<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dogalguc.net &#124; Sağlık konulu güncel blog &#187; Pratik Bilgiler</title>
	<atom:link href="http://blog.dogalguc.net/category/pratik-bilgiler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.dogalguc.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 Jul 2010 12:22:22 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yoganın Yararları&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/yoganin-yararlari.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=yoganin-yararlari</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/yoganin-yararlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 08:08:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Bakım]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yoga]]></category>
		<category><![CDATA[yoga yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[yoganın etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[yoganın faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1244</guid>
		<description><![CDATA[

Genellikle ilk üç aylık dönemde hamile kadınların yoğun fi­ziksel egzersiz yapmaları tavsiye edilmez. Özellikle de dü­şük olasılığının olduğu durumlarda bu geçerlidir. Bu yüzden hamileliğin dördüncü ayından itibaren bir egzersiz programının uygulanması önerilir. An­cak daha önce düşük yapmamış, aktif ve sağ­lıklı bir anne adayı kendisini hazır hissel ligi andan itibaren kendini zorlamadan bedenini güçlendirmeye, kaslarını geliştirmeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1245" title="yoga" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/yoga.jpg" alt="yoga" width="520" height="570" />Genellikle ilk üç aylık dönemde hamile kadınların yoğun fi­ziksel egzersiz yapmaları tavsiye edilmez. Özellikle de dü­şük olasılığının olduğu durumlarda bu geçerlidir. Bu yüzden hamileliğin dördüncü ayından itibaren bir egzersiz programının uygulanması önerilir. An­cak daha önce düşük yapmamış, aktif ve sağ­lıklı bir anne adayı kendisini hazır hissel ligi andan itibaren kendini zorlamadan bedenini güçlendirmeye, kaslarını geliştirmeye ve esnek­liğini artırmaya başlayabilir. Duruş pozisyonlannı kişisel gereksinimlerinize ve formunuza uyarlayarak hamileliğiniz boyunca yoga yapa­bilirsiniz. Bu durum kişiden kişiye değişecektir. Bu yüzden bedeninizle uyum içinde olmanız, ortaya çıkan rahatsızlık verici duruşları belirleyerek onları kendinize uygun bil ha­le getirmeniz gerekir.</p>
<p>Yoganın hamile kadınlara kazandıracağı fiziksel yararlar şunlardır: gücün, kasların, duruşun ve dengenin gelişmesi; kas sisteminin tamamının daha elastik ve esnek olması: hormon üretimini sağlayan salgı bezlerinin uyarılması; kan akışının hızlanması ve dolaşımın iyileşmesi: ve mükemmel nefes kontrolünün sağlanması. Yoga uygulaması sırasında iç organlara da masaj yapılmış olur. Ayrıca mide egzersiz­leri de (bkz sayfa 82-84′e) doğum yaptıktan sonra eski for­munuza kolaylıkla kavuşmanıza yardımcı olacaktır. Yoga­nın uyku bozukluklarını azalttığı ve uykusuzluk hastalığı­na iyi geldiği bilinmektedir. Yaşama pozitif gözlerle bak­manın ve genel anlamda sağlıklı olduğunuz hissinin oluş­masını destekler. Avın zamanda yoga kişisel gözlem yap­mayı öğretir. Yoga yaptıkça sezgisel olarak bedeninizle ve duygularınızla yakın temas halinde olursunuz.<br />
Ancak mükemmel geçen bir hamilelik süreci ve doğum için yoganın tek çare olmadığını aklınızdan çıkarmayın. Yoga, bu heyecanlı dönem boyunca size yardımcı olabile­cek ve yaşadığınız deneyimin toplam değerini artıracağını umduğumuz bir araçtır. “Doğum” zor bir iştir ve birçok ka­dının doğum yapmakla ilgili yaklaşımları biraz korku ve en­dişe içerir. Bu, oldukça normal bir durumdur ama yoganın hamilelik ve doğum sürecinizi biraz daha kolaylaştırmaya ve bu dönemle ilgili sakin ve kontrollü bir yaklaşım benim­semenize yardımcı olabileceğini umuyorum.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/yoganin-yararlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>30 Yaşından Sonra Unutkanlık Artıyor&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/05/17/30-yasindan-sonra-unutkanlik-artiyor.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=30-yasindan-sonra-unutkanlik-artiyor</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/05/17/30-yasindan-sonra-unutkanlik-artiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 May 2010 14:45:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçların yan etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[unutkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[unutma]]></category>
		<category><![CDATA[unutulmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1218</guid>
		<description><![CDATA[

 İnsanın yaşı ilerledikçe daha çok unutkan olduğu bir gerçektir. Yeni şeyleri öğrenmek için ve kişisel eşyalarımızı bulmak için daha çok zaman harcarız. Bunlar ciddi bellek kusurlarının değil; ılımlı bir unutkanlığın bulgularıdır. Ancak basit önlemlerle unutkanlığın önüne geçebiliriz. Bir kişi unutkanlığı hakkında endişeleniyorsa doktora gitmelidir. Ayrıca belleği canlı tutacak unutkanlığının önüne geçecek davranışlarda ve aktivitelerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1219" title="unutkanlık" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/unutkanlık.jpg" alt="unutkanlık" width="518" height="735" /> İnsanın yaşı ilerledikçe daha çok unutkan olduğu bir gerçektir. Yeni şeyleri öğrenmek için ve kişisel eşyalarımızı bulmak için daha çok zaman harcarız. Bunlar ciddi bellek kusurlarının değil; ılımlı bir unutkanlığın bulgularıdır. Ancak basit önlemlerle unutkanlığın önüne geçebiliriz. Bir kişi unutkanlığı hakkında endişeleniyorsa doktora gitmelidir. Ayrıca belleği canlı tutacak unutkanlığının önüne geçecek davranışlarda ve aktivitelerde de bulunabilir. Zamanını arkadaşlarıyla ve ailesiyle birlikte geçirme, iyi ve dengeli beslenme, egzersiz yapma kişinin daha uyanık ve sağlam kafalı olmasına yardımcı olur. Hafızamıza yardımcı etkenler şunlardır; Yeni beceriler öğrenmek, alkol almamak, dinlenme ve istirahata önem vermek, ajanda kullanmak, cüzdanınızı anahtarınızı ve cep telefonunuzu hep aynı yere koymak, mümkün olduğunca vaktinizi arkadaşlarınıza ve ailenize ayırmak. Unutkanlığı olan kişiler, durumlarını cevresindekilerle birlikte değerlendirip onun neticesinde bir doktora başvurmalıdırlar. Unutkanlığı tetikleyen unsurlar ise depresyon, stres, bazı ilaçların yan etkisi, vücutta yeterli sıvının olmayışı olarak sıralanabilir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/05/17/30-yasindan-sonra-unutkanlik-artiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kan Grupları</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/02/17/kan-gruplari.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=kan-gruplari</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/02/17/kan-gruplari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Feb 2010 00:39:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[abo sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[kan grupları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1136</guid>
		<description><![CDATA[


Kan Grupları
Kırmızı kan hücrelerinin üzerlerinde bulunan ve diğer kanlarda ?antijen? özelliği gösteren maddelere göre insan kanlarının gösterdiği farktan doğan sınıflar.
Yirminci yüzyıldan önceki kan nakli denemeleri vahim ve düş kırıklığına sebeb olacak sonuçlar vermişti. 1900 yıllarında Karl Landsteiner kanın dört ana grupta olduğunu, bu grupların kişiden kişiye farklı bulunduğunu gösterdi. Bu gruplama ABO sistemi olarak bilinir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1137" title="abo-sistemi" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/abo-sistemi.jpg" alt="abo-sistemi" width="468" height="278" /></p>
<p><strong>Kan Grupları</strong></p>
<p>Kırmızı kan hücrelerinin üzerlerinde bulunan ve diğer kanlarda ?antijen? özelliği gösteren maddelere göre insan kanlarının gösterdiği farktan doğan sınıflar.</p>
<p>Yirminci yüzyıldan önceki kan nakli denemeleri vahim ve düş kırıklığına sebeb olacak sonuçlar vermişti. 1900 yıllarında Karl Landsteiner kanın dört ana grupta olduğunu, bu grupların kişiden kişiye farklı bulunduğunu gösterdi. Bu gruplama ABO sistemi olarak bilinir. Landsteiner?in buluşu kan naklinde emniyetlilik yolunu açtı. 1940 yılında yine Landsteiner ve çalışma arkadaşı Amerikalı Patolog Alexander S.Wiener, kan gruplamada yeni bir sistem keşfettiler. Rhesus türü maymunlarda yapılan çalışmalarla ortaya çıkarılmasından dolayı bu sisteme ?Rh sistemi? denildi.</p>
<p><strong>ABO sistemi</strong>: Bu sisteme göre her kişi dört kan grubundan birine girer. Gruplar A, B, AB ve 0?dır. Ayırma işi, kırmızı kan hücreleri ve plazmada bulunan özel proteinlere göredir. Plazmadaki proteinler ?aglutininler?, alyuvarların üzerindekiler ise ?aglutiojenler? olarak adlandırılırlar. A ve B diye adlandırılan iki cins aglutinojen, a (alfa) ve b (beta) olarak adlandırılan iki cins aglutinin vardır. A grubu bir kişi alyuvarlarında A aglutinojenini ve plazmasında b aglutinini taşır. Bu kişinin kanı B aglutinojeni ve a aglutinini taşıyan B grubu bir kişiye verilirse alcının kanındaki a aglutininleri verenin A aglutinojeniyle birleşir ve çöker. Bu çökme vücûdun her yanında olur ve hayatla bağdaşmaz. Verilen kan oldukça az miktardaysa ortaya çıkan az miktar çökelti, çeşitli damarları tıkayarak birçok organlarda hasar yapar.</p>
<p>AB grubundaki kişiler A ve B aglutinojenlerine sâhiptirler. Ancak bunların plazmasında aglutinin bulunmaz. 0 grubunda ise hiç aglutinojen olmayıp a ve b aglutininleri vardır. Tabloda kan gruplarına göre aglutinojen ve aglutininler gösterilmiştir.</p>
<p>Alyuvarlardaki Plazmadaki</p>
<p>Kan Grubu Aglutinojen Aglutinin</p>
<p>AAb (Anti A)</p>
<p>BBa (Anti B)</p>
<p>ABAB(-)</p>
<p>0(-) (Yok)a,b (Anti A ve B)</p>
<p>Tabloda görüldüğü gibi grupların adlandırılması aglutinojenlerine göre olmaktadır. Aglutinini olmayan AB grubuna ?genel alıcı? grup, aglutinojeni olmayan 0 grubuna da ?genel verici? grup isimleri verilmiştir. Tabloya bakarsak: Bir kan naklinde aynı harfli aglutinojen ve aglutinin karşılaşınca, çökelme (aglütine durumu) olacağı anlaşılır.</p>
<p>Rh sistemi: Rhesus proteini veya diğer adıyla Rh faktörü, kırmızı kan hücreleri üzerinde bulunan bir özel proteindir. Rh faktörüne göre iki tür kan ayrılır, Rh (+) ve Rh (-); yâni Rh proteinine sâhip veya sâhib olmayan kanlar. Rh (+) kişiye Rh (-) kan verilmesi hiçbir reaksiyon ortaya çıkarmaz. Rh (-) kişiye Rh (+) kan verilince ilk nakilde bir olay ortaya çıkmaz. Ancak bu sırada alıcının kanının serumunda verilen kanın Rh faktörüne karşı ortaya çıkan Anti Rh antikorları teşekkül eder. Aynı durum Rh (+) baba ile Rh (-) anneden doğan Rh (+) çocukta da söz konusudur. Çünkü Rh negatif olan annenin serumunda çocuğun Rh (+) antijenine karşı anti Rh antikorlar meydana gelir. Bu antikorlar müteakip hamileliklerde annenin kanıyla fetüsa geçtiğinde doğum sırasında veya hemen sonra hemolitik anemi ve buna bağlı ölümle biten durumlar ortaya çıkar. İkinci Rh (+) kan vermede birinci nakilde vücûdun meydana getirdiği anti Rh antikorları verici kanıyla reaksiyona girer ve damar içinde çökelme ortaya çıkar. Âcil kan değişimi uygulanmazsa bu durum hayatla bağdaşmaz.</p>
<p>Çocuğun kan grubu ana-babasına benzemeyebilir: Çocuğun kan grubu, baba veya anasınınkine benzer. Bâzan her ikisine de benzer veya her ikisine de benzemez. Eğer çocuğun kan grubu, ana-babasının kan grubundan başka türlü olmasaydı, yeryüzünde yalnız iki çeşit kan grubu bulunurdu. Çünkü bütün insanlar, bir erkekle bir kadından meydana gelmişlerdir.</p>
<p>Hamilelik, lohusalık, narkoz, radyoterapi ve arsenikli ilâçlar bâzan kan grubunu değiştirir. Bir insanın kan grubu değişince anasının da, babasının da kan grubuna benzemeyebilir. Bu bakımdan aynı ana-babadan meydana gelen çocukların kan grupları iki çeşit değildir. Kan grupları sistemler şeklinde incelenmektedir. Meselâ ABO, Rh sistemi gibi başka kan grubu sistemleri de bilinmektedir. Daha başka bilinmeyenlerin de bulunduğu söylenmektedir. Her kan grubu sistemi, diğer sistemlerden müstakil olarak çalışmaktadır.Tıbbî tatbikatta, yâni hastalık ve tedâviyi ilgilendiren kan grubu uyuşmazlıklarında herkesin bildiği yukarıdaki ABO ve Rh sistemleri önemlidir.</p>
<p><strong>ABO sistemindeki kan gruplarından;</strong></p>
<p>1. Sıfır (0) grubunda, kişiler 0 ve 0 genlerini taşır ve homozigottur (iki geni aynı).</p>
<p>2. A grubundakinin genleri, A ve 0?dır (heterozigot, yâni iki geni farklı) veya A ve A?dır (homozigot).</p>
<p>3. B grubundakilerin genleri, ya B ve B?dir (Homozigot) veya B ve 0?dır. (heterozigot).</p>
<p>4. AB grubundakinin genleri ise, A ve B?dir. (heterozigot).</p>
<p>Mesela, A grubundaki heterozigot bir erkeğin toplam spermlerinin yarısı A, yarısı da 0 genini taşır. B grubundaki heterozigot bir dişinin yumurta sayısının yarısı B, yarısı da 0 genini taşır. Bu vasfa hâiz kimseler, evlendiklerinde aşağıdaki şemada görüldüğü gibi, ABO sisteminin dört grubunda da, yâni A, B, AB, 0 gruplarında da çocukları olabilir.</p>
<p><strong>Bunu açıklayalım:</strong></p>
<p>1. Birinin A genini taşıyan yumurta veya sperm, diğerinin 0 genini taşıyan üreme elemanı ile bir embriyon yaparsa bundan A grubunda çocuk olur.</p>
<p>2. B geni 0 ile birleşince B grubunda,</p>
<p>3. A geni B geni ile birleşince AB grubunda,</p>
<p>4. 0 geni 0 geni ile birleşince 0 grubunda çocuk veya çocuklar olur. Rh sisteminde de Rh (+) olan bir kimse, heterozigot ise, yâni genlerinden biri (+), diğeri (-) ise, kan grubu Rh (-) olan biri ile evlenince, çocukların kan grubu Rh (+) da olabilir, Rh (-) de olabilir. Yukarıdaki sistemde genlerin A, B ve (+) genleri, 0 ve (-) genlere karşı baskın (dominant) olup, onların özelliklerini örter.</p>
<p>Diğer kan grubu sistemlerinde de durum böyledir.</p>
<p>Ülkemizde ve dünyada yaygın olarak kullanılmakta olan kan grup sistemleri, ABO ve Rh sistemleridir. ABO grup sistemine göre kan grupları, A, B, AB ve O grubu diye dörde ayrılırken, Rh sistemine göre ise, RhD Pozitif ve RhD Negatif diye ikiye ayrılır. Her iki sistem birlikte kullanıldığından, ortaya sekiz farklı kan grubu çıkar. Ancak kan grupları, sadece bununla sınırlı değildir. Bazı kişilerde hem ABO grup sistemine ait alt gruplar (A1,A2,gibi) ve hem de Rh sistemine ait alt gruplar (D,d,C,c,E,e,gibi) bulunmaktadır. Bir kanın &#8220;Rh Negatif&#8221; diye nitelenebilmesi için bu alt grup antijenlerinden hiçbirinin bulunmaması gerekir. Ülkemizde CD pozitifliğine oldukça sık rastlanırken, DE pozitifliği daha nadirdir.Genel olarak bakıldığında Rh D pozitifliği %85-90 arasında değişmektedir.<br />
<strong>Kaynaklar</strong></p>
<ul>
<li><a href="http://www.kanbankasi.gen.tr/kan-gruplari.phtml">http://www.kanbankasi.gen.tr/kan-gruplari.phtml</a></li>
<li> Rehber Ansiklopedisi</li>
</ul>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/02/17/kan-gruplari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soğuk Kış Gecelerinin Sıcak Kadını Olmaya Ne Dersiniz?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/26/soguk-kis-gecelerinin-sicak-kadini-olmaya-ne-dersiniz.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=soguk-kis-gecelerinin-sicak-kadini-olmaya-ne-dersiniz</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/26/soguk-kis-gecelerinin-sicak-kadini-olmaya-ne-dersiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 22:27:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[bronz ten]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[seksi bayan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1099</guid>
		<description><![CDATA[


Soğuk kış günlerinde, çevrenizdeki yakışıklıları etkileyebilmeniz için neler yapmalısınız? İşte size, soğuk gecelerin sıcak kadını olabilmeniz için mükemmel makyaj teknikleri, bronz görünüm için ipuçları ve tarzınıza en uygun parfüm seçenekleri…
Kış gecelerindeki davetlerde göz kamaştırmak için tavsiyelerimizi dinleyin.
Kıpkırmızı dudaklar
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, kırmızı tonlarındaki renklere bakanların kalp atışları hızlanıyor, nabızları artıyor.
Güzellik uzmanı Lisa Herbert, “Kırmızı, karşınızdakine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1100" title="rujlu-kiz" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/rujlu-kiz.jpg" alt="rujlu-kiz" width="279" height="387" /></p>
<p>Soğuk kış günlerinde, çevrenizdeki yakışıklıları etkileyebilmeniz için neler yapmalısınız? İşte size, soğuk gecelerin sıcak kadını olabilmeniz için mükemmel makyaj teknikleri, bronz görünüm için ipuçları ve tarzınıza en uygun parfüm seçenekleri…</p>
<p>Kış gecelerindeki davetlerde göz kamaştırmak için tavsiyelerimizi dinleyin.</p>
<p><strong>Kıpkırmızı dudaklar</strong></p>
<p>Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, kırmızı tonlarındaki renklere bakanların kalp atışları hızlanıyor, nabızları artıyor.</p>
<p>Güzellik uzmanı Lisa Herbert, “Kırmızı, karşınızdakine seksi ve heyecan verici olduğunuz mesajını verir” diyor. Yani kırmızı bir ruj, sevgilinizin kalp atışlarını hızlandıracaktır.</p>
<p>New Yorklu makyöz Melissa Silver, “Kırmızı ruj seçerken özenli davranın. Klasik kremsi olanlar yerine, dudaklarınıza seksi bir görünüm veren simli Rujunuzun kalıcı olması için, parlak rujunuzun altına gül rengi bir ruj sürün” diyor.</p>
<p><strong>Kış bronzluğu</strong></p>
<p>Altın rengi bronz bir ten, kendinizi çekici hissetmenizi sağlar. Böyle bir tene kışın da sahip olabilmek için, 7 saniyede bronz bir görünüm veren kremleri kullanabilirsiniz. Uygulamadan birkaç gün önce,<a href="http://dogalguc.net/133-hydroderm-30-ml-peeling.html"> peeling</a> yapın.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/26/soguk-kis-gecelerinin-sicak-kadini-olmaya-ne-dersiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çayın Faydaları</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/12/cayin-faydalari.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=cayin-faydalari</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/12/cayin-faydalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 19:22:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[çayın faldaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1035</guid>
		<description><![CDATA[

Newcastle Üniversitesi tarafından yapılan araştırma, bir bardak Brezilya nane çayının, baş ve mide ağrısından ateş ve gribe kadar birçok rahatsızlığa iyi geldiğini doğruladı.
Brezilya&#8217;da birçok hastaya tavsiye edilen hyptis crenata çayını fareler üzerinde deneyen uzmanların Acta Horticulturae dergisinde yayımlanan araştırması, çayın faydalarının yanı sıra nasıl yapılması ve ne kadar tüketilmesi gerektiğini de ortaya çıkarmayı amaçladı.
En yaygın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1036" title="organik-cay" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/organik-cay.jpg" alt="organik-cay" width="230" height="206" />Newcastle Üniversitesi tarafından yapılan araştırma, bir bardak Brezilya nane çayının, baş ve mide ağrısından ateş ve gribe kadar birçok rahatsızlığa iyi geldiğini doğruladı.</p>
<p>Brezilya&#8217;da birçok hastaya tavsiye edilen hyptis crenata çayını fareler üzerinde deneyen uzmanların Acta Horticulturae dergisinde yayımlanan araştırması, çayın faydalarının yanı sıra nasıl yapılması ve ne kadar tüketilmesi gerektiğini de ortaya çıkarmayı amaçladı.</p>
<p>En yaygın metotla, kuru yaprakların 30 dakika süreyle kaynatılmasıyla yapılan çay, soğuduktan sonra içiliyor ve tadı, bilinen nane tadından çok adaçayının tadına benziyor.</p>
<p>Doktor Beverly Collett, hypties crenata üzerinde daha fazla araştırma yapılması ve içerdiği moleküllerin tespit edilmesi gerektiğini, bitkinin geleceğin ağrı kesicisi olabileceğini söyledi.</p>
<p>Araştırmaya katılan uzmanlardan Graciela Rocha da ilaçların yüzde 50&#8217;sinden fazlasında temel maddeyi bitkilerin oluşturduğunu ve insanoğlunun, tarihin başlangıcından bu yana bitkileri rahatsızlıklarını gidermede kullandıklarını hatırlattı&#8230;</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/12/cayin-faydalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>6 Dakikada Nasıl Kalori Yakılır?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/10/6-dakikada-nasil-kalori-yakilir.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=6-dakikada-nasil-kalori-yakilir</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/10/6-dakikada-nasil-kalori-yakilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jan 2010 18:19:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[kalori yakma]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1016</guid>
		<description><![CDATA[

6 Dakikada Nasıl Kalori Yakılır?
Araştırmalara göre, 6 dakikada enerjik egzersizler yaparak kalori yakabilirsiniz. Zayıflamak ve formda kalmak için bu kadar kısa süre ayırmanız yeterli.
İlk 1 dakika: Yer değiştirerek zıplayın. Çömelip doğrularak kanguru gibi zıplayın. Sağdan sola yer değiştirip, çömelip doğrulup zıplayarak hareket edin.
30 saniye: Olduğunuz yerde yavaş yavaş koşun.
1: 30 dakika: Zıplayıp koşturarak patenle kayıyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-1017" title="kalori" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/kalori.jpg" alt="kalori" width="200" height="186" />6 Dakikada Nasıl Kalori Yakılır?</strong></p>
<p>Araştırmalara göre, 6 dakikada enerjik egzersizler yaparak kalori yakabilirsiniz. Zayıflamak ve formda kalmak için bu kadar kısa süre ayırmanız yeterli.</p>
<p>İlk 1 dakika: Yer değiştirerek zıplayın. Çömelip doğrularak kanguru gibi zıplayın. Sağdan sola yer değiştirip, çömelip doğrulup zıplayarak hareket edin.</p>
<p>30 saniye: Olduğunuz yerde yavaş yavaş koşun.</p>
<p>1: 30 dakika: Zıplayıp koşturarak patenle kayıyor gibi sağdan sola hareket edin. Bu sırada bacaklarınızı ve kollarınızı hareketli bir şekilde sallayın.</p>
<p>30 saniye: Olduğunuz yerde yavaş yavaş koşun.</p>
<p>1 dakika: Kollarınız başınızın arkasında düz yere uzanın ve mekik çekin. Ayrıca el ve ayaklarınızı çapraz bir şekilde hareket ettirerek fotoğraftaki hareketi tekrarlayın. El ve ayaklarınızı 30 saniyede bir değiştirin.</p>
<p>30 saniye: Olduğunuz yerde yavaş yavaş koşun.</p>
<p>1 dakika: Çömelip atlayın. Zaman zaman elleriniz başınızın arkasında twist yapıyor gibi zıplayın. Gövdenizi sağa sola çevirin. Elleriniz başınızın üzerinde atlayın. Dizlerinizi yavaşça yere değdirerek oturup kalkabilirsiniz.</p>
<p>30 saniye: Olduğunuz yerde yavaş yavaş koşun.</p>
<p>6 dakika bu hareketleri yaparsanız, inanılmaz bir efor sarfetmiş ve kalori yakmış olacaksınız.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/10/6-dakikada-nasil-kalori-yakilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vücudun Kışın Daha Çok Spora İhtiyacı Var</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/06/vucudun-kisin-daha-cok-spora-ihtiyaci-var.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=vucudun-kisin-daha-cok-spora-ihtiyaci-var</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/06/vucudun-kisin-daha-cok-spora-ihtiyaci-var.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 18:14:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı bir yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[Vücudun Spora ihtiyacı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1004</guid>
		<description><![CDATA[


Vücudun Kışın Daha Çok Spora İhtiyacı Var
SÜ BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR YÜKSEK OKULU ÖĞRETİM ÜYESİ YRD. DOÇ. DR. KAYA: &#8221;KIŞIN YAĞLANAN İNSAN VÜCUDU, DÜZENLİ VE BİLİNÇLİ EGZERSİZLE HEM SAĞLIĞINA HEM DE ESTETİK GÖRÜNÜME KAVUŞUR&#8221; -&#8221;SAĞLIKLI KALMAK İÇİN VÜCUT, KIŞ AYLARINDA DAHA FAZLA EGZERSİZE İHTİYAÇ DUYAR&#8221;
Selçuk Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Öğretim Üyesi Yrd. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1005" title="duzenlispor" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/duzenlispor.jpg" alt="duzenlispor" width="520" height="347" /></p>
<p><strong>Vücudun Kışın Daha Çok Spora İhtiyacı Var</strong></p>
<p><strong>SÜ BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR YÜKSEK OKULU ÖĞRETİM ÜYESİ YRD. DOÇ. DR. KAYA: &#8221;KIŞIN YAĞLANAN İNSAN VÜCUDU, DÜZENLİ VE BİLİNÇLİ EGZERSİZLE HEM SAĞLIĞINA HEM DE ESTETİK GÖRÜNÜME KAVUŞUR&#8221; -&#8221;SAĞLIKLI KALMAK İÇİN VÜCUT, KIŞ AYLARINDA DAHA FAZLA EGZERSİZE İHTİYAÇ DUYAR&#8221;</strong></p>
<p>Selçuk Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yalçın Kaya, kışın yağlanan insan vücudunun, düzenli ve bilinçli egzersizle hem sağlığına hem de estetik görünüme kavuşacağını söyledi.<br />
Yrd. Doç. Dr. Yalçın Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kış aylarında havaların soğumasıyla insan vücudunun doğal bir tepki göstererek yağlanma eğilimine girdiğini ifade etti.<br />
Yağlanmanın sadece deri altında değil vücudun iç organlarında da oluştuğunu dile getiren Kaya, yağlanma aynı zamanda damar çeperinde de gerçekleştiği için bu dönemde kalp krizi ve beyin kanaması riskinin arttığını vurguladı.<br />
Bu nedenle vücutta yağlanmanın en fazla olduğu kış aylarında, günlük hayatta mümkün olduğu kadar hareketli olunması gerektiğini anlatan Kaya, hareketli yaşamın, kilolarla gelen sağlık riskini bir ölçüde hafifletebileceğini dile getirdi.<br />
Yrd. Doç. Dr. Kaya, vücudun düzenli ve bilinçli egzersizle hem sağlığına hem de estetik görünüme kavuşacağını ifade ederek, şunları kaydetti:<br />
&#8221;Sağlıklı kalmak için vücut, kış aylarında daha fazla egzersize ihtiyaç duyar. Kışın yağlanan insan vücudu, düzenli ve bilinçli egzersizle hem sağlığına hem de estetik görünüme kavuşur. Bunun için de aerobik standartlarda egzersiz yapılması gerekir. Egzersizleri yaparken dakikada kalp atım sayısı önemlidir. Egzersizin vücuda istenen yararı sağlayabilmesi için egzersiz sırasında dakikada kalp atım sayısının 120 civarında olması gerekiyor. Bu rakamın üzerinde yapılan egzersizlerde vücuttaki yağ depoları kullanılamaz. Yani aşırı efor sarf ederek yapılacak egzersizlerin pratikte bir yararı olmaz. Hatta aşırıya kaçan tempolarda yapılan egzersiz, bitkinlik oluşturacağı için kısa sürede aktivite bırakılmak zorunda kalınacaktır.&#8221;<br />
Kaya, dakikada 120 nabızdan daha yüksek tempoda yapılan egzersizlerde riskli organlar için de tehlike oluşabileceğini, vücuttaki fazla yağ dokulardan kurtulabilmek için dakikada ortalama 120 nabız atışıyla spor yapılması gerektiğini vurguladı.<br />
Daha estetik bir vücuda sahip olabilmek için bütün kasları aktif hale geçiren egzersizlerin yapılmasının yararlı olacağını anlatan Kaya, özellikle egzersiz yapıldığı dönemlerde besin kalitesi yüksek gıdaların alınmasına, düzenli uykuya ve aktivitenin temiz havada yapılmasına dikkat edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
<p>Kaynak : (AA)</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/06/vucudun-kisin-daha-cok-spora-ihtiyaci-var.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yürüyüş Yapmanın Faydaları</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/06/yuruyus-yapmanin-faydalari.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=yuruyus-yapmanin-faydalari</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/06/yuruyus-yapmanin-faydalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 18:06:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş yapmanın faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüşün faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1000</guid>
		<description><![CDATA[


Yürüyüş yapmanın faydaları
Uzmanlara göre, her yürüyüş faydalı değil. Tempolu ve en az yarım saatten sonra devam ettirilen yürüyüşün daha faydalı olduğunu uzmanlar özellikle belirtiyor. Uzmanlar, yürüyüşün faydalarını şöyle sıralıyorlar&#8230;
DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KURALLAR
Kilo vermek amacıyla naylon vb. gibi giysiler vücuda sarılmamalı.
Sağlık sorunları olanlar ve 40 yaşın üstündekiler doktora görünmeden, yürüyüş programına başlamamalı.
Diyabet, hipertansiyon ve diğer sistematik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1001" title="yurumek" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/yurumek.jpg" alt="yurumek" width="300" height="201" /></p>
<p><strong>Yürüyüş yapmanın faydaları</strong><br />
Uzmanlara göre, her yürüyüş faydalı değil. Tempolu ve en az yarım saatten sonra devam ettirilen yürüyüşün daha faydalı olduğunu uzmanlar özellikle belirtiyor. Uzmanlar, yürüyüşün faydalarını şöyle sıralıyorlar&#8230;</p>
<p><strong>DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KURALLAR</strong><br />
Kilo vermek amacıyla naylon vb. gibi giysiler vücuda sarılmamalı.<br />
Sağlık sorunları olanlar ve 40 yaşın üstündekiler doktora görünmeden, yürüyüş programına başlamamalı.<br />
Diyabet, hipertansiyon ve diğer sistematik hastalığı bulunanlar sık sık doktor kontrolünden geçmeli.<br />
Ciddi bir yemek sonrası hızlı ve ağır yürüyüşler yapılmamalı.<br />
Yürüyüş öncesi ve sonrasında susuz kalmamaya dikkat etmeli.<br />
İnce tabanlı ve makosen ayakkabılar ile yürüyüş yapılmamalı.<br />
Çok sıcak havalarda ve saatlerde yürüyüşten kaçınmalı.<br />
Bir sıkıntı hissedildiğinde yürüyüşe inatla devam etmemeli.</p>
<p><strong>YÜRÜYÜŞÜN 23 FAYDASI</strong><br />
Yürüyüş, kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir, kalp-damar ve beynin damarsal hastalıkları riskini azaltır.<br />
Kalp kası dâhil, vücut kaslarını kuvvetlendirerek, daha etkin çalışmalarını sağlar.<br />
Her bir kasılmada kalbin pompaladığı kan miktarını artırarak, istirahattaki kalp atım sayısını (nabzı) azaltır.<br />
Egzersiz ve stres durumunda arteriel kan basıncında (tansiyonda) oluşan yükselmeyi azaltır. 5-Kan basıncını düzenler.<br />
Kalp kasının yan damarlardan da beslenmesini destekler. Böylece kalbin ana damarlarında oluşacak tıkanıklıkların vereceği zararı azaltır.<br />
Şişmanlık riskini azaltır.<br />
Sindirimi kolaylaştırır.<br />
Beyine oksijen sağlanmasını artırarak, zihinsel keskinlik ve yaratıcı düşünce potansiyelini yükseltir.<br />
Lenfatik dolaşıma yardımcı olur.<br />
Egzersiz sırasında ve sonrasında metabolizmayı uyarır.<br />
Solunumsal kapasiteyi ve aerobik gücü artırır.<br />
Büyümeyi ve travma sonrası toparlanmayı olumlu etkiler.<br />
Kan yağlarının (trigliserid) düzeyini düşürür.<br />
HDL/LDL (iyi huylu-kötü huylu kolestrol) dengesini düzenler.<br />
Koordinasyona olumlu etki yapar.<br />
Eklem ve kasların esnekliğini artırarak, bel ve boyun ağrılarını hafifletir.<br />
Kemiklerin sertleşmesini ve kuvvetlenmesini sağlar.<br />
Dayanıklılığı artırır.<br />
Yorgunluk duyumunu engeller.<br />
Uykusuzluğu azaltır, rahatlamaya yardımcı olur.<br />
Vücudun doğal keyif verici hormonu olan endorfinin salınımını artırır.<br />
Yaşlanma sürecini geciktirerek, genç bir görünüm sağlar.<br />
Moral, özgüven ve iyimserliği artırır.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/06/yuruyus-yapmanin-faydalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maden Suyunun Bilinmeyen Yönleri</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/06/maden-suyunun-bilinmeyen-yonleri.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=maden-suyunun-bilinmeyen-yonleri</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/06/maden-suyunun-bilinmeyen-yonleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 17:56:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[maden suyu]]></category>
		<category><![CDATA[maden suyunun faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=995</guid>
		<description><![CDATA[

Maden Suyunun Bilinmeyen Yönleri
ULUSLARARASI TIBBİ HİDROLOJİ VE KLİMATOLOJİ DERNEĞİ BAŞKANI PROF. DR. KARAGÜLLE: -&#8221;SPORDAN ÖNCE VE SONRA İÇİLEN MADEN SUYU, VÜCUDUN SU KAYBINI ÖNLEYECEKTİR&#8221; -&#8221;MADEN SUYU İÇİLDİĞİ SÜRECE CİLT PÖRSÜK, YORGUN VE SOLGUN GÖRÜNMEYECEKTİR&#8221;
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, Uluslararası Tıbbi Hidroloji ve Klimatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle, spordan önce ve sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-996" title="maden_suyu" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/maden_suyu.jpg" alt="maden_suyu" width="200" height="274" />Maden Suyunun Bilinmeyen Yönleri</strong></p>
<p><strong>ULUSLARARASI TIBBİ HİDROLOJİ VE KLİMATOLOJİ DERNEĞİ BAŞKANI PROF. DR. KARAGÜLLE: -&#8221;SPORDAN ÖNCE VE SONRA İÇİLEN MADEN SUYU, VÜCUDUN SU KAYBINI ÖNLEYECEKTİR&#8221; -&#8221;MADEN SUYU İÇİLDİĞİ SÜRECE CİLT PÖRSÜK, YORGUN VE SOLGUN GÖRÜNMEYECEKTİR&#8221;</strong></p>
<p>İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, Uluslararası Tıbbi Hidroloji ve Klimatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle, spordan önce ve sonra içilen maden suyunun, vücudun su kaybını önlediğini bildirdi.<br />
Prof. Dr. Karagülle, AA muhabirine yaptığı açıklamada, maden suyunun Avrupa ülkelerinde sofra suyu olarak kullanıldığını, bunun nedeninin yemeklerle alınamayan bazı minerallerin maden suyuyla alınabilmesi olduğunu söyledi.<br />
Türkiye&#8217;de çıkarılan maden sularının, içerdikleri mineraller sayesinde yüzyıllardır insanlara şifa dağıttığını vurgulayan Karagülle, şöyle devam etti:<br />
&#8221;Maden suyunun, minerallere bağlı etkilerin dışında, bazı hastalıklardaki terapotik yararları da söz konusudur. Maden suyu, böbreklerde ve idrar yollarındaki taş oluşumunu önler ve iltihabı geriletici etki gösterir. Safra kesesi tembelliğinde yararlıdır. Pankreas fonksiyonlarını da destekler. Kronik mide mukozası iltihabında veya mide asidi fazlalığında yüksek bikarbonat içeren maden suları faydalıdır. Maden suyu, sindirim sisteminde de önemli etkileri olmakla birlikte kabızlığa da iyi gelir.&#8221;<img class="alignright size-full wp-image-997" title="madensuyu" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/madensuyu.jpg" alt="madensuyu" width="300" height="159" /></p>
<p><strong>-HER ALANDA VE HER YAŞTA MADEN SUYU-</strong></p>
<p>Maden suyunun çocuk mamasında bile kullanılabileceğine dikkati çeken Prof. Dr. Karagülle, şunları kaydetti:<br />
&#8221;Maden suyu bebeklikten yaşlılığa kadar her yaşta rahatlıkla kullanılabilir. Bebeklerde anne sütü vazgeçilmez besin ve sıvı kaynağıdır. Bunun yanında ek beslenmeye geçildiğinde, mamalar maden suyuyla hazırlanırsa ideal bir mama karışımı olacaktır.<br />
Ayrıca spor yapan insanlarda görülen kilo kaybı, tamamen su kaybıyla orantılıdır. Bu nedenle spordan önce ve sonra içilen maden suyu, vücudun su kaybını önleyecektir. Bununla birlikte sıcak günlerde meydana gelebilecek su kaybı, maden suyuyla ideal şekilde önlenecektir.&#8221;<br />
Özellikle çalışan kişilere, kahve ve çay yerine maden suyu içmeleri tavsiyesinde bulunan Karagülle, &#8221;Sabah işe başlayan bir kişi, içinden kabarcıklar çıkan bir bardak soğuk maden suyuyla güne daha dinç ve enerjik başlayabilir&#8221; dedi.<br />
Maden suyunun cilde de çok faydalı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karagülle, &#8221;Maden suyu içildiği sürece, cilt pörsük, yorgun ve solgun görünmeyecektir. Maden suyu sadece içildiğinde değil, sürüldüğünde de cildi canlandırır ve gençleştirir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (AA)</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/06/maden-suyunun-bilinmeyen-yonleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşin Hamileliğinde Babanın Görevleri</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/esin-hamileliginde-babanin-gorevleri.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=esin-hamileliginde-babanin-gorevleri</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/esin-hamileliginde-babanin-gorevleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 17:22:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte babanın görevleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=936</guid>
		<description><![CDATA[


Genç babanın da hem karısının gebeliği süresince, hem de doğumdan sonra önemli görevleri vardır. Bu görevleri şöylece özetleyebiliriz:
Eşinizi sanki evliliğinizin ilk günlerindeki ince ve zarif haliyle görüyormuş gibi davranın
Sık sık onu sevdiğinizi, gebeliğin kendisine çok yakıştığını belirtin
Karınız bir gün ben herhalde gebeyim derse baba olmayı hiç düşünmüyorsanız bile çok sevinmiş görünüp doktora ilk gidişinizde kesinlikle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-937" style="margin: 3px;" title="hamilelikte_baba2" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/hamilelikte_baba2.jpg" alt="hamilelikte_baba2" width="300" height="419" /><br />
Genç babanın da hem karısının gebeliği süresince, hem de doğumdan sonra önemli görevleri vardır. Bu görevleri şöylece özetleyebiliriz:</p>
<p>Eşinizi sanki evliliğinizin ilk günlerindeki ince ve zarif haliyle görüyormuş gibi davranın</p>
<p>Sık sık onu sevdiğinizi, gebeliğin kendisine çok yakıştığını belirtin</p>
<p>Karınız bir gün ben herhalde gebeyim derse baba olmayı hiç düşünmüyorsanız bile çok sevinmiş görünüp doktora ilk gidişinizde kesinlikle onunla birlikte olun</p>
<p>Onun karnının şişmesiyle yada göğüslerinin büyümesiyle alay etmeyiniz</p>
<p>Sinirli olduğu ne olursa olsun evden dışarı çıkarıp onun sevdiği şeyleri yapmaya çalışın</p>
<p>Erkek yada kız çocuk istediğinizi hiçbir zaman söylemeyin. Her fırsatta sağlam doğsun yeter, benim için önemli olan senin ve bebeğin sağlığıdır deyin.</p>
<p>Hiçbir zaman keşke bu çocuk birkaç yıl sonra olsaydı gibi sözler etmeyin</p>
<p>Karınızın doğum ve çocuk bakımı gibi kaygılarıyla ne olursa olsun alay etmeyin</p>
<p>Karınızın gebeliği süresince parasal olanaklarınız oranında bebek için bazı şeyler almayı unutmayın.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/esin-hamileliginde-babanin-gorevleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pratik Bilgileri Yazmaya Devam Ediyoruz :)</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/11/29/pratik-bilgileri-yazmaya-devam-ediyoruz.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=pratik-bilgileri-yazmaya-devam-ediyoruz</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/11/29/pratik-bilgileri-yazmaya-devam-ediyoruz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 16:50:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık ile ilgili pratik bilgiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=768</guid>
		<description><![CDATA[


Kasıntı: Bazen yediklerimiz (acılı, turşu) dokunur. Bu esnada bir su bardağı suya bir limon sıkılıp içilirse kasıntıdan kurtuluruz.
Kanama: Elimiz, herhangi bir yerimiz kesilirse akık yüzük taşıyorsak, kanayan yere bastırılır. Ayva varsa üzerindeki tüyler kanayan yaraya bastırılır.
Kasap elini keserse, hayvan böbreğini ortadan kesip yaraya bastırır. Kan durdurucu iğneyi 2 araştırmacı bilimadamı kasabın bu pratik çözümünden hareketle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-769" style="margin: 3px;" title="pratik-bilgiler" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/pratik-bilgiler.jpg" alt="pratik-bilgiler" width="520" height="445" /><br />
<strong>Kasıntı:</strong> Bazen yediklerimiz (acılı, turşu) dokunur. Bu esnada bir su bardağı suya bir limon sıkılıp içilirse kasıntıdan kurtuluruz.</p>
<p><strong>Kanama:</strong> Elimiz, herhangi bir yerimiz kesilirse akık yüzük taşıyorsak, kanayan yere bastırılır. Ayva varsa üzerindeki tüyler kanayan yaraya bastırılır.<br />
Kasap elini keserse, hayvan böbreğini ortadan kesip yaraya bastırır. Kan durdurucu iğneyi 2 araştırmacı bilimadamı kasabın bu pratik çözümünden hareketle icat etmişlerdir.</p>
<p><strong>İltihaplı Yara: </strong>İltihaplı yaralara kına yakılır.</p>
<p>Susuzluk: Hararet karaciğerden kaynaklanır. Ekşi gıdalar susuzluğu giderir. Bir su bardağı soğuk suya bir adet limon sıkıp içiniz. Salatalık ekşi nar yiyiniz.</p>
<p><strong>Ateş Düşürücü:</strong> iki yemek kaşığı sirke bir su bardağı soğuk suya konulup içilir. Vücuda sirke ile pansuman yapılır.</p>
<p><strong>Öksürük &#8211; Balgam:</strong> Bir kaşık çemen ununa 2 kaşık bal katılıp yenir. Bamya pişirilip yenmeye devam edilir.</p>
<p>Ayak Şişmesii, Burkulma: Soğan doğranır, biraz tuz ve zeytinyağı katılıp, şiş olan yere bağlanır.</p>
<p><strong>İshal:</strong> Kahve içine limon sıkılıp içilir. Soğuk bal şerbeti içilir. Ekşi gıdalar yenir.<br />
<strong><br />
Kabızlık:</strong> Sıcak bal şerbeti içilir. Sinameki kaynatılıp balla tatlandırılarak içilir. Kepekli ekmek yenilir. Keten tohumu öğütülerek hergün yenilir.<br />
<strong><br />
Başağrısı:</strong> Söğüt yaprağı ıhlamur gibi kaynatılıp balla tatlandırılarak bir su bardağı içilir. Bu aynı zamanda stresin de en iyi ilâcıdır. Oğulotu karabaş otu kaynatılıp balla tatlandırılarak içilir.</p>
<p><strong>Not :</strong> Aspirin yerine söğüt kabuğu ve söğüt yaprağı kaynatıp içmek daha iyidir. Çünkü aspirin maddesi olan salisilik asit söğüt kabuğunda</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/11/29/pratik-bilgileri-yazmaya-devam-ediyoruz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Donma</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/11/17/donma.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=donma</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/11/17/donma.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 11:00:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[donma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=616</guid>
		<description><![CDATA[

Kışın uzun zaman soğukta kalmış bir kimsede önce uç noktalardan (burun-kulak-yanak-parmak) başlayarak dokuların içindeki sıvı donar. Donmuş bölgedeki kan damarları iyice büzül­müş olduğundan dolaşım durur ve de­rinin rengi mum görüntüsü verecek şe­kilde solar.
DİKKAT: Burun, kulak ve yanak donmaları ağrı yapmadığı için, don­makta olan şahıs bunun farkına vara­maz. Ancak el ve ayak parmakları do­narken şiddetli bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-617" style="margin: 2px;" title="soğukinsan" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/soğukinsan.gif" alt="soğukinsan" width="223" height="274" />Kışın uzun zaman soğukta kalmış bir kimsede önce uç noktalardan (burun-kulak-yanak-parmak) başlayarak dokuların içindeki sıvı donar. Donmuş bölgedeki kan damarları iyice büzül­müş olduğundan dolaşım durur ve de­rinin rengi mum görüntüsü verecek şe­kilde solar.</p>
<p><strong>DİKKAT:</strong> Burun, kulak ve yanak donmaları ağrı yapmadığı için, don­makta olan şahıs bunun farkına vara­maz. Ancak el ve ayak parmakları do­narken şiddetli bir ağrı verir. Donma ilerledikçe dokular uyuşur. Kazazede halsizlik hisseder. Aynı zamanda şid­detli bir uyku bastırır. Bu uyku -donan şahıs farkına varıp tedbir almadığı tak­tirde- ölüm uykusudur.</p>
<p><strong>Ne Yapmalı?</strong></p>
<p>* Soğuk karlı havalarda, tek başını­za, yaya olarak uzun yola çıkmayınız.<br />
* Çıkmak zorunda kaldığınız du­rumlarda mutlaka sıkı giyininiz. Kü­lahsız ve boyun atkısız çıkmayınız.<br />
* Boyun atkısı ile ilk donacak olan burun, kulak ve yanak gibi yüz bölge­lerini sarınız.<br />
* Ayakkabı yerine bot veya üstten boğdurmak bir çizme giyiniz. Eldivensiz çıkmayınız.<br />
* Fazla üşüdüğünü hissettiğiniz an burun ve kulaklarınızı ellerinizle ovuşturarak ısıtınız.<br />
* Elleriniz fazla üşüdüğü taktirde koltuk altlarına sokarak ısıtınız.</p>
<p>Donmuş Bir Kazazedeye İlk Yardım</p>
<p>* Yolda donmuş birini gördüğünüz zaman onu derhal arabanıza alıp üzeri­ni sıkıca örtünüz. Eğer yaya iseniz ve kazazede de baygın bir halde ise, onu derhal sırtlayıp meskûn bir yere taşıyı­nız.<br />
* Donmuş bir kimseyi sakın sıcak sobanın yanına yatırmayınız. Sobasız serin bir odaya alınız.<br />
* Evvela soğuk suya batırılmış bez­lerle donmuş yerleri fazla bastırmadan ovuşturunuz.<br />
* Dokular yumuşayıp kan deveranı başlayınca ılık suya batırılmış bezlerle masaja devam ediniz.<br />
* Kazazede kendine gelince onu ılık bir küvete oturtabilirsiniz. Banyo­nun suyunu yavaş yavaş ısıtarak şahsın iyice kendine gelmesini sağlayınız.<br />
* Banyodan çıkardığınız kazazede­nin vücudunu kuruladıktan sonra ona sıcak süt veya çay içiriniz.<br />
* Yatağa yatırıp istirahat ettiriniz.</p>
<p><strong>DİKKAT:</strong> Donmuş bölgeye bir­den bire sıcak tatbik ettiğiniz zaman damarları zedeleyip kangrene sebep olacağınızı unutmayınız.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/11/17/donma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dudakların Çatlamaması İçin Ne Yapmalı?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/11/08/dudaklarin-catlamamasi-icin-ne-yapmali.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=dudaklarin-catlamamasi-icin-ne-yapmali</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/11/08/dudaklarin-catlamamasi-icin-ne-yapmali.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 17:17:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[dudak çatlaması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=473</guid>
		<description><![CDATA[

Dudakların Çatlamaması İçin Ne Yapmalı:
Yaklaşak kış mevsiminin etkisiyle soğuk havalarda çoğumuzun dudakları çatlar, dogalgucblog dudaklarımızın çatlamaması için evde kendiniz hazırlayabileceğiniz küçük ipuçları sunuyor.
Soğuk havada ıslatmayın. Kakao yağı sürün. Rujlarınızın üzerine hintyağı sürerseniz dudaklar çatlamaz. Bir yöntem de ayvanın çekirdeklerini suda eriyinceye kadar kaynatınız ve yapışkan sıvıyı çatlak kısımlara sürünüz.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-474" style="margin: 2px;" title="dudak-catlaması" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/dudak-catlaması-300x187.jpg" alt="dudak-catlaması" width="300" height="187" />Dudakların Çatlamaması İçin Ne Yapmalı:</strong></p>
<p>Yaklaşak kış mevsiminin etkisiyle soğuk havalarda çoğumuzun dudakları çatlar, dogalgucblog dudaklarımızın çatlamaması için evde kendiniz hazırlayabileceğiniz küçük ipuçları sunuyor.</p>
<p>Soğuk havada ıslatmayın. Kakao yağı sürün. Rujlarınızın üzerine hintyağı sürerseniz dudaklar çatlamaz. Bir yöntem de ayvanın çekirdeklerini suda eriyinceye kadar kaynatınız ve yapışkan sıvıyı çatlak kısımlara sürünüz.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/11/08/dudaklarin-catlamamasi-icin-ne-yapmali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ses Kısıklığına Karşı Ne Yapmalı?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/11/08/ses-kisikligina-karsi-ne-yapmali.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=ses-kisikligina-karsi-ne-yapmali</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/11/08/ses-kisikligina-karsi-ne-yapmali.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 17:07:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ses kısıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[ses kısıklığı tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=470</guid>
		<description><![CDATA[

Ses kısıklığını nasıl geçirebiliriz?
Hemen hemen  herkesin başına mutlaka geliyordur ses kısıklığı, hiç olmadık zamanlarda sesimizin kısılması eminim ki bir sürü insanı rahatsız ediyor hatta moralini bozuyordur. Peki sesimiz kısıldığında, sesimizi eski haline getirme  sürecini  hızlandırmak için ne yapmalıyız?
Bir tutam böğürtlen yaprağını iki bardak suda kaynattıktan sonra 15 dk demlensin. Sonra içine bir dilim limon koyarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-471" style="margin: 2px;" title="ses kısıklığı" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/ses-kısıklığı.jpg" alt="ses kısıklığı" width="226" height="211" />Ses kısıklığını nasıl geçirebiliriz?</strong></p>
<p>Hemen hemen  herkesin başına mutlaka geliyordur ses kısıklığı, hiç olmadık zamanlarda sesimizin kısılması eminim ki bir sürü insanı rahatsız ediyor hatta moralini bozuyordur. Peki sesimiz kısıldığında, sesimizi eski haline getirme  sürecini  hızlandırmak için ne yapmalıyız?</p>
<p>Bir tutam böğürtlen yaprağını iki bardak suda kaynattıktan sonra 15 dk demlensin. Sonra içine bir dilim limon koyarak ve balla hafif tatlandırarak için. Böğürtlen yaprağı suyu ile içine bal ve limon koymadan gargara yapmanız da yararlıdır.</p>
<p>Ses kısıklığını gidermek için ıhlamur gargarası da iyi gelir. Ayrıca okaliptüs yaprağını kaynatarak başınıza bir havlu örterek buharını teneffüs ediniz.</p>
<p>Kurutulmuş kayısı yemek ve bunun kompostosunu içmek de iyi gelir. Ya da bir litre suya 6-7 tane karanfil atarak kapalı bir kapta kaynatın. Sabah akşam bir çay bardağı için.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/11/08/ses-kisikligina-karsi-ne-yapmali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıkla Zayıflamak İçin Yeşil Çay İçin</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/11/08/saglikla-zayiflamak-icin-yesil-cay-icin.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=saglikla-zayiflamak-icin-yesil-cay-icin</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/11/08/saglikla-zayiflamak-icin-yesil-cay-icin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 16:56:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yağ yakıcı çay]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil çay]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama çayı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=466</guid>
		<description><![CDATA[

Dogalguc Blog evinizde kolaylıkla hazırlayabileceğiniz zayıflama çayı tarifi veriyor. Hazırlayacağınız yeşil çay ile hem  çok sağlıklı bir içeceği içiyorsunuz hemde sağlıkla zayıflıyorsunuz.
Yağ yakıcı Zayıflama Çayı için aşağıda listelenen malzemeleri karıştırarak hazırlayacağınız çay ile zayıflamanıza yardımcı olacaktr..
Yağ yakıcı çay için gerekli malzemeler nelerdir?
4 çay kaşığı Yeşil çay
4 çay kaşığı Mate yaprağı
2 çay kaşığı Isırgan yaprağı
2 çay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-467" style="margin: 2px;" title="yeşilcay" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/yeşilcay.jpg" alt="yeşilcay" width="300" height="305" /><strong>Dogalguc Blog</strong> evinizde kolaylıkla hazırlayabileceğiniz zayıflama çayı tarifi veriyor. Hazırlayacağınız yeşil çay ile hem  çok sağlıklı bir içeceği içiyorsunuz hemde sağlıkla zayıflıyorsunuz.</p>
<p>Yağ yakıcı Zayıflama Çayı için aşağıda listelenen malzemeleri karıştırarak hazırlayacağınız çay ile zayıflamanıza yardımcı olacaktr..</p>
<p>Yağ yakıcı çay için gerekli malzemeler nelerdir?</p>
<p>4 çay kaşığı Yeşil çay<br />
4 çay kaşığı Mate yaprağı<br />
2 çay kaşığı Isırgan yaprağı<br />
2 çay kaşığı Kekik</p>
<p>Yağ yakıcı çay nasıl hazırlanır?</p>
<p>Malzemeleri 1 litre kaynar suyun içine koyarak 10 dakika demlenmesini bekletin (kaynatmayın).</p>
<p>Yağ yakıcı çaydan günde kaç bardak içmeliyim?</p>
<p>Günde 3-4 bardak tüketilebilir.</p>
<p>Yağ yakıcı çay hazırlanırken içine mısır püskülü,kiraz sapı ve rezene ilave edilirse çaya ödem sökücü özellik katılmış olur.</p>
<p><strong>Önemli Not:</strong> Yağ yakıcı çaya şeker ve bal kesinlikle ilave edilmemelidir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/11/08/saglikla-zayiflamak-icin-yesil-cay-icin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göz Damlası Damlatırken Nelere Dikkat Etmeliyiz?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/11/08/goz-damlasi-damlatirken-nelere-dikkat-etmeliyiz.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=goz-damlasi-damlatirken-nelere-dikkat-etmeliyiz</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/11/08/goz-damlasi-damlatirken-nelere-dikkat-etmeliyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 13:23:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[göz damlası damlatırken nelere dikkat etmeliyiz.]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=426</guid>
		<description><![CDATA[

Göz Damlasını gözün yan kısmına yani dış köşesine damlatmalısınız. Göz kapağını iyice yukarı kaldırarak ilacı damlatınız. Aksi halde ilaç  göze rahat girmez ve damlatma anında rahatsızlık verir.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-431" style="margin: 3px;" title="göz_damlası" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/göz_damlası.gif" alt="göz_damlası" width="210" height="139" />Göz Damlasını gözün yan kısmına yani dış köşesine damlatmalısınız. Göz kapağını iyice yukarı kaldırarak ilacı damlatınız. Aksi halde ilaç  göze rahat girmez ve damlatma anında rahatsızlık verir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/11/08/goz-damlasi-damlatirken-nelere-dikkat-etmeliyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden Kendinizi Yorgun Hissediyorsunuz?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/11/05/neden-kendinizi-yorgun-hissediyorsunuz.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=neden-kendinizi-yorgun-hissediyorsunuz</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/11/05/neden-kendinizi-yorgun-hissediyorsunuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 18:30:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yorgun]]></category>
		<category><![CDATA[yorulmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=397</guid>
		<description><![CDATA[

Günümüzün Kronikleşmiş problemlerinden birisidir insanın kendini yorgun hissetmesi, bizde dogalgucblog olarak  bir  test yayınlayıp yorgunluğunuzun sebeplerini bulmanıza yardımcı olalım dedik. Burda sorularımıza vereceğiniz yanıtlar ışığında  yapacağınız  sorgulama ile kendinizi yorgun hissetmenizin nedenlerini daha kolay bulacaksınız. Aşağıdaki soruları kendinize sorun ve cevapları yazın.
Uyku düzeni:

 Ne kadar uyuyorsunuz? Uykunuz her zamankinden daha az ya da daha fazla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p>Günümüzün Kronikleşmiş problemlerinden birisidir insanın kendini yorgun hissetmesi, bizde <strong>dogalgucblog</strong> olarak  bir  test yayınlayıp yorgunluğunuzun sebeplerini bulmanıza yardımcı olalım dedik. Burda sorularımıza vereceğiniz yanıtlar ışığında  yapacağınız  sorgulama ile kendinizi yorgun hissetmenizin nedenlerini daha kolay bulacaksınız. Aşağıdaki soruları kendinize sorun ve cevapları yazın.<img class="alignleft size-full wp-image-412" style="margin: 2px;" title="Gercekten yorgunmusun" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/gercektenyorgunmusun.gif" alt="Gercekten yorgunmusun" width="182" height="240" /></p>
<p><strong>Uyku düzeni:</strong></p>
<ul>
<li> Ne kadar uyuyorsunuz? Uykunuz her zamankinden daha az ya da daha fazla ise:</li>
<li>Hangi saatler arasında uyuyorsunuz? Her zamankinden farklı saatlerde ise:</li>
<li>Uyandığınızda kendinizi dinlenmiş mi yoksa yorgun mu hissediyorsunuz? Çoğunlukla uyandığınızda dinlenmiş olduğunuz halde son zamanlarda yorgun kalkıyorsanız:</li>
</ul>
<p><strong>Yorgunluğun özelliği:</strong></p>
<ul>
<li>Yorgunluğunuz gün boyu aynı düzeyde mi? (Aradaki dinlenmelere, iş temposunun düşmesine rağmen aynı düzeyde bir yorgunluk söz konusuysa dikkat etmek ge­rekmektedir.)</li>
<li> Yoksa yorgunluk gittikçe artıyor mu? (Akşam üstüne doğru artan yorgunluk günün temposu yüksekse nor­mal kabul edilebilir.)</li>
<li> <strong>Yorgunluk</strong> uzun zamandan beri var mı? Yoksa yeni mi belirdi? (Son birkaç aydır belirgin ve dinlenmeye rağ­men geçmeyen yorgunluk yakınmaları varsa hekime danışmakta yarar bulunmaktadır.)</li>
<li><strong>Yorgunluk</strong> belirli aralıklarla mı ortaya çıkıyor? (Hafta­lık, aylık dönemler gibi.)</li>
</ul>
<p><strong>Ruhsal durumunuz:</strong></p>
<ul>
<li>Şu sıralarda mutsuzluk, sıkıntı, hayal kırıklığı gibi duy­gulanımlarınız var mı?</li>
</ul>
<p><strong>Diğer konular:</strong></p>
<ul>
<li>Her zamankinden farklı bir fiziksel etkinlik gösterdiniz mi? (Ev taşıma, ağır yük getiren alış verişler, yeni bir sportif etkinliğe katılma, iş değişikliği nedeniyle fazla yüklenmeler gibi.)</li>
<li>Ev ve işinizde ilişkileriniz, iletişiminiz nasıl? Beslenme düzeniniz nasıl? (Son zamanlardaki iştahsız­lıkla beraber yeterli enerji alamama gibi.) Spor, egzersiz yapıyor musunuz?</li>
<li>Başka hangi yakınmalarınız var? Bulantı, ağrı, baş dönmesi vb.</li>
<li>İlaç kullanıyor musunuz? (Bazı ilaçlar halsizlik, yorgun­luk yakınmalarına yol açabilir, örneğin antidepresanlar, sakinleştiriciler, alerji ilaçları.)</li>
</ul>
<p>Bütün bu sorulardan sonra verdiğiniz cevapları incele­diğinizde aşağı yukarı bir sonuca ulaşabilmiş olmanız bek­lenir. Şöyle ki; normal, sağlıklı yaşam düzeninizdeki deği­şimler yorgunlukla paralel ise endişelenmenize gerek yok­tur. Ancak, hastalık belirtileri ile beraber ortaya çıkan bir yorgunluktan şüpheleniyorsanız, çözüm için bir hekime başvurmakta gecikmemelisiniz. Aşağıdaki anket, yorgunlu­ğunuzu puanlayarak değerlendirmek amacıyla hazırlanmış­tır. Anketi dikkatle okuyun. Soruların hepsini doğru olarak cevaplamaya çalışın. Her soru için verdiğiniz cevaplara ait puanları toplayın.</p>
<p><strong>1) Ne kadar uyku ile yetiniyorsunuz?</strong></p>
<ul>
<li> 7-8 saat (1)</li>
<li> 8-10 saat (2)</li>
<li> 10-12 saat (3)</li>
</ul>
<p><strong>2) Uyandığınızda kendinizi dinç, zinde ve yenilenmiş hissediyor musunuz?</strong></p>
<ul>
<li> Evet, tamamen (1)</li>
<li> Biraz (2)</li>
<li> Hayır (3)</li>
</ul>
<p><strong>3) Gün içinde yorgunluk hissediyor musunuz? </strong></p>
<ul>
<li> Hayır (1)</li>
<li> Bazen (2)</li>
<li> Sürekli (3)</li>
</ul>
<p><strong>4) Son zamanlarda iş temponuz eskiye oranla daha ağır mı?</strong></p>
<ul>
<li> Evet (1)</li>
<li> Biraz daha yoğun (2)</li>
<li> Hayır, hep aynı iş temposu (3)</li>
</ul>
<p><strong>5) Yorgunluğunuz varsa günün hangi saatlerinde daha fazla?</strong></p>
<ul>
<li> Akşamüzeri (1)</li>
<li> Öğle saatleri (2)</li>
<li> Sabahları (3)</li>
</ul>
<p><strong>6) Yorgunluk iş, çalışma temponuzu yavaşlatıyor, hatta bazen bozuyor mu?</strong></p>
<ul>
<li> Hayır (1)</li>
<li> Biraz Yavaşlatıyor ve etkiliyor (2)</li>
<li> Bozuyor (3)</li>
</ul>
<p><strong>7) Yorgunluk nedeniyle daha sinirli ve huzursuz olduğu­nuzu düşünüyor musunuz?</strong></p>
<ul>
<li> Hayır, hep aynı davranışı sergiliyorum, rahatım (1)</li>
<li> Bazen sinirli oluyorum (2)</li>
<li> Sürekli gerginlik yaşıyorum ve huzursuzum (3)</li>
</ul>
<p><strong>8 ) Beslenmeniz yeterli, düzenli ve dengeli mi?</strong></p>
<ul>
<li> Evet, günde üç öğün yiyor ve yeterli besleniyorum (1)</li>
<li> Bazen öğün adıyorum ama genellikle yeterli (2)</li>
<li> Düzensiz ve yetersiz yemek yediğimi düşünüyorum (3)</li>
</ul>
<p><strong>9) Yorgunluğa eşlik eden başka belirtiler (baş dönmesi, bulantı, baş ağrısı, iştahsızlık, kilo kaybı veya aşırı kilo sorunu var mı?</strong></p>
<ul>
<li> Hayır, sağlıklıyım, yukarıdaki belirtilerden hiçbirisi yok (1)</li>
<li> Bir kısmı (2-3 tanesi) var (2)</li>
<li> Evet çoğu (4-5 tanesi) var (3)</li>
</ul>
<p><strong>10) Sigara kullanıyor musunuz ?</strong></p>
<ul>
<li> Hayır (1)</li>
<li> Günde 5-10 adet (2)</li>
<li> Günde 10 taneden fazla (3)</li>
</ul>
<p><strong>Topladığınız puanlar;</strong></p>
<ul>
<li>· <strong>5-10 arasındaysa</strong> normal fizyolojik yorgunluk yaşıyorsunuz. Oldukça sağlıklı bir durumunuz var. Vücudunuz yapı­lan işlere normal cevaplar verebiliyor. Uygun şekilde dinlenebiliyor ve yaşamınızı sürdürebiliyorsunuz. Bu yaşam tarzınızı sürdürmeye özen gösterin. Yakınlarınıza güzel bir örnek oluşturmaktasınız.</li>
<li>· <strong>10-20 arasındaysa</strong> yorgunsunuz ve sağlığınızı korumalısınız. Organizmanızı zor durumlarda bıraktığınız zamanlar oluyor. Sağlığınızı tehdit edecek bir boyutta olmasa da yorgunluk sinyallerine kulak vermeniz gerekiyor. Din­lenme ve beslenme şeklinizi gözden geçirmeniz önem taşıyor. İş temponuzu gözden geçirin, gereksiz yüklen­melerinizi azaltın veya kaldırın.</li>
<li>· <strong>20-30 arasındaysa</strong> sağlığınızı tehdit eden durumlar olabilir. Ciddi bir yorgunluk sorunu yaşadığınız söylenebilir. Yorgunluk sinyallerini pas geçmeyin. Bu durum 6 ay­dan daha uzun zamandır devam etmekteyse kronik yorgunluk söz konusu olabilir. Kalıcı sağlık sorunlarına dönüşmemesi için mutlaka bir hekime başvurun.</li>
</ul>
<p>*<strong>Bu basit anket</strong>, yorgunluğunuzun hastalıkla ilişkisi konusunda bir yaklaşımda bulunabilmeniz için ha­zırlanmıştır. Hastalık tanısı koymak amacı taşıma­maktadır. Dolayısıyla en sağlıklı yaklaşım, bir heki­me danışmanızdır!</p>
<p>Kadınların fizyolojik farklılıkları nedeniyle gösterdikleri or­ganik cevaplar da farklıdır. Dolayısıyla yorgunlukla ilişkili ola­rak bazı noktalara dikkat etmek gerekmektedir. Örneğin, menstrüasyonla ilgili olarak kan kayıpları olduğundan kadınlar gerek organik gerekse psikolojik olarak kendilerini daha yor­gun hissedebilirler. Bazı kadınlar ise bu dönemlerde hiçbir de­ğişik tepki, yakınma göstermeyebilir. Gebelik ve sonrasında da fizyolojik değişiklikler çok etkili olabilir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/11/05/neden-kendinizi-yorgun-hissediyorsunuz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vücudumuzda Meydana Gelebilecek Yaralanmalar Karşısında Neler Yapmalıyız?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/11/04/vucudumuzda-meydana-gelebilecek-yaralanmalar-karsisinda-neler-yapmaliyiz.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=vucudumuzda-meydana-gelebilecek-yaralanmalar-karsisinda-neler-yapmaliyiz</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/11/04/vucudumuzda-meydana-gelebilecek-yaralanmalar-karsisinda-neler-yapmaliyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 19:25:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[baş yaralanması]]></category>
		<category><![CDATA[kafa yaralanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=379</guid>
		<description><![CDATA[






Yüksek bir yerden düşüldüğünde veya trafik kazasına maruz kalındığın­da; ölüm ile neticelenen vakaların ço­ğunu kafa yaralanmaları teşkil etmek­tedir. Burda dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da her kafa yaralanmasının  ardından kişinin boyun omurlarında da bir yaralanma ve zedelenme olabileceği asla unutulmamalıdır. Meydana gelen kafa yaralanmalarında o anda herhangi bir belirte göze çarpmayabilir, yaralanan kişi 6 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<div class="mceTemp">
<dl id="attachment_380" class="wp-caption alignright" style="width: 340px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-full wp-image-380" style="margin: 3px;" title="Vücudumuzda Meydana Gelebilecek Yaralanmalar Karşısında Neler Yapmalıyız?" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/kafa-yaralanması1.jpg" alt="kafa-yaralanması1" width="330" height="330" /></dt>
</dl>
</div>
<p>Yüksek bir yerden düşüldüğünde veya trafik kazasına maruz kalındığın­da; ölüm ile neticelenen vakaların ço­ğunu kafa yaralanmaları teşkil etmek­tedir. Burda dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da her kafa yaralanmasının  ardından kişinin boyun omurlarında da bir yaralanma ve zedelenme olabileceği asla unutulmamalıdır. Meydana gelen kafa yaralanmalarında o anda herhangi bir belirte göze çarpmayabilir, yaralanan kişi 6 ila 8 saat arasında gözlem altında tutulmalı ve aşağıda yazacağım belirtiler meydana gelirse çevredeki en yakın hastaneye nakletmek gereklidir. Yaralı kişinin hayati tehlikesi ise 48-72 saat arasındadır. Bu zaman zarfında yaralıya dikkat edilmesi gereklidir. Aşağıda yazdığımız belirtiler daha sonrada ortaya çıkabilir, bir diğer önemli nokta da yaraya batan herhangi bir cisim varsa kesinlikle çıkartılmaz.<br />
<strong><br />
Kafa yaralanmalarının belirtileri şunlardır:</strong></p>
<p>* Kafada şişlik, yara veya kanama.<br />
* Başağrısı.<br />
* Başdönmesi<br />
* Yarım saat içinde veya daha son­ra bayılma.<br />
* Ağızda, burunda veya kulaklarda kanama.<br />
* Kol veya bacakların birinde felç.</p>
<p>* Göz bebeklerinin büyüklüğünde farklılık.<br />
* Şuur Kaybı<br />
<strong>DİKKAT:</strong> Kafasından yaralanmış bir kazazede, ister baygın ister kendin­de olsun, ona uyarıcı içecekler verme­yiniz. Ayaklarını havaya kaldırmayı­nız.</p>
<p><strong>Ne Yapmalı?</strong></p>
<p>* Hastayı, düz bir yere, boylu bo­yunca yatırınız.<br />
* Ağzında salgı veya kanama var­sa, başını yana çeviriniz. Böylece, sal­gının nefes borusuna kaçmasını engel­lemiş olursunuz.<br />
* Derhal doktor çağırınız. Bu mümkün değil ise hastayı düz yatmış<br />
olarak, hırpalamadan en yakın hastaneye götürünüz.<br />
* Hasta bayılmış ise, nefes alıp al­madığını kontrol ediniz.<br />
* Solunumu durmuş ise yapay so­lunum uygulayınız.<br />
* Nefes borusunun salgı veya geri­ye kaçmış dili tarafından tıkanıp tıkan­madığını kontrol ediniz. Böyle bir teh­like mevzubahis ise ve boynunda kırık yok ise başının altına küçük bir yastık koyarak başını yana çeviriniz.</p>
<p><strong>NOT:</strong> Diğer tedbirler “yapay solu­num” bahsinde anlatılmış olduğundan oraya müracaat ediniz.</p>
<p><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-381" style="margin: 3px;" title="Kafa yaralanması" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/kafa_yaralanması-300x225.jpg" alt="Kafa yaralanması" width="300" height="225" />Vücut Yaralanmaları</strong></p>
<p><strong>DİKKAT</strong>: Kanama ile sonuçlanan her türlü yarayı -önemli veya önemsiz olduğuna bakmaksızın- mutlaka temiz­leyiniz. Zira tetanosu önlemenin birin­ci yolu budur. Eğer kanama faslı, sivri bir cismin batması sonunda meydana gelmiş ise; yarayı güzelce temizlemek­le beraber tetanos aşısı olmayı ihmal etmeyiniz.</p>
<p>Mikrop bulaşmasının belirtileri ya­ralanmadan hemen sonra görülmez. Mikropların gelişip çoğalması ve ze­hirli madde salgılaması zaman ister. Belirtiler, genellikle, iki ila yedi gün sonra ortaya çıkar. Bazı durumlarda -mikrobun cinsine bağlı olarak- daha geç ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Yaranın Mikrop Aldığı Nasıl Anlaşılır?</strong></p>
<p>* Yaralı bölge kızarır.<br />
* Dokunduğunuz zaman acır.<br />
* Yanma ve şişlik görülür.<br />
* Bazen yaralı bölgeden yukarıya doğru (kol ve bacaklarda) kırmızı renkte çizgiler belirir.<br />
* Koltuk altında veya kasıkta has­sas şişler ortaya çıkar.<br />
* Bütün bu belirtiler, yaranın mikrop kaptığım ve mikropların vücuda yayıl­dığını gösteren kesin delillerdir.</p>
<p><strong>DİKKAT:</strong> Bulaşma (enfeksiyon) belirtilerini görünce yarayı sıkmayınız ve açmayınız; derhal bir doktora gidi­niz.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/11/04/vucudumuzda-meydana-gelebilecek-yaralanmalar-karsisinda-neler-yapmaliyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Trafik Kazasında Nasıl Davranmalıyız?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/11/04/trafik-kazasinda-nasil-davranmaliyiz.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=trafik-kazasinda-nasil-davranmaliyiz</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/11/04/trafik-kazasinda-nasil-davranmaliyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 19:02:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[ilk yardım]]></category>
		<category><![CDATA[trafik kazası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=373</guid>
		<description><![CDATA[

Ülkemizde yayaların ve sürücülerin kurallara uymaması sonucunda yoğun olarak trafik kazaları meydana gelmektedir. Her yıl binlerce insan trafik kazaları sonucu hayatını kaybetmektedir. Bu kayıpların içerisinde önemli bir miktarı da kazazedeye yanlış müdahale yada geç ulaşan ilk yardım uygulamaları neticesinde meydana gelmektedir. Bu yazımızda sizlere böyle bir olay ile karşı karşıya kaldığınızda neler yapmanız gerektiği hakkında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p>Ülkemizde yayaların ve sürücülerin kurallara uymaması sonucunda yoğun olarak trafik kazaları meydana gelmektedir. Her yıl binlerce insan trafik kazaları sonucu hayatını kaybetmektedir. Bu kayıpların içerisinde önemli bir miktarı da kazazedeye yanlış müdahale yada geç ulaşan ilk yardım uygulamaları neticesinde meydana gelmektedir. Bu yazımızda sizlere böyle bir olay ile karşı karşıya kaldığınızda neler yapmanız gerektiği hakkında bilgiler vermeye çalışacağız. Unutmamalıyız ki doğru yapılan bir müdahale ile bir kişinin hayatını kurtarabiliriz.</p>
<p>Trafik kazalarında, araç içinde bu­lunan bir şahsı veya şahısları aşağıdaki tehlikeler beklemektedir:</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-375" title="trafikkazası" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/trafikkazası.jpg" alt="trafikkazası" width="360" height="212" />* Yaralanma sonucu dış kanamalar<br />
* Çarpma sonucu burkulma, çıkık ve kırıklar.<br />
* Çarpma sonucu beyin veya iç or­gan kanamaları.</p>
<p><strong>DİKKAT:</strong> Kazaya uğramış bir araç içindeki kişinin veya kişilerin na­sıl bir zarara uğradığını kestirmek zor­dur. En çok bağırıp çağıran kişiye de­ğil; sessizce oturan ve sabit nazarlarla bakan kişiye öncelik veriniz. Zira şid­detli bir beyin sarsıntısı geçiren veya aşırı kan kaybeden kişi, bayılmasa bile şoka girmiş demektir. Kazada en çok korkulan durum beyin kanaması veya belkemiği kırıklarıdır. Kaburga kırık­ları da aynı şekilde ciddiye alınmalıdır. Kırık kaburgalar iç organlarından biri­ne batarak iç kanamalara sebebiyet verebilir.</p>
<p>* Kazazede bayılmış veya şoka gir­miş ise (belirtileri için ilgili konulara bakınız) ve emniyet kemerine bağlı halde duruyor ise hiçbir müdahalede bulunmadan polise ve hastanenin il­gili servisine telefon ederek kaza ma­hallinin adresini haber veriniz.<br />
* Kazazede emniyet kemerine bağ­lı değil ve direksiyonun üzerine yığılıp kalmış ise; oturduğu koltuğun arka kıs­mını kumanda kolu ile hafifçe geriye yatırınız. Kazazedenin başını yavaş ya­vaş kaldırarak -bel ve boyun omurgası­nı dik tutmaya gayret ederek- arkaya yaslayınız. Böylece kazazedenin rahat nefes almasını sağlamış olacaksınız. Boyun ve bel omurgasını dik tutmanı­zı istememizdeki maksat, boyun veya belkemiğindeki bir kırık ihtimalindendir. Beyin ve soğancığın uzantısı olan sinir ağı, belkemiği içindeki omurilikten geçmektedir. Omurga kırıklarında omuriliğin zedelenme ihtimali oldukça yüksektir. Omuriliğin zedelenmesi ha­linde sinir lifleri kopacak ve kazazede felçlere maruz kalacaktır.<br />
* Kazaya maruz kalan kişi baygın ise ve kanaması da yok ise bir iç kana­ma veya kırıktan şüphe etmemiz gere­kir. Bu sebeple onu arabadan dışarıya çıkarmaya çalışmayınız. Koltuğuna dik oturacak şekilde emniyet kemeri ile bağlayınız. Başını koltuğa yaslamış olarak yardım gelmesini bekleyiniz.<br />
* Eğer bir dış kanama geçiriyor ise “kanamalar” konusunda anlatıldığı şe­kilde kanamayı durdurmaya çalışınız. Bu işlemi yaparken yine bel ve boyun omurgasını dik tutmaya dikkat ediniz.</p>
<p><strong>Kazazede Dışarıda Baygın Yatıyor İse</strong></p>
<p>* Kazadan sonra sürücü veya yol­culardan biri arabadan çıkmış; ancak şuurunu kaybederek bayılmış olabilir. Bu durum, bir beyin kanamasını veya dış kanamadan dolayı aşırı kan kaybını akla getirmelidir. Eğer bayılmaya rağ­men nefes alış-verişi normal ise bir belkemiği kırığı olabileceğini hesaba katarak- kazazedeyi boylu boyunca uzatınız.<br />
* Bayılmış kişinin kusabileceğini ve dilinin geriye doğru kıvrılarak nefes borusunu tıkayabileceğini düşünerek boynunda kırık yok ise- başını yana çeviriniz.<br />
* Motosiklet kazasında baygın düş­müş birini gördüğünüz zaman yukarı­daki aynı tedbirleri alınız. Başında kaskı varsa dikkatlice çıkarınız.</p>
<p><strong>NOT:</strong> Kazayı mutlaka telefonla en yakın hastanenin acil servisine ve polise haber veriniz. Kazazedenin ba­şında beklemeniz gerekiyor ise; yoldan geçen bir arabayı durdurunuz. Sürücüsüne kazayı -yerini belirterek- polise ve hastaneye telefonla haber verme­lisini isteyiniz.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/11/04/trafik-kazasinda-nasil-davranmaliyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göze Yabancı Bir Şey Kaçarsa Ne Yapmalıyız?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/11/04/goze-yabanci-bir-sey-kacarsa-ne-yapmaliyiz.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=goze-yabanci-bir-sey-kacarsa-ne-yapmaliyiz</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/11/04/goze-yabanci-bir-sey-kacarsa-ne-yapmaliyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 18:48:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[göze yabancı madde kaçarsa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=369</guid>
		<description><![CDATA[

Sizin yada çevrenizdeki bir kişinin gözüne herhangi bir sebepten dolayı yabancı  bir madde kaçabilir. Göze kaçan yabancı cisimler genel­likle üst göz kapağının iç yüzüne yerleşir, bu yabancı madde de kişiye hem acı hemde  rahatsızlık verir. Peki böyle bir durum ile karşı karşıya kalırsak ne yapmalıyız?
Cismi çıkarmak için:
* Kazazedeyi aşağı doğru baktırı­nız.
* Üst göz kapağının dış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p>Sizin yada çevrenizdeki bir kişinin gözüne herhangi bir sebepten dolayı yabancı  bir madde kaçabilir. Göze kaçan yabancı cisimler genel­likle üst göz kapağının iç yüzüne yerleşir, bu yabancı madde de kişiye hem acı hemde  rahatsızlık verir. Peki böyle bir durum ile karşı karşıya kalırsak ne yapmalıyız?<img class="alignleft size-full wp-image-370" title="göz" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/göz.jpg" alt="göz" width="240" height="173" /></p>
<p><strong>Cismi çıkarmak için:</strong></p>
<p>* Kazazedeyi aşağı doğru baktırı­nız.<br />
* Üst göz kapağının dış kenarını iki parmağınızın arasına sıkıştırarak tutu­nuz.<br />
* Bir kurşun kaleminin yanı ile üst kapağı hafifçe bastırınız.<br />
* Göz kapağının iç yüzünü dışa çe­viriniz.<br />
* Kapağın iç yüzüne yapışmış olan cismi temiz bir tülbendin veya mendi­lin ucu ile çıkarınız.</p>
<p><strong>DİKKAT:</strong> Bu işlemler sırasında göze asla dokunmayınız.</p>
<p>* Yabancı cisim bazen gözün say­dam olan ön yüzeyine (kornea) yapışıp kalır. Bu durumda cismi rahatça gör­meniz mümkündür:<br />
* Kazazedeye gözünü birkaç defa kırpıştırmasını söyleyiniz</p>
<p>* Kırpıştırma ile meydana gelen gözyaşı, kendisi ile birlikte cismi sü­rükleyerek dışarı çıkacaktır.</p>
<p>DİKKAT: Eğer cisim gözün say­dam tabakasına iyice oturmuş; çıkmak niyetinde değil ise, göze asla dokun­mayınız. Kibrit, kürdan veya benzeri başka birşey ile çıkarmaya uğraşmayı­nız. Bu durumda:</p>
<p>* Kazazedeye gözünü kapattırınız.<br />
* Göz kapağının üzerine nemli bir pamuk parçası koyarak sarınız.<br />
* Kazazedeyi derhal bir doktora götürünüz.</p>
<p><strong>NOT</strong>: Parçayı çıkarmak için gözü ovuşturmayınız. Zira, yabancı cisim bir maden talaşı ve başka kesici bir şey olabilir. Ovuşturmakla onun saydam tabakayı yırtmasına sebep olabilirsi­niz. Kişiye faydalı olayım derken daha fazla zarar verebilirsiniz.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/11/04/goze-yabanci-bir-sey-kacarsa-ne-yapmaliyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
