparken eşinizin fikrini almıyorsanız, yanlış yoldasınız. Eşinizi her şeyden önde tutmalısınız.

Yatağa küs girmeyin
Şiddetli bir kavga etmiş olsanız da yatak odanıza, dolayısıyla yatağa asla dargın girmeyin. Yatmadan önce mutlaka tüm sorunlarınızı halledin. Yatak odanız, sizin için özel bir dünya. O odaya sorunlarınızı taşımayın.

İltifat önemli

Gün içinde en azından bir kere hayat arkadaşınıza güzel bir söz söyleyin. Dünyadaki birçok kişinin onu çekici bulması bir yana, asıl önemli olan sizin ne düşündüğünüzdür.

Özür dilemeyi bilin
Eğer yanlış bir şey yaptıysanız, bunu itiraf edin ve özür dileyin. Ancak tabii ki bunu alışkanlık haline getirmeyin. “Nasılsa özür diliyorum, konu kapanıyor” diye düşünmeyin.

Bir tartışma için iki kişi gerektiğini unutmayın

Bir düşünün bakalım tartışmalarınız neden çıkıyor? Acaba sadece karşı tarafı suçlamak ne kadar gerçekçi? Sizin hiç mi payınız yok tartışmalarda. Elbette ki vardır. İşe ilk olarak, bunu itiraf etmekle başlayın isterseniz. Kendinizi eleştirmekten korkmayın.

Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta