Bebek ve Çocuk Sağlığı

Bebek ve Çocuk Sağlığı Hakkında Bilgiler Tavsiyeler

dogalguc.net Haftanın ürünü

bebek_alt_temizliğiYeni Annelere yada Anne adaylarına faydalı olması dileğiyle;

Bebek huzursuz olup ağladığı zamanlarda ve emzirmeden önce altının kirli olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Bebeğin altından kirli bez alınırken, bezin temiz kısımları ile vücutta kalan kakalar kabaca silinir, kakanın etrafa bulaşmaması için bez katlanarak kapatılır. Kağıt havlu veya pa­mukla kalan kakalar da silindikten sonra ıslatılmış pamukla cilt iyice temizlenir. Masraflı olmakla beraber hazır ıslak mendiller özellikle yolculuk ve misafirlik gibi durumlarda son temizliğin yapılması için iyi bir alternatiftir. Ciltteki kıvrım yerlerinin temizliğine özellikle dikkat edilmelidir. Sonra bu Kirli pamuk ve kağıt mendil parçalan bez içine konarak kapa­tılır.

Kız bebeklerin altı temizlenirken dikkat edilecek husus te­mizliğin daima önden arkaya doğru yapılmasıdır. Böylece pisliklerin vajinaya girmesi önlenmiş olur.Vajinaya bulaşmış pislikler varsa dikkatle temizlenmelidir. Çünkü kızlarda rast­lanan idrar yolu iltihaplarının en sık sebebi bu pisliklerden idrar yollarına geçen mikroplardır,

Temizlik bitince bebeğin altı kurulanır gerekirse havalan­dırmak için altı biraz açık bırakılır, sonra ince bir tabaka ha­linde pişik önleyici kremler sürülerek bezi bağlanır.

Pudra kullanmayı tavsiye etmiyoruz. Çünkü hem ıslak bölgelerde pek faydalı değildir, hem de uçuşan pudra tozları akciğerlerde zatürreye neden olabilmektedir

anne-bebekAnne ve babalar genellikle bebeklerinin çok narin olduklarını, onları yatırıp kaldırırken veya bir yere taşırken incitebileceklerini, kol ve bacaklarında kırık ve çıkığa sebep olabileceklerini düşünürler. Bu yüzden bebeklerini hareket ettirmekten korkarlar. Bunlar aslında yersiz endişelerdir. Bebek sandığımızdan daha dayanıklıdır. Doğru hareket edildiği, ani ve sert davranışlardan kaçınıldığı sürece bir sorun yaşanmaz.

Bebek sırt üstü yatarken, kesinlikle, koltuk altlarından tutarak kaldırılmamalıdır. Başını henüz tutamadığından bu esnada başı geriye doğru sert bir şekilde düşebilir ve boyun sinirleri incinebilir. Keza kalça ve bacakların ağırlığı ile beli geriye doğru bükülebilir. Bu iki tehlikeyi yaşamamak için sırt üstü yatan bir bebek kaldırılırken önce bir el bebeğin ensesi-ne, sırta yakın olarak, yerleştirilir. Parmaklar açılarak hem başa hem de sırta destek verilir. Diğer el bebeğin kalçasına yerleştirilir. Yine parmaklar açılarak tutulan yüzey genişletilir ve böylece bel de desteklenmiş olur. Bebek başı geriye düşmeyecek şekilde yavaşça kaldırılarak kucağa alınır ve istenilen yere güvenle taşınır.

Bebek yüzü yere bakar şekilde taşınmak istenirse, sırtüstü yattığı yerden önce yana doğru çevrilir, sonra bir el parmaklar açılarak bebeğin göğsüne yerleştirilir. Diğer el bebeğin kalçasına (baş parmak sırta doğru, diğer parmaklar bebeğin bacakları arasına gelecek şekilde) yerleştirilerek yüzü aşağı döndürülür. Gerekli pozisyon verilerek bebek yavaşça kaldırılır. Bebek kucakta tutulurken, emzirme pozisyonunda olduğu gibi, başı ve gövdesi dirsekten itibaren bir kolun üze­rinde yatırılabilir. Bu esnada kalça diğer elle desteklenir.

Bebek kucakta karşıya bakar şekilde tutulmak isteniyorsa, sırtı taşıyanın göğsüne dayanmış olarak bir el koltuk altların­dan, diğer el kalçanın altından yukarıya doğru tutularak taşı­nabilir.Bebek arkaya bakar şekilde tutulmak istenirse, baş omzu­muzdan geriye bakacak şekilde yerleştirilir. Bir el bebeğin sırtından başı destekleyecek, diğer el kalçanın arkasından bastıracak şekilde tutularak güvenli taşınması sağlanmış olur. Bebeği kolda taşımak istersek başı dirseğimizin içinde ka­lacak şekilde ellerimizle kollarını ve bacaklarını sarmalarsak bebek emniyete alınmış olur. Henüz desteksiz oturamayan bir bebeği kucağımızda oturtmak istersek, sırtı bize dayalı vaziyette, koltuk altların­dan tutarsak, bebeğin tüm ağırlığının beline yüklenmesini önlemiş oluruz. Bebekleri 4 aylıktan itibaren, fazla yükseğe fırlatmamak ve düşürmemek şartıyla, dizlerimiz üstünde ve­ya ellerimizde hoplatabiliriz. Bundan büyük zevk alırlar.

bebek_resmiBebek 40 günlük olduktan sonra yavaş yavaş açık havaya çı­karılmalıdır. Açık hava, bebeğinizin iyi uyku uyumasını ve istenildiği gibi iştahlı olmasını sağlayan en önemli etkenlerden biridir. Her nedense bunları bütün kitapların öğütlemesine ve doktorların da söylemesine rağmen uygulayan anne sayısı çok azdır. Birçok an­ne açık havaya çıkınca çocuğunun hasta olacağına inanırken, ba­zıları da «Aslında bütün gün yoruluyorum, bir de çocuğu alıp dışa­rı çıkacak zamanım yok,» diyebilir. İşte böyle söyleyen annelere hemen karşılığını verelim: «Çocuğunuzu iyi giydirip açık havaya çıkarsanız, bebeğin hastalanması sözkonusu değildir. Siz de onunla daha fazla uğraşmaktan kurtulursunuz. Unutmayın ki, size bu öğütleri verenlerin amacı bebeğinizi hasta etmek değil, tersi­ne, size yararlı olmak, işinizi kolaylaştırmaktır.

Öte yandan, «aslında günlük yorgunluk ve halsizlik» iddiaları konusunda da biz şu görüşü savunuyoruz: İstediğiniz kadar yor­gunluktan ya da vakitsizlikten söz edin, çocuğunuzu günde bir saat kadar dışarı çıkarabilecek zamanınız ve gücünüz her zaman olacaktır.

Ayrıca, çocukla birlikte sizin de 60 dakika kadar açık havada dolaşmanız sinirleriniz için inanamayacağınız kadar yararlıdır. Yi­ne vaktinizin ve gücünüzün olmadığını söyleyin ama, bu dedikleri­mizi birkaç gün için uygulayın. Göreceksiniz ki gezintiler çocuğa olduğu kadar size de büyük yararlar sağlayacak ve her şeyden önce moralinizi düzeltecektir. Çünkü vakitsizlikten ya da güçsüz­lükten söz eden bir annede kesinlikle moral bozukluğu olduğun­dan hiçbir doktorun kuşkusu yoktur. Gezintiler işte bu nedenlerle size çok yararlıdır. Sonuç olarak yağmurlu, fırtınalı ve soğuk gün­ler dışında, her gün bir saat çocuğunuzla birlikte açık havada dolaşmalısınız. Bunları yaparsanız kısa bir süre sonra bebeğinizin iş­tahı artacak, daha düzenli ve sakin uyuyacaktır. Aynı zamanda sık sık hastalanmayacak, yüzü renkli ve sağlıklı bir görünüş kazana­caktır. Öte yandan, sizin de sinirleriniz güçlenecek, iştahınız açılacak, kendinizi daha canlı, sağlıklı hissedeceksiniz.

Kışın çocuğu araba ile çıkarırken iyice giydirmek, eldiven ve başlık takmak gerekir. Yazın, çocuğun açık havada kalacağı süre­yi daha da artırabilirsiniz.

Bebeğinizi Güneşte Bırakabilirsiniz

Bebeğinizi yakıcı olmayan güneşte önce iki dakika bırakın ve her gün bu süreyi ikişer dakika uzatın. Böylece bu süreyi yarım saate kadar çıkarabilirsiniz. Öte yandan, sıcak havalarda çocuğu soymak, daha serin havalarda yalnızca bacaklarını açık bırakmak çok yararlıdır. Dolayısıyla, güneşteki ültraviyole ışınlarından yarar­lanabilirsiniz. Böylece çocuğunuzun D vitamini yapımına yardımcı olduğunuzu da unutmayın. D vitamini çocuğu kemik hastalıkların­dan koruyan önemli bir maddedir. Çocuğun normalden fazla gü­neşte kalması da çok sakıncalıdır. Belki de birçoklarınız yazın uzun süre denizde kalmanın cezasını sabaha kadar uyumamakla ödemişsinizdir. Dikkat etmezseniz çocuk da aynı acıyı çekebilir. Ayrıca, çocuk direncinin büyüklerden çok daha az olduğunu gözönüne alırsanız, ne kadar dikkatli olmanız gerektiğini anlarsınız. Ayrıca normalden uzun süre yakıcı güneşin altında kalmanın ne­den olduğu güneş çarpması denen hastalık, özellikle çocuklarda çok tehlikeli olabilir. Şunu hemen belirtelim ki; güneş bir ihtiyaç olduğu kadar, bir tehlikedir de.

248_domuz_gribi_cocuk_1_1256625974Önümüzdeki günlerde domuz giribi vakası sayılarının da artacağı öngörülüyor. Peki okul çağındaki çocukları bu tehlikeden uzak tutmanın bir yolu var mı?

Memorial Hastanesi Klinik Laboratuvarlar Koordinatörü ve Enfesksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kenan Keskin anne babalara tavsiyelerde bulunuyor.

Çocuğunuz domuz gribi aşısı olmalı mı?

Daha önce izlenmiş olan grip pandemilerinde (Salgın bir hastalığın kıta düzeyinde çok geniş bir alana yayılması) ve gribin yoğun olarak görüldüğü dönemlerde yapılan araştırmalardan elde edilen morbidite (hastalık oluşması) ve mortalite (ölümle sonuçlanma) bilgilerine dayanarak, okul çağındaki çocukların grip açısından özel bir risk grubu oluşturduğu kabul edilmiştir.

Bu çalışmalar sonrasında, sezonal grip aşılarının okul çağındaki çocuklarda kullanımının yarar ve zararları konusu da değerlendirilmiş; grip hastalığının, okul çağındaki çocuklar için zaten büyük bir tehdit oluşturduğu, buna karşılık sezonal grip aşılarının küçük bir risk içerdiği, dolayısıyla okul çağındaki çocuklarda uygulanabileceği sonucuna varılmıştır.

Günümüzde domuz gribine karşı da bir koruyucu aşı geliştirilmiş olmakla birlikte bu yeni aşının okul çağındaki çocuklarda kullanımının güvenilirliği henüz kanıtlanmamıştır. Fakat yine de hastalığın daha büyük bir risk oluşturacağına kanaat getirilirse aşının gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu konuda çalışmalar sürdürülmektedir.

Bu durumda okula giden çocuklar gripten korumak için neler yapmalıdırlar?

• Okulda, çocukların birlikte oynadığı oyunlar yerine daha az temas kuracakları oyunlara yönlendirilmeleri gerekir.

• Okuldaki arkadaşlarıyla, zorunlu olmayan yakın temastan (sarılma, öpüşme, beraber oynanan oyunlar vs…) kaçınmaları gerekir. Unutmamalı ki grip, hastalıklı birine bir metreden daha yakın olduğunda insandan insana bulaşır. Öğretmenlerin çocukları bu konuda uyarmaları gerekmektedir.

• Ellerini sık sık, özellikle öksürdükten veya hapşırdıktan sonra su ve sabun ile yıkamaları gerekmektedir.

• Öksürürken veya hapşırırken ağızlarını kağıt mendil ile kapatmaları gerektiği öğretilmelidir. Mendil kullanımını özendirmek gereklidir.

• Öksürdükten veya hapşırdıktan ya da hasta olma ihtimali olan birisi ile temasta bulunan çocuklara, ellerini yıkayıncaya kadar; göze, burna veya ağza sürmemeleri gerektiği anlatılmalıdır. Virüs bu yolla bulaşabilmektedir.

• Eğer çocukta kağıt mendil yoksa veya çıkarıp kullanmaya fırsat bulamadıysa, öksürürken veya hapşırırken ağzını eliyle kapatmalı ve hemen elini su ve sabunla iyice yıkaması gereklidir.

• Hasta kişilerle yakın temastan uzak tutulmalılar. Temas zorunlu ise maske ve eldiven kullandırılmalı, temas sonrası hemen ellerini su ve sabun ile yıkamaları gerekmektedir.

• Grip belirtileri olursa hemen doktora veya hastaneye başvurun. ‘Çocuktur, soğuk algınlığına yakalanmıştır’ demeyin. İlk belirtiler griple aynı olacağından hastalığın Domuz gribi olup olmadığını anlamak için bir uzmana görünmek gerekir.

• Eğer çocuk hasta ise okuldan geri kalacak düşüncesi ile okula göndermeye çalışmamalı ve çocukların diğer kişilerle temasını sınırlandırmalıdır.

Suya sabuna dokunmayı özendirmeli; ellerin su ve sabun ile yıkanması mikroplardan korunmanın en etkili, en ucuz ve en kolay yoludur. Ancak etkili olabilmesi için en az yarım dakika süreyle ve parmak araları da dahil olmak üzere her yerin iyice yıkanması gerekmektedir. Su ve sabun yerine alkol bazlı el dezenfektanları da kullanılabilir.

Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta