<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dogalguc.net &#124; Sağlık konulu güncel blog &#187; Güncel Sağlık Haberleri</title>
	<atom:link href="http://blog.dogalguc.net/category/guncel/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.dogalguc.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Jan 2012 14:22:24 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İyi Bayramlar.</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/08/29/iyi-bayramlar.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=iyi-bayramlar</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/08/29/iyi-bayramlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Aug 2011 07:42:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[bayram kutlaması]]></category>
		<category><![CDATA[iyi bayramlar]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[zafer bayramı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1533</guid>
		<description><![CDATA[


Sevgi, kardeşlik, yardımlaşma gibi insani değerlerimizin en üst noktaya çıktığı bu özel günleri anlamlı kılmak için, gelin dargınlıkları ve kırgınlıkları bir kenara bırakalım; sevgi, saygı ve hoşgörünün sesini yeniden yükseltelim, kardeşlik ve dayanışma duygularımızı tazeleyerek bir kez daha kucaklaşalım.
Bu duygu ve düşüncelerle sizlerin ve çok değerli ailelerinizin mübarek Ramazan Bayramınızla Birlikte Zafer Bayramınızı Kutlar, sağlık, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1534" title="ramazan-bayramı" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/ramazan-bayramı-300x262.jpg" alt="ramazan-bayramı" width="300" height="262" /></p>
<p>Sevgi, kardeşlik, yardımlaşma gibi insani değerlerimizin en üst noktaya çıktığı bu özel günleri anlamlı kılmak için, gelin dargınlıkları ve kırgınlıkları bir kenara bırakalım; sevgi, saygı ve hoşgörünün sesini yeniden yükseltelim, kardeşlik ve dayanışma duygularımızı tazeleyerek bir kez daha kucaklaşalım.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle sizlerin ve çok değerli ailelerinizin mübarek Ramazan Bayramınızla Birlikte Zafer Bayramınızı Kutlar, sağlık, huzur ve iyilikler getirmesini dilerim.</p>
<p>Bayramınız kutlu olsun…</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/08/29/iyi-bayramlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Woman Sprey Vajina Yapılandırıcı Ve Daraltıcı Sprey</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/08/04/woman-sprey-vajina-yapilandirici-ve-daraltici-sprey.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=woman-sprey-vajina-yapilandirici-ve-daraltici-sprey</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/08/04/woman-sprey-vajina-yapilandirici-ve-daraltici-sprey.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Aug 2011 12:03:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel sogukluk]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sonrası vajina sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[isteksizlik]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm olamamak]]></category>
		<category><![CDATA[vajina sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[vajına sprey]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1503</guid>
		<description><![CDATA[


Women Sprey Vajina Yapılandırıcı ve Daraltıcı Sprey
Bu özel formül eşlerin her ikisinin de cinsel ilişkilerinden daha çok zevk alabilmeleri için vajinayı daraltan, küçülten ve orgazmı yaşatan bir karışımdır.
Özellikle doğum yapan bayanlarda vajina genişliğini daraltır.
Avrupada popüler olan bu ürün tüm Dünyada güvenle kullanılmaktadır. Özel formülü tüm dünyada kabul görmüş ülkemizde de satışı dogalguc tarafından yapılmaktadır.
Faydaları Nelerdir?
*Daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://dogalguc.net/814-woman-sprey-vajina-yapilandirici-ve-daraltici-sprey-.html"><img class="alignleft size-full wp-image-1504" title="vajina" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/vajina.jpg" alt="vajina" width="300" height="300" /></a></p>
<p><a href=" http://dogalguc.net/814-woman-sprey-vajina-yapilandirici-ve-daraltici-sprey-.html"><strong>Women Sprey Vajina Yapılandırıcı ve Daraltıcı Sprey</strong></a></p>
<p>Bu özel formül eşlerin her ikisinin de cinsel ilişkilerinden daha çok zevk alabilmeleri için vajinayı daraltan, küçülten ve orgazmı yaşatan bir karışımdır.</p>
<p>Özellikle doğum yapan bayanlarda vajina genişliğini daraltır.</p>
<p>Avrupada popüler olan bu ürün tüm Dünyada güvenle kullanılmaktadır. Özel formülü tüm dünyada kabul görmüş ülkemizde de satışı dogalguc tarafından yapılmaktadır.</p>
<p><a href="http://dogalguc.net/814-woman-sprey-vajina-yapilandirici-ve-daraltici-sprey-.html"><strong>Faydaları Nelerdir?</strong></a></p>
<p>*Daha sıkı ve Dar Vajinaya sahip olmanızı sağlar !!!<br />
*Vajina renk tonunun düzelmesine yardımcı olur !!!<br />
*Vajina Elastikiyetinin Artmasına yardımcı olur !!!<br />
*Balayı Formunun Kazanılmasını sağlar !!!<br />
*Enfeksiyondan Korunmaya yardımcı olur !!!</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/08/04/woman-sprey-vajina-yapilandirici-ve-daraltici-sprey.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sivilce Hakkında Bilgiler</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/04/23/sivilce-hakkinda-bilgiler.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=sivilce-hakkinda-bilgiler</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/04/23/sivilce-hakkinda-bilgiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Apr 2011 11:37:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[sivilce sıkmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1444</guid>
		<description><![CDATA[

Sivilce Yüzü Yıkayarak Geçer mi? 
Sivilce pislikten oluşan bir hastalık değil. Sivilceli kişilerin ciltlerinde aşırı bir yağlanma sözkonusudur. Bu yağlanmayı gidermek için hastalar yüzlerini çok fazla yıkarlar. Bu yanlış bir uygulamadır.
Sivilceli hastalar yüzlerini günde en fazla iki kere yıkamalıdırlar.
Yıkama esnasında sabun cildi kuruttuğu için sabun benzeri jellerden faydalanılabilir.
Tonik kullanımı cildi rahatlatan bir uygulamadır ancak olmazsa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong>Sivilce Yüzü Yıkayarak Geçer mi? </strong></p>
<p>Sivilce pislikten oluşan bir hastalık değil. Sivilceli kişilerin ciltlerinde aşırı bir yağlanma sözkonusudur. Bu yağlanmayı gidermek için hastalar yüzlerini çok fazla yıkarlar. Bu yanlış bir uygulamadır.</p>
<p>Sivilceli hastalar yüzlerini günde en fazla iki kere yıkamalıdırlar.</p>
<p>Yıkama esnasında sabun cildi kuruttuğu için sabun benzeri jellerden faydalanılabilir.</p>
<p>Tonik kullanımı cildi rahatlatan bir uygulamadır ancak olmazsa olmaz değildir. Sivilce hastalarının dikkat etmesi gereken en önemli şeylerden biri de üzerinde &#8220;yağsız, sivilce yapmaz, oil free&#8221; gibi ibareleri bulunan ürünleri kullanmaları gerekir. Bayanlar makyaj yaparken fondoten, pudra kullanmamalıdırlar.</p>
<p>İlla ki kullanılması gerekiyorsa sivilce yapmayan oil free ürünleri tercih etmeliler.</p>
<p>Kısaca sivilce tedavisinde bölgenin temiz tutulması faydalıdır ancak tek başına yeterli olmamaktadır.<br />
<a href="http://dogalguc.net/726-organik-life-blue-anemon-kremi-50-ml-.html">Sivilce İzleri ve Tedavisi </a></p>
<p>Sivilce izleri sivilcenin şiddeti ve tipiyle alakalıdır.</p>
<p>Çok büyük sivilce çıkaranlarda iz kalma ihtimali daha yüksektir.</p>
<p>Ayrıca aynı bölgede sürekli olarak çıkan sivilceler de doku tahribatı nedeniyle iz bırakabilir. İz tedavisi süresince verilen ilaçlar sivilce tedavisi yaparken bir taraftan da iz tedavisi yapar.</p>
<p>Buna rağmen geçmeyen sivilce lekeleri varsa başka tedaviler de uygulanır.</p>
<p>Bu tedaviler sivilcenin cinsine göre farklı farklıdır.</p>
<p>Eğer sivilce izleri çok yüzeyel ise kimyasal ve bitkisel peelingler ile dışarıdan sürülerek uygulanan ilaçlarla tedavi edilebilir. Ancak çok derin ve çukur izler varsa lazer tedavileri ve soyma yöntemleri uygulanabilir. Çukur kalmış izlerde lazer tedavileri iki çeşittir;</p>
<p>-Soyarak tedavi eden lazerler (Kişinin sosyal yaşamından ve işinden 3 hafta geri kalmasına neden olabilir, kış aylarında yapılan bir tedavi yöntemidir.)</p>
<p>-Soymadan tedavi eden lazerler ise yeni bir yöntem ve teknolojidir.</p>
<p>Çukur olan bölgelere ışık atışı yapan lazer, kollajenin zenginleşmesini sağlayarak çukurlarda bir düzleşme meydana getiriyor.Şunu unutmamak gerekir ki, hiçbir tedavi yöntemi yüzde yüz bir başarı sağlamaz ancak bu yöntemlerle sivilce izlerini geriletmek mümkün.</p>
<p><strong>Sivilce Neden Çıkar? </strong></p>
<p>Sivilceli kişilerde yağ salınımının artması sonucu bir süre sonra yağ kanalında tıkanma başlar. Tıkanmadan sonra insan vücudunda bulunan bir çeşit mikrop yağ kanalı etrafında üremeye başlar ve yağları parçalayarak iltihaplı sivilceler oluşur.<br />
<a href="http://dogalguc.net/726-organik-life-blue-anemon-kremi-50-ml-.html">Sivilce (Akne) Nedir? </a></p>
<p>Sivilceleriniz varsa ve kendinizi yanlız olarak görüyorsanız sakın böyle düşünmeyin. Yanlız değilsiniz. Ergenlik dönemindeki gençlerin yüzde doksanı sivilceden yakınmaktadır. Durum böyle olunca da sivilce şikayeti olan kişiler bazen yanlış yönlendirilmektedir. Oysa ki doğru yol izlendiği takdirde sivilce tedavisi mümkün bir hastalıktır.</p>
<p>Genel Olarak &#8220;sivilce&#8221; adıyla bilinen akne özellikle yüz, sırt ve göğüs bölgesini etkileyen, kıl yağ bezi biriminin en sık rastlanan hastalığıdır.</p>
<p>Ergenlik dönemi hastalığı olarak bilinen sivilce, erişkinlerde de görülebilmektedir.</p>
<p>Her yetişkin insanın, hayatında sivilceli olarak geçirdiği bir dönem olmuştur. Orana vurmak gerekirse yüzde doksanlık bir kısımda görülen sivilce, ergenliğe geçişin bir işareti olarak kabul edilmekte, geriye kalan yüzde onluk kısım ise hastalık olarak kabul edilen sivilcelerdir.</p>
<p>Sivilceler, hafif şiddetli sivilce, orta şiddetli sivilce veya şiddetli sivilce olarak kategorize edilebilir. Sivilce tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır ve mutlaka tedavi edilmesi gerekir.</p>
<p>Sivilceler kızlarda, erkeklere göre biraz daha erken yaşlarda görülürler. Kızlarda onbir yaşlarında, erkeklerde ise oniki yaşlarında görülmeye başlanır. Sivilcelerin maksimuma ulaştığı yaşlar ise kızlarda ondört ve erkeklerde onaltıdır</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/04/23/sivilce-hakkinda-bilgiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Keçi Gribi Belirtileri</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/04/18/keci-gribi-belirtileri.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=keci-gribi-belirtileri</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/04/18/keci-gribi-belirtileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Apr 2011 09:11:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[keçi]]></category>
		<category><![CDATA[Keçi gribi]]></category>
		<category><![CDATA[keçi gribi belirtileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1439</guid>
		<description><![CDATA[


Kuş gribi ve domuz gribinden sonra bu yılın grip virüsü keçi gribi. 2011 yılı salgın hastalığı keçi gribi virüsü, Avrupa ülkelerinde görülmeye başladı. Özellikle Hollanda ve Avustralya’da görülen keçi gribi can alıyor. İlk olarak Hollanda’da görülen hastalık 6 can aldı.
Uzmanlar, keçi gribinin en belirgin özelliğinin keçi gibi inatçı bir virüs olduğu ve uzun süre iyileşmediğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1441" title="keci-gribi" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/keci-gribi1-258x300.jpg" alt="keci-gribi" width="258" height="300" /></p>
<p>Kuş gribi ve domuz gribinden sonra bu yılın grip virüsü keçi gribi. 2011 yılı salgın hastalığı keçi gribi virüsü, Avrupa ülkelerinde görülmeye başladı. Özellikle Hollanda ve Avustralya’da görülen keçi gribi can alıyor. İlk olarak Hollanda’da görülen hastalık 6 can aldı.</p>
<p>Uzmanlar, keçi gribinin en belirgin özelliğinin keçi gibi inatçı bir virüs olduğu ve uzun süre iyileşmediğini söylüyor. Normal gripten farklı olarak şidetli baş ağrısı ve halsizlik ile ortaya çıkıyor. Keçi gribi eğer daha çok ciğerleri etkilerse akciğer yetmezliği,kalbi etkilerse kalp yetmezliğine neden oluyor.</p>
<p>Özellikle kronik astım, bronşit ve nefes darlığı hastalıkları olanların dikkatli olması gerektiğini söyleyen uzmanlar, erken teşhisin önemli olduğunu vurguluyor. Eğer uzun süre geçmeyen bir grip ve halsizlik varsa doktora başvurmalı ve ayrıntılı tetkileri yaptırmalısınız. Geçen yılın gribi domuz gribinde olduğu gibi tehlikeli ve ölümcül bir hastalık olan keçi gribi için insanları dikkatli olamaya çağıran uzmanlar grip deyip geçmeyin mutlaka doktor kontrolünden geçin diyor.</p>
<p>Keçilerde bulaştığı düşünülen hastalık nedeniyle Avrupa ülkelerinde keçiler toplanmaya ve imha edilmeye başlandı. Solunum yolu ile insandan isana bulaştığı düşünülüyor. Yeni bir grip virüsü olan keçi gribi umarız ki ülkemizde görülmez. Fakat yine de dikkatli olmalı ve uzun süre geçmeyen baş ağrısı ve halsizlik şikayetlerimiz varsa mutlaka doktora gitmeliyiz.</p>
<p>Gripsiz Mutlu Sağlıklı Günler&#8230;</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/04/18/keci-gribi-belirtileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ellerimizi Fazla Yıkamak Zararlı</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/04/06/ellerimizi-fazla-yikamak-zararli.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=ellerimizi-fazla-yikamak-zararli</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/04/06/ellerimizi-fazla-yikamak-zararli.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Apr 2011 14:20:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1421</guid>
		<description><![CDATA[


El temizliğinde aşırı kaçmak kronik tahrişe bağlı dermatite yani bir tür deri iltihabına yol açabilir.
Deri kuru,çatlamış,iltihaplı ve bazen çok ağrılıdır.günde 10 defadan fazla el yıkayanlarda daha çok görülür.
Dermatit,derinin bütünlüğünü bozar;iltihaplı deri daha fazla bakteri barındırır ve böylece enfeksiyonlara ve bunların yayılmasına yol açar.
Derinin sürekli ıslanıp kuruması derideki koruyucu maddelerin kaybına sebep olur ve deri yumuşar,çatlaması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1422" title="elleri yıkamak" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/elleri-yıkamak.jpg" alt="elleri yıkamak" width="300" height="220" /></p>
<p>El temizliğinde aşırı kaçmak kronik tahrişe bağlı dermatite yani bir tür deri iltihabına yol açabilir.</p>
<p>Deri kuru,çatlamış,iltihaplı ve bazen çok ağrılıdır.günde 10 defadan fazla el yıkayanlarda daha çok görülür.</p>
<p>Dermatit,derinin bütünlüğünü bozar;iltihaplı deri daha fazla bakteri barındırır ve böylece enfeksiyonlara ve bunların yayılmasına yol açar.</p>
<p>Derinin sürekli ıslanıp kuruması derideki koruyucu maddelerin kaybına sebep olur ve deri yumuşar,çatlaması kolaylaşır.</p>
<p>Sabun veya temizlik ürünleri derinin pH&#8217;sını değiştirerek ve koruyucu yağ tabakasını yok ederek tahrişi artırırlar.</p>
<p>El yıkama süresi ve suyun ısısı önemlidir.</p>
<p>Nemin azlığı ve soğuk havada dermatiti kötüleştirir.</p>
<p>Çocuklugunda egzaması olanların yatkınlığı daha fazladır.</p>
<p><strong>Dermatit Nasıl Önlenir ?<br />
</strong></p>
<p>Dermatitin önlenmesi, kaybolan nemliliği yerine getirmek,sabun ve temizlik ürünlerinin tahriş edici etkidırkallerini ortadan kaldırmakla mümkün olur. Sıcak su yerine ılık su ve en az tahriş yaratan sabun tercih edilmeli ve eller iyice kurutulmalıdır.Eller yıkandıktan sonra su bazlı nemlendiriciler kullanılmalıdır.</p>
<p>Mutlu Sağlıklı Günler.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/04/06/ellerimizi-fazla-yikamak-zararli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Horkes Horlama Burun Aparatının Faydaları Nelerdir ?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/02/26/horkes-horlama-burun-aparatinin-faydalari-nelerdir.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=horkes-horlama-burun-aparatinin-faydalari-nelerdir</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/02/26/horkes-horlama-burun-aparatinin-faydalari-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Feb 2011 10:10:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[horkes]]></category>
		<category><![CDATA[horlama önleyici]]></category>
		<category><![CDATA[horlamaya son]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1379</guid>
		<description><![CDATA[


Horkes Horlamayı Önleyici Burun Aparatı
Türkiye nüfusunun %25&#8242;i horlama sıkıntısı yaşamaktadır. Eşlerin geceleri yatak ayırmasına neden olan , gece uykusu kalitesinin düşmesine ve sabahları yorgun kalkmaya sebep olan horlama, tedavi edilebilir bir hastalıktır. Horkes, yapısındaki hava kanalları sayesinde burundan nefes alımını kolaylaştırırken, içindeki yüksek güçlü Cmos çip ile de, burun bölgesine terapi uygulayarak horlamayı ortadan kaldırmaktadır.
İlk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://dogalguc.net/313-horkes-horlamayi-onleyici-burun-aparati-.html"><img class="alignleft size-medium wp-image-1380" title="313-470-thickbox" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/313-470-thickbox-300x300.jpg" alt="313-470-thickbox" width="300" height="300" /></a></p>
<p><a href="http://dogalguc.net/313-horkes-horlamayi-onleyici-burun-aparati-.html">Horkes Horlamayı Önleyici Burun Aparatı</a></p>
<p>Türkiye nüfusunun %25&#8242;i horlama sıkıntısı yaşamaktadır. Eşlerin geceleri yatak ayırmasına neden olan , gece uykusu kalitesinin düşmesine ve sabahları yorgun kalkmaya sebep olan horlama, tedavi edilebilir bir hastalıktır. Horkes, yapısındaki hava kanalları sayesinde burundan nefes alımını kolaylaştırırken, içindeki yüksek güçlü Cmos çip ile de, burun bölgesine terapi uygulayarak horlamayı ortadan kaldırmaktadır.</p>
<p>İlk kullanımdan itibaren olumlu sonuç alınır.Normal ve orta derece horlamaları ilk kullanımdan itibaren kesecek, ağır horlamaları hafifletecektir.</p>
<p><a href="http://dogalguc.net/313-horkes-horlamayi-onleyici-burun-aparati-.html">Horkes Nedir?</a></p>
<p>Cihaz burun bölgesindeki trigeminal sonu etkili bir şekilde active eden ve nefes alma sırasındaki iletişim yolunu açan yüksek güce sahip manyetik CMOS çip taşımaktadır. Bu çip burun bölgesine fiziksel terapi sağlayan mikro manyetik elementler içermektedir. Cihaz nefes boşluğunu açarak nefesin geçişini sağlamakta ve horlamayı ortadan kaldırmaktadır.</p>
<p>* Yüksek enerji çipi cihazın içine yerleşiktir.</p>
<p>* Ürün Amerika FDA standartlarına sahip ve CE sertifikalıdır.</p>
<p>* Zararsız ve kokusuzdur.</p>
<p>* Yan etkisi yoktur.</p>
<p>* Etkin, güvenilir ve kolay uygulanabilen bir yöntemdir.</p>
<p>* Cihazın iki ucunda nefes almayı kolaylaştıran oluk bulunmaktadır.</p>
<p>* Gece boyunca hastayı rahatsız etmez.</p>
<p>* Küçük portatif yapıya sahiptir</p>
<p>* Uyumadan önce iki parmak yardımıyla burun deliklerine yerleştirilir.</p>
<p>* Şişkin ( çıkıntılı kısım dudak üzerinde olmalıdır ( aşağıya bakmalıdır )</p>
<p>* Kullanıcının yastığı bir omuz yüksekliğinden fazla olmamalıdır.</p>
<p>Horlama Beyindeki Oksijen oranını düşürür bu yüzden asla hafife alınmamalıdır.</p>
<p>HORKES Snore Relief ZD-100 yapısındaki hava kanalları sayesinde burundan nefes alımını kolaylaştırırken, içindeki yüksek güçlü CMOS çip ile de, burun bölgesine terapi uygulayarak horlamayı ortadan kaldırmaktadır.</p>
<p>İlk Kullanımdan itibaren olumlu sonuç alınır.Normal ve orta derece horlamaları ilk kullanımdan itibaren kesecek, ağır horlamaları hafifletecektir.</p>
<p><a href="http://dogalguc.net/313-horkes-horlamayi-onleyici-burun-aparati-.html">Kullanım ile İlgili Uyarılar :</a></p>
<p>• Ürünün içinde bulunan CMOS çipinin iyileştirici etkisini koruyabilmek için yüksek sıcaklıktan ve manyetik alanlardan uzak tutunuz.</p>
<p>• Kalbe basınç yapmamak ve kan dolaşımını rahatlatmak için sağ tarafınıza dönerek uyuyunuz.</p>
<p>• Yatmadan hemen önce yemek yemeyiniz.</p>
<p>• Kalp atışını düzenleyen cihazlardan uzak tutunuz.</p>
<p>• Her kullanımdan sonra temizleyip kutusunda muhafaza ediniz.</p>
<p><a href="http://dogalguc.net/313-horkes-horlamayi-onleyici-burun-aparati-.html">Horlamanın Belirtileri ve Sonuçları :</a></p>
<p>Horlama, insan hayatını kökten etkileyen bir sağlık sorunudur. Eğer zamanında önlem alınmaz ve tedavi edilmezse, ölüme kadar giden sorunlara yol açabilir. Bu yüzden acil tedavi gerektiren hayati bir hastalıktır.</p>
<p>Solunum problemleri uykuda oluştuğu için hastanın kendisi durumdan haberdar değildir. Durumu çoğunlukla hastanın eşi veya yakınları farkeder. Hasta düzenli şekilde horlarken aniden sesi kesilir. Hastanın yakınları, önce bu durumun farkına varırlar. Nefes durması sırasında diyafram adı verilen ve akciğerlerin altında yer alan kas, kasılmaya devam ettiği için, karın ve göğüs hareketleri devam eder.</p>
<p>Bu yüzden hava girişinin durduğunu, dışarıdan izleyen birinin ilk anda anlaması zordur. Yukarıdaki tıkanıklığı yenmek için diyafram gittikçe daha fazla kasılır, karın ve göğüs hareketlerinin genliği artar ve bir noktadan sonra bu artmış solunum eforuyla tıkanıklık yenilince hasta öncekinden daha şiddetli, adeta kükrer gibi bir ses çıkarıp yeniden soluk alır.</p>
<p>Bu esnada kısa bir uyanıklık olur, ancak bu uyanıklık elektrofizyolojik düzeyde (çoğu kez ancak uyku laboratuarında beyinden alınan kayıtlardan anlaşılacak düzeyde) kaldığından hasta bunu hatırlamaz. Bazen de hasta boğulma hissiyle uyanabilir.</p>
<p>Horlamanın gerek horlayanın az dinlenmesi, gerekse yanındaki kişide oluşturduğu uykusuzluk, kalp krizi ve hatta ölüme kadar gidecek sorunları da beraberinde getirmektedir.</p>
<p><strong>Horlayan kişilerde görülen bazı belirti ve sorunlar arasında şunları da sayabiliriz:</strong></p>
<p>* Sabah baş ağrısı</p>
<p>* Kalp şikayetleri ve yüksek tansiyon</p>
<p>* Aşırı ve hızlı kilo alma</p>
<p>* Psikolojik sorunlar, depresyon, cinsel isteksizlik</p>
<p>* Konsantrasyon güçlüğü</p>
<p>* Uykuda aşırı terleme</p>
<p>* Uykusuzluk, gün içinde sürekli yorgun olma</p>
<p>* Sık idrara çıkma, vücudun su kaybetmesi</p>
<p>* Düzensiz ve konforsuz uyku</p>
<p>* Gündüz uyuklama</p>
<p>* Solunum güçlüğü ile uyanma</p>
<p>* Ağız kuruluğu ve boğaz ağrısı ile uyanma</p>
<p>Tüm bu nedenlerle horlama asla ihmal edilmemesi gereken ve zamanında müdahale ortadan kaldırılabilir, ciddi bir hastalıktır.</p>
<p>Horlama sorununa tümüyle veda etmek için Horkes’i düzenli olarak 30 gün boyunca kullanmanız gerekiyor. Hemen hatırlatalım, kilo problemi olanların ise Horkes’i 90 gün boyunca düzenli kullanması şart.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/02/26/horkes-horlama-burun-aparatinin-faydalari-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göğüs Kanserinin Gen Şifresi Çözüldü</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/02/22/gogus-kanserinin-gen-sifresi-cozuldu.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=gogus-kanserinin-gen-sifresi-cozuldu</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/02/22/gogus-kanserinin-gen-sifresi-cozuldu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Feb 2011 17:00:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[gen şifresi]]></category>
		<category><![CDATA[gögüs kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs kanserinin şifresi çözüldü]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1365</guid>
		<description><![CDATA[

Bilimadamları, tedavisi en zor kanser türlerinden biri olarak bilinen göğüs kanserinde önemli bir başarıya imza attılar.
İngiliz ve Kanadalı bilim adamlarının ortaklaşa yürüttükleri çalışma ile, göğüs kanserinin vücutta yayılmasına neden olan genin şifresi çözüldü.
“EMBO Molecular Medicine” isimli tıp dergisinin son sayısında yer alan araştırmaya göre, beş yıldır yürütülen araştırmalar sonucu ZNF703 adlı onkogenin, vücutta kanserin yayılmasına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1366" style="margin: 3px 2px;" title="gogus kanserinin gen şifresi çözüldü" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/gogus.jpg" alt="gogus" width="214" height="235" />Bilimadamları, tedavisi en zor kanser türlerinden biri olarak bilinen göğüs kanserinde önemli bir başarıya imza attılar.</p>
<p>İngiliz ve Kanadalı bilim adamlarının ortaklaşa yürüttükleri çalışma ile, göğüs kanserinin vücutta yayılmasına neden olan genin şifresi çözüldü.</p>
<p>“EMBO Molecular Medicine” isimli tıp dergisinin son sayısında yer alan araştırmaya göre, beş yıldır yürütülen araştırmalar sonucu ZNF703 adlı onkogenin, vücutta kanserin yayılmasına neden olduğu belirlendi. İngiltere Kanser Araştırmaları Merkezi’ne bağlı Cambridge Araştırma Enstitüsü ve Vancouver’daki British Colombia Kanser Ajansı bünyesindeki bilimadamlarının ortak çalışması, 1172 farklı göğüs tümörü üzerinde gerçekleştirildi.</p>
<p>Araştırmayla ilgili bilgi veren ekipteki bilimadamlarından Dr. Carlos Caldas, onkogenlere vücuttaki sağlıklı hücrelerin bölünmesinde ihtiyaç duyulduğunu belirterek, “ancak tümörlere girdiklerinde, freni patlamış ve kontrolden çıkmış bir araç gibi kanserin vücutta hızla yayılmasına neden oluyorlar” dedi. Bundan sonraki adımın, BRCA 1 ve 2 gibi tümör baskılayıcı genleri de kullanarak, ZNF703 onkogenini durdurmak olabileceğini kaydeden Dr. Caldas, araştırmanın göğüs kanseri tedavisinde önemli bir gelişme olduğunun altını çizdi.</p>
<p>Önemli bölümü doğrudan veya dolaylı yollarla hücrelerin büyüme hızında etkili olan onkogenlerin bazı türlerinin kanserle ilişkili oldukları biliniyor.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/02/22/gogus-kanserinin-gen-sifresi-cozuldu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genç Kalmanın Sırları</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/11/30/genc-kalmanin-sirlari.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=genc-kalmanin-sirlari</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/11/30/genc-kalmanin-sirlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Nov 2010 11:17:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[genç cilt]]></category>
		<category><![CDATA[genç kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[genç kalmanın sırları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık tüyoları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1290</guid>
		<description><![CDATA[

Genç Kalmanın Sırları
Artık kremler, bitkisel çözümler ve plastik cerrahi bir kenara bırakıldı! Gençleşmenin son modası burada!
Gençlik ve güzellik denince kadınlar için akan sular duruyor. Bu uğurda ameliyat dahil her yöntem deneniyor. Şimdilerde ise kremler, bitkisel çözümler, plastik cerrahi ve yardımcı yöntemler bir kenara bırakıldı! Gençleşmenin son moda yöntemi yüz yogası oldu. Filipin asıllı Lourdes Julian [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1291" title="genç kalmanın sırları" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/genç-kalmak.jpg" alt="genç kalmanın sırları" width="490" height="391" />Genç Kalmanın Sırları</strong></p>
<p>Artık kremler, bitkisel çözümler ve plastik cerrahi bir kenara bırakıldı! Gençleşmenin son modası burada!</p>
<p>Gençlik ve güzellik denince kadınlar için akan sular duruyor. Bu uğurda ameliyat dahil her yöntem deneniyor. Şimdilerde ise kremler, bitkisel çözümler, plastik cerrahi ve yardımcı yöntemler bir kenara bırakıldı! Gençleşmenin son moda yöntemi yüz yogası oldu. Filipin asıllı Lourdes Julian Doplito Çabuk, verdiği yoga dersleri gençleşmek isteyen kadınlar tarafından keşfedildi.</p>
<p><strong>57 yaşında genç bir kadın</strong></p>
<p>Kadınlara gençlik ve güzellik yogası kursları veren Lourdes Çabuk, dört çocuk ve dört torun sahibi 57 yaşında genç bir kadın! Genç diyorum çünkü; Madam Lourdes kendisinden ders almaya gelen 30 ve 40′lı yaşlardaki öğrencilerinden çok daha duru bir tene, çok daha az kırışığa ve oldukça fit bir vücuda sahip.</p>
<p>Amerika’da başladığı güzellik yogası derslerini İstanbul’a taşıyan Filipin asıllı Lourdes Çabuk, annesi ve anneannesinden gözlemlediği güzellik uygulamalarını da deneyimleyerek ilginç teknikler geliştirmiş. Yoga hocası olan eşi Adnan Çabuk’la birlikte açtığı Shiddashram Yoga Merkezi’nde yaklaşık altı yıldır kurslar veren Madam Lourdes’in sırlarını öğrenmek üzere Nişantaşı’ndaki merkezin kapısını çaldık.</p>
<p><strong>Huzurlu bir ortam</p>
<p></strong>Dekorasyonun verdiği mistik hava, müzik ve bitki çayıyıyla bütünleşince bir huzur ortamında buluyoruz kendimizi. Madam Lourdes, katılımcılara çeşitli sorular soruyor ve kursun gerçekleşmesi beklenen etkisini somut olarak görmek üzere yüzlerinin fotoğrafını çekiyor. Kiminin yanaklarındaki sarkmalar canını sıkıyor, kiminin alnındaki kırışıklıklar, kimininse giderek büyüyen gıdısı.</p>
<p>Yaşlanmanın ilk sinyallerini almış ve bunun önlemlerini almak isteyen, özellikle 30-40 yaşlarındaki çalışan kadınların rağbet ettiği kurs, haftada iki saatlik derslerle 1 ay sürüyor. Program metabolizmanın yavaşladığı menopoz dönemindeki kadınlar için de etkili bir anti aging çalışması aynı zamanda. Sadece yüz egzersizleriyle sınırlı kalmayan dersler, hem teorik hem pratik yoga çalışmalarıyla beraber ilerliyor. Çabuk’un öğrencileri arasında Defne Samyeli, İpek Tenolcay ve İpek Tuzcuoğlu gibi ünlü isimler de var.</p>
<p><strong>İşte o beş madde</strong></p>
<p>Gelelim Madam Lourdes’in cömertce paylaştığı gençlik ve güzellik sırlarına. Şu beş maddeye dikkat ederseniz; 10 yaş gençleşmeyi sağlama aldınız bilin; &#8220;Doğru beslenme, doğru düşünce, doğru rahatlama, doğru nefes ve doğru egzersiz&#8221;. &#8220;Herkesin bir enerji bedeni, yani aurası var. Eğer bu auranın herhangi bir yerinde boşluk oluşursa, o bölgedeki organlar kolay hastalanabilir. Bizim yaptığımız yoga egzersizlerinde önce aurayı temizliyoruz&#8221; diyor Madam Lourdes. Katılımcıların beslenme alışkanlıklarını öğreniyor, kimininkini de yüzüne bakarak şıp diye söyleyebiliyor: &#8220;Çok fazla peynir yiyorsun değil mi?&#8221; Peynirin içinde yapışkan bir madde bulunduğunu, bunun da yanaklarda sarkma yaptığını biliyor muydunuz?</p>
<p>Biz, her yüze ve her yüz kasına ayrı hareket öneren Lourdes hocayla, beş altın kuraldan biri olan doğru beslenme üzerine konuştuk.</p>
<p><strong>Yaşınızı öğrenen herkes eminim aynı şaşkınlığı yaşıyordur, nasıl bu kadar genç kalabildiniz? Bunda Filipin asıllı olmanızın bir etkisi olabilir mi?</p>
<p></strong>Bu soruyla çok karşılaşıyorum. Önce şunu söyleyeyim. Uzakdoğulular neden daha genç görünür ve ciltleri güzel olur? Bu öncelikli olarak beslenmeyle ilgili tabii ki. Biz daha fazla balık, deniz mahsulü yiyoruz ama daha az ekmek, daha az peynir ve şeker tüketiyoruz. Yemekleri fazla pişirmiyoruz. Şeker, kek, pasta sevmiyoruz. Tatlı yerine ekşiyi tercih ediyoruz. Mesela ben greyfurta bayılırım. Üstüne biraz tuz serper, sirkeye batırıp yerim. Bizim ülkemizde insanların yüzde sekseninin dişleri sağlamdır. Benim babam 90 yaşında ve dişleri tamamen kendisinin. Çünkü tatlıyı sevmiyor. Kanser de biliyorsunuz şekerden besleniyor.</p>
<p><strong>Genetik faktörlerin etkisi var mı?</strong></p>
<p>Benim için genetik faktör yaşlanma nedenleri arasında en sonda gelir. Örneğin benim kızkardeşim benden dört yaş küçük ama benden yaşlı gösteriyor. Vücudu esnek değil, daha fazla kırışığı var. Daha stresli ve yanlış beslenen insanlar daha çabuk yaşlanır.</p>
<p><strong>Vücudun ne tür beslenmeye ihtiyacı olduğunu nasıl bilebiliriz?</strong></p>
<p>Herkesin ihtiyacı olan şey farklı. Bir kan tahlili yaptırmak iyi olur. Vücudun neye ihtiyacı olduğunu görebilir ve fazlalıkları atabilirsiniz. Vücutta çok fazla fosfor varsa balık yemek alerji yapabilir mesela. Potasyumunuz çok ise muz size göre değildir. İnsanlar genellikle içinde her şey olan vitamin tabletleri alıyorlar. Ama bakalım bizim ihtiyacımız var mı hepsine? Vücut fazlalıkları atmak için çok uğraşıyor daha sonra. Böbrekler ve karaciğer yoruluyor.</p>
<p><strong>Kadın ve erkeğin ihtiyaçları da değişiyor değil mi?</p>
<p></strong>Evet. Kadınlar hormonlardan dolayı daha fazla sebze tüketmeli. Sebzelerdeki doğal östrojen kadınlara iyi geliyor. Erkekler daha fazla et yemek istiyor, testosteron hormonundan dolayı. Daha çok demire ihtiyaçları var. Biz daha yumuşak bir beslenme tarzı seçmeliyiz.</p>
<p><strong>Kadınlar genç kalmak için nelere dikkat etmeliler?</strong></p>
<p>En önemli, en güzel antioksidan sudur. Sudaki oksijen kanı, hücreleri besler. Bol su içen bazı kadınlara bakın, ciltlerinde yine de kuruluk vardır. TDS denilen, sudaki toplam çözünmüş maddeler, yani suda olan fazla mineral, metal, tuz ve kimyasallar nedeniyle içtiğimiz sudaki oksijen bir türlü hücrelere gitmez. Musluk suyunda ölçtük aşağı yukarı 200 madde var. O suyu içtiğimizde o maddeleri de torba gibi taşıyoruz. O maddelerden dolayı oksijen giremiyor hücrelere. Biz o mineralleri yemekten, sebze-meyveden alıyoruz zaten. Su, oksijenin vücudumuza taşınması için bir araç. İçtiğimiz su maalesef o kadar çok diğer maddelerle dolu ki ne hücrelerimize oksijen taşıyabiliyor, ne de vücuttaki toksinleri atabiliyor. TDS miktarı 50′den fazla olmamalı. Biz eve filtre taktırdık. Musluktan akan suda şimdi sadece 12 TDS var. Tabii oksijenin diğer kaynağı doğru nefes. Doğru nefesle sadece oksijen almıyoruz aynı zamanda hayattan da daha çok haz alıyoruz. Prana yoksa hayat da yok.</p>
<p><strong>Ve tabii ki doğru beslenme.</strong></p>
<p>Evet. Doğru beslenme ile ilgili birkaç genel kuralı saymak gerekirse; protein ve karbonhidratı beraber hiç tüketmemek lazım. Ben derse katılanlara bir çizelge veriyorum, ne ile neyi beraber tüketmemek lazım diye. Bu çok önemli. Böylece sağlıksız şeyler de yesek zararı azaltabiliriz. Örneğin eti çok seviyorsak sık ve fazla tüketmemek kaydıyla yiyebiliriz ama mutlaka yanında salata yemeliyiz. Bizim yoga merkezinde beslenme ile ilgili fanatik bir yaklaşımımız yok. Uzun zamandır görmediğiniz bir akrabanızı ziyarete gittiniz, size bir sürü yemek yapmış. Ben bunları yiyemem diye onu reddedip kırmak olmaz. Ölçülü ve dengeli olmaya çalışmak en güzeli. Her şeyi yasaklamak olmuyor ve insan doğası buna alışamıyor. Haftanın beş günü sağlıklı beslenelim, ama strese de girmeyelim. Hafta sonu serbest gün olsun. Bir de her insan farklı. İyi niyetli olmak lazım ne yersek yiyelim, iyi bir enerjiyle, sevgiyle yiyelim. Süt ürünlerine dikkatli yaklaşmak lazım. Peyniri ve sütü mutlaka azaltmak lazım. İçlerinde yapışkan bir madde var. Araştırma yaparsanız bunu görebilirsiniz. İlla peynir yemek istiyorsak lor peynirini tercih edelim. Yoğurt ve ayran sütten çok daha faydalı. Ekmeği azaltalım. İnsan kendi dışkısına bakarak nasıl beslendiğini görebilir. Kabızlık vücudun ne kadar susuz kaldığının, sindirimi zor besinler tükettiğinin bir göstergesidir. Sindirim yolunun tıkanması mutfak lavabosunun tıkanması gibidir. Sağlıklı bir beslenmeden söz edilemez.</p>
<p><strong>Peki bu dört hafta sonra kadınlar ne gibi bir değişiklik görecekler kendilerinde?</p>
<p></strong>Çok memnun olan öğrencilerim var. Arkadaşları &#8220;Estetik mi yaptırdın&#8221; diye soruyormuş. Bunu duyunca çok mutlu oluyorum. Ciltleri pırıl pırıl, aydınlık oluyor. Temiz beslendiklerini yüzlerinden anlayabiliyorsunuz. Toksinsiz yiyecekler yediğinizde bütün hücreleriniz iyi beslenir ve mecburen genç kalırsınız.</p>
<p><strong>Bize biraz günlük beslenme tüyoları verir misiniz?</strong></p>
<p>Sabahları meyve yemek için en ideal zamandır. Karnınız açken vücut meyvedeki bütün besini emer. Hem de güne taze bir başlangıç yapmış olursunuz. Öğle vakti protein alma vaktidir. Çünkü protein sindirimi zaman alan, ortalama 4 saat süren bir maddedir (Karbonhidrat ise 2 saat). Onun yanında salata ya da sebze olsun ama karbonhidrat yok. Çünkü bütün bu maddeler için midede farklı enzimler var. Hepsini karıştırırsak midede asit yapar. Yediğimizin faydasını göremediğimiz gibi, kısa sürede tekrar acıkırız. Hazımsızlık ve rahatsızlık da cabası. Meyveyi akşam yemeğinden sonra yeme alışkanlığını bırakmak gerekir. Hem şekeriniz yükselir hem de hazmı zor olur, mineralleri tam alamazsınız. Bir de aynı aileden meyveleri beraber tüketin. Mesela elma ile armutu, portakal ve greyfurtu birlikte yiyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Lourdes Çabuk kimdir?</strong></p>
<p>Filipinler’de San Thomas Üniversitesi Tıbbi Teknoloji Bilimi’nde eğitimini tamamlayan Lourdes Julian Doplito Çabuk, çiçekçilik ve moda üzerine çalışırken yoga ile tanışıyor ve kristal taş şifacılığı çalışmalarına katılıyor. Daha sonra Amerika’ya taşınan Çabuk, New York ve Florida’da Hatha Yoga, Kundalini Yoga ve Kriya Yoga eğitimleri alıyor. İlk evliliğinden 4 çocuk ve 4 torun sahibi olan Çabuk, güzellik yogasını ilk kez dördüncü çocuğunu doğurduktan sonra keşfediyor. Doğum sırasında kilo alan Çabuk, hem kilo vermek hem de yüzünü toparlamak amaçlı hareketler yapmaya başlıyor. İkinci evliliğini yoga hocası Adnan Çabuk’la yapan Madam Lourdes, bir ev de İstanbul’da açıyor. Ve Amerika’dan sonra gençlik ve güzellik yogasını Türkiye’de de öğretmeye başlıyor.</p>
<p><strong>Neden yüz yogası?</strong></p>
<p>Türkiye’deki kadınların ciltleri çok güzel. Burada kadınlar ayrıca daha hassas ve duygusal. Stresten çabuk etkilenme oranları yüksek. Sigara, doğru nefes alınmaması, yanlış beslenme ve negatif düşünce özellikle 30 yaşından sonra kırışıklıkların başlamasına neden oluyor. Yüz bölgesi, vücudun en az çalıştırdığımız bölgesi. Belli bir yaştan sonra adaleler tembelleştiği için sarkmalar başlıyor. Yanlış nefesle yüzdeki hücrelere oksijen gitmiyor. Doğru duruş da çok önemli. Bu nedenle bir bütün içinde çalışma yapmak gerekiyor. Bedene önce düşüncelerle hükmediyorsunuz. Sabah kalkar kalkmaz yapacağınız bedensel hareketlerle, duştan sonra 15 dakika aynanın karşısında sorunlu bölgeleri hareketlendirmeyle ve beslenmenize dikkat ederek olduğunuzdan 10 yaş bile genç görünebilirsiniz.</p>
<p><strong>Gençlik ve güzelliğin 5 altın prensibi</strong></p>
<p>1- Doğru rahatlama</p>
<p>2- Doğru nefes</p>
<p>3- Doğru beslenme</p>
<p>4- Doğru egzersiz</p>
<p>5- Pozitif düşünce</p>
<p><strong>Detoks çayı</strong></p>
<p>Lourdes Çabuk’un tavsiye ettiği bu detoks çayını arınma amaçlı olarak ayda 1 ya da 2 kere içebilirsiniz.</p>
<p>2 bardak suyu kaynatın. Kaynamış suyun içine bir tutam kiraz sapı, bir tatlı kaşığı kereviz yaprağı, bir demet taze maydanoz, bir tutam enginar yaprağı ve 4-5 tane avokado yaprağı koyun. Malzemeleri ekledikten sonra en fazla iki dakika daha kaynatın. Ateşten aldıktan sonra demlenmesini bekleyin. Yatmadan önce bir bardak suyu için, ertesi sabah da kalkınca kalan bir bardak suyu için.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/11/30/genc-kalmanin-sirlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günlük Yaşamda Egzersizin Faydaları</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/08/26/gunluk-yasamda-egzersizin-faydalari.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=gunluk-yasamda-egzersizin-faydalari</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/08/26/gunluk-yasamda-egzersizin-faydalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 09:16:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1282</guid>
		<description><![CDATA[


Günlük Yaşamda Egzersizin Faydaları
İş temposunda kendimize vakit ayıramamak, özellikle sürekli oturarak çalışmak, vücudumuz için son derece sakıncalı. Kısa aralıklarla egzersiz yapmak, yenilenmemizi ve kendimizi çok daha iyi hissetmemizi sağlıyor. İlla bir spor salonuna üye olmamız gerekmiyor. Kısa mesafeli yerlere araçla değil yürüyerek gitmek, asansör yerine merdiven kullanmak veya bahçeyle uğraşmak vücudumuz için birer egzersiz.
Uzmanlar, egzersizin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1283" style="border: 2px solid black; margin: 2px 1px;" title="egzersiz" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/egzersiz.jpg" alt="Günlük yaşamda egzersizin faydaları" width="300" height="199" /></p>
<p><strong>Günlük Yaşamda Egzersizin Faydaları</strong></p>
<p>İş temposunda kendimize vakit ayıramamak, özellikle sürekli oturarak çalışmak, vücudumuz için son derece sakıncalı. Kısa aralıklarla egzersiz yapmak, yenilenmemizi ve kendimizi çok daha iyi hissetmemizi sağlıyor. İlla bir spor salonuna üye olmamız gerekmiyor. Kısa mesafeli yerlere araçla değil yürüyerek gitmek, asansör yerine merdiven kullanmak veya bahçeyle uğraşmak vücudumuz için birer egzersiz.</p>
<p>Uzmanlar, egzersizin, kişinin kendisini iyi hissetmesine yardımcı olduğunu ve hayata daha pozitif bakarak her anın keyfini çıkarmayı sağladığını belirtiyor. Egzersizin kolesterolü düşürdüğünü, kan şekerini dengelediğini ve sağlıklı bir kiloda kalmayı sağladığını vurgulayan uzmanlar, “Egzersiz yapan insanların kalbi daha yavaş atar, bu sebeple de daha az yorulur. Diyetle birlikte yapılan egzersiz tansiyonu düşürür. Egzersiz, vücutta kas oluşumuna sebep olur, dolayısıyla vücuttaki yağ oranının azalmasını sağlar. Böylece kolesterol de düşmüş olur. Sürekli yapılan egzersiz, şişmanlığa yol açan leptin hormonunun azalmasına yarar. Egzersiz, damarlara elastikiyet kazandırır. Böylece daha rahat kan dolaşımı olurken, damar tıkanıklığına yakalanma riski düşer. Stresi azaltır” bilgisini veriyorlar.</p>
<p>Uzmanlara göre, 15 dakikalık bir yürüyüş, kişinin kendisini iyi hissetmesi anlamında çikolata veya şekerden daha faydalı. Devamlı egzersiz yapan kişilerin daha dinamik ve işte daha üretken olduğunu ifade eden uzmanlar, egzersiz yapmayan kişilere öğleden sonraları uyku bastırırken, egzersiz yapanların ise bu problemle karşılaşmadıklarını bildiriyor. Uzmanlar, kalp krizi geçirme riskinin de egzersizle azaldığını kaydederek, haftada iki kere egzersiz yapan kişilerin kalp krizi geçirme risklerinin yüzde 70 oranında düştüğünü belirtiyor.</p>
<p>Uzmanlara göre, aktivitelere göre 10 dakikada kalori yakma miktarları şöyle:</p>
<p>“Vücut geliştirme: 45 kalori. Yüksek tempolu aerobik: 65 kalori. Düşük tempolu aerobik: 55 kalori. Tırmanış: 80 kalori. Yüzme: 100 kalori. Tenis: 70 kalori. Buz pateni: 50 kalori. Kayak: 65 kalori. Yürüyüş (yavaş): 40 kalori. Yürüyüş (hızlı): 60 kalori. Bisiklete binmek (saatte 10 km hızla): 65 kalori. Koşmak (saatte 6 km): 125 kalori.”</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/08/26/gunluk-yasamda-egzersizin-faydalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göz İltihapına Dikkat</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/08/20/goz-iltihapina-dikkat.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=goz-iltihapina-dikkat</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/08/20/goz-iltihapina-dikkat.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 11:24:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[göz enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[göz iltihapı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1279</guid>
		<description><![CDATA[


&#8220;Göz İltihabı&#8221; Vakalarında Patlama
İstanbul&#8217;da, son bir hafta içinde bazı sağlık kuruluşlarına başvuran vaka sayısında önceki haftalara göre yaklaşık 3 kat artış olduğu bildirildi.
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nce yapılan açıklamada, son bir hafta içinde bazı sağlık kuruluşlarına başvuran viral konjonktivit (göz iltihabı) vaka sayısında önceki haftalara göre yaklaşık 3 kat artış olduğu bildirildi.
Açıklamada, şu an için ciddi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-1280" style="border: 2px solid black; margin-top: 2px; margin-bottom: 2px;" title="eye_infection_clip_image004" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/eye_infection_clip_image004.jpg" alt="Göz iltihaplarına dikkat" width="280" height="216" /></p>
<p>&#8220;Göz İltihabı&#8221; Vakalarında Patlama</strong></p>
<p>İstanbul&#8217;da, son bir hafta içinde bazı sağlık kuruluşlarına başvuran vaka sayısında önceki haftalara göre yaklaşık 3 kat artış olduğu bildirildi.</p>
<p>İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nce yapılan açıklamada, son bir hafta içinde bazı sağlık kuruluşlarına başvuran viral konjonktivit (göz iltihabı) vaka sayısında önceki haftalara göre yaklaşık 3 kat artış olduğu bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, şu an için ciddi seyreden vaka bulunmadığı belirtilerek, hastanelere yapılan başvuru ve vakaların seyrinin izlendiği bildirildi.</p>
<p>Virüs, Sıcak ve Nemle Birlikte Küçük Salgınlara Yol Açabiliyor</p>
<p>Konjonktiviteye sebep olan virüslerin, özellikle yaz mevsiminde sıcağın ve nemin artmasıyla birlikte kolaylıkla insandan insana damlacık, solunum salgıları ve temasla bulaştığı ve küçük salgınlara yol açabildiğine dikkat çekilen açıklamada, viral konjonktivit için özel bir tedaviye gerek olmadığı, 1-2 hafta nadiren 3 hafta içinde kendiliğinden iyileştiği kaydedildi.</p>
<p><strong>Kişisel Hijyene Dikkat</strong></p>
<p>İstanbul’da son bir hafta içinde bazı sağlık kuruluşlarına başvuran viral konjonktivit vaka sayısında önceki haftalara göre yaklaşık 3 kat artış olduğu bildirilen açıklamada, bulaşmanın önlenmesi için vatandaşların özellikle kişisel hijyene dikkat etmesi istendi. Açıklamada, vatandaşlara şu önerilerde bulunuldu:</p>
<p>&#8220;Eller sık sık su ve sabunla yıkanmalı, eller göze dokundurulmamalı ve ovuşturulmamalıdır. Havlular ortak kullanılmamalı, kişiye özel olmalı, su ve deterjanla yıkanmalıdır. Kağıt havlular tek kullanımlık olmalı ve atılmalıdır. Yastık kılıfı, gözlük, makyaj malzemesi, göz damlası veya merhemi ortak kullanılmamalıdır.&#8221;</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/08/20/goz-iltihapina-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlık Bakanlığı&#8217;nın Ramazan Ayı için Beslenme Önerileri</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/08/12/saglik-bakanliginin-ramazan-ayi-icin-beslenme-onerileri.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=saglik-bakanliginin-ramazan-ayi-icin-beslenme-onerileri</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/08/12/saglik-bakanliginin-ramazan-ayi-icin-beslenme-onerileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 13:32:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan yemek düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1271</guid>
		<description><![CDATA[


Sağlık Bakanlığı&#8217;ndan Ramazan&#8217;da Beslenme Önerileri 
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, bu yıl ramazan ayının sıcak yaz günlerine rastlaması nedeni ile, oruç tutanların sağlıkları için iftar ve sahur menüleri konusunda daha dikkatli olmaları gerektiği belirtildi.
Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısının arttığı ve metabolizmanın bu yeni duruma uyum sağlamaya çalıştığı ifade edilen açıklamada, &#8221;Sıcaklıkların etkisiyle artan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1272" title="ramazan_hosgeldin" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/ramazan_hosgeldin.jpg" alt="Sağlık Bakanlığının Ramazan Ayı Beslenme Önerisi" width="300" height="225" /></p>
<p><strong>Sağlık Bakanlığı&#8217;ndan Ramazan&#8217;da Beslenme Önerileri </strong></p>
<p>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, bu yıl ramazan ayının sıcak yaz günlerine rastlaması nedeni ile, oruç tutanların sağlıkları için iftar ve sahur menüleri konusunda daha dikkatli olmaları gerektiği belirtildi.</p>
<p>Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısının arttığı ve metabolizmanın bu yeni duruma uyum sağlamaya çalıştığı ifade edilen açıklamada, &#8221;Sıcaklıkların etkisiyle artan terleme ile birlikte yeterince sıvı alınmazsa, vücutta su ve mineral kaybı olmaktadır. Buna bağlı olarak da bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri yaşanabilmektedir&#8221; denildi.</p>
<p>&#8216;GÜNDE EN AZ 2-2,5 LİTRE SU TÜKETİLMELİ&#8217;</p>
<p>Suyun yaşam için elzem olduğu ve vücuttaki su oranın yeterli düzeyde tutulmasının hayati önem taşıdığı kaydedilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:</p>
<p>&#8221;Bunun için kaybolan miktarın mutlaka telafi edilmesi gerekmektedir. Günde ortalama, en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) su içilmelidir.</p>
<p>Bununla birlikte ramazanda sıvı ihtiyacını karşılamak için ayran, taze sıkılmış meyve suyu, soda, sebze suyu vb. sıvıları sık sık tüketmek gerekmektedir.</p>
<p>Sıcak havalarda aşırı beden hareketi yapılması durumunda, vücudun su ve tuz kaybı daha da artmaktadır.</p>
<p>Bu gibi durumlarda tuzlu ayran (tuz kullanımında herhangi bir tıbbi sakınca bulunmayan durumlarda) içilmesi önerilir.</p>
<p>Çocuklar sıvı-elektrolit dengesine daha duyarlıdır. Bu nedenle daha dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.</p>
<p>Çocukların su ihtiyaçlarını fark edemeyecekleri ve kendilerini ifade edemeyecekleri göz önünde bulundurularak, sık sık kaynatılıp soğutulmuş su içirilmesine özen gösterilmelidir.&#8221;</p>
<p>Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmenin sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerektiği bildirilen açıklamada, &#8221;Sahura kalkılmaması ya da sahurda sadece su içilmesinin yaklaşık 15-16 saat olan açlık süresini 20 saate çıkardığı, bunun da açlık kan şekerinin daha erken düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olacağı&#8221; belirtildi.</p>
<p>&#8216;SAHURDA AĞIR YEMEKLER YENMEMELİ&#8217;</p>
<p>Sahur öğününün ağır yemeklerden oluşmaması gerektiği kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>&#8221;Gece metabolizma hızı yavaşladığından vücudun yağlanma hızı ve kilo alma riski artmaktadır. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalı süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmelidir.</p>
<p>Gün içerisinde aşırı acıkma problemi olanlar ise açlıklarını geciktirmek için kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur pilavı gibi yemekleri tüketme yolunu tercih edebilirler. Ancak aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile unlu gıdalardan uzak durulması gerekmektedir.&#8221;</p>
<p>&#8221;İFTARDA YEMEK HIZLI YENMEMELİ</p>
<p>İftar sofraların çeşitliliği ve bolluğunun ramazanın yemek kültürü açısından en belirgin özelliği olduğu kaydedilen açıklamada, &#8221;İftarda kan şekeri çok düşük düzeye indiği için kısa sürede fazla miktarda besin tüketme isteği doğduğu&#8221; ifade edildi.</p>
<p>Yapılan önemli yanlışlardan birinin de çok hızlı bir şekilde ve yüksek miktarda besin tüketilmesi olduğu belirtilen açıklamada, &#8221;Beyin, doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra vermektedir.</p>
<p>Dolayısıyla çok hızlı yemek yemek, kısa sürede yüksek miktarda besin tüketilmesine neden olmakta, bu da kilo alımına zemin hazırlamaktadır&#8221; bilgisine yer verildi.</p>
<p>BESİN ZEHİRLENMELERİNE DİKKAT</p>
<p>Sıcakların artmasıyla birlikte besin zehirlenmelerinde önemli artışlar gözlendiği aktarılan açıklamada, şu bilgilere yer verildi:</p>
<p>&#8221;Çoğunlukla, kısa süreli ve hafif seyreden besin zehirlenmeleri, besinin cinsine ve kişiye bağlı olarak daha ağır seyredebilmekte hatta ölümlere yol açabilmektedir.</p>
<p>Özellikle sıcak yaz günlerinde dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden uzak durulmalı, çabuk bozulma riski olan besinler (et, süt, yumurta, balık vb.) açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir.</p>
<p>Yaz aylarında özellikle rota virüslerine bağlı olarak bebek ve çocuklarda yaygın olarak ishaller görülmektedir.</p>
<p>Buna bağlı ishallerin önlenmesi için ellerin iyice temizlenmesi, sebze ve meyvelerin yenilmeden önce yeterince yıkanması büyük önem arz etmektedir.</p>
<p>Bu tür ishal vakaları görüldüğünde, vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak gerektiği unutulmamalıdır.&#8221;</p>
<p>Açıklamada, ayrıca zorunlu olmadıkça, güneş ışınlarının dik geldiği 11.00-15.00 saatleri arasında dışarıya çıkılmaması, çocuklar, yaşlılar, kalp ve şeker gibi kronik hastalığı olanların özellikle bu durumda daha dikkatli olmaları gerektiği uyarısında bulunuldu.</p>
<p>DİĞER ÖNERİLER</p>
<p>Açıklamada, Bakanlığın ramazanda beslenme ile ilgili diğer önerileri ise şöyle sıralandı:</p>
<p>&#8221;Ramazan süresince yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir.</p>
<p>Ramazanda öğünler sahur ve iftarda iki ana öğün, iftardan sonra 1-1,5 saat arayla iki ara öğün şeklinde düzenlenmelidir.</p>
<p>Oruç tutanların sağlıklarını korumaları için mutlak suretle sahur yapmaları gerekmektedir. Kafein içeren içecekler yerine de ıhlamur, kuşburnu gibi bitki çayları ya da süt, meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir.</p>
<p>Susuzluk hissedilmese bile iftar ve sahur arasında sık sık su içilmelidir.</p>
<p>İftara, peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar ya da çorba gibi hafif yemeklerle başlanılması, 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygun olacaktır. Yine, enerji veren ve kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna gibi posalı besinler) tercih edilmelidir.</p>
<p>İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine, sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi vb.) veya meyve tatlıları tercih edilmelidir.</p>
<p>Hızlı yemekten kaçınılmalı, yiyecekler yavaş yavaş ve iyice çiğnenerek yenilmelidir.</p>
<p>Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra belirli aralıklarla, her seferde küçük porsiyonlarla beslenilmelidir.</p>
<p>İftar yemeğinden hemen sonra televizyon karşısına geçilmemeli, koltukta dinlenmek yerine hareket edilmelidir. Yemekten sonra kısa mesafeli yürüyüş yapmak sindirime yardımcı olması açısından yararlı olacaktır.</p>
<p>Ramazan ayında yemeklerin pişirme yöntemleri de çok önemlidir. Özellikle haşlama ve fırında yapılan yemekler tercih edilmeli, kavrulmuş, tütsülenmiş ve kızartılmış besinlerden uzak durulmalıdır.</p>
<p>Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı oluşabilecek kabızlıkları önlemek için, yemeklerde lif oranı yüksek gıdalar (kuru baklagiller, kepekli tahıllar, sebzeler) ile ara öğünlerde meyve ve kuru yemişler (ceviz, fındık, badem vb.) tercih edilmelidir.&#8221;</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/08/12/saglik-bakanliginin-ramazan-ayi-icin-beslenme-onerileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İdasil Hemoroid ( Basur ) Hapı</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/07/07/idasil-hemoroid-basur-hapi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=idasil-hemoroid-basur-hapi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/07/07/idasil-hemoroid-basur-hapi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 12:22:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1265</guid>
		<description><![CDATA[

İdasil Hemoroid ( Basur ) Hapı. Basur tedavisine yardımcı hap

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://dogalguc.net/229-idasil-hemoroid-basur-hapi.html">İdasil Hemoroid ( Basur ) Hapı</a>. Basur tedavisine yardımcı hap</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/07/07/idasil-hemoroid-basur-hapi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AddThis Social Bookmarking Sharing Button Widget</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/07/07/addthis-social-bookmarking-sharing-button-widget.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=addthis-social-bookmarking-sharing-button-widget</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/07/07/addthis-social-bookmarking-sharing-button-widget.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 12:20:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1263</guid>
		<description><![CDATA[

AddThis Social Bookmarking Sharing Button Widget.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://www.addthis.com/bookmark.php?url=http%3A%2F%2Fdogalguc.net%2F229-idasil-hemoroid-basur-hapi.html&amp;title=%C4%B0dasil%20Hemoroid%20(%20Basur%20)%20Hap%C4%B1&amp;pco=fxe-3.0.1&amp;username=conqueror88">AddThis Social Bookmarking Sharing Button Widget</a>.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/07/07/addthis-social-bookmarking-sharing-button-widget.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüz, Göz ve Kulak Temizliği&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/06/09/yuz-goz-ve-kulak-temizligi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=yuz-goz-ve-kulak-temizligi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/06/09/yuz-goz-ve-kulak-temizligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2010 12:33:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat edilmesi gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[göz temizliği]]></category>
		<category><![CDATA[kompleks]]></category>
		<category><![CDATA[kulak]]></category>
		<category><![CDATA[kulak temizliği]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[vücut temizliği]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[yüz temizliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1260</guid>
		<description><![CDATA[

 Her  sabah yataktan kalkıldığında su ile yüzün yıkanması gerekmektedir. Gece uykudan önce, yüzün sabunla yıkanarak temizlenmesi yüz derisi üzerindeki günün kirini arındırır. Cildin doğal kimyasal yapısına uygun sabunlar yüz temizliği için tercih edilmelidir. Çoğu zaman görme keskinliğinin kaybedildiği farkedilmeyebilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla göz muayenesi yaptırılmalıdır. Görme bozukluğu olanların gözlük yerine kontakt lens kullanması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1261" title="yüztemizliği" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/yüztemizliği.jpg" alt="yüztemizliği" width="520" height="482" /> Her  sabah yataktan kalkıldığında su ile yüzün yıkanması gerekmektedir. Gece uykudan önce, yüzün sabunla yıkanarak temizlenmesi yüz derisi üzerindeki günün kirini arındırır. Cildin doğal kimyasal yapısına uygun sabunlar yüz temizliği için tercih edilmelidir. Çoğu zaman görme keskinliğinin kaybedildiği farkedilmeyebilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla göz muayenesi yaptırılmalıdır. Görme bozukluğu olanların gözlük yerine kontakt lens kullanması oldukça yaygındır. Bazı kişiler sadece göz rengini değiştirmek için estetik amaçlı kontakt lens kullanırlar. Kontakt lens kullanımında temizlik çok büyük önem taşımaktadır. Bu temizliğe ilk gün nasıl uyuluyorsa kontakt lens kullanıldığı sürece de aynı titizlikle uyulması gerekmektedir. Bazen güzelliği daha belirgin hale getirmek için başta göz çevresi ve kirpikler olmak üzere makyaj amacıyla yüze sürülen çeşitli maddeler kullanmaktadır. Öncelikle bu maddelerin kaliteli olması çok önemlidir. Buna rağmen göz çevresinde ve yüzde mikrobik ya da allerjik sorunlarla karşılaşılabilir. Makyaj yapılıyorsa her akşam yatmadan önce muhakkak göz çevresinde ve yüzde kullanılan makyaj artıkları uygun krem ve solüsyonlar kullanılarak ya da su ve sabunla temizlenmelidir. Makyaj temizliğinde kullanılan malzemelerin niteliği de en az makyaj malzemeleri kadar önemlidir.</p>
<p>Bu tür malzemeler yeterince kaliteli olmadığında cildin yıpranmasına, sivilce ve siyah noktaların oluşmasına hatta lekelenmelere yol açabilir. Kulak temizliğinde kulak arkasının temizliği unutulmamalıdır. Kulak içine herhangi bir cisim sokulmamalıdır. Dış kulak yolunun zedelenmesi tehlikeli iltihaplanmalara neden olabilir. Kulağa küpe takarken bunun kulakta allerji yapabileceği bilinmelidir. Bu nedenle kullanılacak küpelerin allerji yapma özelliği çok az olan altın ya da gümüşten yapılanları tercih edilmelidir. Klipsi olmayan küpe kullananlar kulak memesinde delik açtırmaktadırlar. Bu deliği açarken kullanılan delici aracın ve peşi sıra takılan ip ya da halkanın mutlaka mikropsuz olması gerekir. Aksi takdirde kulak memesinde çok tehlikeli durumlara yol açabilecek iltihaplanmalar görülebilir. Ayrıca kulak memesine delik açılırken tek kullanımlık aletler kullanılmadığı taktirde bugün için çok yaygın hale gelmiş kan yolu ile bulaşabilen sarılık (hepatit B), AIDS (HIV) gibi, mikropların yol açtığı hastalıklara yakalanma tehlikesi vardır. Doğal olarak bu riskler kulak gibi vücudun başka yerlerine de takılan cildi delici takıların ve işlemlerin (dövme gibi) tümü için geçerlidir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/06/09/yuz-goz-ve-kulak-temizligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karın Ağrıları Hakkında Bilmeniz Gerekenler&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/karin-agrilari-hakkinda-bilmeniz-gerekenler.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=karin-agrilari-hakkinda-bilmeniz-gerekenler</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/karin-agrilari-hakkinda-bilmeniz-gerekenler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 12:14:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı hakkında bilmeniz gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[karın kasılmaları]]></category>
		<category><![CDATA[karındaki kasılmalar]]></category>
		<category><![CDATA[sancılar]]></category>
		<category><![CDATA[sancılı karın ağrısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1257</guid>
		<description><![CDATA[

Karın ağrıları doktorları, hastaları, hasta yakınlarını, anne babaları en çok korkutan ve canları en çok sıkan sağlık konularındandır. Normalde midem ağrıyor, böbreğim ağrıyor gibilerden ifadeler her ne kadar şikâyetleri doğru yansıtıyor olsa da yanıltıcıdır. Ağrılar sinirler denilen hücreler tarafından taşınırlar. İç organlardan gelen sinir lifleri aynı zamanda yakın derilerin ağrı liflerini de taşırlar. Deri bölgelerinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1258" title="karınağrısı" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/karınağrısı.jpg" alt="karınağrısı" width="520" height="390" />Karın ağrıları doktorları, hastaları, hasta yakınlarını, anne babaları en çok korkutan ve canları en çok sıkan sağlık konularındandır. Normalde midem ağrıyor, böbreğim ağrıyor gibilerden ifadeler her ne kadar şikâyetleri doğru yansıtıyor olsa da yanıltıcıdır. Ağrılar sinirler denilen hücreler tarafından taşınırlar. İç organlardan gelen sinir lifleri aynı zamanda yakın derilerin ağrı liflerini de taşırlar. Deri bölgelerinden gelen lifler ile aynı demet içinde taşınan iç organlardan gelen sinir lifleri gruplaşarak ilgili beyin kısmına giderler. Bu şekilde iç organlarda meydana gelen tıkanma, gerinme tarzı duyular yakın deri bölgesinde ağrı olarak belirti verir. Buda böbreklerimizin kapsülünde meydana gelen gerilme sonucu yan ağrısına, midemizde meydana gelen ülseratif erozyonlar sonucunda göbek üstü kısmında ağrılara neden olur.</p>
<p>Göbek deliğinin hemen üstünde yaygın olan ağrıların nedenleri sınırlıdır. Genel olarak mide kaynaklı olan ağrılarda şikâyetler burada belirti gösterir. Özellikle yanma, baskı hissi, sıkışma hissi tarzı ağrılar olabilir. Bazen göbek üzerinden yukarı doğru giden düzlemsel bir hat izleyen anma hissi eşlik edebilir. Bu durumda mide ile yemek borusu bileşkesinde bulunan sfinkter adı verilen kapıların yapısının bozulması nedeni olan Reflü dediğimiz bir hastalık söz konusudur. Aslında Reflü kaçak demektir. Vücudun bazı organlarında da olabilir.</p>
<p>Bazen Kalp Krizine bağlı sıkışma, yanma, göğüste bası hissi sadece göbek üstü kısımda da olabilir. Ancak kalp krizi ağrısı genel olarak göğüs üzerinde, sola kola, sırta bazen çeneye vuran, basit ağrı kesiciler ile geçmeyen ve sürekli olan, beraberinde ölüm korkusu, nefes darlığı, terleme olan durumdur. Ancak özellikle şeker hastalarında Kalp Krizi Ağrı yapmayabilir.</p>
<p>Karnın sağ tarafındaki ağrılar genel olarak Akciğer alt kısmı, Karaciğer, Safra Kesesi nedeni olan ağrılardır. Safra kesesinde taş, Karaciğer Siroz hastalığı en sık rastlanan durumlardır. Genel olarak böbrek ile ilgili rahatsızlıklar göbek yan kısmında ağrı yapabilir ancak daha çok göbek hizasında ancak yanlarda olan bazen yan taraftan sırta kadar vuran ağrı olarak belirti verir. Safra kesesi ile ilgili ağrılar genel olarak ağır, yağlı yemeklerden sonra belirginleşir. Böbrek hastalıklarından enfeksiyonları bir kenara bırakırsak böbreğin taş hastalığı bazılarına göre doğumdan beter ağrılara neden olur.</p>
<p>Taş hastalığının tedavisi geçici olarak Acilde rahatlama yapıldıktan sonra taş boyutuna göre taşın düşmesini beklemek, taş büyük ise kırılarak düşebilecek boyutlara küçültmek, ameliyat ile almak şeklinde özetlenebilir.</p>
<p>Göbek deliği üzerindeki ağrılara gelince, iç organların hepsinin ağrısı buraya vurabilir. Ancak genel olarak orta bölgedeki ağrılar barsak gazları ile meydana gelen ağrılardır. Aslında aşırı barsak gazları ile meydana gelen ağrılar tüm karında hissedilir. Bazen o kadar şiddetlidir ki Kalp Krizi geçiriyor sanırsınız.</p>
<p>Özellikle merak edilen konu sanırım Apandisit&#8217;tir. Apandisit barsak içindeki kör barsak diye bileceğimiz kısmın çeşitli nedenlerden dolayı tıkanması sonucu mikroplar ile enfeksiyon kapmasıdır. Apandisit ağrısı aslında çok tipiktir. Önce göbek üzerinde başlayan ağrı, ağrı kesici kullanılmamışsa hiç kesilmeden devam ederek zaman içinde göbek sol yan kısmına doğru yer değiştirir. Göbek deliğinin sol yan kısmında sabit kalır. Çok şiddetlidir, beraberinde ateş vardır. Ancak ne yazık ki her hastalık gibi bu hastalıkta farklılıklar gösterir. Bazen uzman doktorlar bile tanı koymakta zorlanabilirler.</p>
<p>Göbek alt kısımdaki ağrılar genel olarak üriner sistem ile ilgili hastalıklardır. Böbrekten aşağı kadar inmiş taşın yanı sıra, alt üriner sistem (idrar yolu hastalıkları demek istiyorum) hastalıklarında da göbek alt kısmında ve özellikle kasık kısımlarında ağrılar olabilir.<br />
Bahsettiğim genel hastalıklar dışında Pelvik İnflamatuar Hastalık, Kanserler, Barsak Tıkanmaları, Over Hastalıkları (Yumurtalık Hastalıkları) gibi birçok hastalık kendilerine yakın bölgede ağrı yapar.</p>
<p>Ağrı korkulması gereken değil dikkat edilmesi gereken bir konudur. Bir hastalığın belirtecidir. Dikkat edilmeli ancak her ağrı için telaşa kapılmamalıdır.</p>
<p>Sağlıklı ve mutlu günler</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/karin-agrilari-hakkinda-bilmeniz-gerekenler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yakın Görmenin Düzeltilmesi&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/yakin-gormenin-duzeltilmesi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=yakin-gormenin-duzeltilmesi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/yakin-gormenin-duzeltilmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 11:03:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[göz hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[göz kaşınması]]></category>
		<category><![CDATA[göz sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gözde cerrahi yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[gözlük]]></category>
		<category><![CDATA[hipermetrop]]></category>
		<category><![CDATA[presbiyopi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1254</guid>
		<description><![CDATA[

45 yaş civarında başlayan yakın görme bozukluğu presbiyopi olarak adlandırılır. Presbiyopinin düzeltilmesi hipermetrop hastalarında olduğu gibi + camlar ile yapılır. Bu camlar bir cins büyüteç vazifesi görürler.
Son zamanlarda presbiyopinin cerrahi yöntemler ile düzeltildiği yönünde yayınlar göze çarpmaktadır. Hâlbuki cerrahi yöntemler, presbiyopi için ancak geçici çözüm oluşturabilirler.
Her dokumuz gibi, gözümüz de seneler içinde ihtiyarlayan bir uzvumuzdur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1255" title="gözsağlığı" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/gözsağlığı.jpg" alt="gözsağlığı" width="520" height="302" />45 yaş civarında başlayan yakın görme bozukluğu presbiyopi olarak adlandırılır. Presbiyopinin düzeltilmesi hipermetrop hastalarında olduğu gibi + camlar ile yapılır. Bu camlar bir cins büyüteç vazifesi görürler.</p>
<p>Son zamanlarda presbiyopinin cerrahi yöntemler ile düzeltildiği yönünde yayınlar göze çarpmaktadır. Hâlbuki cerrahi yöntemler, presbiyopi için ancak geçici çözüm oluşturabilirler.</p>
<p>Her dokumuz gibi, gözümüz de seneler içinde ihtiyarlayan bir uzvumuzdur. Hatta yaşlanmaya 14 yaşında başladığına göre, belki de en erken ihtiyarlayan organımızdır.</p>
<p>Kişi 40 yaşına gelince, gözümüzün içindeki lens esnekliğini kaybettiği için yakında görme zorluğu başlar. Bu nedenle desteğe ihtiyaç duyar, göz doktorları da sizlere yardımcı olmak amacı ile yaşınızla orantılı olarak artan hipermetrop camlar verirler.</p>
<p>Yani uzağı görmede hiçbir problemi olmayan kişiye, 45 yaşında + 1.50 olan desteğimiz 50 yaşında +2.00, 55 yaşında +2.50, 60 yaşında +3.00, 65 yaşında +3.50 olarak artar. Tabi bu yazdıklarım kişiden kişiye küçük değişiklikler gösterir, astigmat veya başka bozukluğu var ise onların da düzeltilmesi için ayrı hesaplamalar gerektirir.</p>
<p>Yukarıdaki paragrafta gördüğünüz üzere eğer 45 yaşında yakın görmeniz düzeltilmiş ise, birkaç sene sonra gene bozulacaktır. Yine düzeltildiği zaman, ileride tekrar destek gerekecektir. Demek ki ilerleyen bir numara karşısında cerrahi müdahale ancak geçici bir süre çözüm olacaktır !</p>
<p>Bazı doktorlar, hastanın bir gözünü uzağa, bir gözünü yakına odaklamayı önermektedirler. Bu son derece yanlış bir yöntemdir. Çünkü iki göz arasındaki derece farkı sizin derinlik hissinizi yok edecektir. Bu nedenle, örneğin araba kullanırken önünüzdeki arabanın mesafesini doğru algılayamayacaksınız ve kaza yapma riskiniz artacaktır. Veya masadan bardak alırken mesafesini tam ölçemeyeceğiniz için istemeden bardağı devirebileceksiniz. Benzer hatalar yaşamak istemiyorsanız, yakın görmenizi hele bu yöntem ile hiç düzelttirmeyin.</p>
<p>Bazı cerrahi yöntemler gözün içine mercek koymayı gerektirmektedir. Fakat gözünüzün içinde zaten kendi merceğiniz olduğuna göre, 2. yapay mercek doğal olmayan bir ortama, kendi merceğinizin önüne yerleştirilmek zorundadır. Bu durumda katarakt gelişmesi hızlanabilir, göz tansiyonunuz yükselerek gözünüz kör olabilir. Bu tür cerrahi yaptıracak kişiler, lütfen doktorunuza göz içine konan yakın görme merceklerinin nelere yol açabileceğini sorunuz.</p>
<p>İleride katarakt ameliyatı olacak kişilerde göz içi merceğinin derecesi ayarlanarak uzak görme düzeltilebilinir. Katarakt ameliyatında yerleştirilen hem uzak, hem yakın görmeyi sağlayan merceklerin vazifelerini yapmalarına rağmen, görme kalitesi yalnız uzağı düzelten mercekler kadar başarılı olamamaktadır; bu cins mercekleri tercih edeceklerin bir süre daha beklemelerini önerilmektedir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/yakin-gormenin-duzeltilmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kolay Doğum Yapmanızı Sağlayacak Pratik Bilgiler&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/kolay-dogum-yapmanizi-saglayacak-pratik-bilgiler.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=kolay-dogum-yapmanizi-saglayacak-pratik-bilgiler</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/kolay-dogum-yapmanizi-saglayacak-pratik-bilgiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 08:35:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[doğum bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[kolay doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1251</guid>
		<description><![CDATA[

Ağrılarınız başladıktan sonra sıvı gıdaları tercih edin. Bağırsaklarınızın boş olması doğumu kolaylaştıracaktır. Hastaneye gitmeden önce ılık bir duş alarak rahatlayın. Sularınız geldiyse ayakta durmayın, en yakın sağlık kuruluşuna başvurun. Korkmayın. Korku ve endişe ağrılarınızın düzenini bozarak doğumun geçikmesine ve uzamasına sebep olur. İki ağrı arasında derin nefes alarak hem kendinizi hemde bebeğinizi rahatlatın. Derin derin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1252" title="doğum" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/doğum.jpg" alt="doğum" width="520" height="492" />Ağrılarınız başladıktan sonra sıvı gıdaları tercih edin. Bağırsaklarınızın boş olması doğumu kolaylaştıracaktır. Hastaneye gitmeden önce ılık bir duş alarak rahatlayın. Sularınız geldiyse ayakta durmayın, en yakın sağlık kuruluşuna başvurun. Korkmayın. Korku ve endişe ağrılarınızın düzenini bozarak doğumun geçikmesine ve uzamasına sebep olur. İki ağrı arasında derin nefes alarak hem kendinizi hemde bebeğinizi rahatlatın. Derin derin nefes alın. Sancı geldiğinde ağzınızı kapatın, çenenizi gögsünüze dayayıp ellerinizle bir yerden ( doğum masası veya yatağın kenarından ) destek alarak bütün gücünüzle aşağıya doğru ıkının. Bebeğinizin başı doğuncaya kadar ıkınmaya devam edin. Bebeğinizin doğum olayıyla doğum olayı henüz bitmemiştir. Sıra plasentanın ( eşin ) doğumuna gelmiştir. Bu safhada fazla ağrı hissedilmez. Karnınıza yapılacak masajla eşin ayrılması kolaylaşır. Derin derin nefes alın. İlk yarım saat içinde bebeğin eşi ayrılacaktır. Böylece doğum olayı sizinde yardımınızla kolay bir şekilde tamamlanmış olacaktır.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/kolay-dogum-yapmanizi-saglayacak-pratik-bilgiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yoganın Yararları&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/yoganin-yararlari.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=yoganin-yararlari</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/yoganin-yararlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 08:08:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Bakım]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[yoga]]></category>
		<category><![CDATA[yoga yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[yoganın etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[yoganın faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1244</guid>
		<description><![CDATA[

Genellikle ilk üç aylık dönemde hamile kadınların yoğun fi­ziksel egzersiz yapmaları tavsiye edilmez. Özellikle de dü­şük olasılığının olduğu durumlarda bu geçerlidir. Bu yüzden hamileliğin dördüncü ayından itibaren bir egzersiz programının uygulanması önerilir. An­cak daha önce düşük yapmamış, aktif ve sağ­lıklı bir anne adayı kendisini hazır hissel ligi andan itibaren kendini zorlamadan bedenini güçlendirmeye, kaslarını geliştirmeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1245" title="yoga" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/yoga.jpg" alt="yoga" width="520" height="570" />Genellikle ilk üç aylık dönemde hamile kadınların yoğun fi­ziksel egzersiz yapmaları tavsiye edilmez. Özellikle de dü­şük olasılığının olduğu durumlarda bu geçerlidir. Bu yüzden hamileliğin dördüncü ayından itibaren bir egzersiz programının uygulanması önerilir. An­cak daha önce düşük yapmamış, aktif ve sağ­lıklı bir anne adayı kendisini hazır hissel ligi andan itibaren kendini zorlamadan bedenini güçlendirmeye, kaslarını geliştirmeye ve esnek­liğini artırmaya başlayabilir. Duruş pozisyonlannı kişisel gereksinimlerinize ve formunuza uyarlayarak hamileliğiniz boyunca yoga yapa­bilirsiniz. Bu durum kişiden kişiye değişecektir. Bu yüzden bedeninizle uyum içinde olmanız, ortaya çıkan rahatsızlık verici duruşları belirleyerek onları kendinize uygun bil ha­le getirmeniz gerekir.</p>
<p>Yoganın hamile kadınlara kazandıracağı fiziksel yararlar şunlardır: gücün, kasların, duruşun ve dengenin gelişmesi; kas sisteminin tamamının daha elastik ve esnek olması: hormon üretimini sağlayan salgı bezlerinin uyarılması; kan akışının hızlanması ve dolaşımın iyileşmesi: ve mükemmel nefes kontrolünün sağlanması. Yoga uygulaması sırasında iç organlara da masaj yapılmış olur. Ayrıca mide egzersiz­leri de (bkz sayfa 82-84′e) doğum yaptıktan sonra eski for­munuza kolaylıkla kavuşmanıza yardımcı olacaktır. Yoga­nın uyku bozukluklarını azalttığı ve uykusuzluk hastalığı­na iyi geldiği bilinmektedir. Yaşama pozitif gözlerle bak­manın ve genel anlamda sağlıklı olduğunuz hissinin oluş­masını destekler. Avın zamanda yoga kişisel gözlem yap­mayı öğretir. Yoga yaptıkça sezgisel olarak bedeninizle ve duygularınızla yakın temas halinde olursunuz.<br />
Ancak mükemmel geçen bir hamilelik süreci ve doğum için yoganın tek çare olmadığını aklınızdan çıkarmayın. Yoga, bu heyecanlı dönem boyunca size yardımcı olabile­cek ve yaşadığınız deneyimin toplam değerini artıracağını umduğumuz bir araçtır. “Doğum” zor bir iştir ve birçok ka­dının doğum yapmakla ilgili yaklaşımları biraz korku ve en­dişe içerir. Bu, oldukça normal bir durumdur ama yoganın hamilelik ve doğum sürecinizi biraz daha kolaylaştırmaya ve bu dönemle ilgili sakin ve kontrollü bir yaklaşım benim­semenize yardımcı olabileceğini umuyorum.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/yoganin-yararlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kırmızı Etin Zararları Nelerdir?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/06/07/kirmizi-etin-zararlari-nelerdir.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=kirmizi-etin-zararlari-nelerdir</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/06/07/kirmizi-etin-zararlari-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jun 2010 15:38:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Kırmızı Et]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı et sakıncaları]]></category>
		<category><![CDATA[Kırmızı etin zararları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1232</guid>
		<description><![CDATA[

Kırmızı et fazla yiyenlerde kalp hastalığı ve kalınbağırsak kanseri daha sık görülür. Bunun nedeni kırmızı ette bulunan doymuş yağ nedeniyle kolesterolün artmasının damar sertliği yapması ve etin yüksek ateş ve kızgın kömürde kızartılması sonucu içindeki proteinlerin kanser yapıcı hale gelmesidir. Yine kırmızı etle yapılan sucuk, sosis ve salamın içinde bulunan nitrit de kolon kanserine neden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1241" title="kırmızı-et" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/kırmızı-et2.jpg" alt="kırmızı-et" width="520" height="443" />Kırmızı et fazla yiyenlerde kalp hastalığı ve kalınbağırsak kanseri daha sık görülür. Bunun nedeni kırmızı ette bulunan doymuş yağ nedeniyle kolesterolün artmasının damar sertliği yapması ve etin yüksek ateş ve kızgın kömürde kızartılması sonucu içindeki proteinlerin kanser yapıcı hale gelmesidir. Yine kırmızı etle yapılan sucuk, sosis ve salamın içinde bulunan nitrit de kolon kanserine neden olur.</p>
<p>Kırmızı etin yenmesi tamamen zararlı değildir. Haftada bir kez mutlaka yenmeli. Ancak yağları atıldıktan sonra haşlama veya fırında pişirilerek yenmelidir. Kolesterol korkusu nedeniyle hiç kırmızı et yemeyen kişilerde bu defa demir eksikliğine bağlı kansızlık ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Et yemeği yerken yanında pirinç pilavı veya patates kızartması değil, bulgur pilavı, sebze ve salata yenmelidir.</p>
<p>Kebap yaparken de etin yağlarını tamamen temizlemek, pişirirken de eti yakmamak gerekir. Ateş veya alevle etin temas etmesi zararlıdır. Pişirirken yanmış veya kapkara kalmış et veya döner yemeyiniz. Kebap veya dönerin üzerine tereyağı ilave etmenin de sağlığınız açısından zararlı olduğunu unutmayın.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/06/07/kirmizi-etin-zararlari-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yanlış Diyet Verem Nedeni&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/05/18/yanlis-diyet-verem-nedeni.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=yanlis-diyet-verem-nedeni</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/05/18/yanlis-diyet-verem-nedeni.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 09:50:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tiberkiloz]]></category>
		<category><![CDATA[verem]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış diyet programı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1226</guid>
		<description><![CDATA[

Çoğu insan gibi bizde kendimizde olan fazla kilolardan şikayet ederek kendimizi diyet programlarına adarız. Amacımız fazla kilolardan kurtularak form tutmak ve sağlıklı günlerin sahibi olmaktır. Fakat bilinçsizce yapılan uzun süreli şok diyetler vereme davetiye çıkarmaktadır. Verem en çok şoförler, üniversite öğrencileri ve ev hanımlarında görülmektedir.  Vücut direncini düşüren stres, uykusuzluk ve beslenme eksikliğinin verem hastalığının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1227" title="verem" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/verem.jpg" alt="verem" width="520" height="390" />Çoğu insan gibi bizde kendimizde olan fazla kilolardan şikayet ederek kendimizi diyet programlarına adarız. Amacımız fazla kilolardan kurtularak form tutmak ve sağlıklı günlerin sahibi olmaktır. Fakat bilinçsizce yapılan uzun süreli şok diyetler vereme davetiye çıkarmaktadır. Verem en çok şoförler, üniversite öğrencileri ve ev hanımlarında görülmektedir.  Vücut direncini düşüren stres, uykusuzluk ve beslenme eksikliğinin verem hastalığının en büyük nedenleri olduğu bilinmektedir. Diyetlerinde sebze, meyve ve etten yoksun bir diyet programı uygulayanların vereme davetiye çıkarttıkları söylenmektedir. Sosyal taşıma araçlarında özellikle kış aylarında camların ve havalandırmaların kapalı olduğu zamanlarda öksürük,  aksırık ile verem mikrobu kolaylıkla vücuda girebilmekte ve en ufak bir rahatsızlıkta kendini göstermektedir. Bu nedenle sağlığımıza dikkat etmeliyiz. Sağlığımız bizim için çok ama çok önemli&#8230;</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/05/18/yanlis-diyet-verem-nedeni.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

