Pratik Bilgiler

Günlük Hayatta İşinize Yarayacak Pratik Bilgiler

dogalguc.net Haftanın ürünü

Günümüzün Kronikleşmiş problemlerinden birisidir insanın kendini yorgun hissetmesi, bizde dogalgucblog olarak  bir  test yayınlayıp yorgunluğunuzun sebeplerini bulmanıza yardımcı olalım dedik. Burda sorularımıza vereceğiniz yanıtlar ışığında  yapacağınız  sorgulama ile kendinizi yorgun hissetmenizin nedenlerini daha kolay bulacaksınız. Aşağıdaki soruları kendinize sorun ve cevapları yazın.Gercekten yorgunmusun

Uyku düzeni:

  • Ne kadar uyuyorsunuz? Uykunuz her zamankinden daha az ya da daha fazla ise:
  • Hangi saatler arasında uyuyorsunuz? Her zamankinden farklı saatlerde ise:
  • Uyandığınızda kendinizi dinlenmiş mi yoksa yorgun mu hissediyorsunuz? Çoğunlukla uyandığınızda dinlenmiş olduğunuz halde son zamanlarda yorgun kalkıyorsanız:

Yorgunluğun özelliği:

  • Yorgunluğunuz gün boyu aynı düzeyde mi? (Aradaki dinlenmelere, iş temposunun düşmesine rağmen aynı düzeyde bir yorgunluk söz konusuysa dikkat etmek ge­rekmektedir.)
  • Yoksa yorgunluk gittikçe artıyor mu? (Akşam üstüne doğru artan yorgunluk günün temposu yüksekse nor­mal kabul edilebilir.)
  • Yorgunluk uzun zamandan beri var mı? Yoksa yeni mi belirdi? (Son birkaç aydır belirgin ve dinlenmeye rağ­men geçmeyen yorgunluk yakınmaları varsa hekime danışmakta yarar bulunmaktadır.)
  • Yorgunluk belirli aralıklarla mı ortaya çıkıyor? (Hafta­lık, aylık dönemler gibi.)

Ruhsal durumunuz:

  • Şu sıralarda mutsuzluk, sıkıntı, hayal kırıklığı gibi duy­gulanımlarınız var mı?

Diğer konular:

  • Her zamankinden farklı bir fiziksel etkinlik gösterdiniz mi? (Ev taşıma, ağır yük getiren alış verişler, yeni bir sportif etkinliğe katılma, iş değişikliği nedeniyle fazla yüklenmeler gibi.)
  • Ev ve işinizde ilişkileriniz, iletişiminiz nasıl? Beslenme düzeniniz nasıl? (Son zamanlardaki iştahsız­lıkla beraber yeterli enerji alamama gibi.) Spor, egzersiz yapıyor musunuz?
  • Başka hangi yakınmalarınız var? Bulantı, ağrı, baş dönmesi vb.
  • İlaç kullanıyor musunuz? (Bazı ilaçlar halsizlik, yorgun­luk yakınmalarına yol açabilir, örneğin antidepresanlar, sakinleştiriciler, alerji ilaçları.)

Bütün bu sorulardan sonra verdiğiniz cevapları incele­diğinizde aşağı yukarı bir sonuca ulaşabilmiş olmanız bek­lenir. Şöyle ki; normal, sağlıklı yaşam düzeninizdeki deği­şimler yorgunlukla paralel ise endişelenmenize gerek yok­tur. Ancak, hastalık belirtileri ile beraber ortaya çıkan bir yorgunluktan şüpheleniyorsanız, çözüm için bir hekime başvurmakta gecikmemelisiniz. Aşağıdaki anket, yorgunlu­ğunuzu puanlayarak değerlendirmek amacıyla hazırlanmış­tır. Anketi dikkatle okuyun. Soruların hepsini doğru olarak cevaplamaya çalışın. Her soru için verdiğiniz cevaplara ait puanları toplayın.

1) Ne kadar uyku ile yetiniyorsunuz?

  • 7-8 saat (1)
  • 8-10 saat (2)
  • 10-12 saat (3)

2) Uyandığınızda kendinizi dinç, zinde ve yenilenmiş hissediyor musunuz?

  • Evet, tamamen (1)
  • Biraz (2)
  • Hayır (3)

3) Gün içinde yorgunluk hissediyor musunuz?

  • Hayır (1)
  • Bazen (2)
  • Sürekli (3)

4) Son zamanlarda iş temponuz eskiye oranla daha ağır mı?

  • Evet (1)
  • Biraz daha yoğun (2)
  • Hayır, hep aynı iş temposu (3)

5) Yorgunluğunuz varsa günün hangi saatlerinde daha fazla?

  • Akşamüzeri (1)
  • Öğle saatleri (2)
  • Sabahları (3)

6) Yorgunluk iş, çalışma temponuzu yavaşlatıyor, hatta bazen bozuyor mu?

  • Hayır (1)
  • Biraz Yavaşlatıyor ve etkiliyor (2)
  • Bozuyor (3)

7) Yorgunluk nedeniyle daha sinirli ve huzursuz olduğu­nuzu düşünüyor musunuz?

  • Hayır, hep aynı davranışı sergiliyorum, rahatım (1)
  • Bazen sinirli oluyorum (2)
  • Sürekli gerginlik yaşıyorum ve huzursuzum (3)

8 ) Beslenmeniz yeterli, düzenli ve dengeli mi?

  • Evet, günde üç öğün yiyor ve yeterli besleniyorum (1)
  • Bazen öğün adıyorum ama genellikle yeterli (2)
  • Düzensiz ve yetersiz yemek yediğimi düşünüyorum (3)

9) Yorgunluğa eşlik eden başka belirtiler (baş dönmesi, bulantı, baş ağrısı, iştahsızlık, kilo kaybı veya aşırı kilo sorunu var mı?

  • Hayır, sağlıklıyım, yukarıdaki belirtilerden hiçbirisi yok (1)
  • Bir kısmı (2-3 tanesi) var (2)
  • Evet çoğu (4-5 tanesi) var (3)

10) Sigara kullanıyor musunuz ?

  • Hayır (1)
  • Günde 5-10 adet (2)
  • Günde 10 taneden fazla (3)

Topladığınız puanlar;

  • · 5-10 arasındaysa normal fizyolojik yorgunluk yaşıyorsunuz. Oldukça sağlıklı bir durumunuz var. Vücudunuz yapı­lan işlere normal cevaplar verebiliyor. Uygun şekilde dinlenebiliyor ve yaşamınızı sürdürebiliyorsunuz. Bu yaşam tarzınızı sürdürmeye özen gösterin. Yakınlarınıza güzel bir örnek oluşturmaktasınız.
  • · 10-20 arasındaysa yorgunsunuz ve sağlığınızı korumalısınız. Organizmanızı zor durumlarda bıraktığınız zamanlar oluyor. Sağlığınızı tehdit edecek bir boyutta olmasa da yorgunluk sinyallerine kulak vermeniz gerekiyor. Din­lenme ve beslenme şeklinizi gözden geçirmeniz önem taşıyor. İş temponuzu gözden geçirin, gereksiz yüklen­melerinizi azaltın veya kaldırın.
  • · 20-30 arasındaysa sağlığınızı tehdit eden durumlar olabilir. Ciddi bir yorgunluk sorunu yaşadığınız söylenebilir. Yorgunluk sinyallerini pas geçmeyin. Bu durum 6 ay­dan daha uzun zamandır devam etmekteyse kronik yorgunluk söz konusu olabilir. Kalıcı sağlık sorunlarına dönüşmemesi için mutlaka bir hekime başvurun.

*Bu basit anket, yorgunluğunuzun hastalıkla ilişkisi konusunda bir yaklaşımda bulunabilmeniz için ha­zırlanmıştır. Hastalık tanısı koymak amacı taşıma­maktadır. Dolayısıyla en sağlıklı yaklaşım, bir heki­me danışmanızdır!

Kadınların fizyolojik farklılıkları nedeniyle gösterdikleri or­ganik cevaplar da farklıdır. Dolayısıyla yorgunlukla ilişkili ola­rak bazı noktalara dikkat etmek gerekmektedir. Örneğin, menstrüasyonla ilgili olarak kan kayıpları olduğundan kadınlar gerek organik gerekse psikolojik olarak kendilerini daha yor­gun hissedebilirler. Bazı kadınlar ise bu dönemlerde hiçbir de­ğişik tepki, yakınma göstermeyebilir. Gebelik ve sonrasında da fizyolojik değişiklikler çok etkili olabilir.

kafa-yaralanması1

Yüksek bir yerden düşüldüğünde veya trafik kazasına maruz kalındığın­da; ölüm ile neticelenen vakaların ço­ğunu kafa yaralanmaları teşkil etmek­tedir. Burda dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da her kafa yaralanmasının  ardından kişinin boyun omurlarında da bir yaralanma ve zedelenme olabileceği asla unutulmamalıdır. Meydana gelen kafa yaralanmalarında o anda herhangi bir belirte göze çarpmayabilir, yaralanan kişi 6 ila 8 saat arasında gözlem altında tutulmalı ve aşağıda yazacağım belirtiler meydana gelirse çevredeki en yakın hastaneye nakletmek gereklidir. Yaralı kişinin hayati tehlikesi ise 48-72 saat arasındadır. Bu zaman zarfında yaralıya dikkat edilmesi gereklidir. Aşağıda yazdığımız belirtiler daha sonrada ortaya çıkabilir, bir diğer önemli nokta da yaraya batan herhangi bir cisim varsa kesinlikle çıkartılmaz.

Kafa yaralanmalarının belirtileri şunlardır:

* Kafada şişlik, yara veya kanama.
* Başağrısı.
* Başdönmesi
* Yarım saat içinde veya daha son­ra bayılma.
* Ağızda, burunda veya kulaklarda kanama.
* Kol veya bacakların birinde felç.

* Göz bebeklerinin büyüklüğünde farklılık.
* Şuur Kaybı
DİKKAT: Kafasından yaralanmış bir kazazede, ister baygın ister kendin­de olsun, ona uyarıcı içecekler verme­yiniz. Ayaklarını havaya kaldırmayı­nız.

Ne Yapmalı?

* Hastayı, düz bir yere, boylu bo­yunca yatırınız.
* Ağzında salgı veya kanama var­sa, başını yana çeviriniz. Böylece, sal­gının nefes borusuna kaçmasını engel­lemiş olursunuz.
* Derhal doktor çağırınız. Bu mümkün değil ise hastayı düz yatmış
olarak, hırpalamadan en yakın hastaneye götürünüz.
* Hasta bayılmış ise, nefes alıp al­madığını kontrol ediniz.
* Solunumu durmuş ise yapay so­lunum uygulayınız.
* Nefes borusunun salgı veya geri­ye kaçmış dili tarafından tıkanıp tıkan­madığını kontrol ediniz. Böyle bir teh­like mevzubahis ise ve boynunda kırık yok ise başının altına küçük bir yastık koyarak başını yana çeviriniz.

NOT: Diğer tedbirler “yapay solu­num” bahsinde anlatılmış olduğundan oraya müracaat ediniz.

Kafa yaralanmasıVücut Yaralanmaları

DİKKAT: Kanama ile sonuçlanan her türlü yarayı -önemli veya önemsiz olduğuna bakmaksızın- mutlaka temiz­leyiniz. Zira tetanosu önlemenin birin­ci yolu budur. Eğer kanama faslı, sivri bir cismin batması sonunda meydana gelmiş ise; yarayı güzelce temizlemek­le beraber tetanos aşısı olmayı ihmal etmeyiniz.

Mikrop bulaşmasının belirtileri ya­ralanmadan hemen sonra görülmez. Mikropların gelişip çoğalması ve ze­hirli madde salgılaması zaman ister. Belirtiler, genellikle, iki ila yedi gün sonra ortaya çıkar. Bazı durumlarda -mikrobun cinsine bağlı olarak- daha geç ortaya çıkar.

Yaranın Mikrop Aldığı Nasıl Anlaşılır?

* Yaralı bölge kızarır.
* Dokunduğunuz zaman acır.
* Yanma ve şişlik görülür.
* Bazen yaralı bölgeden yukarıya doğru (kol ve bacaklarda) kırmızı renkte çizgiler belirir.
* Koltuk altında veya kasıkta has­sas şişler ortaya çıkar.
* Bütün bu belirtiler, yaranın mikrop kaptığım ve mikropların vücuda yayıl­dığını gösteren kesin delillerdir.

DİKKAT: Bulaşma (enfeksiyon) belirtilerini görünce yarayı sıkmayınız ve açmayınız; derhal bir doktora gidi­niz.

Ülkemizde yayaların ve sürücülerin kurallara uymaması sonucunda yoğun olarak trafik kazaları meydana gelmektedir. Her yıl binlerce insan trafik kazaları sonucu hayatını kaybetmektedir. Bu kayıpların içerisinde önemli bir miktarı da kazazedeye yanlış müdahale yada geç ulaşan ilk yardım uygulamaları neticesinde meydana gelmektedir. Bu yazımızda sizlere böyle bir olay ile karşı karşıya kaldığınızda neler yapmanız gerektiği hakkında bilgiler vermeye çalışacağız. Unutmamalıyız ki doğru yapılan bir müdahale ile bir kişinin hayatını kurtarabiliriz.

Trafik kazalarında, araç içinde bu­lunan bir şahsı veya şahısları aşağıdaki tehlikeler beklemektedir:

trafikkazası* Yaralanma sonucu dış kanamalar
* Çarpma sonucu burkulma, çıkık ve kırıklar.
* Çarpma sonucu beyin veya iç or­gan kanamaları.

DİKKAT: Kazaya uğramış bir araç içindeki kişinin veya kişilerin na­sıl bir zarara uğradığını kestirmek zor­dur. En çok bağırıp çağıran kişiye de­ğil; sessizce oturan ve sabit nazarlarla bakan kişiye öncelik veriniz. Zira şid­detli bir beyin sarsıntısı geçiren veya aşırı kan kaybeden kişi, bayılmasa bile şoka girmiş demektir. Kazada en çok korkulan durum beyin kanaması veya belkemiği kırıklarıdır. Kaburga kırık­ları da aynı şekilde ciddiye alınmalıdır. Kırık kaburgalar iç organlarından biri­ne batarak iç kanamalara sebebiyet verebilir.

* Kazazede bayılmış veya şoka gir­miş ise (belirtileri için ilgili konulara bakınız) ve emniyet kemerine bağlı halde duruyor ise hiçbir müdahalede bulunmadan polise ve hastanenin il­gili servisine telefon ederek kaza ma­hallinin adresini haber veriniz.
* Kazazede emniyet kemerine bağ­lı değil ve direksiyonun üzerine yığılıp kalmış ise; oturduğu koltuğun arka kıs­mını kumanda kolu ile hafifçe geriye yatırınız. Kazazedenin başını yavaş ya­vaş kaldırarak -bel ve boyun omurgası­nı dik tutmaya gayret ederek- arkaya yaslayınız. Böylece kazazedenin rahat nefes almasını sağlamış olacaksınız. Boyun ve bel omurgasını dik tutmanı­zı istememizdeki maksat, boyun veya belkemiğindeki bir kırık ihtimalindendir. Beyin ve soğancığın uzantısı olan sinir ağı, belkemiği içindeki omurilikten geçmektedir. Omurga kırıklarında omuriliğin zedelenme ihtimali oldukça yüksektir. Omuriliğin zedelenmesi ha­linde sinir lifleri kopacak ve kazazede felçlere maruz kalacaktır.
* Kazaya maruz kalan kişi baygın ise ve kanaması da yok ise bir iç kana­ma veya kırıktan şüphe etmemiz gere­kir. Bu sebeple onu arabadan dışarıya çıkarmaya çalışmayınız. Koltuğuna dik oturacak şekilde emniyet kemeri ile bağlayınız. Başını koltuğa yaslamış olarak yardım gelmesini bekleyiniz.
* Eğer bir dış kanama geçiriyor ise “kanamalar” konusunda anlatıldığı şe­kilde kanamayı durdurmaya çalışınız. Bu işlemi yaparken yine bel ve boyun omurgasını dik tutmaya dikkat ediniz.

Kazazede Dışarıda Baygın Yatıyor İse

* Kazadan sonra sürücü veya yol­culardan biri arabadan çıkmış; ancak şuurunu kaybederek bayılmış olabilir. Bu durum, bir beyin kanamasını veya dış kanamadan dolayı aşırı kan kaybını akla getirmelidir. Eğer bayılmaya rağ­men nefes alış-verişi normal ise bir belkemiği kırığı olabileceğini hesaba katarak- kazazedeyi boylu boyunca uzatınız.
* Bayılmış kişinin kusabileceğini ve dilinin geriye doğru kıvrılarak nefes borusunu tıkayabileceğini düşünerek boynunda kırık yok ise- başını yana çeviriniz.
* Motosiklet kazasında baygın düş­müş birini gördüğünüz zaman yukarı­daki aynı tedbirleri alınız. Başında kaskı varsa dikkatlice çıkarınız.

NOT: Kazayı mutlaka telefonla en yakın hastanenin acil servisine ve polise haber veriniz. Kazazedenin ba­şında beklemeniz gerekiyor ise; yoldan geçen bir arabayı durdurunuz. Sürücüsüne kazayı -yerini belirterek- polise ve hastaneye telefonla haber verme­lisini isteyiniz.

Sizin yada çevrenizdeki bir kişinin gözüne herhangi bir sebepten dolayı yabancı  bir madde kaçabilir. Göze kaçan yabancı cisimler genel­likle üst göz kapağının iç yüzüne yerleşir, bu yabancı madde de kişiye hem acı hemde  rahatsızlık verir. Peki böyle bir durum ile karşı karşıya kalırsak ne yapmalıyız?göz

Cismi çıkarmak için:

* Kazazedeyi aşağı doğru baktırı­nız.
* Üst göz kapağının dış kenarını iki parmağınızın arasına sıkıştırarak tutu­nuz.
* Bir kurşun kaleminin yanı ile üst kapağı hafifçe bastırınız.
* Göz kapağının iç yüzünü dışa çe­viriniz.
* Kapağın iç yüzüne yapışmış olan cismi temiz bir tülbendin veya mendi­lin ucu ile çıkarınız.

DİKKAT: Bu işlemler sırasında göze asla dokunmayınız.

* Yabancı cisim bazen gözün say­dam olan ön yüzeyine (kornea) yapışıp kalır. Bu durumda cismi rahatça gör­meniz mümkündür:
* Kazazedeye gözünü birkaç defa kırpıştırmasını söyleyiniz

* Kırpıştırma ile meydana gelen gözyaşı, kendisi ile birlikte cismi sü­rükleyerek dışarı çıkacaktır.

DİKKAT: Eğer cisim gözün say­dam tabakasına iyice oturmuş; çıkmak niyetinde değil ise, göze asla dokun­mayınız. Kibrit, kürdan veya benzeri başka birşey ile çıkarmaya uğraşmayı­nız. Bu durumda:

* Kazazedeye gözünü kapattırınız.
* Göz kapağının üzerine nemli bir pamuk parçası koyarak sarınız.
* Kazazedeyi derhal bir doktora götürünüz.

NOT: Parçayı çıkarmak için gözü ovuşturmayınız. Zira, yabancı cisim bir maden talaşı ve başka kesici bir şey olabilir. Ovuşturmakla onun saydam tabakayı yırtmasına sebep olabilirsi­niz. Kişiye faydalı olayım derken daha fazla zarar verebilirsiniz.

Uçuk bir mikrop çeşidi olup, bünyenin zayıf düştüğü anlarda kendisini ortaya çıkartmaktadır. Vücudun her hangi bir yerinde çıkabilmesine rağmen en çok rastla­nan bölge dudak bölgesidir.

ucukUçuk kendisini yanma şeklinde belli eder ve kısa bir zamanda içi su dolu kabarcık şeklini alır ve belli kısa bir zaman sonra patlar. Bebeklerde meydana gelen uçuklar için acilen doktora gitmek gerekir.

Kullanılan Malzemeler:

Ebegümeci yaprağı

Gelincik

Gül

Hatmi Kökü

Hodan

Kırlangıç Otu

Lavanta

Su

Hazırlanışı:

Bütün malzemelerden bir tutam alınarak bir kaba ko­nur. Beş bardak su eklenerek kaynatılır. Soğutulduktan sonra dudaktaki uçuk hariç vücudun diğer taraflarındaki uçuklar yıkanmak suretiyle uygulanır.

Kullanılan Malzemeler:

Ceviz Yaprağı

Meşe kabuğu

Su

Hazırlanışı:

Bütün malzemelerden bir tutam alınarak bir kaba ko­nur. Yeteri kadar su eklenerek kaynamaya bırakılır, su­yunu çekip merhem kıvamına gelince soğumaya bırakı­lır ve uçuğun oluştuğu yerlere bir pamuk parçası ile sü­rülür.

CB060658
Göz, kulak ve burun gibi duyu organlarını ve genel vücut sağlığını etki¬leyen davranışlarından bazıları şunlardır. Bu davranışlar, duyu organlarımız ve genel vücut sağlığı ile yakından ilgilidir.

- Yeterli ve endirekt ışıkta okumak, ders yapmak ve çalışmak, gözü yormaz. Okumak kolaylaşır.

- Aniden karanlık ortamdan aydınlıktan ortalama geçmek göz reti¬nasını etkiler. Göz uyumunu yapamaz.

- Değişen güçteki ışıklı ortamda kalmak iris kaslarını yorar.

- Güneşe direkt bakmamak, parlak ışık ve elektrik kaynağı gibi çok par¬lak ışığa bakmamak, retinayı ve korneayı korur.

- Güneşte, karda, deniz kenarında uygun renkte gözlük kullanmak, gözü ışık ve ışından korur.

- Televizyonu normal uzaklıkta izlemek (ekranx5 ila 8) Televizyonun parlaklık ayarını iyi düzenlemek, gözü ve vücudu radyasyondan korur.

- Televizyon izlerken, oda yarı karanlık aydınlatılmalıdır. Yarı aydınlatılmış oda hem gözü yormaz hemde sinema keyfi ile tv seyretmenizi sağlar.
- Uzun süre aynı cisim veya görüntüye bakmak, iris ve lens lif¬lerini yorar. Renk algılama etkilenir.

- Suya girerken kulağı vazelinli pamukla tıkamak, korumak, kulağı enfeksiyondan korur.

- Burundan kıl koparmak, mik¬roplara giriş kapısı açar. Unutmamalıyız ki burnumuzdaki kıllar mikropları önlemede

- Burun karıştırmak, mukozayı zedeler ve enfeksiyon gelişir.

- Aksırık ve öksürük anında ağız ve burunu mendille kapatmak, bakteri yayılmasını önler.

- Ele aksırmak, elin kirlenme¬sine neden olur. Bu sebeple aksırdıktan sonra mutlaka ellerimizi yıkamalıyız.

- Yüksek sesle konuşmak, ses tellerini zedeler, ayrıca çevremizdeki insanları da rahatsız edip gürültü kirliliği yaratır.

- Burundan solunum yapmak, havayı solunuma uygun hale getirir. Ağzımızdan nefes alıp vermek hastalıklara davetiye çıkartır.

- Yaralarla oynamak, sivilceleri sıkmak, septisemiye neden olur.

- Yerlere tükürmek, tükürenleri uyarmamak, hastalık yayar. Yerlere tükürmek ayrıca medeni bir

- Sigara, içki içmemek ve kumar oynamamak, içenleri ve oynayanları uyarmak, sağlıklı yaşam süresini artırır.

- Dişleri sert ve sivri maddelerle karıştırmak, çok sıcak ve çok soğuk içmek diş çürümesine neden olur.

- Dişlerle sert cisimleri kırmak, diş minesini çatlatır,

- Dişleri her yemekten sonra ve yatmadan önce fırçalamak, ağız ve diş sağlığını korur, dişlerimiz günde en az iki kere fırçalamalı ve ortalama 6 ayda bir diş hekimine kontrol ettirmeliyiz.

- Dişleri sağlık kontrolünden geçirmek, uzun süre sağlam kalma¬ları için şarttır.
-Yılda ortalama iki kez akciğerlerimizi röntgen muayenesinden geçirmek, ciğerlerimiz ile ilgili oluşabilecek bir rahatsızlığı erken teşhis sayesinde tedavi etme şansını doğurur.

Çözüm önerimize geçmeden hıçkığın nasıl oluştuğunu anlatmak isterim,

hickirikSüratli yemek yenildiğinde, yutkunma neticesinde yemek ile birlikte bir miktar da hava alınır. Hıçkırık, yiyeceğin yüzeyine yapışarak sindirim sistemine giren bu havayı atmak için sistemin gösterdiği bir tepkidir. Diyafram süratle büzüşerek, çok ani ve hızlı nefes almamızı sağlar. Bu arada boğazımızın üst tarafında, ses tellerimizin bulunduğu kısımda bir kapanma olur ve buradan geçen hava bir an bloke edilir. Bu da ‘hıck’ şeklinde bir sesin çıkmasına neden olur.

Çözüm önerilerimiz ise
Uzun süre insanı sinirlendirecek kadar hıçkırık tutan bir kişi nefes egzersiziyle kurtulabileceğini iddia ediyorum.  Hıçkırık yaklaşık 5 saniyede bir gelmektedir. Bu aralarda derin nefes alınmalıdır. Ne kadar derin ve hızlıca nefes alınabilirse o kadar iyidir. Hızlıca ve derin nefes almaya arka arkaya devam ettirin. 5-6 kere yapılması yeterlidir. Eğer işe yaramazsa yine arka arkay yapılacak şekilde tekrar sayısını artırınız. Böylelikle diyaframınız rahatlıyacaktır.

Bu yöntemi deneyip başarılı olamayanlar içinde ikinci bir yöntem olarak

Soluğunuzu tutarak parmak uçlarınızla karın boşluğunuza bastırınız. Ya da sirke ya da limon suyuna batırılmış bir kesme şekeri eminiz. Bebeklerin hıçkırığını geçirmek için ise bir çay kaşığı limon ya da portakal içiriniz.

Yola çıkmadan önce bir iki dilim çikolata yiyin, yediğiniz çikolata sayesinde  artık aracın sizi tutmadığını göreceksiniz. Başka yöntemlerden de bahsedecek olursak;

Beyin karışık mesajlar aldığında araba tutması ortaya çıkar. Gözler vücudun konumu ile ilgili farklı bilgi aktarırken iç kulaktaki denge mekanizmaları farklı bilgi verir. Mideniz bulanıyorsa kaybettiğiniz sıvıyı sık sık soğuk su yudumlayarak telafi edin ve ağzınızdan yavaş ve derin nefes alın.araba_tutması

Faydalı ipuçları

  • Mümkünse aracı siz sürün. Hareket halindeki araçların yolcuları, sürücülere kıyasla araba tutmasından daha fazla etkilenir.
  • Yolcuysanız, yolu rahatlıkla görebileceğiniz şekilde ön koltukta oturun. Kucağınıza doğru bakmaktan veya harita ya da kitap gibi yakındaki nesnelere odaklanmaktan kaçının. Bunun yerine manzarayı izleyin ve gözlerinizin, iç kulak tarafından algılanan hareketi algılamasını sağlayın.
  • Aracın yeterince havalandırıldığından emin olun. Yolculuk boyunca düzenli olarak mola verin.
  • Az miktarlarda ve sık yemek yiyin. Yola çıkmadan önce ağır yemekten ve alkol almaktan kaçının.
  • Başınızı sabit tutun. Başınızın hareket etmesi belirtilerin artmasına neden olur.
  • Sürücü, yumuşak bir sürüş ile araba tutmasından şikayetçi  yolcular için yolculuğu kolaylaştırabilir. Virajları yumuşak bir şekilde alın ve tekrar tekrar ani frenleme ve hızlanmadan kaçının.
  • Eczaneden alınabilecek araba tutmasına karşı ilaçlar veya bilek bantları kullanın. Kullanım talimatları doğrultusunda ilaçlar yolculuktan önce alınarak vücuda etki etmesi sağlanmalıdır.
Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta