Kadın Cinsel Sağlığı

Kadın Cinsel Sağlığı Hakkında Bilgiler

dogalguc.net Haftanın ürünü

zührevi_hastalıkZührevi Hastalıklar, Zührevi Hastalıkları Hakkında Bilgiler

Zührevi hastalıklar bulaşıcıdır ve cinsel birleşme sonucu insan­dan insana geçer. Başlıca zührevi hastaıklar belsoğukluğu (go­nore), frengi (sifilis) ve yumuşak şankrdır (şankroid).

Hastalı­ğın zührevi olmasının nedeni, hastalığın etkeni olan organiz­maların üreme organlarının hazırladığı ortamın dışında yaşayamamasıdır. Sifilis ve gonore iki ayrı özellik gösterir. Sifilis vücudun tüm bölgelerine yayılma özelliği gösterirken, gonore yalnızca yerelleşir.

Her iki hastalığın da teşhisi oldukça kolaydır. Ne var ki, kadınlarda oluşan zührevi hastalıkların teşhisi oldukça güçtür ve çoğu kez kadınların bulaştırıcı özelliği daha yüksektir. Sifilisin varlığı hem kişi hem de gelecek nesil için çok önemlidir. Gonore önemsiz sayılmakla birlikte ilerlemiş vakaların etkin zararları görülebilir. Her iki hastalığın tedavisi çok basit ve kolaydır. Modern dünyamızda gençlere cinsel bil­giler verilerek hastalığın yaygınlaşması büyük ölçüde önlene­bilmiştir.

gebelikte_sigara1Hamilelikte Sigara, Gebelikte Sigara

Sigara içenlerin çoğunlukta olduğu günümüzde gebelerin si­gara içip içmemesi konusu dikkatli bir şekilde incelenmiştir. So­nuç olarak bütün tıp otoriteleri, gebelerin sigara içmelerini doğru bulmamaktadırlar. Biz de sigara içmenizi hiç ama hiç istemiyoruz, fakat bu konuda çok ısrarlı iseniz, bugüne kadar edindiğimiz de­neylere dayanarak size günde beş sigaraya kadar izin veriyoruz. Birçoklarınız «Aman sen de, Ayşe Hanım günde bir paket içiyor­du. Ne oldu, aslan gibi çocuğu var, vb.» diyebilirsiniz.

Oysa tıp otoriteleri bir kural ortaya atarken, en azından yüz­lerce binlerce olaya dayanarak öğütte bulunurlar. Hele bütün bilim adamlarının üzerinde birleştiği böyle bir konuda, kesinlikle on bin, yüz bin bebek incelenmiş ve gebelerin sigara içmemesi bun­dan sonra önerilmiştir.

Gebelikte Sigaranın Zararları

Çocuk organları gelişirken sigaranın içindeki maddeler bu gelişimi bozar. Kalbinde ve diğer organlarında anomaliler oluşabilir. Ayrıca erken doğum, düşük kilolu doğum olup çocuğun yaşa­ma şansı azalabilir.

Bu bilgilere rağmen sigarayı bırakamıyorsanız, bırakmak için mutlaka bir yol bulmalısınız.

Gebelikte Alkol Kullanımı

Gebe kadınların içki içmesi genellikle doğru değildir. Zorunlu hallerde içilmesi gerekiyorsa az miktarda şarap veya bira ile yetinilmelidir. Aşırı alkol, hem anne, hem de çocuk için zararlıdır. Dü­şüklere, erken doğuma sebep olduğu gibi çocukta gelişme bo­zukluklarına da yol açabilir.

frigidity

Sanal günlükler, bazı internet siteleri ve forumların en popüler konularından bir tanesi kadınların cinselliğe bakışlarıdır. Sonuç genellikle kadınların eskiye nazaran daha az istekli oldukları gerçeğidir. Bu gerçeğin en kuvvetli on nedeni aşağıdadır;
1. Koruyucu hapların kullanımı; doğum kontrolünün hormonlar yolu ile yapılması (doğum kontrol hapları, deri yamaları, iğne vs.) bazı kadınlarda cinsel isteği azaltmaktadır. Bu etki hem hormonal dengedeki bozukluktan dolayı fiziksel hem de ilaç kullanmanın getirdiği psikolojik nedenlerden ortaya çıkar.

2. Antidepresan ilaçların kullanımı; günümüzde depresyon hastası olmadığı halde bu tür ilaçların kullanımı son derece yaygındır. Modern insan hayatın doğal akışından kaynaklanan sıkıntı ve sorunlar ile dahi başetmek istememekte ve bu tür yollara başvurmaktadır. Pekçok kadında antidepresanlar cinsel isteği ve zevki azaltabilir.

3. Süt verilmesi; çocuğunu emziren annelerde süt salgısını düzenleyen prolaktin hormonu yüksek düzeydedir ve cinsel isteği azaltır. Bu dönemdeki istek azaltaması tamamen doğaldır ve eşler buna saygı göstermelidir.

4. Uykusuzluk veya kalitesiz uyku; pekçok kadın için uyku cinsellikten daha caziptir. Bunun nedeni özellikle iş hayatındaki kadınların yeterli zamanlarının olmaması, kronik yorgunluk hissetmeleri ve uykularının kalitesiz olmasıdır. Bu nedenle uykuya meyil cinsel arzuların kolaylıkla önüne geçer.

5. Stres; her iki cinsin strese bakış açısı ve çözüm yaklaşımları farklıdır. Genel olarak kadınlar çok daha erken streslenir ve daha fazla stres kaynağına sahiptir (makyaj, giyim, kilo, diyet, iş hayatında kabullenilme zorluğu vs.). Bunun yanında erkekler streslerini cinsellik, futbol vb. yaklaşımlarla daha kolay çözerler. Oysa stresten kurtulmak için çok az kadın cinselliği tercih eder.

6. Duygusallık; kadınlar cinselliği tamamen duygusal bir ritüel olarak algılamaya eğilimlidir. Oysa erkekler bu konuda daha mekanik düşüncelere sahiptir. Bunun farkında olan kadınlar cinsellikten uzak durmaya çalışırlar.

7. Başka bir konuda anlaşmazlık; erkekler bu durumda cinselliği sorundan ayrı tutabilir; ancak kadınlar genel olarak bu anlaşmazlığı cinselliğin önünde bir engel olarak algılarlar.

8. Kan testosteron düzeylerinin düşüklüğü;
testosteron her ne kadar erkeklik hormonu olarak bilinse de kadında da vardır ve cinsel istekte önemlidir. Kadınlarda bu oran erkeklere göre düşüktür. Bunun yanında hormonu kanda bağlayan ve onun etkisini azaltan bir başka madde (seks hormonu bağlayan globulin) ise kadınlarda fazladır. Bu durum cinsel isteği ve zevki erkeklere göre azaltır.

9. Başarısızlık hissi; her toplumda aynı olmamakla birlikte, erkeğin baskın olduğu toplumlarda bu duygu kadınların başının belasıdır. Genel olarak erkeğini memnun edememe hissi kadınları cinsellikten soğutur.

10. Vücutlarının beğenilmemesi; bu his kadının eşinde olabilir ve kadın bunu hisseder. Şişmanlık, yaşın ilerlemesi, doğumlar ve vücudun tazeliğini yitirmesi kadının bu fikrini destekler. Ancak daha büyük bir sorun kadınların kendi fiziklerini beğenmemeleri ve saklamalarıdır. Eşler bu konuda ne kadar uğraşırsa uğraşsın kadınların zihinlerinden bu duyguyu atmak zordur.

11. Yakınlaşma korkusu; Batılı toplumlarının cinselliğe bakış açısından dolayı farklı bir sorun daha ortaya çıkar. Kontrol edilemeyen yakınlaşma ve uzun süreli ilişki eğilimi…gerçekte istenen cinsel deneyimleri yaşayıp bitirmektir ve özellikle kadınlar uzun süreli duygusal ilişki istemezler.

Sorunların bir kısmı tamamen kadınların algılamaları ile ilgilidir. Bunun için biraz okumak ve araştırmak, ruhunuzu dinlemek ve benzer sıkıntıları yaşayıp aşmış çiftlerin tecrübelerinden yararlanmaktır. Ancak bazıları, tıp doktorları ve özellikle psikiyatristler, aile hekimliği uzmanları tarafından ele alınmalı ve laboratuvar tahlilleri ile desteklenmelidir.

polikistikPolikistik Over Sendromu

Bu durum kanda erkeklik hormonlarının(androjenler) yüksekliği,kıllanma,yumurtlama bozukluğu,şişmanlık ve insülin hormonuna direnç ile karakterizedir.Yumurtalardan fazla miktarda androjen salgılanmasının nedeni luteinizan hormon denilen bir hormonun kanda normalden yüksek seviyede bulunmasıdır.

Nedeni tam olarak bilinemese de genetik,hormonal ve çevresel faktörlerin etken olduğu ileri sürülmektedir. İnsülin hormonunun kanda normalden yüksek olması ve bu hormona karşı vücutta direnç gelişmesi sık rastlanan bulgulardandır.Anormal derecede artan insülin seks hormonlarını bağlayan proteinin azalmasına neden olur.Böylece androjenler kanda serbest kalır ve seviyeleri yükselir.Ayrıca yüksek insülin yumurtalarıda direk olarak uyarır ve yumurtalardan androjen üretiminin artışına,erkeklik hormonu olan testesteronun çok daha aktif bir başka erkeklik hormonu olan dihidrotestesterona dönüşmesine neden olur.

Bu hastalığın olduğu bayanlarda yumurtalarda büyüme ve istiridye kabuğu görünümü olur.Yumurtanın dış tabakası kalınlaşmıştır ve bunun hemen altında çok sayıda milmetrik kistler bulunur.Bunlar ultrasonografik olarak görülebilir. Polikistik Over Sedromu olan hastalarda adet görememe yada seyrek adet görme,kısırlık,sivilce,kıllanma ve çoğu hastada olduğu gibi şişmanlık görülebilir.Ayrıca ultrasonda çok sayıda her iki yumurtada milimetrik kistlerin görülmesi,kanda androjen hormonların yükselmesi ve LH hormonunun artması hastalığın tanınmasını sağlar.Bununla beraber bu hastaların bazılarında ultrason yapıldığında yumurtalarda büyüme ve kistler izlenmeyebilir.Diğer belirtiler ise genellikle bulunmaktadır.Tam tersine yumurtalarda kistler varken diğer bulgular olmayabilir.Bu bayanlar genellikle hayatlarına normal şekilde devam etmektedir ve benzer şikayetlere sahip değillerdir.

Ultrason yapıldığında genel olarak yumurtaların hacmi artmıştır.Çoğunlukla 10 cm^3 ün üzerindedir.Her bir yumurtada çapı 2-9 mm arasında değişen en az 12 folikül kisti bulunmaktadır.Nadiren bu değişiklikler tek yumurtayla da sınırlı olabilmektedir. Ayrıca renkli doppler ultrasonografi yapılırsa yumurta damarlarında kan akımı artmış, rahim damarlarında ise azalmış olarak saptanabilir.Rahime giden kan akımının azalmasının bu hastalarda düşüklere neden olabileceği ileri sürülmektedir.

Tedavi

Diyet ve düzenli egzersizle ideal vücut kilosunu sağlamak çok önemlidir.Eğer hasta çocuk istemiyorsa doğum kontrol hapları kullanılabilir.Bu haplar yumurtaların çalışmasını azaltarak androjen üretimini azaltırlar.Seks hormonu bağlayıcı proteinin yapımını arttırarak dolaşımdaki serbest androjenlerin proteine bağlanmasını ve kan seviyelerinin azalmasını sağlarlar.Böylece kıllanmayı azaltırlar.
Tedavide yumurtlamayı arttıran insülin direncini azaltan hipoglisemik ilaçlar(şeker düşürücü ilaçlar) ‘da kullanılabilir.Metformin bunların en iyi bilinenidir.Metformin LH hormonunun kan seviyesini azaltır ve adetlerin normale dönmesine yardımcı olur. Kıllanma için androjen seviyelerini azaltan ilaçlar kullanılabilir.Spironolakton,finasterid bunlardan en çok kullanılanlarıdır.

Eğer hasta çocuk olmamasından şikayetçiyse yumurtlamayı uyarıcı ilaçlarla kısırlık tedavisi başlanabilir. Adet düzensizliği uzun süredir olan ve seyrek adet gören bayanlarda rahim kanseri(endometrium kanseri) riski artacağından doğum kontrol haplaının kullanımı yada aylık 10-14 gün süreyle progesteron haplarının kullanımı doğru olacaktır. Ayrıca bu tip hastalardan rahim iç tabakasından(endometrium) örnek alınmalı ve patolojik olarak incelenmelidir.

Op.Dr.Cihangir EFE

Kaynak : mutluinsan

Türkiye’de “aile plânlaması” adıy­la ele alınan bu konu oldukça tartışma­lı bir konudur. Biz “doğum kontrolü” derken, Batı’nın “Siz ekonomisi zayıf, fakir bir milletsiniz; fazla çocuk yap­mayınız. Fazla çocuk yaptığınız taktir­de, gelecekte açlıkla karşı karşı kalırsı­nız” şeklinde empoze etmeye çalıştığı bir doğum kontrolünü kastetmiyoruz.

dogum_kontrolü3Bir ailenin istediği kadar çocuk yaptık­tan sonra “bu kadarı yeter” dediği zaman, onlara yardımcı olmayı kastedi­yoruz.

DOĞUM KONTROLÜNÜN ÇEŞİTLERİ

Geri Çekilme:

Bilinen en eski doğum kontrol usu­lüdür. Erkeğin, eşi ile birleştiği zaman, tam meninin geleceği sırada çekilerek onu dışarı boşaltmasıdır. Peşinen söy­lemeliyiz ki, bu teknik yüzde yüz etki­li değildir. Yapılan araştırmalar, bu şe­kilde korunan yüz aileden yirmisinin çocuk sahibi olduğunu göstermektedir.

Takvim Usulü:

Ayhalinin ilk altı günlük kanamalı devre ha­riç, ki bu devrede cinsel birleşme sağlık açısından yasaktır, diğer günlerde yapılacak birleş­melerde hamilelik tehlikesi yoktur.

1-6. günler Kanamalı dönem.

7-9. günler Tehlikesiz birinci dönem

10-17. günler Yumurtanın döl­lendiği, yâni hamileliğin başladığı dö­nem.

18-28. günler Tehlikesiz ikinci dönem.

NOT: Bu ayırıma doğum kontro­lünde “takvim usulü” denir. Tehlikesiz olarak belirttiğimiz dönemler, ancak ayhalini düzenli gören kadınlar için geçerlidir.dogum_kontrolü2

Sperm Öldürücüler:

Erkek üreme hücrelerini öldürerek yumurta ile buluşmalarını önlemek için rahim yoluna boşaltılan köpük, tablet ve merhem gibi kimyevi madde­lerdir. Her birinin nasıl kullanılacağı madde ile birlikte ambalajın içine kon­muş prospektüslerde tarif edilmiştir. Çoğu, birleşmeden bir saat önce kulla­nılmaktadır. Reklâmlara aldanmamak lâzımdır. İddia edildiği gibi, fazla koruyuculuk özelliğine sahip değildirler.

Lavaj

Birleşmenin hemen arkasından ra­him yolunun basınçlı soğuk su ile yı­kanması usulüdür. Bu iş için imal edi­len lavaj torbaları ve lavaj pompaları vardır. Ayrıca lavaj suyuna katılacak koruyucu tozlar da satılmaktadır. Bu tekniğin de fazla garantisi yoktur.

Kaput (Prezervatif):

Erkek tarafından, birleşmeden ön­ce, penis üzerine geçirilen plâstik bir torbadır. Eczanelerde altılı ve onikili paketler halinde satılmaktadır. Birleş­me sırasında yırtılma ve sıyrılmasının dışında bir riski yoktur. Bu riskini göz önünde bulunduran imalatçılar, rahim yoluna boşaltılan bir sperm öldürücü ile birlikte kullanılmasını tavsiye et­mektedirler.
Hassas mizaçlı kadınlarda, alerjik diyebileceğimiz bir rahatsızlık hissi doğurduğu vakalar çoktur.

Ağızdan Alınan Haplar

Tıptaki adı “Oral Kontraseptifler” olan bu tabletler değişik isim altında imal edilmekte ve eczanelerde satıl­maktadır. Kadın tarafından alman hap­lar, içersindeki östrojen ve progesteron hormonları vasıtasıyla yumurta (dişi üreme hücresi) oluşumunu engelle­mektedir. Genellikle 21′lik tablet ku­tuları halinde satılır. Her gün bir tane alınır. Bittikten sonra 7 gün istirahat edilir. Bu 7 gün içinde, doğum kontrol tabletleriyle birlikte satılan vitamin ve demir ihtiva eden haplardan alınır. Doğum kontrol haplarıyla karışmasın di­ye ayrı renklerde imâl edilirler.

Doğum kontrol hapları etkili bir koruyucu olduğu halde, bazı bünyeler için tehlikeli yan etkileri vardır.dogum_kontrolü1

Bu hapları kullanması tehlikeli olan ha­nımları şöyle sıralayabiliriz.

* Karaciğeri bozuk veya yaralı olanlar.
* Epilepsi (sara) nöbeti olanlar.
* Kalp hastalığı olanlar.
* Guatr (tiroid bezi) hastalığı olan­lar.
* Safrakesesi hastalığı olanlar.
* Yaşı 35′in üzerinde olanlar.
* Ameliyat gerektiren bir hastalığı olanlar.
* Devamlı rahim akıntısı olanlar.
* Süt veren anneler.
* Migreni olanlar.
* Hamileliği kesinleşmiş olanlar.
* Böbrek hastası olanlar.
* Sigara ve alkole düşkün olanlar.
* Hiç doğum yapmamış kadınlar.
* Ayhali düzensiz olanlar.
* Varisi olanlar.
* Astımı olanlar.
* Çok şişman olanlar.
* Mide ve barsak hastalığı olanlar.
* Kansızlık çekenler.
* Sinirli bir mizaca sahip olanlar.

DİKKAT: Yukarıdaki uzun liste­den anlaşılacağı gibi doğum kontrol hapını ancak sağlığı yerinde kadınlar kullanabilir. Ancak, uzun müddet do­ğum kontrol hapı alan sağlıklı kadın­larda da bazı yan etkiler ortaya çık­maktadır.

Doğum Kontrol Haplarının Yan Etkileri:

* Ayhalinde düzensizlikler veya ayhalinin hiç görülmemesi.
* Baş ağrısı, ruhi sıkıntılar.
* Rahim akıntıları.
* Memelerde şişlik ve ağrı.
* Şişmanlama.
* Yüzde lekeler.
* Kalp çarpıntıları.
* Damar tıkanıklıkları.
* Kan basıncında artış.
* Beyin kanaması ve buna bağlı felçler.
* Safra kesesinde taşların ortaya çıkması.
* Böbrek rahatsızlıkları.
* Hazım bozuklukları.

DİKKAT: Hanımlar, arkadaş veya komşu tavsiyesi ile rastgele bir doğum kontrol hapı kullanmamalı; mutlaka umumi bir muayeneden geçtikten son­ra doktorun tavsiye edeceği haplardan almalıdır.

Rahimiçi Araçlar:

“Diyafram” ve “Spiraller” olmak üzere iki grup altında imal edilen me­kanik korunma araçlarıdır. Hassas bünyelerde alerji ve kanamalara sebep oldukları için fazla tercih edilmezler. Hangi tip aracı kullanacağına doktor karar vermekte, yine doktor tarafından takılmaktadır.

Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta