<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dogalguc.net &#124; Sağlık konulu güncel blog &#187; Yaşam</title>
	<atom:link href="http://blog.dogalguc.net/category/yasam/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.dogalguc.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Jan 2012 14:22:24 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İyi Bayramlar.</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/08/29/iyi-bayramlar.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=iyi-bayramlar</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/08/29/iyi-bayramlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Aug 2011 07:42:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bayram kutlaması]]></category>
		<category><![CDATA[iyi bayramlar]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[zafer bayramı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1533</guid>
		<description><![CDATA[


Sevgi, kardeşlik, yardımlaşma gibi insani değerlerimizin en üst noktaya çıktığı bu özel günleri anlamlı kılmak için, gelin dargınlıkları ve kırgınlıkları bir kenara bırakalım; sevgi, saygı ve hoşgörünün sesini yeniden yükseltelim, kardeşlik ve dayanışma duygularımızı tazeleyerek bir kez daha kucaklaşalım.
Bu duygu ve düşüncelerle sizlerin ve çok değerli ailelerinizin mübarek Ramazan Bayramınızla Birlikte Zafer Bayramınızı Kutlar, sağlık, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1534" title="ramazan-bayramı" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/ramazan-bayramı-300x262.jpg" alt="ramazan-bayramı" width="300" height="262" /></p>
<p>Sevgi, kardeşlik, yardımlaşma gibi insani değerlerimizin en üst noktaya çıktığı bu özel günleri anlamlı kılmak için, gelin dargınlıkları ve kırgınlıkları bir kenara bırakalım; sevgi, saygı ve hoşgörünün sesini yeniden yükseltelim, kardeşlik ve dayanışma duygularımızı tazeleyerek bir kez daha kucaklaşalım.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle sizlerin ve çok değerli ailelerinizin mübarek Ramazan Bayramınızla Birlikte Zafer Bayramınızı Kutlar, sağlık, huzur ve iyilikler getirmesini dilerim.</p>
<p>Bayramınız kutlu olsun…</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/08/29/iyi-bayramlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan Ayında Cinsellik</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/08/08/ramazan-ayinda-cinsellik.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=ramazan-ayinda-cinsellik</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/08/08/ramazan-ayinda-cinsellik.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Aug 2011 10:23:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan ayında cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda seks]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda seks günahmı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1519</guid>
		<description><![CDATA[


Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Mersin Şube Başkanı Yaşam Yanardağ Çelik, İslam inancına göre oruçluyken cinsel ilişkiden kaçınılması gerektiğini, ancak iftarla imsak arasında ilişkiye girilebileceğini söyledi.
Çelik, Ramazan Ayı&#8217;nın, cinselliğin yasaklanmadan kalplerin arındırılması açısından da önemli bir fırsat olduğunu kaydetti.
Cinsellik konusunda toplumda abartılan, ayıp, yasak ve günah olarak yorumlanan konuların, kişinin resmi nikahlı eşiyle yaşadığı cinsel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1520" title="ramazan-cinsellik" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/ramazan-cinsellik1.jpg" alt="ramazan-cinsellik" width="248" height="248" /></p>
<p>Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Mersin Şube Başkanı Yaşam Yanardağ Çelik, İslam inancına göre oruçluyken cinsel ilişkiden kaçınılması gerektiğini, ancak iftarla imsak arasında ilişkiye girilebileceğini söyledi.</p>
<p>Çelik, Ramazan Ayı&#8217;nın, cinselliğin yasaklanmadan kalplerin arındırılması açısından da önemli bir fırsat olduğunu kaydetti.</p>
<p>Cinsellik konusunda toplumda abartılan, ayıp, yasak ve günah olarak yorumlanan konuların, kişinin resmi nikahlı eşiyle yaşadığı cinsel ilişkileri de gölgeleyebildiğine dikkat çeken Çelik, bunun en çarpıcı örneğininse Ramazan Ayı&#8217;nda yaşanan &#8216;cinsellik&#8217; tartışmaları olduğunu vurguladı.</p>
<p>Çelik, &#8220;Ramazan Ayı&#8217;nda cinsellik çok yanlış bir şekilde sanki bir suç, bir günah ya da çok kötü bir eylemmiş gibi algılanabiliyor.</p>
<p>Hangi ayda olursa olsun, bir insanın eşiyle veya partneriyle sağlıklı bir şekilde cinsel ilişkiye girmesi rahatlatıcı, sağlıklı ve olması gereken bir eylemdir.</p>
<p>Aksi takdirde cinsel yaşam dengesi bozulur ve cinsel dengenin bozulmasıyla etkilenen sadece cinsel yaşam değildir.</p>
<p>Toplumsal yapımızı bir arada tutan saygı, güven ve en önemlisi sevgi kavramı da bu durumdan direkt olarak etkilenir. İnsanlarımız yaklaşan Ramazan Ayı&#8217;nda sevgi, huzur, güven, yardımlaşma ve şefkat gibi ihtiyaç duyduğu bu alanlarda doyum sağlamalı ancak bunun yanı sıra cinsel hayatlarını da dengeli bir alana taşımalıdırlar&#8221; dedi.<br />
<strong><br />
&#8220;İFTARLA İMSAK ARASINDA CİNSEL İLİŞKİYE GİRİLEBİLİR&#8221;</strong></p>
<p>Ramazan Ayı&#8217;nın; birlik ve dayanışmanın pekiştiği, insanları birbirine daha çok yakınlaştıran, günlük kaygı ve sıkıntılardan uzaklaştıran, yardımlaşmaların arttığı, barış, kardeşlik ve hoşgörünün yaşanmasına vesile olan özel olan günler olduğunu anlatan Çelik, böylesine özel bir mana taşıyan günlerde cinsellik gibi insan bedenine sağlık ve mutluluk getiren bir olaydan uzak durulmasının, kişiyi sadece strese sokacağı yorumunda bulundu.</p>
<p>Yaşam Yanardağ Çelik, &#8220;Ramazan Ayı, cinselliği yasaklamadan kalpleri arındırmak için bir fırsattır. İslam inancına göre; oruçluyken cinsel ilişkiden kaçınılmalı ancak iftarla imsak arasında ilişkiye girilebilir.</p>
<p>Ruhsal ve bedensel bir arınma yaşanması gereken Ramazan Ayı&#8217;nda cinselliği yasaklamak yerine; gönüller ve beyinler arındırılarak huzurlu ve dengeli bir ruh hali oluşturulmaya çalışılmalıdır.</p>
<p>Doğadaki bütün canlılara şefkat ve merhamet esasının egemen olması gereken Ramazan ayı boyunca, sağlıklı ve mutlu bir cinsellik yaşanabilir. Kişi beynini kapatarak duygularına odaklanabilir, endişe, korku ve kaygılarını bir tarafa bırakarak anın tadını çıkarabilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;İFTAR SONRASI &#8216;TOKLUK HİSSİ&#8217; İLE BİRLİKTE CİNSEL İSTEĞİN ARTMASI NORMAL&#8221;</strong></p>
<p>Cinselliğin, insanın maddi ve manevi gelişmesinin yanı sıra ruh ve beden sağlığının korumasında önemli bir yer tuttuğunu kaydeden Çelik, cinselliğin aynı zamanda da İslam dini tarafından insan doğasının en temel ihtiyaçlarından biri olarak görüldüğünü hatırlattı.</p>
<p>İnsanlar için cinsel arzu ve isteklerin; açlık, susuzluk gibi doğal olgular olduğunu savunan Çelik, bu nedenle arınma ve arındırma ayı olan Ramazan&#8217;da, insanlar cinselliği yasaklamadan gönüllerini, kalplerini ve beyinlerini arındırması gerektiğini dile getirdi.</p>
<p>Çelik, insanların içlerindeki kötü duygu ve düşüncelerden kurtularak, olumsuzlukları bir kenara bırakması, cinsel yaşam ve partnerleriyle ilgili iyi düşüncelere sahip olmaya çaba sarf etmeleri gerektiğini vurguladı.</p>
<p>İftar sonrası tokluk hissiyle birlikte cinsel isteğin de artmasının sık rastlanılan bir durum olduğu yorumunu yapan Çelik, insanın temel dürtüleri olan yemek, içmek, barınmak, korunmak ve cinselliğin bir zincir halkaları gibi olduğunu söyledi.</p>
<p>Yaşam Yanardağ Çelik, &#8220;Ancak aşırı yemek yiyerek, tok karnına cinsel ilişkiye girmek sağlıklı olmayabilir.</p>
<p>Hazımsızlık cinsel enerjide dengesizliğe yol açabilir. Aşırı tok karın performans düşüklüğünden başarısızlığa kadar birçok cinsel soruna neden olabilir.</p>
<p>Bu nedenle iftardan sonraki cinsel yakınlaşma için yediğimiz yemeği biraz daha hazmetmeyi beklemeliyiz.</p>
<p>Ramazan Ayı&#8217;nın getirdiği birlik ve dayanışma alışkanlıklarıyla cinsel hayatı da göz ardı etmeden, tüm yaşamda iyiye ve güzele yönelmeliyiz&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/08/08/ramazan-ayinda-cinsellik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genç Kalmanın Sırları</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/11/30/genc-kalmanin-sirlari.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=genc-kalmanin-sirlari</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/11/30/genc-kalmanin-sirlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Nov 2010 11:17:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[genç cilt]]></category>
		<category><![CDATA[genç kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[genç kalmanın sırları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık tüyoları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1290</guid>
		<description><![CDATA[

Genç Kalmanın Sırları
Artık kremler, bitkisel çözümler ve plastik cerrahi bir kenara bırakıldı! Gençleşmenin son modası burada!
Gençlik ve güzellik denince kadınlar için akan sular duruyor. Bu uğurda ameliyat dahil her yöntem deneniyor. Şimdilerde ise kremler, bitkisel çözümler, plastik cerrahi ve yardımcı yöntemler bir kenara bırakıldı! Gençleşmenin son moda yöntemi yüz yogası oldu. Filipin asıllı Lourdes Julian [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1291" title="genç kalmanın sırları" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/genç-kalmak.jpg" alt="genç kalmanın sırları" width="490" height="391" />Genç Kalmanın Sırları</strong></p>
<p>Artık kremler, bitkisel çözümler ve plastik cerrahi bir kenara bırakıldı! Gençleşmenin son modası burada!</p>
<p>Gençlik ve güzellik denince kadınlar için akan sular duruyor. Bu uğurda ameliyat dahil her yöntem deneniyor. Şimdilerde ise kremler, bitkisel çözümler, plastik cerrahi ve yardımcı yöntemler bir kenara bırakıldı! Gençleşmenin son moda yöntemi yüz yogası oldu. Filipin asıllı Lourdes Julian Doplito Çabuk, verdiği yoga dersleri gençleşmek isteyen kadınlar tarafından keşfedildi.</p>
<p><strong>57 yaşında genç bir kadın</strong></p>
<p>Kadınlara gençlik ve güzellik yogası kursları veren Lourdes Çabuk, dört çocuk ve dört torun sahibi 57 yaşında genç bir kadın! Genç diyorum çünkü; Madam Lourdes kendisinden ders almaya gelen 30 ve 40′lı yaşlardaki öğrencilerinden çok daha duru bir tene, çok daha az kırışığa ve oldukça fit bir vücuda sahip.</p>
<p>Amerika’da başladığı güzellik yogası derslerini İstanbul’a taşıyan Filipin asıllı Lourdes Çabuk, annesi ve anneannesinden gözlemlediği güzellik uygulamalarını da deneyimleyerek ilginç teknikler geliştirmiş. Yoga hocası olan eşi Adnan Çabuk’la birlikte açtığı Shiddashram Yoga Merkezi’nde yaklaşık altı yıldır kurslar veren Madam Lourdes’in sırlarını öğrenmek üzere Nişantaşı’ndaki merkezin kapısını çaldık.</p>
<p><strong>Huzurlu bir ortam</p>
<p></strong>Dekorasyonun verdiği mistik hava, müzik ve bitki çayıyıyla bütünleşince bir huzur ortamında buluyoruz kendimizi. Madam Lourdes, katılımcılara çeşitli sorular soruyor ve kursun gerçekleşmesi beklenen etkisini somut olarak görmek üzere yüzlerinin fotoğrafını çekiyor. Kiminin yanaklarındaki sarkmalar canını sıkıyor, kiminin alnındaki kırışıklıklar, kimininse giderek büyüyen gıdısı.</p>
<p>Yaşlanmanın ilk sinyallerini almış ve bunun önlemlerini almak isteyen, özellikle 30-40 yaşlarındaki çalışan kadınların rağbet ettiği kurs, haftada iki saatlik derslerle 1 ay sürüyor. Program metabolizmanın yavaşladığı menopoz dönemindeki kadınlar için de etkili bir anti aging çalışması aynı zamanda. Sadece yüz egzersizleriyle sınırlı kalmayan dersler, hem teorik hem pratik yoga çalışmalarıyla beraber ilerliyor. Çabuk’un öğrencileri arasında Defne Samyeli, İpek Tenolcay ve İpek Tuzcuoğlu gibi ünlü isimler de var.</p>
<p><strong>İşte o beş madde</strong></p>
<p>Gelelim Madam Lourdes’in cömertce paylaştığı gençlik ve güzellik sırlarına. Şu beş maddeye dikkat ederseniz; 10 yaş gençleşmeyi sağlama aldınız bilin; &#8220;Doğru beslenme, doğru düşünce, doğru rahatlama, doğru nefes ve doğru egzersiz&#8221;. &#8220;Herkesin bir enerji bedeni, yani aurası var. Eğer bu auranın herhangi bir yerinde boşluk oluşursa, o bölgedeki organlar kolay hastalanabilir. Bizim yaptığımız yoga egzersizlerinde önce aurayı temizliyoruz&#8221; diyor Madam Lourdes. Katılımcıların beslenme alışkanlıklarını öğreniyor, kimininkini de yüzüne bakarak şıp diye söyleyebiliyor: &#8220;Çok fazla peynir yiyorsun değil mi?&#8221; Peynirin içinde yapışkan bir madde bulunduğunu, bunun da yanaklarda sarkma yaptığını biliyor muydunuz?</p>
<p>Biz, her yüze ve her yüz kasına ayrı hareket öneren Lourdes hocayla, beş altın kuraldan biri olan doğru beslenme üzerine konuştuk.</p>
<p><strong>Yaşınızı öğrenen herkes eminim aynı şaşkınlığı yaşıyordur, nasıl bu kadar genç kalabildiniz? Bunda Filipin asıllı olmanızın bir etkisi olabilir mi?</p>
<p></strong>Bu soruyla çok karşılaşıyorum. Önce şunu söyleyeyim. Uzakdoğulular neden daha genç görünür ve ciltleri güzel olur? Bu öncelikli olarak beslenmeyle ilgili tabii ki. Biz daha fazla balık, deniz mahsulü yiyoruz ama daha az ekmek, daha az peynir ve şeker tüketiyoruz. Yemekleri fazla pişirmiyoruz. Şeker, kek, pasta sevmiyoruz. Tatlı yerine ekşiyi tercih ediyoruz. Mesela ben greyfurta bayılırım. Üstüne biraz tuz serper, sirkeye batırıp yerim. Bizim ülkemizde insanların yüzde sekseninin dişleri sağlamdır. Benim babam 90 yaşında ve dişleri tamamen kendisinin. Çünkü tatlıyı sevmiyor. Kanser de biliyorsunuz şekerden besleniyor.</p>
<p><strong>Genetik faktörlerin etkisi var mı?</strong></p>
<p>Benim için genetik faktör yaşlanma nedenleri arasında en sonda gelir. Örneğin benim kızkardeşim benden dört yaş küçük ama benden yaşlı gösteriyor. Vücudu esnek değil, daha fazla kırışığı var. Daha stresli ve yanlış beslenen insanlar daha çabuk yaşlanır.</p>
<p><strong>Vücudun ne tür beslenmeye ihtiyacı olduğunu nasıl bilebiliriz?</strong></p>
<p>Herkesin ihtiyacı olan şey farklı. Bir kan tahlili yaptırmak iyi olur. Vücudun neye ihtiyacı olduğunu görebilir ve fazlalıkları atabilirsiniz. Vücutta çok fazla fosfor varsa balık yemek alerji yapabilir mesela. Potasyumunuz çok ise muz size göre değildir. İnsanlar genellikle içinde her şey olan vitamin tabletleri alıyorlar. Ama bakalım bizim ihtiyacımız var mı hepsine? Vücut fazlalıkları atmak için çok uğraşıyor daha sonra. Böbrekler ve karaciğer yoruluyor.</p>
<p><strong>Kadın ve erkeğin ihtiyaçları da değişiyor değil mi?</p>
<p></strong>Evet. Kadınlar hormonlardan dolayı daha fazla sebze tüketmeli. Sebzelerdeki doğal östrojen kadınlara iyi geliyor. Erkekler daha fazla et yemek istiyor, testosteron hormonundan dolayı. Daha çok demire ihtiyaçları var. Biz daha yumuşak bir beslenme tarzı seçmeliyiz.</p>
<p><strong>Kadınlar genç kalmak için nelere dikkat etmeliler?</strong></p>
<p>En önemli, en güzel antioksidan sudur. Sudaki oksijen kanı, hücreleri besler. Bol su içen bazı kadınlara bakın, ciltlerinde yine de kuruluk vardır. TDS denilen, sudaki toplam çözünmüş maddeler, yani suda olan fazla mineral, metal, tuz ve kimyasallar nedeniyle içtiğimiz sudaki oksijen bir türlü hücrelere gitmez. Musluk suyunda ölçtük aşağı yukarı 200 madde var. O suyu içtiğimizde o maddeleri de torba gibi taşıyoruz. O maddelerden dolayı oksijen giremiyor hücrelere. Biz o mineralleri yemekten, sebze-meyveden alıyoruz zaten. Su, oksijenin vücudumuza taşınması için bir araç. İçtiğimiz su maalesef o kadar çok diğer maddelerle dolu ki ne hücrelerimize oksijen taşıyabiliyor, ne de vücuttaki toksinleri atabiliyor. TDS miktarı 50′den fazla olmamalı. Biz eve filtre taktırdık. Musluktan akan suda şimdi sadece 12 TDS var. Tabii oksijenin diğer kaynağı doğru nefes. Doğru nefesle sadece oksijen almıyoruz aynı zamanda hayattan da daha çok haz alıyoruz. Prana yoksa hayat da yok.</p>
<p><strong>Ve tabii ki doğru beslenme.</strong></p>
<p>Evet. Doğru beslenme ile ilgili birkaç genel kuralı saymak gerekirse; protein ve karbonhidratı beraber hiç tüketmemek lazım. Ben derse katılanlara bir çizelge veriyorum, ne ile neyi beraber tüketmemek lazım diye. Bu çok önemli. Böylece sağlıksız şeyler de yesek zararı azaltabiliriz. Örneğin eti çok seviyorsak sık ve fazla tüketmemek kaydıyla yiyebiliriz ama mutlaka yanında salata yemeliyiz. Bizim yoga merkezinde beslenme ile ilgili fanatik bir yaklaşımımız yok. Uzun zamandır görmediğiniz bir akrabanızı ziyarete gittiniz, size bir sürü yemek yapmış. Ben bunları yiyemem diye onu reddedip kırmak olmaz. Ölçülü ve dengeli olmaya çalışmak en güzeli. Her şeyi yasaklamak olmuyor ve insan doğası buna alışamıyor. Haftanın beş günü sağlıklı beslenelim, ama strese de girmeyelim. Hafta sonu serbest gün olsun. Bir de her insan farklı. İyi niyetli olmak lazım ne yersek yiyelim, iyi bir enerjiyle, sevgiyle yiyelim. Süt ürünlerine dikkatli yaklaşmak lazım. Peyniri ve sütü mutlaka azaltmak lazım. İçlerinde yapışkan bir madde var. Araştırma yaparsanız bunu görebilirsiniz. İlla peynir yemek istiyorsak lor peynirini tercih edelim. Yoğurt ve ayran sütten çok daha faydalı. Ekmeği azaltalım. İnsan kendi dışkısına bakarak nasıl beslendiğini görebilir. Kabızlık vücudun ne kadar susuz kaldığının, sindirimi zor besinler tükettiğinin bir göstergesidir. Sindirim yolunun tıkanması mutfak lavabosunun tıkanması gibidir. Sağlıklı bir beslenmeden söz edilemez.</p>
<p><strong>Peki bu dört hafta sonra kadınlar ne gibi bir değişiklik görecekler kendilerinde?</p>
<p></strong>Çok memnun olan öğrencilerim var. Arkadaşları &#8220;Estetik mi yaptırdın&#8221; diye soruyormuş. Bunu duyunca çok mutlu oluyorum. Ciltleri pırıl pırıl, aydınlık oluyor. Temiz beslendiklerini yüzlerinden anlayabiliyorsunuz. Toksinsiz yiyecekler yediğinizde bütün hücreleriniz iyi beslenir ve mecburen genç kalırsınız.</p>
<p><strong>Bize biraz günlük beslenme tüyoları verir misiniz?</strong></p>
<p>Sabahları meyve yemek için en ideal zamandır. Karnınız açken vücut meyvedeki bütün besini emer. Hem de güne taze bir başlangıç yapmış olursunuz. Öğle vakti protein alma vaktidir. Çünkü protein sindirimi zaman alan, ortalama 4 saat süren bir maddedir (Karbonhidrat ise 2 saat). Onun yanında salata ya da sebze olsun ama karbonhidrat yok. Çünkü bütün bu maddeler için midede farklı enzimler var. Hepsini karıştırırsak midede asit yapar. Yediğimizin faydasını göremediğimiz gibi, kısa sürede tekrar acıkırız. Hazımsızlık ve rahatsızlık da cabası. Meyveyi akşam yemeğinden sonra yeme alışkanlığını bırakmak gerekir. Hem şekeriniz yükselir hem de hazmı zor olur, mineralleri tam alamazsınız. Bir de aynı aileden meyveleri beraber tüketin. Mesela elma ile armutu, portakal ve greyfurtu birlikte yiyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Lourdes Çabuk kimdir?</strong></p>
<p>Filipinler’de San Thomas Üniversitesi Tıbbi Teknoloji Bilimi’nde eğitimini tamamlayan Lourdes Julian Doplito Çabuk, çiçekçilik ve moda üzerine çalışırken yoga ile tanışıyor ve kristal taş şifacılığı çalışmalarına katılıyor. Daha sonra Amerika’ya taşınan Çabuk, New York ve Florida’da Hatha Yoga, Kundalini Yoga ve Kriya Yoga eğitimleri alıyor. İlk evliliğinden 4 çocuk ve 4 torun sahibi olan Çabuk, güzellik yogasını ilk kez dördüncü çocuğunu doğurduktan sonra keşfediyor. Doğum sırasında kilo alan Çabuk, hem kilo vermek hem de yüzünü toparlamak amaçlı hareketler yapmaya başlıyor. İkinci evliliğini yoga hocası Adnan Çabuk’la yapan Madam Lourdes, bir ev de İstanbul’da açıyor. Ve Amerika’dan sonra gençlik ve güzellik yogasını Türkiye’de de öğretmeye başlıyor.</p>
<p><strong>Neden yüz yogası?</strong></p>
<p>Türkiye’deki kadınların ciltleri çok güzel. Burada kadınlar ayrıca daha hassas ve duygusal. Stresten çabuk etkilenme oranları yüksek. Sigara, doğru nefes alınmaması, yanlış beslenme ve negatif düşünce özellikle 30 yaşından sonra kırışıklıkların başlamasına neden oluyor. Yüz bölgesi, vücudun en az çalıştırdığımız bölgesi. Belli bir yaştan sonra adaleler tembelleştiği için sarkmalar başlıyor. Yanlış nefesle yüzdeki hücrelere oksijen gitmiyor. Doğru duruş da çok önemli. Bu nedenle bir bütün içinde çalışma yapmak gerekiyor. Bedene önce düşüncelerle hükmediyorsunuz. Sabah kalkar kalkmaz yapacağınız bedensel hareketlerle, duştan sonra 15 dakika aynanın karşısında sorunlu bölgeleri hareketlendirmeyle ve beslenmenize dikkat ederek olduğunuzdan 10 yaş bile genç görünebilirsiniz.</p>
<p><strong>Gençlik ve güzelliğin 5 altın prensibi</strong></p>
<p>1- Doğru rahatlama</p>
<p>2- Doğru nefes</p>
<p>3- Doğru beslenme</p>
<p>4- Doğru egzersiz</p>
<p>5- Pozitif düşünce</p>
<p><strong>Detoks çayı</strong></p>
<p>Lourdes Çabuk’un tavsiye ettiği bu detoks çayını arınma amaçlı olarak ayda 1 ya da 2 kere içebilirsiniz.</p>
<p>2 bardak suyu kaynatın. Kaynamış suyun içine bir tutam kiraz sapı, bir tatlı kaşığı kereviz yaprağı, bir demet taze maydanoz, bir tutam enginar yaprağı ve 4-5 tane avokado yaprağı koyun. Malzemeleri ekledikten sonra en fazla iki dakika daha kaynatın. Ateşten aldıktan sonra demlenmesini bekleyin. Yatmadan önce bir bardak suyu için, ertesi sabah da kalkınca kalan bir bardak suyu için.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/11/30/genc-kalmanin-sirlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>30 Yaşından Sonra Unutkanlık Artıyor&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/05/17/30-yasindan-sonra-unutkanlik-artiyor.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=30-yasindan-sonra-unutkanlik-artiyor</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/05/17/30-yasindan-sonra-unutkanlik-artiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 May 2010 14:45:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçların yan etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[unutkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[unutma]]></category>
		<category><![CDATA[unutulmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1218</guid>
		<description><![CDATA[

 İnsanın yaşı ilerledikçe daha çok unutkan olduğu bir gerçektir. Yeni şeyleri öğrenmek için ve kişisel eşyalarımızı bulmak için daha çok zaman harcarız. Bunlar ciddi bellek kusurlarının değil; ılımlı bir unutkanlığın bulgularıdır. Ancak basit önlemlerle unutkanlığın önüne geçebiliriz. Bir kişi unutkanlığı hakkında endişeleniyorsa doktora gitmelidir. Ayrıca belleği canlı tutacak unutkanlığının önüne geçecek davranışlarda ve aktivitelerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1219" title="unutkanlık" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/unutkanlık.jpg" alt="unutkanlık" width="518" height="735" /> İnsanın yaşı ilerledikçe daha çok unutkan olduğu bir gerçektir. Yeni şeyleri öğrenmek için ve kişisel eşyalarımızı bulmak için daha çok zaman harcarız. Bunlar ciddi bellek kusurlarının değil; ılımlı bir unutkanlığın bulgularıdır. Ancak basit önlemlerle unutkanlığın önüne geçebiliriz. Bir kişi unutkanlığı hakkında endişeleniyorsa doktora gitmelidir. Ayrıca belleği canlı tutacak unutkanlığının önüne geçecek davranışlarda ve aktivitelerde de bulunabilir. Zamanını arkadaşlarıyla ve ailesiyle birlikte geçirme, iyi ve dengeli beslenme, egzersiz yapma kişinin daha uyanık ve sağlam kafalı olmasına yardımcı olur. Hafızamıza yardımcı etkenler şunlardır; Yeni beceriler öğrenmek, alkol almamak, dinlenme ve istirahata önem vermek, ajanda kullanmak, cüzdanınızı anahtarınızı ve cep telefonunuzu hep aynı yere koymak, mümkün olduğunca vaktinizi arkadaşlarınıza ve ailenize ayırmak. Unutkanlığı olan kişiler, durumlarını cevresindekilerle birlikte değerlendirip onun neticesinde bir doktora başvurmalıdırlar. Unutkanlığı tetikleyen unsurlar ise depresyon, stres, bazı ilaçların yan etkisi, vücutta yeterli sıvının olmayışı olarak sıralanabilir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/05/17/30-yasindan-sonra-unutkanlik-artiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutlu Bir İlişki İçin Karşımızdakini Anlamanın Tüyoları</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/27/mutlu-bir-iliski-icin-karsimizdakini-anlamanin-tuyolari.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=mutlu-bir-iliski-icin-karsimizdakini-anlamanin-tuyolari</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/27/mutlu-bir-iliski-icin-karsimizdakini-anlamanin-tuyolari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 01:07:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[erkekleri anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[kadınları anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu bir ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[tüyo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1120</guid>
		<description><![CDATA[

Mutlu bir ilişki için, tarafların birbirlerinin özelliklerini bilmesi ve davranışlarını bu çerçevede oluşturması gerekir. İşte psikiyatrlar ve evlilik terapistlerinin kadınları ve erkekleri anlamak için verdiği tüyolar…
Kadınlar neden daha çok kıskanır? Kadınların kalbini kazanabilmek için neleri yapmalı, neler yapmamalı?…. Erkekler neden gizemli kadınları daha çok çekici bulur? Erkekler evlenince neden değişir ve daha az konuşur?
Kadınlar, en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1121" title="kadinlari-anlamak" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/kadinlari-anlamak.jpg" alt="kadinlari-anlamak" width="183" height="223" />Mutlu bir ilişki için, tarafların birbirlerinin özelliklerini bilmesi ve davranışlarını bu çerçevede oluşturması gerekir. İşte psikiyatrlar ve evlilik terapistlerinin kadınları ve erkekleri anlamak için verdiği tüyolar…</p>
<p>Kadınlar neden daha çok kıskanır? Kadınların kalbini kazanabilmek için neleri yapmalı, neler yapmamalı?…. Erkekler neden gizemli kadınları daha çok çekici bulur? Erkekler evlenince neden değişir ve daha az konuşur?</p>
<p>Kadınlar, en çok ’seni seviyorum’ sözünden etkilenir. Uzmanlara göre, kocasından yıllardır sevgi sözcükleri ve iltifatlar duymayan kadınlar agresifleşiyor ve sonuç olarak erkeği de mutsuz ediyor.</p>
<p>Kadınlar erkekleri, erkekler de kadınları anlamakta güçlük çekerler. Bu, bir anlamda doğanın kanunudur. Oysa her iki cinsin de birbirini anlaması o kadar da zor değil.</p>
<p>Mutlu bir ilişki için, tarafların birbirlerinin özelliklerini bilmesi ve davranışlarını bu çerçevede oluşturması gerekir. Peki ya kadınların ve erkeklerin tipik özellikleri nelerdir? Nelere kızar, nelerden hoşlanır, nelerden nefret ederler? İşte psikiyatristler ve evlilik terapistlerinin kadınları ve erkekleri anlamak için verdiği tüyolar…</p>
<p>Erkekler devamlı pohpohlanmayı bekler</p>
<p>Psikiyatrist Nihat Kaya, erkeklerin kadınlar tarafından pohpohlanmayı beklediğini ve bunu bulamadıkları zaman mutsuz olduklarını söylüyor. Kaya, erkekleri anlamak için kadınlara şu önerilerde bulunuyor:</p>
<p>- Erkekler, özellikle spor, siyaset ve iş konularına ilgi gösteriyor. Kadınların, sevgili ya da eşlerinin ilgi alanları konusunda toleranslı olması ve paylaşımcı olmayı öğrenmeleri gerekiyor. Çünkü tamamen kendilerini dışta tuttukları zaman erkekleri yalnız bırakmış oluyorlar.</p>
<p>- Erkekler, eşleri tarafından değer görmek ister, hatta iltifat beklerler. Ona, arada sırada ‘Bugün çok yakışıklısın’ ya da ‘Gömleğin çok yakışmış’ gibi cümleler söylemelisiniz.</p>
<p>- Türk kültüründe erkekler, ailelerine son derece bağlıdır. Evlenseler dahi ailelerine karşı kendilerini sorumlu hissederler. Bu, onlara çocukluktan beri öğretilmiştir. Ancak pek çok kadın, eşinin, ailesine yaptığı yardımları kabul edemez ve bu konuda ciddi tartışmalar çıkar. Erkeklerin ailelerine yönelik yaptıkları yardımlar, kadınlar tarafından kıskanılmamalı. Hatta teşvik edilmeli. Çünkü erkek, siz ne kadar karşı çıkarsanız çıkın, ailesine desteğini sürdürecektir. Onun içinde bulunduğu durumu anlayıp yardımcı olduğunuzda, size daha sıcak davranacaktır.</p>
<p>- Erkekler, zaman zaman arkadaşlarıyla bir araya gelmek isterler. Çünkü sevgili ya da eşleriyle her ne kadar her konuyu konuşabilseler de erkek erkeğe dertleşmek ihtiyacını hissederler. Ayrıca, erkekler eşleri ya da sevgilileriyle yapışık ikizler gibi 24 saat birlikte olmaktan hoşlanmazlar. Belirli oranlarda, kadının, erkeğin bu isteğine anlayışla yaklaşması gerekir. Tabii, bu istek aşırıya kaçmadığı sürece… Örneğin, eşiniz haftada bir ya da iki kez kahveye veya üye olduğu bir lokale gidiyor, ama bu arada sizi de ihmal etmiyorsa bırakın gitsin, arkadaşlarıyla konuşsun. Belki size anlatmaktan çekindiği dertlerini arkadaşlarıyla paylaşıp rahatlayacaktır.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/27/mutlu-bir-iliski-icin-karsimizdakini-anlamanin-tuyolari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Utangaçlıktan Kurtulmak İçin Tüyolar</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/27/utangacliktan-kurtulmak-icin-tuyolar.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=utangacliktan-kurtulmak-icin-tuyolar</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/27/utangacliktan-kurtulmak-icin-tuyolar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 01:02:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[mahçupluk]]></category>
		<category><![CDATA[utangaçlık]]></category>
		<category><![CDATA[yüz kızarması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1115</guid>
		<description><![CDATA[

Mahcup biri misiniz?
Bir ortamda gözler sizin üzerinize çevrildiğinde, kalbiniz hızlı çarpıyor ya da soluğunuz daralıyorsa, psikolog Battler’ın tavsiyelerine bir göz atın. Araştırmalara göre, her geçen yıl özellikle kadınlar daha çok utangaçlık problemi yaşıyor. Tanımadığınız ya da yeni tanıştığınız insanlara karşı utangaç mısınız? Bu soruya cevabınız “Evet” ise, telaşa gerek yok. Çünkü siz tamamen normal birisiniz.
Yüzünüz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-1116" title="utangac" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/utangac.jpg" alt="utangac" width="300" height="193" />Mahcup biri misiniz?</strong></p>
<p>Bir ortamda gözler sizin üzerinize çevrildiğinde, kalbiniz hızlı çarpıyor ya da soluğunuz daralıyorsa, psikolog Battler’ın tavsiyelerine bir göz atın. Araştırmalara göre, her geçen yıl özellikle kadınlar daha çok utangaçlık problemi yaşıyor. Tanımadığınız ya da yeni tanıştığınız insanlara karşı utangaç mısınız? Bu soruya cevabınız “Evet” ise, telaşa gerek yok. Çünkü siz tamamen normal birisiniz.</p>
<p><strong>Yüzünüz mü kızarıyor?</strong></p>
<p>Eğer yeni iş ortamında, ayağa kalkıp kendinizi tanıtmanız istendiğinde, yüzünüz kızarıyor, sesiniz titriyorsa, kalabalık önünde konuşmanızı gerektirecek durumlardan uzak durmaya çalışıyorsanız, maalesef utangaçsınız. Ancak “herkes konuşkan, girişken olmak zorunda değil” gerçeğini de aklınızdan çıkartmamanız gerekiyor.</p>
<p><strong>Kendinizi kontrol edin</strong></p>
<p>Ama utangaçlığınız yüzünden bazı fırsatları kaçırdığınızı düşünüyorsanız, davranışlarınızı kontrol altına almanın zamanı gelmiş demektir. “Daimi Mutluluk” adındaki projesi sayesinde, kadınların birçok problemini çözerek, mutlu bir yaşam sürmesini sağlayan ABD’li psikolog Artest Battler, utangaçlığın çözülemeyecek bir problem olmadığını belirtiyor.</p>
<p><strong>Nedenini araştırmak gerek</strong></p>
<p>ABD’de birçok bayan hastasının utangaçlık problemi yaşadığını belirten Battler, “Birlikte bu konuya yoğunlaşarak, her 100 utangaç hastamdan 85′inin bu sorununu çözmeyi başardık. Öncelikle utangaçlığın temelini bulmak gerekiyor. Bunu konuşarak başarıyoruz. Eğer siz de tavsiyelerime uyarsanız, eski utangaçlığınızdan büyük bir bölümünü attığınızı göreceksiniz” dedi. İşte Battler’ın tavsiyeleri:</p>
<p><strong>Gereksiz bazı düşüncelerden kurtulmalısınız</strong></p>
<p>Utangaçlıkla iç içe yaşamak zor bir duygudur. Çevredeki insanların gözünde utanılacak duruma, aptal durumuna düşme, onlar tarafından reddedilme ya da yetersiz görülme korkusu, sizi yıldırmasın. Utangaç kadın, daima kötü düşüncelerle kendisini daha zor durumda bırakır. Aşağıdaki düşüncelerden kurtulmaya bakın, çünkü bunlar size uygun değil.</p>
<p>- Eyvah, biraz daha konuşursam, kendimi aptal durumuna düşüreceğim.</p>
<p>- Ya burada bulunan herkes benim için “salak” derse.</p>
<p>- Söyleyecek bir şey bulamazsam ne yapacağım.</p>
<p>- Şu anda konuşursam mutlaka sesim tuhaf çıkacak.</p>
<p>- Ya kendimi kontrol edemez de saçmalarsam…</p>
<p>- Kızaracağım, titreyeceğim…</p>
<p>- Kalbim fena halde çarpmaya başladı, ya aniden kalp krizi geçirirsem…</p>
<p>- Çıldırabilirim.</p>
<p>- Acaba çok tuhaf görünüyor muyum?</p>
<p>- Şu ortamdan bir kaçabilsem.</p>
<p>- Herkes beni izliyor.</p>
<p>- Ne kadar sıkıcı olduğumu mu düşünüyorlar?</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/27/utangacliktan-kurtulmak-icin-tuyolar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlişkilerde Yaş Farkından Kaynaklanan Zorluklar</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/26/iliskilerde-yas-farkindan-kaynaklanan-zorluklar.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=iliskilerde-yas-farkindan-kaynaklanan-zorluklar</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/26/iliskilerde-yas-farkindan-kaynaklanan-zorluklar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 22:07:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkilerde sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[yaş farkı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1091</guid>
		<description><![CDATA[


Her ilişkide zaman zaman problemler yaşanabiliyor ama yaş farkının büyük olduğu beraberliklerde durum biraz daha farklı. Uzmanlar, yaş farkı kaynaklı sorunların eşler arasında karşılıklı anlayış ile çözülebileceğini ifade ediyor.
Uzmanlar, eşler arasında büyük bir aşkın ve ortak noktaların olduğu müddetçe yaş farkının çok da büyütülmesi gereken bir sorun olmadığını belirtiyor ve bir ilişkinin yürümesi için derinliğinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1092" title="yas-farki" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/yas-farki.jpg" alt="yas-farki" width="250" height="169" /></p>
<p>Her ilişkide zaman zaman problemler yaşanabiliyor ama yaş farkının büyük olduğu beraberliklerde durum biraz daha farklı. Uzmanlar, yaş farkı kaynaklı sorunların eşler arasında karşılıklı anlayış ile çözülebileceğini ifade ediyor.</p>
<p>Uzmanlar, eşler arasında büyük bir aşkın ve ortak noktaların olduğu müddetçe yaş farkının çok da büyütülmesi gereken bir sorun olmadığını belirtiyor ve bir ilişkinin yürümesi için derinliğinin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p>Özellikle cinsel çekimin yoğun olduğu birlikteliklerde yaş farkının pek önemi kalmıyor ve diğer ilişkiler gibi mutlu bir şekilde devam edebiliyor.</p>
<p>Erkeğin korkusu cinsel yetersizlik</p>
<p>Uzmanlar genelde kadınların kendilerinden yaşça küçük erkeklerle birlikte olmaktan çekindiklerini belirtiyor. Kadınlar, genç erkek tarafından terkedilme korkusunu daha yoğun yaşadıkları için, böyle bir ilişkiden uzak duruyor.</p>
<p>Erkekler ise bu endişeyi pek taşımıyor. Onların en büyük korkusu; cinsel yetersizlik. Yaşça küçük kadın tarafından artık çekici bulunmama endişesi birçok erkeği korkuya ve bunalıma sürükleyebiliyor. Aslında uzmanlar, eşler arasında en fazla 10 yaş fark olmasının doğru olduğunu belirtiyor. Daha büyük bir yaş farkı, ilişkinin bir noktasında tehlike çanlarının çalmasına yol açabiliyor.</p>
<p>İlişkilerde yaş farkının olumsuz yanları</p>
<p>Aralarında 15 – 20 yaş fark olan çiftler, genelde ayrı kültürlerde yetişiyor. Yetiştirilme tarzları başka olduğundan, dolayısıyla hayat görüşleri de farklı oluyor. Birbirlerini çok etkilemese de, çocuk olduktan sonra ilişki çıkmaza girebiliyor.</p>
<p>Bir diğer önemli konu; yaş farkından dolayı ikisinin de düşünce tarzlarının genelde ayrı olması. Bu aslında çok normal. 70 yaşındaki bir erkek belki yavaş yavaş ölümü düşünmeye başlarken, 55 yaşındaki bir kadın, kendini henüz hayatının baharında hissedebiliyor. Bu da çiftler arasında iplerin kopmasına yol açabiliyor.</p>
<p>Cinsel sorunları yok</p>
<p>Araştırmayı yapan uzmanlara göre; bu çiftler cinsel açıdan çok büyük sorunlar yaşamıyor. Çünkü birçok kadın, sürekli seks isteyen bir erkeğin etraflarında bulunmamasından hoşnut iken, erkekler de genç kadınlarla yeni tecrübeler yaşamaktan oldukça zevk alabiliyor.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/26/iliskilerde-yas-farkindan-kaynaklanan-zorluklar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beynimize Zarar Veren Alışkanlıklarımız</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/23/beynimize-zarar-veren-aliskanliklarimiz.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=beynimize-zarar-veren-aliskanliklarimiz</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/23/beynimize-zarar-veren-aliskanliklarimiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 21:17:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[beyin  hasarı]]></category>
		<category><![CDATA[beyne zarar veren alışkanlıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1087</guid>
		<description><![CDATA[


Beyine Zarar Veren Alışkanlıklarımız Hangileri Biliyormuyuz?
1- Kahvaltı Etmemek
Kahvaltı etmeyen kişiler, düşük bir kan şekeri seviyesine sahip olur. Bu durum beyin için yetersiz besin tedarik edilmesine ve sonundna beyin dejenarasyonuna yol açabilir.
2- Aşırı Yeme
Beyin Arterlerinin sertleşmesine neden olarak, zihin gücünün azalmasına yol açar.
3- Sigara İçmek
Çoklu beyin büzülmesine neden olur ve Alzheimer hastalığına yol açar. Kesinlikle öldürücüdür
4- [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1088" title="BEYNIN-1" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/BEYNIN-1.JPG" alt="BEYNIN-1" width="250" height="249" /></p>
<p><strong>Beyine Zarar Veren Alışkanlıklarımız Hangileri Biliyormuyuz?</strong></p>
<p><strong>1- Kahvaltı Etmemek</strong></p>
<p>Kahvaltı etmeyen kişiler, düşük bir kan şekeri seviyesine sahip olur. Bu durum beyin için yetersiz besin tedarik edilmesine ve sonundna beyin dejenarasyonuna yol açabilir.</p>
<p><strong>2- Aşırı Yeme</strong></p>
<p>Beyin Arterlerinin sertleşmesine neden olarak, zihin gücünün azalmasına yol açar.</p>
<p><strong>3- Sigara İçmek</strong></p>
<p>Çoklu beyin büzülmesine neden olur ve Alzheimer hastalığına yol açar. Kesinlikle öldürücüdür</p>
<p><strong>4- Yüksek Şeker tüketimi</strong></p>
<p>Çok fazla şeker proteinlerin ve besinlerin emilmesini durdurur ve dengesiz beslenmeye neden olur ayrıca beynin gelişmesine de engel olur yüksek şeker tüketimi</p>
<p><strong>5- Hava Kirlenmesi</strong></p>
<p>Beyin vücudumuzda en çok oksijen tüketen organdır. Kirli havanın teneffüs edilmesi, beyne giden oksijeni azaltır ve beynin veriminde düşüş yaratır.</p>
<p><strong>6- Uyku Yetersizliği</strong></p>
<p>Uyku beynimizin dinlenmesini sağlar. Uykunuzdan uzun vadeli yoksunluk beyin hücrelerinin ölmesini hızlandırır.</p>
<p><strong>7- Uyurken kafayı örtmek</strong></p>
<p>Kafayı örterek uyumak, karbondioksit konsantrasyonunu artırır ve beyne hasar veren etkilere yol açabilir.</p>
<p><strong>8- Hastalık sırasında beyni çalıştırmak</strong></p>
<p>Hasta iken çok çalışmak ve öğrenmek beyin etkenliğinin azalmasına yol açabilir ve ayrıca beyne hasar verebilir.</p>
<p><strong>9- Uyarıcı düşüncelerde eksiklik</strong></p>
<p>Düşünmek beyin jimnastiği için en iyi yoldur, beyni uyaran düşüncelerin eksikliği beyin daralmasına yol açabilir. Çapraz bulmaca ve sudoku iyi egzersiz sağlar.</p>
<p><strong>10- Az Konuşmak</strong></p>
<p>Zihinsel sohbetler beynin etkinliğini geliştirir.</p>
<p><strong>Karaciğer Hasarının Ana Nedenleri</strong></p>
<p>1- Çok geç uyuma ve çok geç kalkma</p>
<p>2- Sabahları çiş yapmamak</p>
<p>3- Çok fazla yemek</p>
<p>4- Kahvaltıyı atlamak</p>
<p>5- Çok fazla ilaç tüketmek</p>
<p>6- Çok fazla koruyucu, gıda katkısı, gıda boyası ve yapay tatlandırıcı tüketmek</p>
<p>7- Sağlıksız pişirme yağı tüketmek, İçinde en iyi pişirme yağı olan zeytinyağı bile olsa, kızartma yaparken mümkün olduğunca pişirme yağını azaltın. Yorgun olduğunuzda, eğer vücudunuz formda (zinde) değilse kızarmış gıdaları tüketmekten kaçının.</p>
<p>8- Çiğ veya fazla pişmiş gıdaların da tüketilmesi karaciğere ağır yük olur. Sebzeler çiğ veya 3-5 kısım pişirilerek yenmelidir. Kızarmış sebzeler bir öğünde bitirilmeli, saklanmamalıdır.</p>
<p><strong>Kansere En Çok Neden Olan 5 Gıda </strong></p>
<p><strong>1- Sosisli Sandviç</strong></p>
<p>Ziura içinde çok fazla nitrat vardır. Kanser koruma koalisyonu, çocukların ayda 12 adetten fazla sosisli sandviç yememelerini önermektedir. Sosisli sandviçsiz yapamıyorsanız, sodyum nitratsız yapılan cinsini satın alın.</p>
<p><strong>2- İşlenmiş et ve domuz pastırması</strong></p>
<p>Sosisli sandviçte, domuz pastırmasında ve diğer işlenmiş etlerde bulunan aynı yüksek sodyum nitrat aynı şekilde kalp hastalığı riskini yükseltir. Domuz pastırmasında doymuş yağın aynı şekilde kanserde payı olur.</p>
<p><strong>3- Yağda kızarmış şekerli çörek veya lokma</strong></p>
<p>Lokmalar kansere yol açan çiftli dertlerdir. Birincisi, bunlar beyaz undan, şekerden ve hidrojene yağdan yapılır, sonra yüksek ısıda kızartılır. Bunlar, belki de kanser riskini artırmak için yiyebileceğiniz en kötü yiyecektir.</p>
<p><strong>4- Kızarmış patates</strong></p>
<p>Lokmalar gibi, kızarmış patates de hidrojene yağdan yapılır, sonra yüksek ısıda kızartılır. Bunlar ayrıca, kızarma işlemi sırasında ortaya çıkan ve kansere neden olan akrilamid maddesini de içerir. Bunlara &#8220;French fries&#8221; değil, &#8220;Kanser fries&#8221; olarak çağrılmalıdır.</p>
<p><strong>5- Cips, Kraker ve kurabiye, bisküi</strong></p>
<p>Tümü genellikle beyaz un ve şekerden yapılır. Etiketinde &#8220;Trans yağlar içermez&#8221; yazılı olsa bile az miktarda trans yağ vardır.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/23/beynimize-zarar-veren-aliskanliklarimiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkeklerin Korktuğu 7 Şey</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/21/1083.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=1083</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/21/1083.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 00:36:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerin 7 korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerin korkuları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1083</guid>
		<description><![CDATA[

O, çekici, yakışıklı ve güçlü. Her kızı peşinden koşturabilecek kadar da başarılı. “Böyle bir erkeğin hayatta korkabileceği ne olabilir ki?” diye düşünebilirsiniz! İnanın öyle çok ki duyduğunuzda çok şaşıracaksınız.
Bazı zamanlar kilonuzdan şikayetçi oldunuz mu? Veya eskisi kadar güzel olmadığınızı ve bu nedenle de erkeğinizin başkalarına baktığını düşündünüz mü? Eğer böyle endişeleriniz varsa size güzel bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1084" title="korku" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/korku.jpg" alt="korku" width="250" height="258" />O, çekici, yakışıklı ve güçlü. Her kızı peşinden koşturabilecek kadar da başarılı. “Böyle bir erkeğin hayatta korkabileceği ne olabilir ki?” diye düşünebilirsiniz! İnanın öyle çok ki duyduğunuzda çok şaşıracaksınız.</p>
<p>Bazı zamanlar kilonuzdan şikayetçi oldunuz mu? Veya eskisi kadar güzel olmadığınızı ve bu nedenle de erkeğinizin başkalarına baktığını düşündünüz mü? Eğer böyle endişeleriniz varsa size güzel bir haberimiz var. En az sizin endişeleriniz kadar erkeğinizin de bazı endişeleri var. Artık o da en az sizin kadar nasıl göründüğüne önem veriyor. Giyimine, saçına dikkat ediyor. Kilo alınca üzülüyor, kel kalmaktan ise, ödü patlıyor. İşte size erkeklerin korktuğu 7 şey…</p>
<p><strong>Küçüklük korkusu</strong><br />
Tüm kadınların bildiği gibi erkekler <a href="http://dogalguc.net/52-jagra-penis-buyutucu-erkeklik-gelistirici-formul.html" target="_blank">cinsel organlarının boyutlarına</a> çok önem verirler. Çoğu erkek için beraber olduğu kadınların <a href="http://dogalguc.net/50-v-pills-vpills-penis-buyutucu-3-aylik-kullanim-.html" target="_blank">cinsel organlarının büyüklüğü</a> de önemlidir. Bu nedenle erkeğinizin kendini iyi hissetmesi için onunla beraberken onun sizi mutlu ettiğini vurgulayın. Ona “Harika bir vücudun var veya seni çok beğeniyorum” gibi şeyler söyleyebilirsiniz. Ona asla öyle olmadığı halde “Tanrım çok büyük” gibi şeyler söylemeyin. O, bu söylediğinizin gerçek olmadığını bildiği için, bu konuda kendine olan güvensizliği daha da artacaktır.</p>
<p><strong>Para kazanamama korkusu</strong><br />
Her kadın, erkeğinin başarılı, karakterli ve yakışıklı olmasını ister. Ayrıca erkeklerinin iç güzelliğe de önem vermesine dikkat ederler. Tabii siz de daha az yiyerek 38 bedene ulaşsanız hiç fena olmaz. Burada önemli olan erkeğin kendine hangi konularda ne kadar güvenli olduğunu hissetmek. Özellikle para konularında bazı erkekler her zaman için kadınlardan üstün olmak isterler. Eşlerinin kendilerinden çok para kazanmalarından rahatsızlık duyarlar. Siz de çalışıyorsanız ve ondan çok kazanıyorsanız, emin olun bu onu çok fazla rahatsız ediyordur. Hatta bir gün eve çok büyük miktarda bir çekle gelmeniz onun en büyük kabusu olabilir. Ondaki bu korkuyu yenmeniz için size bazı tavsiyelerimiz var. Öncelikle paranın hayatınızda o kadar önemli bir yeri olmadığını ona hissettirin. Onu parasız olsaydı bile çok seveceğinizi, sizin için onun karakterinin ön planda olduğunu söyleyin.</p>
<p><strong>Reddedilme korkusu</strong><br />
Erkekler çok değişik yaratıklardır. Çoğu erkek sırf reddedilme korkusundan dolayı hoşlandığı kişiye yaklaşamaz. Kendinde eksiklik hisseden erkekler genellikle karşı cinse yaklaşmakta zorlanırlar. Sizinle birlikte olduklarında ise, her zaman size ne kadar duygusal ve de istekli olduklarının sinyallerini vermeye çalışırlar. Sizinle ortak noktaları olduğuna inanmanızı sağlarlar. Bu nedenle sizin böyle durumlarda ona yardımcı olmanız gerekir. Eğer siz de ondan hoşlandıysanız bunu ona bir şekilde belli etmelisiniz. En ufak bir jestle ya da sözle ona “Ben de senden hoşlandım, yarın çıkabiliriz”in sinyalini verebilirsiniz. Bu şekilde onun kendine olan güvenini yeniden kazandırmış olursunuz.</p>
<p><strong>Kel kalma korkusu</strong><br />
Bruce Willis ve Sean Connery, birçok kadın tarafından çok seksi ve yakışıklı bulunuyor. İkisinin ortak noktası ise, kel olmaları. Doktorlar erkeklerin çoğunun yirmili yaşlardan itibaren saçlarının dökülmesini kaçınılmaz olarak nitelendiriyor. Ayrıca yine araştırmalar, erkeklerin kel kalmalarıyla yüksek testesteron seviyeleri arasında bir bağlantı olduğunu da gösteriyor. Etrafınızdaki erkeklere dikkat edin çoğunun kel ya da kel olmak üzere olduğunu görebilirsiniz. Eğer sevgilinizin de böyle bir problemi varsa ona sürekli olarak bu haliyle çok seksi göründüğünü söyleyin.</p>
<p><strong>Fazla kıl korkusu</strong><br />
Tatildesiniz ve birkaç gündür gördüğünüz çok yakışıklı bir erkekle ilk defa plajda karşılaştınız. Ama tişörtünü çıkarttığı anda görüyorsunuz ki o ufak çaplı bir goril. Artık ona takılmaya devam edip etmemek size kalmış. Bazı kadınlar böyle çok kıllı erkeklerden hoşlanırlarken, bazıları da nefret eder. Ama erkekler çok kıllı olmaktan pek de hoşnut değiller. Bu durumda sizin onu rahatlatmanız gerekir. Eğer onun bu halinden rahatsız değilseniz, onu bu haliyle çok beğendiğinizi ona söyleyin. Eğer rahatsızsanız, ona kibarca tüylerden kurtulmanın bazı yolları olduğunu söyleyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Ailenizle tanışma korkusu</strong><br />
Size göre aileniz sıradan bir şehirde, sıradan bir hayat yaşayan, sıradan bir çift. Ama erkek arkadaşınıza göre aileniz sizin hakkınızda karar verme yetkisi olan, hakim konumunda olan kişilerdir. Bu nedenle ailenizle tanışma konusu her açıldığında sizi bir şekilde atlatırlar. Bir şekilde onu ikna edip, ailenizle tanışmak için yola çıktığınızda yapmanız gereken bazı şeyler var. Öncelikle ona ailenizle tanışmak için geldiğine çok mutlu olduğunuzu ve ona olan güveninin daha da arttığını söyleyebilirsiniz. Hatta ailenizden korkuyorsa ona ailenizin eski arkadaşlarınızla da tanıştığını ve onları çok sevdiğini söyleyin.</p>
<p><strong>Bağlanma korkusu</strong><br />
Bir erkek için kendi kendini kontrol edebilmesi çok önemlidir. Ve bu oto-kontrolün hayatta mutlu olabilmek için tek anahtar olduğuna inanırlar. Bir erkek tamamıyle aşık olduğunda içinden “Tanrım, tüm kontrolümü kaybettim. Güçsüz bir kılıbık oldum” diye düşünür. Duyguları öyle çoşkun olur ki hayatının tek amacı sizi mutlu etmek olur. Sizi kaybetmekten de çok korkar. Böyle durumlarda erkek arkadaşınız size “Sana olan aşkım beni korkutmaya başladı.” gibi sözler söyleyebilir. Sizin cevaplarınız önemlidir. Örneğin ona “Hayatım bu hislerin çok normal. Bana korkularını itiraf ettiğin için çok cesursun” gibi sözler söyleyebilirsiniz.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/21/1083.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgilinize Aşkı Zehir Etmenin Yolları</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/21/sevgilinize-aski-zehir-etmenin-yollari.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=sevgilinize-aski-zehir-etmenin-yollari</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/21/sevgilinize-aski-zehir-etmenin-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 00:24:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[kötü ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[zehir etme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1079</guid>
		<description><![CDATA[

O güzel duyguyu zehir etmek için eczane kapılarını aşındırmaya, aşk kitaplarına gömülüp kalmaya hiç gerek yok. Çünkü onu olumlu ya da olumsuz yönde etkileyecek tek güçlü madde sizsiniz…
- Mutlu olduğunuzu hissettiğiniz her güzel anda, keyfini çıkarmak yerine o an sizi üzen mutsuz eden olayları düşünün ve bunu sevgilinize de anlatıp, onun canını sıkın.
- Gayet güzel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1080" title="mutsuz" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/mutsuz.jpg" alt="mutsuz" width="250" height="184" />O güzel duyguyu zehir etmek için eczane kapılarını aşındırmaya, aşk kitaplarına gömülüp kalmaya hiç gerek yok. Çünkü onu olumlu ya da olumsuz yönde etkileyecek tek güçlü madde sizsiniz…</p>
<p>- Mutlu olduğunuzu hissettiğiniz her güzel anda, keyfini çıkarmak yerine o an sizi üzen mutsuz eden olayları düşünün ve bunu sevgilinize de anlatıp, onun canını sıkın.</p>
<p>- Gayet güzel ve hoş bir ilişki yaşarken, bunun gün gelip biteceği korkusuna kapılın, acı çekin, ağlayın…</p>
<p>- Ona aslında aşkın olmadığını söyleyin. Ve aşkın gerçekte olmadığını anlatan kitaplar hediye edin.</p>
<p>- Onunla olduğunuz her anı sorunlu, stresli ve sıkıcı geçmesi için elinizden geleni ardınıza koymayın.</p>
<p>- Size söyleyeceği her güzel sözü, iltifatı, ‘Aaaa sahi mi, yok canım sana öyle geliyor’ gibi sözlerle geri çevirin.</p>
<p>- El ele tutuştuğunuzda, size her sarıldığında ya da öptüğünde onu geri itin ve ‘Kim bilir daha önce kimlerle böyle şeyler yaşadı’ diye düşünün.</p>
<p>- Size ‘Seni seviyorum’ dediği zaman ‘Yalan söylüyorsun… Şimdi böyle düşünüyorsun ama aynı şeyleri ileride de söyleyecek misin bakalım?’ diyerek onu söylediklerine bin pişman edin.</p>
<p>- Ona sakın kendisiyle ilgili hiç bir olumlu sözden bahsetmeyin. Onu hep eleştirin, hor görün, küçümseyin ve yapmış olduğu hiç bir şeyi beğenmeyin.</p>
<p>- Onunlayken ‘Nasıl olsa bana aşık, benim görüntüme değil’ diye düşünün ve kendinize bakmayın, bakımsız olun.</p>
<p>- Ona aşık olduğunuzu sakın itiraf etmeyin… ‘Âşık gibiyim de, olmayabilirim de’ gibi yuvarlak cümleler kurun.</p>
<p>- ‘Aşkta özel hayat olmaz’ diye düşünün… Onun özel hayatına girmeye çalışın. Nefes aldırmayın, arkadaşlarıyla buluşmasını, hobilerine zaman ayırmasını, ailesiyle görüşmesini engelleyin.</p>
<p>- Buluşacağınız zamanlarda mekan olarak en gürültülü, en berbat servis yapılan yerleri seçin.</p>
<p>- Onunla geçirdiğiniz en güzel anları, eski sevgilinizle yaptıklarınızı anlatarak berbat edin. Onun da eski sevgililerini kötülemeye dikkat edin.</p>
<p>- Sürekli kıskançlık yapın. Ona sürekli nereye gittiğini, kiminle gittiğini, telefonda arayanın kim olduğunu sorun.</p>
<p>- Gece yarısı evine bir baskın düzenleyin ve evin bütün odalarını, yatak altlarını, dolapları arayın. Bu davranışınızın sebebini soran sevgilinize ‘Seni rüyamda başka bir kadınla gördüm’ şeklinde bir sebep uydurun.</p>
<p>- Başkalarına karşı daha fazla ilgi gösterin. Bu şekilde yolda yürürken bile gözlerinin sadece sizin üzerinde olmasını sağlayın.</p>
<p>- Sürekli ona karşı kaprisler yapın. Kendisini asla memnun edemediğinizden falan bahsedin.</p>
<p>- Size getirdiği güllere burun kıvırın. Kırmızı gül getirdiyse, ‘Ben sarı severim’ deyin.</p>
<p>- Gereksiz yere bol bol konuşun ve onun anlattıklarını hiç dinlemeyin.</p>
<p>- Onu devamlı iş yerinden arayın. Toplantıda olsa bile odaya apar-topar dalın.</p>
<p>- Onu çok özleseniz bile tersini söyleyin.</p>
<p>NOT: Bütün bunların tersini yaparak da mutluluğun doruklarına ulaşabilir, aşktan alabileceğiniz hazzı maksimuma çıkarabilirsiniz.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/21/sevgilinize-aski-zehir-etmenin-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boşanmanın En Büyük Nedeni İletişimsizlik</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/21/bosanmanin-en-buyuk-nedeni-iletisimsizlik.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=bosanmanin-en-buyuk-nedeni-iletisimsizlik</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/21/bosanmanin-en-buyuk-nedeni-iletisimsizlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 00:16:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmanın nedenleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1075</guid>
		<description><![CDATA[

Uzmanlar, son yıllarda boşanmaların hızla arttığını belirterek, bunun da en büyük nedenini aile içi iletişimsizlik olarak gördüğünü açıkladı.
Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Ay, Özel Nilüfer Yıldırım İlköğretim Öğretim Okulu velilerine yönelik düzenlenen ‘Aile İçi İletişim’ seminerine katıldı.
Kalabalık bir veli topluluğuna konuşan Mehmet Emin Ay, son yıllarda boşanmaların hızla arttığı belirterek, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1076" title="divorce" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/divorce.jpg" alt="divorce" width="250" height="309" />Uzmanlar, son yıllarda boşanmaların hızla arttığını belirterek, bunun da en büyük nedenini aile içi iletişimsizlik olarak gördüğünü açıkladı.</p>
<p>Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Ay, Özel Nilüfer Yıldırım İlköğretim Öğretim Okulu velilerine yönelik düzenlenen ‘Aile İçi İletişim’ seminerine katıldı.</p>
<p>Kalabalık bir veli topluluğuna konuşan Mehmet Emin Ay, son yıllarda boşanmaların hızla arttığı belirterek, bu gidişatın aileleri ve toplumu tehdit ettiğini dile getirdi.</p>
<p>Boşanmalardaki en büyük nedenin aile içi iletişimde yaşanan sıkıntılardan kaynaklandığını ifade eden Ay, çözüm önerisi olarak ise; eşler arasında daha sağlıklı ve mutlu bir aile için çözüm önerisi olarak, eşlerin birbirlerini yaptıkları işlerden ötürü takdir etmesinin önemli olduğunu ifade etti.</p>
<p>“Muhabbet için fedakârlık, fedakârlık için ise takdir gerekir” diyen Mehmet Emin Ay, “Aile içi iletişimde ikinci önemli husus ise kişilik haklarına önem vermektir. Sevmek, saygıyı barındırıyorsa değer ifade eder. Verdiği sözde durmama ve bekletme gibi hususlar dahi birer kişilik hakkı ihlalidir. Başkalarına gösterdiğimiz inceliği yakınlarımıza da göstermeliyiz.” dedi.</p>
<p>Hediyeleşmenin önemine işaret eden Ay, “Birbirinize hediye veriniz ki aranızda sevgi oluşsun. Aile içi iletişimde diğer bir husus ise birlikte geçirilen zamandır. Yakın temas ve bir şeyleri paylaşmak stresi azaltır. Bu yalnızca eşlere faydalı değil, aynı zamanda çocuklara da olumlu yönde yansıyacaktır. Çünkü stressiz bir ortamda büyüyen çocuklarda daha mutlu yetişecektir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Organizasyonu gerçekleştiren Okul Müdürü İshak Göğebakan ise öğrenci veli ve ailelerini eğitmeye yönelik bu tarz programları arttırarak sürdürmeyi amaçladıklarını ifade etti.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/21/bosanmanin-en-buyuk-nedeni-iletisimsizlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>30&#8242;undan Sonra Evlenirken Dikkatli Olmak Gerekli</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/21/30undan-sonra-evlenirken-dikkatli-olmak-gerekli.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=30undan-sonra-evlenirken-dikkatli-olmak-gerekli</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/21/30undan-sonra-evlenirken-dikkatli-olmak-gerekli.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 23:55:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[30 undan sonra evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1069</guid>
		<description><![CDATA[

Uzmanlar, 30 yaşını geçtikten sonra evlenmeye karar veren kadınların çok dikkat etmesi gereken bazı noktaların olduğunu belirtiyor. Biyolojik saat ve yalıtılmış yaşam ise bu noktalardan sadece birkaçı…
Bazı kadınlar evlilik zamanını 30 yaş sonrası olarak belirlerler. Ancak 30 yaşından sonra kadınlar için evlenecekleri kişiyi bulmak zorlaşır. Peki, 30′undan sonra evlenmek isteyen kadınlar nelere dikkat etmelidir?
Amerikalı yazar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1070" title="evlilik" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/evlilik.jpg" alt="evlilik" width="250" height="197" />Uzmanlar, 30 yaşını geçtikten sonra evlenmeye karar veren kadınların çok dikkat etmesi gereken bazı noktaların olduğunu belirtiyor. Biyolojik saat ve yalıtılmış yaşam ise bu noktalardan sadece birkaçı…</p>
<p>Bazı kadınlar evlilik zamanını 30 yaş sonrası olarak belirlerler. Ancak 30 yaşından sonra kadınlar için evlenecekleri kişiyi bulmak zorlaşır. Peki, 30′undan sonra evlenmek isteyen kadınlar nelere dikkat etmelidir?</p>
<p>Amerikalı yazar Rachel Greenwald, “30′undan Sonra Koca Bulmanın Yolları” isimli kitabında Harward’ta öğrendiği pazarlama teknikleriyle nasıl koca bulunacağını anlatıyor.</p>
<p>Sorular bunaltabilir</p>
<p>Harward Business School’da yüksek lisans yaparak pazarlama konusunda uzmanlaşan ABD’li yazar Rachel Greenwald, öğrendiği pazarlama tekniklerini kadınların koca bulmaları için hazırladığı bir programa uyguluyor ve büyük şöhret kazanıyor. Bakın Greenwald kadınlara hangi tavsiyelerde bulunuyor…</p>
<p>30 yaşından sonra koca aramak gerçekten farklıdır. Artık dikkate almanız gereken altı önemli fark vardır…</p>
<p><strong>Aciliyet</strong></p>
<p>30 yaşını geçtiniz ve biran önce evlenmek istiyorsunuz. Çocuk istiyorsanız biyolojik saatiniz de tıklıyor olabilir. Arkadaşlarınız ve aileniz “Neden evlenmedin?” sorularıyla sizi bunaltıyor olabilirler. Ve bunun ötesinde siz de evli çiftler denizinde yalnız dolanmaktan ölesiye bunalmış olabilirsiniz. Acil durumlar eylem gerektirir. Oturup kendiniz için üzülemezsiniz ya da kaderin kapınızı çalmasını bekleyemezsiniz. Meseleyi hemen kendi ellerinize alıp çözümlemeniz gerekir.</p>
<p><strong>Değişen bedenler</strong></p>
<p>Bir başka acı gerçek. Çiftleşen gıdılar ve selülitler ortak düşmanlarımız. Arkadaşlarınız botoks yaptırmaktan ve estetik ameliyatlardan söz ediyor. Bir koca bulmanız için zayıf ya da güzel olmanız gerekmez ama genel olarak görünüşünüzü düzeltmek için harekete geçseniz sizin için çok iyi olur.</p>
<p><strong>Daha az bekâr erkek</strong></p>
<p>30 yaşın üzerindeki bekâr kadınlar kadar bekar erkeklerin de olması gerekir değil mi? Oysa, 2000 yılındaki bir sayıma göre 30 yaşın üzerinde 18 milyon bekar erkek varken, bu yaşlardaki kadınların sayısı 28 milyon! Farkın birçok nedeni var. Bunlardan biri de birçok erkeğin kendilerinden genç kadınlarla evlenmesi. Siz de bu gerçeği kabullenin ve onlara en iyi ulaşma yolunun ne olduğunu bulun.</p>
<p><strong>Yükleriniz</strong></p>
<p>30 yaşını geçtikten sonra büyük olasılıkla 20 ve 25′inizde sahip olduğundan daha fazla yükünüz vardır. Sizden çok fazla şey bekleyen bir işiniz, tüm enerjinizi alan kardeşleriniz, sizi suçluluk hisleriyle sömüren anne ya da babanız olabilir. Belki kilo, çekingenlik ya da özsaygı eksikliği gibi kişisel sorunlara sahipsiniz. Evlenmeden önce bunları da göz önünde bulundurun.</p>
<p><strong>Yalıtılmış yaşam</strong></p>
<p>30′dan sonra, yaşamınız daha yalıtılmıştır. Artık binlerce bekâr erkeğin dolaştığı bir üniversite kampüsünde ya da partilerde değilsiniz. Bu nedenle sizin gibi kendisini dünyasına hapseden erkeklerin bulunduğu ortamlara girin. Örneğin sabah sakin bir yerde yürüyüş yapın.<br />
<strong><br />
Alışkanlıklar</strong></p>
<p>Yaşınız ilerledikçe eski alışkanlıkları yıkmak güçleşir. Büyük olasılıkla kendi yolunuzu çizmişsinizdir. Yıllar içinde oluşan ve koca bulmanızı engelleyen bu alışkanlıkları gerçekten kırmak için sisteminize şok vermek gerekir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/21/30undan-sonra-evlenirken-dikkatli-olmak-gerekli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutlu Evliliğin Sırları</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/21/mutlu-evliligin-sirlari.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=mutlu-evliligin-sirlari</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/21/mutlu-evliligin-sirlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 23:41:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[10 altın kural]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte 10 altın kural]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu evlilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1065</guid>
		<description><![CDATA[


Mutlu bir evliliğe sahip olmak hiç te zor değil, Boşanma davalarının tüm hızıyla arttığı günümüzde, evliliklerinde mutluluğu yakalayanlar da var. Peki, ömür boyu mutlu evliliğin sırrı ne? İşte mutlu ve huzurlu bir evlilik için 10 altın kural…
Büyük bir aşkla evlenip 2 ay sonra ayrılanlar, artık bizi şaşırtmıyor. Asıl bizi, evliliklerinin 50′nci yılını kutlayan ve bunca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1066" title="mutlu-evlilik" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/mutlu-evlilik.jpg" alt="mutlu-evlilik" width="250" height="154" /></p>
<p>Mutlu bir evliliğe sahip olmak hiç te zor değil, Boşanma davalarının tüm hızıyla arttığı günümüzde, evliliklerinde mutluluğu yakalayanlar da var. Peki, ömür boyu mutlu evliliğin sırrı ne? İşte mutlu ve huzurlu bir evlilik için 10 altın kural…</p>
<p>Büyük bir aşkla evlenip 2 ay sonra ayrılanlar, artık bizi şaşırtmıyor. Asıl bizi, evliliklerinin 50′nci yılını kutlayan ve bunca zamana rağmen hala birbirleri için deli olan çiftleri görmek şaşırtıyor. Evet, bunun bir sırrı olmalı… Eğer mutlu ve uzun bir evlilik istiyorsanız, bu 10 altın kuralı mutlaka uygulayın.</p>
<p><strong>Aynı anda sinir olmaz</strong><br />
Çiftlerin arasında bazı anlaşmazlıklar olabilir. Ancak önemli olan, tarafların aynı zamanlarda çok sinirli hareket etmemeleri. Eğer eşiniz sinirliyse siz alttan alın. Haklı olsanız bile ortamın sakinleşmesini bekleyin. Hem böylece istediklerinizi yaptırma şansınız da artacaktır. Unutmayın ki “Tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkartır” diye boşuna söylememişler…</p>
<p><strong>Birbirinize bağırmayın</strong><br />
Bir tartışma esnasında o sesini yükseltti diye siz de sakın bağırmaya başlamayın. Bağırmak hiçbir şeyi çözmeyecektir. Hiçbir koşulda, eşinize karşı sesinizi yükseltmeyin. Sevgiden önce aranızdaki saygıyı koruyabilirseniz, uzun yıllar süren mutlu bir evliliğiniz olur.<br />
<strong><br />
Yumuşak eleştiri</strong><br />
Tabii ki eşinizin birtakım hareketlerini beğenmeyebilirsiniz. Bu konudaki düşüncelerinizi dile getirmekte de özgürsünüz. Ancak önemli olan, bunu nasıl yaptığınız… “Şu hareketinden nefret ediyorum” yerine, “Hayatım bence böyle davranmak sana hiç yakışmıyor” diyebilirsiniz.</p>
<p><strong>İktidar savaşı</strong><br />
Eğer tartışmayı mutlaka birinin kazanması gerekiyorsa, bırakın eşiniz kazansın. Aşkın bir iktidar savaşı olmadığını bilerek hareket edin. Evlilik bu durumu daha da hassaslaştırır üstelik. Tartışmayı kimin kazandığı ya da kaybettiği ne kadar önemli sizin için?</p>
<p><strong>Geçmişi bırakın</strong><br />
Hiçbir zaman geçmişte yapılan hataları eşinize hatırlatmayın. Bir tartışmada, birdenbire konuyla ilgili ya da ilgisiz, eşinizin eskiden yaptığı bir hatayı gündeme taşımayın.</p>
<p><strong>İhmal etmeyin</strong><br />
Birbirinizden farklı hayatlarınız olabilir, eşiniz maça giderken siz de eski kız arkadaşlarınızla dışarı çıkabilirsiniz. Ama bir plan yaparken eşinizin fikrini almıyorsanız, yanlış yoldasınız. Eşinizi her şeyden önde tutmalısınız.</p>
<p><strong>Yatağa küs girmeyin</strong><br />
Şiddetli bir kavga etmiş olsanız da yatak odanıza, dolayısıyla yatağa asla dargın girmeyin. Yatmadan önce mutlaka tüm sorunlarınızı halledin. Yatak odanız, sizin için özel bir dünya. O odaya sorunlarınızı taşımayın.<br />
<strong><br />
İltifat önemli</strong><br />
Gün içinde en azından bir kere hayat arkadaşınıza güzel bir söz söyleyin. Dünyadaki birçok kişinin onu çekici bulması bir yana, asıl önemli olan sizin ne düşündüğünüzdür.</p>
<p><strong>Özür dilemeyi bilin</strong><br />
Eğer yanlış bir şey yaptıysanız, bunu itiraf edin ve özür dileyin. Ancak tabii ki bunu alışkanlık haline getirmeyin. “Nasılsa özür diliyorum, konu kapanıyor” diye düşünmeyin.<br />
<strong><br />
Bir tartışma için iki kişi gerektiğini unutmayın</strong><br />
Bir düşünün bakalım tartışmalarınız neden çıkıyor? Acaba sadece karşı tarafı suçlamak ne kadar gerçekçi? Sizin hiç mi payınız yok tartışmalarda. Elbette ki vardır. İşe ilk olarak, bunu itiraf etmekle başlayın isterseniz. Kendinizi eleştirmekten korkmayın.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/21/mutlu-evliligin-sirlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

