Genel Sağlık

Genel Sağlık Konuları Hakkında Detaylı Bilgiler

dogalguc.net Haftanın ürünü

gune-enerjik-mkleSabah yataktan kalktınız.Hala uyuma planları yapıyorsunuz ama bir yandanda gözünüz saatinizde.İşe gitmenin can sıkıcı olacağını düşünüyorsunuz çünkü güne iyi başlayamadınız.Sıkı durun işte size güne zinde ve dinamik başlamanın püf noktalarını sıralayacağım.Güzel bir güne zinde ve formda başlamanın olmazsa olmazlarındandır egzersizler.Peki nedir bu egzersizler? Öncelikle kalkar kalkmaz ilk yapılması gereken bulunduğunuz odanın camını açarak odada bulunan kötü havanın dışarı çıkmasını sağlamak yerine ise dışardan bol oksijenli temiz havanın içeriye girmesine vesile olmaktır.bunun sayesinde geceden vücudunuzda oluşan dirençsizlik gidecek güne daha zinde ve formda bir vücutla girmiş olacaksınız.Temiz oksijen sayesinde vücudunuzun kan dolaşımı hızlanacak ve daha ilk dakikalardan kendinizi daha mutlu ve dinamik hissedeceksiniz.

Daha sonra ayakta dik bir pozisyonda durarak sağ dirseğinizi sol dize, sol dirseğinizi de sağ dize değdirmeye çalışın. Yaklaşık bir iki dakika bu hareket kombinasyonunun uygulayarak egzersize çok iyi bir başlangıç yapmış olursunuz.Yapmış olduğunuz bu basit hareket sayesinde metabolizmanızın dengelenmesi sağlanacaktır.Uyurken insanların ağzında gece toksinler oluşmaktadır ve sabah kalktığınızda bu kötü koku sayesinde kendinizi mutsuz hissedebilirsiniz.Ağzınızı 2-3 kere çalkaladığınız zaman hem geceden oluşan bu toksinlerin giderilmesini sağlamış, hemde daha iyi bir tat ve  daha iyi bir his kazanmış olursunuz.Nefes yollarınızın açılması için körük nefes uygulamasını yapmalısınız.3-4 kere seri bir şekilde içinize nefes çekip aynı şekilde dışarı nefesi vererek bu sayede zihninizin açılmasına yardımcı olmuş olursunuz.Gördüğünüz gibi sabah yapacağınız 2-3 basit egzersiz hareket sayesinde kendinizi mutlu hissetmeniz hiçte zor değil.Bence herkesin yapması gereken son derece yararlı hareketler….

epilepsi_vitalTıbbi ismi Epilepsi günümüzde ise sıkca kullanılan sara hastalığı gecici bilinç kaybı yaşanmasına yol açan bir durumun belirmesidir.Beslenme bozuklukları veya herhangi bir cerrahi operasyon sonunda ve insanın doğuşundan itibaren oluşan bozukluklar neticesinde epilepsi hastalığı  insan vücudunda baş göstermektedir.Epilepsi hastalığı bilinç kaybı sonucunda beyni giden damarlarda yeteri kadar oksijenin bulunmaması sonucu beyinin tam olarak işlevini yerine getirememesidir ve bu durum baş gösterdiğinde birey sara krizi geçirir.

Bir insanın epilepsi hastalığına yakalanıp yakalanmadığı ancak uzman kişiler tarafından anlaşılır.Kriz anında hastanın yanında olan doktor krizin Epilepsidenmi yoksa başka bir rahatsızlıktanmı olduğunu kesin anlayabilmektedir.Sara krizini epileptik nöbetler adında adlandırabiliriz.Kişi epileptik nöbetler sonucunda olayı hatırlamayabilir.Buna kısa süreli epileptik nöbetler denilmektedir.Uzun süren epileptik nöbetlerde iyileşme oranı azdır.Fakat kısa süreli epileptik nöbetlerin tedavisi sonucu bu rahatsızlığın tekrar baş göstermesi az rastlanan bir durumdur.Araştırmalar 1000 kişiden 4-12 kişinin kronik epilepsi hastalığına yakalandığını göstermektedir.Epilepsinin yarıya yakını 4-5 yaş arasında bu hastalığa yakalanmaktadır.Epilepsinin tedavisi ilaçla mümkündür ve uzman bir hekim tarafından kontrolden geçirildikten sonra bu hastalığa yakalandığına karar verilen hastaya ilaç tedavisi uygulanır.Eğer nöbetler 1 kaç yıl arka arkaya görülmezse doktor kontrolünde ilaçların azaltımı ve kesimi denenebilir.Nöbetler tekrarlamazsa ilaç kullanımına son verilir,tekrarlarsa tedaviye yeniden başlanır.Epilepsi hastalığına yakalanan bir insan her ne kadar normal yaşantısına almış olduğu ilaçların sayesinde devam etsede yakınları tarafından geceleri tek bırakılmamalı ve her zaman göz önündü bulundurulmalıdırlar.Keza yakın bir zamanda bu hastalık yüzünden çok genç yaşta bir akrabamı kaybetmiş bulunmanın üzüntüsünü yaşamaktayım.Tek başına evde bırakılan bu akrabam gece uyurken geçirmiş olduğu nöbet sonrası bayılmış ve beyine giden damarların oksijensiz kalması sonucunda da şuurunu ve bilinçini kaybederek yere düşmüştü.Dilinin soluk borusuna kaçması sonucu ise yaşamını kaybetmişti.Çok genç yaşta kaybettiğim bu akrabanın üzüntüsünü hala yaşamaktayken böyle durumların yaşanmaması için umarım bu yazının faydalı olacağını ve ailesinde veya çevresinde böyle bir hastalığa yakalanan birisi olan her bireyin artık önlemini alacağını ümit ediyorum.

bel-agrisi1-4675 Bel ağrısı günlük yaşantımızda çok sıkca görülen ve toplumumuzda %65 oranlarında boy gösteren bir sendrom haline gelmiştir.Bel ağrısının türlü nedenleri vardır.bel kayması  bel fıtığı bunlara     ilk örnek olarak gösterilebilir.insanların sağlığına dikkat etmemesi ve stres,bedeni yoracak ağır cisimlerin taşınması,ters ve yanlış hareketlerin yapılması,oturuş biçimlerinin sağlığımıza elverişsiz şekilde olması bu bel ağrısını tetikleyen en önemli nedenlerden sayılabilir.Bel ağrısı her an ve herkeste baş gösterebilir.Yani bel ağrısının herhangi bir yaş ortalaması veya sınırlaması yoktur.Günümüzde bel rahatsızlığından 15 yaşındaki bir gencin bile ameliyat olduğunu duymamız bu hastalığın ister istemez yaygın bir hastalık olduğunu kabul etmemizi sağlamaktadır.Halbuki sağlığımız hakkında biraz bilinçli davransak belkide istenmeyen bu bel ağrılarına çözüm bulmakta hiçte geç kalmamış olacağız.Bel ağrısı dediğimiz olay gerçekte sırtımızda bulunan omurgaların yıpranması ve zorlanmalara karşı kasılması sonucu  oluşan rahatsızlıkların bedenimizce hissedilmesidir.Otururken dik oturmayışımız,yürürken dik yürümeyişimiz,bir ağırlık veya yük taşırken yükü eşit parçalara bölmeden güç gösterisi yapar misali tek tarafa yüklenmemiz,yatarken yatış pozisyonumuzun sağlığımıza ters bir şekilde olması,belimize fazla yüklenerek ani yapılan dönüşler,eğilirken diz kapaklarımızı kırmadan belimizden eğilmemiz…vs.birçok neden belimizin ve sırtımızda bulunan omurgalarımızın kasılmasına neden olmakta ve bunun sonuçunda sırt ağrısı vel ağrısı dediğimiz sağlık vakalarını doğurmaktadır.Bir kişinin belinde ağrılar söz konusu olduğunda olayın ciddiyetine varılmalı ve hemen uzman bir doktorun kontrolünden geçirilmelidir.Umursamadığımız bir bel ağrısı tedavisi son derece basit iken bizim ihmalkarlığımız sonucunda ameliyat olmamıza kadar varacak sorunları beraberinde getirebilir.Zamanında müdahale söz konusu olduğunda ağrılarımızın nedeni araştırılarak bize en uygun tedavi yöntemi uzman doktorlar tarafından seçilir.Örneğin belimizdeki kasların kasılması sonucu rahatsızlık yaşadığımız anlaşılırsa kas gevşetici kremler önerilerek istirahat etmemiz istenebilir.Bu sayede rahatsızlığımızdan en kısa sürede kurtulabilir günlük yaşantımıza bir an önce başlayabiliriz.Ancak kullandığımız kremlerin mide ve bağırsak üzerindeki yan etkileri iyice araştırılmalı ve bir sağlık sorununu çözelim derken diğer yandan bir başka sağlığımızın bozulmasına neden olmamalıyız.Eğer bel ağrımızın omurgalarımızda bulunan disklerde meydana gelen bir zedelenmeden kaynaklandığı tespit edilirse ameliyat söz konusu olabilir.Böyle durumlarda doktorlar eskisi gibi hastaların uzun süreli yatak tedavisi yapmaları yerine daha çok ayakta kalmalarını ve yürüyüş ve eğzersizlerle vücudun drencini sağlamayı belimizin her geçen gün dahada iyiyi gitmesini istemektedirler.Belimizdeki Ağrılarda ameliyatlık bir durum söz konusu değilse doktorlar tarafından fizik tedavi yöntemide önerilebilir.Bu yöntem ile uzman kişiler tarafından verilen eğzersiz hareketlerinin yapılması sonucu sağlığımıza en kısa sürede kavuşmamız içten bile değildir.Bu eğzersizler sayesinde belimiz her geçen gün kuvvetlenmekte ve ağrılar gün geçtikce azalmaktadır.Bende bel ağrısı çeken mağdurlardan birisi olarak bu sağlık sorununun üstünde durulması gerektiğini yoksa ağrılarımızdan kurtulmanın başka hiçbir yöntemi olmadığını size duyurmak isterim.sağlığımız elimizdeki en büyük hazinemiz ve ona biz sahip çıkacağız.Sağlığımızın kıymetini bilelim.Birşeyler için zaman geçmeden önlemlerimizi alalımki çok geç olmasın.Herkese mutlu sağlıklı güzel günler…..

Kalp KriziProf. Dr. Sertaç Çiçek, sizin veya sevdiklerinizden birinin kalp krizi geçirmesi halinde hazırlıklı olmanıza yardımcı olacak pratik önerilerde bulunuyor. Kalp krizi birçok insanda kademeli şekilde başlar. Kriz başlangıçta biraz ağrı veya rahatsızlık hissettirir. Gerçekte, kalp krizi belirtisi olup olmadığını dahi fark edemeyeceğiniz kadar hafif ve algılanması güç düzeyde olabilir. Prof. Dr. Çiçek bu nedenle kalp krizini işaret edebilen belirtilere dikkat çekiyor:

Birkaç dakikadan daha uzun süren veya başlayıp sona eren ardından yeniden başlayan ve özellikle göğüs kafesinin ortasında oluşan bir rahatsızlık. Bu huzur-suzluk rahatsız edici bir baskı, ağırlık veya sıkışma şeklinde hissedilebilir.

  • Tek veya her iki kolda, sırtta, midede ağrı ya da rahatsızlık. Muhtemelen çene ağrısı.
  • Nefes darlığı.
  • Diğer muhtemel kalp krizi belirtileri içerisinde soğuk terleme, bulantı ve baş dönmesi yer alır.

LİSTE OLUŞTURUN

Kalp krizi yaşanması halinde, olaya biraz hazırlıklı olmak kalp krizi geçiren kişinin yaşamının kurtarılmasına yardımcı olabilir.

Prof. Dr. Çiçek’’in böyle bir duruma karşı önlem olarak hazırlanmasını önerdiği telefon listesi şöyle:

  • Aile hekiminiz
  • En yakın hastane,
  • Ambulans hizmetleri
  • Liste evinizde telefona yakın bir yerde bulundurulmalıdır.

Belirtileri meydana gelmeden önce yapılabilecekler ve yaşam tarzında yapılacak değişiklikler ise kalp krizine karşı alınabilecek önlemlerin en önemli adımıdır. Kalp krizini önlemek için yaşam tarzında yapılacak değişiklikler;

  • Sigara içmeyin.
  • Yağ, kolesterol ve tuz içeriği düşük yemekler yiyin.
  • Kan basıncı ve kolesterol takibi için doktorunuzu düzenli aralıklarla ziyaret edin.
  • Orta şiddette ve düzenli aerobik egzersizi yapın. Durağan yaşam tarzı süren, 50 yaşının üzerindeki insanlar egzersiz programına başlamadan önce doktor kontrolünden geçmelilerdir.
  • Aşırı kilolu iseniz kilo verin.
  • Doktorunuz düzenli şekilde düşük doz aspirin almanızı önerebilir. Aspirin kanın pıhtılaşma eğilimini azaltarak kalp krizi riskini de azaltır.

Sigorta bilgileriniz hazır mı?

Kalp krizi hiç beklenmedik bir anda gelse de, hastaneye giderken yanınızda götüreceklerinizi bilmek işinizi de kolaylaştıracak. İşte hastaneye giderken götüreceklerinizin listesi:

  • Kullandığınız tüm ilaçlar ve dozları
  • Bilinen tüm allerjileriniz
  • Sigorta bilgileri
  • Acil durumda irtibata geçilecek aile fertleri
  • Acil personelinin faydalı bulacağı diğer her tür bilgi (geçirmiş veya geçirmekte olduğunuz diğer hastalıklar gibi.

Alıntı: http://saglik.haber.pro/haber-Kalp-krizinin-ilk-belirtileri-nelerdir-22412.html

burun-kanamasiBurun kanaması

Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarınatıp dilindeepistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde,genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır.

Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolaydurdurulur ve korkulacak bir şey yoktur.Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarınıdurdurmak ise biraz zordur.

Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip,burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdannefes almasını ve yutkunmasını söylemektir.

TANIM: Burun kanamaları çoğunlukla can sıkıcıdır. Ancak bazen korkutucu ve yaşamı tehdit edici boyuttadır. Uzmanlar burun kanamalarını iki gruba ayırmaktadırlar. Ön burun kanamaları burun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran yada oturan kişide burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir. Arka kanama: Burun arkasından olan kanamadır. Kanama genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde kanama olabilecektir.

Arka burun kanamalarının tanınması oldukça önemlidir. Bu kanama tipi bir uzmanın takibini gerektirmektedir. Arka kanamalar çoğunlukla yaşlı kişilerde görülür. Bu hasta grubu genellikle yüksek kan basıncı (tansiyon) olan kişiler yada travma geçirmiş kişilerdir. Burun kanamaları çocuk yaş grubunda genellikle ön kanama tipinde olmaktadır. Kuru hava veya kış aylarında görülen kabuklanmalar kanamaya neden olmaktadır. Bundan korunmak için nemlendirici bir kremi burun orta bölmesine parmak ucu ile sürmek faydalı olacaktır.

Bu amaçla vaselin gibi kremler kullanılabilir. Günde üç defa kullanılması önerilir. Ancak gece yatmadan önce sürülmesi yeterlidir.

Burun kanaması sık tekrarlıyorsa doktorunuza görünmenin faydası vardır.

Ön Kanamaların Durdurulması

Siz yada çocuğunuzda ön burun kanaması varsa şunları uygulayınız:

Burunun ucundaki yumuşak kısmını başparmağınızla diğer iki parmağınız arasına alınız. Burunu parmakla sıkıştırılmış olarak yüzünüze doğru bastırın. Beş dakika böyle bekleyiniz. (Saat tutunuz.) Başınızı kalbinizden daha yüksek tutmaya dikkat ediniz. Bu nedenle oturmanız yada başınız daha yukarda uzanmanınız önerilir. Burun ve yanağınıza buz tatbik ediniz. (Bir plastik torba içine buz doldurarak. )

Kanama Durduktan Sonra Yeniden Kanamayı Önlemek

Sümkürmemeye dikkat ediniz. Yerden ağır bir şey kaldırmak yada buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayınız. Başınızı mutlaka göğsünüzden daha yukarda tutmaya çalışınız.

Tekrar Kanama Olursa

Burun içindeki tüm pıhtıları sümkürerek temizleyiniz. 3, 4 defa her iki burun deliğine dekonjestan burun spreyi sıkınız. Tekrar en baştaki 1. ve 3. basamaktaki gibi buruna baskı yaparak sıkınız. Doktorunuzu arayınız.

Ne Zaman Doktoru Arayalım Veya Acil Servise Başvuralım ?

Eğer kanama durmuyorsa veya yeniden kanamaya eğilim gösteriyorsa;

Eğer kanama nedeniyle yorgunluk ve halsizlik hissediliyorsa.

Eğer kanamanız burun önüne kanamadan çok boğaz arkasına doğru oluyorsa.

pneumonia

Zatürre Nedir?

Zatürre veya tıptaki bilinen adıyla Pnömoni, vücudumuzdaki bir veya birden fazla akciğer lobunun iltihaplanması ile ortaya çıkan, daha çok küçük çocuklarda, yada ileri yaştaki kişilerde veyahut kronik bir hastalığı bulunan kişilerde daha ağır bir şekilde seyreden bazen de ölümle sonuçlanabilen ateşli bir hastalıktır. Genelde kış aylarında görülen bu hastalıkta akciğerlerde bulunan hava kesecikleri iltihaplı bir sıvı ile dolar. Akciğerlerin görevi olan oksijen alış veriş işlevi de bu sıvı neticesinde işlevini tam ve sağlıklı olarak yapamaz işlevi bozulur, bu sebepten de ötürü kişinin kanda bululan oksijen düzeyi azalır.

Zatürre Nasıl Oluşur?

Akciğerdeki bu iltihaplanmaya herhangi virüs, bakteri veya mantar gibi mikroorganizmalar neden olur. Günümüzde zatürreye sebep olan otuzun üzerinde organizma tespit edilmiştir.

Zatürre Bulaşıcımıdır?

Evet zatürre bulaşıcıdır. Zatürre hastalığına neden olan mikroplar ve mikroorganizmalar kişiden kişiye yaklaşık olarak bir iki metre mesafelerden kişilerin birbirlerine yakın temas kurmaları sonucu bulaşır. Bu mikropların sebep olduğu hastalığın sağlıklı kişilere bulaşması, öksürük, aksırık ya da hasta kişilerin konuşması sırasında havaya yayılan damlacıkların doğrudan solunması yoluyla gerçekleşir. Aynı tabak, çatal yada kaşığı kullanmak ile de zatürreyi birbirimize bulaştırabiliriz, Ancak mikrobu alan herkes zatürre olmayabilir, bazıları hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonu olarak da geçirebilir bu evreyi.

Zatürreye Karşı Nasıl Önlem Alabiliriz?

Zatürreden korunma yöntemleri oldukça basittir alacağımız ufak tefek tedbirler ile hastalığın ortaya çıkmasını büyük ölçüde engelleyebiliriz.

Nedir bu önlemler?

Dengeli ve düzenli beslenmek, aşı yaptırmak, sigara içmemek, alkol alımından kaçınmak, vitamin ve minerallare düzenli olarak almak gibi basit önlemler ile büyük ölçüde bu hastalıktan korunabiliriz. Yaptırıcağımız tek bir doz aşı ile uzun süreli bir bağışıklık elde edebiliriz. Ortalama bir aşının 5 yıl süre ile bağışıklık sistemimizi güçlendirdiğini ve her 5 yılda aşıyı tekrar etmemiz gerektiğini söyleyebiliriz.

Zatürrenin Tedavi Şekli

  • Antibiyotikler
  • Yatak istirahati
  • Ateş düşürücüler
  • Öksürük kesici ilaçlar
  • Oksijen alınması
  • Pulmoner Fizyoterapi
  • Su kaybını karşılayacak ölçüde gerekli sıvının alınması
  • Bol vitaminli ve yüksek kalorili diyet uygulanması
  • Hastanın çok iyi beslenmesi
  • Her Şeyden de önemlisi çok iyi bir doktor tarafından tanı konulup gerekli testlerin yapılması gerekmektedir.

Zatürrenin Belirtileri Nelerdir?

  • Ateş, titreme, üşüme, terleme
  • Öksürük, balgam
  • Göğüs ağrısı
  • Sırt ağrısı
  • Hızlı bir şekilde nefes alıp verme
  • Göğsümüzde hırıltı
  • Nefes alıp verirken göğüs duvarında içe çekilmeler
  • Kusma
  • Başağrısı
  • Kas ağrısı
  • Halsizlik, iştahsızlık
  • Bebeklerde ise emmeyi reddetme gibi belirtiler görülebilir.

meme-kanseri

Kadınlarda çok sık görülen meme kanserine erken teşhisin yapılması ve kanserin önlenmesi için 20 yaşından itibaren evde kendi kendinize kontrol yapmaya başlamalısınız.

Göğüsleriniz çıplak şekilde ayna karşısına geçin. Her iki kolunuzu yanlara doğru serbest bırakın, omuzlar dik olacak durun. Önden ve her iki yana dönerek memelerin büyüklüğüne, simetrisine, derinin rengine, şekline, meme başlarına meme altı bölgelere, koltuk altlarına bakın. Meme büyüklüğünün aynı olmaması normaldir.

Aynı gözlemi kollarınızı yukarı kaldırdıktan sonra veya her iki kolunuz başınızın arkasındayken tekrarlayın. Bu sırada memeler, meme başları ve koltuk altı bölgelerine bakın. Kabarıklık olup olmadığına dikkat edin. Ellerinizi belinize, leğen kemiklerinin üzerine kuvvetle bastırın.

Omuzlarınızı hafifçe çıkararak öne doğru eğilin. Önden ve her iki yandan göğüslerinize bakın. Deride, çekinti, çökme olup olmadığına dikkat edin. Meme derisinde çekinti, deride portakal kabuğu görünümü, kızarıklık, memelerden birinde büyüme, meme başlarında çökme ve kepekli lezyonlar olup olmadığına dikkat edin.

Elinizin üç orta parmağının yastık bölümleriyle, küçük dairesel hareketler çizerek baskı şiddetini hafiften kuvvetliye doğru artırarak muayeneye başlayın. Sağ meme için sol, sol meme için sağ elinizi kullanın. Göğsünüzün tümünü yoklayarak muayene edin.

Aynı muayeneleri diğer göğsünüzde tekrarlayın. Parmaklarınıza vücut losyonu veya sabun sürerek kayganlığı artırarak, daha rahat muayene edebilirsiniz. Köprücük kemiğinin altından başlayarak, tüm meme bölgesini muayene edin.

Elinizi kaldırmadan kaydırarak birbirine paralel dikey çizgiler çizerek veya köprücük kemiğinin altından başlayarak saat ibresi yönünde giderek iç içe geçen daireler çizerek veya meme başında sonlanan şekilde tüm memenizi muayene edin. Elinizin başparmak ve işaret parmakları arasında meme başlarını sıkarak akıntı olup olmadığını kontrol edin.

Yatarak muayene edeceğiniz taraftaki omuz altına küçük bir yastık veya katlanmış bir havlu yerleştirin. Aynı taraftaki kolunuzu başınızın üstüne koyun. Diğer elinizin 3 orta parmağın yastık bölümleriyle dairesel hareketler çizerek ve baskı şiddetini hafiften kuvvetliye doğru arttırarak muayeneye başlayın.

Kolunuzu yana koyun, diğer elinizle koltukaltı bölgesini muayene edin. Diğer elinizin baş ve işaret parmakları arasında meme başını sıkarak akıntı olup olmadığını kontrol edin. Diğer göğsünüzü de aynı şekilde muayene edin.

Muayene için en uygun dönemler adet gören kadınlarda âdetin bitimini takiben 5. ve 7. gün arası, menopozdaki kadınlarda her ayın aynı günü, emziren kadınlarda emzirmeyi takiben, göğüslerdeki sütü boşalttıktan sonra, doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda, her yeni ilaç kutusuna başlamadan önceki gün yapılmalıdır.

gebelik_1

Emziren Anneleri Destekleme ve Aile Sağlığını Koruma Derneği tarafından Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nde düzenlenen ‘Gebelik ve Emzirme Döneminde Anne ve çocuk Beslenmesi’ konulu panelde, çocuğun bir aile ortamında yetiştiğini, çocuğun yetişmesinde en önemli etkenin anne olduğu belirtildi.

Annenin, ailenin merkezini oluşturduğunu ve annenin anlayışlı, mutlu ve sağlıklı olması durumunda bebeğin düzenli büyüyeceğini ifade edilirken, düzenli beslenme olmadan anne ve çocuk sağlığının korunmasının mümkün olmayacağı kaydedildi.

3 yıllık ara olmalı

Anne sağlının, gebelik ve emzirme döneminde sosyolojik, ekolojik ve kültürel faktörlerden etkileneceği vurgulanarak, şöyle denildi: “Ayrıca gebelik sayısı, doğum aralığı, olgunluk düzeyi, sigara, alkol ve ilaç gibi biyolojik faktörler de anne sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Anne ve çocuk sağlının korunabilmesi için gebeliklerde en az 3 yıllık ara olması gerekir. Anne, gebelik döneminde bebeğe zarar verecek toksik maddelerden uzak durmalı ve bulaşabilecek bölgelerde çalışmamalıdır.”

Beslenme çok önemli

Bunların yanı sıra annenin emzirme döneminde de sağlığı bozucu etkenleri olabildiğince azaltması gerektiği belirtildi: “Özellikle beslenme çok önemlidir. Yemekle birlikte çok çay içilmesi, kan yapıcı maddelerin etkisiz hale getirerek vücuttan dışarı atılmasına yol açar. Bunun sonucu olarak da kansızlık ve sağlık bozukluğu ortaya çıkar. Ayrıca yemeklerin pişirilmesi, ek besin alınması ve annenin her konuda bilgilendirilmesi de anne ve bebek sağlığı açısından oldukça önemlidir.”

Gebelik ve emzirme döneminde sayılan olumsuz tüm etkenlerin başta anne olmak üzere bebeğin düzenli gelişimini tersine çevireceğine dikkat çekilerek, “Sonuçta anne ölümleri, yaşam süresinin kısalması, emzirme verimliliğinin düşmesi, sakat ya da ölü doğum gibi olumsuzluklar ortaya çıkar” denildi.

Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta