<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dogalguc.net &#124; Sağlık konulu güncel blog &#187; Cinsel Sağlık</title>
	<atom:link href="http://blog.dogalguc.net/category/cinsel-saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.dogalguc.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 07 Jul 2010 12:22:22 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kadınlar; Kendinizi Yaz Enfeksiyonundan Koruyun&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/05/19/kadinlar-kendinizi-yaz-enfeksiyonundan-koruyun.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=kadinlar-kendinizi-yaz-enfeksiyonundan-koruyun</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/05/19/kadinlar-kendinizi-yaz-enfeksiyonundan-koruyun.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 14:56:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[vajinal rahatsızlıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1229</guid>
		<description><![CDATA[

Malum yaz ayı geldi ve sıcakların artmasıyla beraber havuz ve deniz sezonu açılmış oldu. Havuz ve denizlere giren bayanların bu aylarda  başlıca dikkat etmesi gereken hastalıklar mantar ve diğer enfeksiyon hastalıklarıdır. Denize ve havuza girildikten sonra ıslak mayonun hemen değiştirilmesi ve genital temizliğin yapılması bizi bu hastalıklardan korumaya yetecek önlemlerin başında gelmektedir. Kadın hastalıkları ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1230" title="havuzsezonu" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/havuzsezonu.jpg" alt="havuzsezonu" width="520" height="349" />Malum yaz ayı geldi ve sıcakların artmasıyla beraber havuz ve deniz sezonu açılmış oldu. Havuz ve denizlere giren bayanların bu aylarda  başlıca dikkat etmesi gereken hastalıklar mantar ve diğer enfeksiyon hastalıklarıdır. Denize ve havuza girildikten sonra ıslak mayonun hemen değiştirilmesi ve genital temizliğin yapılması bizi bu hastalıklardan korumaya yetecek önlemlerin başında gelmektedir. Kadın hastalıkları ile ilgili yapılması gereken ilk önemli hareket vajinanın yapısının bilinmesidir. Vajina yapısının P.H 3,5 ile 4 arasında bir asit ortam olduğu unutulmamalı ve ortam bozulduğu zaman vajinanın enfeksiyon kapma olasılığının hemen reaksiyon gösterdiği bilinmesi gereken önemli bir bilgidir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/05/19/kadinlar-kendinizi-yaz-enfeksiyonundan-koruyun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rahim Ağzı Kanserinden Korunmak Bu Kadar Kolay&#8230;</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/05/17/rahim-agzi-kanserinden-korunmak-bu-kadar-kolay.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rahim-agzi-kanserinden-korunmak-bu-kadar-kolay</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/05/17/rahim-agzi-kanserinden-korunmak-bu-kadar-kolay.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 May 2010 14:10:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinsel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel birleşme]]></category>
		<category><![CDATA[erken cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[HPV]]></category>
		<category><![CDATA[rahim ağzı kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[servikal kanser]]></category>
		<category><![CDATA[smear]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1215</guid>
		<description><![CDATA[

Rahim ağzı kanseri dünyada kadınlar arasında görülen en büyük 2.kanser türüdür. Her yıl tahmini olarak dünyada 490.000 kadın rahim ağzı kanserine yakalanmakta ve bunların 240.000&#8242; i bu hastalık yüzünden ölmektedir. Rahim ağzı kanserinin diğer bir adı servikal kanserdir. Dünyada rastlanılan rahim ağzı kanserinin neredeyse tümünün HPV adlı bir virüsün yüksek riskli tiplerinden kaynaklandığı görülmektedir. Rahim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1216" title="rahimağzıkanseri" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/rahimağzıkanseri.jpg" alt="rahimağzıkanseri" width="510" height="317" />Rahim ağzı kanseri dünyada kadınlar arasında görülen en büyük 2.kanser türüdür. Her yıl tahmini olarak dünyada 490.000 kadın rahim ağzı kanserine yakalanmakta ve bunların 240.000&#8242; i bu hastalık yüzünden ölmektedir. Rahim ağzı kanserinin diğer bir adı servikal kanserdir. Dünyada rastlanılan rahim ağzı kanserinin neredeyse tümünün HPV adlı bir virüsün yüksek riskli tiplerinden kaynaklandığı görülmektedir. Rahim ağzı kanseri her yaştan kadını etkileyen önemli bir hastalıktır. Uterusun yani rahimin vajinaya açıldığı alt bölümde oluşur. Kalıtsal değildir. HPV aynı zamanda genital siğiller ve rahim ağzında hücresel düzeyde anormalliklere de neden olur. Bu anormallikler ancak smear dediğimiz rahim ağzından alınan sürüntü testiyle ortaya çıkmaktadır. Ergen kızlar ve evli bayanlar yaşam hayatları boyunca rahim ağzı kanserinden bu virüse karşı geliştirilmiş aşı sayesinde korunurlar. HPV deri temasıyla kolayca geçmektedir. Cinsel birleşme olmayan cinsel etkinlik durumlarında da örneğin el ve ağzın genital bölgeye temasıyla da bulaşabilmektedir. Kondom HPV bulaşmasından koruyabilir ancak % 100 bir etkinlik gösterdiği söylenemez. Kadınlarda HPV enfeksiyonu için risk oluşturan durumlar aşağıdaki gibi sıralanmaktadır.</p>
<p>- Erkek eşin sünnetsiz olması</p>
<p>-Cinsel birleşmenin erken yaşta olması</p>
<p>-Genç yaş grubunda olmak</p>
<p>-Yaşam boyu cinsel eş sayısı</p>
<p>-Erkeğin cinsel davranışı</p>
<p>-Sigara kullanımı</p>
<p>Rahim ağzı kanserinde erken teşhis ve smear ve diğer tetkiklerin önceden yapılması ve aşının önceden yapılması rahim ağzı kanserini %66 oranında azalttığı tespit edilmiştir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/05/17/rahim-agzi-kanserinden-korunmak-bu-kadar-kolay.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genital Bölge Hijyeni İçin Pratik İpuçları</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/26/genital-bolge-hijyeni-icin-pratik-ipuclari.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=genital-bolge-hijyeni-icin-pratik-ipuclari</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/26/genital-bolge-hijyeni-icin-pratik-ipuclari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 22:37:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinsel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[genital bölge]]></category>
		<category><![CDATA[genital temizlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1103</guid>
		<description><![CDATA[


Kadınların cinsel hastalıklara ve enfeksiyonlara yakalandıkları bölge olan genital bölgenin temizliği yapılırken mutlaka uyulması gereken kurallar vardır. Bu kurallara uyulmadığında oluşabilecek enfeksiyonlar cinsel hastalıklara ve hatta kısırlığa neden olabilir.
İşte genital bölge temizliğini sağlamanın ve o bölgenin hijyenini sürekli olarak korumanın 10 altın kuralı…

Genital bölgenin sık sık yıkanarak hijyen sağlanmaya çalışılması, bilinenin aksine vajinanın asit ortamının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1104" title="hijyen" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/hijyen.jpg" alt="hijyen" width="250" height="313" /></p>
<p>Kadınların cinsel hastalıklara ve enfeksiyonlara yakalandıkları bölge olan genital bölgenin temizliği yapılırken mutlaka uyulması gereken kurallar vardır. Bu kurallara uyulmadığında oluşabilecek enfeksiyonlar cinsel hastalıklara ve hatta kısırlığa neden olabilir.</p>
<p><strong>İşte genital bölge temizliğini sağlamanın ve o bölgenin hijyenini sürekli olarak korumanın 10 altın kuralı…<br />
</strong></p>
<p>Genital bölgenin sık sık yıkanarak hijyen sağlanmaya çalışılması, bilinenin aksine vajinanın asit ortamının zarar görmesine neden olur. Ayrıca mantar gibi enfeksiyonlara karşı ıslak kalmamalıdır.</p>
<p>Doktorunuz aksini önermedikçe vajinanın içini yıkamaya yönelik üretilen hijyen ürünlerini kullanmamalısınız. Vajina, kendini sürekli yenileyen bir organdır. Bu nedenle vajinanın içine bu maddelerin sokularak “temizlik” yapılmaya çalışılması anlamsızdır ve vajinanın laktobasil/asit ortamının zarar görmesine neden olabilir. Bu ürünlerle dış genital bölgenizi temizlemenizde bir sakınca yoktur. Genital bölgenin gereğinden fazla yıkanarak hijyen sağlanmaya çalışılması vajinanın laktobasil/asit ortamının zarar görmesine katkıda bulunabilir.</p>
<p>Tuvalet sonrası temizlikte temizliğin önden arkaya (vajinadan anüse doğru yapılması) çok önemlidir. Temizliği anüsten vajinaya doğru yaptığınızda dışkıdaki kalınbağırsak bakterileri vajinaya ve buradan da idrar borusu yoluyla mesaneye bulaşabilir.</p>
<p><strong>Genital bölge kuru olmalı</strong></p>
<p>Mantar ve diğer bakterilerin nemli ve sıcak ortamlarda daha kolay üremesi nedeniyle genital bölgenin kuru kalması önemlidir. İç çamaşırınızı günlük değiştirmek, naylon yerine pamuklu iç çamaşırları tercih etmek, dar pantolon, çorap ve iç çamaşırı kullanmamakla bunu sağlayabilirsiniz.</p>
<p>İlişki sonrasında ve diğer tüm zamanlarda idrar yapma ihtiyacı ortaya çıktığında ertelenmemelidir. İdrar ihtiyacı ertelendiğinde mesanedeki bakteriler enfeksiyon yapmak için “zaman” bulurlar. Halbuki idrar yapılması bakterilerin idrarla birlikte vücuttan atılmasını sağlar.</p>
<p>Tam hazır olunmadan (yeterli kayganlık oluşmadan) ilişkiye başlanmamalıdır. Bu önlem mekanik tahrişe meydan vermemek açısından çok önemlidir. Gerekirse doktor önerisine göre kayganlaştırıcı ilaçlar kullanabilirsiniz.</p>
<p>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH) açısından risk altında olan biriyle cinsel ilişkiye girdiğinizde eşinizin prezervatif kullanmasını istemek sizin en doğal hakkınızdır. Bunu sağlayamayacağınızı düşündüğünüzde kadın prezervatifinden faydalanabilirsiniz.</p>
<p>Unutmayın, Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH) erkekten kadına daha kolay bulaşırlar.</p>
<p><strong>Genital temizlikte dikkat edilmesi gerekenler</strong></p>
<p>Ağda ve jilet genital kılların giderilmesinde oldukça etkilidir. Lakin bu iki yöntem kıl köklerinin enfeksiyonunu kolaylaştırır ve genital bölgenin daha kolay tahriş olmasına neden olur. Genital bölge için geliştirilmiş aletlerden faydalanmak veya makas kullanmak özellikle genital bölgeleri, enfeksiyona ve tahrişe duyarlı kadınlarda daha iyi bir seçenek olabilir.</p>
<p><strong>Tuvalette alınması gereken önlemler</strong></p>
<p>Klozet kapağının üzerine serilen tek kullanımlık kâğıtlar ülkemizde de giderek yaygınlaşmakta ve hatta büyük marketlerde bu kâğıtlar herkesin cebinde taşıması için uygun bir şekilde paketlenmiş olarak satılmaktadır. Bu kâğıtları mutlaka kullanmalısınız.</p>
<p>Tuvaletlerde diğer bir sorun da tuvaletin içindeki kirli suyun sıçrayarak genital bölgeye değmesidir. Bunu önlemek için kirli suyun üzerini tuvalet kâğıdıyla kaplayabilirsiniz. Bunu yapmak mümkün olmadığında dezenfektan madde içeren “mavi su verici tabletlerden” faydalanabilirsiniz.</p>
<p>Her kadın düzenli olarak jinekolojik muayeneden geçmeli ve belirti ve bulgulara duyarlı olmalıdır. Kadınlar hiçbir sorunları olmasa dahi yıllık jinekolojik muayene için başvurmalıdırlar. Bu, belirti vermeyen veya geç belirti veren hastalıkların tanı ve tedavisi açısından çok önemlidir.</p>
<p>Genital sistem enfeksiyonları erken tanı konduğunda başarılı bir şekilde tedavi edilebilirken, tanının gecikmesi Fallop tüplerinin tıkanmasına neden olabilir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/26/genital-bolge-hijyeni-icin-pratik-ipuclari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda Üreme Organı</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/20/kadinlarda-ureme-organi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=kadinlarda-ureme-organi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/20/kadinlarda-ureme-organi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 01:22:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinsel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda üreme organı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1061</guid>
		<description><![CDATA[


Kadın Üreme Organları, Kadınlarda Üreme Organı
Kadın üreme organı, çoğalma yoluyla cinsin sürmesini sağ­lar, yaşamın durmayan akışına yön verir. Erkek ve kadın cins­leri arasında, genel olarak organlarda bir ayrım görülmezse de, üreme organları ayrım gösterir. Kadınlarda üreme organ­ları dış ve iç olmak üzere ikiye ayrılır. Dış üreme organları büyük ve küçük dudaklar, doğum kanalı ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1062" title="kadin_ureme_organlari" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/kadin_ureme_organlari.jpg" alt="kadin_ureme_organlari" width="400" height="267" /></p>
<p><strong>Kadın Üreme Organları, Kadınlarda Üreme Organı</strong></p>
<p>Kadın üreme organı, çoğalma yoluyla cinsin sürmesini sağ­lar, yaşamın durmayan akışına yön verir. Erkek ve kadın cins­leri arasında, genel olarak organlarda bir ayrım görülmezse de, üreme organları ayrım gösterir. Kadınlarda üreme organ­ları dış ve iç olmak üzere ikiye ayrılır. Dış üreme organları büyük ve küçük dudaklar, doğum kanalı ya da vajen, kızlık zarı (Himen) ve erektil organ ya da klitoristir. İç üreme organları rahim, yumurtalıklar ve fallop borularıdır.</p>
<p><strong>Yumurtalıklar (Overler)</strong></p>
<p>Yaklaşık 4 cm. boyunda, badem biçiminde, rahimin sağında ve solunda, yumurtalık kanalları­nın (fallop boruları) ağızları yakınında bulunan dişi seks bez­leridir. Yumurtalıklar doğurganlık dönemi boyunca, germ hücrelerinin gelişimini izleyen, dönümlü bir çalışma yaparlar. Görevi her 28 günde bir içinde tek yumurta bulunan bir folikül geliştirmektir. Yumurtalığın çalışması menopoz (âdetten kesil­me dönemi) dönemine kadar sürer. Yumurtalıklarda yaklaşık olarak dört yüz bini aşkın yumurta bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Folikül Nedir, Folikül Kist, Folikül Sayısı</strong></p>
<p>Yumurtlama devresini hipotalamus ve etkilediği hipofiz bezi düzenler. Hipofiz bezinin salgıladığı folikülü hare­kete geçiren hornıan (FSH) etkisiyle her 28 günde bir 400 bin yumurtanın bir tanesinden yumurta yumağı gelişmeye başlar ve içi bir sıvıyla dolarak 5-8 mm. çapında bir baloncuk oluş­turur. Bu baloncuğun adı folikül&#8217;dür. Gelişmekte olan folikül bu yumurtayı korur ve östrojen hormonu salgısını yapar. Östrojen hormonu rahim dokusunun yumuşamasını, kan yönünden zenginleşmesini ve yumurtanın yerleşeceği bir ortamın ha­zırlanmasını sağlar. Gelişiminin on dördüncü günü folikül pat­lar ve yumurtasını dışarı verir. Folikül tarafından atılan yu­murta fallop boruları tarafından emilerek rahime kadar ulaştırılır. Yumurtanın atılmasından sonra folikül, «sarı cisim» adı verilen bir oluşum yapar ve bu oluşum on gün süreyle projesteron hormonu salgılar. Sarı cisimciğin oluşması, kandaki ös­trojen hormonunun artması üzerine hipotalamus bezinin uyar­dığı hipofiz bezinin sarı cisimcik yapımına olanak sağlayan hormon (LH) salgısıyla olur. Sarı cisimciğin salgıladığı hor­monlar rahim iç dokusunu yeniler ve yumurtanın yerleşmesi­ne olanak sağlayacak olan süngersi bir doku oluşturur. Yumur­tanın döllenmemesi halinde sarı cisim bozulur ve yerine beyaz bir kist oluşur. Bu oluşum üzerine hormon salgıları kesilir. Kandaki östrojen ve projesteron düzeyi azalınca da hipofiz bezinin yaptığı FSH ve LH hormon salgıları da azalır. Bunun üzerine rahim duvarı üzerinde oluşan süngersi doku (Plasenta) âdet kanamasıyla dışarı atılır. Bu devre tam 28 gün sürer.</p>
<p><strong>Fallop boruları, Fallop Tüpleri</strong></p>
<p>Rahimin üst köşelerinden başlayarak yu­murtalıklara kadar uzanan fallop borularının uzunluğu 10-20 santim, çapı 2-10 mm. kadardır. Fallop borularının yumurta­lıklara açılan uçları serbesttir, ama parmaksı uzantılar yumurtalıklarla bağıntıyı sağlar. Boruların iç yüzeyleri, yumurtanın borulara girmesini ve rahime ulaştırılmasını sağlayan kirpiksi epitel dokuyla kaplıdır. Folikül patlayıp yumurtayı dışarı at­tığı zaman yumurta kirpiksi epitel doku vasıtasıyla rahime kadar ulaşır. Genellikle yumurtanın döllenmesi fallop tüpü içinde olur. Döllenen yumurtanın rahime inmesi 14 gün sürer. Döllenen yumurta kimi zaman fallop borusunun duvarında yu­valanır ve burada gelişerek fallop borusunun yırtılmasına ne­den olur (dış gebelik ya da tuba gebeliği). Yırtılma sonucu karın boşluğu içine olan şiddetli bir kanama görülür. Tedavi mut­laka ameliyattır.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/20/kadinlarda-ureme-organi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın Hastalıkları, Kadın Sağlığı Hakkında Genel Bilgiler</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/20/kadin-hastaliklari-kadin-sagligi-hakkinda-genel-bilgiler.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=kadin-hastaliklari-kadin-sagligi-hakkinda-genel-bilgiler</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/20/kadin-hastaliklari-kadin-sagligi-hakkinda-genel-bilgiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 01:16:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinsel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1057</guid>
		<description><![CDATA[


Kadın Hastalıkları, Kadın Sağlığı Hakkında Genel Bilgiler
Sağlık bilgisinin en eski dalı, doğum olayıdır. 17. Yüzyıla ka­dar doğum işleri yalnızca kadınların elindeydi. Doktorlar ya­vaş yavaş bu konuya girebildiler. Bu işe önce kadın vücudunu ve doğum olayını inceleyerek, aynı zamanda doğum olayı üze­rine dersler vererek başladılar. Daha sonra doğum uzmanları ameliyatları da programlarına aldılar. 1751 yılında ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1058" title="kadin_hastaliklari ve dogum" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/kadin_hastaliklarivedogum.jpg" alt="kadin_hastaliklari ve dogum" width="250" height="187" /></p>
<p><strong>Kadın Hastalıkları, Kadın Sağlığı Hakkında Genel Bilgiler</strong></p>
<p>Sağlık bilgisinin en eski dalı, doğum olayıdır. 17. Yüzyıla ka­dar doğum işleri yalnızca kadınların elindeydi. Doktorlar ya­vaş yavaş bu konuya girebildiler. Bu işe önce kadın vücudunu ve doğum olayını inceleyerek, aynı zamanda doğum olayı üze­rine dersler vererek başladılar. Daha sonra doğum uzmanları ameliyatları da programlarına aldılar. 1751 yılında ilk kez Göttingen Üniversitesi doğum kliniği açıldı ve doğum olayı bir tıp dalı olarak geliştirildi. Macar asıllı doktor İgnaz Philipp Semmelweis (1818-1865) ilk kez elle rahim muayenesini yaptı ve bu olay büyük bir aşama olarak nitelendirildi. Daha sonra Sezar­yen ameliyatı geliştirildi ve 170 doğum olayı başarıyla gerçek­leştirildi. Böylece, kadın hastalıklarını inceleyen jinekoloji da­lı, cerrahinin en yeni dalı oldu. Her şeyden önce kadın hasta­lıkları her ne kadar doğum alanına girmemekteyse de, kadın üreme organları hastalıkları, hormon bozuklukları ve düzen­sizlikleri, üreme organlarında oluşan kanserler genellikle jine­koloji dalında incelenmektedir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/20/kadin-hastaliklari-kadin-sagligi-hakkinda-genel-bilgiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Penis Boyu ve Büyüklüğü</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/19/penis-boyu-ve-buyuklugu.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=penis-boyu-ve-buyuklugu</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/19/penis-boyu-ve-buyuklugu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 00:57:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Cinsel Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1049</guid>
		<description><![CDATA[

Penis boyu ve büyüklüğü
Kadında doğurganlığın, döllenmenin olabilmesi için erkeğin spermlerinin kadın vajinasının (haznesinin) arkasına ulaşabilmesi gerekmektedir, bunun için de 10 cm ve üzerindeki penis boyu yeterlidir.
Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu sertleşme olmayan durumda 5 &#8211; 9 cm, sertleşme halinde ise ortalama 16 cm boyundadır. Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Penis [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong>Penis boyu ve büyüklüğü</strong><br />
Kadında doğurganlığın, döllenmenin olabilmesi için erkeğin spermlerinin kadın vajinasının (haznesinin) arkasına ulaşabilmesi gerekmektedir, bunun için de 10 cm ve üzerindeki penis boyu yeterlidir.</p>
<p>Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu sertleşme olmayan durumda 5 &#8211; 9 cm, sertleşme halinde ise ortalama 16 cm boyundadır. Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Penis boyu ortalama 16 cm olmakla beraber 11-18 cm normal kabul edilir.</p>
<p>Normalden daha uzun bir penis cinsel ilişki sırasında genelde kadına zevk yerine acı vermektedir. Bu nedenle sanılanın aksine uzun (büyük) penis, iyi bir cinsel ilişki için ideal değildir. Ancak normalden daha küçük penisler de cinsel ilişki sırasında sorunlara yol açarlar, dahası sahibine psikolojik olarak sorun olurlar.</p>
<p><a title="penis boyu" href="http://dogalguc.net/52-jagra-penis-buyutucu-erkeklik-gelistirici-formul.html" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-1050" title="penisboyu" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/penisboyu.jpg" alt="penisboyu" width="300" height="300" />Penis</a> boyunu ve kalınlığını arttıran çeşitli ameliyatlar bulunmakta ve ülkemizde de yapılmaktadır. Ancak bu ameliyatların herkesde başarıyla sonuçlanmadığı da bir gerçektir. Ameliyat öncesi erkeğin hormonlarının ölçümü yapılır ve penisin ereksiyon halindeki boyu saptanır (kökü ile uzu arası). Genellikle 8 cm?lik uzunluğa sahip bir penis işlevsel olarak kabul edilir. Fakat kişinin daha uzun penis isteği de dikkate alınarak penis uzatılabilir. Bu uygulama için kişinin diğer yönlerden tam olarak sağlıklı olması gerekir. Cerrahi yöntem penisin üst başlangıç bölümündeki derinin ve penisi kalça kemiğine bağlı tutan bağların uzatılarak ek penis boyu kazanma prensibine dayanır. Bu şekilde ek 3 ile 5 cm arasında değişen ölçülerde ek penis boyu kazanılır. Ameliyat sonrası 2 ay kadar süre hasta, kontrollere çağrılır.</p>
<p>Son olarak <a href="http://dogalguc.net/52-jagra-penis-buyutucu-erkeklik-gelistirici-formul.html" target="_blank">penisin boyundan</a> ziyade işlevinin önemli olduğunu hatırlatmakda yarar var.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/19/penis-boyu-ve-buyuklugu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel İşlev Bozuklukları</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2010/01/19/cinsel-islev-bozukluklari.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=cinsel-islev-bozukluklari</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2010/01/19/cinsel-islev-bozukluklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 00:45:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=1045</guid>
		<description><![CDATA[

Cinsel İşlev Bozukluklarında Tedavi
90&#8242;larda cinsel işlev bozukluklarının Tedavisi Masters ve Johnson&#8217;un (1970) çalışmalarından sonraki 25 yılda cinsel işlev bozukluklarının ele alınması ve tedavisinde önemli değişiklikler ortaya çıkmıştır. Masters ve Johnson, kadın ve erkek cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde üç temele dayandırdıkları bir model önermektedirler:
(a) Her iki cinste de paralel, dört-evreli ardışık fizyolojik ve öznel uyarılmanın olması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-1046" title="Sexual_Disfunction" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/Sexual_Disfunction.jpg" alt="Sexual_Disfunction" width="270" height="141" />Cinsel İşlev Bozukluklarında Tedavi</strong></p>
<p>90&#8242;larda cinsel işlev bozukluklarının Tedavisi Masters ve Johnson&#8217;un (1970) çalışmalarından sonraki 25 yılda cinsel işlev bozukluklarının ele alınması ve tedavisinde önemli değişiklikler ortaya çıkmıştır. Masters ve Johnson, kadın ve erkek cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde üç temele dayandırdıkları bir model önermektedirler:<br />
(a) Her iki cinste de paralel, dört-evreli ardışık fizyolojik ve öznel uyarılmanın olması (cinsel yanıt döngüsü);<br />
(b) cinsel işlev bozukluklarının oluşumunda ve sürmesinde yanlış bilgilenme ve performans kaygısı başta olmak üzere psikojenik faktörlerin önde gelmesi;<br />
(c) Cinsel işlev bozukluklarının çoğunun kısa, sorun-odaklı tedavi yaklaşımlarına (sensate focus yani duyumsal keşif gibi) iyi yanıt vermesi.</p>
<p>Son yıllarda model Azalmış cinsel istek bozukluğu ve cinsel travma veya istismar sonucu ortaya çıkan sorunların tedavisinde de kullanılmaya başlanmıştır. Öte yandan 1980&#8242;lerin başından beri cinsel terapilerde giderek organik ve biyomedikal faktörlerin rolü üzerinde durulmaya başlanmıştır. Her ne kadar bu durum en çok erektil bozukluk tanı ve tedavisi için geçerli ise de azalmış cinsel istek bozukluğu, erken boşalma ve cinsel ağrı bozukluklarında da önem kazanmaya başlamıştır. Ayrıca yaşlılarda ve kronik hastalığı olanlarda cinsel işlev bozuklukları üzerinde daha fazla durulmaya başlanmıştır. Psikolojik faktörler açısından da cinsel sorunların başlamasında ve sürmesinde kaygıdan çok bilişsel süreçlerin-algılama ve dikkatle ilgili süreçler-rolü üzerinde tartışılmaktadır. Buradan yola çıkılarak çoğu zaman cinsel istek ve uyarılma bozukluklarının altında yatan sebepler olan performansla ilgili zorlukların veya &#8220;seksi olma isteği&#8221;nin elenmesi tedavideki odak noktaları olmalıdır. İlişki ile ilgili faktörler halen cinsel işlev bozukluklarının oluşumunda odaklanılan bir diğer alanı oluşturur. İletişim sorunları, güven ya da yakınlığın olmaması ve güç çatışmaları cinsel sorunlara en sık eşlik eden sorunlardır. Kültürel ve toplumsal etmenler de önemlidir. Erkeğe ve kadına biçilen roller de cinsel sorunların sıklığını etkiler gibi görünmektedir.<br />
Cinsel işlev bozukluklarının tedavisini genel olarak ele alırsak;<br />
<strong>A. Tedavide genel ilkeler:</strong></p>
<p>1) Hasta olan cinsel ilişkidir.<br />
2) İletişim yoluyla cinsel öykünün yeniden ele alınır<br />
3) tedavide öğrenme becerileri vurgulanır.<br />
4) Eğitim, destek, öneri ve içgörü üzerinden çalışılır.<br />
5) Eşler için kaygı omaksızın yakınlık ve zevk sağlamak hedeflenir.</p>
<p><strong>B. Davranışçı cinsel terapi teknikleri:</strong></p>
<p>1) Eğitim: cinsel yanıtı anlamak<br />
2) Duyumsal keşif: performans kaygısını azaltmak, partnerin cinselliğini öğrenmek, cinsel birleşme dışındaki cinselliğe odaklanmak, iletişimi artırmak<br />
3) Kendini uyarma: kendi cinselliğini öğrenmek, kaygıyı azaltmak<br />
4) Gevşeme eğitimi: kaygının azaltılması<br />
5) Dur/Başla tekniği: özellikle erken boşalmada uygulanır.<br />
6) Daha ileri davranışçı yöntemler</p>
<p><strong>C. Bilişsel Tedavi: Zihni meşgul eden düşünceleri uzaklaştırmak, cinsel haz ve yakınlığa odaklanmak</strong></p>
<p>1) Duyumsal keşif: zihinsel odaklanma<br />
2) Anksiyetenin azaltılması: düşünce durdurulması, dikkati başka yöne çevirme<br />
3) Cinsel tutumların yeniden uyarlanması<br />
4) Öykü terapisi</p>
<p><strong>D. Çift terapisi:Duygusal ilişkilerde altta yatan işlevsizliği tanımak, çiftlerin iletişimine yardım etmek</strong></p>
<p>1) Çatışma çözümü<br />
2) Yakınlığın artırılması<br />
3) İletişimin artırılması<br />
4) İlişkideki diğer konuların çözümü</p>
<p><strong>E. Bireysel terapi:</strong></p>
<p>1) Cinsellik ve/veya yakınlık ile ilgili ikili duyguların çözülmesi<br />
2) Eşle ilgili ikili duyguların anlaşılması<br />
3) Depresyon veya anksiyetenin tedavisi<br />
4) Cinsellikle ilgili kendilik imajının değişimi</p>
<p><strong>Erektil bozukluğun tedavisi:</strong> Erektil bozukluktaki tıbbi nedenleri gözönüne aldığımızda son yıllarda tedavide tıbbi ve cerrahi yaklaşımlar çoğalmıştır. Bunlardan bazıları</p>
<p>(a) cerrahi protezler ve penil implantlar,<br />
(b) penis içine (intracorporal) vazoaktif ilaçların enjekte edilmesi,<br />
(c) sıkma (konstriksiyon) halkası ve vakum pompası,<br />
(d) ağızdan uygulanan ilaçlardır.</p>
<p>Ayrıca kan akımı yetersizliği ya da venöz kaçağın düzeltilmesine yönelik cerrahi girişimler de yapılmaktadır. Son yıllarda penil protezlerin yerleştirilmesi konusunda önemli ilerlemeler vardır. Günümüzde yaygın olarak kullanılan penil protezler arasında yarı-sert, silikon tipte olanlar ve şişirilebilir veya hidrolik protezler sayılabilir. Bu cihazlar cinsel ilişkiye girileceği zaman şişirilmekte, ilişki sonrasında da önceki halini alabilmektedir. Şişirilebilen protezler çok daha pahalıdır ve operasyon sonrası komplikasyonlar-enfeksiyon gibi- daha fazla olabilir. Öte yandan cinsel eş daha fazla tatmin olmaktadır.</p>
<p>Cerrahi olarak protez yerleştirilmesi organik sebebe dayanan (diyabet, hipertansiyon gibi) ve şiddetli (önceden tıbbi tedavi, penise vazoaktif ilaç enjeksiyonu, vakum cihazı denenip sonuç alınamayan hastalar) erektil bozukluklar için önerilmektedir. Penis içine papaverin, prostaglandin E1, fentolamin gibi vazoaktif maddelerin enjekte edilmesi arteriyel kan akımının artırılması ve kan basıncının artmasıyla sertleşmenin oluşması amacına yöneliktir. Başlangıçta etkinliği %75 gibi yüksek olabilir.</p>
<p>Cinsel eşin memnuniyeti de yüksektir. Uzun süreli sertleşme, penis ve testislerde ağrı, peniste doku sertleşmesi, karaciğer işlevlerinde bozukluklar ve genel enfeksiyon gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Vakum cihazları ve sıkma halkaları penise vakum oluşturarak kanın penise dolmasını sağlar. Sıkma halkası en fazla otuz dakika tutulmalıdır. Cinsel eş tarafından kabulü diğer yöntemlerden farklı olmasa da bazen hastaların kabul etmede ve uygulamada zorlandığı belirtilmiştir. Peniste soğukluk, ağrı, hissizlik, boşalmanın olmaması ya da ağrılı olması, morarma gibi yan etkiler görülebilir. İlaç tedavileri yaygın olarak uygulanmaktadır. Etkisini merkezi sinir sistemi üzerinden gösteren bir ilaç olan yohimbin hem organik hem de psikojenik kökenli erektil bozukluklarda kullanılır. Sürekli kullanımda uykusuzluk, başağrısı, çarpıntı, kan basıncında hafif yükselme görülebilir.Trazodon depresyon tedavisinde kullanılan serotonerjik bir ilaçtır. Uzun süre kullanımı gerekir. Yan etki olarak uyku hali, bulantı, kusma, başdönmesi, idrar tutukluğu ve priapizm yapabilir. Sildenafil penisteki düz kasları gevşetip penise kan akımını artırarak etki eder. Bu ilacın etki edebilmesi için cinsel uyarılma gerekmektedir. Erkeklerde cinsel isteği artırmaz. Cinsel aktiviteden 1 saat önce alınmalıdır. Hem organik hem de psikojenik kökenli olgularda etkilidir. Başağrısı, yüzde kızarma, hazımsızlık, burun akıntısı, görme bozukluğu (mavinin algılanmasında bozukluk, parlak ışığa hassasiyet) ve diyare görülebilir. Nitrat grubu ilaçlarla birlikte kullanıldığında ani kan basıncı düşmesi ve buna bağlı ölüme yolaçabilir. Eğer eksikliği saptanırsa erkek cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde testosteron da kullanılabilir. Lipid ve kilo kontrolü yapılarak kullanılmalıdır. Azalmış libidoya etkili olabilir. Gingko Bilobanın antidepresanlara bağlı cinsel yan etkileri düzelttiği bildirilmiştir. Etkisinin genital bölgedeki kan akımı artışına bağlı olduğu düşünülmektedir.</p>
<p><strong>Cinsel tedaviler:</strong> Sertleşme bozukluğu bireyin yalnızca partnerli etkinliklerinde görülüyorsa, diğer durumlarda (sabah uyanınca, gün içinde kendiliğinden ya da mastürbasyonda) tam sertleşme varsa, bu sorunun psikolojik olduğu yönünde önemli bir ipucudur. Tedavini başarısında uygulanan yöntemin ve terapistin profesyonel becerisi kadar çiftin tedaviye uygunluğunun, düzelme isteği ve çabasının da rolü vardır. Cinsel terapilerde genelde tedavi oturumları çiftle birlikte düzenlenir. Ancak düzenli bir cinsel eş yoksa bazen bireysel tedaviler de düzenlenebilir. Tedavide bilişsel ve eğitime dayanan girişimler önemlidir. Bu konuda sorunu olan bireylerin sıklıkla cinsel uyarılmanın doğası, cinsel beceriler ve partnerlerinin cinsel tatmin beklentileri konusunda yanlış düşünceleri vardır. Ayrıca çiftlerin iletişim becerileri ve cinselliğe ilgileri de oldukça belirleyicidir.</p>
<p>Terapist ilk görüşmeden itibaren çiftin yanlış cinsel bilgilerini düzelterek, yeri geldikçe doğru cinsel bilgiler vererek, cinsel mitleri tartışıp açıklayarak, cinsel teknikler öğreterek eğitimci rolü oynar. Hem bilişsel hem de kişilerarası süreçlere odaklanan beş basamaklı bir tedavi modelinde; bilişsel yeniden yapılanma, performans kaygısının azaltılması, cinsel beklentilerin düzenlenmesi, çiftin iletişim açısından eğitimi ve yinelemenin önlenmesi yer almaktadır. Her eşin cinsellik hakkında ve cinsel duyguları hakkında konuşması önemlidir. Cinsel ilişkinin birleşmeden ibaret olmadığı, sertleşmenin zevk almak için mutlaka gerekli olmadığı, sertleşme için yeterli cinsel istek ve uyarılma gerektiği ancak kaygının bunu kolayca etkileyebileceği bilinmelidir. Bekar erkeklere yönelik tedavi girişimleri arasında cinsel tutum değişikliği, masturbasyon egzersizleri ve sosyal beceri eğitimi vardır. Genelde özsaygı ve cinsel doyumda artış olduğunda sertleşmede de düzelme olmaktadır. Sonuçta çoğu kişi için tıbbi/cerrahi çözümler zaman gerektiren ve sonucu belirgin olmayan psikolojik tedavi yöntemleri ile kıyaslandığında çabuk çözüm vadeder görünmektedir. Ancak son çalışmalar bilişsel ve kişilerarası faktörlerin önemine işaret etmektedir. Önemli olan birey/çifti iyi değerlendirmek, hangi yaklaşımdan yarar göreceğini bütüncül bir yaklaşımla ele alabilmektir. Erken Boşalma: Boşalma denetiminin öğrenilmesi idrar tutma üzerinde denetim kazanılmasına benzer. Erkekler ergenlik çağlarından başlayarak masturbasyon ya da cinsel ilişki ile genellikle kendiliğinden boşalma denetimini öğrenirler. Ancak seyrek masturbasyon, düzenli cinsel ilişki olanağı olmaması, sınırlı süre içinde para karşılığı ilişki gibi durumlar boşalma refleksi üzerinde denetim sağlamayı öğrenememe olasılığını artırır.</p>
<p>Düzenli bir cinsel yaşamı ve sürekli bir cinsel eşi olmayan erkeklerde erken boşalma tanısı koymakta acele edilmemelidir. Boşalma denetiminin öğrenilmesi için düzenli cinsel deneyim gerekir. Tedavi yaklaşımları arasında geleneksel Dur/Başla ya da Sıkma teknikleri, bilişsel-davranışçı yöntemler ve ilaç tedavileri yer almaktadır. Dur/Başla ya da sıkma teknikleri ile başlangıçta olduça yüksek tedavi oranları bildirilse de sonraki izlemlerde geriye dönüşler de sık görülmüştür. Son yıllarda fluoksetin, klomipramin gibi serotonerjik antidepresanlar tedavide sıklıkla önerilmektedir. Ancak bu ilaçların cinsel isteği veya uyarılmayı azaltabileceği de göz önünde tutulmalıdır. Ayrıca ağız kuruluğu, uyku hali, kabızlık gibi yan etkileri de ortaya çıkabilir. Azalmış cinsel istek bozukluğunun tedavisi: Öncelikle tıbbi (hormon dengesizliği, ilaç kullanımı ve diyabet gibi) ve psikiyatrik durumlar (depresyon gibi) dışlanmalıdır.</p>
<p>Cinsel istek bozukluğunun psikojenik yönleri bilişsel-davranışçı ve psikodinamik yaklaşımların bütünleştirilmesi ile tedavi edilebilir. Hastalara o esnadaki cinsel sorunlarına yönelik davranışçı ev ödevleri verilir. Daha derindeki duygusal sorunlar ve tedaviye direnç de ele alınmalıdır. Orgazm ve uyarılma ile ilgili bozukluklarda etkin olan bilişsel davranışçı girişimler cinsel istek bozukluklarında daha az etkindir. Cinsel istek bozuklukları tedaviye daha dirençlidir ve tedavi daha uzun sürelidir. Hastaların tedaviye direnci de daha belirgindir. Terapist hastanın olumsuzdan çok olumluya odaklanmasını sağlamaya çalışır. Gevşeme teknikleri yararlıdır. Duygular ya da ilgiler üzerine konuşarak iletişimi artırmak yapıcıdır. Zaman zaman anksiyete giderici ilaç tedavisi önermek gerekli olabilir. Eşler eğer uyarılmış değillerse cinsel ilişkiden kaçınmalıdırlar. Çift birbirleri ile fantezilerini paylaşabilir. Erotik video ve dergiler yararlı olabilir. Eşle birlikte masturbasyon da önerilir. Partner uyarılma dönemine dek cinsel isteği azalmış eşin cinsel organlarını uyarır, ardından kişi kendini uyararak orgazma ulaşır. Masturbasyon becerileri iyi olmayan çiftlerde eğitim önemlidir. Ayrıca masaj, erotik bölgelerin (göğüs, kaba etler, boyun, kulak vb) öpülmesi gibi fiziksel uyarının da önemi vurgulanır.</p>
<p>Sonuçta; vererek ve alarak uyarılmayı öğrenmek, vibratörler, kayganlaştırıcılar ve diğer cinsel araçlar, tutkuyu beslemek ve yatak odası dışında da hoş, nazik veya flörtöz olabilmek önemlidir. Erkekte orgazm Bozukluğu ya da Geç Boşalma: Göreceli olarak daha nadirdir. Bazı cerrahi ya da tıbbi durumlarda (multipl skleroz, omurilik yaralanması, prostat ameliyatı vb) veya ilaç kullanımına bağlı olarak görülebilir. Performans kaygısı, gebe bırakma korkusu, cinsel istek azlığı ve koşullanmalara bağlı olarak da görülebilir. Tedavi müdahaleleri arasında performans kaygısını azaltmak, genital uyarılmayı artırmak sayılabilir. Erkekte ağrılı cinsel birleşme oldukça nadirdir. Tedavisi konusunda bilgiler oldukça sınırlıdır.</p>
<p>Sonuç:<br />
1) Masters ve johnson tedavi sonunda başarı oranını %80 ve 5 yıl içinde tekrarlama oranını %5 olarak vermektedir.<br />
2) Son çalışmalar başarı oranlarının sorunların zorluğuna, tekniklerin farklı uygulanmasına bağlı olarak daha düşük olduğunu göstermektedir.<br />
3) Kadın orgazmik bozukluğu, vajinismus ve erkek erektil bozukluğunun tedaviye cevabı çok iyidir. Erken boşalma için de sonuçlar oldukça iyidir. Ancak özellikle erkeklerdeki cinsel istek azlığının tedaviye yanıtı pek iyi değildir.</p>
<p><strong>Hazırlayan: Dr. Verda Bitlis Tüzer</strong><br />
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi<br />
Psikiyatri Kliniği</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2010/01/19/cinsel-islev-bozukluklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Frengi (Sifilis Hastalığı)</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/frengi-sifilis-hastaligi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=frengi-sifilis-hastaligi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/frengi-sifilis-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 18:20:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Cinsel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinsel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[frengi]]></category>
		<category><![CDATA[sifilis hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[syphilis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=967</guid>
		<description><![CDATA[

Frengi Nedir (Sifilis Hastalığı), Frengi Hastalığı Etkeni Bakteri
Frengi çeşitli dönemlerde değişik belirtiler gösteren ya da yıllarca gizli kalabilen bulaşıcı bir hastalıktır. Frenginin etkeni olan spiroket, Treponema pallidum olarak ta­nınır. Hastalık teşhisi kan tahlili ve yara oluşumunda akıntının mikroskopik muayenesi ile belirlenir. Genellikle insandan in­sana cinsel birleşim sonucu bulaşır.
Kuluçka devresi: 3 hafta.
Frengi Hastalığının Belirtileri: Mikroplu bölgede, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-968" style="margin: 2px;" title="frengi" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/frengi.jpg" alt="frengi" width="300" height="225" />Frengi Nedir (Sifilis Hastalığı), Frengi Hastalığı Etkeni Bakteri</strong></p>
<p>Frengi çeşitli dönemlerde değişik belirtiler gösteren ya da yıllarca gizli kalabilen bulaşıcı bir hastalıktır. Frenginin etkeni olan spiroket, Treponema pallidum olarak ta­nınır. Hastalık teşhisi kan tahlili ve yara oluşumunda akıntının mikroskopik muayenesi ile belirlenir. Genellikle insandan in­sana cinsel birleşim sonucu bulaşır.</p>
<p>Kuluçka devresi: 3 hafta.</p>
<p>Frengi Hastalığının Belirtileri: Mikroplu bölgede, yani dış üreme organları, du­dak, parmak gibi yerlerde şankr diye tanımlanan sert yara ile başlar.<br />
<strong><br />
Frengi Süreci, Frengi Nasıl Bulaşır</strong></p>
<p>Frenginin seyri üç evrede incelenir: Birinci evre has­talığın kuluçka devresinden sonra başlar. Mikroplu bölgede görülen sert yaralar oluşur ve ilgili bölgede bulunan lenf bez­leri şişer. Yaralarda ve şişmiş lenf bezlerinde ağrı yoktur. İkin­ci evre şankr belirmesinden yaklaşık dört hafta sonra başlar. Bu evrede tüm vücutta, ayak tabanlarında, avuçlarda, alında bakırımsı renkli ve bir iki hafta içinde oluşan döküntüler be­lirir. Ağızda ve boğazda sümüklüböceğin geçtikten sonra bırak­tığı izleri andırır yaralar oluşur. Boğazda bu kez ağrı vardır. Bu belirtiler bir süre sonra kaybolup tekrar ortaya çıkabilir. Kan tahlili kesinlikle pozitif sonuçlar verir. Hastalık üçüncü evrede bulaşıcılık niteliğini kaybeder. Üçüncü evrenin en tipik özelliği yumruların (granülasyon doku, granülom) oluşmasıdır. Yumruların en sık görüldüğü bölge aorttur. Yumru oluşumu sonucu aort iltihabı, aort kapağı bozukluğu, kalp atardamarlarının ağızlarında daralma ve damar çeperlerinde keseciklerin oluşumu gibi yan etkiler görülür. Ayrıca, beyin zarında da yum­rular oluşabilir. Merkez sinir sisteminin en tipik frengi belir­tisi erken bunama, menenjit, motor sinirlerinin uyumsuzluğu, omurilik büzülmesi sonucu genel felç (Erb hastalığı), beyin ya da omurilikte yumru oluşumu, görme bozukluğu, sağırlık, frengi sarası, sinir sistemi frengisi ve beyin zarı frengisidir.</p>
<p><strong>Frengi Tedavisi</strong></p>
<p>Sifilis, yani frengi tüm vücuda yayıldığı için ba­zı hastalıkları taklit edebilir. Bu nedenle kesin teşhisin yapıl­ması gerekmektedir. Hastalığın tedavisi için en etkin ilaç peni­silindir. Penisiline duyarlı olan hastalara organik arsenik ve bizmut bileşikleri kullanılır. Genellikle, frengi tedavisi belir­tilere göre uygulanmalıdır. Uygulanacak penisilin tedavisinin dozu hastalığın evresine ve seyrine göre değişim gösterir.</p>
<p><strong>Frengi (Sifiliz) Korunma Yolları</strong></p>
<p>Herhangi bir başka zührevi hastalık geçiren ki­şide mutlaka frengi aranmalıdır. Çünkü hastalık pek fark edil­meden gizlice sürme eğilimindedir. Frengili olan kişilerle cin­sel birleşimden kesinlikle kaçınılmalıdır. 60 yaşını aşkın ya da 30 yıldan aşırı bir süre gizli frengisi olan kişilerle; üremi, ağır kalp yetmezliği bulunan ve ameliyat edilemeyen kanserli has­talara hiçbir tedavi uygulanamaz.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/frengi-sifilis-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Belsoğukluğu Nedir?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/belsoguklugu-nedir.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=belsoguklugu-nedir</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/belsoguklugu-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 18:11:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Cinsel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinsel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[belsoğukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda bel soğukluku]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=963</guid>
		<description><![CDATA[

Belsoğukluğu Nedir (Gonore), Bel soğukluğu Hastalığı
Genellikle cinsel birleşim sonucu hastalıklı kişiden sağlıklı kişiye bulaşır. Göz gonoresi anneden bebeğe geçebilen bir tür gonoredir. Küçük kız çocuklarında mikroplu bezlerin kullanılması sonucu vajinit görülebilir. (Belsoğukluğu Mikrobu)Gonore&#8217;nin etkeni diplokok bakterilerinin bir türü olan Neisseria gonorrhoeae&#8217;dir.
Kuluçka devresi: 2-10 gün.
Belirtileri: Erkekte: İdrar yolunun penis ucundan gelen koyu, sarımsı akıntı, idrar sırasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-964" style="margin: 2px;" title="belsoğukluğu" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/belsoğukluğu.jpg" alt="belsoğukluğu" width="300" height="302" />Belsoğukluğu Nedir (Gonore), Bel soğukluğu Hastalığı</strong></p>
<p>Genellikle cinsel birleşim sonucu hastalıklı kişiden sağlıklı kişiye bulaşır. Göz gonoresi anneden bebeğe geçebilen bir tür gonoredir. Küçük kız çocuklarında mikroplu bezlerin kullanılması sonucu vajinit görülebilir. (Belsoğukluğu Mikrobu)Gonore&#8217;nin etkeni diplokok bakterilerinin bir türü olan Neisseria gonorrhoeae&#8217;dir.</p>
<p><strong>Kuluçka devresi: </strong>2-10 gün.<br />
<strong>Belirtileri: Erkekte:</strong> İdrar yolunun penis ucundan gelen koyu, sarımsı akıntı, idrar sırasında sancı belirmesi.</p>
<p><strong>Kadınlarda Belsoğukluğu</strong></p>
<p>Sarı vajinal akıntı, idrar yaparken sancı ve vajen ağzındaki bezlerde iltihaplanma görülmesi.</p>
<p><strong>Erkekte: </strong>Hastalık tedavi edilmediği takdirde idrar yolundan gelen akıntı yapışkanlık kazanır ve rengi açılır. Er-bezleri, idrar torbası ve prostat bezinde iltihaplanmalar ve ağ­rı olur. Daha ileri evrelerinde idrar yolunda kabuklanma ve da­ralma oluşumu sonucu idrar yapma çok güçleşir ya da olanak­sızlasın Diz, dirsek, ayak ve el bileğinde genellikle romatizmal diye nitelendirilebilen artrit görülür. Çok ileri vakalarda sep­tisemi, endokardit (kalp kapaklarının iltihabı) ya da vücudun çeşitli yerlerinde apselerin oluşumu gibi yan etkiler ortaya çı­kar.</p>
<p><strong>Kadında:</strong> Kronik iltihaplanma rahim, fallop borucukları ve yumurtalıkların iltihaplanmasına yol açarak düşüklere, kı­sırlığa, hatta kimi zaman karın zarı iltihaplanmasına neden olur ki, bu da öldürücü olabilir.</p>
<p>Yeni doğan bebeklerin gözlerine gümüş nitrat solüsyonu damlatılarak göz gonoresi önlenir. Ne var ki bu önlemin önem­senmemesi genellikle körlükle sonuçlanır.</p>
<p><strong>Belsoğukluğu Tedavi</strong></p>
<p>Bel Soğukluğu tedavisi çok basit ve kolaydır. Genel­likle erken teşhiste tek bir penisilin enjeksiyonu yeterli olabil­mektedir.</p>
<p><strong>Belsoğukluğundan Korunma Yolları</strong></p>
<p>İdrar yolunda görülebilecek herhangi bir akın­tı mutlaka bir doktora gösterilmeli, gonoreli hastalar kesinlik­le cinsel birleşimde bulunmamalı, eller ve cinsel organlar te­miz tutulmalıdır.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/belsoguklugu-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zührevi Hastalıklar</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/zuhrevi-hastaliklar.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=zuhrevi-hastaliklar</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/zuhrevi-hastaliklar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 17:59:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Cinsel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinsel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[zührevi hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=958</guid>
		<description><![CDATA[

Zührevi Hastalıklar, Zührevi Hastalıkları Hakkında Bilgiler
Zührevi hastalıklar bulaşıcıdır ve cinsel birleşme sonucu insan­dan insana geçer. Başlıca zührevi hastaıklar belsoğukluğu (go­nore), frengi (sifilis) ve yumuşak şankrdır (şankroid).
Hastalı­ğın zührevi olmasının nedeni, hastalığın etkeni olan organiz­maların üreme organlarının hazırladığı ortamın dışında yaşayamamasıdır. Sifilis ve gonore iki ayrı özellik gösterir. Sifilis vücudun tüm bölgelerine yayılma özelliği gösterirken, gonore yalnızca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-960" style="margin: 3px;" title="zührevi_hastalık" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/zührevi_hastalık.jpg" alt="zührevi_hastalık" width="250" height="311" />Zührevi Hastalıklar, Zührevi Hastalıkları Hakkında Bilgiler</strong></p>
<p>Zührevi hastalıklar bulaşıcıdır ve cinsel birleşme sonucu insan­dan insana geçer. Başlıca zührevi hastaıklar belsoğukluğu (go­nore), frengi (sifilis) ve yumuşak şankrdır (şankroid).</p>
<p>Hastalı­ğın zührevi olmasının nedeni, hastalığın etkeni olan organiz­maların üreme organlarının hazırladığı ortamın dışında yaşayamamasıdır. Sifilis ve gonore iki ayrı özellik gösterir. Sifilis vücudun tüm bölgelerine yayılma özelliği gösterirken, gonore yalnızca yerelleşir.</p>
<p>Her iki hastalığın da teşhisi oldukça kolaydır. Ne var ki, kadınlarda oluşan zührevi hastalıkların teşhisi oldukça güçtür ve çoğu kez kadınların bulaştırıcı özelliği daha yüksektir. Sifilisin varlığı hem kişi hem de gelecek nesil için çok önemlidir. Gonore önemsiz sayılmakla birlikte ilerlemiş vakaların etkin zararları görülebilir. Her iki hastalığın tedavisi çok basit ve kolaydır. Modern dünyamızda gençlere cinsel bil­giler verilerek hastalığın yaygınlaşması büyük ölçüde önlene­bilmiştir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/zuhrevi-hastaliklar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Sigara Kullanımı</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/gebelikte-sigara-kullanimi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=gebelikte-sigara-kullanimi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/gebelikte-sigara-kullanimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 17:30:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Cinsel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte sigara]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte alkol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=940</guid>
		<description><![CDATA[

Hamilelikte Sigara, Gebelikte Sigara
Sigara içenlerin çoğunlukta olduğu günümüzde gebelerin si­gara içip içmemesi konusu dikkatli bir şekilde incelenmiştir. So­nuç olarak bütün tıp otoriteleri, gebelerin sigara içmelerini doğru bulmamaktadırlar. Biz de sigara içmenizi hiç ama hiç istemiyoruz, fakat bu konuda çok ısrarlı iseniz, bugüne kadar edindiğimiz de­neylere dayanarak size günde beş sigaraya kadar izin veriyoruz. Birçoklarınız «Aman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-941" style="border: 2px solid black; margin: 3px;" title="gebelikte_sigara1" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/gebelikte_sigara1.jpg" alt="gebelikte_sigara1" width="277" height="382" />Hamilelikte Sigara, Gebelikte Sigara</strong></p>
<p>Sigara içenlerin çoğunlukta olduğu günümüzde gebelerin si­gara içip içmemesi konusu dikkatli bir şekilde incelenmiştir. So­nuç olarak bütün tıp otoriteleri, gebelerin sigara içmelerini doğru bulmamaktadırlar. Biz de sigara içmenizi hiç ama hiç istemiyoruz, fakat bu konuda çok ısrarlı iseniz, bugüne kadar edindiğimiz de­neylere dayanarak size günde beş sigaraya kadar izin veriyoruz. Birçoklarınız «Aman sen de, Ayşe Hanım günde bir paket içiyor­du. Ne oldu, aslan gibi çocuğu var, vb.» diyebilirsiniz.</p>
<p>Oysa tıp otoriteleri bir kural ortaya atarken, en azından yüz­lerce binlerce olaya dayanarak öğütte bulunurlar. Hele bütün bilim adamlarının üzerinde birleştiği böyle bir konuda, kesinlikle on bin, yüz bin bebek incelenmiş ve gebelerin sigara içmemesi bun­dan sonra önerilmiştir.</p>
<p><strong>Gebelikte Sigaranın Zararları</strong></p>
<p>Çocuk organları gelişirken sigaranın içindeki maddeler bu gelişimi bozar. Kalbinde ve diğer organlarında anomaliler oluşabilir. Ayrıca erken doğum, düşük kilolu doğum olup çocuğun yaşa­ma şansı azalabilir.</p>
<p>Bu bilgilere rağmen sigarayı bırakamıyorsanız, bırakmak için mutlaka bir yol bulmalısınız.</p>
<p><strong>Gebelikte Alkol Kullanımı</strong></p>
<p>Gebe kadınların içki içmesi genellikle doğru değildir. Zorunlu hallerde içilmesi gerekiyorsa az miktarda şarap veya bira ile yetinilmelidir. Aşırı alkol, hem anne, hem de çocuk için zararlıdır. Dü­şüklere, erken doğuma sebep olduğu gibi çocukta gelişme bo­zukluklarına da yol açabilir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/gebelikte-sigara-kullanimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eşin Hamileliğinde Babanın Görevleri</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/esin-hamileliginde-babanin-gorevleri.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=esin-hamileliginde-babanin-gorevleri</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/esin-hamileliginde-babanin-gorevleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 17:22:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Pratik Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte babanın görevleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=936</guid>
		<description><![CDATA[


Genç babanın da hem karısının gebeliği süresince, hem de doğumdan sonra önemli görevleri vardır. Bu görevleri şöylece özetleyebiliriz:
Eşinizi sanki evliliğinizin ilk günlerindeki ince ve zarif haliyle görüyormuş gibi davranın
Sık sık onu sevdiğinizi, gebeliğin kendisine çok yakıştığını belirtin
Karınız bir gün ben herhalde gebeyim derse baba olmayı hiç düşünmüyorsanız bile çok sevinmiş görünüp doktora ilk gidişinizde kesinlikle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-937" style="margin: 3px;" title="hamilelikte_baba2" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/hamilelikte_baba2.jpg" alt="hamilelikte_baba2" width="300" height="419" /><br />
Genç babanın da hem karısının gebeliği süresince, hem de doğumdan sonra önemli görevleri vardır. Bu görevleri şöylece özetleyebiliriz:</p>
<p>Eşinizi sanki evliliğinizin ilk günlerindeki ince ve zarif haliyle görüyormuş gibi davranın</p>
<p>Sık sık onu sevdiğinizi, gebeliğin kendisine çok yakıştığını belirtin</p>
<p>Karınız bir gün ben herhalde gebeyim derse baba olmayı hiç düşünmüyorsanız bile çok sevinmiş görünüp doktora ilk gidişinizde kesinlikle onunla birlikte olun</p>
<p>Onun karnının şişmesiyle yada göğüslerinin büyümesiyle alay etmeyiniz</p>
<p>Sinirli olduğu ne olursa olsun evden dışarı çıkarıp onun sevdiği şeyleri yapmaya çalışın</p>
<p>Erkek yada kız çocuk istediğinizi hiçbir zaman söylemeyin. Her fırsatta sağlam doğsun yeter, benim için önemli olan senin ve bebeğin sağlığıdır deyin.</p>
<p>Hiçbir zaman keşke bu çocuk birkaç yıl sonra olsaydı gibi sözler etmeyin</p>
<p>Karınızın doğum ve çocuk bakımı gibi kaygılarıyla ne olursa olsun alay etmeyin</p>
<p>Karınızın gebeliği süresince parasal olanaklarınız oranında bebek için bazı şeyler almayı unutmayın.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/esin-hamileliginde-babanin-gorevleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erken Boşalma Nedenleri</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/erken-bosalma-nedenleri.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=erken-bosalma-nedenleri</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/erken-bosalma-nedenleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 17:14:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Cinsel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[erken boşalma nedenleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=932</guid>
		<description><![CDATA[

Erken Boşalma Nedenleri
Erken boşalma nedenleri biyolojik ve psikolojiktir. Er­ken boşalmanın bir çok nedeni vardır, kullandığımız ilacın yan etkisinden, strese kadar fiziksel ve psikolojik bir çok nedeni vardır. Erken boşalmanın nedeni bir veya daha fazla etkenden olabilir.
İlk cinsel deneyimler çoğunlukla erken boşalmayla so­nuçlanır. Bunun nedeni ise tecrübesizlik ve cinsel konular­da bilgisizliktir. Uzun süren cinsel perhiz ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong>Erken Boşalma Nedenleri</strong></p>
<p>Erken boşalma nedenleri biyolojik ve psikolojiktir. Er­ken boşalmanın bir çok nedeni vardır, kullandığımız ilacın yan etkisinden, strese kadar fiziksel ve psikolojik bir çok nedeni vardır. Erken boşalmanın nedeni bir veya daha fazla etkenden olabilir.</p>
<p>İlk cinsel deneyimler çoğunlukla erken boşalmayla so­nuçlanır. Bunun nedeni ise tecrübesizlik ve cinsel konular­da bilgisizliktir. Uzun süren cinsel perhiz ve düzensiz cinsel ilişki de erken boşalmaya neden olabilir.</p>
<p>Erken boşalma sağlıklı bireylerde en sık görülen cinsel işlev bozukluğudur. Erken boşalma yaşayan erkeklerin %90-95&#8242;inde hiçbir sağlık problemi olmadığı saptanmıştır.</p>
<p><strong>Erken Boşalmanın Sebepleri</strong><img class="alignleft size-full wp-image-933" style="margin: 3px;" title="erken_boşalma_2" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/erken_boşalma_2.jpg" alt="erken_boşalma_2" width="350" height="233" /></p>
<p>1- Fiziksel durumlar erken boşalmaya neden olabilir.<br />
Yorgunluk, Hastalık, İlaç kullanımı (ilaçların yan etkisi), Beslenme (fazla şeker ve şeker türevleri tüketimi), Aşırı uyarılma, Alkolizm ve madde bağımlılığı, İlk cinsel deneyimler, Genç olmak,</p>
<p>2- Psikolojik durumlar erken boşalmaya neden olabi­lir.<br />
Heyecan, Cinsel açıdan baskı altında yetiştirilmek, Pişmanlık, Suçluluk hissi, Partnere aşırı sevgi ve alaka, Stres ve endişe (İktidarsızlık ve performans endişesi), Hastalık kapma korkusu, Gebe bırakma korkusu, Cinsel isteksizlik, Travmatik cinsel deneyimler (cinsel istismara maruz kalma)<br />
Para karşılığı kurulan ilişkiler, Sorunlu giden evlilikler</p>
<p>3- Bazı rahatsızlık ve hastalıklar erken boşalmaya ne­den olabilir<br />
Sempatik sinir sitemi hasarı (abdominal ameliyat sonrası), Pelvik kırıklar, Prostat hipertrofisi, üretrit, polisitemi, Şeker hastalığı, Kalp ve damar hastalıkları, İdrar yolu hastalıkları</p>
<p>Yukarıda saydığımız nedenlerin biri veya bir kaçı erken boşalmanın nedeni olabilir. Erken boşalmanın nedenleri kişiden kişiye faklılık gösterir. Bu nedenler için farklı çö­züm yolları mevcuttur.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/erken-bosalma-nedenleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erken Boşalmayı Nasıl Önlerim ?</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/erken-bosalmayi-nasil-onlerim.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=erken-bosalmayi-nasil-onlerim</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/erken-bosalmayi-nasil-onlerim.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 17:05:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Cinsel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[erken boşalma]]></category>
		<category><![CDATA[erken boşalmayı önlemenin yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=928</guid>
		<description><![CDATA[

Erken Boşalmayı Nasıl Önleyebilirim?
İleri derecede erken boşalma yaşayanlar için uygulana­bilecek yöntemleri aşağıda maddeler halinde bulacaksınız. Cinsel her sorunun bir çözümü olduğunu unutmayın.
1-Çift prezervatif takarak, penisin uyarılmasını azalta­bilirsiniz. Bu da daha geç boşalmanızı sağlar.
2-Penisin yavaşça vajinaya girişini sağlayın. Yavaş ha­reketlerde bulunun. Penis içerdeyken heyecanınızın yatış­masını bekleyin, bu şekilde durabildiğiniz kadar durun. Burada ki amaç penisin hiçte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong>Erken Boşalmayı Nasıl Önleyebilirim?</strong></p>
<p>İleri derecede erken boşalma yaşayanlar için uygulana­bilecek yöntemleri aşağıda maddeler halinde bulacaksınız. Cinsel her sorunun bir çözümü olduğunu unutmayın.</p>
<p>1-Çift prezervatif takarak, penisin uyarılmasını azalta­bilirsiniz. Bu da daha geç boşalmanızı sağlar.</p>
<p>2-Penisin yavaşça vajinaya girişini sağlayın. Yavaş ha­reketlerde bulunun. Penis içerdeyken heyecanınızın yatış­masını bekleyin, bu şekilde durabildiğiniz kadar durun. Burada ki amaç penisin hiçte alışık olmadığı ortama ve sı­caklığa alıştırılmasıdır.</p>
<p>3-Penis yumuşak bir kağıt mendil ile bir veya birkaç kat sarılır prezervatif penisin üzerine geçirilir. Bu, penisin uyarıları hissetmesini azaltarak erken boşalmayı geciktirir.</p>
<p>4- Erkek penisini, yavaş bir şekilde vajinaya girişini sağlar, 5-10 saniye orada bekler ve geri çeker, bunu yapa­bildiği kadar tekrarlar. Bu egzersiz erkeğe boşalma üzerin­de kontrol sağlama yeteneği kazandırır. Penisin vajina için­de bekleme süresi, sizin durumunuza göre kısaltılabilir<br />
veya uzatılabilir.</p>
<p>5- Uzun Sevişme Prezervatifi (Long Love Condoms)</p>
<p>Alman bilim adamları tarafından geliştirilmiştir. Pre­zervatifin içinde lokal uyuşturucu madde olan anestezik benzocaine vardır. Kullanan bir çok kişi geç boşaldığını bildirmiştir. Geciktiricin prezervatif olarak da bilinir. Anestezik benzocaine vajinayla temas etmediği için her hangi bir sorun oluşturmaz.<br />
İleri derecede erken boşalma sorunu yaşayan erkek, va-jinaya çok yavaş girmelidir. Penis vajina içindeyken beklenir. Benzeri yavaş ve aralıklı egzersizler uygulanırken, sertleş­menin kaybolmaması gerekir. Bunun için erkek özel çaba harcayacak ve partnerinin yardımına ihtiyaç duyacaktır.</p>
<p style="text-align: center;">İleri derecede erken boşalanların, dur-başlat tekniğini ve The Masters and Johnson egzersizlerini çift prezervatif kul­lanarak uygulamaları daha iyi sonuç almalarını sağlar. Ge­ciktiricin prezervatif uygun egzersizlerin yapılmasında da kullanılabilir. Bunlarla birlikte, erkek heyecanı kontrol altın­da tutmalıdır. Aşırı heyecan boşalmayı hızlandırır. Bunun için erkek tantrik seks yöntemlerinden faydalanabilir.<img class="aligncenter size-full wp-image-929" title="erken_boşalma" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/erken_boşalma.jpg" alt="erken_boşalma" width="525" height="265" /></p>
<p><strong>Erken Boşalmayı Önlemenin Yolları</strong></p>
<p>İlginç yöntemleri anlatmadaki amacımız: sizlere bu eg­zersizleri öğretmekten çok sizin de bireysel yaratıcılığınızı kullanarak değişik çözümler bulabileceğinizi göstermektir.</p>
<p>1-Rahat edemediğiniz veya sevmediğiniz bir pozis­yonda cinsel ilişkiye girmek boşalmayı geciktirir. Rahat edemeyeceğiniz bir pozisyonu sırtınızın veya belinizin altı­na yastık koyarak oluşturabilirsiniz.</p>
<p>2-Hindistanlı bir yoga uzmanı erken boşalmayla baş etmede, yere çıplak ayakla basarak cinsel ilişkiye girilmesi­ni tavsiye eder. Vücudumuzdaki fazla elektriği çıplak ayak­la yere basarak atarız. Buda boşalmayı geciktirir.</p>
<p>3-Bilindiği gibi soğuğun etkisi ile boşalma isteği zayıf­lar. Erkek boşalma anı yaklaştığında durur ve soğuk bir cismi (buz, soğuk bez parçası veya benzeri bir cisim) göbe­ğinin alt kısmına dokundurur. Bu şekilde erkek boşalma hissini hızlıca geri döndürebilir.</p>
<p>4-Jerry Kennard &#8220;erkek sağlığı&#8221; kitabında, cinsel ilişki sırasında gürültü çıkarılmasını, yani gürültü çıkarılarak sevişmeye devam edilmesinin, boşalmayı geciktireceğini söylüyor. Dikkatinizi gürültüyle dağıtarak boşalmayı gecik­tirmeniz mümkün.</p>
<p>5- Çok eski bir Hindistan kitabında erken boşalmayla nasıl başa çıkılacağı şu şekilde anlatılıyor. Boşalmasını ge­ciktirmek isteyen kişi, sevişme esnasında ufuklara uzanan yeşillikleri düşünsün. Yemyeşil bahçeler ve güzellikler ha­yal etsin. Bu hayal insana yaşam enerjisi verir. Yaşam ener­jisini kullanarak boşalmayı geciktirmek mümkündür. Bu egzersizi uygulayabilmek için tantrik seks hakkında bilgi ve tecrübe kazanmanız gereklidir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/12/28/erken-bosalmayi-nasil-onlerim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda Meydana Gelen Cinsel Soğukluğun Nedenleri</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/kadinlarda-meydana-gelen-cinsel-soguklugun-nedenleri.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=kadinlarda-meydana-gelen-cinsel-soguklugun-nedenleri</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/kadinlarda-meydana-gelen-cinsel-soguklugun-nedenleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 17:57:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinsel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[frijity]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda cinsel soğukluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=908</guid>
		<description><![CDATA[


Sanal günlükler, bazı internet siteleri ve forumların en popüler konularından bir tanesi kadınların cinselliğe bakışlarıdır. Sonuç genellikle kadınların eskiye nazaran daha az istekli oldukları gerçeğidir. Bu gerçeğin en kuvvetli on nedeni aşağıdadır;
1. Koruyucu hapların kullanımı; doğum kontrolünün hormonlar yolu ile yapılması (doğum kontrol hapları, deri yamaları, iğne vs.) bazı kadınlarda cinsel isteği azaltmaktadır. Bu etki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-909" style="margin: 2px;" title="frigidity" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/frigidity.jpg" alt="frigidity" width="175" height="205" /></p>
<p>Sanal günlükler, bazı internet siteleri ve forumların en popüler konularından bir tanesi kadınların cinselliğe bakışlarıdır. Sonuç genellikle kadınların eskiye nazaran daha az istekli oldukları gerçeğidir. Bu gerçeğin en kuvvetli on nedeni aşağıdadır;<br />
<strong>1. Koruyucu hapların kullanımı;</strong> doğum kontrolünün hormonlar yolu ile yapılması (doğum kontrol hapları, deri yamaları, iğne vs.) bazı kadınlarda cinsel isteği azaltmaktadır. Bu etki hem hormonal dengedeki bozukluktan dolayı fiziksel hem de ilaç kullanmanın getirdiği psikolojik nedenlerden ortaya çıkar.</p>
<p><strong>2. Antidepresan ilaçların kullanımı;</strong> günümüzde depresyon hastası olmadığı halde bu tür ilaçların kullanımı son derece yaygındır. Modern insan hayatın doğal akışından kaynaklanan sıkıntı ve sorunlar ile dahi başetmek istememekte ve bu tür yollara başvurmaktadır. Pekçok kadında antidepresanlar cinsel isteği ve zevki azaltabilir.</p>
<p><strong>3. Süt verilmesi;</strong> çocuğunu emziren annelerde süt salgısını düzenleyen prolaktin hormonu yüksek düzeydedir ve cinsel isteği azaltır. Bu dönemdeki istek azaltaması tamamen doğaldır ve eşler buna saygı göstermelidir.</p>
<p><strong>4. Uykusuzluk veya kalitesiz uyku;</strong> pekçok kadın için uyku cinsellikten daha caziptir. Bunun nedeni özellikle iş hayatındaki kadınların yeterli zamanlarının olmaması, kronik yorgunluk hissetmeleri ve uykularının kalitesiz olmasıdır. Bu nedenle uykuya meyil cinsel arzuların kolaylıkla önüne geçer.</p>
<p><strong>5. Stres;</strong> her iki cinsin strese bakış açısı ve çözüm yaklaşımları farklıdır. Genel olarak kadınlar çok daha erken streslenir ve daha fazla stres kaynağına sahiptir (makyaj, giyim, kilo, diyet, iş hayatında kabullenilme zorluğu vs.). Bunun yanında erkekler streslerini cinsellik, futbol vb. yaklaşımlarla daha kolay çözerler. Oysa stresten kurtulmak için çok az kadın cinselliği tercih eder.</p>
<p><strong>6. Duygusallık;</strong> kadınlar cinselliği tamamen duygusal bir ritüel olarak algılamaya eğilimlidir. Oysa erkekler bu konuda daha mekanik düşüncelere sahiptir. Bunun farkında olan kadınlar cinsellikten uzak durmaya çalışırlar.</p>
<p><strong>7. Başka bir konuda anlaşmazlık;</strong> erkekler bu durumda cinselliği sorundan ayrı tutabilir; ancak kadınlar genel olarak bu anlaşmazlığı cinselliğin önünde bir engel olarak algılarlar.<br />
<strong><br />
8. Kan testosteron düzeylerinin düşüklüğü;</strong> testosteron her ne kadar erkeklik hormonu olarak bilinse de kadında da vardır ve cinsel istekte önemlidir. Kadınlarda bu oran erkeklere göre düşüktür. Bunun yanında hormonu kanda bağlayan ve onun etkisini azaltan bir başka madde (seks hormonu bağlayan globulin) ise kadınlarda fazladır. Bu durum cinsel isteği ve zevki erkeklere göre azaltır.</p>
<p><strong>9. Başarısızlık hissi;</strong> her toplumda aynı olmamakla birlikte, erkeğin baskın olduğu toplumlarda bu duygu kadınların başının belasıdır. Genel olarak erkeğini memnun edememe hissi kadınları cinsellikten soğutur.</p>
<p><strong>10. Vücutlarının beğenilmemesi;</strong> bu his kadının eşinde olabilir ve kadın bunu hisseder. Şişmanlık, yaşın ilerlemesi, doğumlar ve vücudun tazeliğini yitirmesi kadının bu fikrini destekler. Ancak daha büyük bir sorun kadınların kendi fiziklerini beğenmemeleri ve saklamalarıdır. Eşler bu konuda ne kadar uğraşırsa uğraşsın kadınların zihinlerinden bu duyguyu atmak zordur.</p>
<p><strong>11. Yakınlaşma korkusu; </strong>Batılı toplumlarının cinselliğe bakış açısından dolayı farklı bir sorun daha ortaya çıkar. Kontrol edilemeyen yakınlaşma ve uzun süreli ilişki eğilimigerçekte istenen cinsel deneyimleri yaşayıp bitirmektir ve özellikle kadınlar uzun süreli duygusal ilişki istemezler.</p>
<p>Sorunların bir kısmı tamamen kadınların algılamaları ile ilgilidir. Bunun için biraz okumak ve araştırmak, ruhunuzu dinlemek ve benzer sıkıntıları yaşayıp aşmış çiftlerin tecrübelerinden yararlanmaktır. Ancak bazıları, tıp doktorları ve özellikle psikiyatristler, aile hekimliği uzmanları tarafından ele alınmalı ve laboratuvar tahlilleri ile desteklenmelidir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/kadinlarda-meydana-gelen-cinsel-soguklugun-nedenleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Sağlık</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/cinsel-saglik.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=cinsel-saglik</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/cinsel-saglik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 16:13:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı bir cinsel yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=893</guid>
		<description><![CDATA[


Cinsellik yaşamın ayrılmaz bir parçası. Cinsel ilişki iki insanın kurdukları en yakın ve dostça ilişkidir.
Cinsellikte neyin normal, neyin yetersizlik olduğu cinsel iletişimdeki iki kişinin beklentisine bağlıdır. İnsanlar cinsel dürtü, güç ve tercih ettikleri ifade biçimi ve doyum açısından farklılıklar gösterir. Bireyin toplumdaki ilişkileri, yaşam koşulları, içinde bulunduğu kültürel ortam, kadın veya erkek oluşu, yaşı, cinsel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-894" style="margin: 2px;" title="cinsel_sağlık" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/cinsel_sağlık.jpg" alt="cinsel_sağlık" width="400" height="312" /></p>
<p>Cinsellik yaşamın ayrılmaz bir parçası. Cinsel ilişki iki insanın kurdukları en yakın ve dostça ilişkidir.</p>
<p>Cinsellikte neyin normal, neyin yetersizlik olduğu cinsel iletişimdeki iki kişinin beklentisine bağlıdır. İnsanlar cinsel dürtü, güç ve tercih ettikleri ifade biçimi ve doyum açısından farklılıklar gösterir. Bireyin toplumdaki ilişkileri, yaşam koşulları, içinde bulunduğu kültürel ortam, kadın veya erkek oluşu, yaşı, cinsel deneyimleri bu farklılıkları belirler. Bir kimsede tedavi gerektirecek bir cinsel sorun olup olmadığı kişinin kendisinde bu tarz bir sorunun varlığının algılanması veya eşinin/partnerinin öyle düşünmesine bağlıdır.</p>
<p>Cinsel sağlığı &#8220;kişinin doyum alacağı biçimde cinsel ilişkide bulunması&#8221; olarak tanımlayabiliriz.</p>
<p>Cinsel ilişki 4 aşamadan oluşur :</p>
<p>- İlgi ve istek (heyecanlanma)</p>
<p>- Uyarılma (plato)</p>
<p>- Doyum (orgazm)</p>
<p>- Rahatlama (çözülme)</p>
<p>Bu aşamalardan bir veya bir kaçında ortaya çıkan bir sorun cinsel sağlığı bozar, çeşitli cinsel işlev bozukluklarına yol açar. Ortaya çıkan sorunlar şu şekilde sınıflandırılabilir.</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="0" width="450">
<tbody>
<tr>
<th width="226" scope="col"><strong><span lang="en" xml:lang="en">KADIN</span></strong></th>
<th width="224" scope="col"><strong><span lang="en" xml:lang="en">ERKEK</span></strong></th>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="0" width="450">
<tbody>
<tr>
<th scope="col"><strong><span lang="en" xml:lang="en">Cinsel İstek Bozukluğu</span></strong></th>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="0" width="450">
<tbody>
<tr>
<th scope="col"><span lang="en" xml:lang="en">Cinsel isteğin azalması veya olmaması</span></th>
<th scope="col"><span lang="en" xml:lang="en">Cinsel isteğin azalması veya olmaması</span></th>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="0" width="450">
<tbody>
<tr>
<th scope="col"><strong><span lang="en" xml:lang="en">Cinsel Uyarılma Bozukluğu</span></strong></th>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="0" width="450">
<tbody>
<tr>
<th width="228" scope="col"><span lang="en" xml:lang="en">Cinsel uyarılmanın azalması</span></p>
<p><span lang="en" xml:lang="en"> veya olmaması</span></th>
<th width="222" scope="col"><span lang="en" xml:lang="en">Ereksiyon (sertleşme) olmaması</span></th>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="0" width="450">
<tbody>
<tr>
<th scope="col"><strong><span lang="en" xml:lang="en">Orgazm Bozukluğu</span></strong></th>
</tr>
</tbody>
</table>
<table style="height: 20px;" border="1" cellspacing="1" cellpadding="0" width="450">
<tbody>
<tr>
<th width="228" scope="col"><span lang="en" xml:lang="en">Orgazmın gecikmesi </span></p>
<p><span lang="en" xml:lang="en">veya olmaması</span></th>
<th width="222" scope="col"><span lang="en" xml:lang="en">Erken boşalma</span></p>
<p><span lang="en" xml:lang="en">Boşalmanın olmaması</span></th>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="0" width="450">
<tbody>
<tr>
<th scope="col"><strong><span lang="en" xml:lang="en">Cinsel Ağrı Bozukluğu</span></strong></th>
</tr>
</tbody>
</table>
<table style="height: 57px;" border="1" cellspacing="1" cellpadding="0" width="450">
<tbody>
<tr>
<th height="57" scope="col"><span lang="en" xml:lang="en">Disparoni </span></p>
<p><span lang="en" xml:lang="en">Vajinismus</span></th>
<th scope="col"><span lang="en" xml:lang="en">Disparoni </span></th>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>İnsanın tüm diğer davranışları gibi cinsel davranışlar da öğrenilmiş davranışlardır. Cinsel fonksiyon bozukluğu olan kişiler çeşitli nedenlerden dolayı uygun olmayan tepkiler vermeyi öğrenmişlerdir. Sağlıklı bir cinsel yaşam için gereken uygun tepkilerin verilmesi de öğrenilebilir. Cinsel sorunların tedavisinde cinsel eğitime, eşler arasındaki iletişim biçimlerine, işlev bozukluğunun ortaya çıkmasında ve sürdürülmesinde rol oynayan hatalı davranışların değiştirilmesine ağırlık verilmektedir.</p>
<p>Tedavide amaç; yanlış öğrenilmiş tepkilerin yerine yeni ve doğru tepkilerin öğrenilmesine olanak sağlamaktır. Tabi ki öncelikle nelerin yanlış öğrenildiğinin bilinmesi gerekir. Bu nedenle çok yönlü ve detaylı bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.</p>
<p>Cinsel sorunları “hazırlayan”, “ortaya çıkaran”, ve “sürdüren, kronikleştiren” bir takım faktörler var. Cinsel problemler bu faktörlere ve bunların birbiriyle ilişkisine bağlıdır.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/cinsel-saglik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AIDS Bulaşma Yolları</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/aids-bulasma-yollari.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=aids-bulasma-yollari</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/aids-bulasma-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 15:32:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aids]]></category>
		<category><![CDATA[aids ten korunma yolları]]></category>
		<category><![CDATA[HIV]]></category>
		<category><![CDATA[hiv virüsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=887</guid>
		<description><![CDATA[


AIDS, ölümle sonuçlanan mikrobik bir hastalıktır. Bu mikrop bulaştıktan sonra, bağışıklık sistemini bozarak, insanın birçok hastalığa karşı kendini koruyamamasına sebep olur. Ancak, hastalık belirtileri hemen ortaya çıkmaz. Zamanla vücudun savunma sistemi yavaş yavaş ortadan kalkar ve ortalama 10 yıl sonra , çeşitli hastalık belirtileri görülmeye başlar. AIDS hastalığı ortaya çıksın, çıkmasın, mikrobu taşıyan kişiler başkalarına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-888" title="aids" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/aids.jpg" alt="aids" width="520" height="332" /><br />
AIDS, ölümle sonuçlanan mikrobik bir hastalıktır. Bu mikrop bulaştıktan sonra, bağışıklık sistemini bozarak, insanın birçok hastalığa karşı kendini koruyamamasına sebep olur. Ancak, hastalık belirtileri hemen ortaya çıkmaz. Zamanla vücudun savunma sistemi yavaş yavaş ortadan kalkar ve ortalama 10 yıl sonra , çeşitli hastalık belirtileri görülmeye başlar. AIDS hastalığı ortaya çıksın, çıkmasın, mikrobu taşıyan kişiler başkalarına bulaştırabilirler.</p>
<p>Bir insanda AIDS mikrobu olduğunu belli edecek net bir işaret yoktur. Kişinin kendi kendine tanı koyması mümkün değildir. Kesin tanı ancak kan muayenesi ile konulur. AIDS&#8217;in kesin tedavisi yoktur ve henüz koruyucu bir aşı bulunamamıştır. Mikrop, kişiden kişiye 3 yol ile geçebilmektedir: cinsel ilişki yoluyla, kan yoluyla ve anneden bebeğine.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-889" title="HIV" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/HIV.jpg" alt="HIV" width="200" height="241" /></p>
<p><strong>AIDS&#8217;ten korunmak için şu önlemler alınmalıdır: </strong></p>
<p>Mikrobu taşıyıp, taşımadığı bilinmeyen kişi ile girilen cinsel ilişkilerde kondom kullanılmalıdır.</p>
<p>Kontrol edilmemiş kan ve kan ürünleri kesinlikle kullanılmamalıdır.<br />
Şırınga, iğne, jilet gibi her türlü delici ve kesici alet, başkaları ile paylaşılmamalıdır.<br />
Çiftler evlilik ve hamilelik öncesinde AIDS testi yaptırmalıdır.</p>
<p>AIDS mikrobu vücut dışında yaşayamayan çok dayanıksız bir virüstür ve dış ortamda kısa sürede ölür. Bu yüzden el sıkışma, sarılma, dokunma, aynı tabaktan yemek yeme ile, tuvalet ve banyolardan geçme tehlikesi yoktur. Bu nedenle AIDS&#8217;e yakalananları gereksiz yere dışlamayınız, onlara destek olunuz.</p>
<p>Daha fazla bilgi edinmek için sağlık kuruluşlarına başvurunuz.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-890" title="aids_2" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/aids_2.jpg" alt="aids_2" width="250" height="321" /></p>
<p><strong> CİNSEL İLİŞKİ İLE BULAŞMA HAKKINDA BİLGİ</strong></p>
<p>AIDS insandan insana en fazla kadın-erkek arasındaki cinsel ilişki yoluyla bulaşmaktadır. Bunun yanısıra, iki erkek arasındaki eşcinsel ilişkiler de AIDS&#8217;in bulaşması açısından önemli yollardandır. Cinsel ilişki sırasında kadın ve erkek cinsel organlarındaki, makattaki zedelenmeler mikrobun sağlam kişinin vücuduna girmesine yol açar. Cinsel organlarda herhangi bir hasar olmaksızın da geçiş olabilir. Cinsel ilişki sayısı ile bulaşma riski artmaktadır. Bununla birlikte tek bir cinsel ilişkiyle de bulaşma olabilmektedir.</p>
<p>Cinsel ilişkide, kadın cinsel organının daha geniş bir doku yüzeyine sahip olmaları ve ilaveten meninin daha yüksek yoğunlukta mikrop içermesine bağlı olarak, kadınlar daha fazla risk altındadırlar. Sosyal yönden riskli davranışlar; birden fazla kişi ile korunmasız cinsel ilişkide bulunmak, eşcinsellik, hayatını fuhuşla kazanan kişilerle korunmasız cinsel ilişkiye girmek olarak sıralanabilir.</p>
<p>Günümüzde AIDS&#8217;in dünyadaki yayılımında bir numaralı bulaşma yolu cinsel ilişkidir. Aynı şekilde ülkemizde de AIDS vaka ve taşıyıcılarının büyük bir çoğunluğunda mikrobun cinsel ilişki yoluyla bulaştığı kesin olarak belirlenmiştir. Bu yolla bulaşmanın engellenmesinde tek çözüm; herkesin &#8220;Güvenli Cinsel Davranışlar&#8221;ı benimsemesidir. Bunun için her iki eş karşılıklı tek eşlilik davranışı içerisinde olmalıdır. Bunun yanında cinsel ilişki ile bulaşmanın önlenmesinde bugün için bilinen yolun, ilişkilerde kondom kullanılması olduğu daima akılda tutulmalıdır. Kucaklama, okşama, sarılma, zedeleyici olmayan öpüşmeler ile AIDS bulaşmaz.<br />
<strong><br />
UNUTMAYINIZ!</strong></p>
<p>AIDS&#8217;ten korunmanın en güvenli yolu tek eşliliktir.</p>
<p>İnsanların dış görünüşlerinden HIV ile enfekte olup olmadıklarını anlayamazsınız. Güvenli bir cinsel ilişki için kondom kullanınız.</p>
<p><strong>KAN YOLUYLA BULAŞMA HAKKINDA BİLGİ</strong></p>
<p>Mikrobu almış kişiden alınan; kan, kan ürünleri, organ, doku ve spermin başkasına verilmesiyle virüs bulaşabilir. Buna bağlı olarak, kan nakline yoğun olarak ihtiyaç gösteren kişiler normal nüfusa kıyasla daha fazla risk altında kabul edilirler.</p>
<p>Kan yoluyla bulaşmanın diğer bir biçimi de, sterilize edilmemiş yani mikroptan arındırılmamış, iğne, enjektör, makas, jilet gibi diğer delici-kesici aletlerin kullanılması ile olan bulaşmalardır. Damardan uyuşturucu kullananlar kendi aralarında ortak iğne, enjektör kullanmalarına bağlı olarak, en fazla risk altındaki gruplar arasında yer almaktadır.</p>
<p>Kan yoluyla bulaşmanın önlenmesi için, öncelikle tüm kan ve kan ürünleri ile organ, doku, sperm vs. veren kişilerin uygun testlerle taranması gerekir. Mikropla bulaşmış veya kontrolü yapılmamış kan ve kan ürünleri hiçbir şekilde kullanılmaz. Bu tedbirler hükümet tarafından alınmıştır.</p>
<p>Bugün için dünyada ve ülkemizde kan ve kan ürünleri nakli yoluyla olan bulaşmalar düzenli tarama çalışmaları neticesinde büyük ölçüde kontrol altına alınmış durumdadır.Kan ve kan ürünlerinin kontrolü ve tek kullanımlık enjektör uygulamasının yaygınlaştırılması ile yıllar içinde bu yolla olan bulaşmalar giderek azalmıştır.</p>
<p>Ancak kan yolu ile bulaşmanın tamamen önlenebilmesi için, mikrop taşıyan iğne, şırınga ve kesici aletlerle bulaşmaların da önlenmesi gerekir. Uyuşturucu bağımlılığı olan ve ortak enjektör kullanımı nedeniyle mikrobu alan kişiler ise hem Avrupa ülkelerinde hem de ülkemizde artmaktadır.</p>
<p>Tıbbi uygulamalarda tek kullanımlık iğne, şırınga ve malzeme kullanılmalı ya da bunlar sterilize veya dezenfekte edilmeden kullanılmamalıdır. Kişiler AIDS&#8217;ten korunmak için ortak jilet kullanımından kaçınmalı, makas, kesici delici tırnak bakım malzemelerinin steril olduğundan emin olmadan kullanılmalarına izin vermemelidirler. Bu aletlerin 20 dakika kaynatılması veya çamaşır suyunda bekletilmeleri ile AIDS mikrobunun etkisiz hale getirilmesi kolayca mümkün olabilmektedir.</p>
<p><strong>ANNEDEN BEBEĞE BULAŞMA HAKKINDA BİLGİ</strong></p>
<p>Mikrobu almış olan anne, bebeğine bulaştırabilir. AIDS mikrobu, hamilelik esnasında, doğum sırasında veya anne sütü ile bebeğe geçebilir. Anneden bebeğe bulaşma oranı kesin olarak bilinmemekte, % 30 civarında olduğu tahmin edilmektedir.</p>
<p>Annneden bebeğine bulaşmayı en erken devrede tanımlamak ve gerekli önlemleri alabilmek için gebelik öncesi AIDS tarama testleri yaptırılmalıdır.</p>
<p>Mikrobu aldığı bilinen kadın için önerilebilecek tek yol hamilelikten kaçınmaktır. Çünkü doğacak bebeğin AIDS&#8217;e yakalanma olasılığının yanısıra , öksüz ve yetim kalma olasılığı da gözönüne alınmalıdır. Gebelik oluştuktan sonra nihai karar aileye ait olmak üzere gebelik sonlandırılabilir.</p>
<p>Son yıllarda ülkemizde de AIDS&#8217;li bebek doğumlarında artış olmuştur. Bugüne kadar annesinden AIDS mikrobu alan 6 bebek bildirilmiştir.</p>
<p><strong>AIDS TANISI VE TESTLER HAKKINDA BİLGİ</strong></p>
<p>AIDS&#8217;in kesin tanısı laboratuvar tetkikleri ile konulur. En fazla kullanılan tanı yöntemi; tarama testleri ile kanda antikor tayinidir. Antikor, mikroba karşı vücudun geliştirdiği maddelere denilir ve bunlar mikrop girdikten ortalama 3 ay sonra oluşurlar. Bu süre 6 haftadan 1 yıla kadar değişebilmektedir. Dolayısı ile maruziyetten hemen sonra yapılan testler doğru sonuç vermeyebilir. Bu nedenle riskli davranışta bulunan kişinin durumu en erken 3 ay sonra belli olabilir.</p>
<p>İlk tarama testleri ile pozitif bulunan tüm örnekler mutlaka daha ileri teknik gerektiren doğrulama testi ile incelenir. Çünkü başka nedenlere bağlı olarak hatalı pozitiflik görülebilmektedir. Doğrulama testi ile tekrar pozitif bulunan kişi AIDS mikrobu ile karşılaşmış demektir.</p>
<p>Tarama testleri devlet hastanelerinde, halk sağlığı laboratuvarlarında, özel hastane ve laboratuvarlarda, kızılay kan merkezlerinde, üniversite hastanelerinde yapılmakta olan kolay ve ucuz testlerdir.</p>
<p>Test başvurusunda adınızı kodlayarak verebilir, kimliğinizi saklayabilirsiniz. Yasal olarak, kimlik bilgileriniz bilinse bile sağlık kuruluşunda gizli tutulmak zorundadır ve izniniz dışında açıklanamaz.</p>
<p>Mikrobu aldığınızdan herhangi bir şüpheniz varsa, hem bir an önce gerekli tıbbi yardımı almak, hem de sevdiklerinizi korumak için test yaptırınız.</p>
<p><strong>AIDS TEDAVİSİ VE RUHSAL DESTEK HAKKINDA BİLGİ</strong></p>
<p>AIDS tedavisinde iki yaklaşım vardır. Birincisi AIDS mikrobunun kendisine yönelik yaklaşımlar, ikincisi AIDS&#8217;e bağlı olarak ortaya çıkan hastalıkların tedavisi.</p>
<p>AIDS mikrobuna karşı bugüne kadar kesin etkili bir yöntem bulunamamıştır. Ancak, son yıllarda kaydedilen gelişmeler umut vermektedir. Hastalığın mümkün olduğunca erken tanımlanması ve sonra birden fazla ilacın birarada kullanıldığı tedavi şemaları ile hastalık belirtilerinin ortaya çıkışı geciktirilebilmekte ve hastanın yaşam süresi uzatılabilmektedir. Bunlar hatalı kullanıldıklarında zehir etkisi olabilecek ilaçlardır ve yalnız hekim kontrolünde kullanılmalıdır.</p>
<p>İkinci yaklaşım ise, AIDS mikrobunun vücudun bağışıklık sistemini hasara uğratması neticesinde ortaya çıkan verem, mantar ve benzeri diğer hastalıkları bilinen yollarla tedavi etmektir. Kişide gelişen hastalık tablosuna göre, antibiyotikler, antifungal ajanlar, radyoterapi, kemoterapi ve cerrahi tedavi yöntemleri kullanılmaktadır.</p>
<p>Hastanın diğer bir bulaşıcı hastalığı yoksa ve kendi sağlığı gerektirmedikçe, ayrı bölümlerde bulundurulmasına gerek yoktur.</p>
<p>Genel bir kural olarak, hastalığı ne olursa olsun, her hastaya mümkün olduğunca cesaret ve umut vermek gerekir. Buna özellikle ihtiyacı olan AIDS hastaları, doktoruna, yakınlarına ve arkadaşlarına güven duygusunu kaybetmemeli ve olabildiği ölçüde normal yaşantı ve ilişkilerini sürdürmelidirler. AIDS&#8217;e yakalananlarda başlangıçta kabullenememe ve isyan duyguları ortaya çıkabilir, bunu yalnızlık, toplum tarafından dışlanma hissi, umutsuzluk ve çaresizlik duyguları izler. Kişi ruhsal olarak çökkünlüğe girebilir. Uykusuzluk, iştah bozukluğu, zayıflama, unutkanlık, çabuk yorulma, halsizlik, umutsuzluk, çaresizlik duyguları ruhsal çöküntü belirtisi olabilir. Bu durum tedavi edilebilir ancak kişi bu duyguları kaderi olarak değerlendirip, yardım istemeyebilir. Oysa, ruhsal destek ve tedaviler, hastanın yaşama daha umutla sarılmasını ve mücadele için kendini daha güçlü hissetmesini sağlayacaktır. AIDS&#8217;e yakalananlar çekinmeden psikiyatriste başvurmalı ve duygularını paylaşmalıdırlar. Böylelikle kendisine gerek kendi sağlığını koruması, gerekse başkalarına bulaştırmaması için nasıl davranması gerektiği konusunda da bilgi verilecektir. Gerekiyorsa ailesine de danışmanlık hizmeti sağlanacaktır.</p>
<p><strong> AIDS UYUŞTURUCU İLİŞKİSİ HAKKINDA BİLGİ</strong></p>
<p>Uyuşturucu madde bağımlılığı AIDS için çok ciddi bir risk faktörüdür. Damar yolu ile uyuşturucu kullananlarda AIDS&#8217;e sık rastlanılmaktadır. Uyuşturucu bağımlıları, damar yolu ile uyuşturucu kullanırken sıklıkla başkası tarafından da kullanılmış, kirli enjektörleri defalarca kullanmaktadırlar. Kirli ve kullanılmış enjektörler AIDS mikrobunun bağımlılar arasında hızla yayılmasına neden olmaktadır. Buna ilaveten uyuşturucu kullananlar arasında kontrolsüz ve korunmasız cinsel ilişkiler yaygın olarak görülmektedir. Bu ilişkiler de AIDS&#8217;in yayılımına neden olmaktadır.</p>
<p>Uyuşturucu bağımlılığı olan ve ortak enjektör kullanımı nedeniyle mikrobu alan kişi sayısı hem Avrupa ülkelerinde hem de ülkemizde artmaktadır.</p>
<p>Sağlığınızı korumak için uyuşturucu kullanmaktan kaçınınız. Uyuşturucuların yarattığı manevi ve maddi yıkım sonunda, ya doğrudan uyuşturucudan yada AIDS&#8217;ten ölüm riski olduğunu unutmayınız.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/aids-bulasma-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Yaşamı Olumsuz Yönde Etkileyen Faktörler</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/cinsel-yasami-olumsuz-yonde-etkileyen-faktorler.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=cinsel-yasami-olumsuz-yonde-etkileyen-faktorler</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/cinsel-yasami-olumsuz-yonde-etkileyen-faktorler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 15:14:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın erkek ilişkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=883</guid>
		<description><![CDATA[


Cinsel Yaşama Olumsuz Etkiyen Faktörleri Sıralayalım Sizlere !
Sigara, içki, stres ve kötü beslenme&#8230; Bunlar yalnızca sağlığı bozmakla kalmıyor, cinsel hayatı da öldürüyor.
Düzenli olarak doktora gidiyoruz. Bekar olsak da, tekeşli kalmaya çalışıyoruz, partnerimizi iyi tanımak istiyoruz. Fakat bunlar yeterli değil. Sağlıklı bir cinsel hayat için önce kötü alışkanlıklardan kurtulmak gerekiyor.
Sigara: Sigara zaman zaman erotizm nesnesi olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><img class="alignleft size-full wp-image-884" style="margin: 3px;" title="cinsel_yaşam" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/cinsel_yaşam.jpg" alt="cinsel_yaşam" width="250" height="375" /></p>
<p>Cinsel Yaşama Olumsuz Etkiyen Faktörleri Sıralayalım Sizlere !<br />
Sigara, içki, stres ve kötü beslenme&#8230; Bunlar yalnızca sağlığı bozmakla kalmıyor, cinsel hayatı da öldürüyor.</p>
<p>Düzenli olarak doktora gidiyoruz. Bekar olsak da, tekeşli kalmaya çalışıyoruz, partnerimizi iyi tanımak istiyoruz. Fakat bunlar yeterli değil. Sağlıklı bir cinsel hayat için önce kötü alışkanlıklardan kurtulmak gerekiyor.</p>
<p><strong>Sigara: </strong>Sigara zaman zaman erotizm nesnesi olarak kullanılsa da cinsel yaşam açısından hiç de olumlu değildir. Kötü kokusu bir yana, sigara dumanındaki birçok kimyasal madde damarlarda kasılmaya ve kan akımının azalmasına neden olur. Kan akımı bozulan cinsel organlar daha az duyarlı hale gelir. Aynı şekilde sigara içen erkeklerin sperm kalitelerinin bozulduğu ve seks isteklerinin azaldığı araştırmalarla kanıtlanmış.</p>
<p><strong>Alkol:</strong> Alkol normal miktarda alındığında cinsel bakımdan uyarıcı, çok miktarda alındığında ise cinsel isteği azaltıcı rol oynar. Seksten önce bizi gevşettiği, rahatlattığı, cesaret verdiği için içtiğimiz içki, dozunu kaçırdığımızda cinsel istekte düşüşe yol açar. Bedensel tepkileri geriletir, uyku verir.</p>
<p>Shakespeare Macbeth isimli oyununda şöyle der: içki arzuyu kamçılar, fakat beceriyi götürür. Bu durum özellikle erkekler için geçerlidir. Aşın alkol tüketimi, ereksiyon sağlama ve sürdürme yetisini azaltır ve erkeğin boşalmasında bozukluklar görülür. Dolayısıyla içki içerken çok dikkatli olmak ve aşırıya kaçmamak büyük önem taşır.</p>
<p><strong>Stres:</strong> İşte cinsel mutluluğumuzu en fazla etkileyen unsurlardan biri. Üstelik sigara ve alkolden farklı olarak, hiç ummadığımız bir zamanda ve irademiz dışında da onun etkisi altında kalabiliyoruz. Çünkü stres durumunda kandaki DHEA ve testosteron seviyesi düşer, stresli bir günün sonunda cinsel istek azalır. Vücuttaki stres hormonlarının artması, kan damarlarının daralmasına ve kan akımının azalmasına neden olur. Kısacası stres ve gerginlik durumunda cinsel istek ve cinsellikten zevk alma oranı azalır.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/cinsel-yasami-olumsuz-yonde-etkileyen-faktorler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Testesteron</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/testesteron.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=testesteron</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/testesteron.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 14:29:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Cinsel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[testesteron]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=878</guid>
		<description><![CDATA[

Testosteron
Testosteron, erkeklerde testisler ve adrenal korteksten salgılanır ve erkek seks hormonu olarak spermatogenez, gonadotropin salgısı ve sekonder seks karakterlerinin gelişmesinde rol oynar.
Kadınlarda ise testosteron erkeklere göre 3-4 kat daha düşük düzeylerdedir, az miktarda adrenal bezlerden ve yumurtalıklardan salgılanır. Büyük çoğunluğu ise androstendion ve dihidroepiandrosteron hormonların periferdeki metabolizması sonucu oluşur.
Testosteron ölçümü erkeklerde testis faaliyet noksanlığının ( [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><strong>Testosteron</strong></p>
<p>Testosteron, erkeklerde testisler ve adrenal korteksten salgılanır ve erkek seks hormonu olarak spermatogenez, gonadotropin salgısı ve sekonder seks karakterlerinin gelişmesinde rol oynar.</p>
<p>Kadınlarda ise testosteron erkeklere göre 3-4 kat daha düşük düzeylerdedir, az miktarda adrenal bezlerden ve yumurtalıklardan salgılanır. Büyük çoğunluğu ise androstendion ve dihidroepiandrosteron hormonların periferdeki metabolizması sonucu oluşur.</p>
<p>Testosteron ölçümü erkeklerde testis faaliyet noksanlığının ( hipogonadal ), kadınlarda kıllanma ve ikincil erkeklik seks karakterlerinin bulunmasının değerlendirilmesinde çok yardımcı olmaktadır.</p>
<p>Erkeklerde, yüksek testosteron düzeyleri androjen rezistansında ( testiküler feminizasyon ), azalan testosteron düzeyleri ise testis faaliyet noksanliğında ( hipogonadizm ), orşiyektomi&#8217;de ( bir veya iki testisin ameliyat ile çıkarılması ), estrojen terapisinde, Kleinfelter&#8217;s sendromunda, azalmış hipofiz bezi faaliyetinde ve karaciğer sirozu varlığında görülmektedir.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-879" style="margin: 3px;" title="Testosterone_2" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/Testosterone_2.jpg" alt="Testosterone_2" width="350" height="245" /></p>
<p>Kadınlarda testosteron düzeyleri hafifçe yükselmeye başladığında kıllanma açığa çıkabilir. Kadınlardaki kıllanma, androjenlerin verilmesi veya testosteronun aşırı üretimi ile ilgilidir. Serum testosteron düzeyleri ve kıllanmanın derecesi arasında bir korrelasyon gözükmekte ise de değişik düzeylerde kıllanma gösteren kadınların %25&#8242;inde testosteron düzeyleri kadın referans aralığında bulunmaktadır.</p>
<p>Adet düzensizlikleri ( oligomenorrhea, amenorrhea ), Stein-Levanthal sendromu ( Polikistik over sendromu ), akne, yumurtalık tümörleri, adrenal tümörler ve adrenal hyperplasia testosteronun yükseldiği diğer durumlardır. Androjenin hafif artışı; Cushing sendromlu, postmenapozal ile hamile kadınlarda ve androjen tedavisi gören hastalarda gözlenebilir.</p>
<p>Testosteron bir kez salgılanınca hemen hemen tümü taşıyıcı proteinlere bağlanır. Dolayısıyla periferal kanda testosteron üç formda bulunur:</p>
<p>1. Serbest ( bağlı olmayan ).</p>
<p>2. Albumin veya kortizol bağlayıcı globuline zayıfça bağlı olanlar.</p>
<p>3. Seks hormon bağlayıcı globuline ( SHBG )&#8217;e sıkıca bağlı olanlar.</p>
<p>Serbest testosteron biyolojik olarak aktif olan formdur. Albumine bağlı olan kısım da kolayca serbestleşebilir. Bu nedenle serbest ve zayıf bağlı olan testosterona &#8220;bioavailable&#8221; ya da &#8220;SHBG&#8221;&#8216;e bağlı olmayan testosteron ( NSBT ) olarak adlandırılır.</p>
<table style="height: 162px;" border="1" width="628">
<tbody>
<tr>
<td>ANDROJEN</td>
<td>TAŞIYICI PROTEİN</td>
<td>TOTAL&#8217; İN %</td>
</tr>
<tr>
<td>Serbest testosteron</td>
<td>Yok</td>
<td>%0.01-3.0(kadınlarda)</p>
<p>%0.16-0.68(erkeklerde)</td>
</tr>
<tr>
<td>Zayıf bağlı testosteron</td>
<td>Albumin</td>
<td>%25-65(kadınlarda)</p>
<p>%45-85(erkeklerde)</td>
</tr>
<tr>
<td height="42">Kuvvetli bağlı testesteron</td>
<td>SHBG</td>
<td>%35-75(kadınlarda)</p>
<p>%14-50(erkeklerde)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Serbest testosteron konsantrasyonunu sabit bir düzeyde korumak için total testosteron düzeyleri SHBG seviyeleri ile birlikte değişir. SHBG düzeyleri azaldığında, Total testosteron aynı düzeyde veya hafifçe yükseldiğinde, serbest testosteron fraksiyonu ( aktif olan fraksiyon ) yükselir.</p>
<p><strong>SERBEST ANDROJEN İNDEKSİ:</strong></p>
<p>( Free Androgen İndex ) Serbest androjen indeksi serbest testosteronun doğrudan ölçümüyle veya total testosteronun SHBG&#8217;e olan oranının hesabıyla tespit edilir. Bu indeks molar / molar esasına dayanarak hesaplanır ve faktör&#8221; 10, 100, 1000&#8243; ile çarpılır:</p>
<p>SAİ veya FAI = (total test nmol / L / SHBG nmol / L )x10 veya x100 veya x1000</p>
<p>SAİ çoğunlukla, ciddi aknelerde, androjenik saç dökülmesinde, aşırı kıllanmada vs&#8230; yüksek bulunabilir.</p>
<p>Şişman ve hirşutizmi olmayan kadınlarda, folliküler fazın erken dönemlerinde ölçülen yüksek SAİ oranı polikistik over sendromu tanısı için değerli bir belirteç olduğu rapor edilmiştir.</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/12/13/testesteron.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Andro Men&#8217;s Cream (Erkek Kremi)</title>
		<link>http://blog.dogalguc.net/2009/11/27/andro-mens-cream-erkek-kremi.html?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=andro-mens-cream-erkek-kremi</link>
		<comments>http://blog.dogalguc.net/2009/11/27/andro-mens-cream-erkek-kremi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 12:55:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nht</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Cinsel Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[andro men's cream]]></category>
		<category><![CDATA[erkek kremi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.dogalguc.net/?p=761</guid>
		<description><![CDATA[


BU DOĞAL KREM ERKEKLERİN YENİ UMUDU
Andro erkek kremleri, kan akışını ve damar genişliğini etkileyerek erkeğin cinsel performansını artırıyor. Üstelik, doğal yollardan&#8230;
04 Ocak 2006 Çarşamba
Andro erkek kremleri, kan akışını ve damar genişliğini etkileyerek erkeğin cinsel performansını artırıyor.
Üstelik, doğal yollardan&#8230;
Stres, yaş, psikolojik ve nörolojik bozukluklar gibi etkenler erkeğin cinsel performansını etkileyebiliyor. Fizyolojik faktörlerden kaynaklanan ereksiyon sorununun çözümü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p><a href="http://dogalguc.net/product.php?id_product=107" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-762" style="margin: 2px;" title="andro_krem" src="http://blog.dogalguc.net/wp-content/andro_krem.jpg" alt="andro_krem" width="515" height="268" /></a></p>
<p><strong>BU DOĞAL KREM ERKEKLERİN YENİ UMUDU</strong><br />
<a href="http://dogalguc.net/product.php?id_product=107" target="_blank"><strong>Andro</strong></a> erkek kremleri, kan akışını ve damar genişliğini etkileyerek erkeğin cinsel performansını artırıyor. Üstelik, doğal yollardan&#8230;<br />
04 Ocak 2006 Çarşamba</p>
<p><a href="http://dogalguc.net/product.php?id_product=107" target="_blank">Andro erkek kremleri</a>, kan akışını ve damar genişliğini etkileyerek erkeğin cinsel performansını artırıyor.<br />
Üstelik, doğal yollardan&#8230;</p>
<p>Stres, yaş, psikolojik ve nörolojik bozukluklar gibi etkenler erkeğin cinsel performansını etkileyebiliyor. Fizyolojik faktörlerden kaynaklanan ereksiyon sorununun çözümü için kullanılan ilâçlar, enjeksiyonlar veya vakum gibi uygulamalar ise, hem yüksek maliyetleri, hem de yan etkileri sebebiyle fazla rağbet görmüyor. Oysa, artık erkeklerin performansına doğal yollardan destek verecek bir alternatif var&#8230;</p>
<p><strong>Avrupa’dan önce Türkiye’de </strong></p>
<p>Tayland&#8217;ın kuzey kesimlerinde yetişen &#8220;Butea Superba&#8221; bitkisi, çeşitli sebeplerle ereksiyon sorunu yaşayan Türk erkeklerine yeniden hayat verecek. Ana vatanı Tayland&#8217;dan sonra ilk kez Türkiye piyasasına girmeye hazırlanan transdermal taknolojisinin yeni ürünü &#8220;Andro&#8221; erkek kremi, gerekli bölgelere günde bir ya da iki kere uygulandığında kan akışını ve damar genişliğini etkileyerek erkeğin performansını ve duyarlılığını artırıyor. Kremin en önemli özelliği ise, bitkisel bir ürün olduğu için herhangi bir yan etkisinin bulunmaması.</p>
<p><strong>Transdermal tedavi nedir? </strong></p>
<p>İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gül Baktır, transdermal tedavilerini anlattı: &#8220;Çok yaygın bir ilâç kullanım şekli olmasına rağmen, oral (ağız yolundan) uygulamanın bazı dezavantajlari da vardir. Ağız yolundan alınan bazı ilâçların tamamından vücut yararlanamayabilir. Verilen ilâcın bir kısmı bağırsakta ve karaciğerde parçalanır, bu yüzden de ilâç etki edeceği bolgeye yeterli düzeyde ulaşamaz. Etki süresi kısa olan ilâçların ise, günde birkac defa uygulanması gerekir. Bu da tedaviye uyumu azalttığı için tedavide başarısızlığa yol açar. Ayrıca, bazı ilâçların fazla kullanımı mide -bağırsak şikâyetlerine yol açabilir. Bu dezavantajları sebebiyle, bazı hormonlar (östrojenler, androjenler vb.), kardiyovasküler hastalıklarda kullanılan bazı ilâçlar (nitrogliserin, isosorbid dinitrat vb.), ağrı kesiciler, morfin, romatizmal hastalıklarda veya spor yaralanmalarında, taşıt tutmasına karşı kullanılan ilâçların oral yol dışında, başka şekillerde alınması tedavideki başarıyı artırır. Bu bakımdan transdermal (deri üzerinden uygulama) tedavisi önemli bir alternatiftir. Transdermal uygulama için kullanılan başlıca dozaj şekilleri, kremler, jeller veya flasterlerdir.</p>
<p><strong>Butea Superba Çiçeği Butea </strong></p>
<p>Kremin ana içeriği olan &#8220;Butea Superba&#8221; Tayland&#8217;a özgü bir bitki. &#8220;Red Kwao Kreu&#8221; olarakta bilinen bu bitki ülkenin merkez, doğu ve kuzey bölgelerinde yetişiyor. Büyük bir patatese benzeyen bitki, yerliler tarafından yüzyıllardır kullanılıyor. Araştırmalar bu bitkinin içindeki kimyasalların doğrudan genital bölgeye nüfuz ettiğini ve kan dolaşımını güçlendirdiğini gösteriyor.<br />
Daha detaylı bilgi ve orjinal ürünü satın almak için <a href="http://dogalguc.net/product.php?id_product=107" target="_blank"> Tıklayınız.</a></p>
<p>Kaynak : Bugün gazetesi  04 Ocak 2006 Çarşamba</p>
<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.dogalguc.net/2009/11/27/andro-mens-cream-erkek-kremi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
