Pratik Bilgiler

Günlük Hayatta İşinize Yarayacak Pratik Bilgiler

dogalguc.net Haftanın ürünü

yogaGenellikle ilk üç aylık dönemde hamile kadınların yoğun fi­ziksel egzersiz yapmaları tavsiye edilmez. Özellikle de dü­şük olasılığının olduğu durumlarda bu geçerlidir. Bu yüzden hamileliğin dördüncü ayından itibaren bir egzersiz programının uygulanması önerilir. An­cak daha önce düşük yapmamış, aktif ve sağ­lıklı bir anne adayı kendisini hazır hissel ligi andan itibaren kendini zorlamadan bedenini güçlendirmeye, kaslarını geliştirmeye ve esnek­liğini artırmaya başlayabilir. Duruş pozisyonlannı kişisel gereksinimlerinize ve formunuza uyarlayarak hamileliğiniz boyunca yoga yapa­bilirsiniz. Bu durum kişiden kişiye değişecektir. Bu yüzden bedeninizle uyum içinde olmanız, ortaya çıkan rahatsızlık verici duruşları belirleyerek onları kendinize uygun bil ha­le getirmeniz gerekir.

Yoganın hamile kadınlara kazandıracağı fiziksel yararlar şunlardır: gücün, kasların, duruşun ve dengenin gelişmesi; kas sisteminin tamamının daha elastik ve esnek olması: hormon üretimini sağlayan salgı bezlerinin uyarılması; kan akışının hızlanması ve dolaşımın iyileşmesi: ve mükemmel nefes kontrolünün sağlanması. Yoga uygulaması sırasında iç organlara da masaj yapılmış olur. Ayrıca mide egzersiz­leri de (bkz sayfa 82-84′e) doğum yaptıktan sonra eski for­munuza kolaylıkla kavuşmanıza yardımcı olacaktır. Yoga­nın uyku bozukluklarını azalttığı ve uykusuzluk hastalığı­na iyi geldiği bilinmektedir. Yaşama pozitif gözlerle bak­manın ve genel anlamda sağlıklı olduğunuz hissinin oluş­masını destekler. Avın zamanda yoga kişisel gözlem yap­mayı öğretir. Yoga yaptıkça sezgisel olarak bedeninizle ve duygularınızla yakın temas halinde olursunuz.
Ancak mükemmel geçen bir hamilelik süreci ve doğum için yoganın tek çare olmadığını aklınızdan çıkarmayın. Yoga, bu heyecanlı dönem boyunca size yardımcı olabile­cek ve yaşadığınız deneyimin toplam değerini artıracağını umduğumuz bir araçtır. “Doğum” zor bir iştir ve birçok ka­dının doğum yapmakla ilgili yaklaşımları biraz korku ve en­dişe içerir. Bu, oldukça normal bir durumdur ama yoganın hamilelik ve doğum sürecinizi biraz daha kolaylaştırmaya ve bu dönemle ilgili sakin ve kontrollü bir yaklaşım benim­semenize yardımcı olabileceğini umuyorum.

unutkanlık İnsanın yaşı ilerledikçe daha çok unutkan olduğu bir gerçektir. Yeni şeyleri öğrenmek için ve kişisel eşyalarımızı bulmak için daha çok zaman harcarız. Bunlar ciddi bellek kusurlarının değil; ılımlı bir unutkanlığın bulgularıdır. Ancak basit önlemlerle unutkanlığın önüne geçebiliriz. Bir kişi unutkanlığı hakkında endişeleniyorsa doktora gitmelidir. Ayrıca belleği canlı tutacak unutkanlığının önüne geçecek davranışlarda ve aktivitelerde de bulunabilir. Zamanını arkadaşlarıyla ve ailesiyle birlikte geçirme, iyi ve dengeli beslenme, egzersiz yapma kişinin daha uyanık ve sağlam kafalı olmasına yardımcı olur. Hafızamıza yardımcı etkenler şunlardır; Yeni beceriler öğrenmek, alkol almamak, dinlenme ve istirahata önem vermek, ajanda kullanmak, cüzdanınızı anahtarınızı ve cep telefonunuzu hep aynı yere koymak, mümkün olduğunca vaktinizi arkadaşlarınıza ve ailenize ayırmak. Unutkanlığı olan kişiler, durumlarını cevresindekilerle birlikte değerlendirip onun neticesinde bir doktora başvurmalıdırlar. Unutkanlığı tetikleyen unsurlar ise depresyon, stres, bazı ilaçların yan etkisi, vücutta yeterli sıvının olmayışı olarak sıralanabilir.

abo-sistemi

Kan Grupları

Kırmızı kan hücrelerinin üzerlerinde bulunan ve diğer kanlarda ?antijen? özelliği gösteren maddelere göre insan kanlarının gösterdiği farktan doğan sınıflar.

Yirminci yüzyıldan önceki kan nakli denemeleri vahim ve düş kırıklığına sebeb olacak sonuçlar vermişti. 1900 yıllarında Karl Landsteiner kanın dört ana grupta olduğunu, bu grupların kişiden kişiye farklı bulunduğunu gösterdi. Bu gruplama ABO sistemi olarak bilinir. Landsteiner?in buluşu kan naklinde emniyetlilik yolunu açtı. 1940 yılında yine Landsteiner ve çalışma arkadaşı Amerikalı Patolog Alexander S.Wiener, kan gruplamada yeni bir sistem keşfettiler. Rhesus türü maymunlarda yapılan çalışmalarla ortaya çıkarılmasından dolayı bu sisteme ?Rh sistemi? denildi.

ABO sistemi: Bu sisteme göre her kişi dört kan grubundan birine girer. Gruplar A, B, AB ve 0?dır. Ayırma işi, kırmızı kan hücreleri ve plazmada bulunan özel proteinlere göredir. Plazmadaki proteinler ?aglutininler?, alyuvarların üzerindekiler ise ?aglutiojenler? olarak adlandırılırlar. A ve B diye adlandırılan iki cins aglutinojen, a (alfa) ve b (beta) olarak adlandırılan iki cins aglutinin vardır. A grubu bir kişi alyuvarlarında A aglutinojenini ve plazmasında b aglutinini taşır. Bu kişinin kanı B aglutinojeni ve a aglutinini taşıyan B grubu bir kişiye verilirse alcının kanındaki a aglutininleri verenin A aglutinojeniyle birleşir ve çöker. Bu çökme vücûdun her yanında olur ve hayatla bağdaşmaz. Verilen kan oldukça az miktardaysa ortaya çıkan az miktar çökelti, çeşitli damarları tıkayarak birçok organlarda hasar yapar.

AB grubundaki kişiler A ve B aglutinojenlerine sâhiptirler. Ancak bunların plazmasında aglutinin bulunmaz. 0 grubunda ise hiç aglutinojen olmayıp a ve b aglutininleri vardır. Tabloda kan gruplarına göre aglutinojen ve aglutininler gösterilmiştir.

Alyuvarlardaki Plazmadaki

Kan Grubu Aglutinojen Aglutinin

AAb (Anti A)

BBa (Anti B)

ABAB(-)

0(-) (Yok)a,b (Anti A ve B)

Tabloda görüldüğü gibi grupların adlandırılması aglutinojenlerine göre olmaktadır. Aglutinini olmayan AB grubuna ?genel alıcı? grup, aglutinojeni olmayan 0 grubuna da ?genel verici? grup isimleri verilmiştir. Tabloya bakarsak: Bir kan naklinde aynı harfli aglutinojen ve aglutinin karşılaşınca, çökelme (aglütine durumu) olacağı anlaşılır.

Rh sistemi: Rhesus proteini veya diğer adıyla Rh faktörü, kırmızı kan hücreleri üzerinde bulunan bir özel proteindir. Rh faktörüne göre iki tür kan ayrılır, Rh (+) ve Rh (-); yâni Rh proteinine sâhip veya sâhib olmayan kanlar. Rh (+) kişiye Rh (-) kan verilmesi hiçbir reaksiyon ortaya çıkarmaz. Rh (-) kişiye Rh (+) kan verilince ilk nakilde bir olay ortaya çıkmaz. Ancak bu sırada alıcının kanının serumunda verilen kanın Rh faktörüne karşı ortaya çıkan Anti Rh antikorları teşekkül eder. Aynı durum Rh (+) baba ile Rh (-) anneden doğan Rh (+) çocukta da söz konusudur. Çünkü Rh negatif olan annenin serumunda çocuğun Rh (+) antijenine karşı anti Rh antikorlar meydana gelir. Bu antikorlar müteakip hamileliklerde annenin kanıyla fetüsa geçtiğinde doğum sırasında veya hemen sonra hemolitik anemi ve buna bağlı ölümle biten durumlar ortaya çıkar. İkinci Rh (+) kan vermede birinci nakilde vücûdun meydana getirdiği anti Rh antikorları verici kanıyla reaksiyona girer ve damar içinde çökelme ortaya çıkar. Âcil kan değişimi uygulanmazsa bu durum hayatla bağdaşmaz.

Çocuğun kan grubu ana-babasına benzemeyebilir: Çocuğun kan grubu, baba veya anasınınkine benzer. Bâzan her ikisine de benzer veya her ikisine de benzemez. Eğer çocuğun kan grubu, ana-babasının kan grubundan başka türlü olmasaydı, yeryüzünde yalnız iki çeşit kan grubu bulunurdu. Çünkü bütün insanlar, bir erkekle bir kadından meydana gelmişlerdir.

Hamilelik, lohusalık, narkoz, radyoterapi ve arsenikli ilâçlar bâzan kan grubunu değiştirir. Bir insanın kan grubu değişince anasının da, babasının da kan grubuna benzemeyebilir. Bu bakımdan aynı ana-babadan meydana gelen çocukların kan grupları iki çeşit değildir. Kan grupları sistemler şeklinde incelenmektedir. Meselâ ABO, Rh sistemi gibi başka kan grubu sistemleri de bilinmektedir. Daha başka bilinmeyenlerin de bulunduğu söylenmektedir. Her kan grubu sistemi, diğer sistemlerden müstakil olarak çalışmaktadır.Tıbbî tatbikatta, yâni hastalık ve tedâviyi ilgilendiren kan grubu uyuşmazlıklarında herkesin bildiği yukarıdaki ABO ve Rh sistemleri önemlidir.

ABO sistemindeki kan gruplarından;

1. Sıfır (0) grubunda, kişiler 0 ve 0 genlerini taşır ve homozigottur (iki geni aynı).

2. A grubundakinin genleri, A ve 0?dır (heterozigot, yâni iki geni farklı) veya A ve A?dır (homozigot).

3. B grubundakilerin genleri, ya B ve B?dir (Homozigot) veya B ve 0?dır. (heterozigot).

4. AB grubundakinin genleri ise, A ve B?dir. (heterozigot).

Mesela, A grubundaki heterozigot bir erkeğin toplam spermlerinin yarısı A, yarısı da 0 genini taşır. B grubundaki heterozigot bir dişinin yumurta sayısının yarısı B, yarısı da 0 genini taşır. Bu vasfa hâiz kimseler, evlendiklerinde aşağıdaki şemada görüldüğü gibi, ABO sisteminin dört grubunda da, yâni A, B, AB, 0 gruplarında da çocukları olabilir.

Bunu açıklayalım:

1. Birinin A genini taşıyan yumurta veya sperm, diğerinin 0 genini taşıyan üreme elemanı ile bir embriyon yaparsa bundan A grubunda çocuk olur.

2. B geni 0 ile birleşince B grubunda,

3. A geni B geni ile birleşince AB grubunda,

4. 0 geni 0 geni ile birleşince 0 grubunda çocuk veya çocuklar olur. Rh sisteminde de Rh (+) olan bir kimse, heterozigot ise, yâni genlerinden biri (+), diğeri (-) ise, kan grubu Rh (-) olan biri ile evlenince, çocukların kan grubu Rh (+) da olabilir, Rh (-) de olabilir. Yukarıdaki sistemde genlerin A, B ve (+) genleri, 0 ve (-) genlere karşı baskın (dominant) olup, onların özelliklerini örter.

Diğer kan grubu sistemlerinde de durum böyledir.

Ülkemizde ve dünyada yaygın olarak kullanılmakta olan kan grup sistemleri, ABO ve Rh sistemleridir. ABO grup sistemine göre kan grupları, A, B, AB ve O grubu diye dörde ayrılırken, Rh sistemine göre ise, RhD Pozitif ve RhD Negatif diye ikiye ayrılır. Her iki sistem birlikte kullanıldığından, ortaya sekiz farklı kan grubu çıkar. Ancak kan grupları, sadece bununla sınırlı değildir. Bazı kişilerde hem ABO grup sistemine ait alt gruplar (A1,A2,gibi) ve hem de Rh sistemine ait alt gruplar (D,d,C,c,E,e,gibi) bulunmaktadır. Bir kanın “Rh Negatif” diye nitelenebilmesi için bu alt grup antijenlerinden hiçbirinin bulunmaması gerekir. Ülkemizde CD pozitifliğine oldukça sık rastlanırken, DE pozitifliği daha nadirdir.Genel olarak bakıldığında Rh D pozitifliği %85-90 arasında değişmektedir.
Kaynaklar

rujlu-kiz

Soğuk kış günlerinde, çevrenizdeki yakışıklıları etkileyebilmeniz için neler yapmalısınız? İşte size, soğuk gecelerin sıcak kadını olabilmeniz için mükemmel makyaj teknikleri, bronz görünüm için ipuçları ve tarzınıza en uygun parfüm seçenekleri…

Kış gecelerindeki davetlerde göz kamaştırmak için tavsiyelerimizi dinleyin.

Kıpkırmızı dudaklar

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, kırmızı tonlarındaki renklere bakanların kalp atışları hızlanıyor, nabızları artıyor.

Güzellik uzmanı Lisa Herbert, “Kırmızı, karşınızdakine seksi ve heyecan verici olduğunuz mesajını verir” diyor. Yani kırmızı bir ruj, sevgilinizin kalp atışlarını hızlandıracaktır.

New Yorklu makyöz Melissa Silver, “Kırmızı ruj seçerken özenli davranın. Klasik kremsi olanlar yerine, dudaklarınıza seksi bir görünüm veren simli Rujunuzun kalıcı olması için, parlak rujunuzun altına gül rengi bir ruj sürün” diyor.

Kış bronzluğu

Altın rengi bronz bir ten, kendinizi çekici hissetmenizi sağlar. Böyle bir tene kışın da sahip olabilmek için, 7 saniyede bronz bir görünüm veren kremleri kullanabilirsiniz. Uygulamadan birkaç gün önce, peeling yapın.

organik-cayNewcastle Üniversitesi tarafından yapılan araştırma, bir bardak Brezilya nane çayının, baş ve mide ağrısından ateş ve gribe kadar birçok rahatsızlığa iyi geldiğini doğruladı.

Brezilya’da birçok hastaya tavsiye edilen hyptis crenata çayını fareler üzerinde deneyen uzmanların Acta Horticulturae dergisinde yayımlanan araştırması, çayın faydalarının yanı sıra nasıl yapılması ve ne kadar tüketilmesi gerektiğini de ortaya çıkarmayı amaçladı.

En yaygın metotla, kuru yaprakların 30 dakika süreyle kaynatılmasıyla yapılan çay, soğuduktan sonra içiliyor ve tadı, bilinen nane tadından çok adaçayının tadına benziyor.

Doktor Beverly Collett, hypties crenata üzerinde daha fazla araştırma yapılması ve içerdiği moleküllerin tespit edilmesi gerektiğini, bitkinin geleceğin ağrı kesicisi olabileceğini söyledi.

Araştırmaya katılan uzmanlardan Graciela Rocha da ilaçların yüzde 50’sinden fazlasında temel maddeyi bitkilerin oluşturduğunu ve insanoğlunun, tarihin başlangıcından bu yana bitkileri rahatsızlıklarını gidermede kullandıklarını hatırlattı…

kalori6 Dakikada Nasıl Kalori Yakılır?

Araştırmalara göre, 6 dakikada enerjik egzersizler yaparak kalori yakabilirsiniz. Zayıflamak ve formda kalmak için bu kadar kısa süre ayırmanız yeterli.

İlk 1 dakika: Yer değiştirerek zıplayın. Çömelip doğrularak kanguru gibi zıplayın. Sağdan sola yer değiştirip, çömelip doğrulup zıplayarak hareket edin.

30 saniye: Olduğunuz yerde yavaş yavaş koşun.

1: 30 dakika: Zıplayıp koşturarak patenle kayıyor gibi sağdan sola hareket edin. Bu sırada bacaklarınızı ve kollarınızı hareketli bir şekilde sallayın.

30 saniye: Olduğunuz yerde yavaş yavaş koşun.

1 dakika: Kollarınız başınızın arkasında düz yere uzanın ve mekik çekin. Ayrıca el ve ayaklarınızı çapraz bir şekilde hareket ettirerek fotoğraftaki hareketi tekrarlayın. El ve ayaklarınızı 30 saniyede bir değiştirin.

30 saniye: Olduğunuz yerde yavaş yavaş koşun.

1 dakika: Çömelip atlayın. Zaman zaman elleriniz başınızın arkasında twist yapıyor gibi zıplayın. Gövdenizi sağa sola çevirin. Elleriniz başınızın üzerinde atlayın. Dizlerinizi yavaşça yere değdirerek oturup kalkabilirsiniz.

30 saniye: Olduğunuz yerde yavaş yavaş koşun.

6 dakika bu hareketleri yaparsanız, inanılmaz bir efor sarfetmiş ve kalori yakmış olacaksınız.

duzenlispor

Vücudun Kışın Daha Çok Spora İhtiyacı Var

SÜ BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR YÜKSEK OKULU ÖĞRETİM ÜYESİ YRD. DOÇ. DR. KAYA: ”KIŞIN YAĞLANAN İNSAN VÜCUDU, DÜZENLİ VE BİLİNÇLİ EGZERSİZLE HEM SAĞLIĞINA HEM DE ESTETİK GÖRÜNÜME KAVUŞUR” -”SAĞLIKLI KALMAK İÇİN VÜCUT, KIŞ AYLARINDA DAHA FAZLA EGZERSİZE İHTİYAÇ DUYAR”

Selçuk Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yalçın Kaya, kışın yağlanan insan vücudunun, düzenli ve bilinçli egzersizle hem sağlığına hem de estetik görünüme kavuşacağını söyledi.
Yrd. Doç. Dr. Yalçın Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kış aylarında havaların soğumasıyla insan vücudunun doğal bir tepki göstererek yağlanma eğilimine girdiğini ifade etti.
Yağlanmanın sadece deri altında değil vücudun iç organlarında da oluştuğunu dile getiren Kaya, yağlanma aynı zamanda damar çeperinde de gerçekleştiği için bu dönemde kalp krizi ve beyin kanaması riskinin arttığını vurguladı.
Bu nedenle vücutta yağlanmanın en fazla olduğu kış aylarında, günlük hayatta mümkün olduğu kadar hareketli olunması gerektiğini anlatan Kaya, hareketli yaşamın, kilolarla gelen sağlık riskini bir ölçüde hafifletebileceğini dile getirdi.
Yrd. Doç. Dr. Kaya, vücudun düzenli ve bilinçli egzersizle hem sağlığına hem de estetik görünüme kavuşacağını ifade ederek, şunları kaydetti:
”Sağlıklı kalmak için vücut, kış aylarında daha fazla egzersize ihtiyaç duyar. Kışın yağlanan insan vücudu, düzenli ve bilinçli egzersizle hem sağlığına hem de estetik görünüme kavuşur. Bunun için de aerobik standartlarda egzersiz yapılması gerekir. Egzersizleri yaparken dakikada kalp atım sayısı önemlidir. Egzersizin vücuda istenen yararı sağlayabilmesi için egzersiz sırasında dakikada kalp atım sayısının 120 civarında olması gerekiyor. Bu rakamın üzerinde yapılan egzersizlerde vücuttaki yağ depoları kullanılamaz. Yani aşırı efor sarf ederek yapılacak egzersizlerin pratikte bir yararı olmaz. Hatta aşırıya kaçan tempolarda yapılan egzersiz, bitkinlik oluşturacağı için kısa sürede aktivite bırakılmak zorunda kalınacaktır.”
Kaya, dakikada 120 nabızdan daha yüksek tempoda yapılan egzersizlerde riskli organlar için de tehlike oluşabileceğini, vücuttaki fazla yağ dokulardan kurtulabilmek için dakikada ortalama 120 nabız atışıyla spor yapılması gerektiğini vurguladı.
Daha estetik bir vücuda sahip olabilmek için bütün kasları aktif hale geçiren egzersizlerin yapılmasının yararlı olacağını anlatan Kaya, özellikle egzersiz yapıldığı dönemlerde besin kalitesi yüksek gıdaların alınmasına, düzenli uykuya ve aktivitenin temiz havada yapılmasına dikkat edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Kaynak : (AA)

yurumek

Yürüyüş yapmanın faydaları
Uzmanlara göre, her yürüyüş faydalı değil. Tempolu ve en az yarım saatten sonra devam ettirilen yürüyüşün daha faydalı olduğunu uzmanlar özellikle belirtiyor. Uzmanlar, yürüyüşün faydalarını şöyle sıralıyorlar…

DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KURALLAR
Kilo vermek amacıyla naylon vb. gibi giysiler vücuda sarılmamalı.
Sağlık sorunları olanlar ve 40 yaşın üstündekiler doktora görünmeden, yürüyüş programına başlamamalı.
Diyabet, hipertansiyon ve diğer sistematik hastalığı bulunanlar sık sık doktor kontrolünden geçmeli.
Ciddi bir yemek sonrası hızlı ve ağır yürüyüşler yapılmamalı.
Yürüyüş öncesi ve sonrasında susuz kalmamaya dikkat etmeli.
İnce tabanlı ve makosen ayakkabılar ile yürüyüş yapılmamalı.
Çok sıcak havalarda ve saatlerde yürüyüşten kaçınmalı.
Bir sıkıntı hissedildiğinde yürüyüşe inatla devam etmemeli.

YÜRÜYÜŞÜN 23 FAYDASI
Yürüyüş, kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir, kalp-damar ve beynin damarsal hastalıkları riskini azaltır.
Kalp kası dâhil, vücut kaslarını kuvvetlendirerek, daha etkin çalışmalarını sağlar.
Her bir kasılmada kalbin pompaladığı kan miktarını artırarak, istirahattaki kalp atım sayısını (nabzı) azaltır.
Egzersiz ve stres durumunda arteriel kan basıncında (tansiyonda) oluşan yükselmeyi azaltır. 5-Kan basıncını düzenler.
Kalp kasının yan damarlardan da beslenmesini destekler. Böylece kalbin ana damarlarında oluşacak tıkanıklıkların vereceği zararı azaltır.
Şişmanlık riskini azaltır.
Sindirimi kolaylaştırır.
Beyine oksijen sağlanmasını artırarak, zihinsel keskinlik ve yaratıcı düşünce potansiyelini yükseltir.
Lenfatik dolaşıma yardımcı olur.
Egzersiz sırasında ve sonrasında metabolizmayı uyarır.
Solunumsal kapasiteyi ve aerobik gücü artırır.
Büyümeyi ve travma sonrası toparlanmayı olumlu etkiler.
Kan yağlarının (trigliserid) düzeyini düşürür.
HDL/LDL (iyi huylu-kötü huylu kolestrol) dengesini düzenler.
Koordinasyona olumlu etki yapar.
Eklem ve kasların esnekliğini artırarak, bel ve boyun ağrılarını hafifletir.
Kemiklerin sertleşmesini ve kuvvetlenmesini sağlar.
Dayanıklılığı artırır.
Yorgunluk duyumunu engeller.
Uykusuzluğu azaltır, rahatlamaya yardımcı olur.
Vücudun doğal keyif verici hormonu olan endorfinin salınımını artırır.
Yaşlanma sürecini geciktirerek, genç bir görünüm sağlar.
Moral, özgüven ve iyimserliği artırır.

Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta