Ek gıdaların başlanmasından okul çağına kadar çocuklarının iştahsızlığından şikayet etmeyen anne baba hemen hemen yok gibidir. Özellikle anneler kendilerinin uygun gördüğü miktarda yiyecek tüketmeyen çocukarı için çok kolay iştahsız kararını verebiliyorlar. Ilk bir yıl sürekli çocuğunun kilosunda artış izlemeye alışan anne ve baba aşağı yukarı 15. ayda başlayan iştahsızlığı ile birlikte kilo alımında ilk yıla göre artış göremeyince buna anlam veremiyor.
Çocukların büyüme ve gelişmeleri dönemsel farklılıklar gösterir. Hayatın ilk bir yılı büyümenin en hızlı olduğu dönemdir ve tabii ki kalori ihtiyacı da fazladır. Bir yaşından sonra bu hızlı büyüme artık yavaşlar buna paralel olarak kalori gereksinimi de azalır dolayısı ile eskiye oranla belirgin iştahsızlık gözlenir. Özellikle 15-20. aylar iştahsızlığın en belirgin olduğu dönemdir.
Büyümenin beslenmenin dışında yaş cins metabolizma hızı aktivite durumu genetik psikolojik ve çevresel faktörlerden etkilendiğini ve her çocukta farklı olabileceğini unutmamak gerekir. En sık karşılaşılan durum anne Ve babalar çocukları ne kadar yerse yesin aldıkları gıdaları yetersiz bulmakta ve çocuklarının yediklerini başka çocukların aldıkları gıdalarla kıyaslamaktadırlar. Bilinmelidir ki çocukların aldıkları gıdaların en az miktarı kadar içeriği de önemlidir. Yüksek kalorili biskuvi çikolata gibi besinler, düzensiz atıştırmalar fast food türü beslenme tarzı öğünlerdeki yemek miktarını etkiler ve yeterli kalori aldığı halde iştahsız görüntüye neden olabilir. Yaşına uygun büyüme gösteren çocuk size iştahsız gibi gelsede o ihtiyacı olan gıdaları alıyor demektir. Ancak iştahsızlıkla beraber kilo alımında duraklama yetersiz gelişme gösteren çocukta sebebin ortaya çıkarılması için doktor kontrolünden geçirilerek gerekli tetkilerin yapılması gerekmektedir. Muayene ile çocuğun büyüme ve gelişme ölçülerinin yaşına uygun olup olmadığı değerlendirilmeli kan sayımı, idrar tetkiki, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri batın ultrasonu gibi basit tetkiklerle organik bir neden bulunmazsa, boy uzaması ve kilo alışı yeterli ise yani çocuğunuz sağlıklı çocuklar için belirlenmiş olan normal boy ve vücut ağırlığı dağılımı içinde ise endişe etmemeli. Her çocuk her şeyi yemeyebilir. Onların da sofrada hazırlanan yemekler arasından seçme özgürlükleri olmalıdır. Süt içmiyor ama yoğurt peynir tüketiyorsa sorun yoktur.Ya da meyveleri seviyor sebze sevmiyorsa bu da kabul edilebilir. Hatta öğün atlaması bile normal kabul edilmelidir. Anne ve babaya iştahsız gibi gelen çocuklar aslında yanlış beslenme alışkanığı olan çocuklardır.
Çocukların iç dünyalarında yaşadıkları duygularda iştahlarını etkileyen önemli faktörlerden biridir. Bilinç altına yerleşmis herhangibir endişe, üzüntü, nefret veya kıskançlığın baskısı onun iştahını kesebilir. Bu nedenle iştahsız çocukta organik nedenler araştırılırken mutlaka
çocuğun ruhsal durumu da değerlendirilmelidir.
SORUNU NASIL ÇÖZEBİLİRİZ?
Öncelikle çocuk sofraya aile ile birlikte oturmalı.Aile çocuğun yemek alışkanlıklarının geliştirilmesinde en etkili ortamdır. Çocuklarda ilk öğrenme yakın çevresindeki bireyleri taklit etme biçimindedir. Anne baba ve kardeşler onlar için en iyi modellerdir. Yemek yeme alışkanlıkları aile sofrasında edinilir. Anne ve babanın sevdiği yiyeceklere karşı istek oluşurken onların sevmediği yiyeceklere tepki gelişebilir. Besinler taze mevsimine gore çeşitlerine özen gösterilerek hazırlanmalı ve çocuğa her besinin yararları anlatılarak onunla birlikte tüketilmelidir.
Düzenli saatlerde öğüne alışması sağlanmalıdır. Öğün aralarında ve yemek öncesinde düzensiz olarak gıdaların alınması, ne yerse kar düşüncesi ile çocuğun arkasında gezerek kaşık kaşık bir şeyler yedirme ve midede sürekli besin bulunması acıkma duygusunun gelişmesini engeller. Sofrada yemediğinde ikinci öğüne kadar aç kalacağını bilen çocukta beslenme düzeni daha çabuk yerleşecektir.
Yemeğin sofrada yenmesini alışkanlık haline getirin.
Besin değeri yüksek, çocuğun severek yediği gıdalar tercih edilmeli, kesinlikle miktar yönünde zorlama yapılmamalıdır.
Kardeşin bitirdi sen hala yemedin gibi kıyaslamalar yapmayın.
Yemesi karsılığında takdir edin fakat ödüle alıştırmayın.
Fazla miktarda inek sutu veya meyve suyu alan çocuklar tok olduklarından diğer gıdalara direnç gösterirler. Ayrıca aşırı süt tüketiminin sonunda oluşabilen anemide yine iştahsızlık nedeni olabilir.
Tabağına yiyebileceği kadar yemek koyun hatta azar azar yemek koyarak tabaktaki yemeğini bitirdikçe onu takdir edin.Çocuğun bireysel gelişimini destekleyin onu sofrada özgür bırakarak kendi kaşığı ile beslenmesine fırsat verin.
Açık havada gezinti yapın ve yemeklerini buralarda yemelerini sağlayın.
Öncelikle çocuklara ek besin verilirken anne sütü varsa emzirmeye mutlaka devam edilmelidir. Beslenme sırasında çocuğun boğazına birşey kaçmaması için başının altına yastık konulmalıdır. Böylelikle beslenme esnasında doğabilecek aksaklıklar bir nebze giderilmiş olacaktır. Besinler çocuğa tatlı kaşığı veya kahve fincanı ile verilmeli biberon kullanılmamalıdır. Ek beslenmeye her zaman tek gıda ile başlanmalıdır. Çocuk yeni başlanılan ek gıdayı almazsa sevdiği başka bir ek gıda ile karıştırılarak verilmelidir. Çocuğa verilecek ek gıdalar hijen şartlarına uygun şekilde hazırlanmalı, ek besin hazırlanırken muhakkak eller yıkanmalı ve kullanılan aletler temiz ve sağlıklı olmalıdır. 1 yaşından önce yemeklere tuz ve şeker ilave edilmemelidir. Yeni başlanılacak besinler çocuk açken verilmelidir. Böylelikle çocuğun yeni besini istememe durumu en aza indirgenmiş olacaktır. Çocuk ek besini aldığı zaman alerjik reaksiyon gösterirse besin hemen kesilmeli ve tekrar başlanılması için uzman hekime danışılmalıdır. Yemeklerin sadece suyundan değil taneli kısımlarından da verilmelidir. Çocuklara verilen su 1 yaşından önce kaynatılmalı ve soğutularak verilmelidir. Ek besinler hazırlanırken taze ve doğal ürünler kullanılmalıdır.

İstismar Edilen Çocuk İstismar Ediyor

Yenidoğan bebeğinizi kucağınıza aldığınızda, cildinde bazı lekeler, renk değişiklikleri dikkatinizi çekebilir. Doğum lekeleri diye adlandırsak ta, bunların bazıları doğumdan kısa bir süre sonra da ortaya çıkabilir. Doğum lekeleri; kan damarları veya cilde rengini veren pigment hücreleri gibi, normalde ciltte bulunan yapıların aşırı büyümesi, oluşumunda bir sorun olması sonucu ortaya çıkarlar. Damarlar ya çok sayıdadır, ya da yapıları normalden farklıdır. Pigmente lekelerde ise, pigment hücreleri fazla sayıdadır.




