Ocak, 2010 Arşivi

dogalguc.net Haftanın ürünü

pneumonia

Zatürre Nedir?

Zatürre veya tıptaki bilinen adıyla Pnömoni, vücudumuzdaki bir veya birden fazla akciğer lobunun iltihaplanması ile ortaya çıkan, daha çok küçük çocuklarda, yada ileri yaştaki kişilerde veyahut kronik bir hastalığı bulunan kişilerde daha ağır bir şekilde seyreden bazen de ölümle sonuçlanabilen ateşli bir hastalıktır. Genelde kış aylarında görülen bu hastalıkta akciğerlerde bulunan hava kesecikleri iltihaplı bir sıvı ile dolar. Akciğerlerin görevi olan oksijen alış veriş işlevi de bu sıvı neticesinde işlevini tam ve sağlıklı olarak yapamaz işlevi bozulur, bu sebepten de ötürü kişinin kanda bululan oksijen düzeyi azalır.

Zatürre Nasıl Oluşur?

Akciğerdeki bu iltihaplanmaya herhangi virüs, bakteri veya mantar gibi mikroorganizmalar neden olur. Günümüzde zatürreye sebep olan otuzun üzerinde organizma tespit edilmiştir.

Zatürre Bulaşıcımıdır?

Evet zatürre bulaşıcıdır. Zatürre hastalığına neden olan mikroplar ve mikroorganizmalar kişiden kişiye yaklaşık olarak bir iki metre mesafelerden kişilerin birbirlerine yakın temas kurmaları sonucu bulaşır. Bu mikropların sebep olduğu hastalığın sağlıklı kişilere bulaşması, öksürük, aksırık ya da hasta kişilerin konuşması sırasında havaya yayılan damlacıkların doğrudan solunması yoluyla gerçekleşir. Aynı tabak, çatal yada kaşığı kullanmak ile de zatürreyi birbirimize bulaştırabiliriz, Ancak mikrobu alan herkes zatürre olmayabilir, bazıları hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonu olarak da geçirebilir bu evreyi.

Zatürreye Karşı Nasıl Önlem Alabiliriz?

Zatürreden korunma yöntemleri oldukça basittir alacağımız ufak tefek tedbirler ile hastalığın ortaya çıkmasını büyük ölçüde engelleyebiliriz.

Nedir bu önlemler?

Dengeli ve düzenli beslenmek, aşı yaptırmak, sigara içmemek, alkol alımından kaçınmak, vitamin ve minerallare düzenli olarak almak gibi basit önlemler ile büyük ölçüde bu hastalıktan korunabiliriz. Yaptırıcağımız tek bir doz aşı ile uzun süreli bir bağışıklık elde edebiliriz. Ortalama bir aşının 5 yıl süre ile bağışıklık sistemimizi güçlendirdiğini ve her 5 yılda aşıyı tekrar etmemiz gerektiğini söyleyebiliriz.

Zatürrenin Tedavi Şekli

  • Antibiyotikler
  • Yatak istirahati
  • Ateş düşürücüler
  • Öksürük kesici ilaçlar
  • Oksijen alınması
  • Pulmoner Fizyoterapi
  • Su kaybını karşılayacak ölçüde gerekli sıvının alınması
  • Bol vitaminli ve yüksek kalorili diyet uygulanması
  • Hastanın çok iyi beslenmesi
  • Her Şeyden de önemlisi çok iyi bir doktor tarafından tanı konulup gerekli testlerin yapılması gerekmektedir.

Zatürrenin Belirtileri Nelerdir?

  • Ateş, titreme, üşüme, terleme
  • Öksürük, balgam
  • Göğüs ağrısı
  • Sırt ağrısı
  • Hızlı bir şekilde nefes alıp verme
  • Göğsümüzde hırıltı
  • Nefes alıp verirken göğüs duvarında içe çekilmeler
  • Kusma
  • Başağrısı
  • Kas ağrısı
  • Halsizlik, iştahsızlık
  • Bebeklerde ise emmeyi reddetme gibi belirtiler görülebilir.

meme-kanseri

Kadınlarda çok sık görülen meme kanserine erken teşhisin yapılması ve kanserin önlenmesi için 20 yaşından itibaren evde kendi kendinize kontrol yapmaya başlamalısınız.

Göğüsleriniz çıplak şekilde ayna karşısına geçin. Her iki kolunuzu yanlara doğru serbest bırakın, omuzlar dik olacak durun. Önden ve her iki yana dönerek memelerin büyüklüğüne, simetrisine, derinin rengine, şekline, meme başlarına meme altı bölgelere, koltuk altlarına bakın. Meme büyüklüğünün aynı olmaması normaldir.

Aynı gözlemi kollarınızı yukarı kaldırdıktan sonra veya her iki kolunuz başınızın arkasındayken tekrarlayın. Bu sırada memeler, meme başları ve koltuk altı bölgelerine bakın. Kabarıklık olup olmadığına dikkat edin. Ellerinizi belinize, leğen kemiklerinin üzerine kuvvetle bastırın.

Omuzlarınızı hafifçe çıkararak öne doğru eğilin. Önden ve her iki yandan göğüslerinize bakın. Deride, çekinti, çökme olup olmadığına dikkat edin. Meme derisinde çekinti, deride portakal kabuğu görünümü, kızarıklık, memelerden birinde büyüme, meme başlarında çökme ve kepekli lezyonlar olup olmadığına dikkat edin.

Elinizin üç orta parmağının yastık bölümleriyle, küçük dairesel hareketler çizerek baskı şiddetini hafiften kuvvetliye doğru artırarak muayeneye başlayın. Sağ meme için sol, sol meme için sağ elinizi kullanın. Göğsünüzün tümünü yoklayarak muayene edin.

Aynı muayeneleri diğer göğsünüzde tekrarlayın. Parmaklarınıza vücut losyonu veya sabun sürerek kayganlığı artırarak, daha rahat muayene edebilirsiniz. Köprücük kemiğinin altından başlayarak, tüm meme bölgesini muayene edin.

Elinizi kaldırmadan kaydırarak birbirine paralel dikey çizgiler çizerek veya köprücük kemiğinin altından başlayarak saat ibresi yönünde giderek iç içe geçen daireler çizerek veya meme başında sonlanan şekilde tüm memenizi muayene edin. Elinizin başparmak ve işaret parmakları arasında meme başlarını sıkarak akıntı olup olmadığını kontrol edin.

Yatarak muayene edeceğiniz taraftaki omuz altına küçük bir yastık veya katlanmış bir havlu yerleştirin. Aynı taraftaki kolunuzu başınızın üstüne koyun. Diğer elinizin 3 orta parmağın yastık bölümleriyle dairesel hareketler çizerek ve baskı şiddetini hafiften kuvvetliye doğru arttırarak muayeneye başlayın.

Kolunuzu yana koyun, diğer elinizle koltukaltı bölgesini muayene edin. Diğer elinizin baş ve işaret parmakları arasında meme başını sıkarak akıntı olup olmadığını kontrol edin. Diğer göğsünüzü de aynı şekilde muayene edin.

Muayene için en uygun dönemler adet gören kadınlarda âdetin bitimini takiben 5. ve 7. gün arası, menopozdaki kadınlarda her ayın aynı günü, emziren kadınlarda emzirmeyi takiben, göğüslerdeki sütü boşalttıktan sonra, doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda, her yeni ilaç kutusuna başlamadan önceki gün yapılmalıdır.

kadinlari-anlamakMutlu bir ilişki için, tarafların birbirlerinin özelliklerini bilmesi ve davranışlarını bu çerçevede oluşturması gerekir. İşte psikiyatrlar ve evlilik terapistlerinin kadınları ve erkekleri anlamak için verdiği tüyolar…

Kadınlar neden daha çok kıskanır? Kadınların kalbini kazanabilmek için neleri yapmalı, neler yapmamalı?…. Erkekler neden gizemli kadınları daha çok çekici bulur? Erkekler evlenince neden değişir ve daha az konuşur?

Kadınlar, en çok ’seni seviyorum’ sözünden etkilenir. Uzmanlara göre, kocasından yıllardır sevgi sözcükleri ve iltifatlar duymayan kadınlar agresifleşiyor ve sonuç olarak erkeği de mutsuz ediyor.

Kadınlar erkekleri, erkekler de kadınları anlamakta güçlük çekerler. Bu, bir anlamda doğanın kanunudur. Oysa her iki cinsin de birbirini anlaması o kadar da zor değil.

Mutlu bir ilişki için, tarafların birbirlerinin özelliklerini bilmesi ve davranışlarını bu çerçevede oluşturması gerekir. Peki ya kadınların ve erkeklerin tipik özellikleri nelerdir? Nelere kızar, nelerden hoşlanır, nelerden nefret ederler? İşte psikiyatristler ve evlilik terapistlerinin kadınları ve erkekleri anlamak için verdiği tüyolar…

Erkekler devamlı pohpohlanmayı bekler

Psikiyatrist Nihat Kaya, erkeklerin kadınlar tarafından pohpohlanmayı beklediğini ve bunu bulamadıkları zaman mutsuz olduklarını söylüyor. Kaya, erkekleri anlamak için kadınlara şu önerilerde bulunuyor:

- Erkekler, özellikle spor, siyaset ve iş konularına ilgi gösteriyor. Kadınların, sevgili ya da eşlerinin ilgi alanları konusunda toleranslı olması ve paylaşımcı olmayı öğrenmeleri gerekiyor. Çünkü tamamen kendilerini dışta tuttukları zaman erkekleri yalnız bırakmış oluyorlar.

- Erkekler, eşleri tarafından değer görmek ister, hatta iltifat beklerler. Ona, arada sırada ‘Bugün çok yakışıklısın’ ya da ‘Gömleğin çok yakışmış’ gibi cümleler söylemelisiniz.

- Türk kültüründe erkekler, ailelerine son derece bağlıdır. Evlenseler dahi ailelerine karşı kendilerini sorumlu hissederler. Bu, onlara çocukluktan beri öğretilmiştir. Ancak pek çok kadın, eşinin, ailesine yaptığı yardımları kabul edemez ve bu konuda ciddi tartışmalar çıkar. Erkeklerin ailelerine yönelik yaptıkları yardımlar, kadınlar tarafından kıskanılmamalı. Hatta teşvik edilmeli. Çünkü erkek, siz ne kadar karşı çıkarsanız çıkın, ailesine desteğini sürdürecektir. Onun içinde bulunduğu durumu anlayıp yardımcı olduğunuzda, size daha sıcak davranacaktır.

- Erkekler, zaman zaman arkadaşlarıyla bir araya gelmek isterler. Çünkü sevgili ya da eşleriyle her ne kadar her konuyu konuşabilseler de erkek erkeğe dertleşmek ihtiyacını hissederler. Ayrıca, erkekler eşleri ya da sevgilileriyle yapışık ikizler gibi 24 saat birlikte olmaktan hoşlanmazlar. Belirli oranlarda, kadının, erkeğin bu isteğine anlayışla yaklaşması gerekir. Tabii, bu istek aşırıya kaçmadığı sürece… Örneğin, eşiniz haftada bir ya da iki kez kahveye veya üye olduğu bir lokale gidiyor, ama bu arada sizi de ihmal etmiyorsa bırakın gitsin, arkadaşlarıyla konuşsun. Belki size anlatmaktan çekindiği dertlerini arkadaşlarıyla paylaşıp rahatlayacaktır.

utangacMahcup biri misiniz?

Bir ortamda gözler sizin üzerinize çevrildiğinde, kalbiniz hızlı çarpıyor ya da soluğunuz daralıyorsa, psikolog Battler’ın tavsiyelerine bir göz atın. Araştırmalara göre, her geçen yıl özellikle kadınlar daha çok utangaçlık problemi yaşıyor. Tanımadığınız ya da yeni tanıştığınız insanlara karşı utangaç mısınız? Bu soruya cevabınız “Evet” ise, telaşa gerek yok. Çünkü siz tamamen normal birisiniz.

Yüzünüz mü kızarıyor?

Eğer yeni iş ortamında, ayağa kalkıp kendinizi tanıtmanız istendiğinde, yüzünüz kızarıyor, sesiniz titriyorsa, kalabalık önünde konuşmanızı gerektirecek durumlardan uzak durmaya çalışıyorsanız, maalesef utangaçsınız. Ancak “herkes konuşkan, girişken olmak zorunda değil” gerçeğini de aklınızdan çıkartmamanız gerekiyor.

Kendinizi kontrol edin

Ama utangaçlığınız yüzünden bazı fırsatları kaçırdığınızı düşünüyorsanız, davranışlarınızı kontrol altına almanın zamanı gelmiş demektir. “Daimi Mutluluk” adındaki projesi sayesinde, kadınların birçok problemini çözerek, mutlu bir yaşam sürmesini sağlayan ABD’li psikolog Artest Battler, utangaçlığın çözülemeyecek bir problem olmadığını belirtiyor.

Nedenini araştırmak gerek

ABD’de birçok bayan hastasının utangaçlık problemi yaşadığını belirten Battler, “Birlikte bu konuya yoğunlaşarak, her 100 utangaç hastamdan 85′inin bu sorununu çözmeyi başardık. Öncelikle utangaçlığın temelini bulmak gerekiyor. Bunu konuşarak başarıyoruz. Eğer siz de tavsiyelerime uyarsanız, eski utangaçlığınızdan büyük bir bölümünü attığınızı göreceksiniz” dedi. İşte Battler’ın tavsiyeleri:

Gereksiz bazı düşüncelerden kurtulmalısınız

Utangaçlıkla iç içe yaşamak zor bir duygudur. Çevredeki insanların gözünde utanılacak duruma, aptal durumuna düşme, onlar tarafından reddedilme ya da yetersiz görülme korkusu, sizi yıldırmasın. Utangaç kadın, daima kötü düşüncelerle kendisini daha zor durumda bırakır. Aşağıdaki düşüncelerden kurtulmaya bakın, çünkü bunlar size uygun değil.

- Eyvah, biraz daha konuşursam, kendimi aptal durumuna düşüreceğim.

- Ya burada bulunan herkes benim için “salak” derse.

- Söyleyecek bir şey bulamazsam ne yapacağım.

- Şu anda konuşursam mutlaka sesim tuhaf çıkacak.

- Ya kendimi kontrol edemez de saçmalarsam…

- Kızaracağım, titreyeceğim…

- Kalbim fena halde çarpmaya başladı, ya aniden kalp krizi geçirirsem…

- Çıldırabilirim.

- Acaba çok tuhaf görünüyor muyum?

- Şu ortamdan bir kaçabilsem.

- Herkes beni izliyor.

- Ne kadar sıkıcı olduğumu mu düşünüyorlar?

biberon

Bu dünyadaki en değerli varlıklarımızdır bebeklerimiz ve canımızdan çok sevdiğimiz bebeklerimizin beslenmesi de bir o kadar önemli ve mühimdir. Anne sütü ile besleyebileceğimiz gibi Biberon ile de besleyebiliriz bebeklerimizi. Biberonla beslemenin bir avantajı da babaların da bebeğin beslenmesine katkıda bulunmalarına, dolayısıyla bebekle yaklaşmalarına ve daha sıkı bağ kurmalarına olanak sağlamasıdır.

Biberon nasıl verilmeli?

Bebeğiniz her acıktığında ona biberon vermeniz yanlış değildir; çok geçmeden o ve siz emme düzeni kuracaksınız. Başlangıçta 3 veya 4 saatte bir biberon isteyen bebeğiniz, daha sonra bu alışkanlığını değiştirebilir.

Bebeğinizi biberonla emzirirken sırtınızı dayayacağınız bir yere oturun ve bebeğinizi kolunuzun dirseğinin iç yanına alın; başını kolunuzla destekleyin. Bebeğiniz hafifçe dik oturur durumda olmalıdır. Emzirirken bebeğin tamamen sırt üstü yatar durumda olmamasına dikkat edin. Bebek emdikçe kendine doğru çekeceğinden, biberonu sıkıca tutmalısınız.

Biberonu, emzik hep mamayla dolu olacak şekilde tutarak, bebeğin dilinin üstüne yerleştirin; biberonun ucunun çok geriye gitmemesine dikkat edin. Ara sıra hafifçe geriye çekip, bebeğin dinlenmesine olanak sağlayın. Bebekler genellikle biberonun emziğini eme eme yassılaştırırlar; bu da emziğin içinin havasız kalmasına neden olur ve mama gelmez. Böyle durumlarda biberonu bebeğin ağzından çıkartın, tekrar verin. Birkaç emmeden sonra, bebeğiniz biberonun ucunu ara sıra bırakmayı öğrenecektir.

Uyanınca sütünü içirin

Bebeklerin çoğu istedikleri mama miktarını yaklaşık olarak 20 dakika içinde bitirirler. Bebeğiniz daha yavaş emiyorsa, bu durumu doktorunuzla görüşmelisiniz. Yavaş ve çok sert olmayan bir hareketle biberonu bebeğinizin ağzından çekin. Eğer bırakmak istemezse, küçük parmağınızı ağzının kenarından içeri kayırın. Biberon ağzındayken uyuyakalmışsa, yutmuş hava yüzünden kendisini tok hissediyor olabilir. Oturur konuma getirin ve gazını çıkartın.

Minik bünyelere büyük koruma

Amerikan Bağışıklama Uygulamaları Danışmanlık Komitesi (ACIP), 6-23 aylık bebeklerin rutin aşılama programlarına grip aşısını da ekledi. Çocuklarda grip aşısı konusunda açıklamalar yapmak üzere Türkiye’ye gelen Dr. Fred Ruben, gribin sağlıklı çocuklar için de hayati tehlike yarattığını belirterek, durumun ciddiyetini daha yeni anladıklarını ve gribi rutin çocuk aşıları arasına aldıklarını söyledi.

Gribe karşı aşı

Kadın-erkek, genç-yaşlı ayrımı yapmadan herkesi vuran grip virüsü her yıl değişse de neden olduğu hastalık hiç değişmiyor. Çoğu kez sanılanın aksine hayatı tehdit edebilecek kadar önemli bir hastalık olan gribin, çocuklarda da en az yaşlılar kadar tehlikeli olduğu ortaya konulmuş durumda.

Bağışıklık sistemini güçlendirecek önlemler almak yararlı olsa da yeterli değil; gripten korunmanın tek yolu, bağışıklamadan geçiyor. Amerikan Bağışıklama Uygulamaları Danışmanlık Komitesi ACIP, yeni bir düzenleme ile, 6-23 aylık bebekler için şimdiye dek “önerdiği” grip aşısını, rutin aşılamalar listesine dahil etti.

ACIP uzmanlarından Dr. Fred Ruben, yeni bağışıklama talimatını anlatmak ve bebekler ile küçük çocuklarda grip hastalığının tehlikeleri hakkında bilgi vermek üzere basın mensupları ile bir araya geldi.

Rutin aşılar içinde

Grip denildiğinde akla hep yaşlılar ile kronik hastalığı olanların geldiğini, ancak uzun araştırmalar sonucunda gribin çocuklarda da büyük tehlike arz ettiğinin farkına varıldığını anlatan Dr. Ruben, bu nedenle geçtiğimiz yıla kadar bebekler ve çocuklar için “tavsiye edilen” grip aşısının, bu yıldan itibaren “rutin çocukluk çağı aşıları” kapsamına alındığını belirtti.

gebelik_1

Emziren Anneleri Destekleme ve Aile Sağlığını Koruma Derneği tarafından Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nde düzenlenen ‘Gebelik ve Emzirme Döneminde Anne ve çocuk Beslenmesi’ konulu panelde, çocuğun bir aile ortamında yetiştiğini, çocuğun yetişmesinde en önemli etkenin anne olduğu belirtildi.

Annenin, ailenin merkezini oluşturduğunu ve annenin anlayışlı, mutlu ve sağlıklı olması durumunda bebeğin düzenli büyüyeceğini ifade edilirken, düzenli beslenme olmadan anne ve çocuk sağlığının korunmasının mümkün olmayacağı kaydedildi.

3 yıllık ara olmalı

Anne sağlının, gebelik ve emzirme döneminde sosyolojik, ekolojik ve kültürel faktörlerden etkileneceği vurgulanarak, şöyle denildi: “Ayrıca gebelik sayısı, doğum aralığı, olgunluk düzeyi, sigara, alkol ve ilaç gibi biyolojik faktörler de anne sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Anne ve çocuk sağlının korunabilmesi için gebeliklerde en az 3 yıllık ara olması gerekir. Anne, gebelik döneminde bebeğe zarar verecek toksik maddelerden uzak durmalı ve bulaşabilecek bölgelerde çalışmamalıdır.”

Beslenme çok önemli

Bunların yanı sıra annenin emzirme döneminde de sağlığı bozucu etkenleri olabildiğince azaltması gerektiği belirtildi: “Özellikle beslenme çok önemlidir. Yemekle birlikte çok çay içilmesi, kan yapıcı maddelerin etkisiz hale getirerek vücuttan dışarı atılmasına yol açar. Bunun sonucu olarak da kansızlık ve sağlık bozukluğu ortaya çıkar. Ayrıca yemeklerin pişirilmesi, ek besin alınması ve annenin her konuda bilgilendirilmesi de anne ve bebek sağlığı açısından oldukça önemlidir.”

Gebelik ve emzirme döneminde sayılan olumsuz tüm etkenlerin başta anne olmak üzere bebeğin düzenli gelişimini tersine çevireceğine dikkat çekilerek, “Sonuçta anne ölümleri, yaşam süresinin kısalması, emzirme verimliliğinin düşmesi, sakat ya da ölü doğum gibi olumsuzluklar ortaya çıkar” denildi.

hijyen

Kadınların cinsel hastalıklara ve enfeksiyonlara yakalandıkları bölge olan genital bölgenin temizliği yapılırken mutlaka uyulması gereken kurallar vardır. Bu kurallara uyulmadığında oluşabilecek enfeksiyonlar cinsel hastalıklara ve hatta kısırlığa neden olabilir.

İşte genital bölge temizliğini sağlamanın ve o bölgenin hijyenini sürekli olarak korumanın 10 altın kuralı…

Genital bölgenin sık sık yıkanarak hijyen sağlanmaya çalışılması, bilinenin aksine vajinanın asit ortamının zarar görmesine neden olur. Ayrıca mantar gibi enfeksiyonlara karşı ıslak kalmamalıdır.

Doktorunuz aksini önermedikçe vajinanın içini yıkamaya yönelik üretilen hijyen ürünlerini kullanmamalısınız. Vajina, kendini sürekli yenileyen bir organdır. Bu nedenle vajinanın içine bu maddelerin sokularak “temizlik” yapılmaya çalışılması anlamsızdır ve vajinanın laktobasil/asit ortamının zarar görmesine neden olabilir. Bu ürünlerle dış genital bölgenizi temizlemenizde bir sakınca yoktur. Genital bölgenin gereğinden fazla yıkanarak hijyen sağlanmaya çalışılması vajinanın laktobasil/asit ortamının zarar görmesine katkıda bulunabilir.

Tuvalet sonrası temizlikte temizliğin önden arkaya (vajinadan anüse doğru yapılması) çok önemlidir. Temizliği anüsten vajinaya doğru yaptığınızda dışkıdaki kalınbağırsak bakterileri vajinaya ve buradan da idrar borusu yoluyla mesaneye bulaşabilir.

Genital bölge kuru olmalı

Mantar ve diğer bakterilerin nemli ve sıcak ortamlarda daha kolay üremesi nedeniyle genital bölgenin kuru kalması önemlidir. İç çamaşırınızı günlük değiştirmek, naylon yerine pamuklu iç çamaşırları tercih etmek, dar pantolon, çorap ve iç çamaşırı kullanmamakla bunu sağlayabilirsiniz.

İlişki sonrasında ve diğer tüm zamanlarda idrar yapma ihtiyacı ortaya çıktığında ertelenmemelidir. İdrar ihtiyacı ertelendiğinde mesanedeki bakteriler enfeksiyon yapmak için “zaman” bulurlar. Halbuki idrar yapılması bakterilerin idrarla birlikte vücuttan atılmasını sağlar.

Tam hazır olunmadan (yeterli kayganlık oluşmadan) ilişkiye başlanmamalıdır. Bu önlem mekanik tahrişe meydan vermemek açısından çok önemlidir. Gerekirse doktor önerisine göre kayganlaştırıcı ilaçlar kullanabilirsiniz.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH) açısından risk altında olan biriyle cinsel ilişkiye girdiğinizde eşinizin prezervatif kullanmasını istemek sizin en doğal hakkınızdır. Bunu sağlayamayacağınızı düşündüğünüzde kadın prezervatifinden faydalanabilirsiniz.

Unutmayın, Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH) erkekten kadına daha kolay bulaşırlar.

Genital temizlikte dikkat edilmesi gerekenler

Ağda ve jilet genital kılların giderilmesinde oldukça etkilidir. Lakin bu iki yöntem kıl köklerinin enfeksiyonunu kolaylaştırır ve genital bölgenin daha kolay tahriş olmasına neden olur. Genital bölge için geliştirilmiş aletlerden faydalanmak veya makas kullanmak özellikle genital bölgeleri, enfeksiyona ve tahrişe duyarlı kadınlarda daha iyi bir seçenek olabilir.

Tuvalette alınması gereken önlemler

Klozet kapağının üzerine serilen tek kullanımlık kâğıtlar ülkemizde de giderek yaygınlaşmakta ve hatta büyük marketlerde bu kâğıtlar herkesin cebinde taşıması için uygun bir şekilde paketlenmiş olarak satılmaktadır. Bu kâğıtları mutlaka kullanmalısınız.

Tuvaletlerde diğer bir sorun da tuvaletin içindeki kirli suyun sıçrayarak genital bölgeye değmesidir. Bunu önlemek için kirli suyun üzerini tuvalet kâğıdıyla kaplayabilirsiniz. Bunu yapmak mümkün olmadığında dezenfektan madde içeren “mavi su verici tabletlerden” faydalanabilirsiniz.

Her kadın düzenli olarak jinekolojik muayeneden geçmeli ve belirti ve bulgulara duyarlı olmalıdır. Kadınlar hiçbir sorunları olmasa dahi yıllık jinekolojik muayene için başvurmalıdırlar. Bu, belirti vermeyen veya geç belirti veren hastalıkların tanı ve tedavisi açısından çok önemlidir.

Genital sistem enfeksiyonları erken tanı konduğunda başarılı bir şekilde tedavi edilebilirken, tanının gecikmesi Fallop tüplerinin tıkanmasına neden olabilir.

rujlu-kiz

Soğuk kış günlerinde, çevrenizdeki yakışıklıları etkileyebilmeniz için neler yapmalısınız? İşte size, soğuk gecelerin sıcak kadını olabilmeniz için mükemmel makyaj teknikleri, bronz görünüm için ipuçları ve tarzınıza en uygun parfüm seçenekleri…

Kış gecelerindeki davetlerde göz kamaştırmak için tavsiyelerimizi dinleyin.

Kıpkırmızı dudaklar

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, kırmızı tonlarındaki renklere bakanların kalp atışları hızlanıyor, nabızları artıyor.

Güzellik uzmanı Lisa Herbert, “Kırmızı, karşınızdakine seksi ve heyecan verici olduğunuz mesajını verir” diyor. Yani kırmızı bir ruj, sevgilinizin kalp atışlarını hızlandıracaktır.

New Yorklu makyöz Melissa Silver, “Kırmızı ruj seçerken özenli davranın. Klasik kremsi olanlar yerine, dudaklarınıza seksi bir görünüm veren simli Rujunuzun kalıcı olması için, parlak rujunuzun altına gül rengi bir ruj sürün” diyor.

Kış bronzluğu

Altın rengi bronz bir ten, kendinizi çekici hissetmenizi sağlar. Böyle bir tene kışın da sahip olabilmek için, 7 saniyede bronz bir görünüm veren kremleri kullanabilirsiniz. Uygulamadan birkaç gün önce, peeling yapın.

Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta