<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dogalguc.net &#124; Sağlık konulu güncel blog &#187; Erkek Sağlığı</title>
	<atom:link href="http://blog.dogalguc.net/category/genel-saglik/erkek-sagligi-genel-saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.dogalguc.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Jan 2012 14:22:24 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Power Magnetic Sırt Yeleği</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2012/01/13/power-magnetic-sirt-yelegi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=power-magnetic-sirt-yelegi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2012/01/13/power-magnetic-sirt-yelegi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 14:22:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[manyetik sırt yeleği]]></category>
		<category><![CDATA[sırt ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[sırt ağrısı tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1558</guid>
		<description><![CDATA[


Sırt Ağrıları ve Sebepleri
Anatomi
Sırt bölgesi 12 adet omur ve bunların arasındaki disklerden oluşmuştur. Ayrıca her bir sırt omuruna iki adet kaburga kemiği eklem yapar ve göğüs kafesini oluşturur. Sırt bölgesi boyun ve bele göre daha az hareketlidir. Bu sebeple fıtık, kireçlenme, gibi hastalıklardan daha az etkilenir.
 
Sırt ağrılarının sebepleri nelerdir?
Sırt ağrısının bir çok sebebi vardır.

stres [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft" title="Manyetik Sırt Yeleği" src="http://dogalguc.net/img/p/315-473-home.jpg" alt="" width="129" height="129" /></p>
<p><strong>Sırt Ağrıları ve Sebepleri</strong></p>
<p><strong>Anatomi</strong></p>
<p>Sırt bölgesi 12 adet omur ve bunların arasındaki disklerden oluşmuştur. Ayrıca her bir sırt omuruna iki adet kaburga kemiği eklem yapar ve göğüs kafesini oluşturur. Sırt bölgesi boyun ve bele göre daha az hareketlidir. Bu sebeple fıtık, kireçlenme, gibi hastalıklardan daha az etkilenir.</p>
<p><span id="more-56"> </span></p>
<p><strong>Sırt ağrılarının sebepleri nelerdir?</strong></p>
<p>Sırt ağrısının bir çok sebebi vardır.</p>
<ul>
<li>stres ( sabah yorgunluğu, bitkinlik, yaygın başağrıları)</li>
<li>duruş bozuklukları( bilgisayar kullanma, şoförlük)</li>
<li>kamburluk</li>
<li>omurganın yana eğrilikleri</li>
<li>juvenil kifoz(özellikle gelişme döneminde erkek çocuklarda görülen bir çeşit kamburluk)</li>
<li>hiparostosis ( daha çok erkeklerde görülen bir çeşit kireçlenme )</li>
<li>iç organlardan yansıyan ağrılar</li>
<li>interkostol nevralji</li>
<li>sırt bölgesinde fıtık ve kireçlenmeler boyun bölgesindeki fıtık ve kireçlenme ağrılarının sırta yansıması ( bu durumda özellikle kürek kemikleri arasında ve altında ağrı olur )</li>
<li>osteoporoz ( kemik erimesi )</li>
<li>iltihaplı romatizmalar ( ankilozan spondilit )</li>
<li>multipl miyelom ( bir çeşit kemik tümörü )</li>
<li>kemik tüberkülozu</li>
<li>çökme kırıkları</li>
<li>iyileşmiş omurga kırıkları</li>
</ul>
<p><strong>Sırt ağrıları hangi durumlarda tehlikelidir?</strong></p>
<ul>
<li>şiddetli ağrı</li>
<li>gece terlemesi</li>
<li>zayıflama</li>
<li>boy kısalması</li>
<li>bacaklarda kuvvet kaybı, uyuşma</li>
<li>kan tahlilinde yüksek sedimantasyon, idrarda protein</li>
<li>solunum sıkıntısı</li>
</ul>
<p>Sırt ağrısına yukarıda bulgular ve belirtiler eşlik ediyorsa durum ciddiye alınmalı ve mutlaka ileri tetkikler yapılmalıdır.</p>
<p>Sırt ağrıları büyük çoğunlukla mekanik, dejeneratif bozukluklar ya da bel veya boyundan yayılan ağrılara bağlıdır.</p>
<p><strong>Tedavi nasıldır?</strong></p>
<p>Mekanik ve dejeneratif bozukluklara bağlı sırt ağrılarının tedavileri birbirine benzer. Kas gevşeticiler, antiromatizmal ilaçlar, yüzeysel etkili pomatlar, ağrı kesiciler ve antidepresan ilaçlar en sık kullanılan ilaçlardır. Sırt ekstansiyon egzersizleri, bel fleksiyon egzersizleri, boyun egzersizleri ve omuz kaslarını kuvvetlendirici egzersizler en sık yapılan egzersizler. Fibromiyalji ve miyofasial ağrılı hastalarda tetik nokta enjeksiyonları ve soğuk spray uygulamaları oldukça faydalıdır.</p>
<p>Fizik tedavi uygulamaları çoğu hasta için tedavi edicidir. Mekanik ve dejeneratif hastalıkların dışındaki hastalıklar sebeplerine göre tedavi edilirler</p>
<p><strong>Alternatif Tedavi Yöntemi : </strong></p>
<p><a href="http://dogalguc.net/315-power-magnetic-manyetik-sirt-yelegi.html">Power Magnetic ( Manyetik Sırt Yeleği ) </a></p>
<p>Manyetik Özellikli Sırt Yeleği ağrılarınızın en kolay çözümü olabilir.</p>
<p><strong><a title="Manyetik Sırt Yeleği" href="http://dogalguc.net/315-power-magnetic-manyetik-sirt-yelegi.html">Power Magnetic</a><a href="http://dogalguc.net/315-power-magnetic-manyetik-sirt-yelegi.html">Manyetik Sırt Yeleği</a></strong></p>
<p>Bel Destekli Manyetik Sırt Korsesi&#8217;ni denedikten sonra onun rahatlığı ve konforuna çok alışacaksınız. Çünkü, güçlü ve etkili Sermin Manyetik Sırt Korsesi sırt ve bel ağrılarınızın azalmasına, kaslarınızın gevşemesine kan dolaşımınızın hızlanmasına yardımcı olur.</p>
<p>Güçlü etkili manyetik bel destekli sırt korsesi ağrılarınızın azalmasına, kaslarınızın gevşemesine yardımcı olacak.</p>
<ul>
<li> Manyetik Korse kaslarınızın gevşemesine ve günlük aktivitelerinizde karşılaştığınız sırt ve bel ağrılarınızın azalmasına yardımcı olur.</li>
<li> Manyetik Korse bel bölgesini desteklerken aynı zamanda kronikleşmiş sırt ağrılarınının giderilmesine yardımcı olur.</li>
<li>Manyetik Korse ayrıca spor incinme ve kas ağrılarında da etkilidir.</li>
<li> Manyetik Korse yi denedikten sonra onun rahatlığı ve konforuna çok alışacaksınız.</li>
<li> Manyetik Korse , belinizi rahatça sararak, kan dolaşımının hızlanmasını sağlar.</li>
<li>Stratejik olarak 12 noktaya yerleştirilen bu magnetler sayesinde, sırt kısmınız ve spinal bölgelerinizde karşılaştığınız ağrılardan dolayı, zorlaşan günlük hayatınızı kolaylaştırmak hedeflenmiştir.</li>
<li>Bel ve sırt bölgenizdeki olumlu etkisini kısa zamanda görecek ve Manyetik Korse nin güçlü etkisini hissedeceksiniz.</li>
<li>Kaliteli malzemeden üretilmiştir.</li>
<li>Daha rahat ve daha yumuşak ürün!</li>
<li> Mıknatıslar iki sıra dizildiği için sırtınıza batmaz!</li>
<li>Rahat kullanımı sayesinde Elbise yada gömleğinizin altına giyerek gündelik yaşamınızda rahatlıkla kullanabilirsiniz.</li>
</ul>
<p><strong>Nasıl Kullanılır?</strong></p>
<p>Manyetik bölümü vücudunuza temas edecek şekilde yerleştirin ve belinizin etrafına sarın. Kemerin genişliğini, bantlı bölümden ayarlayabilirsiniz.</p>
<p><strong>Kimler Bel Korsesi Kullanamaz:</strong></p>
<p>· Kalp pili, otomatik defibrilatör, ensülin pompası kullanan kişilerin kullanmaması gereklidir.</p>
<p>· Açık yara üzerinde kullanılmaması gereklidir</p>
<p>· Vücut içerisinde platin, metal çivi ve protesi olan kişilerin doktor kontrolünde kullanması tavsiye edilmektedir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2012/01/13/power-magnetic-sirt-yelegi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Manyetik Sırt Yeleği</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/12/24/manyetik-sirt-yelegi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=manyetik-sirt-yelegi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/12/24/manyetik-sirt-yelegi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Dec 2011 14:30:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrılardan kurtulma]]></category>
		<category><![CDATA[bel ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[manyetik sırt yeleği]]></category>
		<category><![CDATA[sırt ağısı]]></category>
		<category><![CDATA[vücud ağrısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1550</guid>
		<description><![CDATA[


Power Magnetic ( Manyetik Sırt Yeleği ) 
Manyetik Özellikli Sırt Yeleği ağrılarınızın en kolay çözümü olabilir.
Power Magnetic Manyetik Sırt Yeleği
Bel Destekli Manyetik Sırt Korsesi&#8217;ni denedikten sonra onun rahatlığı ve konforuna çok alışacaksınız. Çünkü, güçlü ve etkili Sermin Manyetik Sırt Korsesi sırt ve bel ağrılarınızın azalmasına, kaslarınızın gevşemesine kan dolaşımınızın hızlanmasına yardımcı olur.
Güçlü etkili manyetik bel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://dogalguc.net/315-power-magnetic-manyetik-sirt-yelegi.html"><img class="alignleft size-medium wp-image-1551" title="sırt_yeleği" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/sırt_yeleği-300x300.jpg" alt="sırt_yeleği" width="300" height="300" /></a></p>
<p><a href="http://dogalguc.net/315-power-magnetic-manyetik-sirt-yelegi.html"><strong>Power Magnetic ( Manyetik Sırt Yeleği ) </strong></a></p>
<p>Manyetik Özellikli Sırt Yeleği ağrılarınızın en kolay çözümü olabilir.</p>
<p><a href="http://dogalguc.net/315-power-magnetic-manyetik-sirt-yelegi.html"><strong>Power Magnetic Manyetik Sırt Yeleği</strong></a></p>
<p>Bel Destekli Manyetik Sırt Korsesi&#8217;ni denedikten sonra onun rahatlığı ve konforuna çok alışacaksınız. Çünkü, güçlü ve etkili Sermin Manyetik Sırt Korsesi sırt ve bel ağrılarınızın azalmasına, kaslarınızın gevşemesine kan dolaşımınızın hızlanmasına yardımcı olur.</p>
<p>Güçlü etkili manyetik bel destekli sırt korsesi ağrılarınızın azalmasına, kaslarınızın gevşemesine yardımcı olacak.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/12/24/manyetik-sirt-yelegi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Grip Nasıl Geçer ?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/09/08/grip-nasil-gecer.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=grip-nasil-gecer</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/09/08/grip-nasil-gecer.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Sep 2011 08:02:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[grip nasıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[grip soğuk algınlıgı]]></category>
		<category><![CDATA[gripten korunmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1538</guid>
		<description><![CDATA[


Toplu yerlerde ve kapalı ortamlarda bulunan kişilerde hastalığı almak kolaylaşır. Hastalık kişiden kişiye solunum yolu ile geçer. Hastalığa yakalanmış kişinin hapşırma veya öksürme ile havaya verdiği su damlacıklarının içindeki virüsün sağlıklı kişi tarafından solunması ile bulaşır. Su damlacıkları iki saat boyunca havada kalabilir ve insanlara hastalığı bulaştırabilir.
Bu yüzden kapalı mekanlarda birbirlerine yakın çalışanlar veya okullardaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1539" title="grip" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/grip.jpg" alt="grip" width="243" height="208" /></p>
<p>Toplu yerlerde ve kapalı ortamlarda bulunan kişilerde hastalığı almak kolaylaşır. Hastalık kişiden kişiye solunum yolu ile geçer. Hastalığa yakalanmış kişinin hapşırma veya öksürme ile havaya verdiği su damlacıklarının içindeki virüsün sağlıklı kişi tarafından solunması ile bulaşır. Su damlacıkları iki saat boyunca havada kalabilir ve insanlara hastalığı bulaştırabilir.</p>
<p>Bu yüzden kapalı mekanlarda birbirlerine yakın çalışanlar veya okullardaki öğrenciler özellikle risk altındadır.</p>
<p>Grip için Bitkisel Tedavi Önerileri :</p>
<p>* Grip salgın halinde iken bol bol sarımsak yenmeli, evde gripli biri varsa odasının bir köşesine soyulmuş sarımsak konması hastalığın bulaşmasını engellemek için bir önlemdir.</p>
<p>* Ekmek üstüne dilimlenerek yenen bolca soğan, bedeni zararlı maddelerden arındırır ve sinir sistemini güçlendirir.</p>
<p>* Bol bol C vitamini yönünden zengin olan portakal, mandalina, greyfurt ve limon yenmelidir.</p>
<p>* Muz haşlaması yapılıp suyu içilir. Ayrıca bolca muz yemek de faydalıdır.</p>
<p>* İki çay kaşığı çiğ kahve, bir yumurtanın sarısı ile karıştırılarak içine bir tatlı kaşığı limonun suyu ilave edilir. Bu karışımı hap haline getirerek yutun. Gribinize iyi geldiğini göreceksiniz.</p>
<p>* Adaçayı, gargara yapılarak içilir.</p>
<p>*1 kilo suyun içine 30 gram çuha çiçeği kökü atılır ve haşlanır. Süzülerek ılık ılık günde 3 bardak içilir.</p>
<p>* 1 kilo suda 50 lavanta çiçeği haşlanır. Süzülerek çay gibi içilir.</p>
<p>* 1 kilo suda 10 gram kuru incir, 10 gram kuru üzüm haşlanır. İçine 5 tane muz ezilip konur. Hastalık geçene kadar bu karışımdan yemeye devam edilir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/09/08/grip-nasil-gecer.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panik Atak</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/08/16/panik-atak.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=panik-atak</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/08/16/panik-atak.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Aug 2011 08:22:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[panik atak]]></category>
		<category><![CDATA[Panik atak neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[panik atak nedir]]></category>
		<category><![CDATA[panik yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[panikleşmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1529</guid>
		<description><![CDATA[

Panik atak, aniden ortaya çıkan yoğun korku, sıkıntı ve endişe nöbetidir. Bu nöbet şiddetli olarak genellikle 10-30 dakika arası sürer ve sonra yavaş yavaş şiddeti düşer.
Panik atak nöbeti yaşayan kişi çok kötü birşey olacağı veya öleceği hissine kapılır. Kendisini kurtaracak birisi veya bir sağlık kuruluşu arar. Genellikle bir sağlık kuruluşuna giden hasta psikolojik olarak rahatlama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1530" title="panik_atak" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/panik_atak.jpg" alt="panik_atak" width="251" height="300" />Panik atak, aniden ortaya çıkan yoğun korku, sıkıntı ve endişe nöbetidir. Bu nöbet şiddetli olarak genellikle 10-30 dakika arası sürer ve sonra yavaş yavaş şiddeti düşer.</p>
<p>Panik atak nöbeti yaşayan kişi çok kötü birşey olacağı veya öleceği hissine kapılır. Kendisini kurtaracak birisi veya bir sağlık kuruluşu arar. Genellikle bir sağlık kuruluşuna giden hasta psikolojik olarak rahatlama hisseder.</p>
<p>Panik atak belirtileri şöyledir. Nöbet sırasında bu belirtilerin yarısı kadarı gerçekleşir.</p>
<p>*Çarpıntı, kalp atışlarını duyumsama, göğüste basınç bazen sol kola yayılan ağrı ve uyuşmalar…<br />
*Terleme (Sıcak – soğuk boşalımlar, bazen üşüme bazen alevlerin basması hissi)<br />
*Titreme-sarsılma-itilme hissi<br />
*Boğulma ve nefes alamama hali<br />
*Soluğun kesilmesi (Derin nefes alma ihtiyacı, havanın yetmemesi gibi hisler)<br />
*Göğüste daralma, sıkışma, ağrı duyumsama<br />
*Bulantı, karında ağrı, şişkinlik, gaz oluşması, geğirti. (Bazen mideden başlayıp boğaza doğru yayılan kalkışma rahatsızlık hali)<br />
*Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma hali<br />
*Derealizasyon (Gerçek dışılık duyguları panik yaşandığında olaylar bir sis perdesinin gerisinde algılanır, cisimler küçülür her şey bulanıklaşır yada depersonalizasyon (Benliğinden ayrılmış olma hali: sanki bedenle ruh birbirinden ayrılıyor ve kişide kendisini hissedememe, algılayamama, kendisine yabancılaşma durumu oluşur)<br />
*Panik anında kontrolünü kaybedeceği yada çıldıracağı korkusu (Kendisine, çocuklara, çevreye zarar verme korkusu)<br />
*O esnada”yaşamım buraya kadarmış”duygususu-ölüm korkusu<br />
*Ellerde, kollarda, bacaklarda, başta ve birçok yerde uyuşmalar, yanmalar karıncalanmalar, diken diken olma halleri<br />
*Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/08/16/panik-atak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigaranın Zararları.</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/08/13/sigaranin-zararlari.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=sigaranin-zararlari</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/08/13/sigaranin-zararlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Aug 2011 08:54:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sigara kanser yapar]]></category>
		<category><![CDATA[sigara öldürür]]></category>
		<category><![CDATA[sigara pis ağız kokusu yapar]]></category>
		<category><![CDATA[sigaranın zararları]]></category>
		<category><![CDATA[sigarayı bırakmak istemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1525</guid>
		<description><![CDATA[


Sigaranın, vücudun çeşitli organlarında yaptığı tahribat ve kanserin yanında cilt sağlığı ve güzelliğinize de zararları vardır. İşte sigaranın zararları:
*Ağız kokusu yapar, diş ve diş eti hastalıklarına yol açar.
*Dudak, yanak ve gırtlak kanserine neden olur. Hatta sigarayı yakmadan dudağında taşıyan yada tütün çiğneyenlerde de ağız için kanserleri görülür.
*Dilde, tat alma duyusunda bozulmalar olur.
*Beyin hücrelerinin ölümüne yol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1526" title="sigaranin-zararlari" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/sigaranin-zararlari-300x183.jpg" alt="sigaranin-zararlari" width="300" height="183" /></p>
<p>Sigaranın, vücudun çeşitli organlarında yaptığı tahribat ve kanserin yanında cilt sağlığı ve güzelliğinize de zararları vardır. İşte sigaranın zararları:</p>
<p>*Ağız kokusu yapar, diş ve diş eti hastalıklarına yol açar.<br />
*<strong>Dudak, yanak ve gırtlak kanserine neden olur. Hatta sigarayı yakmadan dudağında taşıyan yada tütün çiğneyenlerde de ağız için kanserleri görülür.</strong><br />
*Dilde, tat alma duyusunda bozulmalar olur.<br />
*Beyin hücrelerinin ölümüne yol açar. Öğrenme bozuklukları, hafıza zayıflığı ve erken bunama görülür.<br />
*Göz merceğinin saydamlığının azalmasına yani katarakta sebep olur.<br />
*Cildin yapısının bozulmasına neden olur. Leke ve kırışıklık oluşur. Selülitlere sebep olur.<br />
*Burunda koku alma duyusu azalır.<br />
*Sinüzit, farenjit, bademcik ve orta kulak iltihabı gibi üst solunum yolu hastalıklarına yol açar.<br />
*Damar sertliğini hızlandırır. Beyin ve kalpte damar tıkanıklığına neden olur. Kalp krizi ve tansiyon yükselmesi görülür.<br />
•Erkeklerde iktidarsızlığın başlıca sebeplerindendir. Ayrıca mesane kanserinin önemli nedenlerindendir.<br />
*<strong>Akciğerlerde çeşitli hasarlara, astım ve kronik bronşit gibi hastalıklara neden olur. Bronşlarda ve akciğerlerde birçok çeşit kanserin oluşmasına neden olur.</strong><br />
*Gastrit, ülser ve reflü hastalığına sebep olur. Mide ve yemek borusu kanserine yol açar.<br />
*Gebelikte tüketilen sigara düşük doğumlara ve bebekte gelişme geriliğine neden olur.<br />
*Erken menopoz ve rahim kanserinin sebebidir.<br />
*Parmaklarda sararmaya ve tırnaklarda zayıflamaya yol açar.<br />
<strong>*Kemik erimesine neden olur.</strong><br />
*Burger hastalığına sebep olur. Bu haslatık, el ve ayaklardan başlayarak tıkanıklığa yol açar ve uzuvların kesilmesi gerekir.<br />
*Vücutta yorgunluk, uykusuzluk hali, stres, gerilim, performansta düşme ve reflekslerde azalma görülür.<br />
<strong>*Pankreas kanseri riski artar.</strong><br />
*Hastalık, yara ve ameliyat tedavileri uzun sürer.<br />
*Kullanılan ilaçları etkisizleştirebilir.<br />
*Bütçenize yük olur, çevre kirliliğine yol açar, yangınların en önemli sebeplerindendir.<br />
*Çocuklarınız kanseri önleyen genlerden yoksun hayata gelir.<br />
*Hamilelerde %10-15 eksik kiloda doğuma ve bebek zeka eksikliğiyle doğar.<br />
<strong>*Çevrenizdekileri de bu zararları verirsiniz. Çocuğunuzun sigaraya başlama oranı daha fazladır.</strong></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/08/13/sigaranin-zararlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stres Nedir ?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/06/23/stres-nedir.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=stres-nedir</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/06/23/stres-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Jun 2011 10:00:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[stres nasıl gecer]]></category>
		<category><![CDATA[stres neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[stres sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[stresle basa cıkmak]]></category>
		<category><![CDATA[stressiz hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1497</guid>
		<description><![CDATA[


Stres Nedir?
Bazı insanlar stresi, çıkarttığı migren, yüksek tansiyon, sinir, ülser vb. hastalıklardan yola çıkarak tanımlarlar. Bazıları ise stresi artıran değiskenler üzerinde dururlar (insanlararasındaki iletişimsizlik, fazla iş, görev değişiklikleri, hızlı değişim gibi).
Her birey stresi sezgileriyle az çok algılayabilir. Fakat insanlarin çoğunun stresi tanımlaması sanıldığı kadar kolay değildir. stres, her bireyin adaptasyon yeteneğine göre verdiği tepkidir. Bazılarında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-1498" title="stres" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/stres-300x300.jpg" alt="stres" width="300" height="300" /></p>
<p><strong>Stres Nedir?</strong></p>
<p>Bazı insanlar stresi, çıkarttığı migren, yüksek tansiyon, sinir, ülser vb. hastalıklardan yola çıkarak tanımlarlar. Bazıları ise stresi artıran değiskenler üzerinde dururlar (insanlararasındaki iletişimsizlik, fazla iş, görev değişiklikleri, hızlı değişim gibi).</p>
<p>Her birey stresi sezgileriyle az çok algılayabilir. Fakat insanlarin çoğunun stresi tanımlaması sanıldığı kadar kolay değildir. stres, her bireyin adaptasyon yeteneğine göre verdiği tepkidir. Bazılarında pozitif etkiler (enerji, uyarılmış davranış, migren) ortaya çıkarır.</p>
<p><strong>Stres kaçınılmazdır:</strong></p>
<p>Stres, hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır. Çünkü, insana çevredeki uyaranlar karşısında daha iyi davranma firsatini verir. sıfır stres, ölümdür. Çünkü, bu durumda birey çevreden gelen etkilere tepki vermeye yetecek enerjiden yoksun demektir.</p>
<p>Aşırı stres de ölümcül olabilir. Çünkü bu durumda birey aşırı enerji sarfetmekte ve tükenmektedir. Çözüm, her bireyin kaldırabileceği ölçüde (optimum) stres ile doyumlu ve olumlu bir hayat sürdürebilmesidir.</p>
<p>İki tür stres vardır. Bunlardan &#8220;Olumlu Stres&#8221; (iyi stres) olumlu sonuçlar çıkartır. Kaygı yerine, zor bir amaca ulaşırken bireyi meydana getiriciliği kullanmaya yönelten, kişiye doyum ve yaşama sevinci veren strestir.</p>
<p>&#8220;Olumsuz Stres&#8221; (kötü stres) ise; bireyin kendine güvenini kaybetmesine neden olan, yetersizlik duygularına sevkeden, çaresizlik, umutsuzluk ve hayal kırıklığı çıkartan sterstir. olumsuz stresin örgütsel çıkarcılığı öldürücü etkisi vardir.</p>
<p><strong>İş ortamından kaynaklanan öğeler:</strong></p>
<p>Insan, is ortamında uyum arar. Uyumun olmaması bir stres kaynağıdır. Insanı işgörmekten alıkoyacak bir engelleme çıkartır. Birçok örgüt durumun farkında olduğundan, uyum çıkartmaya yönelik çeşitli çalışmalar yapıyor. Bu çalışmalardan birçoğu maalesef basarılı olamıyor.</p>
<p>Uyumlaştırma aşağidaki üç durumun varlığına bağlıdır</p>
<p><strong>Stresle başa çıkmak ve huzurlu yaşamak için öneriler: </strong></p>
<p>*Kendinizi, sözde stres yaratan belirli ve kaynakları tanıyın.</p>
<p>*Kişiler arasi iyi iliskiler kurun.</p>
<p>*Bedeninizi kontrol edin.</p>
<p>*Dengeli beslenin.</p>
<p>*Bugünün işini yarına bırakmayın.</p>
<p>*&#8221;Her işi yaparım&#8221; ya da &#8220;Hiçbir şey yapamam&#8221; demeyin.</p>
<p>*Zihinsel özelliklerinizi doğru değerlendirin.</p>
<p>*Yitirdiklerinizin nedenini arayin.</p>
<p>*Zamanin tutsağı olmayın.</p>
<p>*&#8221;Hayır&#8221; demeyi bilin.</p>
<p>*Önce özeleştiri yapın ve herkes tarafından sevilmeyi beklemeyin.</p>
<p>*Yapabileceklerinizle yetinmeyi bilin.</p>
<p>*Kendinizi vazgeçilmez görmeyin.</p>
<p>*Alkolik gibi işkolik olmayın.</p>
<p>*İşinizi gerçek olanaklarınızla uyumlu kılın.</p>
<p>*Dinlenmeyi bilin.</p>
<p>*Spora zaman ayırın, fizik egzersiz yapın.</p>
<p>*Solunumunuzu denetleyin.</p>
<p>*Savunma mekanizmalarindan yararlanin.</p>
<p>*Davranışlarınızı düzenleyin.</p>
<p>*Öfkenizi yenin.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/06/23/stres-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bahar Geliyor,Polenlere Dikkat!</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/04/16/bahar-geliyorpolenlere-dikkat.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=bahar-geliyorpolenlere-dikkat</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/04/16/bahar-geliyorpolenlere-dikkat.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Apr 2011 08:34:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[bahar geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[polenlere dikkat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1435</guid>
		<description><![CDATA[

İlkbaharla birlikte artan polenler, alerjiye duyarlı kişilerde bahar nezlesini tetikliyor ve hayat kalitesini düşürüyor. Peki alerjinin kıskacından nasıl kurtulmak mümkün?
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Barlas Aydoğan, ilkbahar aylarıyla birlikte, &#8221;çiçek tozları&#8221; olarak bilinen polenlerin, rüzgar ve böcekler sayesinde çevreye dağılmaya başladığını belirtti.
Çiçek polenlerinin mevsimsel alerji riskini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1436" title="polen" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/polen.jpg" alt="polen" width="300" height="300" />İlkbaharla birlikte artan polenler, alerjiye duyarlı kişilerde bahar nezlesini tetikliyor ve hayat kalitesini düşürüyor. Peki alerjinin kıskacından nasıl kurtulmak mümkün?</p>
<p>Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Barlas Aydoğan, ilkbahar aylarıyla birlikte, &#8221;çiçek tozları&#8221; olarak bilinen polenlerin, rüzgar ve böcekler sayesinde çevreye dağılmaya başladığını belirtti.</p>
<p>Çiçek polenlerinin mevsimsel alerji riskini yaygınlaştırdığını belirten Aydoğan, &#8221;Polenlere duyarlı kişiler, tedbirli davranmalı, gerekmedikçe polenlerin çok olduğu ortamlarda bulunulmamalı&#8221; dedi.</p>
<p>Polen alerjisinin, &#8221;bahar nezlesi&#8221; olarak da bilinen hapşırık, burunda akıntı ve kaşıntı, gözlerde kızarıklık gibi belirtilerle ortaya çıktığını ifade eden Aydoğan, şöyle konuştu:</p>
<p>&#8221;Polenler alerjik rinit dediğimiz burun akıntısı, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, ağızdan nefes alıp verme gibi şikayetlere neden olur. Artan bu tür şikayetlerse kişinin yaşam kalitesini düşürür. Hatta gerekli tedbirler alınmazsa çok şiddetli hal alan bu nezle türü, astım, bronşit gibi alt solunum yolunu ilgilendiren hastalıklara da neden olur.&#8221;</p>
<p>Alerjilere karşı duyarlı kişilerin, daha önceden kullandığı ilaçları devam ettirmesi gerektiğini vurgulayan Aydoğan, alerjik tanısı yapılamamış kişilerin ise bahar nezlesi belirtisi durumunda mutlaka uzman doktora başvurması gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Polenlerin genellikle sabah saatlerinde etkili olduğunu vurgulayan Aydoğan, duyarlı kişilerin bu saatlerde gerekmedikçe dış ortamlara çıkmamaları, tatillerini ise polenlerin az olduğu deniz kenarları gibi yerlerde yapması gerektiğine dikkati çekti.</p>
<p><strong>HAVALARA ALDANMAYIN</strong></p>
<p>Aydoğan, polenlerin yanı sıra mevsimsel geçiş dönemi olan bugünlerde sıcak-soğuk farklılıkları nedeniyle gribal enfeksiyon benzeri tabloların ortaya çıkmasının kolay olduğunu belirterek, &#8221;Havalara aldanmayın&#8221; dedi. Vücutta sıcaklık farkları nedeniyle terleme-soğuma durumlarının fazla olduğuna dikkati çeken Aydoğan, şunaları kaydetti: &#8221;İnsanlar kış ayları gibi kalın giyeceklerle dışarı çıkıyor, terlediği zaman da ter üzerinde soğuyor.</p>
<p>Sıcaklara aldananlar ise ince giyinip soğuk alıyor. Kış mevsimini tam olarak atlatmadığımız için tedbirli olmak gerek. Dışarı çıkarken üzerimize mutlaka hırka benzeri giyecekler almalıyız.</p>
<p>Toplu yaşam alanlarında ise gribal enfeksiyona yol açacak virüslere dikkat etmemiz gerekli.&#8221; Vücudun vitamin ihtiyacının her zaman göz önünde tutulması gerektiğini de vurgulayan Aydoğan, özellikle kış aylarında kullanımı artan C vitamininin bu aylarda da alınması gerektiğini kaydetti.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/04/16/bahar-geliyorpolenlere-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yazın Ter Kokusu Kabus Olmasın!</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/03/17/yazin-ter-kokusu-kabus-olmasin.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=yazin-ter-kokusu-kabus-olmasin</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/03/17/yazin-ter-kokusu-kabus-olmasin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Mar 2011 07:44:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[koltuk altı kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[ter kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[ter kokusu nasıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[terlemek]]></category>
		<category><![CDATA[yaz geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[yazın aşırı terleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1409</guid>
		<description><![CDATA[


Ter kokusu problemi aslında sadece kişinin kendisinin değil, çevresinin de olmaya başlıyor gerekli önlemler alınmazsa. Gerçi sıcaklardan bağımsız olarak da, ter ve vücut kokusu yıl boyunca topluluk içinde koku yayan bir kişiyi utandırabilir ve çevresindekileri rahatsız edebilir.
Fiziksel aktivite yaptığımızda, sıcakta yürürken ya da bir konuşma yaparken vücudumuz doğal olarak ter üretir, yani terleriz. Terlemek vücudun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://dogalguc.net/521-body-care-erkek-.html"><img class="alignleft size-full wp-image-1410" title="ter" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/ter.jpg" alt="ter" width="160" height="120" /></a></p>
<p><a href="http://dogalguc.net/522-body-care-bayan.html">Ter kokusu problemi</a> aslında sadece kişinin kendisinin değil, çevresinin de olmaya başlıyor gerekli önlemler alınmazsa. Gerçi sıcaklardan bağımsız olarak da, ter ve vücut kokusu yıl boyunca topluluk içinde koku yayan bir kişiyi utandırabilir ve çevresindekileri rahatsız edebilir.</p>
<p>Fiziksel aktivite yaptığımızda, sıcakta yürürken ya da bir konuşma yaparken vücudumuz doğal olarak ter üretir, yani terleriz. Terlemek vücudun aşırı ısınmasını önleyen bir soğutma mekanizmasıdır. İnsanlarla yakın temasta olan kişiler eğer <a href="http://dogalguc.net/25-vucut-bakim-urunleri">ter kokusu ile mücadele etmezse hiç farkında olmadan çevrelerine büyük rahatsızlık verebilirler. </a></p>
<p><a href="http://dogalguc.net/521-body-care-erkek-.html">Ter kokusundan şikayetçi olan ve aşırı terleme problemi yaşayan kişilerin tercih ettiği süper bir Ter önleyici. Gündelik kullanıma uygun ter kokusunu ve aşırı terlemeyi durdururak daha ferah ve rahat zaman geçirmenizi sağlar.</a></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/03/17/yazin-ter-kokusu-kabus-olmasin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evelle Altın Çilek Faydaları Nelerdir ?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/03/08/evelle-altin-cilek-faydalari-nelerdir.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=evelle-altin-cilek-faydalari-nelerdir</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/03/08/evelle-altin-cilek-faydalari-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Mar 2011 09:35:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Altın çilek]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl Zayıflanır]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı zayıflama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1393</guid>
		<description><![CDATA[


Evelle Altın Çilek ( Golden Strawberry )
Sağlıklı, Orantılı ideal bir bedene sahip olmanın doğal yolu. Zayıflarken sağlığınızı kaybetmemeniz için bitkisel gıda takviyesi ile spor destekli zayıflayabilmeniz ve sağlık problemleri yaşamamanız için bu ürünü size tavsiye ediyoruz.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://dogalguc.net/749-evelle-altin-cilek-golden-strawberry-.html"><img class="alignleft size-medium wp-image-1394" title="749-1052-thickbox" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/749-1052-thickbox-300x300.jpg" alt="749-1052-thickbox" width="300" height="300" /></a></p>
<p><a href="http://dogalguc.net/749-evelle-altin-cilek-golden-strawberry-.html">Evelle Altın Çilek ( Golden Strawberry )</a></p>
<p>Sağlıklı, Orantılı ideal bir bedene sahip olmanın doğal yolu. Zayıflarken sağlığınızı kaybetmemeniz için bitkisel gıda takviyesi ile spor destekli zayıflayabilmeniz ve sağlık problemleri yaşamamanız için bu ürünü size tavsiye ediyoruz.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/03/08/evelle-altin-cilek-faydalari-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şişmanlık (Obezite)</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2011/02/10/sismanlik-obezite.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=sismanlik-obezite</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2011/02/10/sismanlik-obezite.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Feb 2011 09:05:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kardas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[diyet yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl zayıflarım]]></category>
		<category><![CDATA[şişmanlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1311</guid>
		<description><![CDATA[



Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur.
Tıp dilinde obesite denir.
İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlandıkları, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları, romatizmal hastalıkların tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir.
Bu nedenle şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak gerekir.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://dogalguc.net/745-herbal-home-nar-cekirdegi-zayiflamaya-yardimci-kapsul.html"><br />
</a><a href="http://dogalguc.net/16-diyet-ve-zayiflama-urunleri"><img class="alignleft size-full wp-image-1312" title="sismanlik" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/sismanlik.jpg" alt="sismanlik" width="300" height="296" /></a></p>
<p>Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur.</p>
<p><a href="http://dogalguc.net/745-herbal-home-nar-cekirdegi-zayiflamaya-yardimci-kapsul.html">Tıp dilinde obesite denir.</a></p>
<p>İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlandıkları, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları, romatizmal hastalıkların tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir.</p>
<p><a href="http://dogalguc.net/745-herbal-home-nar-cekirdegi-zayiflamaya-yardimci-kapsul.html">Bu nedenle şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak gerekir.</a></p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2011/02/10/sismanlik-obezite.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dizde Kireçlenme ve Tedavi Yöntemleri</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/08/18/dizde-kireclenme-ve-tedavi-yontemleri.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=dizde-kireclenme-ve-tedavi-yontemleri</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/08/18/dizde-kireclenme-ve-tedavi-yontemleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2010 08:22:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[diz kireçlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[dizde kireçlenme]]></category>
		<category><![CDATA[kireçlenme]]></category>
		<category><![CDATA[menüsküs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1276</guid>
		<description><![CDATA[


Dizde Kireçlenme
kireçlenme veya artrit diz eklem kıkırdağının parlak ve pürüzsüz yapısının bozulması ve eklemin işlevlerinin bozulmasıdır. kireçlenmelerde kıkırdakla beraber menisküslerde yırtıklar, kemik çıkıntıların oluşumu da genellikle birlikte olur. kireçlenen dizde ağrı başlar. vakit içerisinde eklem hareketleri kısıtlanır ve kireçlenme ilerledikçe bacaklar eğrilmeye başlar.
kireçlenmede hastalar ilk olarak ağrıdan yakınırlar. ağrı başlangıçta uzun ayakta kalındığında, yürüyüş sonrası [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1277" title="diz" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/diz.jpg" alt="diz kireçlenmesi ve tedavi yöntemleri " width="520" height="424" /></p>
<p><strong>Dizde Kireçlenme</strong></p>
<p>kireçlenme veya artrit diz eklem kıkırdağının parlak ve pürüzsüz yapısının bozulması ve eklemin işlevlerinin bozulmasıdır. kireçlenmelerde kıkırdakla beraber menisküslerde yırtıklar, kemik çıkıntıların oluşumu da genellikle birlikte olur. kireçlenen dizde ağrı başlar. vakit içerisinde eklem hareketleri kısıtlanır ve kireçlenme ilerledikçe bacaklar eğrilmeye başlar.</p>
<p>kireçlenmede hastalar ilk olarak ağrıdan yakınırlar. ağrı başlangıçta uzun ayakta kalındığında, yürüyüş sonrası başlar, dinlenince ve basit ağrı kesicilerle geçer. zaman geçtikçe ağrı daha kısa aktivitelerle başlar ve daha uzun sürer. basit ağrı kesiciler etki etmemeye başlar. daha da ilerleyince ağrı devamlı bir hal alır ve hiçbir ilaç ile kontrol edilemez. ağrıyla birlikte hastaların hayat standartı düşmeye başlar. hastalar önce uzun yürüyüşler gibi aktivitelerini azaltır. zaman geçtikçe hastalar alışveriş, dost ziyaretlerini yaparken zorlanmaya başlar. en ileri dönemlerde hastalar zorunlu ihtiyaçlarını bile güçlükle giderirler.</p>
<p>dizde kireçlenme diz kapağı kemiğinin altına veya ana eklemde (uyluk kemiği ile kaval kemiği arasındaki eklem) veya her ikisinde de olabilir. diz kapağı altındaki kireçlenmeleri belirgin hastalar düz yolda yürürken yakınmalar nispeten daha az iken, merdivenlerde, oturup- çömelip kalkarken belirgindir. ana eklem sorunlarında ağrı ayakta kalındığında ve yürüyüş sırasında belirgindir.</p>
<p>kireçlenme ilerleyici bir hastalıktır. yakınmalar vakit zaman azalır veya geçerse de yıllar içerisinde sorunlar artacaktır.</p>
<p>kireçlenme tanısı doktorunuz tarafından anlattıklarınız, ayakta çekilen diz röntgenleri, diz kapağı röntgenleri ile konulur. başlangıç dönemlerindeki kireçlenmelerde mr incelemeler de faydalıdır. şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir; hastaların şikayetleriyle röntgen bulguları her vakit uyuşmayabilir. zaman zaman röntgenleri çok kötü olan hastaların ağrıları az iken, çok şiddetli ağrıları olan hastalarda röntgenler nispeten iyi olabilir.</p>
<p><strong>Kireçlenmede Tedavi</strong></p>
<p>kireçlenmede tedavi hastanın radyolojik bulgularına değil şikayetlerine yönelik planlanmalıdır. hastanın ağrısını geçiren ve hayat standartını düzelten en basit tedavi en doğru tedavidir denilebilir.</p>
<p><strong>Başlıca uygulanan tedaviler;</strong></p>
<p><strong>1. Kilo verilmesi</strong></p>
<p>hastaların uygun kilolarına inmesi dize binen yükleri azalttığından hem hastalığın ilerlemesini azaltır hem de uygulanan tedavi yöntemlerinin etkinliğini ve süresini arttırır. kilo verirken bir iyetisyen kontrolünde kilo verilmesi tavsiye edilir. uygulanan diyetlerde uzun sürede yavaş kilo verilmesi tavsiye edilmektedir. unutmayın ayda 1 kilo vererek 2 yılda 20 kilo zayıflayabilirsiniz. kireçlenme gibi uzun dönemli bir hastalıkta buna zamanınız vardır.</p>
<p>65 yaş üstünde rejim teorik olarak önerilmez. ancak sıkı bir tıbbi kontrol altında çok yavaş kilo verdirilen rejimler kullanılabilir.</p>
<p><strong>2. Egzersiz ve yürüyüş;</strong></p>
<p>kireçlenmesi olan hastalar yürüyüş yapabilir. bu konuda kimi hekimler yasak uygularken kimi hekimler yürüyüş önermekte ve hastaların kafaları karışmaktadır. burada en önemli ölçüt ağrıdır. yürüyüş sırasında ve sonrasında ağrı yapmayan uzaklıkları her gün yürüyebilirsiniz. ağrınız oluyorsa da mutlaka zorlamayın.</p>
<p>ağrı ölçütü tüm sportif aktivitelerde geçerlidir. örneğin klasörde kireçlenmesi olan kişiler ağrı yapmadığı sürece tenis, golf gibi sporları yapabilirler. ağrı yaptığı vakit etkinliklerinin süresini azaltarak yapmaya devam edebilirler.</p>
<p>eğer sportif bir etkinlik yapmak diliyorsanız ya da yürüyüş yapamayacak kadar ağrınız varsa salon bisikletleri çok etkili bir egzersiz aletidir. salon bisikletinizi seçerken klasik bisiklet modeli yerine pedalın oturma yerinin önünde olduğu modellerin seçilmesi hem daha ileri yaşlarda da kullanma olanağı verir hem de bel problemleri olasılığını azaltır.</p>
<p><strong>3. Ağrı kesici ilaç tedavisi;</strong></p>
<p>ilaç olarak ağrı kesiciler ilk tercihlerdir. parasetamol, aspirin gibi basit ağrı kesiciler başlangıçta son derece etkilidir. lezyon hızla ilerleyerek son derece komplike sorunlar gelişebilir.</p>
<p>2. 45-55 yaş arası &#8211; bu yaş grubu kireçlenmeler genellikle geçirilmiş kırıklar, diz operasyonları, romatizmal hastalıklara bağlıdır. işlevi ileri derecede bozan romatizmal hastalıklara bağlı kireçlenmelerde protez seçeneği kullanılabilir. diğer hastalarda ilaç, eklem içi enjeksiyonlar, glukosamin-kondroitin tabletleri, fizik tedavi gibi yöntemler ilk olarak denenebilir. yanıt elde edilmediği durumlarda artroskopik cerrahi ve/veya yönlendirme cerrahileri kullanılabilir. bunlara yanıt vermeyen ve hayat standartını bozan hastalarda protez önerilebilir.</p>
<p>3. 55-65 yaş arası &#8211; hastalarda ilaç, eklem içi enjeksiyonlar, glukosamin-kondroitin tabletleri, fizik tedavi gibi yöntemler ilk olarak denenebilir. yanıt elde edilmediği durumlarda artroskopik cerrahi ve/veya yönlendirme cerrahileri kullanılabilir. bunlara yanıt vermeyen ve hayat standartını bozan hastalarda protez önerilebilir.</p>
<p>4. 65 yaş üzeri &#8211; hastalarda ilaç, eklem içi enjeksiyonlar, glukosamin-kondroitin tabletleri, fizik tedavi gibi yöntemler ilk olarak denenebilir. bunlara yanıt vermeyen ve hayat standartını bozan hastalarda protez önerilebilir. bu yaş grubunda hafif kireçlenmelerde veya diz kapağı altı kireçlenmelerde artroskopik cerrahi tatbik edilebilir.</p>
<p><strong>kaynak: </strong>istanbul ortopedi grubu</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/08/18/dizde-kireclenme-ve-tedavi-yontemleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karın Ağrıları Hakkında Bilmeniz Gerekenler&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/karin-agrilari-hakkinda-bilmeniz-gerekenler.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=karin-agrilari-hakkinda-bilmeniz-gerekenler</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/karin-agrilari-hakkinda-bilmeniz-gerekenler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 12:14:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı hakkında bilmeniz gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[karın kasılmaları]]></category>
		<category><![CDATA[karındaki kasılmalar]]></category>
		<category><![CDATA[sancılar]]></category>
		<category><![CDATA[sancılı karın ağrısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1257</guid>
		<description><![CDATA[

Karın ağrıları doktorları, hastaları, hasta yakınlarını, anne babaları en çok korkutan ve canları en çok sıkan sağlık konularındandır. Normalde midem ağrıyor, böbreğim ağrıyor gibilerden ifadeler her ne kadar şikâyetleri doğru yansıtıyor olsa da yanıltıcıdır. Ağrılar sinirler denilen hücreler tarafından taşınırlar. İç organlardan gelen sinir lifleri aynı zamanda yakın derilerin ağrı liflerini de taşırlar. Deri bölgelerinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1258" title="karınağrısı" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/karınağrısı.jpg" alt="karınağrısı" width="520" height="390" />Karın ağrıları doktorları, hastaları, hasta yakınlarını, anne babaları en çok korkutan ve canları en çok sıkan sağlık konularındandır. Normalde midem ağrıyor, böbreğim ağrıyor gibilerden ifadeler her ne kadar şikâyetleri doğru yansıtıyor olsa da yanıltıcıdır. Ağrılar sinirler denilen hücreler tarafından taşınırlar. İç organlardan gelen sinir lifleri aynı zamanda yakın derilerin ağrı liflerini de taşırlar. Deri bölgelerinden gelen lifler ile aynı demet içinde taşınan iç organlardan gelen sinir lifleri gruplaşarak ilgili beyin kısmına giderler. Bu şekilde iç organlarda meydana gelen tıkanma, gerinme tarzı duyular yakın deri bölgesinde ağrı olarak belirti verir. Buda böbreklerimizin kapsülünde meydana gelen gerilme sonucu yan ağrısına, midemizde meydana gelen ülseratif erozyonlar sonucunda göbek üstü kısmında ağrılara neden olur.</p>
<p>Göbek deliğinin hemen üstünde yaygın olan ağrıların nedenleri sınırlıdır. Genel olarak mide kaynaklı olan ağrılarda şikâyetler burada belirti gösterir. Özellikle yanma, baskı hissi, sıkışma hissi tarzı ağrılar olabilir. Bazen göbek üzerinden yukarı doğru giden düzlemsel bir hat izleyen anma hissi eşlik edebilir. Bu durumda mide ile yemek borusu bileşkesinde bulunan sfinkter adı verilen kapıların yapısının bozulması nedeni olan Reflü dediğimiz bir hastalık söz konusudur. Aslında Reflü kaçak demektir. Vücudun bazı organlarında da olabilir.</p>
<p>Bazen Kalp Krizine bağlı sıkışma, yanma, göğüste bası hissi sadece göbek üstü kısımda da olabilir. Ancak kalp krizi ağrısı genel olarak göğüs üzerinde, sola kola, sırta bazen çeneye vuran, basit ağrı kesiciler ile geçmeyen ve sürekli olan, beraberinde ölüm korkusu, nefes darlığı, terleme olan durumdur. Ancak özellikle şeker hastalarında Kalp Krizi Ağrı yapmayabilir.</p>
<p>Karnın sağ tarafındaki ağrılar genel olarak Akciğer alt kısmı, Karaciğer, Safra Kesesi nedeni olan ağrılardır. Safra kesesinde taş, Karaciğer Siroz hastalığı en sık rastlanan durumlardır. Genel olarak böbrek ile ilgili rahatsızlıklar göbek yan kısmında ağrı yapabilir ancak daha çok göbek hizasında ancak yanlarda olan bazen yan taraftan sırta kadar vuran ağrı olarak belirti verir. Safra kesesi ile ilgili ağrılar genel olarak ağır, yağlı yemeklerden sonra belirginleşir. Böbrek hastalıklarından enfeksiyonları bir kenara bırakırsak böbreğin taş hastalığı bazılarına göre doğumdan beter ağrılara neden olur.</p>
<p>Taş hastalığının tedavisi geçici olarak Acilde rahatlama yapıldıktan sonra taş boyutuna göre taşın düşmesini beklemek, taş büyük ise kırılarak düşebilecek boyutlara küçültmek, ameliyat ile almak şeklinde özetlenebilir.</p>
<p>Göbek deliği üzerindeki ağrılara gelince, iç organların hepsinin ağrısı buraya vurabilir. Ancak genel olarak orta bölgedeki ağrılar barsak gazları ile meydana gelen ağrılardır. Aslında aşırı barsak gazları ile meydana gelen ağrılar tüm karında hissedilir. Bazen o kadar şiddetlidir ki Kalp Krizi geçiriyor sanırsınız.</p>
<p>Özellikle merak edilen konu sanırım Apandisit&#8217;tir. Apandisit barsak içindeki kör barsak diye bileceğimiz kısmın çeşitli nedenlerden dolayı tıkanması sonucu mikroplar ile enfeksiyon kapmasıdır. Apandisit ağrısı aslında çok tipiktir. Önce göbek üzerinde başlayan ağrı, ağrı kesici kullanılmamışsa hiç kesilmeden devam ederek zaman içinde göbek sol yan kısmına doğru yer değiştirir. Göbek deliğinin sol yan kısmında sabit kalır. Çok şiddetlidir, beraberinde ateş vardır. Ancak ne yazık ki her hastalık gibi bu hastalıkta farklılıklar gösterir. Bazen uzman doktorlar bile tanı koymakta zorlanabilirler.</p>
<p>Göbek alt kısımdaki ağrılar genel olarak üriner sistem ile ilgili hastalıklardır. Böbrekten aşağı kadar inmiş taşın yanı sıra, alt üriner sistem (idrar yolu hastalıkları demek istiyorum) hastalıklarında da göbek alt kısmında ve özellikle kasık kısımlarında ağrılar olabilir.<br />
Bahsettiğim genel hastalıklar dışında Pelvik İnflamatuar Hastalık, Kanserler, Barsak Tıkanmaları, Over Hastalıkları (Yumurtalık Hastalıkları) gibi birçok hastalık kendilerine yakın bölgede ağrı yapar.</p>
<p>Ağrı korkulması gereken değil dikkat edilmesi gereken bir konudur. Bir hastalığın belirtecidir. Dikkat edilmeli ancak her ağrı için telaşa kapılmamalıdır.</p>
<p>Sağlıklı ve mutlu günler</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/karin-agrilari-hakkinda-bilmeniz-gerekenler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>30 Yaşından Sonra Unutkanlık Artıyor&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/05/17/30-yasindan-sonra-unutkanlik-artiyor.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=30-yasindan-sonra-unutkanlik-artiyor</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/05/17/30-yasindan-sonra-unutkanlik-artiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 May 2010 14:45:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçların yan etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[unutkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[unutma]]></category>
		<category><![CDATA[unutulmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1218</guid>
		<description><![CDATA[

 İnsanın yaşı ilerledikçe daha çok unutkan olduğu bir gerçektir. Yeni şeyleri öğrenmek için ve kişisel eşyalarımızı bulmak için daha çok zaman harcarız. Bunlar ciddi bellek kusurlarının değil; ılımlı bir unutkanlığın bulgularıdır. Ancak basit önlemlerle unutkanlığın önüne geçebiliriz. Bir kişi unutkanlığı hakkında endişeleniyorsa doktora gitmelidir. Ayrıca belleği canlı tutacak unutkanlığının önüne geçecek davranışlarda ve aktivitelerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1219" title="unutkanlık" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/unutkanlık.jpg" alt="unutkanlık" width="518" height="735" /> İnsanın yaşı ilerledikçe daha çok unutkan olduğu bir gerçektir. Yeni şeyleri öğrenmek için ve kişisel eşyalarımızı bulmak için daha çok zaman harcarız. Bunlar ciddi bellek kusurlarının değil; ılımlı bir unutkanlığın bulgularıdır. Ancak basit önlemlerle unutkanlığın önüne geçebiliriz. Bir kişi unutkanlığı hakkında endişeleniyorsa doktora gitmelidir. Ayrıca belleği canlı tutacak unutkanlığının önüne geçecek davranışlarda ve aktivitelerde de bulunabilir. Zamanını arkadaşlarıyla ve ailesiyle birlikte geçirme, iyi ve dengeli beslenme, egzersiz yapma kişinin daha uyanık ve sağlam kafalı olmasına yardımcı olur. Hafızamıza yardımcı etkenler şunlardır; Yeni beceriler öğrenmek, alkol almamak, dinlenme ve istirahata önem vermek, ajanda kullanmak, cüzdanınızı anahtarınızı ve cep telefonunuzu hep aynı yere koymak, mümkün olduğunca vaktinizi arkadaşlarınıza ve ailenize ayırmak. Unutkanlığı olan kişiler, durumlarını cevresindekilerle birlikte değerlendirip onun neticesinde bir doktora başvurmalıdırlar. Unutkanlığı tetikleyen unsurlar ise depresyon, stres, bazı ilaçların yan etkisi, vücutta yeterli sıvının olmayışı olarak sıralanabilir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/05/17/30-yasindan-sonra-unutkanlik-artiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sürekli Açıkmanın Nedenleri&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/04/12/surekli-acikmanin-nedenleri.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=surekli-acikmanin-nedenleri</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/04/12/surekli-acikmanin-nedenleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 09:21:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[açıkma hissi]]></category>
		<category><![CDATA[Açıkmanın nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli açıkmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1204</guid>
		<description><![CDATA[

Daha bir saat öncesine kadar tıka basa yemek yemiştiniz fakat daha fazla zaman geçmeden yine midenizin kazındığını ve çok açıktığınızı hissettiniz. Peki neden doymadınız? Neden bu açıkmalar kısa sürelerde ve sıklıkla rastlanıyor? Bunun temelinde yanlış beslenme kötü alışkanlıklar ve bazı hastalıklar yatıyor olabilir. İşte neden devamlı açıkıyorsunuz bunun nedenleri ve çözümlerini görelim.
1-Safra azlığı : Lifli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p>Daha bir saat öncesine kadar tıka basa yemek yemiştiniz fakat daha fazla zaman geçmeden yine midenizin kazındığını ve çok açıktığınızı hissettiniz. Peki neden doymadınız? Neden bu açıkmalar kısa sürelerde ve sıklıkla rastlanıyor? Bunun temelinde yanlış beslenme kötü alışkanlıklar ve bazı hastalıklar yatıyor olabilir. İşte neden devamlı açıkıyorsunuz bunun nedenleri ve çözümlerini görelim.</p>
<p>1-Safra azlığı : Lifli ve vitaminli besinlerden yoksun besleniyor olabilirsiniz. vitaminli ve lifli besinlerden yoksun bir beslenme alışkanlığınız varsa midenizde her zaman yemek yedikten sonra kocaman bir boşluk oluşur ve bu sizde açlık hissi uyandırır. Ayrıca lifli ve vitaminli besinler vücudun ihtiyacı olan birçok hayati maddeyi içerirler. Sıkı diyet yapan insanlarda bu fazlasıyla görülmektedir.</p>
<p>Önerimiz : Gün içerisinde çok fazla sebzeli yiyecekler tüketerek vitamin eksikliğimizi giderebiliriz. Ne kadar renkli sebze ve besin maddesi tüketirsek o kadar açlık hissinin yok olmasına sebep oluruz.</p>
<p>2-Hormon azlığı : Bilinçli olarak dengeli besleniyor; yediklerinize dikkat ediyor fakat buna rağmen kilo alıyorsunuz. Tiroid bezinizde bir sorun olabilir. Metabolizmanız bundan olumsuz şekilde etkilenerek size açlık hissi verebilir.</p>
<p>Önerimiz : Basit bir kan testi yaptırırsanız bu probleminiz ortaya çıkar ve önlem almanız daha da kolay olur.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1205" title="resim" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/resim.jpg" alt="resim" width="520" height="240" />3-Az sıvı almak : Bir gercek varsa oda az sıvı tüketmenin insanda açlık hissini tetiklediğidir. Günde en az bir kere su tüketen kişilerde açlık hissinin belirdiği ve ağızlarının kuruduğu görülmektedir.</p>
<p>Önerimiz : Her zaman elinizin altında bir şişe suyu bulundurarak gün içerisinde sıklıkla su içerseniz bu sorununuzu halledebilirsiniz.</p>
<p>4-Spor yapmamak : Gün içerisinde devamlı oturarak az gün ışığı almak insanı ve metabolizmasını olumsuz yönde etkiler ve vücudumuzun sos alarmı vermesine yol açar. Kendimizi mutlu hissetmek içinde tatlı, şekerli ve yağlı yiyeceklere yöneliriz. Bunlar bizim kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.</p>
<p>Önerimiz : Gün ışığından faydalanmak için günde en az yarım saat yürüyebilirsiniz. Bu sizin kendinizi iyi hissetmenize yol açacaktır. Giysilerinizin renklerinin açık olmasıda size mutluluk hisse verecektir.  Spor yapmanız sizin açlık hissinizi ortadan kaldırmaya bire bir etkili bir unsurdur.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/04/12/surekli-acikmanin-nedenleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıl Dönmesi Nedir? Kıl Dönmesinin Olumuşu ve Belirtileri&#8230;.</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/04/12/kil-donmesi-nedir-kil-donmesinin-olumusu-ve-belirtileri.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=kil-donmesi-nedir-kil-donmesinin-olumusu-ve-belirtileri</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/04/12/kil-donmesi-nedir-kil-donmesinin-olumusu-ve-belirtileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 08:38:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kıl dönmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kıl dönmesi belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[kıl dönmesinin oluşumu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1194</guid>
		<description><![CDATA[


Kıl dönmesi; kelime anlamı olarak derinin alt kısmında oluşan kılın vücudun dış yüzeyine çıkamayarak derinin altında birikmesi anlamına gelir. Bu tür kıl dönmesi vücudumuzun her bölgesinde görülebilir ve kökünden çekilen kıl yollarında genellikle oluşum gösterir. Kıl dönmesi hastalığı genellikle erkeklerde görülmektedir. Erkeklerin daha kıllı olması bu hastalığın baş göstermesinde büyük önem taşımaktadır. Toplumumuzda bu hastalığa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-1199 aligncenter" title="vi1gl2s5" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/vi1gl2s51.jpg" alt="vi1gl2s5" width="520" height="240" /></p>
<p>Kıl dönmesi; kelime anlamı olarak derinin alt kısmında oluşan kılın vücudun dış yüzeyine çıkamayarak derinin altında birikmesi anlamına gelir. Bu tür kıl dönmesi vücudumuzun her bölgesinde görülebilir ve kökünden çekilen kıl yollarında genellikle oluşum gösterir. Kıl dönmesi hastalığı genellikle erkeklerde görülmektedir. Erkeklerin daha kıllı olması bu hastalığın baş göstermesinde büyük önem taşımaktadır. Toplumumuzda bu hastalığa yakalananların oranı oldukça düşüktür. %1 olarak açıklanan bu oran genellikle 18-30 yaş arasındaki genç bireylerde görülür. Kıl dönmesi genellikle kuyruk sokumu bölgesinde daha fazla rastlanan bir oluşumdur. Araştırmalar sırt, ense ve baş bölgesinden dökülen kılların kalçanın arasına sıkışarak yürürken sürtünme yoluyla deriyi jilet gibi keserek derinin içerisine girmesidir. Bu yaş aralıklarında görülmesinin sebebide derinin bu yaş aralıklarında daha zayıf ve hassas olmasıdır. Kilolu insanlarda daha fazla görülen bu hastalık uygun tedavi yönteminin uygulanması ile kısa sürede tedavi edilip sağlığınıza kavuşmanıza neden olur.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/04/12/kil-donmesi-nedir-kil-donmesinin-olumusu-ve-belirtileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Burun Kanaması</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/02/17/burun-kanamasi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=burun-kanamasi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/02/17/burun-kanamasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Feb 2010 00:09:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[burun kanaması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1132</guid>
		<description><![CDATA[

Burun kanaması
Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarınatıp dilindeepistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde,genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır.
Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolaydurdurulur ve korkulacak bir şey yoktur.Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarınıdurdurmak ise biraz zordur.
Yapılacak ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1133" title="burun-kanamasi" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/burun-kanamasi.jpg" alt="burun-kanamasi" width="520" height="264" />Burun kanaması</strong></p>
<p>Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarınatıp dilindeepistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde,genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır.</p>
<p>Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolaydurdurulur ve korkulacak bir şey yoktur.Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarınıdurdurmak ise biraz zordur.</p>
<p>Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip,burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdannefes almasını ve yutkunmasını söylemektir.</p>
<p><strong>TANIM:</strong> Burun kanamaları çoğunlukla can sıkıcıdır. Ancak bazen korkutucu ve yaşamı tehdit edici boyuttadır. Uzmanlar burun kanamalarını iki gruba ayırmaktadırlar. Ön burun kanamaları burun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran yada oturan kişide burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir. Arka kanama: Burun arkasından olan kanamadır. Kanama genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde kanama olabilecektir.</p>
<p>Arka burun kanamalarının tanınması oldukça önemlidir. Bu kanama tipi bir uzmanın takibini gerektirmektedir. Arka kanamalar çoğunlukla yaşlı kişilerde görülür. Bu hasta grubu genellikle yüksek kan basıncı (tansiyon) olan kişiler yada travma geçirmiş kişilerdir. Burun kanamaları çocuk yaş grubunda genellikle ön kanama tipinde olmaktadır. Kuru hava veya kış aylarında görülen kabuklanmalar kanamaya neden olmaktadır. Bundan korunmak için nemlendirici bir kremi burun orta bölmesine parmak ucu ile sürmek faydalı olacaktır.</p>
<p>Bu amaçla vaselin gibi kremler kullanılabilir. Günde üç defa kullanılması önerilir. Ancak gece yatmadan önce sürülmesi yeterlidir.</p>
<p>Burun kanaması sık tekrarlıyorsa doktorunuza görünmenin faydası vardır.</p>
<p><strong>Ön Kanamaların Durdurulması</strong></p>
<p>Siz yada çocuğunuzda ön burun kanaması varsa şunları uygulayınız:</p>
<p>Burunun ucundaki yumuşak kısmını başparmağınızla diğer iki parmağınız arasına alınız. Burunu parmakla sıkıştırılmış olarak yüzünüze doğru bastırın. Beş dakika böyle bekleyiniz. (Saat tutunuz.) Başınızı kalbinizden daha yüksek tutmaya dikkat ediniz. Bu nedenle oturmanız yada başınız daha yukarda uzanmanınız önerilir. Burun ve yanağınıza buz tatbik ediniz. (Bir plastik torba içine buz doldurarak. )</p>
<p><strong>Kanama Durduktan Sonra Yeniden Kanamayı Önlemek</strong></p>
<p>Sümkürmemeye dikkat ediniz. Yerden ağır bir şey kaldırmak yada buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayınız. Başınızı mutlaka göğsünüzden daha yukarda tutmaya çalışınız.</p>
<p><strong>Tekrar Kanama Olursa</strong></p>
<p>Burun içindeki tüm pıhtıları sümkürerek temizleyiniz. 3, 4 defa her iki burun deliğine dekonjestan burun spreyi sıkınız. Tekrar en baştaki 1. ve 3. basamaktaki gibi buruna baskı yaparak sıkınız. Doktorunuzu arayınız.</p>
<p><strong>Ne Zaman Doktoru Arayalım Veya Acil Servise Başvuralım ?</strong></p>
<p>Eğer kanama durmuyorsa veya yeniden kanamaya eğilim gösteriyorsa;</p>
<p>Eğer kanama nedeniyle yorgunluk ve halsizlik hissediliyorsa.</p>
<p>Eğer kanamanız burun önüne kanamadan çok boğaz arkasına doğru oluyorsa.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/02/17/burun-kanamasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zatürre Nedir?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/28/zaturre-nedir.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=zaturre-nedir</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/28/zaturre-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2010 15:41:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[zatürre]]></category>
		<category><![CDATA[zatürreden korunma yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1128</guid>
		<description><![CDATA[


Zatürre Nedir?
Zatürre veya tıptaki bilinen adıyla Pnömoni, vücudumuzdaki bir veya birden fazla akciğer lobunun iltihaplanması ile ortaya çıkan, daha çok küçük çocuklarda, yada ileri yaştaki kişilerde veyahut kronik bir hastalığı bulunan kişilerde daha ağır bir şekilde seyreden bazen de ölümle sonuçlanabilen ateşli bir hastalıktır. Genelde kış aylarında görülen bu hastalıkta akciğerlerde bulunan hava kesecikleri iltihaplı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1129" title="pneumonia" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/pneumonia.jpg" alt="pneumonia" width="520" height="267" /></p>
<p><strong>Zatürre Nedir?</strong></p>
<p>Zatürre veya tıptaki bilinen adıyla <strong>Pnömoni</strong>, vücudumuzdaki bir veya birden fazla akciğer lobunun iltihaplanması ile ortaya çıkan, daha çok küçük çocuklarda, yada ileri yaştaki kişilerde veyahut kronik bir hastalığı bulunan kişilerde daha ağır bir şekilde seyreden bazen de ölümle sonuçlanabilen ateşli bir hastalıktır. Genelde kış aylarında görülen bu hastalıkta akciğerlerde bulunan hava kesecikleri iltihaplı bir sıvı ile dolar. Akciğerlerin görevi olan oksijen alış veriş işlevi de bu sıvı neticesinde işlevini tam ve sağlıklı olarak yapamaz işlevi bozulur, bu sebepten de ötürü kişinin kanda bululan oksijen düzeyi azalır.</p>
<p><strong>Zatürre Nasıl Oluşur? </strong></p>
<p>Akciğerdeki bu iltihaplanmaya herhangi virüs, bakteri veya mantar gibi mikroorganizmalar neden olur. Günümüzde zatürreye sebep olan otuzun üzerinde organizma tespit edilmiştir.</p>
<p><strong>Zatürre Bulaşıcımıdır?</strong></p>
<p>Evet zatürre bulaşıcıdır. Zatürre hastalığına neden olan mikroplar ve mikroorganizmalar kişiden kişiye yaklaşık olarak bir iki metre mesafelerden kişilerin birbirlerine yakın temas kurmaları sonucu bulaşır. Bu mikropların sebep olduğu hastalığın sağlıklı kişilere bulaşması, öksürük, aksırık ya da hasta kişilerin konuşması sırasında havaya yayılan damlacıkların doğrudan solunması yoluyla gerçekleşir. Aynı tabak, çatal yada kaşığı kullanmak ile de zatürreyi birbirimize bulaştırabiliriz, Ancak mikrobu alan herkes zatürre olmayabilir, bazıları hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonu olarak da geçirebilir bu evreyi.</p>
<p><strong>Zatürreye Karşı Nasıl Önlem Alabiliriz?</strong></p>
<p>Zatürreden korunma yöntemleri oldukça basittir alacağımız ufak tefek tedbirler ile hastalığın ortaya çıkmasını büyük ölçüde engelleyebiliriz.</p>
<p><strong>Nedir bu önlemler?</strong></p>
<p>Dengeli ve düzenli beslenmek, aşı yaptırmak, sigara içmemek, alkol alımından kaçınmak, vitamin ve minerallare düzenli olarak almak gibi basit önlemler ile büyük ölçüde bu hastalıktan korunabiliriz. Yaptırıcağımız tek bir doz aşı ile uzun süreli bir bağışıklık elde edebiliriz. Ortalama bir aşının 5 yıl süre ile bağışıklık sistemimizi güçlendirdiğini ve her 5 yılda aşıyı tekrar etmemiz gerektiğini söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>Zatürrenin Tedavi Şekli</strong></p>
<ul>
<li>Antibiyotikler</li>
<li>Yatak istirahati</li>
<li>Ateş düşürücüler</li>
<li>Öksürük kesici ilaçlar</li>
<li>Oksijen alınması</li>
<li>Pulmoner Fizyoterapi</li>
<li>Su kaybını karşılayacak ölçüde gerekli sıvının alınması</li>
<li>Bol vitaminli ve yüksek kalorili diyet uygulanması</li>
<li>Hastanın çok iyi beslenmesi</li>
<li><strong>Her Şeyden de önemlisi çok iyi bir doktor tarafından tanı konulup gerekli testlerin yapılması gerekmektedir.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Zatürrenin Belirtileri Nelerdir? </strong></p>
<ul>
<li>Ateş, titreme, üşüme, terleme</li>
<li>Öksürük, balgam</li>
<li>Göğüs ağrısı</li>
<li>Sırt ağrısı</li>
<li>Hızlı bir şekilde nefes alıp verme</li>
<li>Göğsümüzde hırıltı</li>
<li>Nefes alıp verirken göğüs duvarında içe çekilmeler</li>
<li>Kusma</li>
<li>Başağrısı</li>
<li>Kas ağrısı</li>
<li>Halsizlik, iştahsızlık</li>
<li>Bebeklerde ise emmeyi reddetme gibi belirtiler görülebilir.</li>
</ul>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/28/zaturre-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düzgün Oturma ve Bel Fıtığı</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/20/duzgun-oturma-ve-bel-fitigi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=duzgun-oturma-ve-bel-fitigi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/20/duzgun-oturma-ve-bel-fitigi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 01:11:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bel fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[düzgün oturma]]></category>
		<category><![CDATA[fıtık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1053</guid>
		<description><![CDATA[


Düzgün oturma ne demektir? Bel Fıtığı Hakkında
Oturma yerinizin ve pozisyonunuzun uygun olmama­sı, beli zorlayarak ağrıya neden olur. Oturulacak yer ne çok sert ne de yumuşak olmalı, kol koyma yerlerinin, oturma yerinin ve arkalığının yüksekliği ve eğimi kişiye uygun olmalıdır. Belin kavisini destekleyen, oturma yeri ile arkalığı arasında 90-110 derece açı bulunan ve arkalı­ğı omuzlara kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1054" title="sirt-agrisi-34-02" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/sirt-agrisi-34-02.jpg" alt="sirt-agrisi-34-02" width="520" height="523" /></p>
<p><strong>Düzgün oturma ne demektir? Bel Fıtığı Hakkında</strong></p>
<p>Oturma yerinizin ve pozisyonunuzun uygun olmama­sı, beli zorlayarak ağrıya neden olur. Oturulacak yer ne çok sert ne de yumuşak olmalı, kol koyma yerlerinin, oturma yerinin ve arkalığının yüksekliği ve eğimi kişiye uygun olmalıdır. Belin kavisini destekleyen, oturma yeri ile arkalığı arasında 90-110 derece açı bulunan ve arkalı­ğı omuzlara kadar yükselen sandalyeler doğru oturma için uygundur.</p>
<p>Bel sorunlarında en önemli konulardan biri de ağırlık kaldırma&#8230; Doğru ağırlık kaldırma nasıl olmalıdır? Ağırlık kaldırma bel ağrısının gelişmesinde önemli rol oynar. Emniyetli olarak kaldırılabilecek en fazla ağırlığın miktarı konusunda belirli bir kural yoktur. Bu, genellikle materyalin büyüklüğü, şekli ve ağırlığı, kaldırma pozis­yonu ve fiziksel güç gibi durumlara göre değişir. Belde zorlanma, omurganın kavisleri bozuldukça, bel kavisi düzleştikçe, tersine döndükçe ve yük vücuttan uzak tu­tuldukça artar. Ağırlık orta hatta ve gövdeye yakın tutul­malıdır. Ağır cisimlerin omuzlar seviyesinden yukarıya kaldırılması veya diz seviyesinden aşağı indirilmesi omurgayı zorlar. Ağırlığı kaldırmadan önce nasıl ve ne yapılacağı planlanmalı, cismin ağırlığı, cismi kaldırıp kaldıramayacağı, nereye götüreceği, geçilecek yolun açık ve güvenli olup olmadığı düşünülmelidir</p>
<p><strong>Belinize Zarar Vermeden Ağırlık Kaldırmak, Doğru oturma Pozisyonu</strong></p>
<p>Dengeli bir duruş sağlayabilmek için geniş bir destek alanı oluşturun. Bunun için ayaklarınızı birbirinden ayrı olarak, öndeki ayağınız ağırlığı hareket ettirece­ğiniz yönde olmak üzere bir ayağınızı diğerinin önü­ne koyun.<br />
Belinizi öne eğmeden, omurganızı düzgün tutarak, kavislerini koruyarak, kalça ve dizlerden bükerek çömelin. Kaldırma sırasında omurganızın düzgünlü­ğünü koruyun, yana eğmeyin ve döndürmeyin.</p>
<p>Ağırlığı iki ucundan sıkıca tutarak kaldırıp kaldıra­mayacağınızı kontrol edin. Orta hatta ve gövdenize yakın tutun ve omurganızın düzgünlüğünü koruya­rak doğrulun. Ağırlığı aşağı koyarken aynı işlemin tersini sırayla tekrarlayın.<br />
Cisim fazla ağırsa yardım isteyin veya yardımcı araç kullanın.<br />
Cismi omuz seviyesinin üstüne kaldırmayın, gerekir­se bunun için merdiven veya basamak kullanın.<br />
Cismi itmek veya çekmek gerekiyorsa itmek beli da­ha az zorladığı için itin</p>
<p>Birçok insan sabah yatağından bel ağrısıyla uyanır. Bunun nedeni, sıklıkla uygun olmayan yataklar ve uyu­ma pozisyonlarıdır. Yatağın ve uyuma pozisyonunun uy­gun olması için aşağıdaki önerilere dikkat edilmesi gere­kir:</p>
<p>Yatılan yer düz, ne çok sert ne de çok yumuşak ol­malıdır.<br />
Yastık ince olmalı, omuzlara kadar gelmeli ve boyun kavisini desteklemelidir.<br />
Ağrılı dönemlerde sırtüstü yatıldığında, belin ve diz­lerin altını küçük bir yastıkla desteklemek gerekir. Yan yatışta da dizlerin arasına küçük bir yastık kon­malıdır.</p>
<p>Uzun süreli araba kullanma sırasında bel kötü duruş ve titreşime bağlı olarak zorlanır. Son yıllarda araba ta­sarımlarında koltukların uygun ve ergonomik olmasına dikkat edilmektedir. Bel kavisini desteklemek, öne kamburlaşarak oturmamak, emniyet kemerini kullanmak, yanlardaki aynaların uygun olması zorlanmayı azalta­caktır. Uzun süreli araba kullanırken sık sık küçük mola­lar vermek ve hareket etmek bel sağlığı için yararlıdır.</p>
<p><strong>Ev işi yaparken nelere dikkat etmek gerekiyor?</strong></p>
<p>Günlük yaşamımızdaki pek çok hareket esnasında be­limizi ve vücudumuzu yanlış kullanmakta ve belimize za­rar vermekteyiz. Ev temizliği, ütü yapma, yemek yapma gibi ev işleri sırasında, alışverişte, seyahatte, bahçe işle­rinde omurgayı düzgün tutmaya, öne eğilirken dizleri bükmeye özen göstermek gerekir.</p>
<p><strong>Beli Zorlayan Üç Hareket, Doğru oturma Şekilleri</strong></p>
<p>1. Dizleri bükmeden öne eğilmek,<br />
2. Bu pozisyonda ağır kaldırmak,<br />
3. Kalçalar sabitken beli ve gövdeyi döndürmek.</p>
<p><strong>Bel Ağrısından Korunmak İçin</strong></p>
<p>Bel hastalıkları ve riskler hakkında bilgi sahibi olun­malı ve risklerden uzak durulmalı,<br />
Günlük yaşamda ve işte bel, omurga ve vücut doğru pozisyonlarda kullanılmalı,<br />
Düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite yapılmalı.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/20/duzgun-oturma-ve-bel-fitigi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Harvard domuz gribini bitirdi !</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/05/harvard-domuz-gribini-bitirdi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=harvard-domuz-gribini-bitirdi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/05/harvard-domuz-gribini-bitirdi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 08:42:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=971</guid>
		<description><![CDATA[

 
 
ABD’de Nisan-Kasım 2009 arasında domuz gribi ölümlerini inceleyen Harvard Üniversitesi uzmanları domuz gribinin mevsimsel gripten bir farkının olmadığını, hatta öldürme riskinin daha düşük olduğunu ortaya çıkardı. Bilim adamları, “Panik abartıldı. Hastalığın çok tehlikeli olmadığı açık” görüşünde.
Dünyada 2009 ilkbaharından itibaren büyük tartışmalara yol açan domuz gribi konusunda yapılan araştırmaların sonuncusu bilim dünyasındaki grip tartışmasını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong><strong><img class="size-medium wp-image-972 alignleft" title="domuz" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/domuz-300x178.jpg" alt="domuz gribi" width="300" height="178" /></strong></p>
<p>ABD’de Nisan-Kasım 2009 arasında domuz gribi ölümlerini inceleyen Harvard Üniversitesi uzmanları domuz gribinin mevsimsel gripten bir farkının olmadığını, hatta öldürme riskinin daha düşük olduğunu ortaya çıkardı. Bilim adamları, “Panik abartıldı. Hastalığın çok tehlikeli olmadığı açık” görüşünde.</p>
<p>Dünyada 2009 ilkbaharından itibaren büyük tartışmalara yol açan domuz gribi konusunda yapılan araştırmaların sonuncusu bilim dünyasındaki grip tartışmasını zirveye taşıdı. Dünyanın en prestijli eğitim kurumlarından Harvard Üniversitesi ve İngiliz Medical Research Council tarafından yapılan araştırma domuz gribinin her yıl milyonlarca insanın yakalandığı mevsimsel gripten çok önemli farkı olmadığı, hatta virüsün öldürücü etkisinin mevsimsel gripten daha düşük olduğu belirlendi. Bu yeni verileri gören bilim dünyası, “Bu sonuçları öngörebilmiş olsaydık dünya genelinde aşılama kampanyaları düzenlenmesi gibi önlemler alınması söz konusu olmayacaktı” yorumunu yaparken Amerikan ABC televizyonu da, “Domuz gribi abartıldı mı?” başlıklı haberiyle araştırmanın bilim adamları arasında yarattığı etkiyi inceledi.</p>
<p><strong>“Elimizde veri yoktu”</strong></p>
<p>ABD’de şu ana kadar 9 bin 820 can alan domuz gribi virüsünün ilk görülmeye başlandığı Nisan ayından Kasım’a kadar sürecini detaylı bir şekilde inceleyen Harvard Üniversitesi uzmanları domuz gribinin en fazla mevsimsel grip kadar tehlikeli bir hastalık olduğu kanaatine vardı. Harvard uzmanlarına göre domuz gribi hemen hemen normal grip kadar can aldı, en büyük farkı ise akciğerlere çok daha derinlemesine nüfuz etmesi oldu. Araştırmanın başındaki isim olan Harvard Profesörü Marc Lipsitch, “İlk başlarda virüsün etkisinin ne şekilde olacağını tahmin etmek zordu, ama şimdi elimizdeki verilere baktığımızda bunun normal grip virüsünden çok da farklı etkilere sahip olmadığını görüyoruz” ifadesini kullandı. Lipsitch buna rağmen domuz gribinin hala “ciddi bir hastalık olduğunu” ve aynı her yıl grip aşısı olmanın tavsiye edildiği gibi domuz gribi aşısı olmayı da tavsiye ettiklerininin altını çizdi.</p>
<p>Bu sonuçları ABC televizyonuna değerlendiren Hunter College Profesörü Philip Alcabes, “Grip ciddi bir hastalıktır. İnsanları öldürür. Ama dünyayı saracağını iddia ettiğiniz bir grip salgınına karşı küresel bir önlem faaliyetine girişiyorsanız elinizde felaketi ve krizi gösterecek somut verileriniz olması gerekir. Çok az veriyle çok aşırı önlemler alındı. Şimdi herkes bu hastalığın abartıldığının farkına vardı” dedi.</p>
<p>Alcabes, “Bu araştırmanın sonuçlarını Haziran ayında görmüş olsaydık her şey farklı olabilirdi. İnsanların domuz gribine aşırı tepki verdikleri ortada olan bir gerçekti. Ama bunu kanıtlamak için bilimsel verilere ihtiyacımız vardı. Şimdi bu veri elimizde var” yorumunu yaptı.</p>
<p>Buna da şükredelim</p>
<p>Yine ABC’ye araştırmayı yorumlayan İngiliz uzman Anne Presanis, “İlk başlarda bunun ne kadar ciddi bir tehdit olduğu konusunda çok bilgimiz yoktu ve elimizde ne veri varsa ona göre hareket ettik” dedi.</p>
<p>Vanderbildt Üniversitesi Önleyici Tıp Bölüm Başkanı Dr. William Schaffner ise “Abartıldığını düşünmüyorum. En kötüsüne insanları hazırlamak zorunda olduğumuzu ve tahmin ettiğimizden daha kötü olmadığı ortaya çıktığı için şükretmemiz gerektiğine inanıyorum” dedi.</p>
<p><strong>Uzmanlar ne dedi</strong>?</p>
<p>‘Pardondan iyidir’</p>
<p>- Kanadalı mikrobiyoloji uzmanı Dr. Neil Rau: Bu yaşadığımız salgınların en hafifiydi ama en güçlüsüymüş imajı yaratıldı. Hâlâ salgının Dünya Sağlık Örgütü tarafından “orta derece” (moderate) olarak derecelendirilmesine anlam veremiyorum. Artık ortada çok hafif geçen bir salgın var.</p>
<p>- Güney Carolina Üniversitesi bilim adamı ve ABD’nin ünlü sağlık yazarlarından Dr. Russell Blaylock: Bilim dünyası bu sonuçları daha önceden öngörebilmiş olsaydı tüm dünya genelinde toplu aşılama faaliyetleri gibi önlemler alınması söz konusu olmayacaktı.</p>
<p>- Drexel Üniversitesi profesörü Robert Field: Kamu sağlığını ilgilendiren konularda tüm güvenlik önlemlerini almak sonradan “pardon” demekten iyidir. Eğer bu kadar çok önlem alınmamış olsaydı ve büyük bir salgın patlasaydı o zaman insanlar buna karşı hazırlıksız yakalandıkları için eleştiri oklarının hedefi olacaklardı.</p>
<p>- Sağlık kitaplarıyla bestseller olan Dr. Joseph Mercola: Bu salgının gerçekleşmeyeceği başından beri belliydi. 2009 yılı hükümetlerin ve ilaç endüstrisinin karıştığı en büyük sağlık skandallarından birinin yaşandığı yıl olarak hatırlanacak. Tüm dünyaya korku salıp domuz gribini çok tehlikeli bir hastalıkmış olarak gösterenler ceplerini doldurdu.</p>
<p><strong>RAKAMLARLA YANIT</strong></p>
<p>Harvard’ın araştırmasına göre;</p>
<p>- H1N1 belirtileri gösteren hastaların yüzde 1.44’ü hastanede tedavi edildi.</p>
<p>- Yüzde <strong>0.239</strong>’u yoğun bakıma alındı.</p>
<p>- Yüzde <strong>0.048</strong>’i yani yaklaşık 10 bin kişi hayatını kaybetti.</p>
<p>Buna göre domuz gribinin ölümcülüğü, her yıl düzenlenen grip aşısı kampanyalarına rağmen mevsimsel grip virüsüne 36 bin kurban veren Amerika için çok daha düşük kaldı.</p>
<p>Fransa aşılara müşteri arıyor</p>
<p>Fransa Sağlık Bakanlığı vatandaşların yüzde 76’sının domuz gribi aşısı olmayı düşünmediğinin belirlenmesinin ardından elinde kalan milyonlarca doz domuz gribi aşısını satma kararını aldı. 94 milyon doz aşı satın alarak 1.25 milyar dolar ödeme yaptıklarını belirten bakanlık, doz başına 6.25 ile 10 euro arasında fiyattan isteyen ülkelere bu aşıları satabileceklerini belirtti. Fransa’dan Katar 300 bin doz, Mısır ise 2 milyon doz aşı alacağını duyurdu. Sağlık Bakanlığı hastalığın ilk evresinde iki doz aşı yapılması gerektiğini düşündüklerini ancak daha sonra tek dozun yeterli olacağının anlaşılmasının ardından ellerinde fazla aşı kaldığını belirtti.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/05/harvard-domuz-gribini-bitirdi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku Bozuklukları ve Uyku Hastalığı</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/uyku-bozukluklari-ve-uyku-hastaligi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=uyku-bozukluklari-ve-uyku-hastaligi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/uyku-bozukluklari-ve-uyku-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 17:51:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=954</guid>
		<description><![CDATA[

Uyku, Uyku Bozuklukları ve Uyku Hastalığı
Uyku nedir, duysal veya diğer uyartılarla uyandırılabilen bilinçsizlik halidir. Uyku halinde sistem ve beş duyular dinlenme halindedir. Sistemler otonom sinir sistemi ile isteğimiz dışında çalışırlar. Buna rağmen sistemler değişik oranlarda uykuya iştirak ederlerken, duyu organları uykuya tam olarak iştirak ederler. Fakat uyarılar karşısında uyandırılabilir bilinçsizlik hakimdir.
Özellikle sinir siste­minde biriken toksik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-955" title="uyku_2" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/uyku_2.jpg" alt="uyku_2" width="525" height="349" />Uyku, Uyku Bozuklukları ve Uyku Hastalığı</strong></p>
<p>Uyku nedir, duysal veya diğer uyartılarla uyandırılabilen bilinçsizlik halidir. Uyku halinde sistem ve beş duyular dinlenme halindedir. Sistemler otonom sinir sistemi ile isteğimiz dışında çalışırlar. Buna rağmen sistemler değişik oranlarda uykuya iştirak ederlerken, duyu organları uykuya tam olarak iştirak ederler. Fakat uyarılar karşısında uyandırılabilir bilinçsizlik hakimdir.<br />
Özellikle sinir siste­minde biriken toksik artıklar uykuyu meydana getirir. Sinir sistemi uyku anında bu maddeleri inaktive ederek dinlenir.</p>
<p>Uyku ihtiyacı, bedensel ve ruhsal yorgunlukları giderici, dinlendirici ve yeniden enerjik olmasını sağlayıcı bir ihtiyaçtır. Uykunun kalitesi ve uyku düzensizliği, uyku sorunu, uyku bozukluğu gibi konularda belirleyicidir.</p>
<p>Uyku anında kalp atışları azalır, tansiyon düşer, solunum azalır ve de­rinleşir, vücut ısısı düşer, kaslar gevşer, iç organların çalışması yavaşlar, sinir sistemi ve duyu organları istirahat halindedir.<br />
Yavaş dalga uykusu ve REM uykusu olmak-üzere iki tip uyku vardır, insanlar bu uyku tiplerine dalarlar.</p>
<p><strong>Yavaş Dalga Uykusu</strong></p>
<p>Yavaş dalga uykusu, aşamalı olarak derinleşen dinlendirici bir uykudur. Uykunun uzun bölümünü meydana getirir. Uzun süre uykusuz kalanlar, yavaş dalga uykusuna daha çabuk dalarlar. Genellikle hatırlanamayan rüyalar görülür. Uyku derinliği sabaha doğru azalır. 5. faz uyku özellikleri gözlenemez.<br />
Yavaş dalga uykuda canlılık fonksiyonları (Nabız sayısı, kan basıncı, so­lunum hızı gibi) %15-25 oranında yavaşlar.</p>
<p>Uyku derinliği EEG&#8217;de 4 veya 5 faz (aşama) olarak tespit edilmiştir. Fazlar, gittikçe derinleşen uykuyu, alfa ve delta dalga frekanslarının değişkenliğini ifade eder.</p>
<p><strong>Fazlar şunlardır:</strong></p>
<p>1. Faz: Uyanık durum,<br />
2. Faz: Uykuya dalma,<br />
3. Faz: Hafif uyku hali,<br />
4. Faz: Derin uyku hali ve<br />
5. Faz: Çok derin uyku halidir (Delta dal­gası düşük frekanslıdır).</p>
<p>Uyku süresi içinde bu fazlar, ortalama 5 defa tekrarlanır. 2. fazın dışındaki diğer uyku fazları, non REM uyku fazı olarak da tanımlanır. REM uy­kusu, 2. faz uyku ile çelişkili olmasından dolayı ayrıca ele alınmaktadır.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/uyku-bozukluklari-ve-uyku-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

