Yaşam

Yaşamın her anında faydalanabileceğiniz haberleri, bilgileri, tüyoları bulabileceğiniz kendi kendinizin yaşam koçu olmanıza yardımcı olacak yazılar.

dogalguc.net Haftanın ürünü

kadinlari-anlamakMutlu bir ilişki için, tarafların birbirlerinin özelliklerini bilmesi ve davranışlarını bu çerçevede oluşturması gerekir. İşte psikiyatrlar ve evlilik terapistlerinin kadınları ve erkekleri anlamak için verdiği tüyolar…

Kadınlar neden daha çok kıskanır? Kadınların kalbini kazanabilmek için neleri yapmalı, neler yapmamalı?…. Erkekler neden gizemli kadınları daha çok çekici bulur? Erkekler evlenince neden değişir ve daha az konuşur?

Kadınlar, en çok ’seni seviyorum’ sözünden etkilenir. Uzmanlara göre, kocasından yıllardır sevgi sözcükleri ve iltifatlar duymayan kadınlar agresifleşiyor ve sonuç olarak erkeği de mutsuz ediyor.

Kadınlar erkekleri, erkekler de kadınları anlamakta güçlük çekerler. Bu, bir anlamda doğanın kanunudur. Oysa her iki cinsin de birbirini anlaması o kadar da zor değil.

Mutlu bir ilişki için, tarafların birbirlerinin özelliklerini bilmesi ve davranışlarını bu çerçevede oluşturması gerekir. Peki ya kadınların ve erkeklerin tipik özellikleri nelerdir? Nelere kızar, nelerden hoşlanır, nelerden nefret ederler? İşte psikiyatristler ve evlilik terapistlerinin kadınları ve erkekleri anlamak için verdiği tüyolar…

Erkekler devamlı pohpohlanmayı bekler

Psikiyatrist Nihat Kaya, erkeklerin kadınlar tarafından pohpohlanmayı beklediğini ve bunu bulamadıkları zaman mutsuz olduklarını söylüyor. Kaya, erkekleri anlamak için kadınlara şu önerilerde bulunuyor:

- Erkekler, özellikle spor, siyaset ve iş konularına ilgi gösteriyor. Kadınların, sevgili ya da eşlerinin ilgi alanları konusunda toleranslı olması ve paylaşımcı olmayı öğrenmeleri gerekiyor. Çünkü tamamen kendilerini dışta tuttukları zaman erkekleri yalnız bırakmış oluyorlar.

- Erkekler, eşleri tarafından değer görmek ister, hatta iltifat beklerler. Ona, arada sırada ‘Bugün çok yakışıklısın’ ya da ‘Gömleğin çok yakışmış’ gibi cümleler söylemelisiniz.

- Türk kültüründe erkekler, ailelerine son derece bağlıdır. Evlenseler dahi ailelerine karşı kendilerini sorumlu hissederler. Bu, onlara çocukluktan beri öğretilmiştir. Ancak pek çok kadın, eşinin, ailesine yaptığı yardımları kabul edemez ve bu konuda ciddi tartışmalar çıkar. Erkeklerin ailelerine yönelik yaptıkları yardımlar, kadınlar tarafından kıskanılmamalı. Hatta teşvik edilmeli. Çünkü erkek, siz ne kadar karşı çıkarsanız çıkın, ailesine desteğini sürdürecektir. Onun içinde bulunduğu durumu anlayıp yardımcı olduğunuzda, size daha sıcak davranacaktır.

- Erkekler, zaman zaman arkadaşlarıyla bir araya gelmek isterler. Çünkü sevgili ya da eşleriyle her ne kadar her konuyu konuşabilseler de erkek erkeğe dertleşmek ihtiyacını hissederler. Ayrıca, erkekler eşleri ya da sevgilileriyle yapışık ikizler gibi 24 saat birlikte olmaktan hoşlanmazlar. Belirli oranlarda, kadının, erkeğin bu isteğine anlayışla yaklaşması gerekir. Tabii, bu istek aşırıya kaçmadığı sürece… Örneğin, eşiniz haftada bir ya da iki kez kahveye veya üye olduğu bir lokale gidiyor, ama bu arada sizi de ihmal etmiyorsa bırakın gitsin, arkadaşlarıyla konuşsun. Belki size anlatmaktan çekindiği dertlerini arkadaşlarıyla paylaşıp rahatlayacaktır.

utangacMahcup biri misiniz?

Bir ortamda gözler sizin üzerinize çevrildiğinde, kalbiniz hızlı çarpıyor ya da soluğunuz daralıyorsa, psikolog Battler’ın tavsiyelerine bir göz atın. Araştırmalara göre, her geçen yıl özellikle kadınlar daha çok utangaçlık problemi yaşıyor. Tanımadığınız ya da yeni tanıştığınız insanlara karşı utangaç mısınız? Bu soruya cevabınız “Evet” ise, telaşa gerek yok. Çünkü siz tamamen normal birisiniz.

Yüzünüz mü kızarıyor?

Eğer yeni iş ortamında, ayağa kalkıp kendinizi tanıtmanız istendiğinde, yüzünüz kızarıyor, sesiniz titriyorsa, kalabalık önünde konuşmanızı gerektirecek durumlardan uzak durmaya çalışıyorsanız, maalesef utangaçsınız. Ancak “herkes konuşkan, girişken olmak zorunda değil” gerçeğini de aklınızdan çıkartmamanız gerekiyor.

Kendinizi kontrol edin

Ama utangaçlığınız yüzünden bazı fırsatları kaçırdığınızı düşünüyorsanız, davranışlarınızı kontrol altına almanın zamanı gelmiş demektir. “Daimi Mutluluk” adındaki projesi sayesinde, kadınların birçok problemini çözerek, mutlu bir yaşam sürmesini sağlayan ABD’li psikolog Artest Battler, utangaçlığın çözülemeyecek bir problem olmadığını belirtiyor.

Nedenini araştırmak gerek

ABD’de birçok bayan hastasının utangaçlık problemi yaşadığını belirten Battler, “Birlikte bu konuya yoğunlaşarak, her 100 utangaç hastamdan 85′inin bu sorununu çözmeyi başardık. Öncelikle utangaçlığın temelini bulmak gerekiyor. Bunu konuşarak başarıyoruz. Eğer siz de tavsiyelerime uyarsanız, eski utangaçlığınızdan büyük bir bölümünü attığınızı göreceksiniz” dedi. İşte Battler’ın tavsiyeleri:

Gereksiz bazı düşüncelerden kurtulmalısınız

Utangaçlıkla iç içe yaşamak zor bir duygudur. Çevredeki insanların gözünde utanılacak duruma, aptal durumuna düşme, onlar tarafından reddedilme ya da yetersiz görülme korkusu, sizi yıldırmasın. Utangaç kadın, daima kötü düşüncelerle kendisini daha zor durumda bırakır. Aşağıdaki düşüncelerden kurtulmaya bakın, çünkü bunlar size uygun değil.

- Eyvah, biraz daha konuşursam, kendimi aptal durumuna düşüreceğim.

- Ya burada bulunan herkes benim için “salak” derse.

- Söyleyecek bir şey bulamazsam ne yapacağım.

- Şu anda konuşursam mutlaka sesim tuhaf çıkacak.

- Ya kendimi kontrol edemez de saçmalarsam…

- Kızaracağım, titreyeceğim…

- Kalbim fena halde çarpmaya başladı, ya aniden kalp krizi geçirirsem…

- Çıldırabilirim.

- Acaba çok tuhaf görünüyor muyum?

- Şu ortamdan bir kaçabilsem.

- Herkes beni izliyor.

- Ne kadar sıkıcı olduğumu mu düşünüyorlar?

yas-farki

Her ilişkide zaman zaman problemler yaşanabiliyor ama yaş farkının büyük olduğu beraberliklerde durum biraz daha farklı. Uzmanlar, yaş farkı kaynaklı sorunların eşler arasında karşılıklı anlayış ile çözülebileceğini ifade ediyor.

Uzmanlar, eşler arasında büyük bir aşkın ve ortak noktaların olduğu müddetçe yaş farkının çok da büyütülmesi gereken bir sorun olmadığını belirtiyor ve bir ilişkinin yürümesi için derinliğinin önemine dikkat çekiyor.

Özellikle cinsel çekimin yoğun olduğu birlikteliklerde yaş farkının pek önemi kalmıyor ve diğer ilişkiler gibi mutlu bir şekilde devam edebiliyor.

Erkeğin korkusu cinsel yetersizlik

Uzmanlar genelde kadınların kendilerinden yaşça küçük erkeklerle birlikte olmaktan çekindiklerini belirtiyor. Kadınlar, genç erkek tarafından terkedilme korkusunu daha yoğun yaşadıkları için, böyle bir ilişkiden uzak duruyor.

Erkekler ise bu endişeyi pek taşımıyor. Onların en büyük korkusu; cinsel yetersizlik. Yaşça küçük kadın tarafından artık çekici bulunmama endişesi birçok erkeği korkuya ve bunalıma sürükleyebiliyor. Aslında uzmanlar, eşler arasında en fazla 10 yaş fark olmasının doğru olduğunu belirtiyor. Daha büyük bir yaş farkı, ilişkinin bir noktasında tehlike çanlarının çalmasına yol açabiliyor.

İlişkilerde yaş farkının olumsuz yanları

Aralarında 15 – 20 yaş fark olan çiftler, genelde ayrı kültürlerde yetişiyor. Yetiştirilme tarzları başka olduğundan, dolayısıyla hayat görüşleri de farklı oluyor. Birbirlerini çok etkilemese de, çocuk olduktan sonra ilişki çıkmaza girebiliyor.

Bir diğer önemli konu; yaş farkından dolayı ikisinin de düşünce tarzlarının genelde ayrı olması. Bu aslında çok normal. 70 yaşındaki bir erkek belki yavaş yavaş ölümü düşünmeye başlarken, 55 yaşındaki bir kadın, kendini henüz hayatının baharında hissedebiliyor. Bu da çiftler arasında iplerin kopmasına yol açabiliyor.

Cinsel sorunları yok

Araştırmayı yapan uzmanlara göre; bu çiftler cinsel açıdan çok büyük sorunlar yaşamıyor. Çünkü birçok kadın, sürekli seks isteyen bir erkeğin etraflarında bulunmamasından hoşnut iken, erkekler de genç kadınlarla yeni tecrübeler yaşamaktan oldukça zevk alabiliyor.

BEYNIN-1

Beyine Zarar Veren Alışkanlıklarımız Hangileri Biliyormuyuz?

1- Kahvaltı Etmemek

Kahvaltı etmeyen kişiler, düşük bir kan şekeri seviyesine sahip olur. Bu durum beyin için yetersiz besin tedarik edilmesine ve sonundna beyin dejenarasyonuna yol açabilir.

2- Aşırı Yeme

Beyin Arterlerinin sertleşmesine neden olarak, zihin gücünün azalmasına yol açar.

3- Sigara İçmek

Çoklu beyin büzülmesine neden olur ve Alzheimer hastalığına yol açar. Kesinlikle öldürücüdür

4- Yüksek Şeker tüketimi

Çok fazla şeker proteinlerin ve besinlerin emilmesini durdurur ve dengesiz beslenmeye neden olur ayrıca beynin gelişmesine de engel olur yüksek şeker tüketimi

5- Hava Kirlenmesi

Beyin vücudumuzda en çok oksijen tüketen organdır. Kirli havanın teneffüs edilmesi, beyne giden oksijeni azaltır ve beynin veriminde düşüş yaratır.

6- Uyku Yetersizliği

Uyku beynimizin dinlenmesini sağlar. Uykunuzdan uzun vadeli yoksunluk beyin hücrelerinin ölmesini hızlandırır.

7- Uyurken kafayı örtmek

Kafayı örterek uyumak, karbondioksit konsantrasyonunu artırır ve beyne hasar veren etkilere yol açabilir.

8- Hastalık sırasında beyni çalıştırmak

Hasta iken çok çalışmak ve öğrenmek beyin etkenliğinin azalmasına yol açabilir ve ayrıca beyne hasar verebilir.

9- Uyarıcı düşüncelerde eksiklik

Düşünmek beyin jimnastiği için en iyi yoldur, beyni uyaran düşüncelerin eksikliği beyin daralmasına yol açabilir. Çapraz bulmaca ve sudoku iyi egzersiz sağlar.

10- Az Konuşmak

Zihinsel sohbetler beynin etkinliğini geliştirir.

Karaciğer Hasarının Ana Nedenleri

1- Çok geç uyuma ve çok geç kalkma

2- Sabahları çiş yapmamak

3- Çok fazla yemek

4- Kahvaltıyı atlamak

5- Çok fazla ilaç tüketmek

6- Çok fazla koruyucu, gıda katkısı, gıda boyası ve yapay tatlandırıcı tüketmek

7- Sağlıksız pişirme yağı tüketmek, İçinde en iyi pişirme yağı olan zeytinyağı bile olsa, kızartma yaparken mümkün olduğunca pişirme yağını azaltın. Yorgun olduğunuzda, eğer vücudunuz formda (zinde) değilse kızarmış gıdaları tüketmekten kaçının.

8- Çiğ veya fazla pişmiş gıdaların da tüketilmesi karaciğere ağır yük olur. Sebzeler çiğ veya 3-5 kısım pişirilerek yenmelidir. Kızarmış sebzeler bir öğünde bitirilmeli, saklanmamalıdır.

Kansere En Çok Neden Olan 5 Gıda

1- Sosisli Sandviç

Ziura içinde çok fazla nitrat vardır. Kanser koruma koalisyonu, çocukların ayda 12 adetten fazla sosisli sandviç yememelerini önermektedir. Sosisli sandviçsiz yapamıyorsanız, sodyum nitratsız yapılan cinsini satın alın.

2- İşlenmiş et ve domuz pastırması

Sosisli sandviçte, domuz pastırmasında ve diğer işlenmiş etlerde bulunan aynı yüksek sodyum nitrat aynı şekilde kalp hastalığı riskini yükseltir. Domuz pastırmasında doymuş yağın aynı şekilde kanserde payı olur.

3- Yağda kızarmış şekerli çörek veya lokma

Lokmalar kansere yol açan çiftli dertlerdir. Birincisi, bunlar beyaz undan, şekerden ve hidrojene yağdan yapılır, sonra yüksek ısıda kızartılır. Bunlar, belki de kanser riskini artırmak için yiyebileceğiniz en kötü yiyecektir.

4- Kızarmış patates

Lokmalar gibi, kızarmış patates de hidrojene yağdan yapılır, sonra yüksek ısıda kızartılır. Bunlar ayrıca, kızarma işlemi sırasında ortaya çıkan ve kansere neden olan akrilamid maddesini de içerir. Bunlara “French fries” değil, “Kanser fries” olarak çağrılmalıdır.

5- Cips, Kraker ve kurabiye, bisküi

Tümü genellikle beyaz un ve şekerden yapılır. Etiketinde “Trans yağlar içermez” yazılı olsa bile az miktarda trans yağ vardır.

korkuO, çekici, yakışıklı ve güçlü. Her kızı peşinden koşturabilecek kadar da başarılı. “Böyle bir erkeğin hayatta korkabileceği ne olabilir ki?” diye düşünebilirsiniz! İnanın öyle çok ki duyduğunuzda çok şaşıracaksınız.

Bazı zamanlar kilonuzdan şikayetçi oldunuz mu? Veya eskisi kadar güzel olmadığınızı ve bu nedenle de erkeğinizin başkalarına baktığını düşündünüz mü? Eğer böyle endişeleriniz varsa size güzel bir haberimiz var. En az sizin endişeleriniz kadar erkeğinizin de bazı endişeleri var. Artık o da en az sizin kadar nasıl göründüğüne önem veriyor. Giyimine, saçına dikkat ediyor. Kilo alınca üzülüyor, kel kalmaktan ise, ödü patlıyor. İşte size erkeklerin korktuğu 7 şey…

Küçüklük korkusu
Tüm kadınların bildiği gibi erkekler cinsel organlarının boyutlarına çok önem verirler. Çoğu erkek için beraber olduğu kadınların cinsel organlarının büyüklüğü de önemlidir. Bu nedenle erkeğinizin kendini iyi hissetmesi için onunla beraberken onun sizi mutlu ettiğini vurgulayın. Ona “Harika bir vücudun var veya seni çok beğeniyorum” gibi şeyler söyleyebilirsiniz. Ona asla öyle olmadığı halde “Tanrım çok büyük” gibi şeyler söylemeyin. O, bu söylediğinizin gerçek olmadığını bildiği için, bu konuda kendine olan güvensizliği daha da artacaktır.

Para kazanamama korkusu
Her kadın, erkeğinin başarılı, karakterli ve yakışıklı olmasını ister. Ayrıca erkeklerinin iç güzelliğe de önem vermesine dikkat ederler. Tabii siz de daha az yiyerek 38 bedene ulaşsanız hiç fena olmaz. Burada önemli olan erkeğin kendine hangi konularda ne kadar güvenli olduğunu hissetmek. Özellikle para konularında bazı erkekler her zaman için kadınlardan üstün olmak isterler. Eşlerinin kendilerinden çok para kazanmalarından rahatsızlık duyarlar. Siz de çalışıyorsanız ve ondan çok kazanıyorsanız, emin olun bu onu çok fazla rahatsız ediyordur. Hatta bir gün eve çok büyük miktarda bir çekle gelmeniz onun en büyük kabusu olabilir. Ondaki bu korkuyu yenmeniz için size bazı tavsiyelerimiz var. Öncelikle paranın hayatınızda o kadar önemli bir yeri olmadığını ona hissettirin. Onu parasız olsaydı bile çok seveceğinizi, sizin için onun karakterinin ön planda olduğunu söyleyin.

Reddedilme korkusu
Erkekler çok değişik yaratıklardır. Çoğu erkek sırf reddedilme korkusundan dolayı hoşlandığı kişiye yaklaşamaz. Kendinde eksiklik hisseden erkekler genellikle karşı cinse yaklaşmakta zorlanırlar. Sizinle birlikte olduklarında ise, her zaman size ne kadar duygusal ve de istekli olduklarının sinyallerini vermeye çalışırlar. Sizinle ortak noktaları olduğuna inanmanızı sağlarlar. Bu nedenle sizin böyle durumlarda ona yardımcı olmanız gerekir. Eğer siz de ondan hoşlandıysanız bunu ona bir şekilde belli etmelisiniz. En ufak bir jestle ya da sözle ona “Ben de senden hoşlandım, yarın çıkabiliriz”in sinyalini verebilirsiniz. Bu şekilde onun kendine olan güvenini yeniden kazandırmış olursunuz.

Kel kalma korkusu
Bruce Willis ve Sean Connery, birçok kadın tarafından çok seksi ve yakışıklı bulunuyor. İkisinin ortak noktası ise, kel olmaları. Doktorlar erkeklerin çoğunun yirmili yaşlardan itibaren saçlarının dökülmesini kaçınılmaz olarak nitelendiriyor. Ayrıca yine araştırmalar, erkeklerin kel kalmalarıyla yüksek testesteron seviyeleri arasında bir bağlantı olduğunu da gösteriyor. Etrafınızdaki erkeklere dikkat edin çoğunun kel ya da kel olmak üzere olduğunu görebilirsiniz. Eğer sevgilinizin de böyle bir problemi varsa ona sürekli olarak bu haliyle çok seksi göründüğünü söyleyin.

Fazla kıl korkusu
Tatildesiniz ve birkaç gündür gördüğünüz çok yakışıklı bir erkekle ilk defa plajda karşılaştınız. Ama tişörtünü çıkarttığı anda görüyorsunuz ki o ufak çaplı bir goril. Artık ona takılmaya devam edip etmemek size kalmış. Bazı kadınlar böyle çok kıllı erkeklerden hoşlanırlarken, bazıları da nefret eder. Ama erkekler çok kıllı olmaktan pek de hoşnut değiller. Bu durumda sizin onu rahatlatmanız gerekir. Eğer onun bu halinden rahatsız değilseniz, onu bu haliyle çok beğendiğinizi ona söyleyin. Eğer rahatsızsanız, ona kibarca tüylerden kurtulmanın bazı yolları olduğunu söyleyebilirsiniz.

Ailenizle tanışma korkusu
Size göre aileniz sıradan bir şehirde, sıradan bir hayat yaşayan, sıradan bir çift. Ama erkek arkadaşınıza göre aileniz sizin hakkınızda karar verme yetkisi olan, hakim konumunda olan kişilerdir. Bu nedenle ailenizle tanışma konusu her açıldığında sizi bir şekilde atlatırlar. Bir şekilde onu ikna edip, ailenizle tanışmak için yola çıktığınızda yapmanız gereken bazı şeyler var. Öncelikle ona ailenizle tanışmak için geldiğine çok mutlu olduğunuzu ve ona olan güveninin daha da arttığını söyleyebilirsiniz. Hatta ailenizden korkuyorsa ona ailenizin eski arkadaşlarınızla da tanıştığını ve onları çok sevdiğini söyleyin.

Bağlanma korkusu
Bir erkek için kendi kendini kontrol edebilmesi çok önemlidir. Ve bu oto-kontrolün hayatta mutlu olabilmek için tek anahtar olduğuna inanırlar. Bir erkek tamamıyle aşık olduğunda içinden “Tanrım, tüm kontrolümü kaybettim. Güçsüz bir kılıbık oldum” diye düşünür. Duyguları öyle çoşkun olur ki hayatının tek amacı sizi mutlu etmek olur. Sizi kaybetmekten de çok korkar. Böyle durumlarda erkek arkadaşınız size “Sana olan aşkım beni korkutmaya başladı.” gibi sözler söyleyebilir. Sizin cevaplarınız önemlidir. Örneğin ona “Hayatım bu hislerin çok normal. Bana korkularını itiraf ettiğin için çok cesursun” gibi sözler söyleyebilirsiniz.

mutsuzO güzel duyguyu zehir etmek için eczane kapılarını aşındırmaya, aşk kitaplarına gömülüp kalmaya hiç gerek yok. Çünkü onu olumlu ya da olumsuz yönde etkileyecek tek güçlü madde sizsiniz…

- Mutlu olduğunuzu hissettiğiniz her güzel anda, keyfini çıkarmak yerine o an sizi üzen mutsuz eden olayları düşünün ve bunu sevgilinize de anlatıp, onun canını sıkın.

- Gayet güzel ve hoş bir ilişki yaşarken, bunun gün gelip biteceği korkusuna kapılın, acı çekin, ağlayın…

- Ona aslında aşkın olmadığını söyleyin. Ve aşkın gerçekte olmadığını anlatan kitaplar hediye edin.

- Onunla olduğunuz her anı sorunlu, stresli ve sıkıcı geçmesi için elinizden geleni ardınıza koymayın.

- Size söyleyeceği her güzel sözü, iltifatı, ‘Aaaa sahi mi, yok canım sana öyle geliyor’ gibi sözlerle geri çevirin.

- El ele tutuştuğunuzda, size her sarıldığında ya da öptüğünde onu geri itin ve ‘Kim bilir daha önce kimlerle böyle şeyler yaşadı’ diye düşünün.

- Size ‘Seni seviyorum’ dediği zaman ‘Yalan söylüyorsun… Şimdi böyle düşünüyorsun ama aynı şeyleri ileride de söyleyecek misin bakalım?’ diyerek onu söylediklerine bin pişman edin.

- Ona sakın kendisiyle ilgili hiç bir olumlu sözden bahsetmeyin. Onu hep eleştirin, hor görün, küçümseyin ve yapmış olduğu hiç bir şeyi beğenmeyin.

- Onunlayken ‘Nasıl olsa bana aşık, benim görüntüme değil’ diye düşünün ve kendinize bakmayın, bakımsız olun.

- Ona aşık olduğunuzu sakın itiraf etmeyin… ‘Âşık gibiyim de, olmayabilirim de’ gibi yuvarlak cümleler kurun.

- ‘Aşkta özel hayat olmaz’ diye düşünün… Onun özel hayatına girmeye çalışın. Nefes aldırmayın, arkadaşlarıyla buluşmasını, hobilerine zaman ayırmasını, ailesiyle görüşmesini engelleyin.

- Buluşacağınız zamanlarda mekan olarak en gürültülü, en berbat servis yapılan yerleri seçin.

- Onunla geçirdiğiniz en güzel anları, eski sevgilinizle yaptıklarınızı anlatarak berbat edin. Onun da eski sevgililerini kötülemeye dikkat edin.

- Sürekli kıskançlık yapın. Ona sürekli nereye gittiğini, kiminle gittiğini, telefonda arayanın kim olduğunu sorun.

- Gece yarısı evine bir baskın düzenleyin ve evin bütün odalarını, yatak altlarını, dolapları arayın. Bu davranışınızın sebebini soran sevgilinize ‘Seni rüyamda başka bir kadınla gördüm’ şeklinde bir sebep uydurun.

- Başkalarına karşı daha fazla ilgi gösterin. Bu şekilde yolda yürürken bile gözlerinin sadece sizin üzerinde olmasını sağlayın.

- Sürekli ona karşı kaprisler yapın. Kendisini asla memnun edemediğinizden falan bahsedin.

- Size getirdiği güllere burun kıvırın. Kırmızı gül getirdiyse, ‘Ben sarı severim’ deyin.

- Gereksiz yere bol bol konuşun ve onun anlattıklarını hiç dinlemeyin.

- Onu devamlı iş yerinden arayın. Toplantıda olsa bile odaya apar-topar dalın.

- Onu çok özleseniz bile tersini söyleyin.

NOT: Bütün bunların tersini yaparak da mutluluğun doruklarına ulaşabilir, aşktan alabileceğiniz hazzı maksimuma çıkarabilirsiniz.

divorceUzmanlar, son yıllarda boşanmaların hızla arttığını belirterek, bunun da en büyük nedenini aile içi iletişimsizlik olarak gördüğünü açıkladı.

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Ay, Özel Nilüfer Yıldırım İlköğretim Öğretim Okulu velilerine yönelik düzenlenen ‘Aile İçi İletişim’ seminerine katıldı.

Kalabalık bir veli topluluğuna konuşan Mehmet Emin Ay, son yıllarda boşanmaların hızla arttığı belirterek, bu gidişatın aileleri ve toplumu tehdit ettiğini dile getirdi.

Boşanmalardaki en büyük nedenin aile içi iletişimde yaşanan sıkıntılardan kaynaklandığını ifade eden Ay, çözüm önerisi olarak ise; eşler arasında daha sağlıklı ve mutlu bir aile için çözüm önerisi olarak, eşlerin birbirlerini yaptıkları işlerden ötürü takdir etmesinin önemli olduğunu ifade etti.

“Muhabbet için fedakârlık, fedakârlık için ise takdir gerekir” diyen Mehmet Emin Ay, “Aile içi iletişimde ikinci önemli husus ise kişilik haklarına önem vermektir. Sevmek, saygıyı barındırıyorsa değer ifade eder. Verdiği sözde durmama ve bekletme gibi hususlar dahi birer kişilik hakkı ihlalidir. Başkalarına gösterdiğimiz inceliği yakınlarımıza da göstermeliyiz.” dedi.

Hediyeleşmenin önemine işaret eden Ay, “Birbirinize hediye veriniz ki aranızda sevgi oluşsun. Aile içi iletişimde diğer bir husus ise birlikte geçirilen zamandır. Yakın temas ve bir şeyleri paylaşmak stresi azaltır. Bu yalnızca eşlere faydalı değil, aynı zamanda çocuklara da olumlu yönde yansıyacaktır. Çünkü stressiz bir ortamda büyüyen çocuklarda daha mutlu yetişecektir.” şeklinde konuştu.

Organizasyonu gerçekleştiren Okul Müdürü İshak Göğebakan ise öğrenci veli ve ailelerini eğitmeye yönelik bu tarz programları arttırarak sürdürmeyi amaçladıklarını ifade etti.

evlilikUzmanlar, 30 yaşını geçtikten sonra evlenmeye karar veren kadınların çok dikkat etmesi gereken bazı noktaların olduğunu belirtiyor. Biyolojik saat ve yalıtılmış yaşam ise bu noktalardan sadece birkaçı…

Bazı kadınlar evlilik zamanını 30 yaş sonrası olarak belirlerler. Ancak 30 yaşından sonra kadınlar için evlenecekleri kişiyi bulmak zorlaşır. Peki, 30′undan sonra evlenmek isteyen kadınlar nelere dikkat etmelidir?

Amerikalı yazar Rachel Greenwald, “30′undan Sonra Koca Bulmanın Yolları” isimli kitabında Harward’ta öğrendiği pazarlama teknikleriyle nasıl koca bulunacağını anlatıyor.

Sorular bunaltabilir

Harward Business School’da yüksek lisans yaparak pazarlama konusunda uzmanlaşan ABD’li yazar Rachel Greenwald, öğrendiği pazarlama tekniklerini kadınların koca bulmaları için hazırladığı bir programa uyguluyor ve büyük şöhret kazanıyor. Bakın Greenwald kadınlara hangi tavsiyelerde bulunuyor…

30 yaşından sonra koca aramak gerçekten farklıdır. Artık dikkate almanız gereken altı önemli fark vardır…

Aciliyet

30 yaşını geçtiniz ve biran önce evlenmek istiyorsunuz. Çocuk istiyorsanız biyolojik saatiniz de tıklıyor olabilir. Arkadaşlarınız ve aileniz “Neden evlenmedin?” sorularıyla sizi bunaltıyor olabilirler. Ve bunun ötesinde siz de evli çiftler denizinde yalnız dolanmaktan ölesiye bunalmış olabilirsiniz. Acil durumlar eylem gerektirir. Oturup kendiniz için üzülemezsiniz ya da kaderin kapınızı çalmasını bekleyemezsiniz. Meseleyi hemen kendi ellerinize alıp çözümlemeniz gerekir.

Değişen bedenler

Bir başka acı gerçek. Çiftleşen gıdılar ve selülitler ortak düşmanlarımız. Arkadaşlarınız botoks yaptırmaktan ve estetik ameliyatlardan söz ediyor. Bir koca bulmanız için zayıf ya da güzel olmanız gerekmez ama genel olarak görünüşünüzü düzeltmek için harekete geçseniz sizin için çok iyi olur.

Daha az bekâr erkek

30 yaşın üzerindeki bekâr kadınlar kadar bekar erkeklerin de olması gerekir değil mi? Oysa, 2000 yılındaki bir sayıma göre 30 yaşın üzerinde 18 milyon bekar erkek varken, bu yaşlardaki kadınların sayısı 28 milyon! Farkın birçok nedeni var. Bunlardan biri de birçok erkeğin kendilerinden genç kadınlarla evlenmesi. Siz de bu gerçeği kabullenin ve onlara en iyi ulaşma yolunun ne olduğunu bulun.

Yükleriniz

30 yaşını geçtikten sonra büyük olasılıkla 20 ve 25′inizde sahip olduğundan daha fazla yükünüz vardır. Sizden çok fazla şey bekleyen bir işiniz, tüm enerjinizi alan kardeşleriniz, sizi suçluluk hisleriyle sömüren anne ya da babanız olabilir. Belki kilo, çekingenlik ya da özsaygı eksikliği gibi kişisel sorunlara sahipsiniz. Evlenmeden önce bunları da göz önünde bulundurun.

Yalıtılmış yaşam

30′dan sonra, yaşamınız daha yalıtılmıştır. Artık binlerce bekâr erkeğin dolaştığı bir üniversite kampüsünde ya da partilerde değilsiniz. Bu nedenle sizin gibi kendisini dünyasına hapseden erkeklerin bulunduğu ortamlara girin. Örneğin sabah sakin bir yerde yürüyüş yapın.

Alışkanlıklar

Yaşınız ilerledikçe eski alışkanlıkları yıkmak güçleşir. Büyük olasılıkla kendi yolunuzu çizmişsinizdir. Yıllar içinde oluşan ve koca bulmanızı engelleyen bu alışkanlıkları gerçekten kırmak için sisteminize şok vermek gerekir.

Untitled Document
Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed
Penis Büyütücü

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta