Genel Sağlık

Genel Sağlık Konuları Hakkında Detaylı Bilgiler

dogalguc.net Haftanın ürünü

göz_sağlığı
Mutlak göz hekimine başvurulması gereken durumlar nelerdir ?

1. Görmede azalma ( hatta gelip geçici olsa dahi )
2. Göz önünde yüzen, uçuşan cisimler ( siyah kılcıklar, tüycükler, noktalar, benekler, lekeler )
3. Işık çakmaları
4. Bir perde ya da peçe arkasından bakıyormuş gibi görme hissi
5. Işıkların çevresinde renkli halkalar görme
6. Gözde ve göz çevresinde ağrı hissi
7. Göz çevresindeki deride ve gözde kızarıklık
8. Gözde ödem ve sulanma
9. Gözlerin birisinin veya ikisinin öne doğru çıkması, fırlaması
10. Göz kayması, şehlalık
11. Çift görme
12. Şeker hastalığı
13. Yüksek kol tansiyonu, damar sertliği hastalığı
14. Böbrek hastalığı
15. Ailede herhangi bir göz hastalığının olması

Batı ülkelerindeki normlara göre göz sağlığı açısından, hangi yaşta, hangi hekime , hangi sıklıkta muayene olmalıdır ?
• Yeni doğanlar, okul öncesi yaş grubu, 19 yaş ve daha küçükler ;
Çocuk hastalıkları uzmanı veya aile hekimi uzmanının referansı ile göz hastalıkları
uzmanı ve / veya doğrudan göz hastalıkları uzmanı
• 20 – 39 yaş grubu ;
Glokom ( yüksek göz tansiyonu ) yönünden yüksek risk taşıyanlar için 3 – 5 yıllık aralıklarla göz hastalıkları uzmanına muayene
• 40 – 60 yaş grubu ;
2 – 4 yıllık aralıklarla göz hastalıkları uzmanına muayene
• 65 yaş ve daha üstü ;
1 – 2 yıllık aralıklarla göz hastalıkları uzmanına muayene

Kaynak: gozsagligi.com

kanserli__hucreOrganizmada meydana gelen ve hücreleri kontrolsüz büyüyen kötü huylu tümörlere verilen genel addır.Kanser, genellikle kontrolden çıkan hücrelerin sürekli çoğalmalarıdır.Kanserler, malignant (kötü huylu) tümörlerdir; yani benign (iyi huylu) tümörlerin aksine başka dokulara sızma ve yayılma (metastaz) özelliği gösterir.

Kanserli hücreler neden sürekli bölünürler?
Kültürde, normal hücreler komşu hücrelere yapışarak ilişkilerini devam ettirirler. Bu yapışma (adhezyon) noktalarında hücrelerde elektronca yoğun bir plak oluşur. Bununla birlikte, hücrelerin ameboid uzantılarında yavaşlama ve durma görülür. Bu olaya kontak inhibisyon denir. Bu şekilde, hücre bölünmesi kontrol edilir. Deneysel olarak, normal hücreler bir kültür ortamında kendilerine sağlanan ortam şartları ne kadar iyi olursa olsun kontak inhibisyon nedeniyle tek tabaka oluşturduktan sonra daha fazla çoğalmazlar. Çünkü, bölünme sınırlı sayıda olur. Fakat, kanser hücreleri sürekli çoğalarak birkaç tabakalı düzensiz kitleler oluştururlar. Bu da kanser hücrelerinde kontak inhibisyon kaybı olduğunu göstermektedir.
Kanser nasıl oluşur?
Kanserlerin yaklaşık %80-90’ı çevresel ve/veya davranış faktörleri tarafından meydana gelir ve önlenebilme potansiyeli vardır. Kalıtım yoluyla kanser meydana gelme olasılığı çevresel faktörlere oranla çok daha azdır.
x-ışınları, uv (ultraviyole-morötesi) ışınları gibi fiziksel ve bazı ilaçlar, polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi kimyasal faktörlerin yanında virüsler de biyolojik olarak normal karaktere sahip bir hücre kültürünü transforme ederek kanser oluşturabilirler.

Kimyasal karsinojenler, tümörü ya uygulandığı yerde (örn: cilt) veya absorbe edildiği yerde (örn: bağırsak) ya da metabolizmanın durumuna göre karaciğer, böbrek gibi organlarda, bazen de direkt olarak alakası olmayan bir yerde meydana getirirler. Fakat, karsinojene maruz kalma kanser oluşturmak için tek başına bir sebep değildir. Karsinojenler ancak uygun yer ve zamanda kanser oluşturabilirler.

Sayabileceğimiz bazı kimyasal karsinojenler şunlardır:
¨ Hidrokarbonlar: baca temizleyicileri, boya endüstrisinde kullanılan maddeler
¨ Aflatoksin ( küf mantarı tarafından sentezlenir)
¨ Nikel, krom
¨ Sigara (nikotin, tar)
¨ Yiyecek katkıları
¨ Birçok ilaçlar
¨ Parfümlerde kullanılan bazı kimyasallar

Fiziksel faktörlerin, kanserojen kimyasal maddelerin veya onkojenik (kansere neden olan) virüslerin konak hücre genomu ile etkileşimleri sonucu hücreler değişmekte ve farklı antijenite kazanmaktadır. Bir normal hücrenin kontrolden çıkarak hızla bölünmesiyle oluşan kanserli hücrede birçok anormal doku antijeni belirmektedir. Tümör hücrelerinde yeni yeni antijenler oluşmakta ve normal antijenlerin kaybına veya değişikliğine neden olabilmektedir. Erken fötal dönemde, normalde bulunan protoonkogenlerin ( kansere sebep olabilme potansiyeli olan gen) farklılaşmasıyla anormal genler oluşmakta ve bunlara selüler onkogenler adı verilmektedir.

İmmün sistem (bağışıklık sistemi) ve kanser oluşumu arasındaki ilişki:
Bağışıklık sistemi yabancı doku antijenlerini kolayca tanıyabilir ancak, tümör dokusunu organizmadan kolayca atamaz. İnsanda bir saniyede bir milyara yakın hücre çoğalması olmakta ve somatik olarak bunların birkaçı, günde yüzlercesi mutasyonla farklı hücreler oluşturmaktadır. Bu farklı hücrelerin temizlenmesinde hücresel immün cevap mekanizması rol oynamaktadır. Buna, immün sistemin kansere karşı “immün denetimi” denmektedir. İmmün sistem, tümör oluşumunu denetlemekte, aynı zamanda tümör hücresi ve antijenlerine karşı immün cevap çıkarmaktadır. Hücresel immün cevap baskılandığı zaman kanser oluşumu artmaktadır.

Yenidoğan ve yaşlılık dönemlerinde immün cevap mekanizması zayıflamaktadır. Yaşlılarda prostat kanseri, çocuklarda nöroblastoma sık görülmektedir. İmmün sistemi baskılayıcı ilaç kullananlarda tümör oluşumu riski artmaktadır. İmmün sistem bozukluğu olan hastalarda da bazı kanser tipleri gelişebilmektedir.

Kanser neden öldürür?
Kanser hastalarının çoğu, kalp hastalığı veya başka enfeksiyonlar gibi kanserle ilgisi olmayan nedenlerden dolayı ölür. Tümörün bulunduğu bölge ve tümörün yayıldığı bölgenin büyüklüğü ölümü direkt veya indirekt olarak etkileyen nedenlerdir. Ölümün temel nedeni, beyin, akciğer, karaciğer gibi hayati önemi büyük olan organlarda tümör oluşması veya tümörün bu organlara yayılmasıdır.
Kanser teşhis eden köpekler:
Son olarak, kanseri teşhis edebilmek için günümüzde kullanılagelen metodlara alternatif olabilecek yeni bir araştırmadan bahsetmek ilginç olacaktır sanırım.
Schnauzer türü köpek, derideki ben kanserlerini (melanoma) tanı yapılmadan önce, koklayarak teşhis edebilmektedir.

Bazı hastalarda melanoma kolay gözükmeyecek bir yerde olabilir. Melanomaların %20’si bu nedenle teşhis edilememektedir. Florida’lı eski polis köpekleri terbiyecisi Duane Pickel, bir kanser uzmanının da yardımıyla, bu köpeği hemen hemen hiç yanılmadan melanoma tanır hale getirmiştir. Tıp kitaplarına “Köpekle Tanı” diye bir bölüm eklenecek mi dersiniz?

sigara
1- Zararsız sigara var mı?
Hayır. Sigaranın hiçbir türü zararsız değildir ve insan sağlığına zarar verdiği halde satışına ve reklamına izin verilen yegane ticari mal sigaradır.

2- Az sayıda sigara içmek zararsız olabilir mi?
Hayır. İçilen her sigaranın insan sağlığına zarar var. Otopside, az sayıda sigara içenlerin akciğerlerinde bile bozukluklar saptanmıştır. Öte yandan sigara içenlerin büyük bölümü az sayıda sigara içmeyi başaramaz.

3- Sigaranın sağlığa zarar vermesi ne kadar süre sonra olur?
Sigaranın sağlık üzerine olan zararları sigaranın içildiği anda başlar. Sigara dumanı ağız, dil, boğaz, yemek borusu, nefes boruları, akciğerler ve mideye doğrudan ulaşır. Dumanın içinde bulunan zararlı maddeler de saniyeler içinde kalp, beyin, kan damarları, böbrekler, mesane gibi pek çok organa ulaşır ve zarar verir.

4- Nikotin vücutta ne gibi etkiler yapar?
Nikotin vücuda ilk olarak girdiğinde beyin ve sinir sistemini uyarır, ancak sondaki alınışlarda beyin ve sinir sistemi üzerinde baskılayıcı, uyuşturucu etki gösterir. Nikotin ayrıca kan basıncını yükseltir, nabız sayısını artırır, sindirimi yavaşlatır, kanın damarlar içindeki dolaşımını bozar, organların yeterli kan almalarını engeller. Çok yüksek dozlarda alındığında bulantı ve kusmaya neden olur, solunum felci yaparak ölüme yol açar.

5- Sigara dumanı içindeki hangi maddeler hastalık yapar?
Dumanda bulunan katranın içinde 4000 dolayında kimyasal madde vardır. Bunlar arasında bulunan asitler, alkol aldehitler, ketonlar, siyanür, karbonmonoksit gibi maddeler doğrudan zehir etkisi gösterirler ve organlarda tahribat yaparlar. Kalp hastalıkları, akciğer kanseri, vücuttaki başka kanserler (gırtlak kanseri, mesane kanseri, yemek borusu kanseri, rahim kanseri vb.) bronşit, amfizem gibi pek çok hastalığın sigaraya bağlı olarak meydana geldiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

6- Dumanda bulunan karbonmonoksitin etkileri neler?
Sigara dumanının içinde yüzde 4 oranında karbonmonoksit bulunur. Bu gaz, alyuvarlardaki hemoglobine bağlanarak hemoglobinin oksijen taşımasını engeller. Sigara içenlerde hemoglobinin oksijen taşıma kapasitesi yüzde 2.5 ile yüzde 15 arasında azalır. Bunun sonucunda organlar yeterli oksijen alamazlar. Özellikle beynin yeterli oksijen alamaması sonucu düşünme, karar verme, net görme ve işitme gibi önemli bazı fonksiyonlarında zayıflama olur. Karbonmonoksit ayrıca damarlarda kolesterol depolanmasına yol açar.

7- Bu maddeleri solumanın zararlı etkileri geçici değil mi?
Evet bu etkiler geçicidir. Ancak tiryakiler sık aralıklarla sigara içerler. Bu durumda sigara dumanına bağlı etkilerin düzelmesi mümkün olmaz.

8- Sigaranın bütün zararları kalıcı ve sürekli mi?
Hayır, eğer iş isten geçmeden sigara bırakılırsa vücut kendini yenileme fırsatı bulabilir. Sigarayı bırakanlarda özellikle kalp hastalığı ve kanser riskinde azalma olur. Sigarayı bıraktıktan sonra bir yıl geçince kalp krizi riski yarıya iner. On yıl sonra ise kalp hastalığı ve kanser riski sigara içmemiş bir kişi ile eşit düzeye yaklaşır.

9- Filtreler koruyucu mu?

Filtreli sigara içenlerde kanser riski filtresiz sigara içenlere göre biraz daha azdır.

10- Katran ve nikotin miktarı az olan sigaraların da zararı var mı?
Bazı ülkelerde nikotin ve katranı azaltılmış sigaralar bir süreden beri denenir. Ancak bu sigaraları içenlerde de risk çok yüksektir. Ayrıca sigara içenler, nikotin ve katranı az olan sigarayı daha fazla sayıda içer.

11- Mentollü sigaraların riski nasıl?
Mentollü sigaraların riski diğerlerinden farklı değildir, mentollü sigaralar da sağlık için aynı derecede zararlıdır.

12- Sigaranın kanser yaptığı bilimsel olarak ispatlanmış mı?
Evet. Sigara bütün kanser ölümlerinin üçte birinden sorumludur. Akciğer kanserlerinin ise yüzde 85’i sigara nedeniyle olur. Bunun dışında sigaranın ağız, boğaz, yemek borusu, gırtlak, mesane, rahim, pankreas, böbrek vb. kanserlerini meydana gelmesinde de rolü vardır.

13- Sigara, kansere nasıl yol açar?
Sigara dumanı içinde 43 tane kanser yapıcı madde bulunur. Bunların bazıları kanseri başlatan, bazıları da kanserin ilerlemesine yol açan maddelerdir.

14- Akciğer kanserinin iyileşme şansı nasıl?
Akciğer kanserine yakalanmış olan bir hastanın iyileşme şansı çok az. Başka bazı kanserlerin tedavisinde sağlanan önemli gelişmelere karşın akciğer kanserinin tedavisi bakımından başarılı sonuç alınamaz. Akciğer kanserli her on hastadan ancak bir tanesi 5 yıl yaşayabilir. Diğerleri kısa süreler içinde hayatını kaybeder. Tedavisi yeterince başarılı olmadığına göre akciğer kanserinden korunmaya öncelik vermek gerekir, bu da sigaradan uzak durmakla mümkündür.

15- Sigara başka akciğer hastalıklarına da yol açar mı?
Sigara bronşit ve amfizem oluşunda da başlıca etkendir.

16- Sigara içen bir kişi dumanı içine çekmezse, yine de tehlikesi olur mu?
Olur. Sigara dumanı içeriye çekilmese bile temas ettiği yerlerde (dudak, dil, ağız içi, yemek borusu, gırtlak) tahribata yol açar. Ayrıca duman içeriye çekilmese bile yine de bir miktar duman akciğerlere gider.

17- Sigara içenler neden öksürürler?
Sigara dumanı asit özelliktedir. Asit ve duman içindeki başka tahriş edici maddeler öksürüğe yol açar. Sigara içenlerin çoğu özellikle sabahları olmak üzere öksürürler. Soluk boruları içinde yabancı maddelerin nefes yollarına kaçmasını engellemek amacıyla ince tüycükler vardır. Sigara dumanı bu tüycüklerin hareketini bozar. Böylece yabancı maddelerin nefes yollarına girmesi mümkün olur. Gece sigara içilmediği zaman tüycüklerin hareketi biraz düzelir ve gündüz nefes borularına girmiş olan yabancı maddeleri dışarı atmak amacıyla tüycükler çalışmaya başlar ve böylece öksürük olur. Öksürüğün oluşunda bu mekanizmanın da rolü vardır.

18- Sigara içmek kalbe etki yapar mı?
Evet yapar. Sigaranın insan vücudunda en çok etki yaptığı organların başında kalp gelir. Kalp hastalıkları ve beyin kanaması nedeni ile olan ölümlerin üçte biri sigaraya bağlıdır.

19- Sigaranın gebe kadına ve bebeğine zararı var mı?
Gebe bir kadın sigara içtiği taktirde gebeliğin düşükle veya ölü doğumla sonlanması olasılığı artar. Ayrıca bebek canlı olarak doğduğunda da doğum ağırlığı normalden az olur. Sigara içen annelerin bebeklerinde doğumdan hemen sonraki dönemde meydana gelen ölümlerde daha fazla olur.

20- Doğum kontrol kapları ile sigaranın etkileşimi olur mu?
Doğum kontrol hapları bazı kalp hastalıklarının riskini arttırabilir. Doğum kontrol hapı kullanan bir kadın aynı zamanda sigara da içiyorsa kalp hastalığı riski daha fazla artar.

21- Sigaranın başka sakıncaları da var mı?
Sigaranın bazı ilaçlarla da etkileşimi söz konusudur. Sigara bazı ilaçların etkisini azaltırken bazılarının etkisini de arttırır.

22- Sigara bu kadar değişik ve çok sayıda etkileri nasıl yapabilir?

Sigara dumanında bulunan katran içinde sayıları 4000 dolayında çeşitli kimyasal maddeler vardır. Bunların da vücuttaki çeşitli organlar üzerinde değişik sağlık etkileri olabilir.

23- Neden sigara içenlerin hepsi akciğer kanserine yakalanmıyor?

Sigara tiryakilerinin yüzde 10 – 15 kadarı akciğer kanserinden ölür. Bundan çok daha fazlası da kalp hastalığı nedeniyle hayatını kaybeder. Bu iki hastalık sigara tiryakilerinin başlıca ölüm nedenidir. Başka nedenlere bağlı ölümler de sigara içenlerde içmeyenlere göre daha fazladır. İnsanlar çok çeşitli hastalıklar nedeniyle öldükleri için hepsinin de akciğer kanserinden ölmeleri söz konusu değildir. Ancak sigara içenlerde akciğer kanserinden ölme riski, sigara içme süresi ve günde içilen sigara sayısı ile ilgili olmak üzere, sigara içmeyenlere göre 10 ile 25 kat daha fazladır. Ayrıca sigara içenler içmeyenlere göre daha erken yaşta ölür.

24- Sigara içmeyenler de akciğer kanserine yakalanır mı?
Akciğer kanseri sigaradan başka nedenlere bağlı olarak da meydana gelebilir ve sigara içmeyenler de akciğer kanserine yakalanabilir. Ancak sigara içmeyenlerde akciğer kanseri son derece ender görülür.

25- Hava kirliliği akciğer kanserine neden olabilir mi?
Belki, ancak çok az oranda. Büyük kentlerde ve sanayi bölgelerinde yaşayanlar arasında akciğer kanseri hafifçe yüksek bulunur. Ancak bu bölgelerde yaşayanlar sigarada da içiyorlarsa akciğer kanserine yakalanma riskleri daha fazla olur.

26- Bir süredir sigara içiyor olsam, sonra bırakabilir miyim?
Sigaraya bağımlılık meydana geldikten sonra bırakmak daha zordur. Başlangıçta devamlı yapılan bir alışkanlık şeklinde olan sigara içme davranışı, bir süre sonra nikotin bağımlılığına dönüşür. Bu dönemde sigarayı bırakmak daha zor olmakla birlikte yine de bırakılabilir. Ama önemli olan, bağımlılık meydana gelmesine izin vermeden, mümkün olduğu kadar erken dönemde sigarayı bırakır.

27- Sigara gerçekten bağımlılık yapar mı?
Evet, sigara da alkol ve bazı ilaçlar gibi gerçek anlamda bağımlılık yapar. Sigara tiryakilerinin kontrolsüz olarak düşünmeden sigara yakmaları, uzunca bir süre içmedikten sonra üst üste birkaç sigara içmeleri bu bağımlılığın göstergeleridir.

28- Sigarayı bırakanlarda “yoksunluk belirtileri” görülür mü?
Sigara tiryakisi olan bir kişi sigarayı bırakınca terleme, kalp hızının değişmesi, hazımsızlık, uyku bozukluğu, sinirlilik hali gibi belirtiler gösterirler. Bu belirtiler bir hafta içinde azalır, ancak tamamen kaybolması birkaç hafta alabilir.

29- İnsanlar sigaraya neden başlıyorlar?
Özellikle gençler arasında “arkadaş etkisi” sigaraya başlamanın başlıca nedenidir. Bunun dışında büyükleri taklit etmek, kendini bağımsız hissetmek, başkaldırmak, kendisini büyümüş hissetmek gibi nedenler sigaraya başlamanın önemli gerekçeleri olur.

30- Sigarayı daha çok ne tür insanlar içiyor?
Sigara alışkanlığı ile eğitim, kültür ve ekonomik güç arasında ters bir ilişki vardır. Sigara alışkanlığı eğitimi ve gelir düzeyi az olan kişiler arasında daha fazladır.

31- Türkiye’de ne kadar insan sigara içiyor?
Türkiye’de 15 yaşın üzerindeki kişiler arasında sigara içenlerin oranı yüzde 45 dolayındadır. Bir diğer ifade ile yaklaşık iki kişiden biri sigara içiyorlar. Bu oran erkeklerde yüzde 62, kadınlarda da yüzde 25 dolayındadır. Bu değerlere göre Türkiye’de yaklaşık 17 milyon kişinin sigara içmekte olduğu söylenebilir.

32- Bu kişiler ne kadar sigara içiyor?
Türkiye’de 17 milyon kişinin günde ortalama bir paket sigara içtiği varsayıldığında, her gün 17 milyon paket sigara içildiği hesaplanır. Bir paket sigara fiyatının yaklaşık 1 dolar olduğu düşünüldüğünde her gün sigaraya yaklaşık 17 milyon dolar verildiği söylenebilir. Sigaraya yapılan bir aylık harcama Sağlık Bakanlığı’nın bir yıllık bütçesinden fazladır.

33- Türkiye’de sigara içenlerin sayısı artıyor mu?

Gelişmiş ülkelerin pek çoğunda sigara içme alışkanlığı azalma gösterirken ülkemizde herhangi bir azalma yoktur, aksine artmakta olduğu bile söylenebilir.

34- Sigara alışkanlığı erkeklerde mi kadınlarda mı daha fazla?
Türkiye’de sigara içme alışkanlığı erkeklerde kadınlara göre daha fazladır. Özellikle kırsal bölgelerde kadınlar arasında sigara alışkanlığı çok azdır. Ancak kentlerde yaşayan ve çalışan kadınlar arasında sigara alışkanlığı zamanla artış gösterir.

35- Gençler arasında sigara alışkanlığı ne durumda?
Türkiye’de sigaraya başlama yaşı giderek daha küçük yaşlara doğru iner. Eski yıllarda çoğunlukla askerlik döneminde sigaraya başlanırken günümüzde ortalama olarak 13.5 yaşında sigaraya başlanır. Ülkemizde 13 yaşındaki erkek çocukların yarısı, 16 yaşındakilerin de yüzde 80’i sigarayı en az bir defa denemişlerdir.

36- İnsanlar neden sigara içmeye devam ederler?
Sigara bağımlılık yapıcı bir madde olduğu için bir kez sigara alışkanlığı oluştuktan sonra bu alışkanlıktan vazgeçmek zor olmaktadır. Bununla birlikte sigara alışkanlığı “vazgeçilmez” bir alışkanlık değildir. Bu konu da kararlı olan pek çok tiryakinin bu alışkanlıktan kurtulabildiği bilinir.

37- Sigara alışkanlığı nasıl edinilir?
İlk kez sigara içenlerde genellikle, bulantı, baş dönmesi gibi belirtiler olur. Ancak bir süre sonra sigaranın insanı rahatlattığı, uyarıcı ve zevk verici olduğu da fark edilir. Bu özelliklerden dolayı bir kez sigarayı denemiş olanlar, bu denemeyi tekrarlama isteği gösterirler. Bu dönemde alışkanlık ve giderek de bağımlılık gelişir.

38- Sigara içenlerin ne kadarı sigarayı bırakmak ister?
Aslında sigara tiryakilerinin büyük bir bölümü bu alışkanlıklarından hoşnut değildir ve sigarayı bırakmak ister. Çeşitli araştırmaların sonuçlarından, sigara içenlerin en az üçte ikisinin sigarayı bırakmak istediği anlaşılır.

39- Sigarayı bırakmak mümkün mü?
Elbette. Sigarayı bırakma konusunda kararlı olmak önemlidir. Pek çok kişi sağlık nedenlerinden dolayı sigara alışkanlığından vazgeçmek durumunda kalmaktadır. Sigaranın neden olduğu kalp hastalığı ve akciğer hastalığı gibi rahatsızlığı olan kişiler doktor tavsiyesi ile sigarayı bırakır.

40- İnsanlar sigarayı bırakmayı nasıl başarır?
Sigara içenlerin önemli bir bölümü sigarayı bırakma konusunda ufak bir teşvik ve destek bekler. Ancak sigarayı bırakma konusunda en önemli konu, sigara içen kişinin, sigarayı bırakma konusunda kendisinin istekli ve kararlı olmasıdır. Sigara bırakma konusunda batı ülkelerinde daha yaygın olan “sigara bırakma klinikleri” ülkemizde de açılmaya başlanmıştır. Bu kliniklerden veya herhangi bir doktordan sigarayı bırakma konusunda yardım istenebilir.

41- Sigarayı bıraktıktan sonra arada bir sigara içebilir miyim?
Kesinlikle hayır. Sigarayı bıraktıktan yollar sonra dahi olsa bir tek sigara içilmesi halinde kolaylıkla tiryakiliğe dönülebilir. Bu nedenle sigara tiryakiliğinden kurtulmuş olan bir kişinin kesinlikle bir daha sigara içmemesi gerekir.

42- İnsanlar sigara içmezlerse tütün üreticilerinin durumu ne olur?
Tütün tarımı yapılan toprakta, başta tahıllar olmak üzere patates, domates, fıstık veb. pek çok ürün yetişebilir. Dolayısıyla sigara içilmediği zaman tütüne olan talebin azalması durumunda tütün tarımı yerine başka ürünler yetiştirilebilir. Bu geçişi sağlamak için bazı ülkelerde üreticilere devlet tarafından destek sağlanabilir.

43- Tütünden dolayı ülkeler fazla miktarda vergi geliri sağlamıyorlar mı?

Evet, tütün ve tütün ürünlerinden alınan vergiler ülkeler için önemli bir gelir kaynağı oluşturmaktadır. Ancak tütünün zararları düşünüldüğünde bu vergi gelirlerinin iyi bir gelir kaynağı olarak değerlendirilmesi mümkün olmaz. Öte yandan ülkenin toplam gelirleri içinde tütünden alınan vergilerin payı sanıldığı kadar da fazla değildir.

44- Bir anda bütün insanlar sigara içmez hale gelse, bu durum ülke ekonomisi bakımından sorun yaratır mı?
Kesinlikle hayır. Çünkü bir ülkenin tütünden sağladığı gelire göre, tütünün neden olduğu sağlık sorunlarının yol açtığı maddi kayıplar çok daha fazladır. Bu nedenle esasen tütün tarımı karlı bir üretim tarzı olarak kabil edilemez. ayrıca bir ülkedeki insanların hepsinin bir anda sigaradan vazgeçmeleri söz konusu olamaz. Zaman içinde tütün talebindeki yavaş bir tempo ile olan azalma da kolaylıkla başka tarım ürünleri ile değiştirilerek karşılanabilir.

45- Pasif sigara içimi ne anlama gelir?
Kendisi sigara içmediği halde sigara içilen bir ortamda bulunduğu için sigara dumanına maruz kalma durumunda pasif sigara içiminden söz edilir. Sigara içenler nefes alarak dumanı içlerine çektiklerinde duman hava ile karıştığından, duman içinde bulunan maddeler seyreltik hale gelir. Oysa sigara kendi kendine yanarken yandan çıkan duman hava ile seyreltilmediği için, bu duman içinde bulunan maddeler daha yoğundur.

46- Pasif sigara içimi zararlı mı?
Evet. Araştırmalar, pasif olarak sigara dumanına maruz kalan kişilerde de kalp hastalığı ve kanser riskinin arttığını göstermektedir. O halde sigara içen bir kişi kendisine zarar verdiği gibi, aynı ortamda bulunan (evde eş ve çocukları, işyerinde iş arkadaşları vb) diğer kişilerin sağlığını da tehlikeye sokmaktadır.

47- Pasif sigara dumanı maruziyetinin çocuklar üzerindeki etkileri neler?
Sigara içilen evlerde büyüyen çocuklarda solunum sistemi hastalıkları daha fazla görülmektedir. Anne ya da babadan birisinin sigara içmesi halinde bu hastalıkların riski iki katına çıkarken anne ve babanın her ikisinin de sigara içmesi halinde çocuğun solunum sistemi hastalığı geçirme olasılığı daha da fazla olmaktadır.

48- Marihuanadan (esrar) yapılan sigaralar daha güvenli mi?
Hayır, marihuanadan yapılan sigaraların dumanında daha fazla miktarda katran bulunur. Ayrıca mariuhana içenler dumanı içlerine çok derin olarak çekerler ve uzunca bir süre içlerinde tutarlar. Bu nedenle marihuanadan yapılan sigaralar daha tehlikelidir.

49- Tütünü çiğnemek zararlı mı?
Evet, tütünü çiğnemekle özellikle ağız boşluğu kanserlerinin riski artmaktadır. Ayrıca tütünün çiğnenmesi sırasında da nikotin kolaylıkla kana karışabilmekte ve zararlı etki yapabilmektedir.

50- Tütün emme zararlı mı?
Evet. Bazı toplumlarda tütün tablet haline getirilerek diş eti ile yanak arasına sıkıştırılmakta ve suyu emilmektedir. Bu durumda da özellikle ağız boşluğu ve gırtlak kanseri riski artmaktadır. Ayrıca emilen tütünün suyu içindeki nikotin kana karıştığı için bu yönü ile de zararlı etki yapmaktadır.

56 yeni grip polikliniği kurulacak

Domuz gribinden ölenlerin sayısı arttıkça panik büyüyor. Bu paniğe sadece rakamlar değil hastanaleri yetersiz kalışı. Hasta olanların yeterli hizmeti alamaması zaten endişe duyan kişilerin psikolojisini iyiden iyiye bozuyor.

Sağlık Bakanlığı bu durumu düzeltmek için 56 hastaneye yeni grip polikliniği kurulması talimatını verdi. Gerekirse bu poliklinikler 24 saat açık kalacak. Ortaya çıkacak olan doktor açığı için de bir çözüm üretilme aşamasında.

Derleme: Kanal D Haber

domuz_gribi_3Gazeteport, “TANIŞALIM,  BEN DOMUZ GRİBİ” adı altında domuz gribi hakkında bilinen yanlışları düzeltmiş. Mutlaka okumanız gereken bu yanlışları ayrıntılı şekilde toplayan GAZETEPORT un başlıkları.

YANLIŞ 1: DOMUZ GRİBİ İKİ AYRI HASTALIKTIR
Domuz gribi orta şiddette seyreden gripten başka bir şey değildir. Ölüm oranı normal gripten daha düşüktür.

YANLIŞ 2:YALNIZCA HASTA VE ZAYIF KİŞİLER GRİBE YAKALANIR, SAĞLIKLI KİŞİ HASTALANMAZ
Nüfusun yaklaşık üçte birinin H1N1 gribine yakalanması bekleniyor, çünkü az sayıda insan virüse karşı etkili antikor proteinine sahip. Çok fazla insanın aynı anda hastalanması durumunda ikinci dalga hastanelerin dolup taşmasına ve kamu ve özel sektörde hizmetlerin aksamasına yol açacak. Dolayısıyla domuz gribine yakalanmasanız bile, bu hastalığın olumsuz etkilerinden nasibinizi alacaksınız.

YANLIŞ 3: SEMPTOMLAR NORMAL GRİBE BENZER, ATEŞİNİZ YOKSA DOMUZ GRİBİNE YAKLANMADINIZ DEMEKTİR.
2009 H1N1 gribinin semptomları normal gribinkilere benzeyebilir, fakat genellikle farklılık gösterir. Hastada, genel grip semptomlarının yanı sıra mide bulantısı, mide krampları ve ishal görülebilir. Ve vakaların yarısında ateşin yükseldiği görülmez.

YANLIŞ 4: ORGANİK GIDALARLA BESLENİR, VİTAMİN ALIRSAM, ELLERİMİ YIKARSAM BANA BİRŞEY OLMAZ
Sağlımızı korumak hafif seyreden grip vakalarında hastalığın daha da hafif atlatılmasını sağlar. Sigara içmemek, aşırı kilolardan kurtulmak, aşırı içki içmemek, salgının ağır geçirilme riskini azaltır.

YANLIŞ 5: AŞI ÜRETİLDİ, ARTIK KORKACAK BİR ŞEY KALMADI
H1N1 aşısının sizi ve aile üyelerini virüse karşı koruması gerekir. Ancak insanlar aşıya aylarca ulaşamayabilir. Belki de ulaşma şansları hiç olmayabilir. Aralarında ABD ve İngilterenin de bulunduğu bazı ülkeler herkesin aşılanmasına yetecek kadar aşı ısmarladılar. Ne var ki siparişler parti parti teslim ediliyor. Çünkü aşı virüsünün gelişmesi zaman alıyor ve aşı üreten fabrikaların sayısı az.

YANLIŞ 6:AŞILAR GÜVENLİ DEĞİL
Acele bir şekilde hazırlanan ve piyasaya sürülen bu aşıların güvenilirliği büyük tartışma yaratıyor. Özellikle bu aşıların yol açabileceği yan etkilerin domuz gribinden daha tehlikeli olabileceğine dair yorumlar yapılıyor. Bu kadar hafif seyreden bir grip için bu yan etkileri göze almak gereksiz! Aşılarla ilgili bir diğer kaygı nedeni de adjuvan denilen bağışıklığı uyarıcı kimyasallar. Bunlar bazı aşılara ilave ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) salgın aşılarına adjuvan ilave edilmesini istiyor. Şu anda ABDde üretilen aşılarda adjuvan bulunmamakla birlikte Avrupada üretilenlerde var.

YANLIŞ 7:VİRÜS DAHA KÖTÜYE DÖNÜŞMÜYOR

Yaygın bir görüşe göre patojenlerin etkisi her zaman türden türe atlarken azalır. Ancak bazı durumlarda mikropların güçlendiği de görülmüştür. H1N1 virüsü söz konusu olduğunda kimse virüsün ileride bu süreçten güçlenerek mi, yoksa zayıflayarak mı çıkacağını bilmiyor.

YANLIŞ 8: BU SALGIN BİTTİĞİNDE 10 YIL RAHAT EDECEĞİZ

Bundan bir sonraki salgın 2059 yılında da ortaya çıkabilir, gelecek yıl da. Grip salgınları belirli bir şablon izlemez. Bugüne dek tespit edilen salgınlar şu yıllarda ortaya çıktı: 1580, 1729, 1781, 1830, 1847, 1889, 1918, 1957, 1968 ve 2009. Ancak bu sonuncusunun ortaya çıkış şekline baktığımızda yeni salgının çok da uzakta olmadığı ortaya çıkar.

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz

h1n1Prof Öz’den domuz gribi tüyoları

Domuz gribine yakalanmamak için yapılacak şeyler gayet basit! Elinizi yıkayın, bağışıklık sisteminizi güçlü tutun ve öksürenlerden uzak durun!

PROF. DR. MEHMET ÖZ’ ün önerileri

Domuz gribine bağlı ölüm sayısı giderek artıyor. Ancak bu konudaki endişeler ölüm sayısından daha da fazla artıyor. Şu sıralar televizyon, radyo ve basın organlarının çoğunda domuz gribi konuşuluyor. Çoğu kimse bu griple ilgili detayları bilmiyor ama en azından sadece endişe etmenin dışında da bu hastalıktan korunmak için yapabileceğiniz bazı şeyler var.

DÜZENLİ UYUYUN, İÇKİ İÇMEYİN
Bu gribi kontrol edemeyeceğinizi kabul edin.
Ne sıklıkta ve nasıl yayıldığını kontrol edemezsiniz. Stres bağışıklık sisteminizi zayıflatır ve bu da grip gibi birçok hastalığa davetiye çıkartır.

Ellerinizi yıkayın!
Biriyle tokalaştığınız zaman ellerinizi yıkayın. Her hangi bir şeye temas ettiğiniz zaman ellerinizi yıkayın. Özellikle yemekten önce ve sonra ellerinizi sabunla yıkayın.

Öksüren insanlardan uzak durun.
Eğer bir hastanede veya sürekli öksüren insanların bulunduğu bir ortamda çalışıyorsanız, doktorunuzla görüşüp soğuk algınlığı ve gribe karşı bir ilaç yazmasını isteyin.

Kalabalıklarda ve uçaklarda dikkatli olun.

Toplu taşıma araçlarında dikkatli olun. Bu tür mekanlar yüksek grip riski taşır.

Bağışıklık sisteminizi güçlendirin.

Her gün en az yedi buçuk veya sekiz saat uyuyun. Her gün bir kadehten fazla alkollü içki içmeyin. Her gün multivitamin ve D-3 vitamini alın. Tuzlu olmamak kaydıyla tavuk suyu çorba için.

Çantanızda her zaman alkollü ıslak mendil taşıyın.

Sadece elleriniz mikrop taşımaz. Hanımlar, çantalarınızın da temiz olmasına özen gösterin.

Sabah-Günaydın

These are my links for Kasım 17th through Kasım 19th:

  • Fobilerimiz ve Fobi Çeşitleri – Fobiler baslica üç guruba ayrilabilir:

    A- Sosyal Fobi
    B- Agorafobi

    C- Özgül Fobiler
    Sosyal fobi
    Sosyal ortamlarda baskalari tarafindan inceleme altinda tutuldugu korkusu performans gösterilmesi gereken durumlarda elestirilme yada küçük düsme korkusunun yasanmasidir.Ve kisi bu korkunun yasanmasindan kurtulamak için bu tür sosyal ortamlara girmekten kaçinir. Kaçinma nedeniyle kisinin sosyal meslekî ya da aile yasami etkilenir.
    Sosyal fobi iki farkli sekilde [...]

  • İyiki Kadınım Dedirtecek 100 Neden (miş) – 1.) Sigaradan sararmiş bıyıklarımız yok.
    2) Arabamızın yolda patlayan lastiğini değiştirmeyi bilmesek de olur.
    3) “Ya kalkmazsa?”
    4) “Ya inerse?”.. sizin de işiniz zor valla yaaa…
    5) Pantolon giymek bizim icin fizyolojik olarak en az etek kadar
    rahattır.
    6) Kişiliğimiz kullandığımız arabanın beygir gücü ile doğru orantılı olarak değerlendirilmiyor.
    7) Tuvalette sadece tavana değil sağımıza solumuza herhangi bir ölçme –biçme endişesi duymaksızın [...]
  • Polikistik Over Sendromu – Polikistik Over Sendromu
    Bu durum kanda erkeklik hormonlarının(androjenler) yüksekliği,kıllanma,yumurtlama bozukluğu,şişmanlık ve insülin hormonuna direnç ile karakterizedir.Yumurtalardan fazla miktarda androjen salgılanmasının nedeni luteinizan hormon denilen bir hormonun kanda normalden yüksek seviyede bulunmasıdır.
    Nedeni tam olarak bilinemese de genetik,hormonal ve çevresel faktörlerin etken olduğu ileri sürülmektedir. İnsülin hormonunun kanda normalden yüksek olması ve bu hormona karşı vücutta direnç gelişmesi [...]
  • 10 Günde 5 Kilo Vermeye Ne Dersiniz? – Değerli dogalgucnet blog kullanıcıları 10  günde 5 kilo vermeye ne dersiniz? Cevabınız evet ise bu yazıyı okuyunuz.
    Ünlü sağlık dergilerinden Men’s Health 10 gün içinde 5 kilo vermek için 6 tavsiye sunuyor
    İşte öneriler:
    1. ÇİĞNEYİN VE ALFABEYİ SAYIN: Çiğnerken bir yandan da alfabeyi saymak daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar. ABD’li bilim adamları tarafından yürütülen araştırmalara göre [...]
  • Kalp Krizi Riskini Nasıl Azaltabilirsiniz? – Her kadın kalp hastalığı tehdidiyle yüzleşiyor. Fakat, belirtilerini bilerek, kalp dostu bir beslenme uygulayarak ve egzersiz yaparak, kendinizi bu hastalıktan koruyabilirsiniz.
    Mayo Clinic’te yer alan habere göre, kalp hastalığı sıklıkla erkeklerin bir hastalığı gibi görünse de, her yıl erkeklerden daha fazla sayıda kadın kalp hastalığından hayatını kaybediyor. Kadınların erkeklere oranla kalp hastalığına 6 kat daha yatkın [...]

fobi-5Fobiler baslica üç guruba ayrilabilir:

A- Sosyal Fobi

B- Agorafobi

C- Özgül Fobiler

Sosyal fobi

Sosyal ortamlarda baskalari tarafindan inceleme altinda tutuldugu korkusu performans gösterilmesi gereken durumlarda elestirilme yada küçük düsme korkusunun yasanmasidir.Ve kisi bu korkunun yasanmasindan kurtulamak için bu tür sosyal ortamlara girmekten kaçinir. Kaçinma nedeniyle kisinin sosyal meslekî ya da aile yasami etkilenir.

Sosyal fobi iki farkli sekilde görülür:

Genel: Korkular hemen her durum için geçerlidir.
Özel: Yalnizca özel bazi durumlar için geçerlidir. (Baskalarinin önünde imza atmak yemek yemek vs gibi.)

Sosyal fobisi olanlar genelde asagidaki durumlarda sosyal fobi belirtilerini yogun olarak yasarlar:

-Topluluk önünde konusmak.
-Bir isle ugrasirken seyredilmek.
-Baskalarinin önünde yemek yemek-içmek.
-Otorite konumundaki kisilerle temas etmek.
-Misafir kabul etmek.
-Baskalari ile tartismak.
-Toplulukta telefonla konusmak.
-Tanimadigi kisilerin gözlerinin içine bakmak.
-Ilgi odagi olmak.
-Baskalarinin önünde yazi yazmak.

Agorafobi
Fobiler arasinda sik görülen agorafobi eskiden yalniz meydanlardan açik yerlerden korku olarak bilinirdi. Simdi ise agorafobi çok daha genis bir anlam tasimaktadir.Yalniz basina kamaktan yalniz sokaga çikmaktan kalabalik yerlere girmekten örnegin sinema tiyartro tünel köprü pasaj asansör otobüs vapur uçak gibi yerlerde duyulan korkular artik agorafobi sayilmaktadir. Panik bozukluguna bagli olmayan fobinin nadir oldugu anlasilmaktadir. Çogu agorafobinin temelinde panik nöbetleri bulunmaktadir. Yani hasta panik nöbetleri geçirecegi korkusu yüzünden yalniz basina sokaga çikamamakta kalabaliga girememektedir. Agorafobi bireyin herhangi bir yerde panik nöbeti geçirme ve ordan çikamama tikanip kalma hiç bir seçenegi olmama korkususdur.

Agir agorafobikler yasamin bir çok etkinliginden uzaklasir. Bir süre sonra yasamlari o kadar kisitlanabilir ki zamanla ciddi çökkünkük durumlarina da girebilirler.

Özgül Fobiler

Belirli nesneler veya durumlardan anormal korkudur. Bunlari agorafobi ve sosyal fobilerden ayirdettiren özellik korkunun özgül durumlar ve nesneler karsisinda belirmesidir. Bu özgül durumlar ve nesneler olmadiginda hastada rahatsizlik belirtisi yoktur. Bunlardan uzak oldugu sürece hastanin yasami etkilenmemektedir. Yalniz fobi nesnesi ya da durumuyla yüz yüze gelince panik derecesinde korku ortaya çikmaktadir. Hasta bu nesne veya durumlarin nerede bulunabilecegini daha önceden inceler ve ona göre sakinarak sikintidan kendini korumaya çalisir. Fakat çok sik karsilasilan nesneler karsi korku yasami çok kisitlayici olabilir.

Fobiler korkunun ortaya çiktigi uyarana göre üçe ayrilabilirler
fobi_1
A. Nesne fobileri (böcek kelebek köpek sivri uçlu esya gibi…)
B. Durum fobileri (kapali yer açik yer asansör yüksek yer gibi…)
C. Islev fobileri (altina kaçirma gaz kaçirma terleme yüz kizarmasi gibi…)

BAZI ÖZGÜL FOBILER

Kapali ve basik yerde kalma korkusu (klaustrofobi)

Kapali ve basik yerlerde duyulan korkudur. Asansör basik tavanli odalar koridorlar kapilari kapali ve kalabalik otobüs yeralti çarsilari metro alt geçitler ve kilitli odalar onlar için korku verici yerlerdir. Hastanin temel korkusu bu sayilan yerlerde sikisip kalmak nefes alamamak ve bogulmaktir

Kan-yaralanma korkusu

Halk arasinda “kan tutmasi” olarak bilinen kan-yaralanma fobisinde hasta kan görünce rahatsizlik duyma disinda tibbi islemlerde bayilacak gibi olma kalp hizinda degisme bulanti ve bayilma gibi tepkiler gösterebilir.

Hayvan korkusu (zoofobi)

Insanlarin bir kisminda korkulan hayvanlara karsi kötü bir deneyim yasadiktan sonra fobi baslarken bir kisminda da böyle bir baslatici bulunmaz.

Gök gürültüsü ve firtina korkusu (astrofobi)

Gök gürültüsü ve firtina fobisi olan kisiler sürekli hava durumunu izler. Havanin firtinaligök gürültülü ve yagisli olma ihtimali oldugu günlerde büyük korku ve panik duygulari yasarlar.

Yükseklik korkusu (akrofobi)

Yükseklik korkusunda kisi yüksek binalara çikamaz yüksekten bakamaz. Birçok kisi için keyifle oturulacak balkonlar bu hastalar için eziyet olur.

Yalnizlik korkusu (manofobi)

Yalnizlik fobisi duyanlar tek baslarina kalmazlar. Bu fobi aksamlari evde tek baslarina kaldiklarinda artar. Nedensiz olarak huzursuz olurlar. Evde duyduklari tüm sesleri gördükleri tüm gölgeleri hirsizin ve yabanci birisinin varligina yorarlar.

Uçak korkusu

Uçak korkusunda kisi gidecegi yere ne kadar eziyetli olursa olsun uçak disinda herhangi bir araçla gitmeye razidir. Uçaga binmek zorunda kalirsa siddetli korku duyar. Uçagin her hareketini her sarsintiyi büyük bir korkuyla izler duydugu her sesi motorun arizasina yorar.

Yutma korkusu

Yutma fobisinde kisi yemek yerken su içerken bogazina birsey kaçacagi ve bogulacagi düsüncesindedir. Kuruyemis ve küçük taneli yiyecekler onun için çok korkutucudur. Ciddi sorunlardan biri de ileri derecede kilo kaybidir.

-Gece korkusu (niktofobi)

-Canli canli topraga gömülme korkusu (tapofobi)

-Ates korkusu (pirofobi)

-Giyecek korkusu (endofobi)

-Yenilik korkusu (kainatetofobi)

-Sivri cisim korkusu (amofobi)

-Karanlik korkusu (kenofobi)

-Diski korkusu ( koprofobi)

-Yamaçtan inis korkusu (orofobi)

-Toplum içinde yüz kizarmasi korkusu (ertirofobi)

-Beyaz sayfa korkusu (lökoselofobi)

-Yabanci kokusu (xenofobi)

-Tozi pislik korkusu (mizofobi)

-Herseyden korkma korkusu (pontofobi)

-Korkudan korkma korkusu (fabofobi)

-Cinsel iliski korkusu

-Escinsel olma korkusu

-Aklini yitirme korkusu

-Hastalik korkusu

Bütün özgül fobiler tek tek anlatilamayacak kadar çoktur. Hepsi ayri ayri tanimlanmistir.

Örnegin,  Amerikali psikiyatrlar tarafindan 65000 degisik tür fobi saptanmistir
(ör: sebze fobisi:lachonophobiebir masada on üç kisi oturma fobisi:triskaidderkaphobie)

Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta