Güncel

Güncel Sağlık Haberleri

dogalguc.net Haftanın ürünü

These are my links for Kasım 8th from 16:23 to 19:38:

  • Hijyen Nedir? Hijyenin Önemi – Hijyen Yunan mitolojiğinde, sağlık tanrıçasıdır. Hijyen, sağlık ve temizlik dolayısıyla sağlığın korunması anlamınr taşır. Hijyen tıbbın tanrısı sayılan Asklepios’un karısı olarak mitolojide yer almıştır (M.Ö. 293).
    Hygieia ve Asklepios daha sonraları koruyucu tanrı olmuşlardır. Bu nedenle sağlığın korunması kavramı hijyen olarak bilinir. Hijyenin hayvanı ise yılandır. Yılan, halen tıbbın ve sağlığın amblemidir. Hijyenin tuttuğu kaptaki suyu [...]
  • Sigara Nasıl Bırakılır, Sigarayı Bırakma Yolları Nelerdir? – Sigara Nasıl Bırakılır, Sigara Bırakma Yolları
    Gerçekten de sigarayı bırakmak her zaman sanıldığı kadar kolay olmaz. Ama dünya üzerinde her gün sigaraya yeni başlayanlar kadar bırakan kişilerin de olduğunu bilmek insanı rahatlatıyor. Güvenilir istatistiklere sahip olmalarından dolayı Amerika’ya baktığımızda sadece son 25 yıl içinde 50 milyon kişinin sigarayı bıraktığını görmekteyiz. Yani aşağı yukarı ülkemizin nüfusuna yakın [...]
  • Sigaraya Başlama Nedenleri, Sigara İçme Alışkanlığı – Sigaraya Başlama Nedenleri, Sigara İçme Alışkanlığı
    Türkiye nüfusunun yaklaşık yarısı sigara içmektedir. Bunun anlamı, sigaranın yarattığı sorunlarla ülke gündeminde güncel bir konumda olmasıdır. Tütün ve sigara neden olduğu hastalık ve ölümler gibi zararlarının yanında ekonomik boyutuyla da önemli bir konumdadır, ülke ekonomisine katkısı sınırlıdır, üretimden tüketime 3 milyon insana iş imkanı yaratmaktadır. 1980′li yıllarda yabancı dev [...]
  • Sigaranın Tarihçesi: Dünya’da ve Türkiye’de Sigara – Sigara Hakkında Bilgi, Sigara Kullanımı
    Tütün bitkisi yüzyıllar önce yani tarih öncesi dönemlerde, yeni dünya yerlileri tarafından keyif verici bir madde olarak kullanılmaktaydı. Aynı bitki Avusturalya’da da bulunmasına rağmen orada bu amaçla kullanılmamıştır.
    Tütün Tarihçesi; Tütün yaprakları, enfiye, çiğneme, nargile, pipo, puro ve sigara şeklinde kullanılmaktadır. Bugün tütün denilince akla daha çok sigara gelmektedir.
    Kristof Kolomb, XV. yüzyıl [...]
  • Bebeklerin Açık Havaya Çıkartılıp Alıştırılması Nasıl Olmalıdır. – Bebek 40 günlük olduktan sonra yavaş yavaş açık havaya çı­karılmalıdır. Açık hava, bebeğinizin iyi uyku uyumasını ve istenildiği gibi iştahlı olmasını sağlayan en önemli etkenlerden biridir. Her nedense bunları bütün kitapların öğütlemesine ve doktorların da söylemesine rağmen uygulayan anne sayısı çok azdır. Birçok an­ne açık havaya çıkınca çocuğunun hasta olacağına inanırken, ba­zıları da «Aslında bütün [...]
  • Bebeğin Dışarı Çıkartılıp, Açık Havaya Alıştırılması – Bebek 40 günlük olduktan sonra yavaş yavaş açık havaya çı­karılmalıdır. Açık hava, bebeğinizin iyi uyku uyumasını ve istenildiği gibi iştahlı olmasını sağlayan en önemli etkenlerden biridir. Her nedense bunları bütün kitapların öğütlemesine ve doktorların da söylemesine rağmen uygulayan anne sayısı çok azdır. Birçok an­ne açık havaya çıkınca çocuğunun hasta olacağına inanırken, ba­zıları da «Aslında bütün [...]

These are my links for Ekim 27th through Ekim 29th:

  • Yurt Dışına Seyahat Edeceklere Domuz Gribi (İnfluenza A/H1N1) İle İlgili Öneriler – Yurt Dışına Seyahat Edeceklere Domuz Gribi (İnfluenza A/H1N1) İle İlgili Öneriler
    a) Bilgi Edinin
    * İlgili kaynaklardan ve Sağlık Bakanlığı Grip Bilgilendirme Sitesinden güncellemeleri takip edin.
    b) Seyahat için hazırlanın
    * Yanınızda cerrahi maske, alkol içeren el antiseptiği, kâğıt mendil bulundurun.
    *  Sağlık sigortanızın seyahat edeceğiniz ülkeyi kapsayıp kapsamadığını kontrol edin.
    c) Seyahat sırasında
    * Gittiğiniz ülkenin duyurularını takip edin ve tavsiyelerine [...]
  • Penis Büyütme Konusuna Cerrahi Müdahale – Erkekler arasında çok büyük endişelere sebep olur penis boyu, özellikle cinsel yaşama etkileri nedeniyle beraberinde psikolojik sorunlarla hayat kalitesi de etkilenmektedir.
    Estetik cerrahide cinsel organlara uygulanan estetik ameliyatlarla bu sorun çözümlenebiliyor. Estetik plastik cerrah Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, sekiz yıldır erkeklerin yüzünü güldürüyor. Penis büyütme operasyonlarıyla tanınan Kışlaoğlu, ameliyatla iki santim büyütme gerçekleştirildiğini bildiriyor.
    Erkeklerin en büyük [...]
  • Domuz Gribi Olup Olmadığınızı Nasıl Anlayacaksınız? – Domuz gribi olup olmadığınızı nasıl anlayacaksınız?
    Uzmanlar, hızlı veya zor nefes alma, huzursuzluk, vücutta solgunluk ya da morarma, beslenememe ve aşırı uykunun domuz gribinin belirtileri arasında yer aldığını açıkladı.
    Ateşle beraber döküntünün olması ise durumun acil olduğunu gösteriyor. Domuz gribinin normal griple aynı şekilde bulaştığını belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hızır Yılmaz, ‘Hastalar virüsü, belirtileri [...]
  • Kan Bağışı Yapmanın Faydaları – Kan Vermenin Faydaları
    Kemik iliğinin yağlanmasını önleyip, kan yapımı canlı tutulur.
    Verilen kanın yerine, anında vücuttan genç hücreler dolaşımına katıldığı için, bağışçı daha dinç ve canlı olur.
    Kandaki yüksek yağ oranı düşer.
    Kan bağışı kalp krizi ihtimalini %90 azaltır.
    Kan bağışlayan kişide baş ağrısı, stres, yüksek tansiyon, yorgunluk gibi rahatsızlıkların giderilmesinde çok büyük katkısı olur.
    Kan bağışçısı her kan verdiğinde: AIDS [...]
  • 26-27 Ekimde Yazılmış Yazılar – These are my links for Ekim 27th from 14:01 to 14:01:

    26-27 Ekimde Yazılmış Yazılar :
    Hıçkırığı Geçirmek İçin Ne Yapmalı? – Çözüm önerimize geçmeden hıçkığın nasıl oluştuğunu anlatmak isterim,
    Süratli yemek yenildiğinde, yutkunma neticesinde yemek ile birlikte bir miktar da hava alınır. Hıçkırık, yiyeceğin yüzeyine yapışarak sindirim sistemine giren bu havayı atmak için sistemin gösterdiği bir tepkidir. [...]

Domuz gribinin (A/H1N1) belirtileri nelerdir?
domuzgribi_süphesi
Domuz gribinin belirtileri, insanlarda görülen grip belirtilerine benzerdir. Bunlar:
Ateş,
Öksürük,
Boğaz ağrısı,
Yaygın vücut ağrısı,
Baş ağrısı,
Üşüme ve
Yorgunluk
gibi belirtileri içermektedir. Bazı vakalarda kusma ve ishal de görülebilmektedir

Hastalanırsam ne yapmalıyım?

Domuz gribi şüpheli bir kişi ile temastan sonraki 7 gün içinde kendinizde yukarıda sıralanan hastalık belirtileri olduğunu hissederseniz hemen 112 yi arayın, evden dışarıya çıkmayın, sağlık ekiplerinin size ulaşmalarını bekleyin.

Hastalıktan korunmak için ellerimi nasıl yıkamalıyım?
Ellerinizi 15-20 saniye süreyle su ve sabunla yıkamalısınız. Su ve sabuna ulaşamadığınız yerlerde alkol içeren el antiseptikleri kullanabililirsiniz.

Domuz gribinden kendimi nasıl koruyabilirim?

Aşağıdaki önlemleri alarak sadece gripten değil; grip gibi solunum yoluyla bulaşan tüm hastalıklardan kendinizi koruyabilirsiniz:

* Öksürme ve hapşırma sırasında ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatınız. Mendilinizi kullandıktan sonra çöp sepetine atınız.
* Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra ellerinizi bol sabun ve suyla yıkayınız. Alkol içeren el yıkama antiseptikleri de etkilidir.
* Kirli ellerinizle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayınız.
* Domuz gribine yakalanırsanız, belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat ediniz.
* Hastalığın bulaşmaması için çevrenizdeki kişilerden uzak durunuz.
* Bulunduğunuz mekanı sık sık havalandırınız.

Sağlığınıza dikkat ediyor musunuz ?

View Results

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Domuz Gribi Korunma Yolları

domuz_gribiYurt Dışına Seyahat Edeceklere Domuz Gribi (İnfluenza A/H1N1) İle İlgili Öneriler

a) Bilgi Edinin

* İlgili kaynaklardan ve Sağlık Bakanlığı Grip Bilgilendirme Sitesinden güncellemeleri takip edin.

b) Seyahat için hazırlanın

* Yanınızda cerrahi maske, alkol içeren el antiseptiği, kâğıt mendil bulundurun.
*  Sağlık sigortanızın seyahat edeceğiniz ülkeyi kapsayıp kapsamadığını kontrol edin.

c) Seyahat sırasında

* Gittiğiniz ülkenin duyurularını takip edin ve tavsiyelerine uyun.
*  Domuz gribinin bulaşmasını önleyen hijyen kurallarına uyun.

-Su ve sabun ile sık sık ellerinizi yıkayın. Su ve sabun bulunmaması halinde alkollü el antiseptiği ile ellerinizi temizleyin.

-Öksürme ve hapşırma anında ağzınızı ve burnunuzu tek kullanımlık mendille kapatın ve kullandıktan sonra mendili çöpe atın.

-Öksürme ve hapşırma sonrasında ellerinizi sabunla yıkayın veya el temizleyicileri ile temizleyin.

-Gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza ellerinizi yıkamadan dokunmaktan kaçının.

-Hastalık belirtileri gösteren kişilerle yakın temastan (tokalaşmak, öpüşmek vb.) kaçının.

-Kalabalık ortamlardan uzak durun.

d) Seyahat esnasında grip belirtileri ortaya çıkarsa

* Öncelikle bir hekime veya sağlık kuruluşuna başvurun.
* Sağlık kuruluşu bulmanız ve yakınlarınızı bilgilendirebilmeniz için bulunduğunuz ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti Dış Temsilcilikleri ile irtibata geçiniz.
* Grip belirtileri bulunan kişiler hastalığın başlangıcını takip eden yedi gün boyunca veya belirtiler tamamen ortadan kalkmadan seyahat etmekten kaçınılması, grip virüsünün başkalarına yayılmasını önlemek açısından önemlidir.
* Öksürme ve hapşırma anında burnunuzu ve ağzınızı mendille kapatın ve kullandığınız mendilleri çöpe atın.
* Öksürme ve hapşırma sonrasında ellerinizi su ve sabunla yıkayın veya el temizleyicileri ile temizleyin.
* Cerrahi maske kullanın.

e)Seyahat sonrasında

* Seyahatinizden sonraki yedi gün içerisinde ateş (38 C derece ve üzeri) ile birlikte aşağıdaki belirtilerden birini görürseniz bir hekime başvurun.

Baş ağrısı
Öksürük
Boğaz ağrısı
Yaygın vücut ağrısı
Üşüme
Titreme
Yorgunluk hissi
Kusma
İshal

bebek_resmi

Domuz gribine yakalanan ya da yakalandığını düşünen anneler bebeklerini nasıl beslemeli nasıl korumalı?

Bebeğimi korumak için ne yapabilirim?

Grip 2 yaşından küçük bebeklerde daha ağır seyredebilir. Bu nedenle bebeklerin korunmasına özellikle dikkat edilmelidir.

Ellerinizi bol su ve sabunla yıkamaya daha fazla önem veriniz. Bebeğinizi beslerken veya onunla ilgilenirken kesinlikle bebeğinizin yüzüne doğru öksürüp hapşırmayınız. Hasta iseniz mutlaka maske kullanınız ve bebekleri öpmeyiniz.

Anne sütü bebekleri bu hastalıktan korur mu?

Anne sütünün bebekleri hastalıklardan koruyucu etkisi oldukça fazladır. Anne sütü bebeğin bağışıklık sistemini güçlendireceğinden gribin daha ağır seyretmesini de engelleyebilir.

Grip olduğumu düşünüyorsam bebeğimi emzirmeyi sürdürmeli miyim?

Evet, emzirmeye devam etmelisiniz. Çünkü bağışıklık sisteminin gelişiminde anne sütü oldukça önemlidir. Emzirmek, bebeklerin hastalıklarla başa çıkabilmelerine de yardımcı olur.

Hastayken bebeğimi emzirebilir miyim?

Hasta olsanız bile emzirmeyi kesmeyiniz. Bebekler en az 6 ay boyunca ek olarak su bile verilmeden anne sütü ile beslenmelidir. Eğer emziremeyecek kadar hastaysanız, pompa ile sütünüzü cam bir biberona sağıp bebeğinize verilmesini sağlayınız.

Bebeğim hasta ise emzirmem doğru mudur?

Hasta olan bebeğiniz için yapabileceğiniz en faydalı şeylerden biri onu emzirmeye devam etmektir. Bebekler hasta oldukları zaman, daha çok sıvıya ihtiyaç duyarlar. Anne sütü diğer sıvı gıdalardan çok daha faydalıdır. Eğer bebeğiniz ememeyecek kadar hasta ise sütünüzü damlalık kullanarak vermeyi deneyiniz.

Emzirirken antiviral grip ilacı almak doğru mudur?

Doktor tarafından tavsiye edilen antiviral grip ilacı kullanan anneler bebeklerini emzirmeye devam edebilirler.

Kaynak: Sağlık Bakanlığı

Kaynak : CNN Türk

26 Ekim Hasta Hakları Günühasta_haklari

Sağlık hakkı, kişinin toplumdan, devletten, sağlığının korunmasını, gerektiğinde tedavi edilmesini, iyileştirilmesini isteyebilmesi ve sağlığını sürekli geliştirebilmesi için toplumun sağladığı olanaklardan yararlanabilmesidir.”

“Yaşama Hakkı”nın en önemli bileşenlerinden birisi olan sağlık ve sağlıklı yaşama hakkı, pozitif statü hakları arasında yer almaktadır.

Sağlıklı olma, sağlıklı olma halini sürdürme ve sağlığını geliştirme hakkı

Koruyucu sağlık hizmetlerini alabilme ve yararlanabilme

Sağlıklı bir ortam, çevre ve barınma koşulları

Yeterli ve dengeli beslenme

Sağlığını geliştirebilme

Çalışma ve iş hürriyeti, üretebilme hakkı,

Demokratik bir ortam ve eşit insan ilişkileri,

Düşünce, inanç ve bunları ifade edebilme özgürlüğü,

biçiminde ifade edilebilecek koşul ve ortamın varlığına bağlı haklardır. Bunlar kaynağını insan haklarıyla ilgili temel kurallar ve normlardan alır. Gerek uluslar arası ve uluslar üstü, gerekse ülke içinde geçerli olan ve kabul görmüş, kodlarla ve kurallarla düzenlenir, Salt insan olma niteliği bu haklara sahip olabilmek için yeterlidir.

Sağlıklı olmak, sağlığını geliştirmek ve sağlığına yönelik olumsuzluklardan korunarak yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmek doğal bir insan hakkıdır. Ancak herkesin bilerek ya da bilmeyerek yaptığı bazı davranışlar da dahil bir çok değişik etken nedeniyle sağlığını ve sağlıklılık halini yitirebilir yani hastalanabileceğini de kabul etmek gerekir. İşte sağlıklı yaşama hakkının bütünleyeni olan gereksinilen sağlık hizmetinin alınması sırasında insanların yararlandığı haklara hasta hakları denilmektedir.

İnsanların yitirdikleri sağlıklarına yeniden kavuşmak üzere onlara yardımcı olan ve sağlık hizmeti veren kişilerle olan ilişkilerinde bir “insan” olarak sahip oldukları hakların bütünüdür.

Hasta hakları, en genel anlamıyla;

hasta olmadan önce hastalandıkları zaman yararlanacakları ulaşılabilir yeterli ve etkin sağlık hizmetinin önceden hazır olarak bulunuyor olmasını,hastalanıldığında ya da sağlıklılık hali yitirildiğinde bir sağlık kurumunda yetkin ve standart bir sağlık hizmeti almayı, hastalıkların insanlarda bıraktığı kalıcı olumsuzluklarla birlikte yaşayabilmek için gerekli olan hizmetlerden yararlanmayı kapsayacak kadar geniş bir içeriğe sahiptir. Ayrıca ortaya çıkan somut durumlara göre gelişme ve genişleme halindedir.

Tüm bu hakları insanlar kendileri talep edemeyecek durumda oldukları zaman yakınları tarafından talep edilip kullanıldığı için ya da hastalık sürecinin olumsuz sonuçlarından hasta yakınları da doğal olarak etkileneceği için “hasta yakını haklarıyla” birlikte ele alınır.

Bu haklar kaynağını nereden alır?

Hasta haklarının; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gibi kapsamı ve temelleri insan haklarıyla ilgili uluslararası sözleşme ve bildirgelerde de belirlenmiştir. Daha sonra bu konuya ilişkin kuralları düzenleyen özel belgeler oluşmuştur. Bunların başında Dünya Tabipler Birliği’nin 1981 yılında kabul ettiği “Lizbon Hasta Hakları Bildirgesi”gelir. 1994 yılında Amsterdam’da kabul edilen “Avrupa’da hasta haklarının geliştirilmesi bildirgesi” ise bu hakları daha da ayrıntılı hale getirmiştir. 1998′de yayınlanan Avrupa Bioetik Konvansiyonu ise tıbbi uygulamalara ilişkin uyulması gereken yasal statüyü belirleyecek normları ortaya koymuştur.

Ülkemizdeki yasal düzenlemeler hasta hakları konusunda yeterli mi?

Mevzuatımızda, hasta hakları açısından herkes tarafından bilinen, uygulanan veya talep edilen ayrıntılı ve net kurallar yoktur. Birçoğu genel hukuksal düzenlemelerle belirlenir. Hasta haklarının özel olarak ele alındığı bazı kurallar, 1928′de çıkarılmış tıp mesleğinin uygulanmasına ilişkin bir yasada ve 1999′da değiştirilerek adı “Tıp Meslek Ahlak İlkeleri” olan, daha önce 1961′de çıkarılmış bulunan, “Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi”nde yer almaktadır. Son olarak ülkemizde yayınlanan hasta hakları ile ilgili bir TSE Standardı yapılmıştır. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Hasta Hakları Yönetmeliği” 1 Ağustos 1998′de Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu konuda yapılan düzenlemeler bunlardan ibarettir..

Hasta hakları neleri içerir?

Hasta hakları temel olarak Lizbon Bildirgesinde ortaya konulmuştur. Bu bildirge ana hatları ile hekim-hasta ilişkisiyle ilgilidir. Bildirgede tanımlanan temel haklar şunlardır:

1. Hasta, hekimini özgürce seçme hakkına sahiptir.

2. Hasta, hiçbir dış etki altında kalmadan özgürce klinik ve etik kararlar verebilen hekim tarafından bakılabilme hakkına sahiptir.

3. Hasta yeterli ölçüde bilgilendirildikten sonra önerilen tedaviyi kabul ve reddetme hakkına sahiptir.

4. Hasta, hekimden tüm tıbbi bilgi ve özel hayatına ilişkin bilgilerin gizliliğine saygı duyulmasını bekleme hakkına sahiptir.

5. Her hastanın onurlu bir şekilde ölmeye hakkı vardır.

6. Hasta uygun bir dini temsilcinin yardımını içeren ruhi teselliyi kabul veya reddetme hakkına sahiptir.

Ancak hastalanmadan önceye ilişkin sağlık hizmetine ulaşabilme ve yararlanma hakkı ile hastalıkların sekelleri ve oluşturduğu sakatlıklarla birlikte toplumun normal bir bireyine sunulan her türlü hak ve olanaktan yararlanma hakkını da bunların ardına eklemek gerekir.

1 Ağustos 1998 tarihinde Sağlık Bakanlığı’nca yayınlanan “Hasta Hakları Yönetmeliği”nde ifade edilen hasta hakları yine aynı bakanlığın sağlık kurumlarına gönderdiği ve birçok kurumda duvarlarda çerçevelenmiş bir şekilde asılı bulunmaktadır. Bir tür yazılı emir niteliğinde olduğu için bu metni aynen aktarıyoruz:

“Bu sağlık kuruluşuna, sağlık hizmeti almak için başvuran herkesin;

Hizmetten genel olarak faydalanma: Adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlıklı yaşamanın teşvik edilmesine yönelik faaliyetler ve koruyucu sağlık hizmetlerinden faydalanmaya,

Eşitlik içinde hizmete ulaşma: Irk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınmadan hizmet almaya,

Bilgilendirme: Her türlü hizmet ve imkanın neler olduğunu öğrenmeye,

Kuruluşu seçme ve değiştirme: Sağlık kuruluşunu seçme ve değiştirmeye ve seçtiği sağlık kuruluşunda verilen sağlık hizmetlerinden faydalanmaya,

Personeli tanıma, seçme ve değiştirme: Sağlık hizmeti verecek ve vermekte olan tabiplerin ve diğer personelin kimliklerini, görev ve unvanlarını öğrenmeye, seçme ve değiştirmeye,

Bilgi isteme: Sağlık durumu ile ilgili her türlü bilgiyi sözlü ve yazılı olarak istemeye,

Mahremiyet: Gizliliğe uygun bir ortamda her türlü sağlık hizmetini almaya,

Rıza ve izin: Tıbbi müdahalelerde rızanın alınmasına ve rıza çerçevesinde hizmetten faydalanmaya,

Reddetme ve durdurma: Tedaviyi reddetmeye veya durdurulmasını istemeye,

Güvenlik: Sağlık hizmetini güvenli bir ortamda almaya,

Dini vecibelerini yerine getirebilme: Kuruluşun imkanları ölçüsünde ve idarece alınan tedbirler çerçevesinde, dini vecibelerini yerine getirmeye,

Saygınlık görme: Saygı, itina ve ihtimam gösterilerek, güler yüzlü, nazik, şefkatli bir yaklaşımla sağlık hizmeti almaya,

Rahatlık: Her türlü hijyenik şartlar sağlanmış, gürültü ve rahatsız edici bütün etkenler bertaraf edilmiş bir ortamda sağlık hizmeti almaya,

Ziyaret: Kurum ve kuruluşlarca belirlenen usül ve esaslara uygun olarak ziyaretçi kabul etmeye,

Refakatçi bulundurma: Mevzuatın, sağlık kurum ve kuruluşlarının imkanları ölçüsünde ve tabibin uygun görmesi durumunda refakatçi bulundurmayı istemeye,

Müracaat, şikayet ve dava hakkı: Haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakkını kullanmaya,

Sürekli hizmet: Gerektiği sürece, sağlık hizmetlerinden yararlanmaya,

Düşünce belirtme: Verilen hizmetler konusunda düşüncelerini ifade etmeye, hakkı vardır.”

Burada yer verilen haklar dışında ülkemizin de “Aday Ülke” olduğu Avrupa Birliği”nin kabul ettiği Hasta Hakları Ana Statüsü’nde tanımlanan “14 Hasta Hakkı” arasında tanımlanmış bazı yeni haklar da bulunmaktadır. Bunları da başlıklarıyla şöylece sıralayabiliriz:

Koruyucu Tedbirlerin Alınması Hakkı (1. Madde)

Her bir birey hastalıktan korunmak için uygun hizmet (tedavi) alma (görme) hakkına sahiptir.

Bu amaca ulaşmak için sağlık hizmetlerinin görevi, risk taşıyan çeşitli grupların düzenli aralıklarla ücretsiz olarak sağlık hizmetlerinden ve bilimsel araştırma sonuçları ile teknolojik yeniliklerden herkesin yararlanmasını sağlamaktır.

Özgür Seçim Hakkı (5. Madde)

Yeterli bilgiye sahip her birey farklı tedavi prosedürleri (yöntemleri) ve tedaviyi verecek kişiler arasında seçim yapma hakkına sahiptir.

Hasta, hangi teşhis ve tedavi yöntemin kullanılacağı ve doktor , uzman veya hastane seçimi konularında karar verme hakkına sahiptir. Sağlık hizmetleri, bu tedaviyi uygulayacak çeşitli merkezler (sağlık kurumları) ve doktorlar ile alınan sonuçlar hakkında bilgi vererek bu hakkın kullanılabileceğini temin etmelidirler. Bu hakkın kullanımını kısıtlayan tüm engeller kaldırılmalıdır.

Doktoruna güvenmeyen bir kişi başka bir doktor talep edebilir(seçebilir).

Hastaların Vaktine Saygı (7. Madde)

Her birey hızlı ve önceden belirtilen süre içerisinde gerekli tedaviyi alma hakkına sahiptir. Bu hak tedavinin her aşaması için geçerlidir.

Durumun aciliyeti ve spesifik standartlar bazında belli bir süre içinde verilmesi gereken hizmetler dikkate alınarak bekleme sürelerinin belirlenmesi sağlık hizmetlerinin görevidir. Her bireye hizmetten yararlanma konusunda garanti verilmeli ve bekleme listesi söz konusu olduğunda hemen imzalamaları temin edilmelidir.

Her bir birey istediği takdirde gizlilik hakkına saygı göstermek kaydıyla bekleme listelerine bakabilir.

Önceden belirlenen süre içerisinde sağlık hizmeti verilemezse aynı kalitede alternatif hizmetler kullanım ihtimali garanti edilmeli ve bundan kaynaklanan harcamalar makul bir süre içerisinde hastalara geri ödenmelidir.

Doktorlar hastalarına bilgi verme süresi dahil olmak üzere yeterli zaman ayırmalıdır.

Kalite Standartları Hakkı (8. Madde)

Kesin standartların uyumu ve özellikleri kapsamında her birey yüksek kalitede sağlık hizmetinden yararlanma hakkına sahiptir

Kaliteli sağlık hizmeti hakkı , sağlık kurumları ve sağlık personelinin teknik performans, konfor ve insan ilişkileri açısından tatmin edici seviyelerde sunum yapmasını gerektirir. Kesin kalite standartları genel ve istişari prosedürlerle sabitlenen ve düzenli(periyodik) olarak kontrol edilip değerlendirilen kesin kalite standartlarının uyum ve özellikleri anlamına gelmektedir.

Yenilik Hakkı (10.Madde)

Ekonomik veya mali durumlardan bağımsız olarak(gerekçeler dikkate alınmadan) her birey uluslararası standartlara göre, yeniliklerden -teşhis prosedürleri dahil olmak üzere- yararlanma hakkına sahiptir.

Sağlık Hizmetlerinin görevi, özellikle az rastlanan hastalıkları dikkate alarak biotıp alanında araştırmalar yapmak ve onları desteklemektir. Araştırma sonuçları uygun bir şekilde yayınlanmalıdır (duyurulmalıdır).

Gereksiz ağrı/acı ve Sıkıntıdan Sakınma Hakkı (11.Madde)

Her birey hastalığının her evresinde (aşamasında), mümkün olduğu ölçüde acı ve sıkıntıdan korunma hakkına sahiptir.

Sağlık Hizmetleri, bu bağlamda(bu amaçla) hastanın tedavisinin kolay ve rahat geçmesi için gerekli tedbirleri almalıdır.

Kişisel Tedavi Hakkı (12.Madde)

Her birey kendi kişisel ihtiyaçlarına göre teşhis ve tedavi programlarını yönlendirme hakkına sahiptir.

Sağlık Hizmetleri, bu amaçla bireye endeksli ve ekonomik durum ön plana çıkartılmadan yani tedavi hakkını her zaman ilk sırada tutan esnek programlar temin etmelidir.

Tazminat Hakkı (14.Madde)

Sağlık tedavisi sırasında fiziksel veya manevi ve psikolojik zarar gören bireyin kısa bir sürede tazminat alma hakkı vardır.

Sağlık Hizmetleri , sorumluluğun gerçekte kimde olduğu tespit edilemese bile , zararın nedeni ve önemi (ciddiyeti) ne olursa olsun tazminat hakkının her zaman var olduğunu temin etmelidir.

Bu haklar nasıl elde edilir, nasıl kullanılır?

Herkes ilkönce haklarının neler olduğunu doğru olarak bilmelidir. Hiç bir hak onun gerektirdiği ödev ve yükümlülükleri yerine getirmeden elde edilemez. Dolayısıyla “haklarını bilmek” ve onun için “bir şeyler yapmak” ve hemen ardından o hakları “istemek ve kullanmak” için çaba göstermek gerekir. Herkes sağlık hizmeti sunan kişi ve kurumlara karşı bu haklarının bilincinde olduğunu belirtmeli ve haklarını kullanmak istediğini ifade etmelidir.

domuz gribi, korunma yöntemleri, domuz gribi nedir, belirtileri nelerdir?

Domuz Gribi Hakkında Herşey

Avrupa’dan Türkiye’ye sıçrayan virüs hakkında bilmeniz gereken her şey.

Son günlerde dünyayı panikleten hastalığın ismi Domuz Gribi.. Yaklaşık 6 ay önce Meksika’da ortaya çıkan ve halk arasında domuz gribi olarak adlandırılan A tipi H1N1 virüsü, kısa sürede 74 ülkeye yayıldı. Dünya Sağlık Örgütü’nün, hastalıkla ilgili alarm seviyesini 5’ten 6’ya çıkarması ise dünya genelinde endişeye yol açtı.

Dünyayı saran domuz gribinin semptom ve belirtileri nelerdir? İnsanlar bu virüse nasıl yakalanır? Hastalıktan korunma yolu nedir? İşte hastalıkla ilgili bilmeniz gereken tüm bilgiler..

H1N1 domuz, kuş ve insan influenza virüs yapılarından oluşan bir hibrid virüs. İnfluenza tip A virüsünün (ortomiksovirüslerin) insanlarda oluşturduğu solunum yolu hastalığına domuz gribi deniyor.

Hastalık, solunum yolu ile özellikle yakın temas, öksürmek ve hapşırmak suretiyle insandan insana bulaşıyor.

Amerikan Hastanesi Klinik Laboratuvar Bölümünden Dr. Erhan Palaoğlu ve Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Birsen Çetin, hastalıkla ilgili merak edilen noktalara açıklık getirdi.

MEVSİMSEL GRİPTEN FARKI

H1N1, kış aylarında görülen grip etkeni ile benzer özelliklere sahiptir. Hastalığın bulaşma yolu ve belirtileri de benzerlik göstermektedir. Ancak, yeni H1N1 tipinde virüs; insanları, kuşları ve domuzları etkileyen bir genetik özelliğe sahiptir.

DOMUZ GRİBİNİN İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ

İnsanlar arasında domuz gribi enfeksiyonu, tek tek vakalar olarak ya da salgınlar halinde görülebilir. Klinik belirtileri gribe (mevsimsel influenzaya) benzerdir. Bunlar; ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, öksürük, genel vücut ağrısı, halsizlik ve bitkinlik şeklindedir. Ölümle sonuçlanan vakalar da vardır.

İNSANA DOMUZ GRİBİ VİRÜSÜ NASIL BULAŞIR

İnsanlar domuz gribini genellikle enfekte olmuş domuzlardan almaktadır. İnsandan insana bulaşmada ise yakın temas ve hastalığı taşıyanlarla aynı ortamı paylaşmak önemli rol oynar.

DOMUZ GRİBİNİN BELİRTİLERİ

Domuz influenza A virüs enfeksiyonunda; ateş, öksürük, boğaz ağrısı, vucutta ağrı, yorgunluk/ kırgınlık, başağrısı, üşüme görülebilir. Bazı domuz gribi vakalarında kusma ve ishal de görülmektedir.

Mevsimsel gribe benzer şekilde, insandaki domuz gribinin şiddeti hafiften ağıra değişebilmektedir. Ağır vakalarda pnömoni, solunum yetmezliği ve bazen de ölüm görülebilmektedir. Hastalık özellikle genç ve orta yaş grubunu tutmaktadır. Kronik sağlık sorunu olanlar gibi bazı gruplarda domuz gribi ağır seyredebilmektedir.

DOMUZ ETİ VE DOMUZ ÜRÜNLERİNİ YEMEK GÜVENLİ Mİ

Domuz gribinin, usulüne uygun hazırlanan domuz eti veya diğer domuz ürünlerinin yenmesiyle bulaştığına dair bulgu yoktur. Domuz influenza virüsü, 70 ºC derece ısıtılınca ölmektedir.

TEDAVİSİ NASIL YAPILIR

Bazı ilaçların kullanımı domuz gribinin önlenmesinde CDC tarafından tavsiye edilmektedir. İlaç kullanımı hastalığın seyrini hafifletmekte ve daha hızlı bir iyileşmeyi sağlayabilmektedir. Bunun yanı sıra ciddi komplikasyonların da gelişmesi engellenmiş olur. Antiviral ilaçlara, semptomların görülmeye başlamasından itibaren ilk iki gün içinde başlanması gerekir.

DOMUZ GRİBİ AŞISI

Virüs hızla yayılıyor ama aşı çalışmaları da hızla sürüyor. Şu ana kadar 3 ayrı şirket virüse karşı aşı geliştirdi. Aşı Türkiye de geldi. Aşıyla birlikte vakalar ayakta tedavi edilecek.

ÇOCUKLARDA ACİL TIBBİ YARDIM GEREKTİREN DURUMLAR

* Hızlı nefes alma ya da solunum güçlüğü,
* Mavimsi cilt rengi
* Yeterince sıvı alamama
* Uyanamama ya da uyaranlara cevap verememe
* Huzursuzluk
* Grip benzeri semptomlara ek olarak ateş ve şiddetli öksürük
* Döküntü

YETİŞKİNLERDE ACİL TIBBİ YARDIM GEREKTİREN DURUMLAR

* Solunum güçlüğü veya nefes darlığı
* Göğüs ya da karın içinde ağrı veya basınç
* Ani baş dönmesi
* Konfüzyon
* Şiddetli bulantı ve kusma

HASTALIKTAN KORUNMANIN YOLLARI

Halen Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri, seyahatin ya da ticaretin kısıtlanması gerekmediğini bildirmektedirler. Genel olarak kişisel temizlik önlemlerinin alınması, kalabalık ve havasız ortamlardan mümkün olduğunca kaçınılması şu an için yeterli önlemlerdir.

EN ETKİLİ YÖNTEM

En etkili önlem el yıkamadır. Öksürürken ya da hapşırırken ağız ve burnunuzu tek kullanımlık mendil ile kapatın ve mendili atın. Özellikle hapşırma ya da öksürme sonrasında ellerinizi su ve sabunla yıkayın.

BOL SIVI TÜKETİN YETERİNCE DİNLENİN

Alkol bazlı el dezenfektanları kullanılabilir. Hastalığın başlıca insandan insana, hapşırma, öksürme gibi yollarla bulaştığı düşünüldüğünden, hasta kişilerle temastan kaçınmak uygun bir korunma yöntemidir.

Kirli ellerle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmak buradaki virüslerin elleriniz yoluyla yayılmasına neden olabilir. Bol sıvı gıda tüketin, iyi beslenin, dinlenmeye dikkat edin.

Bu yiyecekler hayatınızı derinden etkileyecek.

Eski çağlardan beri insanoğlunun ilgisini çeken afrodizyaklar, özellikle Uzakdoğu kökenli öğretilerde geniş biçimde yer alıyor. Sözgelimi, seks sanatı olarak bilinen Taoculuk’ ta besinler “yin” ve “yang” olarak ikiye ayrılıyor. Kadınlar için yin, erkeklere için yang türü besinler öneriliyor. yeşil ve lifli sebzeler, az miktarda balık eti ile meyve ve baklagillerden oluşuyor. Yang gıdalar ise; tuzlu ve fazla pişmiş yiyecekler ile kök bitkiler, hayvansal besinler ve hububatları kapsıyor. Taocu felsefede, insanların tavsiye edildiği şekilde beslendikleri takdirde, her zaman mükemmel bir cinsel yaşam sürdürebilecekleri iddia ediliyor.

Hindistan’daki bazı yoga öğretilerinde fazla şekerli yiyeceklerden kaçınılması istenirken, Çinliler polen içeren gıdalar alınmasını tavsiye ediyorlar.

Beslenmenin insan yaşamında doruğa çıktığı zamanın başlangıç noktası, anne karnındaki döneme rastlıyor. Yani cinsel hayatımızın ne kadar renkli ve etkili olacağı annemizin karnındayken şekillenmeye başlıyor.

Diyabet ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık bu konuda şu bilgileri veriyor: Besinleri; proteinler, karbonhidratlar, yağlar, su, vitamin ve mineraller olarak 6 gruba ayırabiliriz. Bunların çoğu, kalori sağlayan, günlük hareketi temin eden besin kaynaklarıdır. Yani bir tür yakıt. Ama vücudun kalıcı maddeleri protein, vitamin ve minerallerdir. Bunlar organizmanın esas yapı taşını oluştururlar. İşte, seksüel organların ve hormonların gelişimi de anne karnında, bu yapı taşlarının konmasıyla başlıyor. Bu evrede eksik ve kötü beslenme, açlık gibi durumlar, çocukta bir fonksiyon eksikliğine neden olabiliyor.”Prof. Dr. Bağrıaçık, seks yaşamı için ikinci önemli evrenin gelişme yaşı olarak adlandırılan ergenlik dönemi olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor: Bu dönemde yetersiz beslenme kadar aşırı beslenmenin de olumsuzlukları görülüyor. Şişmanlık, oburluk, fazla yağlı gıdalarla beslenme gibi alışkanlıklar cinsel organların fonksiyonlarını engelleyen veya azaltan etki yapıyor. Bir erkek çocuk 7-12 yaş arasında birden bire kilo alırsa yumurtalıkları küçülüyor ve gelişmesi zayıflıyor. Kız çocuğunun ise adet görmesi gecikiyor, göğüsleri gelişmiyor. Rahimde ya da yumurtalıklarda gelişme bozuklukları ortaya çıkabiliyor.Uzmanlar, cinsel performansı artırmak için çeşitli ilaçlara yönelmektense, düzenli ve sağlıklı bir beslenme programı izlemenin çok daha yararlı olacağını savunuyorlar.

DOMATES VE KAYISI CİNSEL İSTEĞİ ARTIRIYOR

Cerrahpaşa Tıp Fakültesine yapılan bazı araştırmalarda domates ve kayısıda bulunan PP vitaminin cinsel performansı ve isteği artırdığını ortaya çıkardı. Bu durum, hem C vitamini hem de PP vitamini açısından zengin olan domatesi sofraların baş tacı ediyor. Cinsel performansı artıran maddeler arasında başı, iyot ve B vitamini çekiyor. B vitamini en çok buğdayda bulunuyor. Ayrıca C vitaminini de unutmamak gerekiyor. C vitamini almanın en ideal yolu ise sabah kahvaltısında ya da ara öğünlerden birinde bir kase çilek yada kivi yemek. Ayrıca yeşil sebzelerde portakal, mandalina ve greyfurtta da C vitamini olduğunu unutmayın. Özellikle erkekler günlük çinko alımına dikkat etmelidir. Çünkü çinko, erkeğin sperm üretimini artıran mineraller arasında yer alıyor. Erkeklerin pırasa, lahana türü sebzeleri bolca tüketmesi gerekiyor.

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=55217&cat=220&dt=2008/02/11

Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta