<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dogalguc.net &#124; Sağlık konulu güncel blog &#187; Ruh Sağlığı</title>
	<atom:link href="http://blog.dogalguc.net/category/ruh-sagligi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.dogalguc.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 Jul 2010 12:22:22 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>&#8220;Mitamoni&#8221; Yalan Söyleme Hastalığı&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/03/01/mitamoni-yalan-soyleme-hastaligi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=mitamoni-yalan-soyleme-hastaligi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/03/01/mitamoni-yalan-soyleme-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 13:28:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[dogalguc]]></category>
		<category><![CDATA[kleptomani]]></category>
		<category><![CDATA[mitamon]]></category>
		<category><![CDATA[mitomani]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrist]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yalan söyleme hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1156</guid>
		<description><![CDATA[

Herkezin zaman zaman başına gelen doğal olaylardan birisidir yalan söylemek.Peki yalan söylemenin bir hastalık olduğunu biliyormuydunuz?  Tıp dilinde  devamlı yalan söylemek ve söylediği yalana kendisinin de inanmasına Mitamoni yani yalan söyleme hastalığı deniliyor.Başta çok saçma gelebilir sizede&#8230;yalan söylemenin hastalığımı olurmuş diye düşünen insanların sayısı günümüzde hiçde az değil.fakat çocukluk yıllarına kadar dayanan insanın küçüklüğünden itibaren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p>Herkezin zaman zaman başına gelen doğal olaylardan birisidir yalan söylemek.Peki yalan söylemenin bir hastalık olduğunu biliyormuydunuz?  Tıp dilinde  devamlı yalan söylemek ve söylediği yalana kendisinin de inanmasına Mitamoni yani yalan söyleme hastalığı deniliyor.Başta çok saçma gelebilir sizede&#8230;yalan söylemenin hastalığımı olurmuş diye düşünen insanların sayısı günümüzde hiçde az değil.fakat çocukluk yıllarına kadar dayanan insanın küçüklüğünden itibaren piskolojik durumundanda kaynaklanan gelişmeler neticesinde oluşan bir hastalık olduğunu söylemem hiçte abarto olmasa gerek.Araştırmalar günlük yaşantısında bir amacı olmayan ve gercek dışı fikirlere ilgi duyan kişilerin bu hastalığa yakalanma riskinin çok daha fazla olduğunu söylüyor. <img class="alignleft size-full wp-image-1158" title="images" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/images.jpeg" alt="images" width="149" height="108" />Mitamoni hastalarının kendilerine ait bir hayat felsefeleri vardır.onlar kendi dünyalarında kendi belirledikleri kurallar cercevesinde mutludurlar.hayaller üzerine kurulu bu dünyanın temelinde ise mutluluk ve sevgi vardır.çünkü kişiler gercek yaşantılarında mutluluğu hissedemedikleri için böyle bir eğilimin içerisindedirler.Mitamoni hastası kişiler söylediği yalanlardan haz duyar.o anki mutluluk onu olağan durumun dışına iter.fakat belli bir zaman geçtikten sonra söylemiş olduğu yalandan dolayı pişmanlık duyarak sevdiklerine hatta kendisine zarar verebilir.Mitamonlar o an gelişigüzel ve üzerine yoğunlaşmamış basit yalanlar söyleyerek dikkatleri üzerine çekmek isterler.amaçları o an için çevredekiler tarafından umursandığını bilmektir.söylediği yalanın anlaşılması veya bilinmesi kaygısı taşımamaları bu hastalığın ne denli köke inen bir hastalık olduğunun belirtisidir.çevremizde hatta ailemizde bile bu hastalığı taşıyan ve farkında olmayan insanlar olabilir.mitamoni hastalarına aşağılık gözüyle bakmamak ve onları dışlamamak gerekir.çoğu insan bu hastalığa yakalandığını bile bilmeyebilir.böyle durumlarda yapılacak en doğru davranış bu hastalık hakkında hastaya bilgi vermek ve tedavi olması amacıyla uzman bir psikiyatrist&#8217;e görünmesini sağlamaktır.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/03/01/mitamoni-yalan-soyleme-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ruh Sağlığının Bizim İçin Önemi</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/11/12/ruh-sagliginin-bizim-icin-onemi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=ruh-sagliginin-bizim-icin-onemi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/11/12/ruh-sagliginin-bizim-icin-onemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 18:14:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh sağlığının  önemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=493</guid>
		<description><![CDATA[

Ruh sağlığı bazı durumlarda beden sağlığından bile daha önemlidir. Çünkü bedenen engelli olan bir insan bazı işleri yapamayabilir ancak aklen ve ruhen sağlıklı olduğu için düşünebilir, mutlu, huzurlu olabilir, şartları kısıtlı da olsa üretebilir, çevresine güven ve huzur verebilir, mutlu, rahat, dengeli bir yaşam sürebilir. Oysa fiziken hiçbir kusuru ve bedeni hastalığı olmamasına rağ­men ruh [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-494" style="margin: 2px;" title="ruh-sağlığı" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/ruh-sağlığı.gif" alt="ruh-sağlığı" width="250" height="294" />Ruh sağlığı bazı durumlarda beden sağlığından bile daha önemlidir. Çünkü bedenen engelli olan bir insan bazı işleri yapamayabilir ancak aklen ve ruhen sağlıklı olduğu için düşünebilir, mutlu, huzurlu olabilir, şartları kısıtlı da olsa üretebilir, çevresine güven ve huzur verebilir, mutlu, rahat, dengeli bir yaşam sürebilir. Oysa fiziken hiçbir kusuru ve bedeni hastalığı olmamasına rağ­men ruh sağlığı bozuk olan bir kişi hem kendisi hem de çevresine rahatsızlık verir. Maddi imkanları geniş olsa da, iyi bir eğitimi ve işi olsa da, geniş bir çevresi bulunsa da aklen sağlıksız olduğu için mutlu olamaz. Her şeyden önce kendi içinde sürekli huzursuz, rahatsız, sıkıntılı bir yaşam sürdüğü için mutsuzdur. Sürekli so­runları vardır. Bundan ötürü vakti, imkanı, bedeni gücü yerinde olsa da yaptığı işten yerim alamaz, bir şeyler üretemez, konsan­tre olamaz, faydalı faaliyetlerde bulunamaz, derslerinde başarılı olamaz, çevresiyle uyumlu olamaz, insanlarla diyalog kuramaz… Ruh sağlığının bozulmasından kaynaklanan sorunlar çok daha uzun anlatılabilir. Burada önemli olan nelere yol açabileceğinin bilinmesidir. Ruh sağlığı bozulan bir insanda bunların hepsi görülecek diye bir kural elbette ki yoktur. Ancak ruh sağlığının bozulmasının bunlara sebep olabileceğini bilmek gerekir. Ayrıca ruh sağlığının bozulması demek o kişiye hemen mutlaka bir ruh hastalığı teşhisi konulması demek değildir. Bunların ön aşama­ları vardır. Örneğin dengesiz ya da tutarsız bir yapı sergilemek bu kişiyi güvenilmez yapar. Evde ailesi, okulda arkadaşları ve öğretmenleri bu kişiye elbette tedirginlikle yaklaşırlar. Ona her sorumluluğu rahatlıkla veremezler. Yanında her konuyu konuşa­mazlar. Emanet veremezler. Üstelik böyle bir kişinin sürekli takip edilip, kollanması gerekir. Çünkü ne zaman ne yapacağı, neye ne şekilde tepki vereceği belli olmaz. Bir konuşma sırasında geçen bir sözden etkilenip delice bir harekette bulunabilirler. Derste iş­lenen bir konudan etkilenip umulmadık bir şey yapabilirler. Bu tür kişilerin yanlarında dikkatli olmak gerekir. Onların psikolo­jilerini bozmayacak, onları olumsuz etkilemeyecek, onları yanlış düşüncelere sevk etmeyecek şekilde hareket etmek gerekir. Bu da elbette ki o kişinin yanındakileri huzursuz eder. Burada kastedilen, ciddi ruh hastalıkları değildir. Çünkü ruh hastalıkları elde ol­mayan rahatsızlıklardır. Ancak gençlerde görülen dengesiz, aşırı, hırçın, kaprisli, güven vermeyen, sorunlu, bunalımlı ruh halleri­nin çözümü vardır. Burada tenkit edilen de budur. Bunun önüne geçmek, bu ruh halinden kurtulmak, daha dengeli, huzurlu, gü­ven veren, sağlıklı bir yapıya kavuşmak elbette ki mümkündür. Bu yazıda amaçlanan da budur. Gençlerde yaygın olarak görü­len bu ruh halinin normal karşılanmasını önlemek, siz gençlere eğer isterseniz çok aklı başında, huzurlu, dengeli, sağlıklı bir ruha sahip olabileceğinizi anlatmak ve bunun yollarını göstermektir. Dengesizlikten kastedilen de yine gençler arasında yaygın olan bu ruh halidir. Bundan kurtulmak isteyenlere bunun mümkün olduğunu anlatmaktır.</p>
<p>Ayrıca şunu da unutmayın ki bu yaşlarda nasıl bir kişilik geliştirir, nasıl bir ruh haline sahip olursanız, ilerideki kişiliğinizi, ruhsal yapınızı bunun üzerine bina etmiş olursunuz. Her zaman herkes için değişme yolu açıktır. Bu yol açıktır ancak her insan değişime açık olmadığı için çoğu kişi gençlik yıllarında elde ettiği yapıyı korur ve bunu tamamen değiştirmek yerine bunun üzerine bir şeyler kurar. Dolayısıyla gençlik döneminde elde ettiği yapıyı muhafaza eden insanlar çoktur. Aynı yapının ileriki yıllara taşındığını düşünsenize… Böyle bir insana ne iş hayatında ne aile ortamında ne de toplumsal ilişkilerinde güven duyulmayacağı, böyle bir kişiye emanet verilemeyeceği, sorumluluk yüklenemeyeceği açıktır. Tabi ki aslında hiç kimse böyle bir duruma gelmek istemez. Bu nedenle daha yaşım erken, henüz önümde uzun yıllar var, diye düşünmeyin. Şimdiden dengeli, aklı başın­da, ruh sağlığı yerinde bir insan olun. Bu tamamen sizin elinizde.</p>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-495" style="margin: 1px;" title="ruhsaglıgı2" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/ruhsaglıgı2-240x300.gif" alt="ruhsaglıgı2" width="240" height="300" /> Dengeli aklı başında insan olmayı gerçekten isterseniz rahatlıkla bunu elde edebilir­siniz. Ama bunalımlı ruh halinden zevk alıyorsanız, ailenizi ve çevrenizi üzmek, tedirgin etmek sizi rahatsız etmiyorsa, sorunlu insan olmayı kendinize yakıştırıyorsanız, tartışmadan, çekişme­den zevk alıyorsanız o zaman bu şekilde yaşamaya devam ede­bilirsiniz. Fakat kendisine saygı duyan bir insanın aklı başında olmayı tercih edeceği açıktır. Ruh sağlığınız güçlü olursa ileride diğer insanların yetişme­sine de katkıda bulunabilirsiniz. Örneğin öğretmen, eğitimci, akademisyen, psikolog vb. mesleklere sahip olabilirsiniz. Fakat daha kendisini eğitememiş, kendisini değiştirememiş bir insanın, kendi üzerinde otokontrolü olmayan bir kişinin başkasını eğit­mesi ya da değiştirmesi de mümkün olmayacaktır.</p>
<p><strong>DENGELİ İNSAN OLMAYI GÖZÜNÜZDE BÜYÜTMEYİN!</strong></p>
<p>Bu yazıda anlatılanları uygulamak sakın gözünüzde büyü­mesin. Eğer gerçekten ister, azmeder, irade gösterir ve uygularsa­nız çok büyük bir değişim yapabilirsiniz. Bu kitabı okuyan genç­lerin belki hemen hepsi okurken heveslenecekler, kendilerinde böyle bir değişim yapmayı isteyeceklerdir. Ancak elbette ki hepsi elde edemeyecektir bu ruh halini. Sadece gerçekten isteyen, irade ve kararlılık gösteren ve pes etmeyenler bu ruh haline ulaşacak­lardır.</p>
<p>Kendinizde böylesine olumlu bir değişiklik yapmanız bu yaşlarınızda da ileriki yaşlarınızda da sizin için çok faydalı ola­caktır. Bu yaşlarda böylesine güzel bir irade göstermeniz hem kendinize güveninizi ve saygınızı artıracak hem de çevrenizin saygısını kazanmanıza yol açacaktır. Kişilikli, özgüvenli, dengeli, aklı başında, ruh hali son derece normal bir insan olmanız elbet­te ki size haklı bir saygınlık kazandıracaktır. Yazıda anlatılanları uygulama konusunda zaman zaman zorlanabilirsiniz. Alıştığınız, eskiden beri alışkanlık haline getirdiğiniz huylarınızdan, karak­ter özelliklerinizden vazgeçmeniz ilk etapta kolay gelmeyecektir. Ancak değiştirdiğiniz her özellik kendinize olan güveninizi artı­racak ve diğerlerini değiştirebilmeniz için size cesaret verecektir.</p>
<p>Neden yıllarınızı boşuna harcayasınız? Üstelik ömrünüzün en değerli, en verimli, en dinç dönemlerini niçin ruhen sağlıksız ve dengesiz bir insanmış gibi geçiresiniz? Nasıl olsa eninde sonunda ruhen dengeli bir insan olmaya karar vereceksiniz. Niçin yetişkin olmayı bekleyesiniz? Bu değişiklikleri yaptığınızda sakın gençli­ğinizin kıymetini bilmediğinizi, ömrünüzün en verimli yıllarını tek düze, hayattan zevk almadan, sıkıcı bir ruh haliyle geçirece­ğinizi düşünmeyin. Bu yanlış olur. Çünkü asıl, kişilikli, ruhen dengeli, sağlıklı olduğunuzda hayatın değerini daha iyi bilir, ya­şamınızdan daha zevk alırsınız. Çünkü kendinize saygı duyar­sınız. Bu nedenle bu konuyu çok iyi değerlendirin. Daha önce de belirttiğimiz gibi bazılarınız bu anlatılanları uygulayacak, ba­zılarınız ise uygulamayacaktır. Fakat bilmelisiniz ki yetişkin bir insan olup geri dönüp baktığınızda bunları uygulamış olmaktan ötürü kendinizle gurur duyacaksınız. Yaşıtlarınızın pek çoğunun önüne geçecek, onların yıllar sonra kavradığı gerçekleri siz yıllar önce fark etmiş ve yaşamış olacaksınız. Bu elbette ki çok büyük bir avantaj olacak.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/11/12/ruh-sagliginin-bizim-icin-onemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
