Kadın Sağlığı

Kadın Sağlığı hakkında detaylı bilgileri bulabileceğiniz sayfamız

dogalguc.net Haftanın ürünü

uyku_2Uyku, Uyku Bozuklukları ve Uyku Hastalığı

Uyku nedir, duysal veya diğer uyartılarla uyandırılabilen bilinçsizlik halidir. Uyku halinde sistem ve beş duyular dinlenme halindedir. Sistemler otonom sinir sistemi ile isteğimiz dışında çalışırlar. Buna rağmen sistemler değişik oranlarda uykuya iştirak ederlerken, duyu organları uykuya tam olarak iştirak ederler. Fakat uyarılar karşısında uyandırılabilir bilinçsizlik hakimdir.
Özellikle sinir siste­minde biriken toksik artıklar uykuyu meydana getirir. Sinir sistemi uyku anında bu maddeleri inaktive ederek dinlenir.

Uyku ihtiyacı, bedensel ve ruhsal yorgunlukları giderici, dinlendirici ve yeniden enerjik olmasını sağlayıcı bir ihtiyaçtır. Uykunun kalitesi ve uyku düzensizliği, uyku sorunu, uyku bozukluğu gibi konularda belirleyicidir.

Uyku anında kalp atışları azalır, tansiyon düşer, solunum azalır ve de­rinleşir, vücut ısısı düşer, kaslar gevşer, iç organların çalışması yavaşlar, sinir sistemi ve duyu organları istirahat halindedir.
Yavaş dalga uykusu ve REM uykusu olmak-üzere iki tip uyku vardır, insanlar bu uyku tiplerine dalarlar.

Yavaş Dalga Uykusu

Yavaş dalga uykusu, aşamalı olarak derinleşen dinlendirici bir uykudur. Uykunun uzun bölümünü meydana getirir. Uzun süre uykusuz kalanlar, yavaş dalga uykusuna daha çabuk dalarlar. Genellikle hatırlanamayan rüyalar görülür. Uyku derinliği sabaha doğru azalır. 5. faz uyku özellikleri gözlenemez.
Yavaş dalga uykuda canlılık fonksiyonları (Nabız sayısı, kan basıncı, so­lunum hızı gibi) %15-25 oranında yavaşlar.

Uyku derinliği EEG’de 4 veya 5 faz (aşama) olarak tespit edilmiştir. Fazlar, gittikçe derinleşen uykuyu, alfa ve delta dalga frekanslarının değişkenliğini ifade eder.

Fazlar şunlardır:

1. Faz: Uyanık durum,
2. Faz: Uykuya dalma,
3. Faz: Hafif uyku hali,
4. Faz: Derin uyku hali ve
5. Faz: Çok derin uyku halidir (Delta dal­gası düşük frekanslıdır).

Uyku süresi içinde bu fazlar, ortalama 5 defa tekrarlanır. 2. fazın dışındaki diğer uyku fazları, non REM uyku fazı olarak da tanımlanır. REM uy­kusu, 2. faz uyku ile çelişkili olmasından dolayı ayrıca ele alınmaktadır.

uyku
Derin uykuya dalma kişiden kişiye değişir. Keza uykudan uyarılabilme de uykunun derinliği ile ilişkilidir. Işıkları azaltılmış, temiz havalı ve sakin b ir yerde uyku daha dinlendiricidir. Beyindeki uyanık kalmayı sağlayan merkezle­rin etkisiz hale gelmesiyle uyku başlar. Oksijen azlığına bağlı esneme, gözlerin kapanması ve uykuya dalma ile devam eder. Dinlenen uyanık tutma merkezleri çevreden gelen uyartıları değerlendirecek düzeye gelince, uyku sona erer. insan uyanır. Uyanmada REM uyku periyodlarının, iç güdülerin, şuur altının ve ileriye dönük yaşama ve birşeyler yapma dürtülerinin etkisi vardır.

Uyumak veya uyanık kalmak için kullanılan ilaçlar etkili olurlar, fakat ilacın etkisi sona erince, daha çok yorgunluk hissedilir. Bu tür ilaçlar bilinçsizce kullanılmamalıdır.

Uykunun Önemi, Düzenli Uykunun Önemi

Uyku, besin maddesi gibi canlılık faaliyetleri için gereklidir. Sinir sistemi için besin ve enerji kaynağı özelliğine sahiptir. Uykusuzluk, refleksleri yavaşlatır. Bu nedenle uykusuz insanlar daha çok kaza yaparlar. Uykusuz kalan insanın iş verimi azalır. Beyinsel faaliyetleri zayıflar. ideal ve iyi bir uyku kişinin fonksiyonlarının daha iyi çalışmasını sağlamaktadır.

Uyku süresince sinir sisteminde biriken toksik metabolizma artıkları inak-tive olur. Başta sinir sistemi olmak üzere diğer sistemler uykuda kısmen veya tam bir dinlenmeye geçer. Bu nedenle uyku süresinin yeterli olması gereklidir.
Uyku süresi ile dinlenme arasında doğru orantılı bir bağlantı vardır. Uyku süresi yaşa göre değişir. Yetişkinler günde 8-10 saat uyku uyu malıdırlar. Be­beklerde bu süre 22 saate kadar uzar. Çocuklarda 14 saat, yaşlılarda 5-6 saattir. Hastaların uzun süre uyumaları gerekir. Uyku ruhsal ve bedensel din­lenme için ihtiyaçtır.

gebelikte_bakım
Bir kadın kendinde gebelikten kuşkulandığı zaman hemen bir doktora başvurmalıdır. Bu şekilde hareket etmekle ileride ço­cuğuna kuvvetli ve sağlıklı olma şansını verir. Ayrıca kendisi için rahat bir gebelik geçirmeyi; kolay, tehlikesiz bir doğum yapabil­meyi sağlar. Çocuk, ana rahminde büyürken gerekli bütün mad­deleri anneden almaktadır. Kendisi için gereksiz olan maddeleri de yine annesine verir.

Annenin karşılaşacağı dış etkiler çoğu kere çocuğu da etki­ler. Hastalıklar, iyi beslenememe gibi durumlar ortaya çıkarsa be­bek iyi gelişemez. Bu konu üzerinde çalışanlar işi o kadar ileri gö­türmüşlerdir ki, annenin içtiği sigaranın, bulunduğu yerdeki gürül­tünün bile çeşitli etkileri olduğu kanıtlanmıştır.

Aşağıdaki noktalar, genç annenin belli bir program içinde doktora yapacağı ziyaretlerde sürekli kontrol altında tutulmalıdır:

1 – Genel muayene ile annenin gebeliğe hazır olup olmadığı ya da gebeliğe engel bir durumu bulunup bulunmadığı, bu arada nasıl beslendiği araştırılır, kilosu ölçülür ve sonuçta duruma göre doktor gerekli öğütlerde bulunur. Gebenin kan sayımı yapılır. Ka­nama pıhtılaşma süresi ölçülür. Kan grubu saptanır. Kansızlık ge­belerde hiç istenmeyen bir durum olduğundan hemen tedavisine geçilir.

Kan grubunun saptanması da iki açıdan önemlidir. Birincisi, doğum anında gerekirse acele kan nakli yapabilmek için. İkincisi de, bir kan uyuşmazlığı olup olmadığının bilinmesi içindir.

2- Gebelik ve doğum yönünden daha başlangıçta anne sıkı muayenelerden geçer. Doğum yeteneği araştırılır ve buna göre doğum için gerekli önlemler alınır. Tedavi edilebilecek bozukluk­ların iyileştirilmesi yoluna gidilir.

3- Gebelerde tansiyon yüksekliğine bağlı preeklampsi ve eklampsi denen hastalığın ortaya çıkmasına engel olunabilmek için her seferde tansiyon kontrolları yapılır ve gerektiğinde ilaç ve­rilir, rejim önerilir. Vücuttaki şişler dikkatle izlenir.

4- Her aylık muayenede idrar tahlilleri ile bir yandan preek­lampsi gibi hastalıkların belirtisi olan albüminin idrarda varolup ol­madığı kontrol edilirken, öte yandan böbreklerin çalışması izlen­miş olur. İdrar muayenesinin bir başka yararı da, daha önce olan ya da gebelikte ortaya çıkan şeker hastalığının saptanmasına ola­nak tanımasıdır.

Doktorunuza ilk muayeneyi olduktan sonra, eğer başka bir şekilde önerilmezse yedinci aya kadar dört haftada bir, bundan sonraki sürede yirmi günde bir ve daha sonra da yine doktorunu­zun seçeceği aralıklarla onu ziyaret etmelisiniz.

Doktorunuzun belirlediği tahmini doğum tarihi üstünden yedi gün geçmesi halinde kesinlikle doktorunuza gözükünüz. Bu tarih­ten on beş gün geçerse, çocuğun hayatının tehlikeye girebilece­ğini düşünerek işi ciddiye alınız. Yukarda verdiğimiz ziyaret prog­ramı birçoklarınız tarafından yadırganabilir. Bizde alışılan şey, gebeliğin başında bir muayene, ortasında bir ve belki de doğuma yakın tarihte muayenedir. Birçok Batılı ülkede ise yukarda verilen programdan çok daha sık doktor ziyareti önerilmektedir. Sık sık yapılan bu ziyaretlerin yararı en ufak bir noktanın bile atlanmasına engel olmak, ayrıca gebe ile doktor arasındaki ilişkiyi kuvvetlen­dirmek içindir. Bir kere görmekle ve 3-5 dakika konuşmakla hasta doktoruna tam anlamıyla güvenemez ve tabii ki, doktor hastası üzerinde etkili olamaz.

Meme Kanseri

Memesinde kitlesi olan veya kitle olduğundan şüphe edilen bir hastanın incelenmesi, birinci basamak sağlık hizmetleri veren kuruluş ve muayenehanelerde sık karşılaşılan bir sorundur. Her vakanın, meme kanserini de atlamadan kapsamlı olarak incelenmesi gerekir. Meme kanserinde erken tanı, kanser nedeni ile ölümleri azaltmak açısından en önemli faktör olduğundan; kitlenin kanser olabileceği ihtimalinin de göz önünde tutulduğu kapsamlı bir incelemenin ne kadar önemli olduğu tartışılmaz.
breast_cancer
Memede Görülen Kitlelerin Tipleri

Kist: Çoğunlukla menopoz öncesi kadınlarda görülür. Yüzeyi düz ve hareketli meme kitlelerinin % 15 ini oluştururlar. Ultrasonda içleri sıvı dolu olarak görülür.

Fibroadenom: Meme kitlelerinin % 34 ünü oluştururlar, yüzeyi düz olarak hissedilen lastik kıvamında yapılardır. 30 yaş civarı daha sık rastlanır. Ultrasonografik incelemede büyük kalsifikasyonlara rastlanır.

Karsinom: Görülme sıklığı yaşın ilerlemesiyle birlikte artar, ailesel kanserler daha erken yaşlarda ortaya çıkar. Yüzeyleri düzensiz, çıkıntılı, ultrasonografik incelemede küçük kalsifikasyonlar gösteren kitlelerdir.

Genel olarak, memede tespit edilen kitlenin üçlü değerlendirme ile kapsamlı olarak incelenmesi gerekir.

Klinik muayene
Radyolojik inceleme
Patolojik inceleme


Klinik Değerlendirme

Genel özelliklerin yanında aşağıdaki özellikleri de kapsayan bir öykü alınmalı ve değerlendirme ona göre yapılmalıdır.

Kitlenin süresi ve özellikleri
Kitlenin büyüklüğünde ya da özelliklerinde menstrüasyonla ilişkili değişiklikler var mı ? Örn. Kitlenin daha hassas ya da daha sert olduğunu hissetme
Hastada ya da ailesinde daha önce geçirilmiş meme kanseri ve diğer kanserlere ( özellikle over ) ilişkin öykü; annesinde meme kanseri ortaya çıkmış 30 yaşındaki bir kadında oluşan bir kitle çok daha fazla kuşku uyandırıcıdır.
Meme ucundan akıntı gelmesi ya da memenin şeklinde bozulma.

Muayene
Klinik muayene ile, meme kanseri vakalarının % 85 i ve meme kanseri olmayan vakaların % 80 i belirlenir.Muayenede yalnızca başvuru nedeni olan kitle değil, başka kitleler de araştırılarak, memenin görünüm ve kıvamı özellikle incelenir. Koltuk altı ve köprücük kemiğinin hemen üst kısmındaki çukur, ele gelen lenf bezi olup olmadığı açısından incelenmelidir. Diğer meme ve koltuk altı da dikkatle muayene edilmelidir.

Bir hasta genellikle menopoz öncesi dönemde yumrulu yapıda memelerle başvurduğunda, muayene zor olabilir, yumrulu yapı asimetrik olabilir ve aynı zamanda farklı karekterde diğer bir kitle de bulunabilir. Kuşku olduğunda, daha kapsamlı inceleme yapılmalıdır. Daha genç hastalarda bile, tek başına klinik değerlendirme, bir kitlenin iyi huylu ya da kötü huylu olduğuna karar vermek için yeterli değildir. Bu nedenle, görüntüleme incelemeleri ve sitolojik (hücresel) değerlendirme yapılması gerekir.

WomensHealthGraphic

Günümüz toplumunda kadınların çok büyük saygın bir yeri ve konumu vardır.Kadınlar gerek iş yaşamları gerekse ev yaşamları boyunca erkeklere her konuda yardımcı olmaya devam etmektedirler.Bu yardımları bazen onları sağlıklarını bile riske atacak pozisyona getirmektedir.Kadınların görmezden gelemeyeceği ve onlar için büyük önem taşıyan mutlaka yaptırması gerekli oldukları testleri biz sizler için sıraladık;

1-Yılda 2 kez Mamografi muayenesi şart

Özellikle meme kanseri, erken tanı ile ölümcül bir hastalık olmaktan çıktı. Bunun için kadınların 20 yaşından sonra her iki memesini de ayda bir kez kontrol etmesi ve 2 yılda bir doktor muayenesinden geçmesi gerekli. Meme muayenesinin olmazsa olmazı mamografi… 40 yaşından itibaren her yıl mamografi çektirmeli.

2-Kan tahlilleri sağlığı ele veriyor

Düzenli olarak yaptırılan kan tahlilleri, genel sağlık durumu hakkında bilgi veriyor. Herhangi bir yakınma olmasa da kişilerin 35 yaşından itibaren 2 yılda bir kan tahlili yaptırmasında yarar var. Testlerden alınan sonuçlara bakılarak vücutta enfeksiyon ve alerjik bir durum olup olmadığı tespit edilebiliyor. Kolesterol ve kan şeker değerleri hakkında bilgi ediniliyor.

3-Tonometre ile körlük engelleniyor

Glokom, halk arasındaki adıyla “göz tansiyonu”, yaptığı sinir hasarı ile körlüğe neden olabilen bir göz hastalığı. İlaç tedavisi ve lazer ile körlüğün önüne geçiliyor, ancak erken teşhis ile mümkün.

4-Kardiyolojik check-up yılda bir kez yapılmalı

40 yaşını geçmiş her kadın senede bir kez kardiyolojik checkup”tan geçmeli.

5-Rahim ağzı kanserine son

18 yaşını aşmış ve aktif cinsel yaşamı olan her kadın yılda bir kez düzenli olarak pap smear testi yaptırmalı.

6-Vajinal ultrason önemli

Kadın hastalılarında erken tanı için gerekli en önemli yöntemlerden biri de vajinal ultrason. Yakınması olsun veya olmasın her kadın yılda bir kez ultrason muayenesinden geçmeli.

7- Yılda bir kez cilt muayenesi kanseri önlüyor

Her yıl düzenli olarak dermatoloji uzmanının kapısını çalmak da, sağlık için yaptırılması gereken testlerin bir parçası. Özellikle vücutta bulunan çok sayıda ben ve ailedeki cilt kanseri hikayeleri, muayenenin önemini daha da artırıyor.

8-Kemik yoğunluğu

Menopoz ile kendini gösteren kemik kırılmaları riski, osteoporoz tanısı ile konuyor. Özellikle ailede osteoporoz hastasının varlığı, kemik mineral yoğunluğu ölçümünün önemini artırıyor.

9-Ağız ve diş sağlığı

Dişlerde ciddi bir sorunla karşılaşmamak için her yıl düzenli olarak diş hekimi ziyaret edilmeli.

10-Kolon kanseri önlenebiliyor

50 yaşından sonra 2 ila 5 yılda bir düzenli olarak kolonoskopi yönteminden yararlanılmalı. Kolonoskopiyle kalın bağırsağın tümü incelenebiliyor.

meme-kanseri
Meme kanseri kadınlarda görülen kanserler ara­sında % 22 ile ilk sıradadır ve sıklığı özellikle İskan­dinav ülkelerinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde giderek artma eğilimindedir. Bir yandan 40-44 yaş grubu kadınlarda birinci ölüm nedeni iken, mortalitede artış görülmemesi erken tanı ve teda­videki başarılara bağlı olmaktadır. Bu nedenle risk grubunu oluşturan kadınlarda tarama protokolleri­nin titizlikle uygulanması ve bu konunun bütün he­kimler tarafından bilinmesi gerekmektedir.

Etyoloji ve Memede Kanser Risk Faktörleri

Kanser türlerinin pek çoğu için olduğu gibi, meme kanserinin de nedeni bilinmemektedir. An­cak bazı net bulgular risk faktörlerini belirlemede yararlıdır.

Yaş:
Bir kadın ne kadar uzun yaşarsa meme kanserine yakalanma riski o kadar yüksektir. Nite­kim gelişmiş ülkelerde 55-59 yaş grubunda 100.000 de 257 olan sıklık, 80-84 yaş grubunda 477′ye yük­selmektedir. 20 yaşından önce çok ender olan me­me kanserinin sıklığı 30 yaşından sonra giderek ar­tar, bu artış 40 yaş dolaylarında hızlanır, 60′lı yaş­larda en yüksek düzeyine ulaştıktan sonra daha ya­vaş, ancak sürekli artmaya devam eder.

Genetik faktörler:
Hastaların yaklaşık % 25′inde sorumlu tutulmaktadır. Son yıllarda 17.kromozom üzerinde yer alan BRCA1 ve 13.kromozom üzerin­de yer alan BRCA2 genleri üzerinde durulmakta­dır. Ailede bir veya birden fazla birinci veya ikinci derece kan akrabasında meme kanseri bulunması familial, kanserin 20-30 gibi çok genç yaşta görül­mesi ve özellikle birlikte over kanserinin de bulun­ması herediter meme kanserini düşündürür. An­nede veya kız kardeşte meme kanseri bulunması ciddi bir risk faktörü kabul edilir. Bir kadının bir memesinde kanser gelişmiş olması ileride diğer memesinde de kanser gelişmesi riskini arttırır.

Östrojen hormonu:
Meme kanseri ile yakın ilişki­si olduğuna dair çeşitli gözlemler vardır. Bir kadın ne kadar erken ilk adetini, ne kadar geç son adetini görürse, meme kanserine yakalanma riski o kadar artmaktadır. Bir diğer deyişle kadının yaşamındaki bu “östrojen penceresi” açıklığı meme kanseri geli­şimi ile parallellik gösterir. Bunun aksine, 30 yaşın­dan önce herhangi bir nedenle bilateral ooforektomi geçirmiş kadınlarda meme kanserinin görülme­diği saptanmıştır. Menopozdaki kadınlara östrojen hormonu verilmesinin (hormon replasman tedavisi) meme kanseri riskini, anlamlı olmasa da arttırdığı bilindiğinden, yılda bir kez mamografi çekilmesi önerilir. Keza ilk doğumundan önce uzun süre infertilite tedavisi görenler veya doğum kontrol hapı kul­lananlar da risk grubu içinde sayılır.

İlk doğum yaşı: İlk doğumun 30 ve özellikle 35 yaşından sonraya bırakılması da meme kanseri ris­kini 4 kat arttırmaktadır. Hiç doğum yapmama, emzirmeme de risk faktörü olarak bilinir.
Işınlamalar: Çocukluk çağında timus ışınlaması, Hodgkin tanısıyla mediasten ışınlaması geçirenler­de görülme sıklığı artmaktadır. Beslenme ve çevre faktörleri incelendiğinde ise me­nopoz sonrası kilo alımının olumsuz etkisi gösteril­miştir. Alkol kullanımı riski arttırırken, sigara içimi etkilememektedir.

Meme kanseri riskini arttıran en somut göster­geler ise bazı “patolojik anatomik değişikliklerdir”. Sklerozan adenozis, papillomatosis, atipik duktal ve lobüler hiperplaziler riski 2-4 kat arttırmaktadır. Özellikle aile anamnezi pozitif olan kadınlarda ati­pik duktal hiperplazi varsa kanser 9 kat daha sık görülür. İn situ lobüler ve duktal kanserler de önemli risk faktörüdür.

Tüm bu risk faktörleri meme kanserli kadınların ancak % 20’sinde söz konusudur. Amaç bu gruba giren kadınlarda meme kanserini erken dönemde saptamaktır. Kadının kendini muayene ile memesi­ni tanıması ve yılda bir kez mamografi / ultrasonografi yaptırarak hekim kontroluna girmesi ge­rekli ve yeterlidir.

İnvaziv Kanserler, İnvaziv Tümör

Büyük çoğunluğu adenokanserdir. % 90′ı duk­tal, % 10′u lobüler olarak sınıflandırılır. Bunun dı­şında müsinöz, medüller, papiller, tubuler, Paget kanseri ve inflamatuar kanserler de vardır. İnvaziv duktal kanserler, tüm meme kanserlerinin % 75 kadarını oluşturur. İnvaziv lobüler kanserler ise çoğu kez net bir kitle ile değil, lokal yoğunluk artışı ile kendini gösterir. Mamografide net bir görüntü vermez, mikrokalsifikasyon içermez. Aynı memede, aynı kadranda birkaç odak (multifokal) veya başka kadranlarda başka odaklar (multisentrik) buluna­bilir. Diğer memede de aynı anda kanser bulunma (senkron) veya sonradan gelişme (metakron) ihti­mali % 50 dolayındadır. Tubuler kanserler ender olarak aksiller metastaz yapar, prognozları çok iyi­dir. Medüller kanserler ise sıklıkla fibroadenomun radyolojik ve klinik bulgularını taklit eder. Müsinöz kanserlerin prognozu invaziv duktal kansere göre daha iyidir. Paget kanseri tüm meme kanser­lerinin ancak % 1-2’sini oluşturur. ISDK ile birlikte­dir. Inflamatuar kanser meme kanserleri içinde en kötü prognoza sahip olanıdır.

Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta