Bebek ve Çocuk Sağlığı

Bebek ve Çocuk Sağlığı Hakkında Bilgiler Tavsiyeler

dogalguc.net Haftanın ürünü

biberon

Bu dünyadaki en değerli varlıklarımızdır bebeklerimiz ve canımızdan çok sevdiğimiz bebeklerimizin beslenmesi de bir o kadar önemli ve mühimdir. Anne sütü ile besleyebileceğimiz gibi Biberon ile de besleyebiliriz bebeklerimizi. Biberonla beslemenin bir avantajı da babaların da bebeğin beslenmesine katkıda bulunmalarına, dolayısıyla bebekle yaklaşmalarına ve daha sıkı bağ kurmalarına olanak sağlamasıdır.

Biberon nasıl verilmeli?

Bebeğiniz her acıktığında ona biberon vermeniz yanlış değildir; çok geçmeden o ve siz emme düzeni kuracaksınız. Başlangıçta 3 veya 4 saatte bir biberon isteyen bebeğiniz, daha sonra bu alışkanlığını değiştirebilir.

Bebeğinizi biberonla emzirirken sırtınızı dayayacağınız bir yere oturun ve bebeğinizi kolunuzun dirseğinin iç yanına alın; başını kolunuzla destekleyin. Bebeğiniz hafifçe dik oturur durumda olmalıdır. Emzirirken bebeğin tamamen sırt üstü yatar durumda olmamasına dikkat edin. Bebek emdikçe kendine doğru çekeceğinden, biberonu sıkıca tutmalısınız.

Biberonu, emzik hep mamayla dolu olacak şekilde tutarak, bebeğin dilinin üstüne yerleştirin; biberonun ucunun çok geriye gitmemesine dikkat edin. Ara sıra hafifçe geriye çekip, bebeğin dinlenmesine olanak sağlayın. Bebekler genellikle biberonun emziğini eme eme yassılaştırırlar; bu da emziğin içinin havasız kalmasına neden olur ve mama gelmez. Böyle durumlarda biberonu bebeğin ağzından çıkartın, tekrar verin. Birkaç emmeden sonra, bebeğiniz biberonun ucunu ara sıra bırakmayı öğrenecektir.

Uyanınca sütünü içirin

Bebeklerin çoğu istedikleri mama miktarını yaklaşık olarak 20 dakika içinde bitirirler. Bebeğiniz daha yavaş emiyorsa, bu durumu doktorunuzla görüşmelisiniz. Yavaş ve çok sert olmayan bir hareketle biberonu bebeğinizin ağzından çekin. Eğer bırakmak istemezse, küçük parmağınızı ağzının kenarından içeri kayırın. Biberon ağzındayken uyuyakalmışsa, yutmuş hava yüzünden kendisini tok hissediyor olabilir. Oturur konuma getirin ve gazını çıkartın.

Minik bünyelere büyük koruma

Amerikan Bağışıklama Uygulamaları Danışmanlık Komitesi (ACIP), 6-23 aylık bebeklerin rutin aşılama programlarına grip aşısını da ekledi. Çocuklarda grip aşısı konusunda açıklamalar yapmak üzere Türkiye’ye gelen Dr. Fred Ruben, gribin sağlıklı çocuklar için de hayati tehlike yarattığını belirterek, durumun ciddiyetini daha yeni anladıklarını ve gribi rutin çocuk aşıları arasına aldıklarını söyledi.

Gribe karşı aşı

Kadın-erkek, genç-yaşlı ayrımı yapmadan herkesi vuran grip virüsü her yıl değişse de neden olduğu hastalık hiç değişmiyor. Çoğu kez sanılanın aksine hayatı tehdit edebilecek kadar önemli bir hastalık olan gribin, çocuklarda da en az yaşlılar kadar tehlikeli olduğu ortaya konulmuş durumda.

Bağışıklık sistemini güçlendirecek önlemler almak yararlı olsa da yeterli değil; gripten korunmanın tek yolu, bağışıklamadan geçiyor. Amerikan Bağışıklama Uygulamaları Danışmanlık Komitesi ACIP, yeni bir düzenleme ile, 6-23 aylık bebekler için şimdiye dek “önerdiği” grip aşısını, rutin aşılamalar listesine dahil etti.

ACIP uzmanlarından Dr. Fred Ruben, yeni bağışıklama talimatını anlatmak ve bebekler ile küçük çocuklarda grip hastalığının tehlikeleri hakkında bilgi vermek üzere basın mensupları ile bir araya geldi.

Rutin aşılar içinde

Grip denildiğinde akla hep yaşlılar ile kronik hastalığı olanların geldiğini, ancak uzun araştırmalar sonucunda gribin çocuklarda da büyük tehlike arz ettiğinin farkına varıldığını anlatan Dr. Ruben, bu nedenle geçtiğimiz yıla kadar bebekler ve çocuklar için “tavsiye edilen” grip aşısının, bu yıldan itibaren “rutin çocukluk çağı aşıları” kapsamına alındığını belirtti.

emzirme

Ağrılar
Emziren anne neden ilaç kullanamaz Emzirme döneminde hafif baş ağrısı, genel vücut ağrısı ya da adet sancıları için en uygun ağrı kesiciler paracetamol ya da paracetamol/kodein karışımı ilaçlardır. Daha şiddetli ağrılar için anti-inflamatuvar ilaçların gerekmesi durumunda, ibuprofen, naproxen, diclofenac ilaçlarının yanında, kas ağrıları için analjezik krem, jel ve spreyler de verilebilir. Migren gibi daha şiddetli ağrılar için, Mersyndolve Fiorinal tabletler gibi ürünler kısa süreli kullanıldıklarında güvenli olarak değerlendirilmektedir. Ancak, sık kullanılmaları gerektiğinde yada ağrının geçmemesi halinde doktorunuza başvurmanız gerekir. Doktorunuz tarafından tersi belirtilmediği sürece, emzirme döneminde Mefenamic asid, indomethacin ve aspirin kullanmaktan kaçınmak uygun olur.

Soğuk algınlığı ve grip
Emzirme döneminde ortaya çıkan soğuk algınlığı ve grip belirtileri pseudoephedrine içeren birleşik ürünler kullanma yerine ayrı ayrıtedavi edilmelidir. Bu madde bazen, anne sütüyle beslenen bebeklerde, özellikle üç aylıktan daha küçük bebeklerde sinirlilik ve huzursuzluğa yol açabilir. Burun tıkanıklığı için soğuk algınlığı ve grip birleşik tabletleri yerine oxymetazoline, xylometazoline ya da tramazoline içeren burun spreyleri kullanmayı düşününüz. Boğazağrısı için pastil ve gargaralar kullanmak güvenlidir. Ancak, bebeği etkileyebileceğinden, povidone iodine içeren gargaralarıkullanmaktan kaçınınız. Emzirme döneminde bileşiminde tek bir madde bulunan öksürük şuruplarını (örneğin; kuru öksürük için pholcodine; yumuşak öksürük için ise guaiphenesin ya da bromhexine) kullanmak güvenlidir. Pseudoephedrine içeren öksürük şuruplarını kullanmaktan kaçınınız.

Astım
Salbutamol, terbutaline, budesonide, beclomethasone spreyleri ya da steroid tabletleri gibi astım tedavisinde kullanılan ilaçlar emzirme döneminde oldukça güvenli bir şekilde kullanılabilir. Bu konuda eminolmamanız durumunda, doktor ya da eczacıya danışınız.

Saman nezlesi ve allerjiler
Emzirme döneminde ortaya çıkan saman nezlesi ya da allerji belirtilerini, antazoline, naphazoline içeren göz damlaları ve budesonide veya beclomethasone gibi burun spreyleri ile ayrı ayrıtedavi etmek en uygun olanıdır. Sedatif (sakinleştirici) etkisi olan daha eski antihistamin tabletlerin (örneğin; dexchlorpheniramine ve pheniramine) çoğu güvenli bir şekilde kullanılmaktadır. Sedatif etkisi olan antihistaminikler kullandığınızda ortaya çıkan uyku hali sizin içinbir sorun yaratıyorsa, sedatif etkisi olmayan antihistaminik kullanabilirsiniz. Örneğin; loratadine. Fexofenadine, terfenadine, astemizole ve cetirizine gibi sedatif etkisi olmayan daha yeni antihistaminikler anne sütüyle beslenen bebeklerde bazen sinirlilik ve huzursuzluğa neden olduklarından, genellikle bu ürünleri kullanmaktan kaçınmak uygun olur.

Kabızlık
Emzirme döneminde barsak muhtevasını yumuşatan ya da hacmınıgenişleten barsak yumuşatıcıları (örneğin; psyllium husk) ya da dışkıyumuşatıcıları (örneğin; docusate) güvenli bir şekilde kullanabilirsiniz. Daha güçlü bir barsak yumuşatıcıya (müshil) ihtiyaç duymanız halinde, doktor ya da eczacı en uygun ürün hakkında size bilgi verecektir. Senna ya da bisacodyl anne sütüne geçip bebekte ishale neden olabildiğinden, bu ürünlerden fazla dozda kullanmaktan kaçınmak uygun olur.

Vitamin, mineral ve bitkisel ilaçlar
Emzirme döneminde ek vitamin ve minerallerin çoğu güvenli bir şekilde kullanılmaktadır. Bitkisel kökenli ürünler bebeği etkileyebileceğinden (örneğin; fazla dozda sarımsak bebekte sinirlilik ve huzursuzluğa neden olabilir), bu ürünleri kullanmak istemeniz durumunda, emzirme sırasında güvenli olup olmadıklarını lütfen öğreniniz.

AFIS-cocuk-istismari-ve-ihmİstismar Edilen Çocuk İstismar Ediyor

ÇOCUK VE ERGEN PSİKİYATR YRD. DOÇ. DR. ÖZTOP: -”CİNSEL İSTİSMAR ÖYKÜSÜ OLAN ÇOCUKLAR DAHA FAZLA CİNSEL SALDIRIDA BULUNMAKTADIR”

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Didem Behice Öztop, cinsel istismar öyküsü olan çocukların daha fazla cinsel saldırıda bulunduklarını bildirdi.
Öztop, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocuğa yöneltilen toplumsal kurallar ve profesyonel kişilerce uygunsuz ya da hasar verici olarak nitelendirilen, çocuğun gelişimini engelleyen ya da kısıtlayan eylem ve eylemsizliklerin tümünün ”çocuk ihmali ve istismarı” olarak tanımlandığını söyledi.
Çocuk ihmali ve istismarında, çocuğun fiziksel, ruhsal, cinsel ya da sosyal açıdan zarar görmesinin, sağlık ve güvenliğinin tehlikeye girmesinin söz konusu olduğunu ifade eden Öztop, ”Cinsel istismar, çocuk istismarı tipleri içerisinde saptanması en zor olanıdır. Çoğunlukla gizli kalan ve gün yüzüne çıkmayan cinsel istismar, özellikle kısa ve uzun dönemli etkileri açısından önemli bir olgudur” dedi.
Cinsel istismarın ‘’sözel istismar, telefon konuşmaları, teşhircilik, röntgencilik, cinsel ilişkiye tanık etme veya olma, bedenine cinsel amaçla dokunma, müstehcen yayınlara konu etme, fuhuşa itme, ırza geçme, ensest-yasak sevi gibi çeşitleri olduğunu dile getiren Öztop, çeşitli çalışmalarda çocuklukta cinsel istismar sıklığının yüzde 10-40 olarak bildirildiğini kaydetti.
Öztop, cinsel istismarın çocukluk çağı ve erişkin hayatta çeşitli sonuçlara neden olabileceğine dikkati çekerek, ”Çocukluk çağı cinsel istismarı, kompleks bir yaşam olayıdır. Bir tanı veya bir bozukluk değildir. Benlik saygısı ciddi hasara uğramaktadır” dedi.

Cinsel Duygu ve Tutumlarda Sapma

İstismarcının, çocuğun ona duyduğu güvenin sarsılmasına ve çocukta ihanete uğrama duygularının yerleşmesine neden olacağına işaret eden Öztop, çocuğun istek ve iradesi dışında cinsel amaçlı kullanıldığı ve bunu engelleyemediği zaman çaresizlik ve acizlik duygusuna kapılacağını anlattı.
Öztop, cinsel istismarın çocukta tekrarlayıcı, rahatsız edici düşüncelere neden olacağını ve olayla ilgili kabuslar göreceğini dile getirerek, uykuya dalma güçlüğü, öfke patlamaları, irkilmeler, konsantrasyon güçlüğü görülebileceğini söyledi.
Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşına uygun olmayan cinsel davranışlar sergileyebileceğine dikkati çeken Öztop, şöyle devam etti:
”Cinsel davranışlarda artma, mastürbasyon, yaşadıkları cinsel travmayı yeniden yaşama ve tekrarlama eğilimi, cinsel oyunlar oynama, erişkinleri ayartıcı davranışlarda bulunma, kaygı bozuklukları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu görülebilir. İstismarın erken döneminde, unutkanlık, hatırlayamama, bellek kaybı, aşırı fantezi kurma, trans benzeri durumlar ve uyurgezerlik ortaya çıkabilir. Psikojenik bayılmalar, yüksek oranda depresyon, intihar düşünceleri ve girişimleri, kendine zarar verme davranışları, cinsel kimlik bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları, cinsel duygu ve tutumlarda sapma, yüksek riskli cinsel eylemler görülmektedir.”

İstismar Edilen, İstismar Ediyor

Yrd. Doç. Dr. Didem Behice Öztop, cinsel taciz öyküsü olan kadınlarda, erken başlayan cinsel yaşam, ergenlik çağında gebe kalma, birden fazla cinsel eş, korunmasız cinsel ilişki ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların sıklığında artma saptandığını kaydetti.
Cinsel istismar öyküsü olan çocukların da daha fazla cinsel saldırıda bulunduğunu belirten Öztop, cinsel istismarda bulunan kişilerin yüzde 60-95′inde bu öykünün pozitif olduğunu söyledi.
Öztop, çocukların kendilerine inanılmayacağından ya da başlarının belaya gireceğinden korktukları için cinsel istismarı söylemeyebileceğini dile getirerek, şöyle dedi:
”Çocuklar istismarcının tehditlerinden korkarlar. İstismarcıyı korumak isteyebilir, sevebilir ama yaptıklarını sevmezler. Nasıl anlatılacağını bilmeyebilirler. Cinsel davranışların yanlış olduğunu bilmeyebilirler. Arkadaşları tarafından dışlanabileceklerinden korkarlar. Homoseksüel olarak adlandırılabileceklerinden korkarlar. Büyüklerle cinsel konuları konuşmaktan utanırlar, korkarlar. Gammaz olarak adlandırılmak istemezler. İyi çocukların cinsellikle ilgili sözcükleri kullanmasının doğru olmadığı söylenmiştir. Bu ve bunun gibi nedenlerde cinsel istismara uğradıklarını söylemeyebilirler.”

Kendilerini Korumayı Öğretin

Cinsel istismarı ortadan kaldırmanın en etkin yolunun oluşmasını önlemek olduğunu belirten Öztop, buna yönelik programlar geliştirildiğini anlattı.
Öztop, çocuklara yönelik bu programların, olası istismar durumlarını tanımalarını, uygun bir yolla tepki göstermelerini ve böyle bir durumda güvendikleri bir erişkine olayı anlatmalarının hedeflendiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Toplumda duyarlılık oluşturmak, anne-babaları ve halkı bu konuda bilinçlendirmek çok önemlidir. İstismar olgularının gizli kalmaması, uygun kuruluşlara bildirimi, tedavi ve rehabilitasyon açısından çok önemlidir. Kendilerini cinsel açıdan kötüye kullanmak isteyen kişilere ‘hayır’ demeleri ve rahatsız olacakları herhangi bir biçimde, kendilerine dokundurtmama hakkına sahip oldukları öğretilmelidir. Kendilerini cinsel yönden kötüye kullanmaya kalkışan biriyle karşılaştıklarında oradan hemen uzaklaşmaları ve yüksek sesle bağırmaları gerektiği söylenmelidir. Cinsel istismara uğramaları halinde, hiç bir zaman bunun kendi suçları olmadığı belirtilmelidir.”

Kaynak : (AA)

bebe

Üç aylik bebeginiz geceleri devamli olarak uyaniyor ve siz ne istedigini tam olarak anlayamiyorsunuz.. Onu kucaginiza alip süt sisesini veriyorsunuz ama gerçekten bu durumu düzeltmek için ne yapacaginizi bilemiyorsunuz ve çaresizsiniz.
Bebeklerin gece uykulari yetiskinlerden daha hafif ve kisa süreli olabilirken, bebeginizin en az sizin kadar uykuya ihtiyaci oldugunu unutmayiniz. Bebeginiz bir neden olmaksizin sik sik uyanmaz. Asagidaki su olasiliklari degerlendiriniz:

Gece süresince ayri olma endisesi: Bebeginiz size yakin uyumak istiyor olabilir. Evdeki herkes iyi bir uyku düzenine kavusana kadar farkli bir uyku düzeni olusturunuz. Bebeginiz yataginizda size sokularak kendini güvende hissettigi en iyi biçimde uyuyabilir ya da yataginizin yanina yerlestirdiginiz besik ya da karyolasinda rahatça uyuyabilir. Bebeginiz yaninizdaki odada uyumaya alismis dahi olsa, bunu daha iyi düzenleyebileceginiz bir deneme süreci geçirebilirsiniz. Bebeklerin gece süresindeki gereksinmeleri yeni yas dönemlerine girmeleriyle degisiklik gösterir. Yukarida bahsettigimiz gibi yeni bir uyuma düzeni eskiden geçerli olsa da günümüzde çok fazla uygulanmasi uygun görülmüyor. Eger ki bebeginizin yataginizda ya da yataginizin yakinindaki bir karyolada ayni odada uyumasindan rahatsiz oluyorsaniz, bebeginiz büyümeye basladikça ve daha derin uykuya dalip uykusu düzene girdikçe onu yaninizdan yavas yavas uzaklastirabilirsiniz.

Gastroesophageal Reflux: GER gece uyanmalarinin en çok görülen ve gizli tibbi nedenidir. Bebek GER ile düz yüzeye yattiginda, mide asitleri yemek borusuna dogru akar ve kusma istegi verir ve neticede yetiskinlerin mide eksimesi dedikleri bir agriya neden olur. Asagidakiler GER’ i olan bebekteki bulgulardir.

* Gün boyunca sikça kusmak
* Sadece huzursuz olmaktan daha önemli bir isaret olan agriyla patlak veren aglama sonucunda uyanmak
* Gün içerisinde sik sik gerçeklesen karinla ilgili kolik nöbetlerine bagli agri
* Bebegin yiyecekleri bogazina dogru geri akmasindaki çikardigi girtlak sesleri
* Beslemeden hemen sonra kalinbagirsakta ya da karin boslugunda duyulan sanci (kolik) GER tibbi tedaviyle basarili bir sekilde tedavi edilebilmektedir, bu nedenle böyle bir olasilik için çocuk doktorunuzla konuyu tartisiniz.

Besin formulü alerjisi: Eger bebeginiz yemeklerden sonra özellikle mizmiz ve huysuz ise, besinden alerji kapiyor olabilir ya da eger ki emziriyorsaniz bebeginiz ana diyetindeki süte karsi alerjik reaksiyon gösteriyor olabilir (süt ve bunun gibi ürünler en çok görülen sorun yaraticlardir. ) Diger bulgular; yanaklarinda kirmizi isilik, makatlarinda ortaya çikan kirmizilik gibi unsurlar içermektedir. Eger bebeginizin uykusuz gecelerinin altinda yatan faktörün yiyecek alerjisi oldugundan süpheleniyorsaniz, besin düzenini degistirin ya da doktorunuzun ya da beslenme uzmaninizin tavsiyesiyle sorunlu yiyecekleri bebeginizin diyetinden çikarin.

Hava alerjisi: Bebeginizin uyudugu ortamdaki herhangi birseye olan alerjisi burnunun tikanmasina ve kulak zarinin arkasinda akiskan bir sivinin olusmasina neden olabilir. Eger bebeginiz düzenli olarak tikali bir burunla uyaniyorsa, bebeginizin uyudugu ortam için mümkün oldugu kadar toza dayanikli bir ortam yaratin. Doldurulmus hayvanlar ve tüylü oyuncaklar çok bilinen toz toplayicilar ve toz alerjisinin kaynaklaridir. Bu tür oyuncaklar da düzenli olarak temizlenmeli ya da ortadan kaldirilmalidir.

Aglamak bir iletisimdir:
En iyi arkadaslariniz ya da yakinlariniz size bebeginizi bagirmaya terketmenizi söyleyebilirler. Bunu asla yapmayiniz. Bebeginizin gece uyanmasina neden olabilecek olasiliklari aramaya devam ediniz. En sonunda hepinizin iyi bir sekilde uyumasini saglayacak dogru düzenlemeyi, dieti, uyuma pozisyonunu ve ortami bulacaksiniz.

anne-sütü
Hayat Bankanıza Yatırıma, Anne Sütü İle Başlayın

Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gökçe Günbey, anne sütünün bebeğin gelişimi, anne ve bebeğin sağlığı üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.

Anne sütü ile beslenme her bebeğin en doğal hakkıdır. Anne ile bebek arasında gebelikte başlayan duygusal ve biyolojik birliktelik emzirme süreci ile daha farklı bir boyut kazanmaktadır.

Anne – bebek arasındaki duygusal bağın kurulması ve hormonal etkilerle başlayan süt üretiminin artarak devam etmesi için yenidoğan bebeklerin doğumdan sonraki en kısa sürede, tercihen ilk yarım saat içinde emzirilmesi tavsiye edilmektedir. Dünya sağlık örgütü; bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesini, su dahil herhangi bir ek gıda verilmemesini, altıncı aydan sonra ise uygun ek gıdalara başlanarak, emzirmeye 2 yaşına kadar devam edilmesini önermektedir.

ÇOCUĞUN RUH VE BEDEN SAĞLIĞI İÇİN EMZİRME ÖNEMLİDİR

Yeni doğan ve erken çocukluk dönemindeki beslenmenin sağlık üzerine kısa ve uzun dönemde önemli etkileri olduğu bilinmektedir. Sürekli büyüyen ve gelişen bir organizmaya sahip olan çocukların doğru beslenmesi, hastalıklardan korunmanın yanı sıra erişkin dönem sağlığı için de gereklidir. Beden sağlığının yanı sıra çocuğun sosyal hayatla uyumu gerektiren tüm psikolojik alt yapısının temeli de emzirme döneminde atılır.

ANNE SÜTÜ HEM BEBEK HEM ANNE İÇİN YARARLIDIR

Her annenin sütü kendi bebeğine özeldir. Erken doğum yapan annelerin sütlerinin içeriği prematüre bebeğin ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde değişkenlik göstermektedir. Anne sütü kuşkusuz sadece bir gıda değildir, beslemenin çok ötesinde birtakım işlevleri ve faydaları vardır. Ayrıca anne sütünün sağladığı faydalar sadece bebek için değil, anne sağlığı açısından da vazgeçilmez önem taşımaktadır.

ANNE SÜTÜ EŞSİZDİR, ÇÜNKÜ?

Gelişen teknoloji ile birlikte, allerjik hastalıkların giderek arttığı günümüz koşullarında anne sütünün sağladığı en büyük faydalardan biri de bebeği astım, egzama gibi allerjik hastalıklardan korumaktır. Anne sütünün akciğer gelişiminde çok önemli etkileri olduğu, solunum fonksiyonlarını ve akciğer kapasitesini olumlu yönde etkilediği de bilinmektedir. Anne sütü bebeğin ileride astım olma riskini azaltmakta ve riskteki bu azalma ileri yaşlara kadar devam etmektedir.

Anne sütü ile beslenen bebekler sosyal açıdan daha iyi gelişim gösterirler. Bir yaş sonunda, mamayla beslenen bebeklerle anne sütü ile beslenen bebekler karşılaştırıldığında anne sütü ile beslenenlerde psikomotor ve sosyal gelişimin belirgin olarak daha iyi olduğu bulunmuştur.

Doğal beslenme olarak tanımlanan anne sütü ile beslenme başta zatürre olmak üzere, ishal, orta kulak iltihabı ve menenjit gibi bulaşıcı hastalıklardan bebeği korumaktadır. İçerdiği koruyucu antikorlar ile bebeğin enfeksiyonlara karşı direncini artırmaktadır.

Emzirilen bebeklerde beyin gelişimi daha iyi olmaktadır. Anne sütü alan çocukların zeka seviyesinin, almayanlara kıyasla daha yüksek olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır.

Anne sütü ile beslenen bebeklerde şişmanlık (obezite) daha az görülmekte ve insüline bağımlı şeker hastalığı (tip-1 diabet) görülme riski azalmaktadır.

Emerken bebeğin ağız ve çene kaslarının çalışması, anne sütü alan bebeklerin konuşma ve dil gelişiminin daha hızlı olmasını sağlamaktadır.

Anne sütü aşıların etkinliğini arttırmakta ve aşılardan sonra görülen bağışıklık cevabının daha güçlü olmasını sağlamaktadır.

Bebeğini emziren annelerde loğusalık depresyonu daha az görülürken, emzirme anneyi meme ve yumurtalık kanserinden de koruyucu etki göstermektedir. Ayrıca anneyi ileri yaşlarda gelişebilecek kemik erimesinden de korumaktadır.

bebek_resmiYenidoğan bebeğinizi kucağınıza aldığınızda, cildinde bazı lekeler, renk değişiklikleri dikkatinizi çekebilir. Doğum lekeleri diye adlandırsak ta, bunların bazıları doğumdan kısa bir süre sonra da ortaya çıkabilir. Doğum lekeleri; kan damarları veya cilde rengini veren pigment hücreleri gibi, normalde ciltte bulunan yapıların aşırı büyümesi, oluşumunda bir sorun olması sonucu ortaya çıkarlar. Damarlar ya çok sayıdadır, ya da yapıları normalden farklıdır. Pigmente lekelerde ise, pigment hücreleri fazla sayıdadır.

Bu lekelerin büyüklükleri değişkendir, düz veya ciltten kabarık olabilirler. Vücudun farklı yerlerinde yer alabilirler. Farklı renklerde ( pembe, kırmızı, kahverengi, siyah… ) olabilirler.

Doğum lekeleri önlenemez. Neden oluştuğu bilinmemektedir. Yaygın inanışların aksine, hamilelikte annenin yaptığı veya yapmadığı birşey ya da yediği birşey bebekte doğum lekesine yol açmaz.

Doğum lekeleri genellikle zararsızdır, bebek için bir sorun yaratmaz ve tedavi gerektirmezler. Zamanla kaybolabilirler. Ancak bazı doğum lekeleri, başka sağlık sorunlarıyla birlikte olabilirler. Bu nedenle, doğum lekesi olan bebeğin doktor tarafından değerlendirilmesi önemlidir.

Damarsal Doğum Lekeleri Hangileridir?

Damarsal doğum lekeleri; düz lekeler, hemanjiomlar ( damar benleri ) ve şarap lekeleridir.

Düz lekeler: Bunlar, en sık görülen doğum lekeleridir. Yenidoğanların yaklaşık %30-50’sinde bu tip lekeler bulunur. Somon lekesi, melek öpücüğü, leylek ısırığı gibi isimlerle de anılırlar. Sıklıkla; alın,gözkapağı, ense, burun, dudak ve kafanın arkasında görülürler. Bebek ağladığında veya vücut ısısı değişikliklerinde daha belirginleşirler. Bu lekeler, genellikle 1-2 yıl içerisinde kaybolur. Kafanın arkasında yer alanlar erişkin döneme dek kalabilir, ancak zaten bebeğin saçları uzadıkça görünmeyecektir.

Hemanjiomlar ( Damar Benleri ): Hemanjiomlar, cildin yüzeyel tabaklarında ( çilek hemanjiom ) veya daha derinde ( kavernöz hemanjiom ) olabilirler.

Çilek hemanjiomlar, ciltten hafif kabarık, parlak kırmızı renktedirler. Bazen de doğumdan birkaç hafta sonra ortaya çıkarlar. Kavernöz hemanjiomlar, cildin daha derinindeki damarlardan köken aldıkları için mavimsi renkte olurlar. Hemanjiomlar ilk 6 ay hızlı büyürler, ardından zamanla küçülürler, renkleri solar. % 50’si 5 yaşta, %90′ı 9 yaşta kaybolur. Büyük olanların yerinde iz kalabilir. Özellikle baş, boyun bölgesindeki hemanjiomlar, bulunduğu yer nedeniyle görme, beslenme, solunum gibi fonksiyonları engelliyorsa, kaybolmaları beklenmeden tedavi edilmeleri gerekebilir.

Şarap lekeleri: Bu lekeler, özellikle baş, boyun, kol ve bacaklarda görülür. Farklı büyüklükte olabilirler. Asla kendisi kaybolmaz, çocuk büyürken büyüklükleri artar, zamanla rengi koyulaşabilir. Göz kapağında bu tarz bir leke varsa, bebeğin göz doktoru tarafından değerlendirilmesi gerekir. Çünkü gözkapağındaki şarap lekeleri bazen glokom denilen göz tansiyonunun artışıyla birlikte olabilmektedir.

Pigment Yapısındaki Doğum Lekeleri Nelerdir?

Pigmentler, cildimize rengini veren maddelerdir. Pigment yapısındaki doğum lekelerinin en sık görülenleri; sütlü kahve lekeler, Mongol lekeleri ve benlerdir.

Sütlü Kahve lekeler: Değişik tonlarda sütlü kahverenkli lekelerdir. Vücudun her yerinde görülebilirler. Bazen bebek büyüdükçe sayıları artar. Bu lekelerden çok sayıda varsa, bebeğin doktor tarafından değerlendirilmesi, altta yatan başka bir hastalık olup olmadığının saptanması gerekir.

Mongol lekeleri: Mavi-gri renkli Mongol lekeleri, alt sırt bölgesi ve kalçada, bazen de omuzda ve sırtta görülür. Cilt rengi koyu olan ırklarda, Akdenizli toplumlarda sık görülür. Bazen ilk görüşte anneleri endişelendirse de, tamamen masum, okul çağına dek solan bir doğum lekesi türüdür.

Benler: Doğumda varolan benlere konjenital benler denir. Bebeklerin % 1′ inde görülmektedir. Kahve renkli, siyah, düz veya kabarık olabilirler. Benler, ömür boyu kaıcıdır. Çok büyük olanlar, ileride cilt kanseri gelişme riski yönünden takip edilmelidir.

Doğum Lekelerinin Tedavisi:

Doğum lekeleri genelde zararsızdır, ancak bebeği gören doktor lekenin tipini belirleyecek, nasıl bir izlem gerektiğini saptayacaktır. Bazı doğum lekeleri, hızlı büyüdüğü için veya estetik nedenlerle tedavi gerektirebilir. Herhangi bir lekede kaşıntı, kanama, iltihap belirtisi varsa doktora başvurmak gerekir. Benler, büyüklük ve renk değişimi yönünden ömür boyu takip edilmelidir. Çok büyük benlerin cerrahi olarak çıkarılması gerekebilir. Hemanjiomlar, kendiliğinden küçülüp kaybolduğu için genelde tedavi gerektirmez. Ancak çok büyükse ve bulunduğu yer yüzünden beslenme, solunum gibi işlevlerde sorun oluşturuyorsa kortizon grubu ilaçlarla tedavi gerekebilir. Şarap lekeleri için, lazer tedavisi kullanılabilir. Lazer tedavisine bebeklik döneminde de başlanabilir.

bebek_alt_temizliğiYeni Annelere yada Anne adaylarına faydalı olması dileğiyle;

Bebek huzursuz olup ağladığı zamanlarda ve emzirmeden önce altının kirli olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Bebeğin altından kirli bez alınırken, bezin temiz kısımları ile vücutta kalan kakalar kabaca silinir, kakanın etrafa bulaşmaması için bez katlanarak kapatılır. Kağıt havlu veya pa­mukla kalan kakalar da silindikten sonra ıslatılmış pamukla cilt iyice temizlenir. Masraflı olmakla beraber hazır ıslak mendiller özellikle yolculuk ve misafirlik gibi durumlarda son temizliğin yapılması için iyi bir alternatiftir. Ciltteki kıvrım yerlerinin temizliğine özellikle dikkat edilmelidir. Sonra bu Kirli pamuk ve kağıt mendil parçalan bez içine konarak kapa­tılır.

Kız bebeklerin altı temizlenirken dikkat edilecek husus te­mizliğin daima önden arkaya doğru yapılmasıdır. Böylece pisliklerin vajinaya girmesi önlenmiş olur.Vajinaya bulaşmış pislikler varsa dikkatle temizlenmelidir. Çünkü kızlarda rast­lanan idrar yolu iltihaplarının en sık sebebi bu pisliklerden idrar yollarına geçen mikroplardır,

Temizlik bitince bebeğin altı kurulanır gerekirse havalan­dırmak için altı biraz açık bırakılır, sonra ince bir tabaka ha­linde pişik önleyici kremler sürülerek bezi bağlanır.

Pudra kullanmayı tavsiye etmiyoruz. Çünkü hem ıslak bölgelerde pek faydalı değildir, hem de uçuşan pudra tozları akciğerlerde zatürreye neden olabilmektedir

anne-bebekAnne ve babalar genellikle bebeklerinin çok narin olduklarını, onları yatırıp kaldırırken veya bir yere taşırken incitebileceklerini, kol ve bacaklarında kırık ve çıkığa sebep olabileceklerini düşünürler. Bu yüzden bebeklerini hareket ettirmekten korkarlar. Bunlar aslında yersiz endişelerdir. Bebek sandığımızdan daha dayanıklıdır. Doğru hareket edildiği, ani ve sert davranışlardan kaçınıldığı sürece bir sorun yaşanmaz.

Bebek sırt üstü yatarken, kesinlikle, koltuk altlarından tutarak kaldırılmamalıdır. Başını henüz tutamadığından bu esnada başı geriye doğru sert bir şekilde düşebilir ve boyun sinirleri incinebilir. Keza kalça ve bacakların ağırlığı ile beli geriye doğru bükülebilir. Bu iki tehlikeyi yaşamamak için sırt üstü yatan bir bebek kaldırılırken önce bir el bebeğin ensesi-ne, sırta yakın olarak, yerleştirilir. Parmaklar açılarak hem başa hem de sırta destek verilir. Diğer el bebeğin kalçasına yerleştirilir. Yine parmaklar açılarak tutulan yüzey genişletilir ve böylece bel de desteklenmiş olur. Bebek başı geriye düşmeyecek şekilde yavaşça kaldırılarak kucağa alınır ve istenilen yere güvenle taşınır.

Bebek yüzü yere bakar şekilde taşınmak istenirse, sırtüstü yattığı yerden önce yana doğru çevrilir, sonra bir el parmaklar açılarak bebeğin göğsüne yerleştirilir. Diğer el bebeğin kalçasına (baş parmak sırta doğru, diğer parmaklar bebeğin bacakları arasına gelecek şekilde) yerleştirilerek yüzü aşağı döndürülür. Gerekli pozisyon verilerek bebek yavaşça kaldırılır. Bebek kucakta tutulurken, emzirme pozisyonunda olduğu gibi, başı ve gövdesi dirsekten itibaren bir kolun üze­rinde yatırılabilir. Bu esnada kalça diğer elle desteklenir.

Bebek kucakta karşıya bakar şekilde tutulmak isteniyorsa, sırtı taşıyanın göğsüne dayanmış olarak bir el koltuk altların­dan, diğer el kalçanın altından yukarıya doğru tutularak taşı­nabilir.Bebek arkaya bakar şekilde tutulmak istenirse, baş omzu­muzdan geriye bakacak şekilde yerleştirilir. Bir el bebeğin sırtından başı destekleyecek, diğer el kalçanın arkasından bastıracak şekilde tutularak güvenli taşınması sağlanmış olur. Bebeği kolda taşımak istersek başı dirseğimizin içinde ka­lacak şekilde ellerimizle kollarını ve bacaklarını sarmalarsak bebek emniyete alınmış olur. Henüz desteksiz oturamayan bir bebeği kucağımızda oturtmak istersek, sırtı bize dayalı vaziyette, koltuk altların­dan tutarsak, bebeğin tüm ağırlığının beline yüklenmesini önlemiş oluruz. Bebekleri 4 aylıktan itibaren, fazla yükseğe fırlatmamak ve düşürmemek şartıyla, dizlerimiz üstünde ve­ya ellerimizde hoplatabiliriz. Bundan büyük zevk alırlar.

Untitled Document
Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed
Penis Büyütücü

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta