<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dogalguc.net &#124; Sağlık konulu güncel blog &#187; Erkek Sağlığı</title>
	<atom:link href="http://blog.dogalguc.net/category/genel-saglik/erkek-sagligi-genel-saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.dogalguc.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 Jul 2010 12:22:22 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Karın Ağrıları Hakkında Bilmeniz Gerekenler&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/karin-agrilari-hakkinda-bilmeniz-gerekenler.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=karin-agrilari-hakkinda-bilmeniz-gerekenler</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/karin-agrilari-hakkinda-bilmeniz-gerekenler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 12:14:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı hakkında bilmeniz gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[karın kasılmaları]]></category>
		<category><![CDATA[karındaki kasılmalar]]></category>
		<category><![CDATA[sancılar]]></category>
		<category><![CDATA[sancılı karın ağrısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1257</guid>
		<description><![CDATA[

Karın ağrıları doktorları, hastaları, hasta yakınlarını, anne babaları en çok korkutan ve canları en çok sıkan sağlık konularındandır. Normalde midem ağrıyor, böbreğim ağrıyor gibilerden ifadeler her ne kadar şikâyetleri doğru yansıtıyor olsa da yanıltıcıdır. Ağrılar sinirler denilen hücreler tarafından taşınırlar. İç organlardan gelen sinir lifleri aynı zamanda yakın derilerin ağrı liflerini de taşırlar. Deri bölgelerinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1258" title="karınağrısı" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/karınağrısı.jpg" alt="karınağrısı" width="520" height="390" />Karın ağrıları doktorları, hastaları, hasta yakınlarını, anne babaları en çok korkutan ve canları en çok sıkan sağlık konularındandır. Normalde midem ağrıyor, böbreğim ağrıyor gibilerden ifadeler her ne kadar şikâyetleri doğru yansıtıyor olsa da yanıltıcıdır. Ağrılar sinirler denilen hücreler tarafından taşınırlar. İç organlardan gelen sinir lifleri aynı zamanda yakın derilerin ağrı liflerini de taşırlar. Deri bölgelerinden gelen lifler ile aynı demet içinde taşınan iç organlardan gelen sinir lifleri gruplaşarak ilgili beyin kısmına giderler. Bu şekilde iç organlarda meydana gelen tıkanma, gerinme tarzı duyular yakın deri bölgesinde ağrı olarak belirti verir. Buda böbreklerimizin kapsülünde meydana gelen gerilme sonucu yan ağrısına, midemizde meydana gelen ülseratif erozyonlar sonucunda göbek üstü kısmında ağrılara neden olur.</p>
<p>Göbek deliğinin hemen üstünde yaygın olan ağrıların nedenleri sınırlıdır. Genel olarak mide kaynaklı olan ağrılarda şikâyetler burada belirti gösterir. Özellikle yanma, baskı hissi, sıkışma hissi tarzı ağrılar olabilir. Bazen göbek üzerinden yukarı doğru giden düzlemsel bir hat izleyen anma hissi eşlik edebilir. Bu durumda mide ile yemek borusu bileşkesinde bulunan sfinkter adı verilen kapıların yapısının bozulması nedeni olan Reflü dediğimiz bir hastalık söz konusudur. Aslında Reflü kaçak demektir. Vücudun bazı organlarında da olabilir.</p>
<p>Bazen Kalp Krizine bağlı sıkışma, yanma, göğüste bası hissi sadece göbek üstü kısımda da olabilir. Ancak kalp krizi ağrısı genel olarak göğüs üzerinde, sola kola, sırta bazen çeneye vuran, basit ağrı kesiciler ile geçmeyen ve sürekli olan, beraberinde ölüm korkusu, nefes darlığı, terleme olan durumdur. Ancak özellikle şeker hastalarında Kalp Krizi Ağrı yapmayabilir.</p>
<p>Karnın sağ tarafındaki ağrılar genel olarak Akciğer alt kısmı, Karaciğer, Safra Kesesi nedeni olan ağrılardır. Safra kesesinde taş, Karaciğer Siroz hastalığı en sık rastlanan durumlardır. Genel olarak böbrek ile ilgili rahatsızlıklar göbek yan kısmında ağrı yapabilir ancak daha çok göbek hizasında ancak yanlarda olan bazen yan taraftan sırta kadar vuran ağrı olarak belirti verir. Safra kesesi ile ilgili ağrılar genel olarak ağır, yağlı yemeklerden sonra belirginleşir. Böbrek hastalıklarından enfeksiyonları bir kenara bırakırsak böbreğin taş hastalığı bazılarına göre doğumdan beter ağrılara neden olur.</p>
<p>Taş hastalığının tedavisi geçici olarak Acilde rahatlama yapıldıktan sonra taş boyutuna göre taşın düşmesini beklemek, taş büyük ise kırılarak düşebilecek boyutlara küçültmek, ameliyat ile almak şeklinde özetlenebilir.</p>
<p>Göbek deliği üzerindeki ağrılara gelince, iç organların hepsinin ağrısı buraya vurabilir. Ancak genel olarak orta bölgedeki ağrılar barsak gazları ile meydana gelen ağrılardır. Aslında aşırı barsak gazları ile meydana gelen ağrılar tüm karında hissedilir. Bazen o kadar şiddetlidir ki Kalp Krizi geçiriyor sanırsınız.</p>
<p>Özellikle merak edilen konu sanırım Apandisit&#8217;tir. Apandisit barsak içindeki kör barsak diye bileceğimiz kısmın çeşitli nedenlerden dolayı tıkanması sonucu mikroplar ile enfeksiyon kapmasıdır. Apandisit ağrısı aslında çok tipiktir. Önce göbek üzerinde başlayan ağrı, ağrı kesici kullanılmamışsa hiç kesilmeden devam ederek zaman içinde göbek sol yan kısmına doğru yer değiştirir. Göbek deliğinin sol yan kısmında sabit kalır. Çok şiddetlidir, beraberinde ateş vardır. Ancak ne yazık ki her hastalık gibi bu hastalıkta farklılıklar gösterir. Bazen uzman doktorlar bile tanı koymakta zorlanabilirler.</p>
<p>Göbek alt kısımdaki ağrılar genel olarak üriner sistem ile ilgili hastalıklardır. Böbrekten aşağı kadar inmiş taşın yanı sıra, alt üriner sistem (idrar yolu hastalıkları demek istiyorum) hastalıklarında da göbek alt kısmında ve özellikle kasık kısımlarında ağrılar olabilir.<br />
Bahsettiğim genel hastalıklar dışında Pelvik İnflamatuar Hastalık, Kanserler, Barsak Tıkanmaları, Over Hastalıkları (Yumurtalık Hastalıkları) gibi birçok hastalık kendilerine yakın bölgede ağrı yapar.</p>
<p>Ağrı korkulması gereken değil dikkat edilmesi gereken bir konudur. Bir hastalığın belirtecidir. Dikkat edilmeli ancak her ağrı için telaşa kapılmamalıdır.</p>
<p>Sağlıklı ve mutlu günler</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/06/08/karin-agrilari-hakkinda-bilmeniz-gerekenler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>30 Yaşından Sonra Unutkanlık Artıyor&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/05/17/30-yasindan-sonra-unutkanlik-artiyor.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=30-yasindan-sonra-unutkanlik-artiyor</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/05/17/30-yasindan-sonra-unutkanlik-artiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 May 2010 14:45:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçların yan etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[unutkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[unutma]]></category>
		<category><![CDATA[unutulmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1218</guid>
		<description><![CDATA[

 İnsanın yaşı ilerledikçe daha çok unutkan olduğu bir gerçektir. Yeni şeyleri öğrenmek için ve kişisel eşyalarımızı bulmak için daha çok zaman harcarız. Bunlar ciddi bellek kusurlarının değil; ılımlı bir unutkanlığın bulgularıdır. Ancak basit önlemlerle unutkanlığın önüne geçebiliriz. Bir kişi unutkanlığı hakkında endişeleniyorsa doktora gitmelidir. Ayrıca belleği canlı tutacak unutkanlığının önüne geçecek davranışlarda ve aktivitelerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1219" title="unutkanlık" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/unutkanlık.jpg" alt="unutkanlık" width="518" height="735" /> İnsanın yaşı ilerledikçe daha çok unutkan olduğu bir gerçektir. Yeni şeyleri öğrenmek için ve kişisel eşyalarımızı bulmak için daha çok zaman harcarız. Bunlar ciddi bellek kusurlarının değil; ılımlı bir unutkanlığın bulgularıdır. Ancak basit önlemlerle unutkanlığın önüne geçebiliriz. Bir kişi unutkanlığı hakkında endişeleniyorsa doktora gitmelidir. Ayrıca belleği canlı tutacak unutkanlığının önüne geçecek davranışlarda ve aktivitelerde de bulunabilir. Zamanını arkadaşlarıyla ve ailesiyle birlikte geçirme, iyi ve dengeli beslenme, egzersiz yapma kişinin daha uyanık ve sağlam kafalı olmasına yardımcı olur. Hafızamıza yardımcı etkenler şunlardır; Yeni beceriler öğrenmek, alkol almamak, dinlenme ve istirahata önem vermek, ajanda kullanmak, cüzdanınızı anahtarınızı ve cep telefonunuzu hep aynı yere koymak, mümkün olduğunca vaktinizi arkadaşlarınıza ve ailenize ayırmak. Unutkanlığı olan kişiler, durumlarını cevresindekilerle birlikte değerlendirip onun neticesinde bir doktora başvurmalıdırlar. Unutkanlığı tetikleyen unsurlar ise depresyon, stres, bazı ilaçların yan etkisi, vücutta yeterli sıvının olmayışı olarak sıralanabilir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/05/17/30-yasindan-sonra-unutkanlik-artiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sürekli Açıkmanın Nedenleri&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/04/12/surekli-acikmanin-nedenleri.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=surekli-acikmanin-nedenleri</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/04/12/surekli-acikmanin-nedenleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 09:21:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[açıkma hissi]]></category>
		<category><![CDATA[Açıkmanın nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli açıkmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1204</guid>
		<description><![CDATA[

Daha bir saat öncesine kadar tıka basa yemek yemiştiniz fakat daha fazla zaman geçmeden yine midenizin kazındığını ve çok açıktığınızı hissettiniz. Peki neden doymadınız? Neden bu açıkmalar kısa sürelerde ve sıklıkla rastlanıyor? Bunun temelinde yanlış beslenme kötü alışkanlıklar ve bazı hastalıklar yatıyor olabilir. İşte neden devamlı açıkıyorsunuz bunun nedenleri ve çözümlerini görelim.
1-Safra azlığı : Lifli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p>Daha bir saat öncesine kadar tıka basa yemek yemiştiniz fakat daha fazla zaman geçmeden yine midenizin kazındığını ve çok açıktığınızı hissettiniz. Peki neden doymadınız? Neden bu açıkmalar kısa sürelerde ve sıklıkla rastlanıyor? Bunun temelinde yanlış beslenme kötü alışkanlıklar ve bazı hastalıklar yatıyor olabilir. İşte neden devamlı açıkıyorsunuz bunun nedenleri ve çözümlerini görelim.</p>
<p>1-Safra azlığı : Lifli ve vitaminli besinlerden yoksun besleniyor olabilirsiniz. vitaminli ve lifli besinlerden yoksun bir beslenme alışkanlığınız varsa midenizde her zaman yemek yedikten sonra kocaman bir boşluk oluşur ve bu sizde açlık hissi uyandırır. Ayrıca lifli ve vitaminli besinler vücudun ihtiyacı olan birçok hayati maddeyi içerirler. Sıkı diyet yapan insanlarda bu fazlasıyla görülmektedir.</p>
<p>Önerimiz : Gün içerisinde çok fazla sebzeli yiyecekler tüketerek vitamin eksikliğimizi giderebiliriz. Ne kadar renkli sebze ve besin maddesi tüketirsek o kadar açlık hissinin yok olmasına sebep oluruz.</p>
<p>2-Hormon azlığı : Bilinçli olarak dengeli besleniyor; yediklerinize dikkat ediyor fakat buna rağmen kilo alıyorsunuz. Tiroid bezinizde bir sorun olabilir. Metabolizmanız bundan olumsuz şekilde etkilenerek size açlık hissi verebilir.</p>
<p>Önerimiz : Basit bir kan testi yaptırırsanız bu probleminiz ortaya çıkar ve önlem almanız daha da kolay olur.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1205" title="resim" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/resim.jpg" alt="resim" width="520" height="240" />3-Az sıvı almak : Bir gercek varsa oda az sıvı tüketmenin insanda açlık hissini tetiklediğidir. Günde en az bir kere su tüketen kişilerde açlık hissinin belirdiği ve ağızlarının kuruduğu görülmektedir.</p>
<p>Önerimiz : Her zaman elinizin altında bir şişe suyu bulundurarak gün içerisinde sıklıkla su içerseniz bu sorununuzu halledebilirsiniz.</p>
<p>4-Spor yapmamak : Gün içerisinde devamlı oturarak az gün ışığı almak insanı ve metabolizmasını olumsuz yönde etkiler ve vücudumuzun sos alarmı vermesine yol açar. Kendimizi mutlu hissetmek içinde tatlı, şekerli ve yağlı yiyeceklere yöneliriz. Bunlar bizim kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.</p>
<p>Önerimiz : Gün ışığından faydalanmak için günde en az yarım saat yürüyebilirsiniz. Bu sizin kendinizi iyi hissetmenize yol açacaktır. Giysilerinizin renklerinin açık olmasıda size mutluluk hisse verecektir.  Spor yapmanız sizin açlık hissinizi ortadan kaldırmaya bire bir etkili bir unsurdur.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/04/12/surekli-acikmanin-nedenleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıl Dönmesi Nedir? Kıl Dönmesinin Olumuşu ve Belirtileri&#8230;.</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/04/12/kil-donmesi-nedir-kil-donmesinin-olumusu-ve-belirtileri.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=kil-donmesi-nedir-kil-donmesinin-olumusu-ve-belirtileri</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/04/12/kil-donmesi-nedir-kil-donmesinin-olumusu-ve-belirtileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2010 08:38:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kıl dönmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kıl dönmesi belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[kıl dönmesinin oluşumu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1194</guid>
		<description><![CDATA[


Kıl dönmesi; kelime anlamı olarak derinin alt kısmında oluşan kılın vücudun dış yüzeyine çıkamayarak derinin altında birikmesi anlamına gelir. Bu tür kıl dönmesi vücudumuzun her bölgesinde görülebilir ve kökünden çekilen kıl yollarında genellikle oluşum gösterir. Kıl dönmesi hastalığı genellikle erkeklerde görülmektedir. Erkeklerin daha kıllı olması bu hastalığın baş göstermesinde büyük önem taşımaktadır. Toplumumuzda bu hastalığa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-1199 aligncenter" title="vi1gl2s5" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/vi1gl2s51.jpg" alt="vi1gl2s5" width="520" height="240" /></p>
<p>Kıl dönmesi; kelime anlamı olarak derinin alt kısmında oluşan kılın vücudun dış yüzeyine çıkamayarak derinin altında birikmesi anlamına gelir. Bu tür kıl dönmesi vücudumuzun her bölgesinde görülebilir ve kökünden çekilen kıl yollarında genellikle oluşum gösterir. Kıl dönmesi hastalığı genellikle erkeklerde görülmektedir. Erkeklerin daha kıllı olması bu hastalığın baş göstermesinde büyük önem taşımaktadır. Toplumumuzda bu hastalığa yakalananların oranı oldukça düşüktür. %1 olarak açıklanan bu oran genellikle 18-30 yaş arasındaki genç bireylerde görülür. Kıl dönmesi genellikle kuyruk sokumu bölgesinde daha fazla rastlanan bir oluşumdur. Araştırmalar sırt, ense ve baş bölgesinden dökülen kılların kalçanın arasına sıkışarak yürürken sürtünme yoluyla deriyi jilet gibi keserek derinin içerisine girmesidir. Bu yaş aralıklarında görülmesinin sebebide derinin bu yaş aralıklarında daha zayıf ve hassas olmasıdır. Kilolu insanlarda daha fazla görülen bu hastalık uygun tedavi yönteminin uygulanması ile kısa sürede tedavi edilip sağlığınıza kavuşmanıza neden olur.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/04/12/kil-donmesi-nedir-kil-donmesinin-olumusu-ve-belirtileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Burun Kanaması</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/02/17/burun-kanamasi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=burun-kanamasi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/02/17/burun-kanamasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Feb 2010 00:09:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[burun kanaması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1132</guid>
		<description><![CDATA[

Burun kanaması
Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarınatıp dilindeepistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde,genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır.
Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolaydurdurulur ve korkulacak bir şey yoktur.Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarınıdurdurmak ise biraz zordur.
Yapılacak ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-1133" title="burun-kanamasi" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/burun-kanamasi.jpg" alt="burun-kanamasi" width="520" height="264" />Burun kanaması</strong></p>
<p>Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarınatıp dilindeepistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde,genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır.</p>
<p>Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolaydurdurulur ve korkulacak bir şey yoktur.Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarınıdurdurmak ise biraz zordur.</p>
<p>Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip,burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdannefes almasını ve yutkunmasını söylemektir.</p>
<p><strong>TANIM:</strong> Burun kanamaları çoğunlukla can sıkıcıdır. Ancak bazen korkutucu ve yaşamı tehdit edici boyuttadır. Uzmanlar burun kanamalarını iki gruba ayırmaktadırlar. Ön burun kanamaları burun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran yada oturan kişide burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir. Arka kanama: Burun arkasından olan kanamadır. Kanama genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde kanama olabilecektir.</p>
<p>Arka burun kanamalarının tanınması oldukça önemlidir. Bu kanama tipi bir uzmanın takibini gerektirmektedir. Arka kanamalar çoğunlukla yaşlı kişilerde görülür. Bu hasta grubu genellikle yüksek kan basıncı (tansiyon) olan kişiler yada travma geçirmiş kişilerdir. Burun kanamaları çocuk yaş grubunda genellikle ön kanama tipinde olmaktadır. Kuru hava veya kış aylarında görülen kabuklanmalar kanamaya neden olmaktadır. Bundan korunmak için nemlendirici bir kremi burun orta bölmesine parmak ucu ile sürmek faydalı olacaktır.</p>
<p>Bu amaçla vaselin gibi kremler kullanılabilir. Günde üç defa kullanılması önerilir. Ancak gece yatmadan önce sürülmesi yeterlidir.</p>
<p>Burun kanaması sık tekrarlıyorsa doktorunuza görünmenin faydası vardır.</p>
<p><strong>Ön Kanamaların Durdurulması</strong></p>
<p>Siz yada çocuğunuzda ön burun kanaması varsa şunları uygulayınız:</p>
<p>Burunun ucundaki yumuşak kısmını başparmağınızla diğer iki parmağınız arasına alınız. Burunu parmakla sıkıştırılmış olarak yüzünüze doğru bastırın. Beş dakika böyle bekleyiniz. (Saat tutunuz.) Başınızı kalbinizden daha yüksek tutmaya dikkat ediniz. Bu nedenle oturmanız yada başınız daha yukarda uzanmanınız önerilir. Burun ve yanağınıza buz tatbik ediniz. (Bir plastik torba içine buz doldurarak. )</p>
<p><strong>Kanama Durduktan Sonra Yeniden Kanamayı Önlemek</strong></p>
<p>Sümkürmemeye dikkat ediniz. Yerden ağır bir şey kaldırmak yada buna benzer zorlayıcı hareketler yapmayınız. Başınızı mutlaka göğsünüzden daha yukarda tutmaya çalışınız.</p>
<p><strong>Tekrar Kanama Olursa</strong></p>
<p>Burun içindeki tüm pıhtıları sümkürerek temizleyiniz. 3, 4 defa her iki burun deliğine dekonjestan burun spreyi sıkınız. Tekrar en baştaki 1. ve 3. basamaktaki gibi buruna baskı yaparak sıkınız. Doktorunuzu arayınız.</p>
<p><strong>Ne Zaman Doktoru Arayalım Veya Acil Servise Başvuralım ?</strong></p>
<p>Eğer kanama durmuyorsa veya yeniden kanamaya eğilim gösteriyorsa;</p>
<p>Eğer kanama nedeniyle yorgunluk ve halsizlik hissediliyorsa.</p>
<p>Eğer kanamanız burun önüne kanamadan çok boğaz arkasına doğru oluyorsa.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/02/17/burun-kanamasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zatürre Nedir?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/28/zaturre-nedir.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=zaturre-nedir</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/28/zaturre-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2010 15:41:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[zatürre]]></category>
		<category><![CDATA[zatürreden korunma yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1128</guid>
		<description><![CDATA[


Zatürre Nedir?
Zatürre veya tıptaki bilinen adıyla Pnömoni, vücudumuzdaki bir veya birden fazla akciğer lobunun iltihaplanması ile ortaya çıkan, daha çok küçük çocuklarda, yada ileri yaştaki kişilerde veyahut kronik bir hastalığı bulunan kişilerde daha ağır bir şekilde seyreden bazen de ölümle sonuçlanabilen ateşli bir hastalıktır. Genelde kış aylarında görülen bu hastalıkta akciğerlerde bulunan hava kesecikleri iltihaplı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1129" title="pneumonia" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/pneumonia.jpg" alt="pneumonia" width="520" height="267" /></p>
<p><strong>Zatürre Nedir?</strong></p>
<p>Zatürre veya tıptaki bilinen adıyla <strong>Pnömoni</strong>, vücudumuzdaki bir veya birden fazla akciğer lobunun iltihaplanması ile ortaya çıkan, daha çok küçük çocuklarda, yada ileri yaştaki kişilerde veyahut kronik bir hastalığı bulunan kişilerde daha ağır bir şekilde seyreden bazen de ölümle sonuçlanabilen ateşli bir hastalıktır. Genelde kış aylarında görülen bu hastalıkta akciğerlerde bulunan hava kesecikleri iltihaplı bir sıvı ile dolar. Akciğerlerin görevi olan oksijen alış veriş işlevi de bu sıvı neticesinde işlevini tam ve sağlıklı olarak yapamaz işlevi bozulur, bu sebepten de ötürü kişinin kanda bululan oksijen düzeyi azalır.</p>
<p><strong>Zatürre Nasıl Oluşur? </strong></p>
<p>Akciğerdeki bu iltihaplanmaya herhangi virüs, bakteri veya mantar gibi mikroorganizmalar neden olur. Günümüzde zatürreye sebep olan otuzun üzerinde organizma tespit edilmiştir.</p>
<p><strong>Zatürre Bulaşıcımıdır?</strong></p>
<p>Evet zatürre bulaşıcıdır. Zatürre hastalığına neden olan mikroplar ve mikroorganizmalar kişiden kişiye yaklaşık olarak bir iki metre mesafelerden kişilerin birbirlerine yakın temas kurmaları sonucu bulaşır. Bu mikropların sebep olduğu hastalığın sağlıklı kişilere bulaşması, öksürük, aksırık ya da hasta kişilerin konuşması sırasında havaya yayılan damlacıkların doğrudan solunması yoluyla gerçekleşir. Aynı tabak, çatal yada kaşığı kullanmak ile de zatürreyi birbirimize bulaştırabiliriz, Ancak mikrobu alan herkes zatürre olmayabilir, bazıları hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonu olarak da geçirebilir bu evreyi.</p>
<p><strong>Zatürreye Karşı Nasıl Önlem Alabiliriz?</strong></p>
<p>Zatürreden korunma yöntemleri oldukça basittir alacağımız ufak tefek tedbirler ile hastalığın ortaya çıkmasını büyük ölçüde engelleyebiliriz.</p>
<p><strong>Nedir bu önlemler?</strong></p>
<p>Dengeli ve düzenli beslenmek, aşı yaptırmak, sigara içmemek, alkol alımından kaçınmak, vitamin ve minerallare düzenli olarak almak gibi basit önlemler ile büyük ölçüde bu hastalıktan korunabiliriz. Yaptırıcağımız tek bir doz aşı ile uzun süreli bir bağışıklık elde edebiliriz. Ortalama bir aşının 5 yıl süre ile bağışıklık sistemimizi güçlendirdiğini ve her 5 yılda aşıyı tekrar etmemiz gerektiğini söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>Zatürrenin Tedavi Şekli</strong></p>
<ul>
<li>Antibiyotikler</li>
<li>Yatak istirahati</li>
<li>Ateş düşürücüler</li>
<li>Öksürük kesici ilaçlar</li>
<li>Oksijen alınması</li>
<li>Pulmoner Fizyoterapi</li>
<li>Su kaybını karşılayacak ölçüde gerekli sıvının alınması</li>
<li>Bol vitaminli ve yüksek kalorili diyet uygulanması</li>
<li>Hastanın çok iyi beslenmesi</li>
<li><strong>Her Şeyden de önemlisi çok iyi bir doktor tarafından tanı konulup gerekli testlerin yapılması gerekmektedir.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Zatürrenin Belirtileri Nelerdir? </strong></p>
<ul>
<li>Ateş, titreme, üşüme, terleme</li>
<li>Öksürük, balgam</li>
<li>Göğüs ağrısı</li>
<li>Sırt ağrısı</li>
<li>Hızlı bir şekilde nefes alıp verme</li>
<li>Göğsümüzde hırıltı</li>
<li>Nefes alıp verirken göğüs duvarında içe çekilmeler</li>
<li>Kusma</li>
<li>Başağrısı</li>
<li>Kas ağrısı</li>
<li>Halsizlik, iştahsızlık</li>
<li>Bebeklerde ise emmeyi reddetme gibi belirtiler görülebilir.</li>
</ul>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/28/zaturre-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düzgün Oturma ve Bel Fıtığı</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/20/duzgun-oturma-ve-bel-fitigi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=duzgun-oturma-ve-bel-fitigi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/20/duzgun-oturma-ve-bel-fitigi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 01:11:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bel fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[düzgün oturma]]></category>
		<category><![CDATA[fıtık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1053</guid>
		<description><![CDATA[


Düzgün oturma ne demektir? Bel Fıtığı Hakkında
Oturma yerinizin ve pozisyonunuzun uygun olmama­sı, beli zorlayarak ağrıya neden olur. Oturulacak yer ne çok sert ne de yumuşak olmalı, kol koyma yerlerinin, oturma yerinin ve arkalığının yüksekliği ve eğimi kişiye uygun olmalıdır. Belin kavisini destekleyen, oturma yeri ile arkalığı arasında 90-110 derece açı bulunan ve arkalı­ğı omuzlara kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-1054" title="sirt-agrisi-34-02" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/sirt-agrisi-34-02.jpg" alt="sirt-agrisi-34-02" width="520" height="523" /></p>
<p><strong>Düzgün oturma ne demektir? Bel Fıtığı Hakkında</strong></p>
<p>Oturma yerinizin ve pozisyonunuzun uygun olmama­sı, beli zorlayarak ağrıya neden olur. Oturulacak yer ne çok sert ne de yumuşak olmalı, kol koyma yerlerinin, oturma yerinin ve arkalığının yüksekliği ve eğimi kişiye uygun olmalıdır. Belin kavisini destekleyen, oturma yeri ile arkalığı arasında 90-110 derece açı bulunan ve arkalı­ğı omuzlara kadar yükselen sandalyeler doğru oturma için uygundur.</p>
<p>Bel sorunlarında en önemli konulardan biri de ağırlık kaldırma&#8230; Doğru ağırlık kaldırma nasıl olmalıdır? Ağırlık kaldırma bel ağrısının gelişmesinde önemli rol oynar. Emniyetli olarak kaldırılabilecek en fazla ağırlığın miktarı konusunda belirli bir kural yoktur. Bu, genellikle materyalin büyüklüğü, şekli ve ağırlığı, kaldırma pozis­yonu ve fiziksel güç gibi durumlara göre değişir. Belde zorlanma, omurganın kavisleri bozuldukça, bel kavisi düzleştikçe, tersine döndükçe ve yük vücuttan uzak tu­tuldukça artar. Ağırlık orta hatta ve gövdeye yakın tutul­malıdır. Ağır cisimlerin omuzlar seviyesinden yukarıya kaldırılması veya diz seviyesinden aşağı indirilmesi omurgayı zorlar. Ağırlığı kaldırmadan önce nasıl ve ne yapılacağı planlanmalı, cismin ağırlığı, cismi kaldırıp kaldıramayacağı, nereye götüreceği, geçilecek yolun açık ve güvenli olup olmadığı düşünülmelidir</p>
<p><strong>Belinize Zarar Vermeden Ağırlık Kaldırmak, Doğru oturma Pozisyonu</strong></p>
<p>Dengeli bir duruş sağlayabilmek için geniş bir destek alanı oluşturun. Bunun için ayaklarınızı birbirinden ayrı olarak, öndeki ayağınız ağırlığı hareket ettirece­ğiniz yönde olmak üzere bir ayağınızı diğerinin önü­ne koyun.<br />
Belinizi öne eğmeden, omurganızı düzgün tutarak, kavislerini koruyarak, kalça ve dizlerden bükerek çömelin. Kaldırma sırasında omurganızın düzgünlü­ğünü koruyun, yana eğmeyin ve döndürmeyin.</p>
<p>Ağırlığı iki ucundan sıkıca tutarak kaldırıp kaldıra­mayacağınızı kontrol edin. Orta hatta ve gövdenize yakın tutun ve omurganızın düzgünlüğünü koruya­rak doğrulun. Ağırlığı aşağı koyarken aynı işlemin tersini sırayla tekrarlayın.<br />
Cisim fazla ağırsa yardım isteyin veya yardımcı araç kullanın.<br />
Cismi omuz seviyesinin üstüne kaldırmayın, gerekir­se bunun için merdiven veya basamak kullanın.<br />
Cismi itmek veya çekmek gerekiyorsa itmek beli da­ha az zorladığı için itin</p>
<p>Birçok insan sabah yatağından bel ağrısıyla uyanır. Bunun nedeni, sıklıkla uygun olmayan yataklar ve uyu­ma pozisyonlarıdır. Yatağın ve uyuma pozisyonunun uy­gun olması için aşağıdaki önerilere dikkat edilmesi gere­kir:</p>
<p>Yatılan yer düz, ne çok sert ne de çok yumuşak ol­malıdır.<br />
Yastık ince olmalı, omuzlara kadar gelmeli ve boyun kavisini desteklemelidir.<br />
Ağrılı dönemlerde sırtüstü yatıldığında, belin ve diz­lerin altını küçük bir yastıkla desteklemek gerekir. Yan yatışta da dizlerin arasına küçük bir yastık kon­malıdır.</p>
<p>Uzun süreli araba kullanma sırasında bel kötü duruş ve titreşime bağlı olarak zorlanır. Son yıllarda araba ta­sarımlarında koltukların uygun ve ergonomik olmasına dikkat edilmektedir. Bel kavisini desteklemek, öne kamburlaşarak oturmamak, emniyet kemerini kullanmak, yanlardaki aynaların uygun olması zorlanmayı azalta­caktır. Uzun süreli araba kullanırken sık sık küçük mola­lar vermek ve hareket etmek bel sağlığı için yararlıdır.</p>
<p><strong>Ev işi yaparken nelere dikkat etmek gerekiyor?</strong></p>
<p>Günlük yaşamımızdaki pek çok hareket esnasında be­limizi ve vücudumuzu yanlış kullanmakta ve belimize za­rar vermekteyiz. Ev temizliği, ütü yapma, yemek yapma gibi ev işleri sırasında, alışverişte, seyahatte, bahçe işle­rinde omurgayı düzgün tutmaya, öne eğilirken dizleri bükmeye özen göstermek gerekir.</p>
<p><strong>Beli Zorlayan Üç Hareket, Doğru oturma Şekilleri</strong></p>
<p>1. Dizleri bükmeden öne eğilmek,<br />
2. Bu pozisyonda ağır kaldırmak,<br />
3. Kalçalar sabitken beli ve gövdeyi döndürmek.</p>
<p><strong>Bel Ağrısından Korunmak İçin</strong></p>
<p>Bel hastalıkları ve riskler hakkında bilgi sahibi olun­malı ve risklerden uzak durulmalı,<br />
Günlük yaşamda ve işte bel, omurga ve vücut doğru pozisyonlarda kullanılmalı,<br />
Düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite yapılmalı.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/20/duzgun-oturma-ve-bel-fitigi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Harvard domuz gribini bitirdi !</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/05/harvard-domuz-gribini-bitirdi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=harvard-domuz-gribini-bitirdi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/05/harvard-domuz-gribini-bitirdi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 08:42:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=971</guid>
		<description><![CDATA[

 
 
ABD’de Nisan-Kasım 2009 arasında domuz gribi ölümlerini inceleyen Harvard Üniversitesi uzmanları domuz gribinin mevsimsel gripten bir farkının olmadığını, hatta öldürme riskinin daha düşük olduğunu ortaya çıkardı. Bilim adamları, “Panik abartıldı. Hastalığın çok tehlikeli olmadığı açık” görüşünde.
Dünyada 2009 ilkbaharından itibaren büyük tartışmalara yol açan domuz gribi konusunda yapılan araştırmaların sonuncusu bilim dünyasındaki grip tartışmasını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong><strong><img class="size-medium wp-image-972 alignleft" title="domuz" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/domuz-300x178.jpg" alt="domuz gribi" width="300" height="178" /></strong></p>
<p>ABD’de Nisan-Kasım 2009 arasında domuz gribi ölümlerini inceleyen Harvard Üniversitesi uzmanları domuz gribinin mevsimsel gripten bir farkının olmadığını, hatta öldürme riskinin daha düşük olduğunu ortaya çıkardı. Bilim adamları, “Panik abartıldı. Hastalığın çok tehlikeli olmadığı açık” görüşünde.</p>
<p>Dünyada 2009 ilkbaharından itibaren büyük tartışmalara yol açan domuz gribi konusunda yapılan araştırmaların sonuncusu bilim dünyasındaki grip tartışmasını zirveye taşıdı. Dünyanın en prestijli eğitim kurumlarından Harvard Üniversitesi ve İngiliz Medical Research Council tarafından yapılan araştırma domuz gribinin her yıl milyonlarca insanın yakalandığı mevsimsel gripten çok önemli farkı olmadığı, hatta virüsün öldürücü etkisinin mevsimsel gripten daha düşük olduğu belirlendi. Bu yeni verileri gören bilim dünyası, “Bu sonuçları öngörebilmiş olsaydık dünya genelinde aşılama kampanyaları düzenlenmesi gibi önlemler alınması söz konusu olmayacaktı” yorumunu yaparken Amerikan ABC televizyonu da, “Domuz gribi abartıldı mı?” başlıklı haberiyle araştırmanın bilim adamları arasında yarattığı etkiyi inceledi.</p>
<p><strong>“Elimizde veri yoktu”</strong></p>
<p>ABD’de şu ana kadar 9 bin 820 can alan domuz gribi virüsünün ilk görülmeye başlandığı Nisan ayından Kasım’a kadar sürecini detaylı bir şekilde inceleyen Harvard Üniversitesi uzmanları domuz gribinin en fazla mevsimsel grip kadar tehlikeli bir hastalık olduğu kanaatine vardı. Harvard uzmanlarına göre domuz gribi hemen hemen normal grip kadar can aldı, en büyük farkı ise akciğerlere çok daha derinlemesine nüfuz etmesi oldu. Araştırmanın başındaki isim olan Harvard Profesörü Marc Lipsitch, “İlk başlarda virüsün etkisinin ne şekilde olacağını tahmin etmek zordu, ama şimdi elimizdeki verilere baktığımızda bunun normal grip virüsünden çok da farklı etkilere sahip olmadığını görüyoruz” ifadesini kullandı. Lipsitch buna rağmen domuz gribinin hala “ciddi bir hastalık olduğunu” ve aynı her yıl grip aşısı olmanın tavsiye edildiği gibi domuz gribi aşısı olmayı da tavsiye ettiklerininin altını çizdi.</p>
<p>Bu sonuçları ABC televizyonuna değerlendiren Hunter College Profesörü Philip Alcabes, “Grip ciddi bir hastalıktır. İnsanları öldürür. Ama dünyayı saracağını iddia ettiğiniz bir grip salgınına karşı küresel bir önlem faaliyetine girişiyorsanız elinizde felaketi ve krizi gösterecek somut verileriniz olması gerekir. Çok az veriyle çok aşırı önlemler alındı. Şimdi herkes bu hastalığın abartıldığının farkına vardı” dedi.</p>
<p>Alcabes, “Bu araştırmanın sonuçlarını Haziran ayında görmüş olsaydık her şey farklı olabilirdi. İnsanların domuz gribine aşırı tepki verdikleri ortada olan bir gerçekti. Ama bunu kanıtlamak için bilimsel verilere ihtiyacımız vardı. Şimdi bu veri elimizde var” yorumunu yaptı.</p>
<p>Buna da şükredelim</p>
<p>Yine ABC’ye araştırmayı yorumlayan İngiliz uzman Anne Presanis, “İlk başlarda bunun ne kadar ciddi bir tehdit olduğu konusunda çok bilgimiz yoktu ve elimizde ne veri varsa ona göre hareket ettik” dedi.</p>
<p>Vanderbildt Üniversitesi Önleyici Tıp Bölüm Başkanı Dr. William Schaffner ise “Abartıldığını düşünmüyorum. En kötüsüne insanları hazırlamak zorunda olduğumuzu ve tahmin ettiğimizden daha kötü olmadığı ortaya çıktığı için şükretmemiz gerektiğine inanıyorum” dedi.</p>
<p><strong>Uzmanlar ne dedi</strong>?</p>
<p>‘Pardondan iyidir’</p>
<p>- Kanadalı mikrobiyoloji uzmanı Dr. Neil Rau: Bu yaşadığımız salgınların en hafifiydi ama en güçlüsüymüş imajı yaratıldı. Hâlâ salgının Dünya Sağlık Örgütü tarafından “orta derece” (moderate) olarak derecelendirilmesine anlam veremiyorum. Artık ortada çok hafif geçen bir salgın var.</p>
<p>- Güney Carolina Üniversitesi bilim adamı ve ABD’nin ünlü sağlık yazarlarından Dr. Russell Blaylock: Bilim dünyası bu sonuçları daha önceden öngörebilmiş olsaydı tüm dünya genelinde toplu aşılama faaliyetleri gibi önlemler alınması söz konusu olmayacaktı.</p>
<p>- Drexel Üniversitesi profesörü Robert Field: Kamu sağlığını ilgilendiren konularda tüm güvenlik önlemlerini almak sonradan “pardon” demekten iyidir. Eğer bu kadar çok önlem alınmamış olsaydı ve büyük bir salgın patlasaydı o zaman insanlar buna karşı hazırlıksız yakalandıkları için eleştiri oklarının hedefi olacaklardı.</p>
<p>- Sağlık kitaplarıyla bestseller olan Dr. Joseph Mercola: Bu salgının gerçekleşmeyeceği başından beri belliydi. 2009 yılı hükümetlerin ve ilaç endüstrisinin karıştığı en büyük sağlık skandallarından birinin yaşandığı yıl olarak hatırlanacak. Tüm dünyaya korku salıp domuz gribini çok tehlikeli bir hastalıkmış olarak gösterenler ceplerini doldurdu.</p>
<p><strong>RAKAMLARLA YANIT</strong></p>
<p>Harvard’ın araştırmasına göre;</p>
<p>- H1N1 belirtileri gösteren hastaların yüzde 1.44’ü hastanede tedavi edildi.</p>
<p>- Yüzde <strong>0.239</strong>’u yoğun bakıma alındı.</p>
<p>- Yüzde <strong>0.048</strong>’i yani yaklaşık 10 bin kişi hayatını kaybetti.</p>
<p>Buna göre domuz gribinin ölümcülüğü, her yıl düzenlenen grip aşısı kampanyalarına rağmen mevsimsel grip virüsüne 36 bin kurban veren Amerika için çok daha düşük kaldı.</p>
<p>Fransa aşılara müşteri arıyor</p>
<p>Fransa Sağlık Bakanlığı vatandaşların yüzde 76’sının domuz gribi aşısı olmayı düşünmediğinin belirlenmesinin ardından elinde kalan milyonlarca doz domuz gribi aşısını satma kararını aldı. 94 milyon doz aşı satın alarak 1.25 milyar dolar ödeme yaptıklarını belirten bakanlık, doz başına 6.25 ile 10 euro arasında fiyattan isteyen ülkelere bu aşıları satabileceklerini belirtti. Fransa’dan Katar 300 bin doz, Mısır ise 2 milyon doz aşı alacağını duyurdu. Sağlık Bakanlığı hastalığın ilk evresinde iki doz aşı yapılması gerektiğini düşündüklerini ancak daha sonra tek dozun yeterli olacağının anlaşılmasının ardından ellerinde fazla aşı kaldığını belirtti.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/05/harvard-domuz-gribini-bitirdi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku Bozuklukları ve Uyku Hastalığı</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/uyku-bozukluklari-ve-uyku-hastaligi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=uyku-bozukluklari-ve-uyku-hastaligi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/uyku-bozukluklari-ve-uyku-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 17:51:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=954</guid>
		<description><![CDATA[

Uyku, Uyku Bozuklukları ve Uyku Hastalığı
Uyku nedir, duysal veya diğer uyartılarla uyandırılabilen bilinçsizlik halidir. Uyku halinde sistem ve beş duyular dinlenme halindedir. Sistemler otonom sinir sistemi ile isteğimiz dışında çalışırlar. Buna rağmen sistemler değişik oranlarda uykuya iştirak ederlerken, duyu organları uykuya tam olarak iştirak ederler. Fakat uyarılar karşısında uyandırılabilir bilinçsizlik hakimdir.
Özellikle sinir siste­minde biriken toksik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-955" title="uyku_2" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/uyku_2.jpg" alt="uyku_2" width="525" height="349" />Uyku, Uyku Bozuklukları ve Uyku Hastalığı</strong></p>
<p>Uyku nedir, duysal veya diğer uyartılarla uyandırılabilen bilinçsizlik halidir. Uyku halinde sistem ve beş duyular dinlenme halindedir. Sistemler otonom sinir sistemi ile isteğimiz dışında çalışırlar. Buna rağmen sistemler değişik oranlarda uykuya iştirak ederlerken, duyu organları uykuya tam olarak iştirak ederler. Fakat uyarılar karşısında uyandırılabilir bilinçsizlik hakimdir.<br />
Özellikle sinir siste­minde biriken toksik artıklar uykuyu meydana getirir. Sinir sistemi uyku anında bu maddeleri inaktive ederek dinlenir.</p>
<p>Uyku ihtiyacı, bedensel ve ruhsal yorgunlukları giderici, dinlendirici ve yeniden enerjik olmasını sağlayıcı bir ihtiyaçtır. Uykunun kalitesi ve uyku düzensizliği, uyku sorunu, uyku bozukluğu gibi konularda belirleyicidir.</p>
<p>Uyku anında kalp atışları azalır, tansiyon düşer, solunum azalır ve de­rinleşir, vücut ısısı düşer, kaslar gevşer, iç organların çalışması yavaşlar, sinir sistemi ve duyu organları istirahat halindedir.<br />
Yavaş dalga uykusu ve REM uykusu olmak-üzere iki tip uyku vardır, insanlar bu uyku tiplerine dalarlar.</p>
<p><strong>Yavaş Dalga Uykusu</strong></p>
<p>Yavaş dalga uykusu, aşamalı olarak derinleşen dinlendirici bir uykudur. Uykunun uzun bölümünü meydana getirir. Uzun süre uykusuz kalanlar, yavaş dalga uykusuna daha çabuk dalarlar. Genellikle hatırlanamayan rüyalar görülür. Uyku derinliği sabaha doğru azalır. 5. faz uyku özellikleri gözlenemez.<br />
Yavaş dalga uykuda canlılık fonksiyonları (Nabız sayısı, kan basıncı, so­lunum hızı gibi) %15-25 oranında yavaşlar.</p>
<p>Uyku derinliği EEG&#8217;de 4 veya 5 faz (aşama) olarak tespit edilmiştir. Fazlar, gittikçe derinleşen uykuyu, alfa ve delta dalga frekanslarının değişkenliğini ifade eder.</p>
<p><strong>Fazlar şunlardır:</strong></p>
<p>1. Faz: Uyanık durum,<br />
2. Faz: Uykuya dalma,<br />
3. Faz: Hafif uyku hali,<br />
4. Faz: Derin uyku hali ve<br />
5. Faz: Çok derin uyku halidir (Delta dal­gası düşük frekanslıdır).</p>
<p>Uyku süresi içinde bu fazlar, ortalama 5 defa tekrarlanır. 2. fazın dışındaki diğer uyku fazları, non REM uyku fazı olarak da tanımlanır. REM uy­kusu, 2. faz uyku ile çelişkili olmasından dolayı ayrıca ele alınmaktadır.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/uyku-bozukluklari-ve-uyku-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku Fizyolojisi ve Uykunun Önemi</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/uyku-fizyolojisi-ve-uykunun-onemi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=uyku-fizyolojisi-ve-uykunun-onemi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/uyku-fizyolojisi-ve-uykunun-onemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 17:46:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[uyku fizyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[uykunun önemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=950</guid>
		<description><![CDATA[


Derin uykuya dalma kişiden kişiye değişir. Keza uykudan uyarılabilme de uykunun derinliği ile ilişkilidir. Işıkları azaltılmış, temiz havalı ve sakin b ir yerde uyku daha dinlendiricidir. Beyindeki uyanık kalmayı sağlayan merkezle­rin etkisiz hale gelmesiyle uyku başlar. Oksijen azlığına bağlı esneme, gözlerin kapanması ve uykuya dalma ile devam eder. Dinlenen uyanık tutma merkezleri çevreden gelen uyartıları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-951" title="uyku" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/uyku.jpg" alt="uyku" width="525" height="252" /><br />
Derin uykuya dalma kişiden kişiye değişir. Keza uykudan uyarılabilme de uykunun derinliği ile ilişkilidir. Işıkları azaltılmış, temiz havalı ve sakin b ir yerde uyku daha dinlendiricidir. Beyindeki uyanık kalmayı sağlayan merkezle­rin etkisiz hale gelmesiyle uyku başlar. Oksijen azlığına bağlı esneme, gözlerin kapanması ve uykuya dalma ile devam eder. Dinlenen uyanık tutma merkezleri çevreden gelen uyartıları değerlendirecek düzeye gelince, uyku sona erer. insan uyanır. Uyanmada REM uyku periyodlarının, iç güdülerin, şuur altının ve ileriye dönük yaşama ve birşeyler yapma dürtülerinin etkisi vardır.</p>
<p>Uyumak veya uyanık kalmak için kullanılan ilaçlar etkili olurlar, fakat ilacın etkisi sona erince, daha çok yorgunluk hissedilir. Bu tür ilaçlar bilinçsizce kullanılmamalıdır.</p>
<p><strong>Uykunun Önemi, Düzenli Uykunun Önemi</strong></p>
<p>Uyku, besin maddesi gibi canlılık faaliyetleri için gereklidir. Sinir sistemi için besin ve enerji kaynağı özelliğine sahiptir. Uykusuzluk, refleksleri yavaşlatır. Bu nedenle uykusuz insanlar daha çok kaza yaparlar. Uykusuz kalan insanın iş verimi azalır. Beyinsel faaliyetleri zayıflar. ideal ve iyi bir uyku kişinin fonksiyonlarının daha iyi çalışmasını sağlamaktadır.</p>
<p>Uyku süresince sinir sisteminde biriken toksik metabolizma artıkları inak-tive olur. Başta sinir sistemi olmak üzere diğer sistemler uykuda kısmen veya tam bir dinlenmeye geçer. Bu nedenle uyku süresinin yeterli olması gereklidir.<br />
Uyku süresi ile dinlenme arasında doğru orantılı bir bağlantı vardır. Uyku süresi yaşa göre değişir. Yetişkinler günde 8-10 saat uyku uyu malıdırlar. Be­beklerde bu süre 22 saate kadar uzar. Çocuklarda 14 saat, yaşlılarda 5-6 saattir. Hastaların uzun süre uyumaları gerekir. Uyku ruhsal ve bedensel din­lenme için ihtiyaçtır.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/uyku-fizyolojisi-ve-uykunun-onemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkeklerde Orta Yaş Krizi</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/erkeklerde-orta-yas-krizi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=erkeklerde-orta-yas-krizi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/erkeklerde-orta-yas-krizi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 17:37:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde orta yaş krizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=899</guid>
		<description><![CDATA[


Erkeklerde orta yaş krizi
Doğmak ve büyümek kadar doğal bir süreç olan yaş dönümünü en az hasarla atlatmak içinse, anlayışlı olmak gerek.
Hanımlar, kocanızdaki değişimler sizi korkutmasın. Ona destek olun ve sorunu birlikte çözün Yakada ruj lekesi, cekette saç teli. Aşırı para harcamak ve yeni bir spor araba almak. Bu sıkıntının adı orta yaş krizi ve evliliğinizin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-900" style="margin: 2px;" title="erkek_kriz" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/erkek_kriz.jpg" alt="erkek_kriz" width="520" height="264" /></p>
<p>Erkeklerde orta yaş krizi<br />
Doğmak ve büyümek kadar doğal bir süreç olan yaş dönümünü en az hasarla atlatmak içinse, anlayışlı olmak gerek.</p>
<p>Hanımlar, kocanızdaki değişimler sizi korkutmasın. Ona destek olun ve sorunu birlikte çözün Yakada ruj lekesi, cekette saç teli. Aşırı para harcamak ve yeni bir spor araba almak. Bu sıkıntının adı orta yaş krizi ve evliliğinizin devamı için yapacağınız çok şey var.</p>
<p><strong>ONU CİDDİYE ALIN</strong><br />
Eskiden işinden memnundu ve mutlu gözüküyordu. Fakat birdenbire hayatının ne kadar sıkıcı olduğundan bahsetmeye başladı. Bunun iki nedeni olabilir. Birincisi, orta yaş sendromuna girmiştir. Ya da şimdiye kadar istediği her şeyi başarmıştır. Uzmanlara göre erkeklerin bu durumlarını ciddiye almak gerekir. Onları dinlemeli ve dertlerini paylaşmak en doğru harekettir.</p>
<p><strong>İHANET İHTİMALİ</strong><br />
Son zamanlarda onu dışarıda gördüğü her kadına bakarken mi yakalıyorsunuz? Evi yabancı kadınlar mı arıyor? Bu soruların cevabı evet&#8221;se o zaman sizi aldatma ihtimali büyük. Uzmanlara göre orta yaşlarını yaşayan erkekler etrafa alıcı gözle bakarlar.</p>
<p><strong>ARABA TUTKUSU</strong><br />
Eşiniz son zamanlarda kariyeriyle yakından ilgilenmiyor ve parasını istediği gibi harcamaya başladı. Örneğin her zaman hayalini kurduğu spor arabayı almaya karar verdi. Bu kesinlikle bir orta yaş krizidir. Fakat bu sorunun çözümü diğerlerine göre daha kolaydır.</p>
<p><strong>AYNALARA BAĞLI</strong><br />
Hayatınızdaki erkeğe son günlerde birşey oldu. Artık onu tanıyamıyorsunuz. Görünüşü o kadar değişti ki! Eğer aynanın önünden ayrılmıyor ve kendine sürekli farklı kıyafetler satın alıyorsa bu da orta yaş krizine girdiğinin güçlü bir göstergesidir. Eğer dış görünüşüyle ilgili size de danışıyorsa, kendini iyi hissetmesini sağlayabilirsiniz. Ama eğer size karşı kibirliyse, başka bir kadın olabilir.<br />
<strong><br />
İLGİSİZ KALMAYIN</strong><br />
Artık sizinle sürekli birlikte vakit geçirmek istemiyor. Hatta seks hayatınız bile eskisi gibi değil. Onda meydana gelen büyük değişikliklere ilgisiz kalmayın ve sürekli onunla konuşun. Uzmanlar orta yaş krizindeki erkeklerle iletişim kurmanın, evliliği sağlam tutan en büyük faktör olduğunu düşünüyor.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/erkeklerde-orta-yas-krizi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prostat İltihabı ve Tedavi Yöntemleri</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/11/12/prostat-iltihabi-ve-tedavi-yontemleri.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=prostat-iltihabi-ve-tedavi-yontemleri</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/11/12/prostat-iltihabi-ve-tedavi-yontemleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 17:19:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Cinsel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[prostat iltihabı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=477</guid>
		<description><![CDATA[

Erkeklerin korkulu rüyalarından birisi olan prostat iltihabı, sidik yolu iltihabından sonra veya başka bir bölgeden kan yoluyla bakterilerin taşınması ile ortaya çıkar. Şeker hastalığının daprostat iltihabını kolaylaştırdığı sanılmaktadır. Belirtileri aniden ortaya çıkar. Yüksek ateşle birlikte umumi bir halsizlik ve vücut kırıklığı, apış arasında ağrı ve dolgunluk hissi ilk belirtilerdir. Bulantı, kusma, sık işeme, işemede güçlük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-478" style="margin: 2px;" title="prostat-iltihabı" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/prostat-iltihabı-238x300.gif" alt="prostat-iltihabı" width="238" height="300" />Erkeklerin korkulu rüyalarından birisi olan prostat iltihabı, sidik yolu iltihabından sonra veya başka bir bölgeden kan yoluyla bakterilerin taşınması ile ortaya çıkar. Şeker hastalığının daprostat iltihabını kolaylaştırdığı sanılmaktadır. Belirtileri aniden ortaya çıkar. Yüksek ateşle birlikte umumi bir halsizlik ve vücut kırıklığı, apış arasında ağrı ve dolgunluk hissi ilk belirtilerdir. Bulantı, kusma, sık işeme, işemede güçlük diğer belirtilerdir. Sidik yolu iltihabı kaynaklı prostat enfeksiyonlarında, sidik bulanık ve irinlidir. Bazen, sidikte kana rastlanır. Kan yolu ile gelen iltihaplanmada sidik berraktır.</p>
<p>Belirtiler sidik boşaltım sistemine dikkat çektiği için, iyi bir muayene ve testler sonunda teşhis konabilir. Tedavi, antibiyotik ve kortizon uygulamasına dayanır.</p>
<p><strong>PROSTAT İLTİHABI TEDAVİSİ NASILDIR?</strong></p>
<p>Kronik prostat iltihabı tedavisinde genelde antibiyotik kullanılır. Ortalama 5 hafta boyunca bu antibiyotik tedavisi uygulanır. Hastalık tekrarlar ya da tedaviden sonuç çıkmazsa bu tedavi süresi uzatılabilir. Bunun yanında şişliği ortadan kaldırmak için ilaçlar verilir. Daha sonraları ise idrarın rahat yapılmasını sağlayacak ilaç tedavisi uygulanabilir. Çok nadir durumlarda ise ameliyat uygulanır. Tedavisi zor bir rahatsızlıktır. Antibiyotikler o bölgeye yeterince etki etmeyebilir.</p>
<p>Akut prostat iltihabı tedavisinde yoğun antibiyotik tedavisi uygulanır. Ölümcül olabilen bir durum olduğundan yoğun bir bakım gerekir. En az iki hafta süreyle uygulanır. İdrar yaparken zorlanan kişilere sonda takılabilir. Damar içi ilaç tedavisi de yapılabilir.</p>
<p>Hastanın hayatını olumsuz etkileyen bir durum olduğundan tedavi mutlaka yapılmalıdır. Çünkü çaresi olan bir hastalıktır. Tedavi sonucunda çok büyük aşamalar kaydedilir. En azından kontrol altında tutulur.</p>
<p>Hastaların şu durumları bilmesinde fayda vardır:</p>
<ul>
<li> Cinsel ilişkiyi bırakmak gerekmez. Hasta ilişkine devam edebilir,</li>
<li> Hayatını prostat iltihabı olmadan önceki gibi devam ettirebilir,</li>
<li> Prostat kanseri oluşumuna neden olmaz,</li>
<li> Tanısı zor konulan bir hastalık olduğundan tanıyı doğru koymak önemlidir,</li>
<li> İlaçları belirtiler geçti diye bırakmamak gerekir.</li>
</ul>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/11/12/prostat-iltihabi-ve-tedavi-yontemleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
