<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dogalguc.net &#124; Sağlık konulu güncel blog &#187; Genel Sağlık</title>
	<atom:link href="http://blog.dogalguc.net/category/genel-saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.dogalguc.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Jan 2012 14:22:24 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Power Magnetic Sırt Yeleği</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2012/01/13/power-magnetic-sirt-yelegi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=power-magnetic-sirt-yelegi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2012/01/13/power-magnetic-sirt-yelegi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 14:22:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[manyetik sırt yeleği]]></category>
		<category><![CDATA[sırt ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[sırt ağrısı tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1558</guid>
		<description><![CDATA[


Sırt Ağrıları ve Sebepleri
Anatomi
Sırt bölgesi 12 adet omur ve bunların arasındaki disklerden oluşmuştur. Ayrıca her bir sırt omuruna iki adet kaburga kemiği eklem yapar ve göğüs kafesini oluşturur. Sırt bölgesi boyun ve bele göre daha az hareketlidir. Bu sebeple fıtık, kireçlenme, gibi hastalıklardan daha az etkilenir.
 
Sırt ağrılarının sebepleri nelerdir?
Sırt ağrısının bir çok sebebi vardır.

stres [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft" title="Manyetik Sırt Yeleği" src="http://dogalguc.net/img/p/315-473-home.jpg" alt="" width="129" height="129" /></p>
<p><strong>Sırt Ağrıları ve Sebepleri</strong></p>
<p><strong>Anatomi</strong></p>
<p>Sırt bölgesi 12 adet omur ve bunların arasındaki disklerden oluşmuştur. Ayrıca her bir sırt omuruna iki adet kaburga kemiği eklem yapar ve göğüs kafesini oluşturur. Sırt bölgesi boyun ve bele göre daha az hareketlidir. Bu sebeple fıtık, kireçlenme, gibi hastalıklardan daha az etkilenir.</p>
<p><span id="more-56"> </span></p>
<p><strong>Sırt ağrılarının sebepleri nelerdir?</strong></p>
<p>Sırt ağrısının bir çok sebebi vardır.</p>
<ul>
<li>stres ( sabah yorgunluğu, bitkinlik, yaygın başağrıları)</li>
<li>duruş bozuklukları( bilgisayar kullanma, şoförlük)</li>
<li>kamburluk</li>
<li>omurganın yana eğrilikleri</li>
<li>juvenil kifoz(özellikle gelişme döneminde erkek çocuklarda görülen bir çeşit kamburluk)</li>
<li>hiparostosis ( daha çok erkeklerde görülen bir çeşit kireçlenme )</li>
<li>iç organlardan yansıyan ağrılar</li>
<li>interkostol nevralji</li>
<li>sırt bölgesinde fıtık ve kireçlenmeler boyun bölgesindeki fıtık ve kireçlenme ağrılarının sırta yansıması ( bu durumda özellikle kürek kemikleri arasında ve altında ağrı olur )</li>
<li>osteoporoz ( kemik erimesi )</li>
<li>iltihaplı romatizmalar ( ankilozan spondilit )</li>
<li>multipl miyelom ( bir çeşit kemik tümörü )</li>
<li>kemik tüberkülozu</li>
<li>çökme kırıkları</li>
<li>iyileşmiş omurga kırıkları</li>
</ul>
<p><strong>Sırt ağrıları hangi durumlarda tehlikelidir?</strong></p>
<ul>
<li>şiddetli ağrı</li>
<li>gece terlemesi</li>
<li>zayıflama</li>
<li>boy kısalması</li>
<li>bacaklarda kuvvet kaybı, uyuşma</li>
<li>kan tahlilinde yüksek sedimantasyon, idrarda protein</li>
<li>solunum sıkıntısı</li>
</ul>
<p>Sırt ağrısına yukarıda bulgular ve belirtiler eşlik ediyorsa durum ciddiye alınmalı ve mutlaka ileri tetkikler yapılmalıdır.</p>
<p>Sırt ağrıları büyük çoğunlukla mekanik, dejeneratif bozukluklar ya da bel veya boyundan yayılan ağrılara bağlıdır.</p>
<p><strong>Tedavi nasıldır?</strong></p>
<p>Mekanik ve dejeneratif bozukluklara bağlı sırt ağrılarının tedavileri birbirine benzer. Kas gevşeticiler, antiromatizmal ilaçlar, yüzeysel etkili pomatlar, ağrı kesiciler ve antidepresan ilaçlar en sık kullanılan ilaçlardır. Sırt ekstansiyon egzersizleri, bel fleksiyon egzersizleri, boyun egzersizleri ve omuz kaslarını kuvvetlendirici egzersizler en sık yapılan egzersizler. Fibromiyalji ve miyofasial ağrılı hastalarda tetik nokta enjeksiyonları ve soğuk spray uygulamaları oldukça faydalıdır.</p>
<p>Fizik tedavi uygulamaları çoğu hasta için tedavi edicidir. Mekanik ve dejeneratif hastalıkların dışındaki hastalıklar sebeplerine göre tedavi edilirler</p>
<p><strong>Alternatif Tedavi Yöntemi : </strong></p>
<p><a href="http://dogalguc.net/315-power-magnetic-manyetik-sirt-yelegi.html">Power Magnetic ( Manyetik Sırt Yeleği ) </a></p>
<p>Manyetik Özellikli Sırt Yeleği ağrılarınızın en kolay çözümü olabilir.</p>
<p><strong><a title="Manyetik Sırt Yeleği" href="http://dogalguc.net/315-power-magnetic-manyetik-sirt-yelegi.html">Power Magnetic</a><a href="http://dogalguc.net/315-power-magnetic-manyetik-sirt-yelegi.html">Manyetik Sırt Yeleği</a></strong></p>
<p>Bel Destekli Manyetik Sırt Korsesi&#8217;ni denedikten sonra onun rahatlığı ve konforuna çok alışacaksınız. Çünkü, güçlü ve etkili Sermin Manyetik Sırt Korsesi sırt ve bel ağrılarınızın azalmasına, kaslarınızın gevşemesine kan dolaşımınızın hızlanmasına yardımcı olur.</p>
<p>Güçlü etkili manyetik bel destekli sırt korsesi ağrılarınızın azalmasına, kaslarınızın gevşemesine yardımcı olacak.</p>
<ul>
<li> Manyetik Korse kaslarınızın gevşemesine ve günlük aktivitelerinizde karşılaştığınız sırt ve bel ağrılarınızın azalmasına yardımcı olur.</li>
<li> Manyetik Korse bel bölgesini desteklerken aynı zamanda kronikleşmiş sırt ağrılarınının giderilmesine yardımcı olur.</li>
<li>Manyetik Korse ayrıca spor incinme ve kas ağrılarında da etkilidir.</li>
<li> Manyetik Korse yi denedikten sonra onun rahatlığı ve konforuna çok alışacaksınız.</li>
<li> Manyetik Korse , belinizi rahatça sararak, kan dolaşımının hızlanmasını sağlar.</li>
<li>Stratejik olarak 12 noktaya yerleştirilen bu magnetler sayesinde, sırt kısmınız ve spinal bölgelerinizde karşılaştığınız ağrılardan dolayı, zorlaşan günlük hayatınızı kolaylaştırmak hedeflenmiştir.</li>
<li>Bel ve sırt bölgenizdeki olumlu etkisini kısa zamanda görecek ve Manyetik Korse nin güçlü etkisini hissedeceksiniz.</li>
<li>Kaliteli malzemeden üretilmiştir.</li>
<li>Daha rahat ve daha yumuşak ürün!</li>
<li> Mıknatıslar iki sıra dizildiği için sırtınıza batmaz!</li>
<li>Rahat kullanımı sayesinde Elbise yada gömleğinizin altına giyerek gündelik yaşamınızda rahatlıkla kullanabilirsiniz.</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Kullanılır?</strong></p>
<p>Manyetik bölümü vücudunuza temas edecek şekilde yerleştirin ve belinizin etrafına sarın. Kemerin genişliğini, bantlı bölümden ayarlayabilirsiniz.</p>
<p><strong>Kimler Bel Korsesi Kullanamaz:</strong></p>
<p>· Kalp pili, otomatik defibrilatör, ensülin pompası kullanan kişilerin kullanmaması gereklidir.</p>
<p>· Açık yara üzerinde kullanılmaması gereklidir</p>
<p>· Vücut içerisinde platin, metal çivi ve protesi olan kişilerin doktor kontrolünde kullanması tavsiye edilmektedir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2012/01/13/power-magnetic-sirt-yelegi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Manyetik Sırt Yeleği</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/12/24/manyetik-sirt-yelegi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=manyetik-sirt-yelegi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/12/24/manyetik-sirt-yelegi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Dec 2011 14:30:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrılardan kurtulma]]></category>
		<category><![CDATA[bel ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[manyetik sırt yeleği]]></category>
		<category><![CDATA[sırt ağısı]]></category>
		<category><![CDATA[vücud ağrısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1550</guid>
		<description><![CDATA[


Power Magnetic ( Manyetik Sırt Yeleği ) 
Manyetik Özellikli Sırt Yeleği ağrılarınızın en kolay çözümü olabilir.
Power Magnetic Manyetik Sırt Yeleği
Bel Destekli Manyetik Sırt Korsesi&#8217;ni denedikten sonra onun rahatlığı ve konforuna çok alışacaksınız. Çünkü, güçlü ve etkili Sermin Manyetik Sırt Korsesi sırt ve bel ağrılarınızın azalmasına, kaslarınızın gevşemesine kan dolaşımınızın hızlanmasına yardımcı olur.
Güçlü etkili manyetik bel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://dogalguc.net/315-power-magnetic-manyetik-sirt-yelegi.html"><img class="alignleft size-medium wp-image-1551" title="sırt_yeleği" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/sırt_yeleği-300x300.jpg" alt="sırt_yeleği" width="300" height="300" /></a></p>
<p><a href="http://dogalguc.net/315-power-magnetic-manyetik-sirt-yelegi.html"><strong>Power Magnetic ( Manyetik Sırt Yeleği ) </strong></a></p>
<p>Manyetik Özellikli Sırt Yeleği ağrılarınızın en kolay çözümü olabilir.</p>
<p><a href="http://dogalguc.net/315-power-magnetic-manyetik-sirt-yelegi.html"><strong>Power Magnetic Manyetik Sırt Yeleği</strong></a></p>
<p>Bel Destekli Manyetik Sırt Korsesi&#8217;ni denedikten sonra onun rahatlığı ve konforuna çok alışacaksınız. Çünkü, güçlü ve etkili Sermin Manyetik Sırt Korsesi sırt ve bel ağrılarınızın azalmasına, kaslarınızın gevşemesine kan dolaşımınızın hızlanmasına yardımcı olur.</p>
<p>Güçlü etkili manyetik bel destekli sırt korsesi ağrılarınızın azalmasına, kaslarınızın gevşemesine yardımcı olacak.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/12/24/manyetik-sirt-yelegi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Grip Nasıl Geçer ?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/09/08/grip-nasil-gecer.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=grip-nasil-gecer</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/09/08/grip-nasil-gecer.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Sep 2011 08:02:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[grip nasıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[grip soğuk algınlıgı]]></category>
		<category><![CDATA[gripten korunmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1538</guid>
		<description><![CDATA[


Toplu yerlerde ve kapalı ortamlarda bulunan kişilerde hastalığı almak kolaylaşır. Hastalık kişiden kişiye solunum yolu ile geçer. Hastalığa yakalanmış kişinin hapşırma veya öksürme ile havaya verdiği su damlacıklarının içindeki virüsün sağlıklı kişi tarafından solunması ile bulaşır. Su damlacıkları iki saat boyunca havada kalabilir ve insanlara hastalığı bulaştırabilir.
Bu yüzden kapalı mekanlarda birbirlerine yakın çalışanlar veya okullardaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1539" title="grip" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/grip.jpg" alt="grip" width="243" height="208" /></p>
<p>Toplu yerlerde ve kapalı ortamlarda bulunan kişilerde hastalığı almak kolaylaşır. Hastalık kişiden kişiye solunum yolu ile geçer. Hastalığa yakalanmış kişinin hapşırma veya öksürme ile havaya verdiği su damlacıklarının içindeki virüsün sağlıklı kişi tarafından solunması ile bulaşır. Su damlacıkları iki saat boyunca havada kalabilir ve insanlara hastalığı bulaştırabilir.</p>
<p>Bu yüzden kapalı mekanlarda birbirlerine yakın çalışanlar veya okullardaki öğrenciler özellikle risk altındadır.</p>
<p>Grip için Bitkisel Tedavi Önerileri :</p>
<p>* Grip salgın halinde iken bol bol sarımsak yenmeli, evde gripli biri varsa odasının bir köşesine soyulmuş sarımsak konması hastalığın bulaşmasını engellemek için bir önlemdir.</p>
<p>* Ekmek üstüne dilimlenerek yenen bolca soğan, bedeni zararlı maddelerden arındırır ve sinir sistemini güçlendirir.</p>
<p>* Bol bol C vitamini yönünden zengin olan portakal, mandalina, greyfurt ve limon yenmelidir.</p>
<p>* Muz haşlaması yapılıp suyu içilir. Ayrıca bolca muz yemek de faydalıdır.</p>
<p>* İki çay kaşığı çiğ kahve, bir yumurtanın sarısı ile karıştırılarak içine bir tatlı kaşığı limonun suyu ilave edilir. Bu karışımı hap haline getirerek yutun. Gribinize iyi geldiğini göreceksiniz.</p>
<p>* Adaçayı, gargara yapılarak içilir.</p>
<p>*1 kilo suyun içine 30 gram çuha çiçeği kökü atılır ve haşlanır. Süzülerek ılık ılık günde 3 bardak içilir.</p>
<p>* 1 kilo suda 50 lavanta çiçeği haşlanır. Süzülerek çay gibi içilir.</p>
<p>* 1 kilo suda 10 gram kuru incir, 10 gram kuru üzüm haşlanır. İçine 5 tane muz ezilip konur. Hastalık geçene kadar bu karışımdan yemeye devam edilir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/09/08/grip-nasil-gecer.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panik Atak</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/08/16/panik-atak.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=panik-atak</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/08/16/panik-atak.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Aug 2011 08:22:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[panik atak]]></category>
		<category><![CDATA[Panik atak neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[panik atak nedir]]></category>
		<category><![CDATA[panik yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[panikleşmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1529</guid>
		<description><![CDATA[

Panik atak, aniden ortaya çıkan yoğun korku, sıkıntı ve endişe nöbetidir. Bu nöbet şiddetli olarak genellikle 10-30 dakika arası sürer ve sonra yavaş yavaş şiddeti düşer.
Panik atak nöbeti yaşayan kişi çok kötü birşey olacağı veya öleceği hissine kapılır. Kendisini kurtaracak birisi veya bir sağlık kuruluşu arar. Genellikle bir sağlık kuruluşuna giden hasta psikolojik olarak rahatlama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1530" title="panik_atak" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/panik_atak.jpg" alt="panik_atak" width="251" height="300" />Panik atak, aniden ortaya çıkan yoğun korku, sıkıntı ve endişe nöbetidir. Bu nöbet şiddetli olarak genellikle 10-30 dakika arası sürer ve sonra yavaş yavaş şiddeti düşer.</p>
<p>Panik atak nöbeti yaşayan kişi çok kötü birşey olacağı veya öleceği hissine kapılır. Kendisini kurtaracak birisi veya bir sağlık kuruluşu arar. Genellikle bir sağlık kuruluşuna giden hasta psikolojik olarak rahatlama hisseder.</p>
<p>Panik atak belirtileri şöyledir. Nöbet sırasında bu belirtilerin yarısı kadarı gerçekleşir.</p>
<p>*Çarpıntı, kalp atışlarını duyumsama, göğüste basınç bazen sol kola yayılan ağrı ve uyuşmalar…<br />
*Terleme (Sıcak – soğuk boşalımlar, bazen üşüme bazen alevlerin basması hissi)<br />
*Titreme-sarsılma-itilme hissi<br />
*Boğulma ve nefes alamama hali<br />
*Soluğun kesilmesi (Derin nefes alma ihtiyacı, havanın yetmemesi gibi hisler)<br />
*Göğüste daralma, sıkışma, ağrı duyumsama<br />
*Bulantı, karında ağrı, şişkinlik, gaz oluşması, geğirti. (Bazen mideden başlayıp boğaza doğru yayılan kalkışma rahatsızlık hali)<br />
*Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma hali<br />
*Derealizasyon (Gerçek dışılık duyguları panik yaşandığında olaylar bir sis perdesinin gerisinde algılanır, cisimler küçülür her şey bulanıklaşır yada depersonalizasyon (Benliğinden ayrılmış olma hali: sanki bedenle ruh birbirinden ayrılıyor ve kişide kendisini hissedememe, algılayamama, kendisine yabancılaşma durumu oluşur)<br />
*Panik anında kontrolünü kaybedeceği yada çıldıracağı korkusu (Kendisine, çocuklara, çevreye zarar verme korkusu)<br />
*O esnada”yaşamım buraya kadarmış”duygususu-ölüm korkusu<br />
*Ellerde, kollarda, bacaklarda, başta ve birçok yerde uyuşmalar, yanmalar karıncalanmalar, diken diken olma halleri<br />
*Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/08/16/panik-atak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigaranın Zararları.</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/08/13/sigaranin-zararlari.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=sigaranin-zararlari</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/08/13/sigaranin-zararlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Aug 2011 08:54:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sigara kanser yapar]]></category>
		<category><![CDATA[sigara öldürür]]></category>
		<category><![CDATA[sigara pis ağız kokusu yapar]]></category>
		<category><![CDATA[sigaranın zararları]]></category>
		<category><![CDATA[sigarayı bırakmak istemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1525</guid>
		<description><![CDATA[


Sigaranın, vücudun çeşitli organlarında yaptığı tahribat ve kanserin yanında cilt sağlığı ve güzelliğinize de zararları vardır. İşte sigaranın zararları:
*Ağız kokusu yapar, diş ve diş eti hastalıklarına yol açar.
*Dudak, yanak ve gırtlak kanserine neden olur. Hatta sigarayı yakmadan dudağında taşıyan yada tütün çiğneyenlerde de ağız için kanserleri görülür.
*Dilde, tat alma duyusunda bozulmalar olur.
*Beyin hücrelerinin ölümüne yol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1526" title="sigaranin-zararlari" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/sigaranin-zararlari-300x183.jpg" alt="sigaranin-zararlari" width="300" height="183" /></p>
<p>Sigaranın, vücudun çeşitli organlarında yaptığı tahribat ve kanserin yanında cilt sağlığı ve güzelliğinize de zararları vardır. İşte sigaranın zararları:</p>
<p>*Ağız kokusu yapar, diş ve diş eti hastalıklarına yol açar.<br />
*<strong>Dudak, yanak ve gırtlak kanserine neden olur. Hatta sigarayı yakmadan dudağında taşıyan yada tütün çiğneyenlerde de ağız için kanserleri görülür.</strong><br />
*Dilde, tat alma duyusunda bozulmalar olur.<br />
*Beyin hücrelerinin ölümüne yol açar. Öğrenme bozuklukları, hafıza zayıflığı ve erken bunama görülür.<br />
*Göz merceğinin saydamlığının azalmasına yani katarakta sebep olur.<br />
*Cildin yapısının bozulmasına neden olur. Leke ve kırışıklık oluşur. Selülitlere sebep olur.<br />
*Burunda koku alma duyusu azalır.<br />
*Sinüzit, farenjit, bademcik ve orta kulak iltihabı gibi üst solunum yolu hastalıklarına yol açar.<br />
*Damar sertliğini hızlandırır. Beyin ve kalpte damar tıkanıklığına neden olur. Kalp krizi ve tansiyon yükselmesi görülür.<br />
•Erkeklerde iktidarsızlığın başlıca sebeplerindendir. Ayrıca mesane kanserinin önemli nedenlerindendir.<br />
*<strong>Akciğerlerde çeşitli hasarlara, astım ve kronik bronşit gibi hastalıklara neden olur. Bronşlarda ve akciğerlerde birçok çeşit kanserin oluşmasına neden olur.</strong><br />
*Gastrit, ülser ve reflü hastalığına sebep olur. Mide ve yemek borusu kanserine yol açar.<br />
*Gebelikte tüketilen sigara düşük doğumlara ve bebekte gelişme geriliğine neden olur.<br />
*Erken menopoz ve rahim kanserinin sebebidir.<br />
*Parmaklarda sararmaya ve tırnaklarda zayıflamaya yol açar.<br />
<strong>*Kemik erimesine neden olur.</strong><br />
*Burger hastalığına sebep olur. Bu haslatık, el ve ayaklardan başlayarak tıkanıklığa yol açar ve uzuvların kesilmesi gerekir.<br />
*Vücutta yorgunluk, uykusuzluk hali, stres, gerilim, performansta düşme ve reflekslerde azalma görülür.<br />
<strong>*Pankreas kanseri riski artar.</strong><br />
*Hastalık, yara ve ameliyat tedavileri uzun sürer.<br />
*Kullanılan ilaçları etkisizleştirebilir.<br />
*Bütçenize yük olur, çevre kirliliğine yol açar, yangınların en önemli sebeplerindendir.<br />
*Çocuklarınız kanseri önleyen genlerden yoksun hayata gelir.<br />
*Hamilelerde %10-15 eksik kiloda doğuma ve bebek zeka eksikliğiyle doğar.<br />
<strong>*Çevrenizdekileri de bu zararları verirsiniz. Çocuğunuzun sigaraya başlama oranı daha fazladır.</strong></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/08/13/sigaranin-zararlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneş Çarpması</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/08/05/gunes-carpmasi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=gunes-carpmasi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/08/05/gunes-carpmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Aug 2011 14:05:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Çarpması]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş çarpması belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Güneşden Korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[Sıcak havalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1507</guid>
		<description><![CDATA[


Güneş çarpması:
Güneş çarpması doğrudan gün ışığıaltında uzun süreli kalanlarda görülen bir sağlık sorunudur. Gün ışığını alan vücudun ısı  dengesi bozulur ve çeşitli yan etkilerle kendini gösteren güneş çarpması meydana gelir.
Güneş çarpmasının belirtileri.
*Yaz aylarında fazlaca güneş altında kalan kişilerde
*Şiddetli baş ağrısı,
*Bulantı,
*Kusma,
*Yüksek ateş
*Gibi bulgular güneş çarpmasından şüphelenmemiz için yeterlidir.
Güneş çarpması durumunda ilk yardım.
*Her şeyden önce hasta serin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1508" title="gunes-carpmasi" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/gunes-carpmasi.jpg" alt="gunes-carpmasi" width="216" height="189" /></p>
<p><strong>Güneş çarpması:</strong></p>
<p>Güneş çarpması doğrudan gün ışığıaltında uzun süreli kalanlarda görülen bir sağlık sorunudur. Gün ışığını alan vücudun ısı  dengesi bozulur ve çeşitli yan etkilerle kendini gösteren güneş çarpması meydana gelir.</p>
<p><strong>Güneş çarpmasının belirtileri.</strong></p>
<p>*Yaz aylarında fazlaca güneş altında kalan kişilerde<br />
*Şiddetli baş ağrısı,<br />
*Bulantı,<br />
*Kusma,<br />
*Yüksek ateş<br />
*Gibi bulgular güneş çarpmasından şüphelenmemiz için yeterlidir.</p>
<p><strong>Güneş çarpması durumunda ilk yardım.</strong></p>
<p>*Her şeyden önce hasta serin bir yere taşınmalıdır.<br />
*Vücudunu sıkan giysiler mutlaka gevşetilmelidir.<br />
*Başa, kasıklara ve koltuk altına suğuk kompres uygulanmalıdır. (eğer ateş aşırı yüksekse ve düşürülemiyorsa bütün vücuda ıslak uygulanması çok yerinde olacaktır.)<br />
*Hastanın havadar bir yerde olması da önemlidir.<br />
*Hastanın bilinci yerindeyse içecek bir şeyler verilmeli ve kaybedilen su ve tuzlar yerine konmalı.<br />
*Hasta kusuyorsa baş yana çevirilmeli.<br />
<strong><br />
Güneş çarpması durumunda bunları yapmayın.</strong></p>
<p>*Hastanın bilinci yerinde değilse içecek vermeyin.<br />
*Alkol koklatmayın.<br />
*Alkollü ve gazlı içecekler vermeyin.<br />
*Katı yiyecek çok tehlikeli sonuçlar doğuracaktır. Kesinlikle hastaya yiece vermeyin.</p>
<p><strong>Çocukların güneş çarpmasından korunması için neler yapılmalıdır?</strong></p>
<p>*Sabah 10:00 ile öğleden sonra 15:00 arasında çocuklarınızı doğrudan güneş ışığında bırakmayınız.<br />
*Çocuğunuza gölge kuralını öğretin “gölgen senden küçükse güneş altında kalma” telkinini sık sık işleyin.<br />
*Koruyucu giysilere önem verin.<br />
*Koruyucu krem olarak kaliteli malzemeler kullanın.<br />
*Su ve beyaz kum gün ışığını yansıtan faktörlerdir. Kumsallarda iken korunmaya ayrıca önem verin.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/08/05/gunes-carpmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stres Nedir ?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/06/23/stres-nedir.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=stres-nedir</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/06/23/stres-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Jun 2011 10:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[stres nasıl gecer]]></category>
		<category><![CDATA[stres neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[stres sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[stresle basa cıkmak]]></category>
		<category><![CDATA[stressiz hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1497</guid>
		<description><![CDATA[


Stres Nedir?
Bazı insanlar stresi, çıkarttığı migren, yüksek tansiyon, sinir, ülser vb. hastalıklardan yola çıkarak tanımlarlar. Bazıları ise stresi artıran değiskenler üzerinde dururlar (insanlararasındaki iletişimsizlik, fazla iş, görev değişiklikleri, hızlı değişim gibi).
Her birey stresi sezgileriyle az çok algılayabilir. Fakat insanlarin çoğunun stresi tanımlaması sanıldığı kadar kolay değildir. stres, her bireyin adaptasyon yeteneğine göre verdiği tepkidir. Bazılarında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1498" title="stres" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/stres-300x300.jpg" alt="stres" width="300" height="300" /></p>
<p><strong>Stres Nedir?</strong></p>
<p>Bazı insanlar stresi, çıkarttığı migren, yüksek tansiyon, sinir, ülser vb. hastalıklardan yola çıkarak tanımlarlar. Bazıları ise stresi artıran değiskenler üzerinde dururlar (insanlararasındaki iletişimsizlik, fazla iş, görev değişiklikleri, hızlı değişim gibi).</p>
<p>Her birey stresi sezgileriyle az çok algılayabilir. Fakat insanlarin çoğunun stresi tanımlaması sanıldığı kadar kolay değildir. stres, her bireyin adaptasyon yeteneğine göre verdiği tepkidir. Bazılarında pozitif etkiler (enerji, uyarılmış davranış, migren) ortaya çıkarır.</p>
<p><strong>Stres kaçınılmazdır:</strong></p>
<p>Stres, hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır. Çünkü, insana çevredeki uyaranlar karşısında daha iyi davranma firsatini verir. sıfır stres, ölümdür. Çünkü, bu durumda birey çevreden gelen etkilere tepki vermeye yetecek enerjiden yoksun demektir.</p>
<p>Aşırı stres de ölümcül olabilir. Çünkü bu durumda birey aşırı enerji sarfetmekte ve tükenmektedir. Çözüm, her bireyin kaldırabileceği ölçüde (optimum) stres ile doyumlu ve olumlu bir hayat sürdürebilmesidir.</p>
<p>İki tür stres vardır. Bunlardan &#8220;Olumlu Stres&#8221; (iyi stres) olumlu sonuçlar çıkartır. Kaygı yerine, zor bir amaca ulaşırken bireyi meydana getiriciliği kullanmaya yönelten, kişiye doyum ve yaşama sevinci veren strestir.</p>
<p>&#8220;Olumsuz Stres&#8221; (kötü stres) ise; bireyin kendine güvenini kaybetmesine neden olan, yetersizlik duygularına sevkeden, çaresizlik, umutsuzluk ve hayal kırıklığı çıkartan sterstir. olumsuz stresin örgütsel çıkarcılığı öldürücü etkisi vardir.</p>
<p><strong>İş ortamından kaynaklanan öğeler:</strong></p>
<p>Insan, is ortamında uyum arar. Uyumun olmaması bir stres kaynağıdır. Insanı işgörmekten alıkoyacak bir engelleme çıkartır. Birçok örgüt durumun farkında olduğundan, uyum çıkartmaya yönelik çeşitli çalışmalar yapıyor. Bu çalışmalardan birçoğu maalesef basarılı olamıyor.</p>
<p>Uyumlaştırma aşağidaki üç durumun varlığına bağlıdır</p>
<p><strong>Stresle başa çıkmak ve huzurlu yaşamak için öneriler: </strong></p>
<p>*Kendinizi, sözde stres yaratan belirli ve kaynakları tanıyın.</p>
<p>*Kişiler arasi iyi iliskiler kurun.</p>
<p>*Bedeninizi kontrol edin.</p>
<p>*Dengeli beslenin.</p>
<p>*Bugünün işini yarına bırakmayın.</p>
<p>*&#8221;Her işi yaparım&#8221; ya da &#8220;Hiçbir şey yapamam&#8221; demeyin.</p>
<p>*Zihinsel özelliklerinizi doğru değerlendirin.</p>
<p>*Yitirdiklerinizin nedenini arayin.</p>
<p>*Zamanin tutsağı olmayın.</p>
<p>*&#8221;Hayır&#8221; demeyi bilin.</p>
<p>*Önce özeleştiri yapın ve herkes tarafından sevilmeyi beklemeyin.</p>
<p>*Yapabileceklerinizle yetinmeyi bilin.</p>
<p>*Kendinizi vazgeçilmez görmeyin.</p>
<p>*Alkolik gibi işkolik olmayın.</p>
<p>*İşinizi gerçek olanaklarınızla uyumlu kılın.</p>
<p>*Dinlenmeyi bilin.</p>
<p>*Spora zaman ayırın, fizik egzersiz yapın.</p>
<p>*Solunumunuzu denetleyin.</p>
<p>*Savunma mekanizmalarindan yararlanin.</p>
<p>*Davranışlarınızı düzenleyin.</p>
<p>*Öfkenizi yenin.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/06/23/stres-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayak Topuk Çatlakları Nasıl Önlenir ?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/05/09/ayak-topuk-catlaklari-nasil-onlenir.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=ayak-topuk-catlaklari-nasil-onlenir</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/05/09/ayak-topuk-catlaklari-nasil-onlenir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 May 2011 10:28:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[ayak kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[ayak mantarı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayak Sağlıgı]]></category>
		<category><![CDATA[topuk çatlakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1472</guid>
		<description><![CDATA[


Daha çok kuru ciltlerin problemi olan çatlaklar, topuk ve ayak tabanında görülür. Ayakları yıkadıktan sonra kurulamamak, yalınayak gezmek, küçük terlik giymek gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar.
Her banyodan sonra ponzo taşıyla yumuşak hareketlerle ölü deriyi temizleyin. Çatlak bölgeleri, içeriğinde E vitamini ve jojoba yağı bulunan ayak kremleriyle gün boyu sık sık kremleyin. Çatlaklarınız kaybolana dek, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://dogalguc.net/23-ayak-bakim-urunleri"><img class="alignleft size-medium wp-image-1474" title="Topuk-çatlaması" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/Topuk-çatlaması1-300x300.jpg" alt="Topuk-çatlaması" width="300" height="300" /></a></p>
<p>Daha çok kuru ciltlerin problemi olan çatlaklar, topuk ve ayak tabanında görülür. Ayakları yıkadıktan sonra kurulamamak, yalınayak gezmek, küçük terlik giymek gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar.</p>
<p>Her banyodan sonra ponzo taşıyla yumuşak hareketlerle ölü deriyi temizleyin. Çatlak bölgeleri, içeriğinde E vitamini ve jojoba yağı bulunan ayak kremleriyle gün boyu sık sık kremleyin. Çatlaklarınız kaybolana dek, sürekli çorap ve kapalı ayakkabı giyin.</p>
<p>Kışa girdiğimiz şu günlerde, çok sık karşılaştığımız topuk çatlamasını önleyici/tedavi edici formüller&#8230;.</p>
<p>1. Gece yatarken topuklarınıza, ezilmiş bir aspirinle karıştırdığınız vazelini sürüp çorap giyebilirsiniz. Bu sorunu çözen bir yöntem ama uzun süreli kullanımda topuklarda sararmaya yol açıyor.</p>
<p>2. Soğuk suyun içine elma sirkesi koyup yarım saat bekletebilirsiniz.</p>
<p>3. Gül losyonu ile ayağınıza masaj yapmak hem topuklara hem de tırnaklara iyi geliyor.</p>
<p>4. Aynısafa çiçeğinden elde edilen krem, yağ ya da sarı kantoron yağı cildi yenileme özelliğinden dolayı topuklara çok iyi geliyor. Aktarlarda bulabilirsiniz.</p>
<p>5. Topuklarınıza zeytin yağı sürüp, masaj yaptıktan sonra, galoş giyin ve yaklaşık 2 saat bekletin. Ya da aynı işlemi gece yapıp galoşla uyuyun.</p>
<p>6. 1 yemek kaşığı limon, 1 yemek kaşığı gliserini karıştırıp kullanın.</p>
<p>7. Kakao yağı ya da acıbadem yağı da topuklara iyi gelen formüller arasında yer buluyor.</p>
<p><a href="http://dogalguc.net/23-ayak-bakim-urunleri">Ayak Sağlıgımız Önemlidir.</a></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/05/09/ayak-topuk-catlaklari-nasil-onlenir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahar Geliyor,Polenlere Dikkat!</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/04/16/bahar-geliyorpolenlere-dikkat.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=bahar-geliyorpolenlere-dikkat</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/04/16/bahar-geliyorpolenlere-dikkat.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Apr 2011 08:34:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[bahar geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[polenlere dikkat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1435</guid>
		<description><![CDATA[

İlkbaharla birlikte artan polenler, alerjiye duyarlı kişilerde bahar nezlesini tetikliyor ve hayat kalitesini düşürüyor. Peki alerjinin kıskacından nasıl kurtulmak mümkün?
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Barlas Aydoğan, ilkbahar aylarıyla birlikte, &#8221;çiçek tozları&#8221; olarak bilinen polenlerin, rüzgar ve böcekler sayesinde çevreye dağılmaya başladığını belirtti.
Çiçek polenlerinin mevsimsel alerji riskini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1436" title="polen" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/polen.jpg" alt="polen" width="300" height="300" />İlkbaharla birlikte artan polenler, alerjiye duyarlı kişilerde bahar nezlesini tetikliyor ve hayat kalitesini düşürüyor. Peki alerjinin kıskacından nasıl kurtulmak mümkün?</p>
<p>Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Barlas Aydoğan, ilkbahar aylarıyla birlikte, &#8221;çiçek tozları&#8221; olarak bilinen polenlerin, rüzgar ve böcekler sayesinde çevreye dağılmaya başladığını belirtti.</p>
<p>Çiçek polenlerinin mevsimsel alerji riskini yaygınlaştırdığını belirten Aydoğan, &#8221;Polenlere duyarlı kişiler, tedbirli davranmalı, gerekmedikçe polenlerin çok olduğu ortamlarda bulunulmamalı&#8221; dedi.</p>
<p>Polen alerjisinin, &#8221;bahar nezlesi&#8221; olarak da bilinen hapşırık, burunda akıntı ve kaşıntı, gözlerde kızarıklık gibi belirtilerle ortaya çıktığını ifade eden Aydoğan, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Polenler alerjik rinit dediğimiz burun akıntısı, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, ağızdan nefes alıp verme gibi şikayetlere neden olur. Artan bu tür şikayetlerse kişinin yaşam kalitesini düşürür. Hatta gerekli tedbirler alınmazsa çok şiddetli hal alan bu nezle türü, astım, bronşit gibi alt solunum yolunu ilgilendiren hastalıklara da neden olur.&#8221;</p>
<p>Alerjilere karşı duyarlı kişilerin, daha önceden kullandığı ilaçları devam ettirmesi gerektiğini vurgulayan Aydoğan, alerjik tanısı yapılamamış kişilerin ise bahar nezlesi belirtisi durumunda mutlaka uzman doktora başvurması gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Polenlerin genellikle sabah saatlerinde etkili olduğunu vurgulayan Aydoğan, duyarlı kişilerin bu saatlerde gerekmedikçe dış ortamlara çıkmamaları, tatillerini ise polenlerin az olduğu deniz kenarları gibi yerlerde yapması gerektiğine dikkati çekti.</p>
<p><strong>HAVALARA ALDANMAYIN</strong></p>
<p>Aydoğan, polenlerin yanı sıra mevsimsel geçiş dönemi olan bugünlerde sıcak-soğuk farklılıkları nedeniyle gribal enfeksiyon benzeri tabloların ortaya çıkmasının kolay olduğunu belirterek, &#8221;Havalara aldanmayın&#8221; dedi. Vücutta sıcaklık farkları nedeniyle terleme-soğuma durumlarının fazla olduğuna dikkati çeken Aydoğan, şunaları kaydetti: &#8221;İnsanlar kış ayları gibi kalın giyeceklerle dışarı çıkıyor, terlediği zaman da ter üzerinde soğuyor.</p>
<p>Sıcaklara aldananlar ise ince giyinip soğuk alıyor. Kış mevsimini tam olarak atlatmadığımız için tedbirli olmak gerek. Dışarı çıkarken üzerimize mutlaka hırka benzeri giyecekler almalıyız.</p>
<p>Toplu yaşam alanlarında ise gribal enfeksiyona yol açacak virüslere dikkat etmemiz gerekli.&#8221; Vücudun vitamin ihtiyacının her zaman göz önünde tutulması gerektiğini de vurgulayan Aydoğan, özellikle kış aylarında kullanımı artan C vitamininin bu aylarda da alınması gerektiğini kaydetti.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/04/16/bahar-geliyorpolenlere-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yazın Ter Kokusu Kabus Olmasın!</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/03/17/yazin-ter-kokusu-kabus-olmasin.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=yazin-ter-kokusu-kabus-olmasin</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/03/17/yazin-ter-kokusu-kabus-olmasin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Mar 2011 07:44:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[koltuk altı kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[ter kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[ter kokusu nasıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[terlemek]]></category>
		<category><![CDATA[yaz geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[yazın aşırı terleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1409</guid>
		<description><![CDATA[


Ter kokusu problemi aslında sadece kişinin kendisinin değil, çevresinin de olmaya başlıyor gerekli önlemler alınmazsa. Gerçi sıcaklardan bağımsız olarak da, ter ve vücut kokusu yıl boyunca topluluk içinde koku yayan bir kişiyi utandırabilir ve çevresindekileri rahatsız edebilir.
Fiziksel aktivite yaptığımızda, sıcakta yürürken ya da bir konuşma yaparken vücudumuz doğal olarak ter üretir, yani terleriz. Terlemek vücudun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://dogalguc.net/521-body-care-erkek-.html"><img class="alignleft size-full wp-image-1410" title="ter" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/ter.jpg" alt="ter" width="160" height="120" /></a></p>
<p><a href="http://dogalguc.net/522-body-care-bayan.html">Ter kokusu problemi</a> aslında sadece kişinin kendisinin değil, çevresinin de olmaya başlıyor gerekli önlemler alınmazsa. Gerçi sıcaklardan bağımsız olarak da, ter ve vücut kokusu yıl boyunca topluluk içinde koku yayan bir kişiyi utandırabilir ve çevresindekileri rahatsız edebilir.</p>
<p>Fiziksel aktivite yaptığımızda, sıcakta yürürken ya da bir konuşma yaparken vücudumuz doğal olarak ter üretir, yani terleriz. Terlemek vücudun aşırı ısınmasını önleyen bir soğutma mekanizmasıdır. İnsanlarla yakın temasta olan kişiler eğer <a href="http://dogalguc.net/25-vucut-bakim-urunleri">ter kokusu ile mücadele etmezse hiç farkında olmadan çevrelerine büyük rahatsızlık verebilirler. </a></p>
<p><a href="http://dogalguc.net/521-body-care-erkek-.html">Ter kokusundan şikayetçi olan ve aşırı terleme problemi yaşayan kişilerin tercih ettiği süper bir Ter önleyici. Gündelik kullanıma uygun ter kokusunu ve aşırı terlemeyi durdururak daha ferah ve rahat zaman geçirmenizi sağlar.</a></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/03/17/yazin-ter-kokusu-kabus-olmasin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evelle Altın Çilek Faydaları Nelerdir ?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/03/08/evelle-altin-cilek-faydalari-nelerdir.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=evelle-altin-cilek-faydalari-nelerdir</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/03/08/evelle-altin-cilek-faydalari-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Mar 2011 09:35:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Altın çilek]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl Zayıflanır]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı zayıflama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1393</guid>
		<description><![CDATA[


Evelle Altın Çilek ( Golden Strawberry )
Sağlıklı, Orantılı ideal bir bedene sahip olmanın doğal yolu. Zayıflarken sağlığınızı kaybetmemeniz için bitkisel gıda takviyesi ile spor destekli zayıflayabilmeniz ve sağlık problemleri yaşamamanız için bu ürünü size tavsiye ediyoruz.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://dogalguc.net/749-evelle-altin-cilek-golden-strawberry-.html"><img class="alignleft size-medium wp-image-1394" title="749-1052-thickbox" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/749-1052-thickbox-300x300.jpg" alt="749-1052-thickbox" width="300" height="300" /></a></p>
<p><a href="http://dogalguc.net/749-evelle-altin-cilek-golden-strawberry-.html">Evelle Altın Çilek ( Golden Strawberry )</a></p>
<p>Sağlıklı, Orantılı ideal bir bedene sahip olmanın doğal yolu. Zayıflarken sağlığınızı kaybetmemeniz için bitkisel gıda takviyesi ile spor destekli zayıflayabilmeniz ve sağlık problemleri yaşamamanız için bu ürünü size tavsiye ediyoruz.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/03/08/evelle-altin-cilek-faydalari-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Selülit Hastalığı</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/02/18/selulit-hastaligi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=selulit-hastaligi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/02/18/selulit-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Feb 2011 09:13:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[selülit]]></category>
		<category><![CDATA[selülit kremi]]></category>
		<category><![CDATA[vücut sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1354</guid>
		<description><![CDATA[


Yakın bir zaman öncesine kadar selülitin nedenini bulmak için yapılmış olan çok az sayıda araştırma vardır. Bunun sonucunda ise birçok varsayım ortaya atılmış olsa da pek az soruya yanıt bulunabilmiştir.
Son zamanlarda yapılan araştırmalar selülitin başlıca iki nedeni olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Yağı çevreleyen bağ doku destek sisteminin sertleşmesidir. Bu kısımlara bağ dokusu bölmeleri (fibröz septa) denilmektedir. Bunlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://dogalguc.net/25-vucut-bakim-urunleri"><img class="alignleft size-full wp-image-1355" title="742-1037-large" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/742-1037-large.jpg" alt="742-1037-large" width="300" height="300" /></a></p>
<p>Yakın bir zaman öncesine kadar selülitin nedenini bulmak için yapılmış olan çok az sayıda araştırma vardır. Bunun sonucunda ise birçok varsayım ortaya atılmış olsa da pek az soruya yanıt bulunabilmiştir.</p>
<p><a href="http://dogalguc.net/25-vucut-bakim-urunleri">Son zamanlarda yapılan araştırmalar selülitin başlıca iki nedeni olduğunu ortaya çıkarmıştır.</a></p>
<p><a href="http://dogalguc.net/25-vucut-bakim-urunleri">Yağı çevreleyen bağ doku destek sisteminin sertleşmesidir</a>. Bu kısımlara bağ dokusu bölmeleri (fibröz septa) denilmektedir. Bunlar kollajen yapısındadır.</p>
<p>Zamanla bu bölmeler sertleşmekte ve kısalmaktadır.</p>
<p>Bu kısalma, selüliti karakterize eden çukurumsu görünümün büyük bir bölümünde etkendir.</p>
<p>Ayrıca, bu büzülüp kısalmadan dolayı kan damarları ve lenf dolaşım sistemi de bloke olmakta ve kan akımının bu şekilde engellenmesi fibröz septaları daha da sertleştirmektedir.</p>
<p>Lenf sisteminin bloke olması ise kalın, kaba ve düzensiz bir deri görünümüne neden olmaktadır.</p>
<p>Selülitin başlıca nedenlerinden ikincisi ise yağ hücrelerinin <a href="http://dogalguc.net/25-vucut-bakim-urunleri">“retiküler dermis</a>” olarak bilinen derinin alt kısmı içinde çıkıntı oluşturmasıdır. Bu çıkıntılar ise çukurlaşmayı arttırarak görünümü daha da kötüleştirmektedir.</p>
<p>Selülit tedavilerinde gerçekten iyi sonuçlara ulaşılabilmesi için bu sorunların ikisinin de masaya yatırılması gereklidir.</p>
<p>Son döneme kadar uygulanan tedavilerde bu sorunlardan herhangi birine ilişkin etkili bir yöntem mevcut olmadığı gibi ikisine birden yönelen tedaviler ise çok daha az sayıda ve verimsiz olmuştur.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/02/18/selulit-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçük Gögüs Nasıl Büyür ?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/02/14/kucuk-gogus-nasil-buyur.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=kucuk-gogus-nasil-buyur</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/02/14/kucuk-gogus-nasil-buyur.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Feb 2011 15:50:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük Meme]]></category>
		<category><![CDATA[küçük Meme Nasıl büyür]]></category>
		<category><![CDATA[meme büyütmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1333</guid>
		<description><![CDATA[


Küçük Gögüs
Çağımızda birçok Kadın küçük göğüs sorunundan müzdariptir.
Yapılan araştırmalarda erkeklerin çok büyük bir kısmının kadınlarda büyük göğüsleri daha seksi buldukları bilinmektedir.
Küçük Göğüslü bayanlar göğüslerini büyük göstermek için her ne kadar sütyen veya kıyafet hilelerine başvursalar da partnerleri ile yatağa girdiklerinde çıplaklık halinde partnerinin göğüslerini beğenmeme olasılığı psikolojik açıdan her kadını etkilemektedir.
Küçük göğüs problemi için Göğüs [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1337" title="meme-b" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/meme-b-193x300.jpg" alt="meme-b" width="193" height="300" /></p>
<p><a href="http://dogalguc.net/17-gogus-sagligi-urunleri">Küçük Gögüs</a></p>
<p>Çağımızda birçok <a href="http://dogalguc.net/17-gogus-sagligi-urunleri">Kadın küçük göğüs</a> sorunundan müzdariptir.</p>
<p>Yapılan araştırmalarda erkeklerin çok büyük bir kısmının kadınlarda büyük göğüsleri daha seksi buldukları bilinmektedir.</p>
<p>Küçük Göğüslü bayanlar göğüslerini büyük göstermek için her ne kadar sütyen veya kıyafet hilelerine başvursalar da partnerleri ile yatağa girdiklerinde çıplaklık halinde partnerinin göğüslerini beğenmeme olasılığı psikolojik açıdan her kadını etkilemektedir.</p>
<p>Küçük göğüs problemi için <a href="http://dogalguc.net/17-gogus-sagligi-urunleri">Göğüs büyütücü ürünleri</a> veya estetik cerrahiyi tercih eden bir çok bayan vardır.</p>
<p>Diğer Yandan günümüzde kadınlar artık küçük göğüsü tercih etmeye başladı&#8230;</p>
<p>Dünyada tercih edilen<a href="http://dogalguc.net/17-gogus-sagligi-urunleri"> göğüs ölçüsü 85&#8242;ten 80&#8242;e indi</a>. Peki kadınlar büyük göğüs isteklerinden neden vazgeçti?</p>
<p>Kadınların çeşitli sıkıntılardan kurtulmak ve yaşam kalitelerini artırmak için göğüslerini küçülttüğü, dünyada tercih edilen göğüs ölçüsünün de 85&#8242;ten 80&#8242;e indiği bildirildi.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/02/14/kucuk-gogus-nasil-buyur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şişmanlık (Obezite)</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/02/10/sismanlik-obezite.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=sismanlik-obezite</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/02/10/sismanlik-obezite.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Feb 2011 09:05:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[diyet yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl zayıflarım]]></category>
		<category><![CDATA[şişmanlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1311</guid>
		<description><![CDATA[



Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur.
Tıp dilinde obesite denir.
İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlandıkları, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları, romatizmal hastalıkların tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir.
Bu nedenle şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak gerekir.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://dogalguc.net/745-herbal-home-nar-cekirdegi-zayiflamaya-yardimci-kapsul.html"><br />
</a><a href="http://dogalguc.net/16-diyet-ve-zayiflama-urunleri"><img class="alignleft size-full wp-image-1312" title="sismanlik" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/sismanlik.jpg" alt="sismanlik" width="300" height="296" /></a></p>
<p>Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur.</p>
<p><a href="http://dogalguc.net/745-herbal-home-nar-cekirdegi-zayiflamaya-yardimci-kapsul.html">Tıp dilinde obesite denir.</a></p>
<p>İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlandıkları, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları, romatizmal hastalıkların tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir.</p>
<p><a href="http://dogalguc.net/745-herbal-home-nar-cekirdegi-zayiflamaya-yardimci-kapsul.html">Bu nedenle şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak gerekir.</a></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/02/10/sismanlik-obezite.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüksek Tansiyen Diğer Bir Adıyla Hiper Tansiyon</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/12/01/yuksek-tansiyen-diger-bir-adiyla-hiper-tansiyon.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=yuksek-tansiyen-diger-bir-adiyla-hiper-tansiyon</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/12/01/yuksek-tansiyen-diger-bir-adiyla-hiper-tansiyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Dec 2010 11:57:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[hiper tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek tansiyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1293</guid>
		<description><![CDATA[


Hiper Tansiyon
Tansiyon yüksekliği
Büyük tansiyonun kişinin yaşına göre yüksek olmasına halk arasında tansiyon yüksekliği, tıp dilinde ise hipertansiyon denir. Bir çok hastalıkta tansiyon yüksekliği görülür. Mesela kalbin sol bölümünün büyümesinde, böbrek hastalıklarında, damar sertliğinde, kan hücrelerinin çoğalmasında, şişmanlıkta ve iç salgı bezleri hastalıklarında kan basıncı artar. tansiyon yüksekliğinin belirtileri arasında yorgunluk, sinirlilik, çarpıntı, baş dönmesi, uykusuzluk, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1294" title="Tansiyon" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/Tansiyon.jpg" alt="Tansiyon, hiper tansiyon" width="620" height="379" /></p>
<p><strong>Hiper Tansiyon</strong></p>
<p><strong>Tansiyon yüksekliği</strong></p>
<p>Büyük tansiyonun kişinin yaşına göre yüksek olmasına halk arasında tansiyon yüksekliği, tıp dilinde ise hipertansiyon denir. Bir çok hastalıkta tansiyon yüksekliği görülür. Mesela kalbin sol bölümünün büyümesinde, böbrek hastalıklarında, damar sertliğinde, kan hücrelerinin çoğalmasında, şişmanlıkta ve iç salgı bezleri hastalıklarında kan basıncı artar. tansiyon yüksekliğinin belirtileri arasında yorgunluk, sinirlilik, çarpıntı, baş dönmesi, uykusuzluk, baş ağrısı vardır.</p>
<p><strong>Başdönmeleri</strong></p>
<p>Hasta, kendisinin veya etrafındaki eşyanın boşlukta döndüğünden şikayet eder. Tıp dilinde vertigo denen baş dönmelerinin nedenleri çeşitlidir. Bunlardan başlıcaları şunlardır: Kulak ağrısı. Araç tutmaları. Ani hava değişimi. Bazı göz hastalıkları. İlaç zehirlenmeleri. Düşük veya yüksek tansiyon. Damar sertliği ve bazı kalp hastalıkları. Kansızlık ve kan hastalıkları. Mikrobik hastalıklar. Beyin hastalıkları. Sara ve bazı ruh hastalıkları. Tedaviye başlanmadan önce hastalığın gerçek nedeninin tespit edilmesi gerekir. Baş dönmelerine yapılacak ilk iş hemen oturmak veya öne eğilmek ve mümkünse hemen yatmaktır. Baş dönmesi sık sık oluyorsa mutlaka bir doktora gitmek gerekir.</p>
<p><strong>Bayılmalar</strong></p>
<p>Geçici olarak uyanıklık halinin kaybolmasına halk arasında bayılma tıp dilinde senkop denir. Bu durumda beyin hücrelerine giden oksijen azalmıştır. Bayılmanın nedeni; yorgunluk, uzun süre ayakta kalmak, ani heyecanlar, tansiyon yüksekliği, gebelik, kansızlık, damar sertliği ve kalp hastalıklarıdır. Bayılmadan önce baygınlık hissi gelir. Sonra yüz kül rengini alır. Arkasından da terleme, çarpıntı, göz kararması ve baş dönmesi görülür. Bu gibi durumlarda yapılacak ilk iş hastayı hemen yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmektir. Sonra yüzüne su serpilir ve amonyak koklatılır.</p>
<p><strong>Burun kanaması</strong></p>
<p>Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarına tıp dilinde epistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde, genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır. Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolay durdurulur ve korkulacak bir şey yoktur. tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarını durdurmak ise biraz zordur. Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip, burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdan nefes almasını ve yutkunmasını söylemektir.</p>
<p><strong>Kulak çınlaması</strong></p>
<p>Kulak çınlaması, kulak uğultusu veya kulak vızıltısına, tıp dilinde tinnitus denir. Çok çeşitli nedenleri vardır. Bunlar arasında, kulak kiri, içkulak iltihabı, ortakulak iltihabı, menier hastalığı, ateşli hastalıklar, yorgunluk, zafiyet, bazı ilaçlar, yüksek veya düşük tansiyon sayılabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir.</p>
<p><strong>Şişmanlık</strong></p>
<p>Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur. Tıp dilinde obesite denir. İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlandıkları, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları, romatizmal hastalıkların tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir. Bu nedenle şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak gerekir.</p>
<p><strong>Tansiyon</strong></p>
<p>Kan basıncına tansiyon denir. Kalp her kasılışında belirli miktardaki kanı atardamarlara pompalar. Bu sırada da, kan basıncı en yüksek seviyeye çıkar. Buna büyük tansiyon denir. Kalbin iki kasılışı arasında geçen zaman içinde ise, kan basıncı en düşük seviyeye iner. Buna da küçük tansiyon denir. Büyük tansiyon ile küçük tansiyon arasındaki fark da nabız basıncını gösterir. tansiyon yaşa bünyeye ve tansiyon ölçüldüğü andaki ruhi veya bedeni duruma göre farklılık gösterir. Yaşlandıkça tansiyon yükselmesi normaldir.<br />
<strong>Hipertansiyon, Yüksek tansiyon için Şifalı Bitkiler</strong></p>
<p><strong>Alıç</strong></p>
<p>Asabi çarpıntıları giderir. Sinir bozukluğunu geçirir. yüksek tansiyonu düşürür. Aritmide kullanılır. Uykusuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve göğüs nezlesinde faydalıdır.</p>
<p><strong>Çilek</strong></p>
<p>Körpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor. Cilt sorunları olanlar için de iyi bir meyvedir. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebirdir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler içeriyor. Çilek C vitamini ihtiyacını karşılar. Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli besinler arasında önemli bir yer tutar. Diyabetli hastalar, çileğe şeker ilave etmemek şaartıyla bu meyveyi bol bol yiyebilirler.</p>
<p><strong>Ispanak</strong></p>
<p>Kalp hastalıklarına, felce, yüksek tansiyona, yaşlılığın getirdiği göz hastalıklarına, kansere, hatta psişik rahatsızlıklara karşı da etkili bir sebze. Göz hastalıklarına ve derideki lekelenmelere karşı etkili. Ispanak içerdiği iki kimyasal madde sayesinde görme bozukluklarına karşı etkili. Haftada 6 kez ıspanak yiyenlerin yüzde 86 oranında yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan derideki lekelenmeler gibi bir sorunlarının olmayacağını gösteriyor. Ayrıca yaşla birlikte ortaya çıkan göz hastalıklarına karşı da etkili. Bir porsiyon ıspanak, günlük demir ihtiyacımızın onda birini karşılıyor.</p>
<p><strong>Kavun</strong></p>
<p>Kavun meyve olarak çok yenildiği gibi tohumları (çekirdekleri) de tıbbi olarak kullanılmaktadır. Olgun kavunların çekirdekleri kurutulur. Çekirdekler halk tababetinde öksürüğe karşı (çekirdekleri suda, suyu yarıya ininceye kadar kaynatılıp içilmesiyle) kullanılır. Ayrıca kavun, sinirleri yatıştırır, böbreklerdeki kanı temizler, taşların düşürülmesine yardımcı olur. Barsaklarda ülser ya da iltihab olanlarla, şeker hastaları ve yüksek tansiyonu olanlar yememelidir.</p>
<p><strong>Kereviz</strong></p>
<p>Kerevizde B vitamini, demir ve kireç vardır. Kereviz unutkanlığı ve sinir yorgunluğunu giderir, idrar söker, böbrek taş ve kumlarının düşürülmesine yardım eder, kan ve süt yapar, karaciğeri temizler. Şeker, yüksek tansiyon ve romatizma da da faydalıdır.</p>
<p><strong>Kestane</strong></p>
<p>Kabuklarının suda kaynatılması ile elde edilen çay, ateş düşürür ve sinirleri yatıştırır. Meyvesi kasları kuvvetlendirir. Kan dolaşımını düzenler. Varis ve basur memelerinin meydana gelmesini önler. Karaciğer yorgunluğu ve şişliğini geçirir. Kansızlığı giderir. Damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenlerle, şeker hastaları yememelidir.</p>
<p><strong>Meyankökü</strong></p>
<p>Grip, nezle, anjin ve nefes darlığına faydalıdır. Öksürük ve balgam söktürür. yüksek tansiyonu düşürür.</p>
<p><strong>Soğan ve Sarımsak</strong></p>
<p>yüksek tansiyon ve kalp hastalığı tehlikesini azaltırlar. Soğan, mide kanserine yakalanma riskini; sarımsak da bağırsak kanserine yakalanma riskini azaltıyor. Sarımsağın mayasında bulunan maddeler hücrelerin zarar görmesini önleyerek, vücudu erken yaşlanmaya karşı koruyor. Antibiyotik ve nefes darlığını gideren bileşimler içeren sarımsak bağışıklık sistemini de kuvvetlendiriyor. Kalbe ve alerjik hastalıklara karşı etkili. Soğan içerdiği kimyasal maddelerle kalbimizi güçlendiriyor ve alerjik reaksiyonları engelliyor. Newcastle&#8217;da yapılan araştırmalar, düzenli bir şekilde soğan yiyenlerin damarlarının tıkanma riskinin azaldığını gösteriyor.</p>
<p><strong>Zeytin</strong></p>
<p>Zeytinyağı, safrayı artırır. Karaciğeri çalıştırır. Karaciğer ağrılarını keser. Sarılıkta faydalıdır. Yaprak ve kabukları yüksek tansiyonu düşürür. Kandaki şeker miktarını düşürür. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/12/01/yuksek-tansiyen-diger-bir-adiyla-hiper-tansiyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vücudumuzu Yeteri Kadar Tanıyormuyuz?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/08/26/vucudumuzu-yeteri-kadar-taniyormuyuz.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=vucudumuzu-yeteri-kadar-taniyormuyuz</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/08/26/vucudumuzu-yeteri-kadar-taniyormuyuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 09:25:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[vücut ağırlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1285</guid>
		<description><![CDATA[


Vücut Ağırlığımızı Biliyormuyuz? 
Birçok insanın vücut ağırlıkları zihinlerini meşgul eder. Bütün kadınların yarısından daha fazlası ve erkeklerin üçte birinden daha fazlası biçimleri, ölçüleri ya da beden ağırlıklarından memnun değildir. Bu takıntılar, genç nüfus arasında bile oldukça yaygındır. Birçok durumda, insanlar kendilerini diğerlerinin onları gördüklerinden çok daha kötü durumda görürler. Bu konuyla ilgili ne yapabiliriz?
Vücut ağırlığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1286" title="vucut-agirligi" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/vucut-agirligi.jpg" alt="Vücudumuzu yeteri kadar tanıyormuyuz? " width="520" height="346" /></p>
<p><strong>Vücut Ağırlığımızı Biliyormuyuz? </strong></p>
<p>Birçok insanın vücut ağırlıkları zihinlerini meşgul eder. Bütün kadınların yarısından daha fazlası ve erkeklerin üçte birinden daha fazlası biçimleri, ölçüleri ya da beden ağırlıklarından memnun değildir. Bu takıntılar, genç nüfus arasında bile oldukça yaygındır. Birçok durumda, insanlar kendilerini diğerlerinin onları gördüklerinden çok daha kötü durumda görürler. Bu konuyla ilgili ne yapabiliriz?</p>
<p><strong>Vücut ağırlığı yaşam boyu sabit midir?</strong></p>
<p>Doktorun muayenehanesinin duvarında asılı bulunan ya da bir kitapta gösteri­len grafiğe dayalı sabit bir vücut ağırlığına odaklanan birçok insan vardır. Bazıları, bu sayıların sabit olduğuna ve bir yetişkinin kilosunun yaşamı boyunca değişmemesi gerektiğine inanır. Yirmili yaşlardaki vücut ağırlıklarının otuzlu, kırk­lı ve daha sonraki yaşlarda değişmeden kalması gerektiğini düşünürler.</p>
<p>Sabit bir sayıya odaklanmak, vücut ağırlığı ile ilgili yaşam boyu devam ede­bilecek olan takıntıları geliştirmenin ilk adımı olabilir. Çoğu kez insanlar, evlendik­leri zaman ya da çocuk sahibi olmadan önce hangi kiloda oldukları üzerinde dururlar. (Bu rakamları açık bir biçimde hatırlayabilmemiz tuhaf değil mi?) Bu takıntı, yaşamınızı ele geçirebilir, sağlıkla ilgili sorunlara ya da depresyona yol açabilir ve sizin genel sağlığınızı olumsuz etkileyebilir.</p>
<p><strong>İdeal olana kim karar verir?</strong></p>
<p>Bir kişinin “ideal” ağırlığını belirleyen eski ölçümler, bir sigorta şirketinin oluşturduğu boy/ağırlık şemasını temel alıyordu. Çizelgeler, en uzun ömürlü sigor­talı kişilerin boy ve ağırlık oranlarını temel alarak oluşturulmuştu. Genellikle biri, on dokuz yirmi dört yaş arasındakiler ve diğeri, otuz beş yaş ve daha yaşlı olanlar için iki şema kullanılırdı. İnsanlar, bu şemalardan boy ve yaşlarına bakarlardı. Şemalar, kişinin “ideal” olduğu otta noktaya düşmesi gereken aralığı verirdi.</p>
<p>Yıllar geçtikçe boy/ağırlık şema ölçümlerini belirleyen sağlık araştırmacıları ve beslenme uzmanları, bu ölçümlerin olması gerektiği gibi doğru olmadığını fark ettiler ve bu sayılar, yağ dağılımını içeren en uygun beden kompozisyonunu göz önünde bulundurmuyordu. Birçok insan, şemadaki sayılara çok güveniyordu ancak gerçekte bu sayılar her zaman bir bütün olarak nüfusumuzun en iyi ölçümü değildi.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/08/26/vucudumuzu-yeteri-kadar-taniyormuyuz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dizde Kireçlenme ve Tedavi Yöntemleri</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/08/18/dizde-kireclenme-ve-tedavi-yontemleri.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=dizde-kireclenme-ve-tedavi-yontemleri</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/08/18/dizde-kireclenme-ve-tedavi-yontemleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2010 08:22:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[diz kireçlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[dizde kireçlenme]]></category>
		<category><![CDATA[kireçlenme]]></category>
		<category><![CDATA[menüsküs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1276</guid>
		<description><![CDATA[


Dizde Kireçlenme
kireçlenme veya artrit diz eklem kıkırdağının parlak ve pürüzsüz yapısının bozulması ve eklemin işlevlerinin bozulmasıdır. kireçlenmelerde kıkırdakla beraber menisküslerde yırtıklar, kemik çıkıntıların oluşumu da genellikle birlikte olur. kireçlenen dizde ağrı başlar. vakit içerisinde eklem hareketleri kısıtlanır ve kireçlenme ilerledikçe bacaklar eğrilmeye başlar.
kireçlenmede hastalar ilk olarak ağrıdan yakınırlar. ağrı başlangıçta uzun ayakta kalındığında, yürüyüş sonrası [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1277" title="diz" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/diz.jpg" alt="diz kireçlenmesi ve tedavi yöntemleri " width="520" height="424" /></p>
<p><strong>Dizde Kireçlenme</strong></p>
<p>kireçlenme veya artrit diz eklem kıkırdağının parlak ve pürüzsüz yapısının bozulması ve eklemin işlevlerinin bozulmasıdır. kireçlenmelerde kıkırdakla beraber menisküslerde yırtıklar, kemik çıkıntıların oluşumu da genellikle birlikte olur. kireçlenen dizde ağrı başlar. vakit içerisinde eklem hareketleri kısıtlanır ve kireçlenme ilerledikçe bacaklar eğrilmeye başlar.</p>
<p>kireçlenmede hastalar ilk olarak ağrıdan yakınırlar. ağrı başlangıçta uzun ayakta kalındığında, yürüyüş sonrası başlar, dinlenince ve basit ağrı kesicilerle geçer. zaman geçtikçe ağrı daha kısa aktivitelerle başlar ve daha uzun sürer. basit ağrı kesiciler etki etmemeye başlar. daha da ilerleyince ağrı devamlı bir hal alır ve hiçbir ilaç ile kontrol edilemez. ağrıyla birlikte hastaların hayat standartı düşmeye başlar. hastalar önce uzun yürüyüşler gibi aktivitelerini azaltır. zaman geçtikçe hastalar alışveriş, dost ziyaretlerini yaparken zorlanmaya başlar. en ileri dönemlerde hastalar zorunlu ihtiyaçlarını bile güçlükle giderirler.</p>
<p>dizde kireçlenme diz kapağı kemiğinin altına veya ana eklemde (uyluk kemiği ile kaval kemiği arasındaki eklem) veya her ikisinde de olabilir. diz kapağı altındaki kireçlenmeleri belirgin hastalar düz yolda yürürken yakınmalar nispeten daha az iken, merdivenlerde, oturup- çömelip kalkarken belirgindir. ana eklem sorunlarında ağrı ayakta kalındığında ve yürüyüş sırasında belirgindir.</p>
<p>kireçlenme ilerleyici bir hastalıktır. yakınmalar vakit zaman azalır veya geçerse de yıllar içerisinde sorunlar artacaktır.</p>
<p>kireçlenme tanısı doktorunuz tarafından anlattıklarınız, ayakta çekilen diz röntgenleri, diz kapağı röntgenleri ile konulur. başlangıç dönemlerindeki kireçlenmelerde mr incelemeler de faydalıdır. şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir; hastaların şikayetleriyle röntgen bulguları her vakit uyuşmayabilir. zaman zaman röntgenleri çok kötü olan hastaların ağrıları az iken, çok şiddetli ağrıları olan hastalarda röntgenler nispeten iyi olabilir.</p>
<p><strong>Kireçlenmede Tedavi</strong></p>
<p>kireçlenmede tedavi hastanın radyolojik bulgularına değil şikayetlerine yönelik planlanmalıdır. hastanın ağrısını geçiren ve hayat standartını düzelten en basit tedavi en doğru tedavidir denilebilir.</p>
<p><strong>Başlıca uygulanan tedaviler;</strong></p>
<p><strong>1. Kilo verilmesi</strong></p>
<p>hastaların uygun kilolarına inmesi dize binen yükleri azalttığından hem hastalığın ilerlemesini azaltır hem de uygulanan tedavi yöntemlerinin etkinliğini ve süresini arttırır. kilo verirken bir iyetisyen kontrolünde kilo verilmesi tavsiye edilir. uygulanan diyetlerde uzun sürede yavaş kilo verilmesi tavsiye edilmektedir. unutmayın ayda 1 kilo vererek 2 yılda 20 kilo zayıflayabilirsiniz. kireçlenme gibi uzun dönemli bir hastalıkta buna zamanınız vardır.</p>
<p>65 yaş üstünde rejim teorik olarak önerilmez. ancak sıkı bir tıbbi kontrol altında çok yavaş kilo verdirilen rejimler kullanılabilir.</p>
<p><strong>2. Egzersiz ve yürüyüş;</strong></p>
<p>kireçlenmesi olan hastalar yürüyüş yapabilir. bu konuda kimi hekimler yasak uygularken kimi hekimler yürüyüş önermekte ve hastaların kafaları karışmaktadır. burada en önemli ölçüt ağrıdır. yürüyüş sırasında ve sonrasında ağrı yapmayan uzaklıkları her gün yürüyebilirsiniz. ağrınız oluyorsa da mutlaka zorlamayın.</p>
<p>ağrı ölçütü tüm sportif aktivitelerde geçerlidir. örneğin klasörde kireçlenmesi olan kişiler ağrı yapmadığı sürece tenis, golf gibi sporları yapabilirler. ağrı yaptığı vakit etkinliklerinin süresini azaltarak yapmaya devam edebilirler.</p>
<p>eğer sportif bir etkinlik yapmak diliyorsanız ya da yürüyüş yapamayacak kadar ağrınız varsa salon bisikletleri çok etkili bir egzersiz aletidir. salon bisikletinizi seçerken klasik bisiklet modeli yerine pedalın oturma yerinin önünde olduğu modellerin seçilmesi hem daha ileri yaşlarda da kullanma olanağı verir hem de bel problemleri olasılığını azaltır.</p>
<p><strong>3. Ağrı kesici ilaç tedavisi;</strong></p>
<p>ilaç olarak ağrı kesiciler ilk tercihlerdir. parasetamol, aspirin gibi basit ağrı kesiciler başlangıçta son derece etkilidir. lezyon hızla ilerleyerek son derece komplike sorunlar gelişebilir.</p>
<p>2. 45-55 yaş arası &#8211; bu yaş grubu kireçlenmeler genellikle geçirilmiş kırıklar, diz operasyonları, romatizmal hastalıklara bağlıdır. işlevi ileri derecede bozan romatizmal hastalıklara bağlı kireçlenmelerde protez seçeneği kullanılabilir. diğer hastalarda ilaç, eklem içi enjeksiyonlar, glukosamin-kondroitin tabletleri, fizik tedavi gibi yöntemler ilk olarak denenebilir. yanıt elde edilmediği durumlarda artroskopik cerrahi ve/veya yönlendirme cerrahileri kullanılabilir. bunlara yanıt vermeyen ve hayat standartını bozan hastalarda protez önerilebilir.</p>
<p>3. 55-65 yaş arası &#8211; hastalarda ilaç, eklem içi enjeksiyonlar, glukosamin-kondroitin tabletleri, fizik tedavi gibi yöntemler ilk olarak denenebilir. yanıt elde edilmediği durumlarda artroskopik cerrahi ve/veya yönlendirme cerrahileri kullanılabilir. bunlara yanıt vermeyen ve hayat standartını bozan hastalarda protez önerilebilir.</p>
<p>4. 65 yaş üzeri &#8211; hastalarda ilaç, eklem içi enjeksiyonlar, glukosamin-kondroitin tabletleri, fizik tedavi gibi yöntemler ilk olarak denenebilir. bunlara yanıt vermeyen ve hayat standartını bozan hastalarda protez önerilebilir. bu yaş grubunda hafif kireçlenmelerde veya diz kapağı altı kireçlenmelerde artroskopik cerrahi tatbik edilebilir.</p>
<p><strong>kaynak: </strong>istanbul ortopedi grubu</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/08/18/dizde-kireclenme-ve-tedavi-yontemleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazanda Uyku Düzenimize Dikkat Edelim</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/08/11/ramazanda-uyku-duzenimize-dikkat-edelim.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=ramazanda-uyku-duzenimize-dikkat-edelim</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/08/11/ramazanda-uyku-duzenimize-dikkat-edelim.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 09:43:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda uyku düzeni]]></category>
		<category><![CDATA[uyku düzeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1267</guid>
		<description><![CDATA[

Ramazanda Uyku Düzeni
Memorial Şişli Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Abdullah Özkardeş, Ramazan’da uyku düzeninin bozulmaması için önerilerde bulundu. Bir beyin fonksiyonu olan uyku, her sağlıklı kişinin yaşadığı periyodik bir eylemdir. İnsan hayatının 1/3’i uyuyarak geçmektedir. Uyku süresi, sağlıklı kişilerde farklılıklar göstermekte ve 4-11 saat arasında değişmektedir. Bu süreyi genetik özellikler belirlemektedir. Türkiye’de yapılan çalışmalara göre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><strong><a><img class="aligncenter size-full wp-image-1268" title="uyku_apnesi" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/uyku_apnesi.jpg" alt="uyku_apnesi" width="520" height="345" /></a>Ramazanda Uyku Düzeni</strong></p>
<p>Memorial Şişli Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Abdullah Özkardeş, Ramazan’da uyku düzeninin bozulmaması için önerilerde bulundu. Bir beyin fonksiyonu olan uyku, her sağlıklı kişinin yaşadığı periyodik bir eylemdir. İnsan hayatının 1/3’i uyuyarak geçmektedir. Uyku süresi, sağlıklı kişilerde farklılıklar göstermekte ve 4-11 saat arasında değişmektedir. Bu süreyi genetik özellikler belirlemektedir. Türkiye’de yapılan çalışmalara göre insanların yüzde 75’i, 7-8 saat uyumaktadır. Uykuya dalma ve uyanma saatleri de kişiye özgü durumlardır.</p>
<p><strong> Ramazan&#8217;da Uyku Düzeni Bozukluğu Hırçınlık Yapıyor </strong></p>
<p>Ramazan ayında oruç tutan kişilerde uykunun zamanlaması ve süresi önemli değişikler gösterdiği için, bu ayda uyku sorunları daha çok ortaya çıkmaktadır. Sahur ve iftar saatleri yemek zamanlarını değiştirmesinin yanı sıra, uyku düzenlerini de etkilemektedir. Ramazan ayında kişilerin uykuya dalma süreleri uzamakta ve toplam uyku süresi azalmaktadır. Gece uykusunda olan bu değişiklikler, kişinin sabahları yorgun ve dinlenmemiş olarak uyanmasına neden olabilmektedir. Bu durum, gün içerisinde uyuklamalar, dikkat ve konsantrasyon bozuklukları gibi sorunlara yol açabilir. Ramazan’da uyku düzeni bozulan kişilerde sinirlilik, endişe ve hırçınlık gibi şikayetler de olabilir.</p>
<p><strong> Çay ve Kahve Tüketimi Uyku Düzenini Bozuyor </strong></p>
<p>Ramazan’da, iftar ve sahurda tıka basa yemek yemek, uyku düzenini etkileyen bir başka önemli bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır. Sigara içen, “gündüz daha dinç tutar” olurum” düşüncesiyle yoğun bir şekilde kahve ve çay tüketen kişilerde, uyku bozuklukları ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle; sigara, çay ve kahveyi mümkün olduğunca az tüketmek; adaçayı, ıhlamur, rezene gibi bitki çaylarının tüketimine ağırlık vermek uyku düzeni üzerinde olumlu etki yapacaktır. Ramazan ayı süresince ortaya çıkan ve sağlığı etkileyebilecek uyku bozukluklarını ve onun yol açtığı yakınmaları en az düzeye indirmek için;</p>
<ul>
<li> Toplam uyku süresini Ramazan öncesinde olduğu gibi tutmaya çalışın.</li>
<li> Sahurdan sonra uykuya dalma süresinin iki saati geçmemesine özen gösterin. Çünkü sahurdan sonra en az iki saat uyuyacağınız sağlıklı uyku, o günü dinç ve enerjik geçirmenize yardımcı olacaktır.</li>
<li> İftar ve sahurda hızlı yemek yemekten kaçının. Ramazan ayı özellikle sıcakların yoğun bir şekilde yaşandığı bu döneme denk geldiği için, sıvı tüketimine özen gösterin. İftar ve sahurda yeterli miktarda su için.</li>
<li> Şişkinlik ve gaz yapıcı gıdalardan kaçının. Mümkün olduğu kadar ağır,yağlı, acılı ve baharatlı yemekler tüketmemeye özen gösterin.</li>
<li> İftar sonrası hafif egzersiz ve yürüyüşler yapmanız, sağlıklı bir uyku uyumanıza yardımcı olacaktır.</li>
<li> Uyku öncesi olabildiğince sakin kalmaya çalışın. Heyecan ve sıkıntı verici televizyon programları izlemekten kaçının, gazete haberlerini okumamaya çalışın. Hararetli konuşma ve tartışmalar yapmamaya özen gösterin.</li>
<li> Uyku süresinin azalmasının ve uyku düzeninin bozulmasının, günlük fonksiyonları etkileyebileceğini unutmayın. Bu nedenle tehlike yaratabilecek araç-gereçle çalıştığınız bir işiniz varsa, özellikle uykunuza özen gösterin.</li>
<li> Akşama doğru yorgunluk, sinirlilik, dikkatsizlik ve unutkanlık hissediyorsanız, bunların uyku bozukluğu ve açlığın yol açtığı sorunlar olduğunu hatırlayın. Mümkünse kısa sürelerle vücudunuzu ve zihninizi dinlendirmeye çalışın.</li>
</ul>
<p>Kaynak : Sagligimicinhersey.com</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/08/11/ramazanda-uyku-duzenimize-dikkat-edelim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karın Ağrıları Hakkında Bilmeniz Gerekenler&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/karin-agrilari-hakkinda-bilmeniz-gerekenler.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=karin-agrilari-hakkinda-bilmeniz-gerekenler</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/karin-agrilari-hakkinda-bilmeniz-gerekenler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 12:14:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı hakkında bilmeniz gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[karın kasılmaları]]></category>
		<category><![CDATA[karındaki kasılmalar]]></category>
		<category><![CDATA[sancılar]]></category>
		<category><![CDATA[sancılı karın ağrısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1257</guid>
		<description><![CDATA[

Karın ağrıları doktorları, hastaları, hasta yakınlarını, anne babaları en çok korkutan ve canları en çok sıkan sağlık konularındandır. Normalde midem ağrıyor, böbreğim ağrıyor gibilerden ifadeler her ne kadar şikâyetleri doğru yansıtıyor olsa da yanıltıcıdır. Ağrılar sinirler denilen hücreler tarafından taşınırlar. İç organlardan gelen sinir lifleri aynı zamanda yakın derilerin ağrı liflerini de taşırlar. Deri bölgelerinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1258" title="karınağrısı" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/karınağrısı.jpg" alt="karınağrısı" width="520" height="390" />Karın ağrıları doktorları, hastaları, hasta yakınlarını, anne babaları en çok korkutan ve canları en çok sıkan sağlık konularındandır. Normalde midem ağrıyor, böbreğim ağrıyor gibilerden ifadeler her ne kadar şikâyetleri doğru yansıtıyor olsa da yanıltıcıdır. Ağrılar sinirler denilen hücreler tarafından taşınırlar. İç organlardan gelen sinir lifleri aynı zamanda yakın derilerin ağrı liflerini de taşırlar. Deri bölgelerinden gelen lifler ile aynı demet içinde taşınan iç organlardan gelen sinir lifleri gruplaşarak ilgili beyin kısmına giderler. Bu şekilde iç organlarda meydana gelen tıkanma, gerinme tarzı duyular yakın deri bölgesinde ağrı olarak belirti verir. Buda böbreklerimizin kapsülünde meydana gelen gerilme sonucu yan ağrısına, midemizde meydana gelen ülseratif erozyonlar sonucunda göbek üstü kısmında ağrılara neden olur.</p>
<p>Göbek deliğinin hemen üstünde yaygın olan ağrıların nedenleri sınırlıdır. Genel olarak mide kaynaklı olan ağrılarda şikâyetler burada belirti gösterir. Özellikle yanma, baskı hissi, sıkışma hissi tarzı ağrılar olabilir. Bazen göbek üzerinden yukarı doğru giden düzlemsel bir hat izleyen anma hissi eşlik edebilir. Bu durumda mide ile yemek borusu bileşkesinde bulunan sfinkter adı verilen kapıların yapısının bozulması nedeni olan Reflü dediğimiz bir hastalık söz konusudur. Aslında Reflü kaçak demektir. Vücudun bazı organlarında da olabilir.</p>
<p>Bazen Kalp Krizine bağlı sıkışma, yanma, göğüste bası hissi sadece göbek üstü kısımda da olabilir. Ancak kalp krizi ağrısı genel olarak göğüs üzerinde, sola kola, sırta bazen çeneye vuran, basit ağrı kesiciler ile geçmeyen ve sürekli olan, beraberinde ölüm korkusu, nefes darlığı, terleme olan durumdur. Ancak özellikle şeker hastalarında Kalp Krizi Ağrı yapmayabilir.</p>
<p>Karnın sağ tarafındaki ağrılar genel olarak Akciğer alt kısmı, Karaciğer, Safra Kesesi nedeni olan ağrılardır. Safra kesesinde taş, Karaciğer Siroz hastalığı en sık rastlanan durumlardır. Genel olarak böbrek ile ilgili rahatsızlıklar göbek yan kısmında ağrı yapabilir ancak daha çok göbek hizasında ancak yanlarda olan bazen yan taraftan sırta kadar vuran ağrı olarak belirti verir. Safra kesesi ile ilgili ağrılar genel olarak ağır, yağlı yemeklerden sonra belirginleşir. Böbrek hastalıklarından enfeksiyonları bir kenara bırakırsak böbreğin taş hastalığı bazılarına göre doğumdan beter ağrılara neden olur.</p>
<p>Taş hastalığının tedavisi geçici olarak Acilde rahatlama yapıldıktan sonra taş boyutuna göre taşın düşmesini beklemek, taş büyük ise kırılarak düşebilecek boyutlara küçültmek, ameliyat ile almak şeklinde özetlenebilir.</p>
<p>Göbek deliği üzerindeki ağrılara gelince, iç organların hepsinin ağrısı buraya vurabilir. Ancak genel olarak orta bölgedeki ağrılar barsak gazları ile meydana gelen ağrılardır. Aslında aşırı barsak gazları ile meydana gelen ağrılar tüm karında hissedilir. Bazen o kadar şiddetlidir ki Kalp Krizi geçiriyor sanırsınız.</p>
<p>Özellikle merak edilen konu sanırım Apandisit&#8217;tir. Apandisit barsak içindeki kör barsak diye bileceğimiz kısmın çeşitli nedenlerden dolayı tıkanması sonucu mikroplar ile enfeksiyon kapmasıdır. Apandisit ağrısı aslında çok tipiktir. Önce göbek üzerinde başlayan ağrı, ağrı kesici kullanılmamışsa hiç kesilmeden devam ederek zaman içinde göbek sol yan kısmına doğru yer değiştirir. Göbek deliğinin sol yan kısmında sabit kalır. Çok şiddetlidir, beraberinde ateş vardır. Ancak ne yazık ki her hastalık gibi bu hastalıkta farklılıklar gösterir. Bazen uzman doktorlar bile tanı koymakta zorlanabilirler.</p>
<p>Göbek alt kısımdaki ağrılar genel olarak üriner sistem ile ilgili hastalıklardır. Böbrekten aşağı kadar inmiş taşın yanı sıra, alt üriner sistem (idrar yolu hastalıkları demek istiyorum) hastalıklarında da göbek alt kısmında ve özellikle kasık kısımlarında ağrılar olabilir.<br />
Bahsettiğim genel hastalıklar dışında Pelvik İnflamatuar Hastalık, Kanserler, Barsak Tıkanmaları, Over Hastalıkları (Yumurtalık Hastalıkları) gibi birçok hastalık kendilerine yakın bölgede ağrı yapar.</p>
<p>Ağrı korkulması gereken değil dikkat edilmesi gereken bir konudur. Bir hastalığın belirtecidir. Dikkat edilmeli ancak her ağrı için telaşa kapılmamalıdır.</p>
<p>Sağlıklı ve mutlu günler</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/karin-agrilari-hakkinda-bilmeniz-gerekenler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yakın Görmenin Düzeltilmesi&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/yakin-gormenin-duzeltilmesi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=yakin-gormenin-duzeltilmesi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/yakin-gormenin-duzeltilmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 11:03:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[göz hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[göz kaşınması]]></category>
		<category><![CDATA[göz sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gözde cerrahi yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[gözlük]]></category>
		<category><![CDATA[hipermetrop]]></category>
		<category><![CDATA[presbiyopi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1254</guid>
		<description><![CDATA[

45 yaş civarında başlayan yakın görme bozukluğu presbiyopi olarak adlandırılır. Presbiyopinin düzeltilmesi hipermetrop hastalarında olduğu gibi + camlar ile yapılır. Bu camlar bir cins büyüteç vazifesi görürler.
Son zamanlarda presbiyopinin cerrahi yöntemler ile düzeltildiği yönünde yayınlar göze çarpmaktadır. Hâlbuki cerrahi yöntemler, presbiyopi için ancak geçici çözüm oluşturabilirler.
Her dokumuz gibi, gözümüz de seneler içinde ihtiyarlayan bir uzvumuzdur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1255" title="gözsağlığı" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/gözsağlığı.jpg" alt="gözsağlığı" width="520" height="302" />45 yaş civarında başlayan yakın görme bozukluğu presbiyopi olarak adlandırılır. Presbiyopinin düzeltilmesi hipermetrop hastalarında olduğu gibi + camlar ile yapılır. Bu camlar bir cins büyüteç vazifesi görürler.</p>
<p>Son zamanlarda presbiyopinin cerrahi yöntemler ile düzeltildiği yönünde yayınlar göze çarpmaktadır. Hâlbuki cerrahi yöntemler, presbiyopi için ancak geçici çözüm oluşturabilirler.</p>
<p>Her dokumuz gibi, gözümüz de seneler içinde ihtiyarlayan bir uzvumuzdur. Hatta yaşlanmaya 14 yaşında başladığına göre, belki de en erken ihtiyarlayan organımızdır.</p>
<p>Kişi 40 yaşına gelince, gözümüzün içindeki lens esnekliğini kaybettiği için yakında görme zorluğu başlar. Bu nedenle desteğe ihtiyaç duyar, göz doktorları da sizlere yardımcı olmak amacı ile yaşınızla orantılı olarak artan hipermetrop camlar verirler.</p>
<p>Yani uzağı görmede hiçbir problemi olmayan kişiye, 45 yaşında + 1.50 olan desteğimiz 50 yaşında +2.00, 55 yaşında +2.50, 60 yaşında +3.00, 65 yaşında +3.50 olarak artar. Tabi bu yazdıklarım kişiden kişiye küçük değişiklikler gösterir, astigmat veya başka bozukluğu var ise onların da düzeltilmesi için ayrı hesaplamalar gerektirir.</p>
<p>Yukarıdaki paragrafta gördüğünüz üzere eğer 45 yaşında yakın görmeniz düzeltilmiş ise, birkaç sene sonra gene bozulacaktır. Yine düzeltildiği zaman, ileride tekrar destek gerekecektir. Demek ki ilerleyen bir numara karşısında cerrahi müdahale ancak geçici bir süre çözüm olacaktır !</p>
<p>Bazı doktorlar, hastanın bir gözünü uzağa, bir gözünü yakına odaklamayı önermektedirler. Bu son derece yanlış bir yöntemdir. Çünkü iki göz arasındaki derece farkı sizin derinlik hissinizi yok edecektir. Bu nedenle, örneğin araba kullanırken önünüzdeki arabanın mesafesini doğru algılayamayacaksınız ve kaza yapma riskiniz artacaktır. Veya masadan bardak alırken mesafesini tam ölçemeyeceğiniz için istemeden bardağı devirebileceksiniz. Benzer hatalar yaşamak istemiyorsanız, yakın görmenizi hele bu yöntem ile hiç düzelttirmeyin.</p>
<p>Bazı cerrahi yöntemler gözün içine mercek koymayı gerektirmektedir. Fakat gözünüzün içinde zaten kendi merceğiniz olduğuna göre, 2. yapay mercek doğal olmayan bir ortama, kendi merceğinizin önüne yerleştirilmek zorundadır. Bu durumda katarakt gelişmesi hızlanabilir, göz tansiyonunuz yükselerek gözünüz kör olabilir. Bu tür cerrahi yaptıracak kişiler, lütfen doktorunuza göz içine konan yakın görme merceklerinin nelere yol açabileceğini sorunuz.</p>
<p>İleride katarakt ameliyatı olacak kişilerde göz içi merceğinin derecesi ayarlanarak uzak görme düzeltilebilinir. Katarakt ameliyatında yerleştirilen hem uzak, hem yakın görmeyi sağlayan merceklerin vazifelerini yapmalarına rağmen, görme kalitesi yalnız uzağı düzelten mercekler kadar başarılı olamamaktadır; bu cins mercekleri tercih edeceklerin bir süre daha beklemelerini önerilmektedir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/yakin-gormenin-duzeltilmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

