Güncel Sağlık Haberleri

Güncel Sağlık Haberleri

dogalguc.net Haftanın ürünü

ramazan-bayramı

Sevgi, kardeşlik, yardımlaşma gibi insani değerlerimizin en üst noktaya çıktığı bu özel günleri anlamlı kılmak için, gelin dargınlıkları ve kırgınlıkları bir kenara bırakalım; sevgi, saygı ve hoşgörünün sesini yeniden yükseltelim, kardeşlik ve dayanışma duygularımızı tazeleyerek bir kez daha kucaklaşalım.

Bu duygu ve düşüncelerle sizlerin ve çok değerli ailelerinizin mübarek Ramazan Bayramınızla Birlikte Zafer Bayramınızı Kutlar, sağlık, huzur ve iyilikler getirmesini dilerim.

Bayramınız kutlu olsun…

vajina

Women Sprey Vajina Yapılandırıcı ve Daraltıcı Sprey

Bu özel formül eşlerin her ikisinin de cinsel ilişkilerinden daha çok zevk alabilmeleri için vajinayı daraltan, küçülten ve orgazmı yaşatan bir karışımdır.

Özellikle doğum yapan bayanlarda vajina genişliğini daraltır.

Avrupada popüler olan bu ürün tüm Dünyada güvenle kullanılmaktadır. Özel formülü tüm dünyada kabul görmüş ülkemizde de satışı dogalguc tarafından yapılmaktadır.

Faydaları Nelerdir?

*Daha sıkı ve Dar Vajinaya sahip olmanızı sağlar !!!
*Vajina renk tonunun düzelmesine yardımcı olur !!!
*Vajina Elastikiyetinin Artmasına yardımcı olur !!!
*Balayı Formunun Kazanılmasını sağlar !!!
*Enfeksiyondan Korunmaya yardımcı olur !!!

Sivilce Yüzü Yıkayarak Geçer mi?

Sivilce pislikten oluşan bir hastalık değil. Sivilceli kişilerin ciltlerinde aşırı bir yağlanma sözkonusudur. Bu yağlanmayı gidermek için hastalar yüzlerini çok fazla yıkarlar. Bu yanlış bir uygulamadır.

Sivilceli hastalar yüzlerini günde en fazla iki kere yıkamalıdırlar.

Yıkama esnasında sabun cildi kuruttuğu için sabun benzeri jellerden faydalanılabilir.

Tonik kullanımı cildi rahatlatan bir uygulamadır ancak olmazsa olmaz değildir. Sivilce hastalarının dikkat etmesi gereken en önemli şeylerden biri de üzerinde “yağsız, sivilce yapmaz, oil free” gibi ibareleri bulunan ürünleri kullanmaları gerekir. Bayanlar makyaj yaparken fondoten, pudra kullanmamalıdırlar.

İlla ki kullanılması gerekiyorsa sivilce yapmayan oil free ürünleri tercih etmeliler.

Kısaca sivilce tedavisinde bölgenin temiz tutulması faydalıdır ancak tek başına yeterli olmamaktadır.
Sivilce İzleri ve Tedavisi

Sivilce izleri sivilcenin şiddeti ve tipiyle alakalıdır.

Çok büyük sivilce çıkaranlarda iz kalma ihtimali daha yüksektir.

Ayrıca aynı bölgede sürekli olarak çıkan sivilceler de doku tahribatı nedeniyle iz bırakabilir. İz tedavisi süresince verilen ilaçlar sivilce tedavisi yaparken bir taraftan da iz tedavisi yapar.

Buna rağmen geçmeyen sivilce lekeleri varsa başka tedaviler de uygulanır.

Bu tedaviler sivilcenin cinsine göre farklı farklıdır.

Eğer sivilce izleri çok yüzeyel ise kimyasal ve bitkisel peelingler ile dışarıdan sürülerek uygulanan ilaçlarla tedavi edilebilir. Ancak çok derin ve çukur izler varsa lazer tedavileri ve soyma yöntemleri uygulanabilir. Çukur kalmış izlerde lazer tedavileri iki çeşittir;

-Soyarak tedavi eden lazerler (Kişinin sosyal yaşamından ve işinden 3 hafta geri kalmasına neden olabilir, kış aylarında yapılan bir tedavi yöntemidir.)

-Soymadan tedavi eden lazerler ise yeni bir yöntem ve teknolojidir.

Çukur olan bölgelere ışık atışı yapan lazer, kollajenin zenginleşmesini sağlayarak çukurlarda bir düzleşme meydana getiriyor.Şunu unutmamak gerekir ki, hiçbir tedavi yöntemi yüzde yüz bir başarı sağlamaz ancak bu yöntemlerle sivilce izlerini geriletmek mümkün.

Sivilce Neden Çıkar?

Sivilceli kişilerde yağ salınımının artması sonucu bir süre sonra yağ kanalında tıkanma başlar. Tıkanmadan sonra insan vücudunda bulunan bir çeşit mikrop yağ kanalı etrafında üremeye başlar ve yağları parçalayarak iltihaplı sivilceler oluşur.
Sivilce (Akne) Nedir?

Sivilceleriniz varsa ve kendinizi yanlız olarak görüyorsanız sakın böyle düşünmeyin. Yanlız değilsiniz. Ergenlik dönemindeki gençlerin yüzde doksanı sivilceden yakınmaktadır. Durum böyle olunca da sivilce şikayeti olan kişiler bazen yanlış yönlendirilmektedir. Oysa ki doğru yol izlendiği takdirde sivilce tedavisi mümkün bir hastalıktır.

Genel Olarak “sivilce” adıyla bilinen akne özellikle yüz, sırt ve göğüs bölgesini etkileyen, kıl yağ bezi biriminin en sık rastlanan hastalığıdır.

Ergenlik dönemi hastalığı olarak bilinen sivilce, erişkinlerde de görülebilmektedir.

Her yetişkin insanın, hayatında sivilceli olarak geçirdiği bir dönem olmuştur. Orana vurmak gerekirse yüzde doksanlık bir kısımda görülen sivilce, ergenliğe geçişin bir işareti olarak kabul edilmekte, geriye kalan yüzde onluk kısım ise hastalık olarak kabul edilen sivilcelerdir.

Sivilceler, hafif şiddetli sivilce, orta şiddetli sivilce veya şiddetli sivilce olarak kategorize edilebilir. Sivilce tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır ve mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

Sivilceler kızlarda, erkeklere göre biraz daha erken yaşlarda görülürler. Kızlarda onbir yaşlarında, erkeklerde ise oniki yaşlarında görülmeye başlanır. Sivilcelerin maksimuma ulaştığı yaşlar ise kızlarda ondört ve erkeklerde onaltıdır

keci-gribi

Kuş gribi ve domuz gribinden sonra bu yılın grip virüsü keçi gribi. 2011 yılı salgın hastalığı keçi gribi virüsü, Avrupa ülkelerinde görülmeye başladı. Özellikle Hollanda ve Avustralya’da görülen keçi gribi can alıyor. İlk olarak Hollanda’da görülen hastalık 6 can aldı.

Uzmanlar, keçi gribinin en belirgin özelliğinin keçi gibi inatçı bir virüs olduğu ve uzun süre iyileşmediğini söylüyor. Normal gripten farklı olarak şidetli baş ağrısı ve halsizlik ile ortaya çıkıyor. Keçi gribi eğer daha çok ciğerleri etkilerse akciğer yetmezliği,kalbi etkilerse kalp yetmezliğine neden oluyor.

Özellikle kronik astım, bronşit ve nefes darlığı hastalıkları olanların dikkatli olması gerektiğini söyleyen uzmanlar, erken teşhisin önemli olduğunu vurguluyor. Eğer uzun süre geçmeyen bir grip ve halsizlik varsa doktora başvurmalı ve ayrıntılı tetkileri yaptırmalısınız. Geçen yılın gribi domuz gribinde olduğu gibi tehlikeli ve ölümcül bir hastalık olan keçi gribi için insanları dikkatli olamaya çağıran uzmanlar grip deyip geçmeyin mutlaka doktor kontrolünden geçin diyor.

Keçilerde bulaştığı düşünülen hastalık nedeniyle Avrupa ülkelerinde keçiler toplanmaya ve imha edilmeye başlandı. Solunum yolu ile insandan isana bulaştığı düşünülüyor. Yeni bir grip virüsü olan keçi gribi umarız ki ülkemizde görülmez. Fakat yine de dikkatli olmalı ve uzun süre geçmeyen baş ağrısı ve halsizlik şikayetlerimiz varsa mutlaka doktora gitmeliyiz.

Gripsiz Mutlu Sağlıklı Günler…

elleri yıkamak

El temizliğinde aşırı kaçmak kronik tahrişe bağlı dermatite yani bir tür deri iltihabına yol açabilir.

Deri kuru,çatlamış,iltihaplı ve bazen çok ağrılıdır.günde 10 defadan fazla el yıkayanlarda daha çok görülür.

Dermatit,derinin bütünlüğünü bozar;iltihaplı deri daha fazla bakteri barındırır ve böylece enfeksiyonlara ve bunların yayılmasına yol açar.

Derinin sürekli ıslanıp kuruması derideki koruyucu maddelerin kaybına sebep olur ve deri yumuşar,çatlaması kolaylaşır.

Sabun veya temizlik ürünleri derinin pH’sını değiştirerek ve koruyucu yağ tabakasını yok ederek tahrişi artırırlar.

El yıkama süresi ve suyun ısısı önemlidir.

Nemin azlığı ve soğuk havada dermatiti kötüleştirir.

Çocuklugunda egzaması olanların yatkınlığı daha fazladır.

Dermatit Nasıl Önlenir ?

Dermatitin önlenmesi, kaybolan nemliliği yerine getirmek,sabun ve temizlik ürünlerinin tahriş edici etkidırkallerini ortadan kaldırmakla mümkün olur. Sıcak su yerine ılık su ve en az tahriş yaratan sabun tercih edilmeli ve eller iyice kurutulmalıdır.Eller yıkandıktan sonra su bazlı nemlendiriciler kullanılmalıdır.

Mutlu Sağlıklı Günler.

313-470-thickbox

Horkes Horlamayı Önleyici Burun Aparatı

Türkiye nüfusunun %25′i horlama sıkıntısı yaşamaktadır. Eşlerin geceleri yatak ayırmasına neden olan , gece uykusu kalitesinin düşmesine ve sabahları yorgun kalkmaya sebep olan horlama, tedavi edilebilir bir hastalıktır. Horkes, yapısındaki hava kanalları sayesinde burundan nefes alımını kolaylaştırırken, içindeki yüksek güçlü Cmos çip ile de, burun bölgesine terapi uygulayarak horlamayı ortadan kaldırmaktadır.

İlk kullanımdan itibaren olumlu sonuç alınır.Normal ve orta derece horlamaları ilk kullanımdan itibaren kesecek, ağır horlamaları hafifletecektir.

Horkes Nedir?

Cihaz burun bölgesindeki trigeminal sonu etkili bir şekilde active eden ve nefes alma sırasındaki iletişim yolunu açan yüksek güce sahip manyetik CMOS çip taşımaktadır. Bu çip burun bölgesine fiziksel terapi sağlayan mikro manyetik elementler içermektedir. Cihaz nefes boşluğunu açarak nefesin geçişini sağlamakta ve horlamayı ortadan kaldırmaktadır.

* Yüksek enerji çipi cihazın içine yerleşiktir.

* Ürün Amerika FDA standartlarına sahip ve CE sertifikalıdır.

* Zararsız ve kokusuzdur.

* Yan etkisi yoktur.

* Etkin, güvenilir ve kolay uygulanabilen bir yöntemdir.

* Cihazın iki ucunda nefes almayı kolaylaştıran oluk bulunmaktadır.

* Gece boyunca hastayı rahatsız etmez.

* Küçük portatif yapıya sahiptir

* Uyumadan önce iki parmak yardımıyla burun deliklerine yerleştirilir.

* Şişkin ( çıkıntılı kısım dudak üzerinde olmalıdır ( aşağıya bakmalıdır )

* Kullanıcının yastığı bir omuz yüksekliğinden fazla olmamalıdır.

Horlama Beyindeki Oksijen oranını düşürür bu yüzden asla hafife alınmamalıdır.

HORKES Snore Relief ZD-100 yapısındaki hava kanalları sayesinde burundan nefes alımını kolaylaştırırken, içindeki yüksek güçlü CMOS çip ile de, burun bölgesine terapi uygulayarak horlamayı ortadan kaldırmaktadır.

İlk Kullanımdan itibaren olumlu sonuç alınır.Normal ve orta derece horlamaları ilk kullanımdan itibaren kesecek, ağır horlamaları hafifletecektir.

Kullanım ile İlgili Uyarılar :

• Ürünün içinde bulunan CMOS çipinin iyileştirici etkisini koruyabilmek için yüksek sıcaklıktan ve manyetik alanlardan uzak tutunuz.

• Kalbe basınç yapmamak ve kan dolaşımını rahatlatmak için sağ tarafınıza dönerek uyuyunuz.

• Yatmadan hemen önce yemek yemeyiniz.

• Kalp atışını düzenleyen cihazlardan uzak tutunuz.

• Her kullanımdan sonra temizleyip kutusunda muhafaza ediniz.

Horlamanın Belirtileri ve Sonuçları :

Horlama, insan hayatını kökten etkileyen bir sağlık sorunudur. Eğer zamanında önlem alınmaz ve tedavi edilmezse, ölüme kadar giden sorunlara yol açabilir. Bu yüzden acil tedavi gerektiren hayati bir hastalıktır.

Solunum problemleri uykuda oluştuğu için hastanın kendisi durumdan haberdar değildir. Durumu çoğunlukla hastanın eşi veya yakınları farkeder. Hasta düzenli şekilde horlarken aniden sesi kesilir. Hastanın yakınları, önce bu durumun farkına varırlar. Nefes durması sırasında diyafram adı verilen ve akciğerlerin altında yer alan kas, kasılmaya devam ettiği için, karın ve göğüs hareketleri devam eder.

Bu yüzden hava girişinin durduğunu, dışarıdan izleyen birinin ilk anda anlaması zordur. Yukarıdaki tıkanıklığı yenmek için diyafram gittikçe daha fazla kasılır, karın ve göğüs hareketlerinin genliği artar ve bir noktadan sonra bu artmış solunum eforuyla tıkanıklık yenilince hasta öncekinden daha şiddetli, adeta kükrer gibi bir ses çıkarıp yeniden soluk alır.

Bu esnada kısa bir uyanıklık olur, ancak bu uyanıklık elektrofizyolojik düzeyde (çoğu kez ancak uyku laboratuarında beyinden alınan kayıtlardan anlaşılacak düzeyde) kaldığından hasta bunu hatırlamaz. Bazen de hasta boğulma hissiyle uyanabilir.

Horlamanın gerek horlayanın az dinlenmesi, gerekse yanındaki kişide oluşturduğu uykusuzluk, kalp krizi ve hatta ölüme kadar gidecek sorunları da beraberinde getirmektedir.

Horlayan kişilerde görülen bazı belirti ve sorunlar arasında şunları da sayabiliriz:

* Sabah baş ağrısı

* Kalp şikayetleri ve yüksek tansiyon

* Aşırı ve hızlı kilo alma

* Psikolojik sorunlar, depresyon, cinsel isteksizlik

* Konsantrasyon güçlüğü

* Uykuda aşırı terleme

* Uykusuzluk, gün içinde sürekli yorgun olma

* Sık idrara çıkma, vücudun su kaybetmesi

* Düzensiz ve konforsuz uyku

* Gündüz uyuklama

* Solunum güçlüğü ile uyanma

* Ağız kuruluğu ve boğaz ağrısı ile uyanma

Tüm bu nedenlerle horlama asla ihmal edilmemesi gereken ve zamanında müdahale ortadan kaldırılabilir, ciddi bir hastalıktır.

Horlama sorununa tümüyle veda etmek için Horkes’i düzenli olarak 30 gün boyunca kullanmanız gerekiyor. Hemen hatırlatalım, kilo problemi olanların ise Horkes’i 90 gün boyunca düzenli kullanması şart.

gogusBilimadamları, tedavisi en zor kanser türlerinden biri olarak bilinen göğüs kanserinde önemli bir başarıya imza attılar.

İngiliz ve Kanadalı bilim adamlarının ortaklaşa yürüttükleri çalışma ile, göğüs kanserinin vücutta yayılmasına neden olan genin şifresi çözüldü.

“EMBO Molecular Medicine” isimli tıp dergisinin son sayısında yer alan araştırmaya göre, beş yıldır yürütülen araştırmalar sonucu ZNF703 adlı onkogenin, vücutta kanserin yayılmasına neden olduğu belirlendi. İngiltere Kanser Araştırmaları Merkezi’ne bağlı Cambridge Araştırma Enstitüsü ve Vancouver’daki British Colombia Kanser Ajansı bünyesindeki bilimadamlarının ortak çalışması, 1172 farklı göğüs tümörü üzerinde gerçekleştirildi.

Araştırmayla ilgili bilgi veren ekipteki bilimadamlarından Dr. Carlos Caldas, onkogenlere vücuttaki sağlıklı hücrelerin bölünmesinde ihtiyaç duyulduğunu belirterek, “ancak tümörlere girdiklerinde, freni patlamış ve kontrolden çıkmış bir araç gibi kanserin vücutta hızla yayılmasına neden oluyorlar” dedi. Bundan sonraki adımın, BRCA 1 ve 2 gibi tümör baskılayıcı genleri de kullanarak, ZNF703 onkogenini durdurmak olabileceğini kaydeden Dr. Caldas, araştırmanın göğüs kanseri tedavisinde önemli bir gelişme olduğunun altını çizdi.

Önemli bölümü doğrudan veya dolaylı yollarla hücrelerin büyüme hızında etkili olan onkogenlerin bazı türlerinin kanserle ilişkili oldukları biliniyor.

genç kalmanın sırlarıGenç Kalmanın Sırları

Artık kremler, bitkisel çözümler ve plastik cerrahi bir kenara bırakıldı! Gençleşmenin son modası burada!

Gençlik ve güzellik denince kadınlar için akan sular duruyor. Bu uğurda ameliyat dahil her yöntem deneniyor. Şimdilerde ise kremler, bitkisel çözümler, plastik cerrahi ve yardımcı yöntemler bir kenara bırakıldı! Gençleşmenin son moda yöntemi yüz yogası oldu. Filipin asıllı Lourdes Julian Doplito Çabuk, verdiği yoga dersleri gençleşmek isteyen kadınlar tarafından keşfedildi.

57 yaşında genç bir kadın

Kadınlara gençlik ve güzellik yogası kursları veren Lourdes Çabuk, dört çocuk ve dört torun sahibi 57 yaşında genç bir kadın! Genç diyorum çünkü; Madam Lourdes kendisinden ders almaya gelen 30 ve 40′lı yaşlardaki öğrencilerinden çok daha duru bir tene, çok daha az kırışığa ve oldukça fit bir vücuda sahip.

Amerika’da başladığı güzellik yogası derslerini İstanbul’a taşıyan Filipin asıllı Lourdes Çabuk, annesi ve anneannesinden gözlemlediği güzellik uygulamalarını da deneyimleyerek ilginç teknikler geliştirmiş. Yoga hocası olan eşi Adnan Çabuk’la birlikte açtığı Shiddashram Yoga Merkezi’nde yaklaşık altı yıldır kurslar veren Madam Lourdes’in sırlarını öğrenmek üzere Nişantaşı’ndaki merkezin kapısını çaldık.

Huzurlu bir ortam

Dekorasyonun verdiği mistik hava, müzik ve bitki çayıyıyla bütünleşince bir huzur ortamında buluyoruz kendimizi. Madam Lourdes, katılımcılara çeşitli sorular soruyor ve kursun gerçekleşmesi beklenen etkisini somut olarak görmek üzere yüzlerinin fotoğrafını çekiyor. Kiminin yanaklarındaki sarkmalar canını sıkıyor, kiminin alnındaki kırışıklıklar, kimininse giderek büyüyen gıdısı.

Yaşlanmanın ilk sinyallerini almış ve bunun önlemlerini almak isteyen, özellikle 30-40 yaşlarındaki çalışan kadınların rağbet ettiği kurs, haftada iki saatlik derslerle 1 ay sürüyor. Program metabolizmanın yavaşladığı menopoz dönemindeki kadınlar için de etkili bir anti aging çalışması aynı zamanda. Sadece yüz egzersizleriyle sınırlı kalmayan dersler, hem teorik hem pratik yoga çalışmalarıyla beraber ilerliyor. Çabuk’un öğrencileri arasında Defne Samyeli, İpek Tenolcay ve İpek Tuzcuoğlu gibi ünlü isimler de var.

İşte o beş madde

Gelelim Madam Lourdes’in cömertce paylaştığı gençlik ve güzellik sırlarına. Şu beş maddeye dikkat ederseniz; 10 yaş gençleşmeyi sağlama aldınız bilin; “Doğru beslenme, doğru düşünce, doğru rahatlama, doğru nefes ve doğru egzersiz”. “Herkesin bir enerji bedeni, yani aurası var. Eğer bu auranın herhangi bir yerinde boşluk oluşursa, o bölgedeki organlar kolay hastalanabilir. Bizim yaptığımız yoga egzersizlerinde önce aurayı temizliyoruz” diyor Madam Lourdes. Katılımcıların beslenme alışkanlıklarını öğreniyor, kimininkini de yüzüne bakarak şıp diye söyleyebiliyor: “Çok fazla peynir yiyorsun değil mi?” Peynirin içinde yapışkan bir madde bulunduğunu, bunun da yanaklarda sarkma yaptığını biliyor muydunuz?

Biz, her yüze ve her yüz kasına ayrı hareket öneren Lourdes hocayla, beş altın kuraldan biri olan doğru beslenme üzerine konuştuk.

Yaşınızı öğrenen herkes eminim aynı şaşkınlığı yaşıyordur, nasıl bu kadar genç kalabildiniz? Bunda Filipin asıllı olmanızın bir etkisi olabilir mi?

Bu soruyla çok karşılaşıyorum. Önce şunu söyleyeyim. Uzakdoğulular neden daha genç görünür ve ciltleri güzel olur? Bu öncelikli olarak beslenmeyle ilgili tabii ki. Biz daha fazla balık, deniz mahsulü yiyoruz ama daha az ekmek, daha az peynir ve şeker tüketiyoruz. Yemekleri fazla pişirmiyoruz. Şeker, kek, pasta sevmiyoruz. Tatlı yerine ekşiyi tercih ediyoruz. Mesela ben greyfurta bayılırım. Üstüne biraz tuz serper, sirkeye batırıp yerim. Bizim ülkemizde insanların yüzde sekseninin dişleri sağlamdır. Benim babam 90 yaşında ve dişleri tamamen kendisinin. Çünkü tatlıyı sevmiyor. Kanser de biliyorsunuz şekerden besleniyor.

Genetik faktörlerin etkisi var mı?

Benim için genetik faktör yaşlanma nedenleri arasında en sonda gelir. Örneğin benim kızkardeşim benden dört yaş küçük ama benden yaşlı gösteriyor. Vücudu esnek değil, daha fazla kırışığı var. Daha stresli ve yanlış beslenen insanlar daha çabuk yaşlanır.

Vücudun ne tür beslenmeye ihtiyacı olduğunu nasıl bilebiliriz?

Herkesin ihtiyacı olan şey farklı. Bir kan tahlili yaptırmak iyi olur. Vücudun neye ihtiyacı olduğunu görebilir ve fazlalıkları atabilirsiniz. Vücutta çok fazla fosfor varsa balık yemek alerji yapabilir mesela. Potasyumunuz çok ise muz size göre değildir. İnsanlar genellikle içinde her şey olan vitamin tabletleri alıyorlar. Ama bakalım bizim ihtiyacımız var mı hepsine? Vücut fazlalıkları atmak için çok uğraşıyor daha sonra. Böbrekler ve karaciğer yoruluyor.

Kadın ve erkeğin ihtiyaçları da değişiyor değil mi?

Evet. Kadınlar hormonlardan dolayı daha fazla sebze tüketmeli. Sebzelerdeki doğal östrojen kadınlara iyi geliyor. Erkekler daha fazla et yemek istiyor, testosteron hormonundan dolayı. Daha çok demire ihtiyaçları var. Biz daha yumuşak bir beslenme tarzı seçmeliyiz.

Kadınlar genç kalmak için nelere dikkat etmeliler?

En önemli, en güzel antioksidan sudur. Sudaki oksijen kanı, hücreleri besler. Bol su içen bazı kadınlara bakın, ciltlerinde yine de kuruluk vardır. TDS denilen, sudaki toplam çözünmüş maddeler, yani suda olan fazla mineral, metal, tuz ve kimyasallar nedeniyle içtiğimiz sudaki oksijen bir türlü hücrelere gitmez. Musluk suyunda ölçtük aşağı yukarı 200 madde var. O suyu içtiğimizde o maddeleri de torba gibi taşıyoruz. O maddelerden dolayı oksijen giremiyor hücrelere. Biz o mineralleri yemekten, sebze-meyveden alıyoruz zaten. Su, oksijenin vücudumuza taşınması için bir araç. İçtiğimiz su maalesef o kadar çok diğer maddelerle dolu ki ne hücrelerimize oksijen taşıyabiliyor, ne de vücuttaki toksinleri atabiliyor. TDS miktarı 50′den fazla olmamalı. Biz eve filtre taktırdık. Musluktan akan suda şimdi sadece 12 TDS var. Tabii oksijenin diğer kaynağı doğru nefes. Doğru nefesle sadece oksijen almıyoruz aynı zamanda hayattan da daha çok haz alıyoruz. Prana yoksa hayat da yok.

Ve tabii ki doğru beslenme.

Evet. Doğru beslenme ile ilgili birkaç genel kuralı saymak gerekirse; protein ve karbonhidratı beraber hiç tüketmemek lazım. Ben derse katılanlara bir çizelge veriyorum, ne ile neyi beraber tüketmemek lazım diye. Bu çok önemli. Böylece sağlıksız şeyler de yesek zararı azaltabiliriz. Örneğin eti çok seviyorsak sık ve fazla tüketmemek kaydıyla yiyebiliriz ama mutlaka yanında salata yemeliyiz. Bizim yoga merkezinde beslenme ile ilgili fanatik bir yaklaşımımız yok. Uzun zamandır görmediğiniz bir akrabanızı ziyarete gittiniz, size bir sürü yemek yapmış. Ben bunları yiyemem diye onu reddedip kırmak olmaz. Ölçülü ve dengeli olmaya çalışmak en güzeli. Her şeyi yasaklamak olmuyor ve insan doğası buna alışamıyor. Haftanın beş günü sağlıklı beslenelim, ama strese de girmeyelim. Hafta sonu serbest gün olsun. Bir de her insan farklı. İyi niyetli olmak lazım ne yersek yiyelim, iyi bir enerjiyle, sevgiyle yiyelim. Süt ürünlerine dikkatli yaklaşmak lazım. Peyniri ve sütü mutlaka azaltmak lazım. İçlerinde yapışkan bir madde var. Araştırma yaparsanız bunu görebilirsiniz. İlla peynir yemek istiyorsak lor peynirini tercih edelim. Yoğurt ve ayran sütten çok daha faydalı. Ekmeği azaltalım. İnsan kendi dışkısına bakarak nasıl beslendiğini görebilir. Kabızlık vücudun ne kadar susuz kaldığının, sindirimi zor besinler tükettiğinin bir göstergesidir. Sindirim yolunun tıkanması mutfak lavabosunun tıkanması gibidir. Sağlıklı bir beslenmeden söz edilemez.

Peki bu dört hafta sonra kadınlar ne gibi bir değişiklik görecekler kendilerinde?

Çok memnun olan öğrencilerim var. Arkadaşları “Estetik mi yaptırdın” diye soruyormuş. Bunu duyunca çok mutlu oluyorum. Ciltleri pırıl pırıl, aydınlık oluyor. Temiz beslendiklerini yüzlerinden anlayabiliyorsunuz. Toksinsiz yiyecekler yediğinizde bütün hücreleriniz iyi beslenir ve mecburen genç kalırsınız.

Bize biraz günlük beslenme tüyoları verir misiniz?

Sabahları meyve yemek için en ideal zamandır. Karnınız açken vücut meyvedeki bütün besini emer. Hem de güne taze bir başlangıç yapmış olursunuz. Öğle vakti protein alma vaktidir. Çünkü protein sindirimi zaman alan, ortalama 4 saat süren bir maddedir (Karbonhidrat ise 2 saat). Onun yanında salata ya da sebze olsun ama karbonhidrat yok. Çünkü bütün bu maddeler için midede farklı enzimler var. Hepsini karıştırırsak midede asit yapar. Yediğimizin faydasını göremediğimiz gibi, kısa sürede tekrar acıkırız. Hazımsızlık ve rahatsızlık da cabası. Meyveyi akşam yemeğinden sonra yeme alışkanlığını bırakmak gerekir. Hem şekeriniz yükselir hem de hazmı zor olur, mineralleri tam alamazsınız. Bir de aynı aileden meyveleri beraber tüketin. Mesela elma ile armutu, portakal ve greyfurtu birlikte yiyebilirsiniz.

Lourdes Çabuk kimdir?

Filipinler’de San Thomas Üniversitesi Tıbbi Teknoloji Bilimi’nde eğitimini tamamlayan Lourdes Julian Doplito Çabuk, çiçekçilik ve moda üzerine çalışırken yoga ile tanışıyor ve kristal taş şifacılığı çalışmalarına katılıyor. Daha sonra Amerika’ya taşınan Çabuk, New York ve Florida’da Hatha Yoga, Kundalini Yoga ve Kriya Yoga eğitimleri alıyor. İlk evliliğinden 4 çocuk ve 4 torun sahibi olan Çabuk, güzellik yogasını ilk kez dördüncü çocuğunu doğurduktan sonra keşfediyor. Doğum sırasında kilo alan Çabuk, hem kilo vermek hem de yüzünü toparlamak amaçlı hareketler yapmaya başlıyor. İkinci evliliğini yoga hocası Adnan Çabuk’la yapan Madam Lourdes, bir ev de İstanbul’da açıyor. Ve Amerika’dan sonra gençlik ve güzellik yogasını Türkiye’de de öğretmeye başlıyor.

Neden yüz yogası?

Türkiye’deki kadınların ciltleri çok güzel. Burada kadınlar ayrıca daha hassas ve duygusal. Stresten çabuk etkilenme oranları yüksek. Sigara, doğru nefes alınmaması, yanlış beslenme ve negatif düşünce özellikle 30 yaşından sonra kırışıklıkların başlamasına neden oluyor. Yüz bölgesi, vücudun en az çalıştırdığımız bölgesi. Belli bir yaştan sonra adaleler tembelleştiği için sarkmalar başlıyor. Yanlış nefesle yüzdeki hücrelere oksijen gitmiyor. Doğru duruş da çok önemli. Bu nedenle bir bütün içinde çalışma yapmak gerekiyor. Bedene önce düşüncelerle hükmediyorsunuz. Sabah kalkar kalkmaz yapacağınız bedensel hareketlerle, duştan sonra 15 dakika aynanın karşısında sorunlu bölgeleri hareketlendirmeyle ve beslenmenize dikkat ederek olduğunuzdan 10 yaş bile genç görünebilirsiniz.

Gençlik ve güzelliğin 5 altın prensibi

1- Doğru rahatlama

2- Doğru nefes

3- Doğru beslenme

4- Doğru egzersiz

5- Pozitif düşünce

Detoks çayı

Lourdes Çabuk’un tavsiye ettiği bu detoks çayını arınma amaçlı olarak ayda 1 ya da 2 kere içebilirsiniz.

2 bardak suyu kaynatın. Kaynamış suyun içine bir tutam kiraz sapı, bir tatlı kaşığı kereviz yaprağı, bir demet taze maydanoz, bir tutam enginar yaprağı ve 4-5 tane avokado yaprağı koyun. Malzemeleri ekledikten sonra en fazla iki dakika daha kaynatın. Ateşten aldıktan sonra demlenmesini bekleyin. Yatmadan önce bir bardak suyu için, ertesi sabah da kalkınca kalan bir bardak suyu için.

Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta