Ocak, 2010 Arşivi

dogalguc.net Haftanın ürünü

kadin_ureme_organlari

Kadın Üreme Organları, Kadınlarda Üreme Organı

Kadın üreme organı, çoğalma yoluyla cinsin sürmesini sağ­lar, yaşamın durmayan akışına yön verir. Erkek ve kadın cins­leri arasında, genel olarak organlarda bir ayrım görülmezse de, üreme organları ayrım gösterir. Kadınlarda üreme organ­ları dış ve iç olmak üzere ikiye ayrılır. Dış üreme organları büyük ve küçük dudaklar, doğum kanalı ya da vajen, kızlık zarı (Himen) ve erektil organ ya da klitoristir. İç üreme organları rahim, yumurtalıklar ve fallop borularıdır.

Yumurtalıklar (Overler)

Yaklaşık 4 cm. boyunda, badem biçiminde, rahimin sağında ve solunda, yumurtalık kanalları­nın (fallop boruları) ağızları yakınında bulunan dişi seks bez­leridir. Yumurtalıklar doğurganlık dönemi boyunca, germ hücrelerinin gelişimini izleyen, dönümlü bir çalışma yaparlar. Görevi her 28 günde bir içinde tek yumurta bulunan bir folikül geliştirmektir. Yumurtalığın çalışması menopoz (âdetten kesil­me dönemi) dönemine kadar sürer. Yumurtalıklarda yaklaşık olarak dört yüz bini aşkın yumurta bulunmaktadır.

Folikül Nedir, Folikül Kist, Folikül Sayısı

Yumurtlama devresini hipotalamus ve etkilediği hipofiz bezi düzenler. Hipofiz bezinin salgıladığı folikülü hare­kete geçiren hornıan (FSH) etkisiyle her 28 günde bir 400 bin yumurtanın bir tanesinden yumurta yumağı gelişmeye başlar ve içi bir sıvıyla dolarak 5-8 mm. çapında bir baloncuk oluş­turur. Bu baloncuğun adı folikül’dür. Gelişmekte olan folikül bu yumurtayı korur ve östrojen hormonu salgısını yapar. Östrojen hormonu rahim dokusunun yumuşamasını, kan yönünden zenginleşmesini ve yumurtanın yerleşeceği bir ortamın ha­zırlanmasını sağlar. Gelişiminin on dördüncü günü folikül pat­lar ve yumurtasını dışarı verir. Folikül tarafından atılan yu­murta fallop boruları tarafından emilerek rahime kadar ulaştırılır. Yumurtanın atılmasından sonra folikül, «sarı cisim» adı verilen bir oluşum yapar ve bu oluşum on gün süreyle projesteron hormonu salgılar. Sarı cisimciğin oluşması, kandaki ös­trojen hormonunun artması üzerine hipotalamus bezinin uyar­dığı hipofiz bezinin sarı cisimcik yapımına olanak sağlayan hormon (LH) salgısıyla olur. Sarı cisimciğin salgıladığı hor­monlar rahim iç dokusunu yeniler ve yumurtanın yerleşmesi­ne olanak sağlayacak olan süngersi bir doku oluşturur. Yumur­tanın döllenmemesi halinde sarı cisim bozulur ve yerine beyaz bir kist oluşur. Bu oluşum üzerine hormon salgıları kesilir. Kandaki östrojen ve projesteron düzeyi azalınca da hipofiz bezinin yaptığı FSH ve LH hormon salgıları da azalır. Bunun üzerine rahim duvarı üzerinde oluşan süngersi doku (Plasenta) âdet kanamasıyla dışarı atılır. Bu devre tam 28 gün sürer.

Fallop boruları, Fallop Tüpleri

Rahimin üst köşelerinden başlayarak yu­murtalıklara kadar uzanan fallop borularının uzunluğu 10-20 santim, çapı 2-10 mm. kadardır. Fallop borularının yumurta­lıklara açılan uçları serbesttir, ama parmaksı uzantılar yumurtalıklarla bağıntıyı sağlar. Boruların iç yüzeyleri, yumurtanın borulara girmesini ve rahime ulaştırılmasını sağlayan kirpiksi epitel dokuyla kaplıdır. Folikül patlayıp yumurtayı dışarı at­tığı zaman yumurta kirpiksi epitel doku vasıtasıyla rahime kadar ulaşır. Genellikle yumurtanın döllenmesi fallop tüpü içinde olur. Döllenen yumurtanın rahime inmesi 14 gün sürer. Döllenen yumurta kimi zaman fallop borusunun duvarında yu­valanır ve burada gelişerek fallop borusunun yırtılmasına ne­den olur (dış gebelik ya da tuba gebeliği). Yırtılma sonucu karın boşluğu içine olan şiddetli bir kanama görülür. Tedavi mut­laka ameliyattır.

kadin_hastaliklari ve dogum

Kadın Hastalıkları, Kadın Sağlığı Hakkında Genel Bilgiler

Sağlık bilgisinin en eski dalı, doğum olayıdır. 17. Yüzyıla ka­dar doğum işleri yalnızca kadınların elindeydi. Doktorlar ya­vaş yavaş bu konuya girebildiler. Bu işe önce kadın vücudunu ve doğum olayını inceleyerek, aynı zamanda doğum olayı üze­rine dersler vererek başladılar. Daha sonra doğum uzmanları ameliyatları da programlarına aldılar. 1751 yılında ilk kez Göttingen Üniversitesi doğum kliniği açıldı ve doğum olayı bir tıp dalı olarak geliştirildi. Macar asıllı doktor İgnaz Philipp Semmelweis (1818-1865) ilk kez elle rahim muayenesini yaptı ve bu olay büyük bir aşama olarak nitelendirildi. Daha sonra Sezar­yen ameliyatı geliştirildi ve 170 doğum olayı başarıyla gerçek­leştirildi. Böylece, kadın hastalıklarını inceleyen jinekoloji da­lı, cerrahinin en yeni dalı oldu. Her şeyden önce kadın hasta­lıkları her ne kadar doğum alanına girmemekteyse de, kadın üreme organları hastalıkları, hormon bozuklukları ve düzen­sizlikleri, üreme organlarında oluşan kanserler genellikle jine­koloji dalında incelenmektedir.

sirt-agrisi-34-02

Düzgün oturma ne demektir? Bel Fıtığı Hakkında

Oturma yerinizin ve pozisyonunuzun uygun olmama­sı, beli zorlayarak ağrıya neden olur. Oturulacak yer ne çok sert ne de yumuşak olmalı, kol koyma yerlerinin, oturma yerinin ve arkalığının yüksekliği ve eğimi kişiye uygun olmalıdır. Belin kavisini destekleyen, oturma yeri ile arkalığı arasında 90-110 derece açı bulunan ve arkalı­ğı omuzlara kadar yükselen sandalyeler doğru oturma için uygundur.

Bel sorunlarında en önemli konulardan biri de ağırlık kaldırma… Doğru ağırlık kaldırma nasıl olmalıdır? Ağırlık kaldırma bel ağrısının gelişmesinde önemli rol oynar. Emniyetli olarak kaldırılabilecek en fazla ağırlığın miktarı konusunda belirli bir kural yoktur. Bu, genellikle materyalin büyüklüğü, şekli ve ağırlığı, kaldırma pozis­yonu ve fiziksel güç gibi durumlara göre değişir. Belde zorlanma, omurganın kavisleri bozuldukça, bel kavisi düzleştikçe, tersine döndükçe ve yük vücuttan uzak tu­tuldukça artar. Ağırlık orta hatta ve gövdeye yakın tutul­malıdır. Ağır cisimlerin omuzlar seviyesinden yukarıya kaldırılması veya diz seviyesinden aşağı indirilmesi omurgayı zorlar. Ağırlığı kaldırmadan önce nasıl ve ne yapılacağı planlanmalı, cismin ağırlığı, cismi kaldırıp kaldıramayacağı, nereye götüreceği, geçilecek yolun açık ve güvenli olup olmadığı düşünülmelidir

Belinize Zarar Vermeden Ağırlık Kaldırmak, Doğru oturma Pozisyonu

Dengeli bir duruş sağlayabilmek için geniş bir destek alanı oluşturun. Bunun için ayaklarınızı birbirinden ayrı olarak, öndeki ayağınız ağırlığı hareket ettirece­ğiniz yönde olmak üzere bir ayağınızı diğerinin önü­ne koyun.
Belinizi öne eğmeden, omurganızı düzgün tutarak, kavislerini koruyarak, kalça ve dizlerden bükerek çömelin. Kaldırma sırasında omurganızın düzgünlü­ğünü koruyun, yana eğmeyin ve döndürmeyin.

Ağırlığı iki ucundan sıkıca tutarak kaldırıp kaldıra­mayacağınızı kontrol edin. Orta hatta ve gövdenize yakın tutun ve omurganızın düzgünlüğünü koruya­rak doğrulun. Ağırlığı aşağı koyarken aynı işlemin tersini sırayla tekrarlayın.
Cisim fazla ağırsa yardım isteyin veya yardımcı araç kullanın.
Cismi omuz seviyesinin üstüne kaldırmayın, gerekir­se bunun için merdiven veya basamak kullanın.
Cismi itmek veya çekmek gerekiyorsa itmek beli da­ha az zorladığı için itin

Birçok insan sabah yatağından bel ağrısıyla uyanır. Bunun nedeni, sıklıkla uygun olmayan yataklar ve uyu­ma pozisyonlarıdır. Yatağın ve uyuma pozisyonunun uy­gun olması için aşağıdaki önerilere dikkat edilmesi gere­kir:

Yatılan yer düz, ne çok sert ne de çok yumuşak ol­malıdır.
Yastık ince olmalı, omuzlara kadar gelmeli ve boyun kavisini desteklemelidir.
Ağrılı dönemlerde sırtüstü yatıldığında, belin ve diz­lerin altını küçük bir yastıkla desteklemek gerekir. Yan yatışta da dizlerin arasına küçük bir yastık kon­malıdır.

Uzun süreli araba kullanma sırasında bel kötü duruş ve titreşime bağlı olarak zorlanır. Son yıllarda araba ta­sarımlarında koltukların uygun ve ergonomik olmasına dikkat edilmektedir. Bel kavisini desteklemek, öne kamburlaşarak oturmamak, emniyet kemerini kullanmak, yanlardaki aynaların uygun olması zorlanmayı azalta­caktır. Uzun süreli araba kullanırken sık sık küçük mola­lar vermek ve hareket etmek bel sağlığı için yararlıdır.

Ev işi yaparken nelere dikkat etmek gerekiyor?

Günlük yaşamımızdaki pek çok hareket esnasında be­limizi ve vücudumuzu yanlış kullanmakta ve belimize za­rar vermekteyiz. Ev temizliği, ütü yapma, yemek yapma gibi ev işleri sırasında, alışverişte, seyahatte, bahçe işle­rinde omurgayı düzgün tutmaya, öne eğilirken dizleri bükmeye özen göstermek gerekir.

Beli Zorlayan Üç Hareket, Doğru oturma Şekilleri

1. Dizleri bükmeden öne eğilmek,
2. Bu pozisyonda ağır kaldırmak,
3. Kalçalar sabitken beli ve gövdeyi döndürmek.

Bel Ağrısından Korunmak İçin

Bel hastalıkları ve riskler hakkında bilgi sahibi olun­malı ve risklerden uzak durulmalı,
Günlük yaşamda ve işte bel, omurga ve vücut doğru pozisyonlarda kullanılmalı,
Düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite yapılmalı.

Penis boyu ve büyüklüğü
Kadında doğurganlığın, döllenmenin olabilmesi için erkeğin spermlerinin kadın vajinasının (haznesinin) arkasına ulaşabilmesi gerekmektedir, bunun için de 10 cm ve üzerindeki penis boyu yeterlidir.

Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu sertleşme olmayan durumda 5 – 9 cm, sertleşme halinde ise ortalama 16 cm boyundadır. Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Penis boyu ortalama 16 cm olmakla beraber 11-18 cm normal kabul edilir.

Normalden daha uzun bir penis cinsel ilişki sırasında genelde kadına zevk yerine acı vermektedir. Bu nedenle sanılanın aksine uzun (büyük) penis, iyi bir cinsel ilişki için ideal değildir. Ancak normalden daha küçük penisler de cinsel ilişki sırasında sorunlara yol açarlar, dahası sahibine psikolojik olarak sorun olurlar.

penisboyuPenis boyunu ve kalınlığını arttıran çeşitli ameliyatlar bulunmakta ve ülkemizde de yapılmaktadır. Ancak bu ameliyatların herkesde başarıyla sonuçlanmadığı da bir gerçektir. Ameliyat öncesi erkeğin hormonlarının ölçümü yapılır ve penisin ereksiyon halindeki boyu saptanır (kökü ile uzu arası). Genellikle 8 cm?lik uzunluğa sahip bir penis işlevsel olarak kabul edilir. Fakat kişinin daha uzun penis isteği de dikkate alınarak penis uzatılabilir. Bu uygulama için kişinin diğer yönlerden tam olarak sağlıklı olması gerekir. Cerrahi yöntem penisin üst başlangıç bölümündeki derinin ve penisi kalça kemiğine bağlı tutan bağların uzatılarak ek penis boyu kazanma prensibine dayanır. Bu şekilde ek 3 ile 5 cm arasında değişen ölçülerde ek penis boyu kazanılır. Ameliyat sonrası 2 ay kadar süre hasta, kontrollere çağrılır.

Son olarak penisin boyundan ziyade işlevinin önemli olduğunu hatırlatmakda yarar var.

Sexual_DisfunctionCinsel İşlev Bozukluklarında Tedavi

90′larda cinsel işlev bozukluklarının Tedavisi Masters ve Johnson’un (1970) çalışmalarından sonraki 25 yılda cinsel işlev bozukluklarının ele alınması ve tedavisinde önemli değişiklikler ortaya çıkmıştır. Masters ve Johnson, kadın ve erkek cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde üç temele dayandırdıkları bir model önermektedirler:
(a) Her iki cinste de paralel, dört-evreli ardışık fizyolojik ve öznel uyarılmanın olması (cinsel yanıt döngüsü);
(b) cinsel işlev bozukluklarının oluşumunda ve sürmesinde yanlış bilgilenme ve performans kaygısı başta olmak üzere psikojenik faktörlerin önde gelmesi;
(c) Cinsel işlev bozukluklarının çoğunun kısa, sorun-odaklı tedavi yaklaşımlarına (sensate focus yani duyumsal keşif gibi) iyi yanıt vermesi.

Son yıllarda model Azalmış cinsel istek bozukluğu ve cinsel travma veya istismar sonucu ortaya çıkan sorunların tedavisinde de kullanılmaya başlanmıştır. Öte yandan 1980′lerin başından beri cinsel terapilerde giderek organik ve biyomedikal faktörlerin rolü üzerinde durulmaya başlanmıştır. Her ne kadar bu durum en çok erektil bozukluk tanı ve tedavisi için geçerli ise de azalmış cinsel istek bozukluğu, erken boşalma ve cinsel ağrı bozukluklarında da önem kazanmaya başlamıştır. Ayrıca yaşlılarda ve kronik hastalığı olanlarda cinsel işlev bozuklukları üzerinde daha fazla durulmaya başlanmıştır. Psikolojik faktörler açısından da cinsel sorunların başlamasında ve sürmesinde kaygıdan çok bilişsel süreçlerin-algılama ve dikkatle ilgili süreçler-rolü üzerinde tartışılmaktadır. Buradan yola çıkılarak çoğu zaman cinsel istek ve uyarılma bozukluklarının altında yatan sebepler olan performansla ilgili zorlukların veya “seksi olma isteği”nin elenmesi tedavideki odak noktaları olmalıdır. İlişki ile ilgili faktörler halen cinsel işlev bozukluklarının oluşumunda odaklanılan bir diğer alanı oluşturur. İletişim sorunları, güven ya da yakınlığın olmaması ve güç çatışmaları cinsel sorunlara en sık eşlik eden sorunlardır. Kültürel ve toplumsal etmenler de önemlidir. Erkeğe ve kadına biçilen roller de cinsel sorunların sıklığını etkiler gibi görünmektedir.
Cinsel işlev bozukluklarının tedavisini genel olarak ele alırsak;
A. Tedavide genel ilkeler:

1) Hasta olan cinsel ilişkidir.
2) İletişim yoluyla cinsel öykünün yeniden ele alınır
3) tedavide öğrenme becerileri vurgulanır.
4) Eğitim, destek, öneri ve içgörü üzerinden çalışılır.
5) Eşler için kaygı omaksızın yakınlık ve zevk sağlamak hedeflenir.

B. Davranışçı cinsel terapi teknikleri:

1) Eğitim: cinsel yanıtı anlamak
2) Duyumsal keşif: performans kaygısını azaltmak, partnerin cinselliğini öğrenmek, cinsel birleşme dışındaki cinselliğe odaklanmak, iletişimi artırmak
3) Kendini uyarma: kendi cinselliğini öğrenmek, kaygıyı azaltmak
4) Gevşeme eğitimi: kaygının azaltılması
5) Dur/Başla tekniği: özellikle erken boşalmada uygulanır.
6) Daha ileri davranışçı yöntemler

C. Bilişsel Tedavi: Zihni meşgul eden düşünceleri uzaklaştırmak, cinsel haz ve yakınlığa odaklanmak

1) Duyumsal keşif: zihinsel odaklanma
2) Anksiyetenin azaltılması: düşünce durdurulması, dikkati başka yöne çevirme
3) Cinsel tutumların yeniden uyarlanması
4) Öykü terapisi

D. Çift terapisi:Duygusal ilişkilerde altta yatan işlevsizliği tanımak, çiftlerin iletişimine yardım etmek

1) Çatışma çözümü
2) Yakınlığın artırılması
3) İletişimin artırılması
4) İlişkideki diğer konuların çözümü

E. Bireysel terapi:

1) Cinsellik ve/veya yakınlık ile ilgili ikili duyguların çözülmesi
2) Eşle ilgili ikili duyguların anlaşılması
3) Depresyon veya anksiyetenin tedavisi
4) Cinsellikle ilgili kendilik imajının değişimi

Erektil bozukluğun tedavisi: Erektil bozukluktaki tıbbi nedenleri gözönüne aldığımızda son yıllarda tedavide tıbbi ve cerrahi yaklaşımlar çoğalmıştır. Bunlardan bazıları

(a) cerrahi protezler ve penil implantlar,
(b) penis içine (intracorporal) vazoaktif ilaçların enjekte edilmesi,
(c) sıkma (konstriksiyon) halkası ve vakum pompası,
(d) ağızdan uygulanan ilaçlardır.

Ayrıca kan akımı yetersizliği ya da venöz kaçağın düzeltilmesine yönelik cerrahi girişimler de yapılmaktadır. Son yıllarda penil protezlerin yerleştirilmesi konusunda önemli ilerlemeler vardır. Günümüzde yaygın olarak kullanılan penil protezler arasında yarı-sert, silikon tipte olanlar ve şişirilebilir veya hidrolik protezler sayılabilir. Bu cihazlar cinsel ilişkiye girileceği zaman şişirilmekte, ilişki sonrasında da önceki halini alabilmektedir. Şişirilebilen protezler çok daha pahalıdır ve operasyon sonrası komplikasyonlar-enfeksiyon gibi- daha fazla olabilir. Öte yandan cinsel eş daha fazla tatmin olmaktadır.

Cerrahi olarak protez yerleştirilmesi organik sebebe dayanan (diyabet, hipertansiyon gibi) ve şiddetli (önceden tıbbi tedavi, penise vazoaktif ilaç enjeksiyonu, vakum cihazı denenip sonuç alınamayan hastalar) erektil bozukluklar için önerilmektedir. Penis içine papaverin, prostaglandin E1, fentolamin gibi vazoaktif maddelerin enjekte edilmesi arteriyel kan akımının artırılması ve kan basıncının artmasıyla sertleşmenin oluşması amacına yöneliktir. Başlangıçta etkinliği %75 gibi yüksek olabilir.

Cinsel eşin memnuniyeti de yüksektir. Uzun süreli sertleşme, penis ve testislerde ağrı, peniste doku sertleşmesi, karaciğer işlevlerinde bozukluklar ve genel enfeksiyon gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Vakum cihazları ve sıkma halkaları penise vakum oluşturarak kanın penise dolmasını sağlar. Sıkma halkası en fazla otuz dakika tutulmalıdır. Cinsel eş tarafından kabulü diğer yöntemlerden farklı olmasa da bazen hastaların kabul etmede ve uygulamada zorlandığı belirtilmiştir. Peniste soğukluk, ağrı, hissizlik, boşalmanın olmaması ya da ağrılı olması, morarma gibi yan etkiler görülebilir. İlaç tedavileri yaygın olarak uygulanmaktadır. Etkisini merkezi sinir sistemi üzerinden gösteren bir ilaç olan yohimbin hem organik hem de psikojenik kökenli erektil bozukluklarda kullanılır. Sürekli kullanımda uykusuzluk, başağrısı, çarpıntı, kan basıncında hafif yükselme görülebilir.Trazodon depresyon tedavisinde kullanılan serotonerjik bir ilaçtır. Uzun süre kullanımı gerekir. Yan etki olarak uyku hali, bulantı, kusma, başdönmesi, idrar tutukluğu ve priapizm yapabilir. Sildenafil penisteki düz kasları gevşetip penise kan akımını artırarak etki eder. Bu ilacın etki edebilmesi için cinsel uyarılma gerekmektedir. Erkeklerde cinsel isteği artırmaz. Cinsel aktiviteden 1 saat önce alınmalıdır. Hem organik hem de psikojenik kökenli olgularda etkilidir. Başağrısı, yüzde kızarma, hazımsızlık, burun akıntısı, görme bozukluğu (mavinin algılanmasında bozukluk, parlak ışığa hassasiyet) ve diyare görülebilir. Nitrat grubu ilaçlarla birlikte kullanıldığında ani kan basıncı düşmesi ve buna bağlı ölüme yolaçabilir. Eğer eksikliği saptanırsa erkek cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde testosteron da kullanılabilir. Lipid ve kilo kontrolü yapılarak kullanılmalıdır. Azalmış libidoya etkili olabilir. Gingko Bilobanın antidepresanlara bağlı cinsel yan etkileri düzelttiği bildirilmiştir. Etkisinin genital bölgedeki kan akımı artışına bağlı olduğu düşünülmektedir.

Cinsel tedaviler: Sertleşme bozukluğu bireyin yalnızca partnerli etkinliklerinde görülüyorsa, diğer durumlarda (sabah uyanınca, gün içinde kendiliğinden ya da mastürbasyonda) tam sertleşme varsa, bu sorunun psikolojik olduğu yönünde önemli bir ipucudur. Tedavini başarısında uygulanan yöntemin ve terapistin profesyonel becerisi kadar çiftin tedaviye uygunluğunun, düzelme isteği ve çabasının da rolü vardır. Cinsel terapilerde genelde tedavi oturumları çiftle birlikte düzenlenir. Ancak düzenli bir cinsel eş yoksa bazen bireysel tedaviler de düzenlenebilir. Tedavide bilişsel ve eğitime dayanan girişimler önemlidir. Bu konuda sorunu olan bireylerin sıklıkla cinsel uyarılmanın doğası, cinsel beceriler ve partnerlerinin cinsel tatmin beklentileri konusunda yanlış düşünceleri vardır. Ayrıca çiftlerin iletişim becerileri ve cinselliğe ilgileri de oldukça belirleyicidir.

Terapist ilk görüşmeden itibaren çiftin yanlış cinsel bilgilerini düzelterek, yeri geldikçe doğru cinsel bilgiler vererek, cinsel mitleri tartışıp açıklayarak, cinsel teknikler öğreterek eğitimci rolü oynar. Hem bilişsel hem de kişilerarası süreçlere odaklanan beş basamaklı bir tedavi modelinde; bilişsel yeniden yapılanma, performans kaygısının azaltılması, cinsel beklentilerin düzenlenmesi, çiftin iletişim açısından eğitimi ve yinelemenin önlenmesi yer almaktadır. Her eşin cinsellik hakkında ve cinsel duyguları hakkında konuşması önemlidir. Cinsel ilişkinin birleşmeden ibaret olmadığı, sertleşmenin zevk almak için mutlaka gerekli olmadığı, sertleşme için yeterli cinsel istek ve uyarılma gerektiği ancak kaygının bunu kolayca etkileyebileceği bilinmelidir. Bekar erkeklere yönelik tedavi girişimleri arasında cinsel tutum değişikliği, masturbasyon egzersizleri ve sosyal beceri eğitimi vardır. Genelde özsaygı ve cinsel doyumda artış olduğunda sertleşmede de düzelme olmaktadır. Sonuçta çoğu kişi için tıbbi/cerrahi çözümler zaman gerektiren ve sonucu belirgin olmayan psikolojik tedavi yöntemleri ile kıyaslandığında çabuk çözüm vadeder görünmektedir. Ancak son çalışmalar bilişsel ve kişilerarası faktörlerin önemine işaret etmektedir. Önemli olan birey/çifti iyi değerlendirmek, hangi yaklaşımdan yarar göreceğini bütüncül bir yaklaşımla ele alabilmektir. Erken Boşalma: Boşalma denetiminin öğrenilmesi idrar tutma üzerinde denetim kazanılmasına benzer. Erkekler ergenlik çağlarından başlayarak masturbasyon ya da cinsel ilişki ile genellikle kendiliğinden boşalma denetimini öğrenirler. Ancak seyrek masturbasyon, düzenli cinsel ilişki olanağı olmaması, sınırlı süre içinde para karşılığı ilişki gibi durumlar boşalma refleksi üzerinde denetim sağlamayı öğrenememe olasılığını artırır.

Düzenli bir cinsel yaşamı ve sürekli bir cinsel eşi olmayan erkeklerde erken boşalma tanısı koymakta acele edilmemelidir. Boşalma denetiminin öğrenilmesi için düzenli cinsel deneyim gerekir. Tedavi yaklaşımları arasında geleneksel Dur/Başla ya da Sıkma teknikleri, bilişsel-davranışçı yöntemler ve ilaç tedavileri yer almaktadır. Dur/Başla ya da sıkma teknikleri ile başlangıçta olduça yüksek tedavi oranları bildirilse de sonraki izlemlerde geriye dönüşler de sık görülmüştür. Son yıllarda fluoksetin, klomipramin gibi serotonerjik antidepresanlar tedavide sıklıkla önerilmektedir. Ancak bu ilaçların cinsel isteği veya uyarılmayı azaltabileceği de göz önünde tutulmalıdır. Ayrıca ağız kuruluğu, uyku hali, kabızlık gibi yan etkileri de ortaya çıkabilir. Azalmış cinsel istek bozukluğunun tedavisi: Öncelikle tıbbi (hormon dengesizliği, ilaç kullanımı ve diyabet gibi) ve psikiyatrik durumlar (depresyon gibi) dışlanmalıdır.

Cinsel istek bozukluğunun psikojenik yönleri bilişsel-davranışçı ve psikodinamik yaklaşımların bütünleştirilmesi ile tedavi edilebilir. Hastalara o esnadaki cinsel sorunlarına yönelik davranışçı ev ödevleri verilir. Daha derindeki duygusal sorunlar ve tedaviye direnç de ele alınmalıdır. Orgazm ve uyarılma ile ilgili bozukluklarda etkin olan bilişsel davranışçı girişimler cinsel istek bozukluklarında daha az etkindir. Cinsel istek bozuklukları tedaviye daha dirençlidir ve tedavi daha uzun sürelidir. Hastaların tedaviye direnci de daha belirgindir. Terapist hastanın olumsuzdan çok olumluya odaklanmasını sağlamaya çalışır. Gevşeme teknikleri yararlıdır. Duygular ya da ilgiler üzerine konuşarak iletişimi artırmak yapıcıdır. Zaman zaman anksiyete giderici ilaç tedavisi önermek gerekli olabilir. Eşler eğer uyarılmış değillerse cinsel ilişkiden kaçınmalıdırlar. Çift birbirleri ile fantezilerini paylaşabilir. Erotik video ve dergiler yararlı olabilir. Eşle birlikte masturbasyon da önerilir. Partner uyarılma dönemine dek cinsel isteği azalmış eşin cinsel organlarını uyarır, ardından kişi kendini uyararak orgazma ulaşır. Masturbasyon becerileri iyi olmayan çiftlerde eğitim önemlidir. Ayrıca masaj, erotik bölgelerin (göğüs, kaba etler, boyun, kulak vb) öpülmesi gibi fiziksel uyarının da önemi vurgulanır.

Sonuçta; vererek ve alarak uyarılmayı öğrenmek, vibratörler, kayganlaştırıcılar ve diğer cinsel araçlar, tutkuyu beslemek ve yatak odası dışında da hoş, nazik veya flörtöz olabilmek önemlidir. Erkekte orgazm Bozukluğu ya da Geç Boşalma: Göreceli olarak daha nadirdir. Bazı cerrahi ya da tıbbi durumlarda (multipl skleroz, omurilik yaralanması, prostat ameliyatı vb) veya ilaç kullanımına bağlı olarak görülebilir. Performans kaygısı, gebe bırakma korkusu, cinsel istek azlığı ve koşullanmalara bağlı olarak da görülebilir. Tedavi müdahaleleri arasında performans kaygısını azaltmak, genital uyarılmayı artırmak sayılabilir. Erkekte ağrılı cinsel birleşme oldukça nadirdir. Tedavisi konusunda bilgiler oldukça sınırlıdır.

Sonuç:
1) Masters ve johnson tedavi sonunda başarı oranını %80 ve 5 yıl içinde tekrarlama oranını %5 olarak vermektedir.
2) Son çalışmalar başarı oranlarının sorunların zorluğuna, tekniklerin farklı uygulanmasına bağlı olarak daha düşük olduğunu göstermektedir.
3) Kadın orgazmik bozukluğu, vajinismus ve erkek erektil bozukluğunun tedaviye cevabı çok iyidir. Erken boşalma için de sonuçlar oldukça iyidir. Ancak özellikle erkeklerdeki cinsel istek azlığının tedaviye yanıtı pek iyi değildir.

Hazırlayan: Dr. Verda Bitlis Tüzer
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Psikiyatri Kliniği

emzirme

Ağrılar
Emziren anne neden ilaç kullanamaz Emzirme döneminde hafif baş ağrısı, genel vücut ağrısı ya da adet sancıları için en uygun ağrı kesiciler paracetamol ya da paracetamol/kodein karışımı ilaçlardır. Daha şiddetli ağrılar için anti-inflamatuvar ilaçların gerekmesi durumunda, ibuprofen, naproxen, diclofenac ilaçlarının yanında, kas ağrıları için analjezik krem, jel ve spreyler de verilebilir. Migren gibi daha şiddetli ağrılar için, Mersyndolve Fiorinal tabletler gibi ürünler kısa süreli kullanıldıklarında güvenli olarak değerlendirilmektedir. Ancak, sık kullanılmaları gerektiğinde yada ağrının geçmemesi halinde doktorunuza başvurmanız gerekir. Doktorunuz tarafından tersi belirtilmediği sürece, emzirme döneminde Mefenamic asid, indomethacin ve aspirin kullanmaktan kaçınmak uygun olur.

Soğuk algınlığı ve grip
Emzirme döneminde ortaya çıkan soğuk algınlığı ve grip belirtileri pseudoephedrine içeren birleşik ürünler kullanma yerine ayrı ayrıtedavi edilmelidir. Bu madde bazen, anne sütüyle beslenen bebeklerde, özellikle üç aylıktan daha küçük bebeklerde sinirlilik ve huzursuzluğa yol açabilir. Burun tıkanıklığı için soğuk algınlığı ve grip birleşik tabletleri yerine oxymetazoline, xylometazoline ya da tramazoline içeren burun spreyleri kullanmayı düşününüz. Boğazağrısı için pastil ve gargaralar kullanmak güvenlidir. Ancak, bebeği etkileyebileceğinden, povidone iodine içeren gargaralarıkullanmaktan kaçınınız. Emzirme döneminde bileşiminde tek bir madde bulunan öksürük şuruplarını (örneğin; kuru öksürük için pholcodine; yumuşak öksürük için ise guaiphenesin ya da bromhexine) kullanmak güvenlidir. Pseudoephedrine içeren öksürük şuruplarını kullanmaktan kaçınınız.

Astım
Salbutamol, terbutaline, budesonide, beclomethasone spreyleri ya da steroid tabletleri gibi astım tedavisinde kullanılan ilaçlar emzirme döneminde oldukça güvenli bir şekilde kullanılabilir. Bu konuda eminolmamanız durumunda, doktor ya da eczacıya danışınız.

Saman nezlesi ve allerjiler
Emzirme döneminde ortaya çıkan saman nezlesi ya da allerji belirtilerini, antazoline, naphazoline içeren göz damlaları ve budesonide veya beclomethasone gibi burun spreyleri ile ayrı ayrıtedavi etmek en uygun olanıdır. Sedatif (sakinleştirici) etkisi olan daha eski antihistamin tabletlerin (örneğin; dexchlorpheniramine ve pheniramine) çoğu güvenli bir şekilde kullanılmaktadır. Sedatif etkisi olan antihistaminikler kullandığınızda ortaya çıkan uyku hali sizin içinbir sorun yaratıyorsa, sedatif etkisi olmayan antihistaminik kullanabilirsiniz. Örneğin; loratadine. Fexofenadine, terfenadine, astemizole ve cetirizine gibi sedatif etkisi olmayan daha yeni antihistaminikler anne sütüyle beslenen bebeklerde bazen sinirlilik ve huzursuzluğa neden olduklarından, genellikle bu ürünleri kullanmaktan kaçınmak uygun olur.

Kabızlık
Emzirme döneminde barsak muhtevasını yumuşatan ya da hacmınıgenişleten barsak yumuşatıcıları (örneğin; psyllium husk) ya da dışkıyumuşatıcıları (örneğin; docusate) güvenli bir şekilde kullanabilirsiniz. Daha güçlü bir barsak yumuşatıcıya (müshil) ihtiyaç duymanız halinde, doktor ya da eczacı en uygun ürün hakkında size bilgi verecektir. Senna ya da bisacodyl anne sütüne geçip bebekte ishale neden olabildiğinden, bu ürünlerden fazla dozda kullanmaktan kaçınmak uygun olur.

Vitamin, mineral ve bitkisel ilaçlar
Emzirme döneminde ek vitamin ve minerallerin çoğu güvenli bir şekilde kullanılmaktadır. Bitkisel kökenli ürünler bebeği etkileyebileceğinden (örneğin; fazla dozda sarımsak bebekte sinirlilik ve huzursuzluğa neden olabilir), bu ürünleri kullanmak istemeniz durumunda, emzirme sırasında güvenli olup olmadıklarını lütfen öğreniniz.

organik-cayNewcastle Üniversitesi tarafından yapılan araştırma, bir bardak Brezilya nane çayının, baş ve mide ağrısından ateş ve gribe kadar birçok rahatsızlığa iyi geldiğini doğruladı.

Brezilya’da birçok hastaya tavsiye edilen hyptis crenata çayını fareler üzerinde deneyen uzmanların Acta Horticulturae dergisinde yayımlanan araştırması, çayın faydalarının yanı sıra nasıl yapılması ve ne kadar tüketilmesi gerektiğini de ortaya çıkarmayı amaçladı.

En yaygın metotla, kuru yaprakların 30 dakika süreyle kaynatılmasıyla yapılan çay, soğuduktan sonra içiliyor ve tadı, bilinen nane tadından çok adaçayının tadına benziyor.

Doktor Beverly Collett, hypties crenata üzerinde daha fazla araştırma yapılması ve içerdiği moleküllerin tespit edilmesi gerektiğini, bitkinin geleceğin ağrı kesicisi olabileceğini söyledi.

Araştırmaya katılan uzmanlardan Graciela Rocha da ilaçların yüzde 50’sinden fazlasında temel maddeyi bitkilerin oluşturduğunu ve insanoğlunun, tarihin başlangıcından bu yana bitkileri rahatsızlıklarını gidermede kullandıklarını hatırlattı…

AFIS-cocuk-istismari-ve-ihmİstismar Edilen Çocuk İstismar Ediyor

ÇOCUK VE ERGEN PSİKİYATR YRD. DOÇ. DR. ÖZTOP: -”CİNSEL İSTİSMAR ÖYKÜSÜ OLAN ÇOCUKLAR DAHA FAZLA CİNSEL SALDIRIDA BULUNMAKTADIR”

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Didem Behice Öztop, cinsel istismar öyküsü olan çocukların daha fazla cinsel saldırıda bulunduklarını bildirdi.
Öztop, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocuğa yöneltilen toplumsal kurallar ve profesyonel kişilerce uygunsuz ya da hasar verici olarak nitelendirilen, çocuğun gelişimini engelleyen ya da kısıtlayan eylem ve eylemsizliklerin tümünün ”çocuk ihmali ve istismarı” olarak tanımlandığını söyledi.
Çocuk ihmali ve istismarında, çocuğun fiziksel, ruhsal, cinsel ya da sosyal açıdan zarar görmesinin, sağlık ve güvenliğinin tehlikeye girmesinin söz konusu olduğunu ifade eden Öztop, ”Cinsel istismar, çocuk istismarı tipleri içerisinde saptanması en zor olanıdır. Çoğunlukla gizli kalan ve gün yüzüne çıkmayan cinsel istismar, özellikle kısa ve uzun dönemli etkileri açısından önemli bir olgudur” dedi.
Cinsel istismarın ‘’sözel istismar, telefon konuşmaları, teşhircilik, röntgencilik, cinsel ilişkiye tanık etme veya olma, bedenine cinsel amaçla dokunma, müstehcen yayınlara konu etme, fuhuşa itme, ırza geçme, ensest-yasak sevi gibi çeşitleri olduğunu dile getiren Öztop, çeşitli çalışmalarda çocuklukta cinsel istismar sıklığının yüzde 10-40 olarak bildirildiğini kaydetti.
Öztop, cinsel istismarın çocukluk çağı ve erişkin hayatta çeşitli sonuçlara neden olabileceğine dikkati çekerek, ”Çocukluk çağı cinsel istismarı, kompleks bir yaşam olayıdır. Bir tanı veya bir bozukluk değildir. Benlik saygısı ciddi hasara uğramaktadır” dedi.

Cinsel Duygu ve Tutumlarda Sapma

İstismarcının, çocuğun ona duyduğu güvenin sarsılmasına ve çocukta ihanete uğrama duygularının yerleşmesine neden olacağına işaret eden Öztop, çocuğun istek ve iradesi dışında cinsel amaçlı kullanıldığı ve bunu engelleyemediği zaman çaresizlik ve acizlik duygusuna kapılacağını anlattı.
Öztop, cinsel istismarın çocukta tekrarlayıcı, rahatsız edici düşüncelere neden olacağını ve olayla ilgili kabuslar göreceğini dile getirerek, uykuya dalma güçlüğü, öfke patlamaları, irkilmeler, konsantrasyon güçlüğü görülebileceğini söyledi.
Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşına uygun olmayan cinsel davranışlar sergileyebileceğine dikkati çeken Öztop, şöyle devam etti:
”Cinsel davranışlarda artma, mastürbasyon, yaşadıkları cinsel travmayı yeniden yaşama ve tekrarlama eğilimi, cinsel oyunlar oynama, erişkinleri ayartıcı davranışlarda bulunma, kaygı bozuklukları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu görülebilir. İstismarın erken döneminde, unutkanlık, hatırlayamama, bellek kaybı, aşırı fantezi kurma, trans benzeri durumlar ve uyurgezerlik ortaya çıkabilir. Psikojenik bayılmalar, yüksek oranda depresyon, intihar düşünceleri ve girişimleri, kendine zarar verme davranışları, cinsel kimlik bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları, cinsel duygu ve tutumlarda sapma, yüksek riskli cinsel eylemler görülmektedir.”

İstismar Edilen, İstismar Ediyor

Yrd. Doç. Dr. Didem Behice Öztop, cinsel taciz öyküsü olan kadınlarda, erken başlayan cinsel yaşam, ergenlik çağında gebe kalma, birden fazla cinsel eş, korunmasız cinsel ilişki ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların sıklığında artma saptandığını kaydetti.
Cinsel istismar öyküsü olan çocukların da daha fazla cinsel saldırıda bulunduğunu belirten Öztop, cinsel istismarda bulunan kişilerin yüzde 60-95′inde bu öykünün pozitif olduğunu söyledi.
Öztop, çocukların kendilerine inanılmayacağından ya da başlarının belaya gireceğinden korktukları için cinsel istismarı söylemeyebileceğini dile getirerek, şöyle dedi:
”Çocuklar istismarcının tehditlerinden korkarlar. İstismarcıyı korumak isteyebilir, sevebilir ama yaptıklarını sevmezler. Nasıl anlatılacağını bilmeyebilirler. Cinsel davranışların yanlış olduğunu bilmeyebilirler. Arkadaşları tarafından dışlanabileceklerinden korkarlar. Homoseksüel olarak adlandırılabileceklerinden korkarlar. Büyüklerle cinsel konuları konuşmaktan utanırlar, korkarlar. Gammaz olarak adlandırılmak istemezler. İyi çocukların cinsellikle ilgili sözcükleri kullanmasının doğru olmadığı söylenmiştir. Bu ve bunun gibi nedenlerde cinsel istismara uğradıklarını söylemeyebilirler.”

Kendilerini Korumayı Öğretin

Cinsel istismarı ortadan kaldırmanın en etkin yolunun oluşmasını önlemek olduğunu belirten Öztop, buna yönelik programlar geliştirildiğini anlattı.
Öztop, çocuklara yönelik bu programların, olası istismar durumlarını tanımalarını, uygun bir yolla tepki göstermelerini ve böyle bir durumda güvendikleri bir erişkine olayı anlatmalarının hedeflendiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Toplumda duyarlılık oluşturmak, anne-babaları ve halkı bu konuda bilinçlendirmek çok önemlidir. İstismar olgularının gizli kalmaması, uygun kuruluşlara bildirimi, tedavi ve rehabilitasyon açısından çok önemlidir. Kendilerini cinsel açıdan kötüye kullanmak isteyen kişilere ‘hayır’ demeleri ve rahatsız olacakları herhangi bir biçimde, kendilerine dokundurtmama hakkına sahip oldukları öğretilmelidir. Kendilerini cinsel yönden kötüye kullanmaya kalkışan biriyle karşılaştıklarında oradan hemen uzaklaşmaları ve yüksek sesle bağırmaları gerektiği söylenmelidir. Cinsel istismara uğramaları halinde, hiç bir zaman bunun kendi suçları olmadığı belirtilmelidir.”

Kaynak : (AA)

Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta