Kadın Cinsel Sağlığı

Kadın Cinsel Sağlığı Hakkında Bilgiler

dogalguc.net Haftanın ürünü

hijyen

Kadınların cinsel hastalıklara ve enfeksiyonlara yakalandıkları bölge olan genital bölgenin temizliği yapılırken mutlaka uyulması gereken kurallar vardır. Bu kurallara uyulmadığında oluşabilecek enfeksiyonlar cinsel hastalıklara ve hatta kısırlığa neden olabilir.

İşte genital bölge temizliğini sağlamanın ve o bölgenin hijyenini sürekli olarak korumanın 10 altın kuralı…

Genital bölgenin sık sık yıkanarak hijyen sağlanmaya çalışılması, bilinenin aksine vajinanın asit ortamının zarar görmesine neden olur. Ayrıca mantar gibi enfeksiyonlara karşı ıslak kalmamalıdır.

Doktorunuz aksini önermedikçe vajinanın içini yıkamaya yönelik üretilen hijyen ürünlerini kullanmamalısınız. Vajina, kendini sürekli yenileyen bir organdır. Bu nedenle vajinanın içine bu maddelerin sokularak “temizlik” yapılmaya çalışılması anlamsızdır ve vajinanın laktobasil/asit ortamının zarar görmesine neden olabilir. Bu ürünlerle dış genital bölgenizi temizlemenizde bir sakınca yoktur. Genital bölgenin gereğinden fazla yıkanarak hijyen sağlanmaya çalışılması vajinanın laktobasil/asit ortamının zarar görmesine katkıda bulunabilir.

Tuvalet sonrası temizlikte temizliğin önden arkaya (vajinadan anüse doğru yapılması) çok önemlidir. Temizliği anüsten vajinaya doğru yaptığınızda dışkıdaki kalınbağırsak bakterileri vajinaya ve buradan da idrar borusu yoluyla mesaneye bulaşabilir.

Genital bölge kuru olmalı

Mantar ve diğer bakterilerin nemli ve sıcak ortamlarda daha kolay üremesi nedeniyle genital bölgenin kuru kalması önemlidir. İç çamaşırınızı günlük değiştirmek, naylon yerine pamuklu iç çamaşırları tercih etmek, dar pantolon, çorap ve iç çamaşırı kullanmamakla bunu sağlayabilirsiniz.

İlişki sonrasında ve diğer tüm zamanlarda idrar yapma ihtiyacı ortaya çıktığında ertelenmemelidir. İdrar ihtiyacı ertelendiğinde mesanedeki bakteriler enfeksiyon yapmak için “zaman” bulurlar. Halbuki idrar yapılması bakterilerin idrarla birlikte vücuttan atılmasını sağlar.

Tam hazır olunmadan (yeterli kayganlık oluşmadan) ilişkiye başlanmamalıdır. Bu önlem mekanik tahrişe meydan vermemek açısından çok önemlidir. Gerekirse doktor önerisine göre kayganlaştırıcı ilaçlar kullanabilirsiniz.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH) açısından risk altında olan biriyle cinsel ilişkiye girdiğinizde eşinizin prezervatif kullanmasını istemek sizin en doğal hakkınızdır. Bunu sağlayamayacağınızı düşündüğünüzde kadın prezervatifinden faydalanabilirsiniz.

Unutmayın, Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH) erkekten kadına daha kolay bulaşırlar.

Genital temizlikte dikkat edilmesi gerekenler

Ağda ve jilet genital kılların giderilmesinde oldukça etkilidir. Lakin bu iki yöntem kıl köklerinin enfeksiyonunu kolaylaştırır ve genital bölgenin daha kolay tahriş olmasına neden olur. Genital bölge için geliştirilmiş aletlerden faydalanmak veya makas kullanmak özellikle genital bölgeleri, enfeksiyona ve tahrişe duyarlı kadınlarda daha iyi bir seçenek olabilir.

Tuvalette alınması gereken önlemler

Klozet kapağının üzerine serilen tek kullanımlık kâğıtlar ülkemizde de giderek yaygınlaşmakta ve hatta büyük marketlerde bu kâğıtlar herkesin cebinde taşıması için uygun bir şekilde paketlenmiş olarak satılmaktadır. Bu kâğıtları mutlaka kullanmalısınız.

Tuvaletlerde diğer bir sorun da tuvaletin içindeki kirli suyun sıçrayarak genital bölgeye değmesidir. Bunu önlemek için kirli suyun üzerini tuvalet kâğıdıyla kaplayabilirsiniz. Bunu yapmak mümkün olmadığında dezenfektan madde içeren “mavi su verici tabletlerden” faydalanabilirsiniz.

Her kadın düzenli olarak jinekolojik muayeneden geçmeli ve belirti ve bulgulara duyarlı olmalıdır. Kadınlar hiçbir sorunları olmasa dahi yıllık jinekolojik muayene için başvurmalıdırlar. Bu, belirti vermeyen veya geç belirti veren hastalıkların tanı ve tedavisi açısından çok önemlidir.

Genital sistem enfeksiyonları erken tanı konduğunda başarılı bir şekilde tedavi edilebilirken, tanının gecikmesi Fallop tüplerinin tıkanmasına neden olabilir.

kadin_ureme_organlari

Kadın Üreme Organları, Kadınlarda Üreme Organı

Kadın üreme organı, çoğalma yoluyla cinsin sürmesini sağ­lar, yaşamın durmayan akışına yön verir. Erkek ve kadın cins­leri arasında, genel olarak organlarda bir ayrım görülmezse de, üreme organları ayrım gösterir. Kadınlarda üreme organ­ları dış ve iç olmak üzere ikiye ayrılır. Dış üreme organları büyük ve küçük dudaklar, doğum kanalı ya da vajen, kızlık zarı (Himen) ve erektil organ ya da klitoristir. İç üreme organları rahim, yumurtalıklar ve fallop borularıdır.

Yumurtalıklar (Overler)

Yaklaşık 4 cm. boyunda, badem biçiminde, rahimin sağında ve solunda, yumurtalık kanalları­nın (fallop boruları) ağızları yakınında bulunan dişi seks bez­leridir. Yumurtalıklar doğurganlık dönemi boyunca, germ hücrelerinin gelişimini izleyen, dönümlü bir çalışma yaparlar. Görevi her 28 günde bir içinde tek yumurta bulunan bir folikül geliştirmektir. Yumurtalığın çalışması menopoz (âdetten kesil­me dönemi) dönemine kadar sürer. Yumurtalıklarda yaklaşık olarak dört yüz bini aşkın yumurta bulunmaktadır.

Folikül Nedir, Folikül Kist, Folikül Sayısı

Yumurtlama devresini hipotalamus ve etkilediği hipofiz bezi düzenler. Hipofiz bezinin salgıladığı folikülü hare­kete geçiren hornıan (FSH) etkisiyle her 28 günde bir 400 bin yumurtanın bir tanesinden yumurta yumağı gelişmeye başlar ve içi bir sıvıyla dolarak 5-8 mm. çapında bir baloncuk oluş­turur. Bu baloncuğun adı folikül’dür. Gelişmekte olan folikül bu yumurtayı korur ve östrojen hormonu salgısını yapar. Östrojen hormonu rahim dokusunun yumuşamasını, kan yönünden zenginleşmesini ve yumurtanın yerleşeceği bir ortamın ha­zırlanmasını sağlar. Gelişiminin on dördüncü günü folikül pat­lar ve yumurtasını dışarı verir. Folikül tarafından atılan yu­murta fallop boruları tarafından emilerek rahime kadar ulaştırılır. Yumurtanın atılmasından sonra folikül, «sarı cisim» adı verilen bir oluşum yapar ve bu oluşum on gün süreyle projesteron hormonu salgılar. Sarı cisimciğin oluşması, kandaki ös­trojen hormonunun artması üzerine hipotalamus bezinin uyar­dığı hipofiz bezinin sarı cisimcik yapımına olanak sağlayan hormon (LH) salgısıyla olur. Sarı cisimciğin salgıladığı hor­monlar rahim iç dokusunu yeniler ve yumurtanın yerleşmesi­ne olanak sağlayacak olan süngersi bir doku oluşturur. Yumur­tanın döllenmemesi halinde sarı cisim bozulur ve yerine beyaz bir kist oluşur. Bu oluşum üzerine hormon salgıları kesilir. Kandaki östrojen ve projesteron düzeyi azalınca da hipofiz bezinin yaptığı FSH ve LH hormon salgıları da azalır. Bunun üzerine rahim duvarı üzerinde oluşan süngersi doku (Plasenta) âdet kanamasıyla dışarı atılır. Bu devre tam 28 gün sürer.

Fallop boruları, Fallop Tüpleri

Rahimin üst köşelerinden başlayarak yu­murtalıklara kadar uzanan fallop borularının uzunluğu 10-20 santim, çapı 2-10 mm. kadardır. Fallop borularının yumurta­lıklara açılan uçları serbesttir, ama parmaksı uzantılar yumurtalıklarla bağıntıyı sağlar. Boruların iç yüzeyleri, yumurtanın borulara girmesini ve rahime ulaştırılmasını sağlayan kirpiksi epitel dokuyla kaplıdır. Folikül patlayıp yumurtayı dışarı at­tığı zaman yumurta kirpiksi epitel doku vasıtasıyla rahime kadar ulaşır. Genellikle yumurtanın döllenmesi fallop tüpü içinde olur. Döllenen yumurtanın rahime inmesi 14 gün sürer. Döllenen yumurta kimi zaman fallop borusunun duvarında yu­valanır ve burada gelişerek fallop borusunun yırtılmasına ne­den olur (dış gebelik ya da tuba gebeliği). Yırtılma sonucu karın boşluğu içine olan şiddetli bir kanama görülür. Tedavi mut­laka ameliyattır.

kadin_hastaliklari ve dogum

Kadın Hastalıkları, Kadın Sağlığı Hakkında Genel Bilgiler

Sağlık bilgisinin en eski dalı, doğum olayıdır. 17. Yüzyıla ka­dar doğum işleri yalnızca kadınların elindeydi. Doktorlar ya­vaş yavaş bu konuya girebildiler. Bu işe önce kadın vücudunu ve doğum olayını inceleyerek, aynı zamanda doğum olayı üze­rine dersler vererek başladılar. Daha sonra doğum uzmanları ameliyatları da programlarına aldılar. 1751 yılında ilk kez Göttingen Üniversitesi doğum kliniği açıldı ve doğum olayı bir tıp dalı olarak geliştirildi. Macar asıllı doktor İgnaz Philipp Semmelweis (1818-1865) ilk kez elle rahim muayenesini yaptı ve bu olay büyük bir aşama olarak nitelendirildi. Daha sonra Sezar­yen ameliyatı geliştirildi ve 170 doğum olayı başarıyla gerçek­leştirildi. Böylece, kadın hastalıklarını inceleyen jinekoloji da­lı, cerrahinin en yeni dalı oldu. Her şeyden önce kadın hasta­lıkları her ne kadar doğum alanına girmemekteyse de, kadın üreme organları hastalıkları, hormon bozuklukları ve düzen­sizlikleri, üreme organlarında oluşan kanserler genellikle jine­koloji dalında incelenmektedir.

frengiFrengi Nedir (Sifilis Hastalığı), Frengi Hastalığı Etkeni Bakteri

Frengi çeşitli dönemlerde değişik belirtiler gösteren ya da yıllarca gizli kalabilen bulaşıcı bir hastalıktır. Frenginin etkeni olan spiroket, Treponema pallidum olarak ta­nınır. Hastalık teşhisi kan tahlili ve yara oluşumunda akıntının mikroskopik muayenesi ile belirlenir. Genellikle insandan in­sana cinsel birleşim sonucu bulaşır.

Kuluçka devresi: 3 hafta.

Frengi Hastalığının Belirtileri: Mikroplu bölgede, yani dış üreme organları, du­dak, parmak gibi yerlerde şankr diye tanımlanan sert yara ile başlar.

Frengi Süreci, Frengi Nasıl Bulaşır

Frenginin seyri üç evrede incelenir: Birinci evre has­talığın kuluçka devresinden sonra başlar. Mikroplu bölgede görülen sert yaralar oluşur ve ilgili bölgede bulunan lenf bez­leri şişer. Yaralarda ve şişmiş lenf bezlerinde ağrı yoktur. İkin­ci evre şankr belirmesinden yaklaşık dört hafta sonra başlar. Bu evrede tüm vücutta, ayak tabanlarında, avuçlarda, alında bakırımsı renkli ve bir iki hafta içinde oluşan döküntüler be­lirir. Ağızda ve boğazda sümüklüböceğin geçtikten sonra bırak­tığı izleri andırır yaralar oluşur. Boğazda bu kez ağrı vardır. Bu belirtiler bir süre sonra kaybolup tekrar ortaya çıkabilir. Kan tahlili kesinlikle pozitif sonuçlar verir. Hastalık üçüncü evrede bulaşıcılık niteliğini kaybeder. Üçüncü evrenin en tipik özelliği yumruların (granülasyon doku, granülom) oluşmasıdır. Yumruların en sık görüldüğü bölge aorttur. Yumru oluşumu sonucu aort iltihabı, aort kapağı bozukluğu, kalp atardamarlarının ağızlarında daralma ve damar çeperlerinde keseciklerin oluşumu gibi yan etkiler görülür. Ayrıca, beyin zarında da yum­rular oluşabilir. Merkez sinir sisteminin en tipik frengi belir­tisi erken bunama, menenjit, motor sinirlerinin uyumsuzluğu, omurilik büzülmesi sonucu genel felç (Erb hastalığı), beyin ya da omurilikte yumru oluşumu, görme bozukluğu, sağırlık, frengi sarası, sinir sistemi frengisi ve beyin zarı frengisidir.

Frengi Tedavisi

Sifilis, yani frengi tüm vücuda yayıldığı için ba­zı hastalıkları taklit edebilir. Bu nedenle kesin teşhisin yapıl­ması gerekmektedir. Hastalığın tedavisi için en etkin ilaç peni­silindir. Penisiline duyarlı olan hastalara organik arsenik ve bizmut bileşikleri kullanılır. Genellikle, frengi tedavisi belir­tilere göre uygulanmalıdır. Uygulanacak penisilin tedavisinin dozu hastalığın evresine ve seyrine göre değişim gösterir.

Frengi (Sifiliz) Korunma Yolları

Herhangi bir başka zührevi hastalık geçiren ki­şide mutlaka frengi aranmalıdır. Çünkü hastalık pek fark edil­meden gizlice sürme eğilimindedir. Frengili olan kişilerle cin­sel birleşimden kesinlikle kaçınılmalıdır. 60 yaşını aşkın ya da 30 yıldan aşırı bir süre gizli frengisi olan kişilerle; üremi, ağır kalp yetmezliği bulunan ve ameliyat edilemeyen kanserli has­talara hiçbir tedavi uygulanamaz.

belsoğukluğuBelsoğukluğu Nedir (Gonore), Bel soğukluğu Hastalığı

Genellikle cinsel birleşim sonucu hastalıklı kişiden sağlıklı kişiye bulaşır. Göz gonoresi anneden bebeğe geçebilen bir tür gonoredir. Küçük kız çocuklarında mikroplu bezlerin kullanılması sonucu vajinit görülebilir. (Belsoğukluğu Mikrobu)Gonore’nin etkeni diplokok bakterilerinin bir türü olan Neisseria gonorrhoeae’dir.

Kuluçka devresi: 2-10 gün.
Belirtileri: Erkekte: İdrar yolunun penis ucundan gelen koyu, sarımsı akıntı, idrar sırasında sancı belirmesi.

Kadınlarda Belsoğukluğu

Sarı vajinal akıntı, idrar yaparken sancı ve vajen ağzındaki bezlerde iltihaplanma görülmesi.

Erkekte: Hastalık tedavi edilmediği takdirde idrar yolundan gelen akıntı yapışkanlık kazanır ve rengi açılır. Er-bezleri, idrar torbası ve prostat bezinde iltihaplanmalar ve ağ­rı olur. Daha ileri evrelerinde idrar yolunda kabuklanma ve da­ralma oluşumu sonucu idrar yapma çok güçleşir ya da olanak­sızlasın Diz, dirsek, ayak ve el bileğinde genellikle romatizmal diye nitelendirilebilen artrit görülür. Çok ileri vakalarda sep­tisemi, endokardit (kalp kapaklarının iltihabı) ya da vücudun çeşitli yerlerinde apselerin oluşumu gibi yan etkiler ortaya çı­kar.

Kadında: Kronik iltihaplanma rahim, fallop borucukları ve yumurtalıkların iltihaplanmasına yol açarak düşüklere, kı­sırlığa, hatta kimi zaman karın zarı iltihaplanmasına neden olur ki, bu da öldürücü olabilir.

Yeni doğan bebeklerin gözlerine gümüş nitrat solüsyonu damlatılarak göz gonoresi önlenir. Ne var ki bu önlemin önem­senmemesi genellikle körlükle sonuçlanır.

Belsoğukluğu Tedavi

Bel Soğukluğu tedavisi çok basit ve kolaydır. Genel­likle erken teşhiste tek bir penisilin enjeksiyonu yeterli olabil­mektedir.

Belsoğukluğundan Korunma Yolları

İdrar yolunda görülebilecek herhangi bir akın­tı mutlaka bir doktora gösterilmeli, gonoreli hastalar kesinlik­le cinsel birleşimde bulunmamalı, eller ve cinsel organlar te­miz tutulmalıdır.

zührevi_hastalıkZührevi Hastalıklar, Zührevi Hastalıkları Hakkında Bilgiler

Zührevi hastalıklar bulaşıcıdır ve cinsel birleşme sonucu insan­dan insana geçer. Başlıca zührevi hastaıklar belsoğukluğu (go­nore), frengi (sifilis) ve yumuşak şankrdır (şankroid).

Hastalı­ğın zührevi olmasının nedeni, hastalığın etkeni olan organiz­maların üreme organlarının hazırladığı ortamın dışında yaşayamamasıdır. Sifilis ve gonore iki ayrı özellik gösterir. Sifilis vücudun tüm bölgelerine yayılma özelliği gösterirken, gonore yalnızca yerelleşir.

Her iki hastalığın da teşhisi oldukça kolaydır. Ne var ki, kadınlarda oluşan zührevi hastalıkların teşhisi oldukça güçtür ve çoğu kez kadınların bulaştırıcı özelliği daha yüksektir. Sifilisin varlığı hem kişi hem de gelecek nesil için çok önemlidir. Gonore önemsiz sayılmakla birlikte ilerlemiş vakaların etkin zararları görülebilir. Her iki hastalığın tedavisi çok basit ve kolaydır. Modern dünyamızda gençlere cinsel bil­giler verilerek hastalığın yaygınlaşması büyük ölçüde önlene­bilmiştir.

gebelikte_sigara1Hamilelikte Sigara, Gebelikte Sigara

Sigara içenlerin çoğunlukta olduğu günümüzde gebelerin si­gara içip içmemesi konusu dikkatli bir şekilde incelenmiştir. So­nuç olarak bütün tıp otoriteleri, gebelerin sigara içmelerini doğru bulmamaktadırlar. Biz de sigara içmenizi hiç ama hiç istemiyoruz, fakat bu konuda çok ısrarlı iseniz, bugüne kadar edindiğimiz de­neylere dayanarak size günde beş sigaraya kadar izin veriyoruz. Birçoklarınız «Aman sen de, Ayşe Hanım günde bir paket içiyor­du. Ne oldu, aslan gibi çocuğu var, vb.» diyebilirsiniz.

Oysa tıp otoriteleri bir kural ortaya atarken, en azından yüz­lerce binlerce olaya dayanarak öğütte bulunurlar. Hele bütün bilim adamlarının üzerinde birleştiği böyle bir konuda, kesinlikle on bin, yüz bin bebek incelenmiş ve gebelerin sigara içmemesi bun­dan sonra önerilmiştir.

Gebelikte Sigaranın Zararları

Çocuk organları gelişirken sigaranın içindeki maddeler bu gelişimi bozar. Kalbinde ve diğer organlarında anomaliler oluşabilir. Ayrıca erken doğum, düşük kilolu doğum olup çocuğun yaşa­ma şansı azalabilir.

Bu bilgilere rağmen sigarayı bırakamıyorsanız, bırakmak için mutlaka bir yol bulmalısınız.

Gebelikte Alkol Kullanımı

Gebe kadınların içki içmesi genellikle doğru değildir. Zorunlu hallerde içilmesi gerekiyorsa az miktarda şarap veya bira ile yetinilmelidir. Aşırı alkol, hem anne, hem de çocuk için zararlıdır. Dü­şüklere, erken doğuma sebep olduğu gibi çocukta gelişme bo­zukluklarına da yol açabilir.

frigidity

Sanal günlükler, bazı internet siteleri ve forumların en popüler konularından bir tanesi kadınların cinselliğe bakışlarıdır. Sonuç genellikle kadınların eskiye nazaran daha az istekli oldukları gerçeğidir. Bu gerçeğin en kuvvetli on nedeni aşağıdadır;
1. Koruyucu hapların kullanımı; doğum kontrolünün hormonlar yolu ile yapılması (doğum kontrol hapları, deri yamaları, iğne vs.) bazı kadınlarda cinsel isteği azaltmaktadır. Bu etki hem hormonal dengedeki bozukluktan dolayı fiziksel hem de ilaç kullanmanın getirdiği psikolojik nedenlerden ortaya çıkar.

2. Antidepresan ilaçların kullanımı; günümüzde depresyon hastası olmadığı halde bu tür ilaçların kullanımı son derece yaygındır. Modern insan hayatın doğal akışından kaynaklanan sıkıntı ve sorunlar ile dahi başetmek istememekte ve bu tür yollara başvurmaktadır. Pekçok kadında antidepresanlar cinsel isteği ve zevki azaltabilir.

3. Süt verilmesi; çocuğunu emziren annelerde süt salgısını düzenleyen prolaktin hormonu yüksek düzeydedir ve cinsel isteği azaltır. Bu dönemdeki istek azaltaması tamamen doğaldır ve eşler buna saygı göstermelidir.

4. Uykusuzluk veya kalitesiz uyku; pekçok kadın için uyku cinsellikten daha caziptir. Bunun nedeni özellikle iş hayatındaki kadınların yeterli zamanlarının olmaması, kronik yorgunluk hissetmeleri ve uykularının kalitesiz olmasıdır. Bu nedenle uykuya meyil cinsel arzuların kolaylıkla önüne geçer.

5. Stres; her iki cinsin strese bakış açısı ve çözüm yaklaşımları farklıdır. Genel olarak kadınlar çok daha erken streslenir ve daha fazla stres kaynağına sahiptir (makyaj, giyim, kilo, diyet, iş hayatında kabullenilme zorluğu vs.). Bunun yanında erkekler streslerini cinsellik, futbol vb. yaklaşımlarla daha kolay çözerler. Oysa stresten kurtulmak için çok az kadın cinselliği tercih eder.

6. Duygusallık; kadınlar cinselliği tamamen duygusal bir ritüel olarak algılamaya eğilimlidir. Oysa erkekler bu konuda daha mekanik düşüncelere sahiptir. Bunun farkında olan kadınlar cinsellikten uzak durmaya çalışırlar.

7. Başka bir konuda anlaşmazlık; erkekler bu durumda cinselliği sorundan ayrı tutabilir; ancak kadınlar genel olarak bu anlaşmazlığı cinselliğin önünde bir engel olarak algılarlar.

8. Kan testosteron düzeylerinin düşüklüğü;
testosteron her ne kadar erkeklik hormonu olarak bilinse de kadında da vardır ve cinsel istekte önemlidir. Kadınlarda bu oran erkeklere göre düşüktür. Bunun yanında hormonu kanda bağlayan ve onun etkisini azaltan bir başka madde (seks hormonu bağlayan globulin) ise kadınlarda fazladır. Bu durum cinsel isteği ve zevki erkeklere göre azaltır.

9. Başarısızlık hissi; her toplumda aynı olmamakla birlikte, erkeğin baskın olduğu toplumlarda bu duygu kadınların başının belasıdır. Genel olarak erkeğini memnun edememe hissi kadınları cinsellikten soğutur.

10. Vücutlarının beğenilmemesi; bu his kadının eşinde olabilir ve kadın bunu hisseder. Şişmanlık, yaşın ilerlemesi, doğumlar ve vücudun tazeliğini yitirmesi kadının bu fikrini destekler. Ancak daha büyük bir sorun kadınların kendi fiziklerini beğenmemeleri ve saklamalarıdır. Eşler bu konuda ne kadar uğraşırsa uğraşsın kadınların zihinlerinden bu duyguyu atmak zordur.

11. Yakınlaşma korkusu; Batılı toplumlarının cinselliğe bakış açısından dolayı farklı bir sorun daha ortaya çıkar. Kontrol edilemeyen yakınlaşma ve uzun süreli ilişki eğilimi…gerçekte istenen cinsel deneyimleri yaşayıp bitirmektir ve özellikle kadınlar uzun süreli duygusal ilişki istemezler.

Sorunların bir kısmı tamamen kadınların algılamaları ile ilgilidir. Bunun için biraz okumak ve araştırmak, ruhunuzu dinlemek ve benzer sıkıntıları yaşayıp aşmış çiftlerin tecrübelerinden yararlanmaktır. Ancak bazıları, tıp doktorları ve özellikle psikiyatristler, aile hekimliği uzmanları tarafından ele alınmalı ve laboratuvar tahlilleri ile desteklenmelidir.

Untitled Document
Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed
Penis Büyütücü

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta