Kasım, 2009 Arşivi

dogalguc.net Haftanın ürünü

yeşilcayDogalguc Blog evinizde kolaylıkla hazırlayabileceğiniz zayıflama çayı tarifi veriyor. Hazırlayacağınız yeşil çay ile hem  çok sağlıklı bir içeceği içiyorsunuz hemde sağlıkla zayıflıyorsunuz.

Yağ yakıcı Zayıflama Çayı için aşağıda listelenen malzemeleri karıştırarak hazırlayacağınız çay ile zayıflamanıza yardımcı olacaktr..

Yağ yakıcı çay için gerekli malzemeler nelerdir?

4 çay kaşığı Yeşil çay
4 çay kaşığı Mate yaprağı
2 çay kaşığı Isırgan yaprağı
2 çay kaşığı Kekik

Yağ yakıcı çay nasıl hazırlanır?

Malzemeleri 1 litre kaynar suyun içine koyarak 10 dakika demlenmesini bekletin (kaynatmayın).

Yağ yakıcı çaydan günde kaç bardak içmeliyim?

Günde 3-4 bardak tüketilebilir.

Yağ yakıcı çay hazırlanırken içine mısır püskülü,kiraz sapı ve rezene ilave edilirse çaya ödem sökücü özellik katılmış olur.

Önemli Not: Yağ yakıcı çaya şeker ve bal kesinlikle ilave edilmemelidir.

hijyen2Hijyen Yunan mitolojiğinde, sağlık tanrıçasıdır. Hijyen, sağlık ve temizlik dolayısıyla sağlığın korunması anlamınr taşır. Hijyen tıbbın tanrısı sayılan Asklepios’un karısı olarak mitolojide yer almıştır (M.Ö. 293).

Hygieia ve Asklepios daha sonraları koruyucu tanrı olmuşlardır. Bu nedenle sağlığın korunması kavramı hijyen olarak bilinir. Hijyenin hayvanı ise yılandır. Yılan, halen tıbbın ve sağlığın amblemidir. Hijyenin tuttuğu kaptaki suyu içmesi şeklinde sembolleşmiştir.

Hijyen, sağlığın korunması, geliştirilmesi, sürdürülmesi ve sağlık için ya­rarlı davranış ve uygulamaların yapılmasıdır. Bu uygulamalar kişisel hijyen ku­rallarıdır.

Kişisel Hijyen, Hijyenin Önemi, Temizlik ve Hijyen

Temizlik, sağlığı korumanın birinci koşulu ve kuralıdır. “Temizlik iman­dan gelir.” vecizesiyle dinimizin de temizliğe verdiği önem, eski çağlardan beri bilinmektedir. “Temizlik sağlık getirir.”Temiz insan, toplum içinde sevilir ve sayılır. Temiz insanın hastalıklara karşı direnci yüksektir. Patojen mikroorganizmalardan ve parazitlerden arınmış olduğu için hastalanmazlar. Her hangi bir bulaşıcı hastalığı da başkalarına bulaştırmazlar. Yani enfeksiyon ve kontaminasyona mani olurlar.

Sigara Nasıl Bırakılır, Sigara Bırakma Yolları

sigaraicmeGerçekten de sigarayı bırakmak her zaman sanıldığı kadar kolay olmaz. Ama dünya üzerinde her gün sigaraya yeni başlayanlar kadar bırakan kişilerin de olduğunu bilmek insanı rahatlatıyor. Güvenilir istatistiklere sahip olmalarından dolayı Amerika’ya baktığımızda sadece son 25 yıl içinde 50 milyon kişinin sigarayı bıraktığını görmekteyiz. Yani aşağı yukarı ülkemizin nüfusuna yakın bir sayı. Bizim ülkemizde ise kesin bir rakam verememekle birlikte herhalde aynı zaman diliminde sigara içenlerin korkunç derecede arttığı bir gerçek. Yıllardan beri girmek için uğraştığımız Avrupa Birliği’nde (Yunanistan’la Portekiz’i saymazsak) sigara içme oranı giderek düşmekte. Neden onların bıraktığı, günlük hayatta halka açık yerlerde içimini yasakladığı, kesinkes zararlı olduğu ve içerdiği nikotin nedeniyle aynı esrar veya alkol gibi bağımlılık yaptığı bilinen sigarayı biz içelim? Yurtdışına gidenler bilirler, buralarda sigara içenlere ikinci sınıf insan muamelesi yapılır. Bunlar bahçede, apartman boşluklarında, kapı kenarlarında sigara içerler. Lokantalarda istedikleri yerlere oturamazlar, sigara içilmeyecek bir yerde içtiklerinde para cezası öderler. Artık bir yıldır sigaranın yasaklanması ile ilgili kanun ülkemizde de çıkmış olmasına rağmen insanların duyarsızlıkları sonucu maalesef tam olarak uygulanamamaktadır. Bugün Avrupa ülkelerinde yaşayan çeşitli milletlerden insanlar arasında Türklerin özel bir yeri vardır. Öğrenci, işçi ya da göçmen olarak gittikleri ülkelerde genellikle en çok sigara içen kişiler ne yazık ki bizden çıkmaktadır. Önceden yüzyıllarca söylenen “Türk gibi kuvvetli” sözü ne yazık ki bugün, çok sigara içenlere alayla söylenen “Türk gibi sigara içme”ye dönmüştür, ülkemizi ileriye götürecek olan siz modern Türkiye Cumhuriyeti gençliğinin, böyle gereksiz ve zararlı bir alışkanlığa dur demesinin zamanı gelmiştir. Böylelikle yalnız siz daha sağlıklı olmayacaksınız, ülkemizin genel imajı da düzelecektir.

sigaraSigaraya Son; Her gün bir çok gazete ve dergide sigarayı bırakma konusunda çeşitli yazılar, öneriler, tehditkar tavsiyeler, bilimsel veya magazin türünde makaleler çıkmakta, bazen de kitapçılarda “Sigarayı nasıl bıraktım!” türünden kitaplar görülmektedir. Bu tavsiyelerin bir çoğu birbirinden o kadar farklıdır ki, insan hangisine inanacağını bilemiyor. Gelin isterseniz önce sigaraya nasıl başlanıldığından kısaca bahsedip sonra sigaranın nasıl bırakılacağına dönelim.
Ülkemizde sigaraya ortalama 11 yaşında başlanıyor. Sigarayı şöyle bir denemek için kullanan gençlerin dörtte üçü bunun bağımlısı yani esiri oluyor. İlk sigara içme denemeleri genellikle öksürük, baş dönmesi ve bulantı yaratmasına rağmen içen kişi, arkadaşları arasında prestij (!!!) kazanıyor ya da öyle zannediliyor. Başlangıçta tek tük ve gizli olan bu tanışıklık zamanla açıklık ve alışkanlığa dönüyor, kişi sigaraya bağımlı bir hale geliyor. Artık dişler, parmaklar sararmaya, kaşlar, bıyıklar ve elbiselerde yanık izleri görülmeye başlıyor ve ağız kokusu yerleşiyor. Sigaraya başlayanların yaklaşık % 85′i genç kişiler ve her 1000 gencin 750’sinin anne veya babasından biri veya her ikisi sigara içmektedir. Diğer bir deyişle toplum, genci sigaraya başlatmak için gerekli her türlü alt yapıya sahiptir. Bunları belki de tekrar tekrar dile getirmemizden kasıt, sigara ile ilişkiyi kesmenin en iyi yolunun onun nasıl bırakılacağı değil nasıl başlanılmaması gerektiği olduğunun bir kez daha vurgulanmasıdır. Çünkü sonuçta sigarayı düzenli olarak kullanan her 1000 gençten 250’si sigaraya bağlı bir hastalıktan ölecektir veya başka bir deyişle ortalama yaşam süreleri en az 10-15 yıl kısalacaktır.

Toplum ve kamu sadece bu kişilerin erken ölmesinden veya bunların çalışabilir hayat sürelerini hasta geçirmelerinden dolayı, sigaraya harcanan her 100.000 lira için 216.000 lira kaybetmektedir. Ve bu paralar hepimizin devletimize ödediği, ödeyeceği vergilerden çıkmaktadır. Yani bizim paralarımızdan.

Şimdi bir girişten sonra gelelim sigara içenlerin bunu nasıl bırakacaklarına. Yapılan araştırmalar sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenleri şu şekilde sıralamakta:

A- Fiyatın pahalı gelmesi.
B- Sigaranın zararları hakkındaki yayınlar.
C- Aile ve iş ortamında bırakmaya teşvik, ayıplanma.
D- Kapalı yerlerde ve iş ortamında sigara içiminin yasaklanması.
E- Sigaraya bağlı bir hastalığın ortaya çıkması.

Sigara içenlerin % 75′i sigarayı bırakmanın en az alkol veya uyuşturucuyu bırakmak kadar zor olduğunu düşünmektedir. Ama buna rağmen yakınlarına söyleseler de söylemeseler de sigara içenlerin ortalama % 70′i bunu en az bir kez denemişlerdir. Hatta yapılan araştırmalar sigarayı bırakmaya çalışanlardan % 40′ının en az üç başarısız deneme yaptığını ortaya koymuştur. Demek ki sigara içenlerin içinde hiç de azımsanmayacak bir grup, bunu nasıl yapılacağını bilmediğinden başaramamaktadır. Genel olarak sigarayı günde bir, paketten az içenler daha kolay ve kendiliklerinden kolayca bırakabilmelerine karşın, daha çok miktarda sigara kullananlar yardıma ihtiyaç duymaktadır. Yurt dışında bir çok ülkede hastanelerin özel “sigara bırakma klinikleri” vardır. Buralara başvuran kişilere gerekli bilimsel öneriler ve tıbbi yardım verilmektedir. Ne yazık ki ülkemizde alkol ve uyuşturucu bağımlılığına yönelik özel tedavi klinikleri bulunmasına rağmen, sigara bırakma ile ilgili özel klinikler yaygın olarak bulunmamaktadır.

Aşağıda sigarayı bırakma yolları ve basan oranları gösterilmiştir. Elbette buradaki en önemli olay; kişinin sigarayı bırakmayı istemesidir.

Sigara Bırakma Yöntemleri

Aniden bırakma – %81.5
Azaltarak bırakma – % 5.7
Hipnoz – %1.6
Düşük nikotinli sigara – %1.5
Nikotinli sakız – %1.4
Özel sigara filtreleri – %0.5
Psikolojik tedavi %0.1

Tablodan da görüleceği üzere en çok kullanılan ve en başarılı yöntem, sigarayı aniden bırakmaktır. Bunun için aniden karar verilebileceği gibi, belli bir süre önceden bir tarih tesbit edilip, o tarihte de sigara bırakılabilir. Sigara bıraktıktan sonra en tehlikeli dönem ilk iki aydır. Çünkü sigarayı bırakanların % 88′i ilk 58 gün içinde yeniden içmeye başlamaktadır. Bu süre içinde, uyulduğunda çok yardımcı olabilecek bazı önemli kurallar vardır. Bunlar:
Olabildiğince sigara içen arkadaşlardan uzak durmak.
Sigara, kibrit ve çakmakları el altından uzaklaştırmak
Sigarayı bırakınca insanın bir süre için iştahı artabilir, kilo almamak için dikkatli olmak, sofradan doymadan kalkmak,

Egzersiz ve spora başlamak (yürümek, asansör yerine merdiven kullanmak, bisiklete binmek veya hiç değilse televizyonu uzaktan kumanda ile değil elle açıp kapamak gibi.)
Çay veya kahve ile sigara içenler için, bu alışkanlıklarının değişimini sağlamak. Örneğin çay yerine meyvasuyu veya ıhlamur içmek veya küçük bir gezinti yapmak gibi.
Sigara isteği halinde bol bol sıvı gıda almak. Meyva suyu, maden suyu veya diet meşrubatları tercih etmek, şekersiz sakız çiğnemek.

Alkolden uzak durmak. Çünkü alkol sigara arzusunu depreştirir. Nedense dünyanın her yerinde alkol içenlerin sigara içme zorunluluğu da var gibidir.

Sigaraya harcanmayan para ile kendinize veya ailenize hediye almak.
Sigara kokusu kalmasın diye elbiselerinizi yıkamak veya temizletmek.
Diş hekiminize gidip, dişlerinizi kontrol ettirmek. Her öğün sonrası dişlerinizi düzenli olarak fırçalamak, unutmayın sağlıklı dişler her delikanlıyı daha yakışıklı, her genç kızı daha güzel gösterir. Genç bir kız veya erkek için sigaradan sararmış kirli dişli, kokan bir ağız kadar kötü başka bir şey olamaz.

Yeni meşguliyetler yaratmak, (kolleksiyonculuk, model uçak yapımı, evde marangozluk, tamir işleri vs.)

Eğer çevrede bir yakın akraba veya arkadaş sigarayı bıraktıysa onu tebrik ve teşvik etmek. Çünkü onun en çok buna ihtiyacı vardır.
Sigarayı bırakınca rahatsız edici bazı durumlar ortaya çıkabilir, (uykusuzluk, sinirlilik, sıkıntı hissi, kalp atımlarında yavaşlama, tansiyon düşüklüğü, iştah artması, otlakçılığa başlama tehlikesi vs.). Tüm bu sıkıntılar bir iki ay içinde geçecektir.

“Sigarayı bıraktığınız için Berki yaşamınızda nefes darlığı yaratan akciğer hastalıkları, kalp krizi, damar hastalıkları ve çeşitli kanserlere karşı kendinizi korumuş oluyorsunuz. Siz, ailenize ve ülkenize lazımsınız.”

Sigarayı bıraktığınızda vücudunuzda nelerin olduğu Aşağıda  anlatılmıştır.
Sigarayı bırakmak, bazı kimseler için çok zor olup, bu kişilerin mutlaka tıbbi yardıma ihtiyaçları vardır. Bu amaçla kullanılan çeşitli ilaçların arasında en popüler olanı hiç şüphesiz nikotin tedavisi’dir. Bilindiği üzere sigaranın bağımlılık yapması, içindeki nikotin sayesindedir. Sigarayı bırakmak isteyen tiryakilere eğer nikotin, başka yollarla ve kontrollü olarak verilirse, sigara daha kolay bırakılabilmektedir. Yapılan çeşitli klinik araştırmalarla sakız, burun spreyi ve cilde yapışan plaster şeklindeki nikotin tedavisi kullanan kişilerin sigarayı daha kolay bıraktıkları gösterilmiştir ve bu konuda yapılan çalışmalar halen devam etmektedir. Nikotin dışında önerilen bazı ilaçlar varsa da bunların yaygın kullanımı yoktur ve bu ilaçlar sadece bu konuda uzman hekimlerce önerilebilir. İlaç dışında hipnoz veya akupunktur tedavisi de bazı durumlarda yardımcı olabilmektedir.

Sigarayı bıraktığınızda vücudunuzda olan değişiklikler

20 Dakika Sonra Tansiyonunuz ve nabzınız normale iniyor

8 Saat Sonra Vücudunuz kendisini yenilemeye başlıyor. Kanınızdaki oksjien normal düzeyine çıktı; olmaması gereken zehirli karbonmonoksit gazı çok azaldı.

24 Saat Sonra İlerdeki kalp krizi riskiniz azalıyor.

48 Saat Sonra Duyu organlarınız daha iyi çalışıyor. Daha iyi koku ve tat alıyorsunuz.

72 Saat Sonra Akciğer içindeki bronşlarınız rahatlıyor, akciğer kapasiteniz artıyor ve solunumunuz normalleşiyor.

2 Hafta Sonra Dolaşım sisteminiz düzeliyor, yürüyüş kapasiteniz artıyor.

3 Ay Sonra Akciğer kapasiteniz % 30 arttı. Akciğer içindeki hücreler kendini yeniliyor. Akciğer temizleniyor ve zatüre olma riski azalıyor. Öksürük, sinüzit, halsizlik, nefes darlığı düzeldi, enerjiniz arttı.

5 Yıl Sonra Akciğer kanserinden ölüm riski % 50 azaldı.

10 Yıl Sonra Akciğer ve sigaraya bağlı diğer kanserlerden (ağız, gırtlak, yemekborusu, mesane, böbrek ve pankreas) ölüm riski sigara içmeyenlerin düzeyine indi.

Kaynak: Doç. Dr. A.Fuat Kalyoncu

Sigaraya Başlama Nedenleri, Sigara İçme Alışkanlığı

Türkiye nüfusunun yaklaşık yarısı sigara içmektedir. Bunun anlamı, sigaranın yarattığı sorunlarla ülke gündeminde güncel bir konumda olmasıdır. Tütün ve sigara neden olduğu hastalık ve ölümler gibi zararlarının yanında ekonomik boyutuyla da önemli bir konumdadır, ülke ekonomisine katkısı sınırlıdır, üretimden tüketime 3 milyon insana iş imkanı yaratmaktadır. 1980′li yıllarda yabancı dev sigara üreticilerinin ürünleri ithal edilerek pazarlanmaya başlamıştı Bu şekilde kaçak satılan yabancı sigaraların vergilendirilmesi öngörülmüştür. Yabancı sigara alışkanlığı hızla yayılmış belki de beklenenden daha yüksek düzeylere ulaşmıştır. Yerli ve yabancı sigaralardan bütçeye vergiler kanalıyla önemli bir gelir sağlanmaktadır. Bu gelirin bir kısmından vazgeçmek, başka bir deyimle sigara tüketimini azaltmaya yönelik önlemler almak zordur. Ülkemizdeki işsizlik ve bütçe açıkları da düşünülürse bu imkansız gibi görülmektedir. Bu nedenle sigara tüketimini azaltmaya yönelik baskılara ülke yöneticilerinin destek sağlaması beklenmemelidir/ Yabancı sigara alışkanlığı uluslararası dev şirketlerin etkilerini de arttırmaktadır. Yabancı sigaraların ithal edilmeye başlanıldığı günlerdeki birim fiyatları sabit olarak alınırsa geçen sürede sigara ucuzlamaktadır. Bu ucuzlama veya fiyatın artmaması sigara tüketimini arttıracak bir faktördür. Sigara fiyatlarını veya alınan vergileri arttırmak sanıldığı kadar kolay değildir. Yabancı şirketlerin kaçak sigaraları buna önemli bir engeldir. Ayrıca sigara pazarına ve sigara ile ilgili konulardaki problemlere bu şirketlerin etkisi çok büyük boyutlardadır. Bu şirketlere rağmen sigara tüketiminin azaltılmasını sağlayacak önlemler almak zordur. Şu da sigara içimine karşı oluşacak kamuoyu baskısını engellemektedir. Yine yabancı şirketler ekonomik güçleri nedeniyle sigara ile ilgili pazarı istedikleri gibi etkilemektedirler. Bunun en basit örneği uyguladıkları ustaca hazırlanmış dolaylı reklamlardır.sigaraküllük

Sigara tüketimini azaltma yolundaki eğitimin ana konusu; “niçin sigara içimi ile savaşmak gerekir?” sorusudur. Bunun en iyi cevabı sağlıkla ilgili mesleklerde çalışanlardan gelmelidir. Ama ülkemizde sağlıkla ilgili mesleklerde çalışanların en önde gelen grubu olan tıp doktorlarındaki sigara alışkanlığı toplumdaki diğer meslek gruplarından pek de farklı değildir. Bu durumda gönüllü sağlık çalışanlarının üzerine düşen görev daha da ağırdır. Bu ağırlığı hafifletecek olan diğer meslek gruplarının da bu savaşa gönüllü katkıları olacaktır. Bu durum sigara ile savaşın hem boyutunu genişletecek hem de oluşacak baskıyı artıracaktır. Böylece oluşan baskı ile istenilen amaca daha kolay ulaşılacaktır.

Sigara ile savaşta diğer önemli bir nokta ise, sigaranın insan sağlığına olan etkileridir. Bir çok insan sadece “Sigara sağlığa zararlıdır” cümlesinden öteye bilgi sahibi değildir. Buna tıp öğrencileri ile tıp doktorlarının bir bölümü de dahildir. Sigaranın yarattığı sağlık sorunları bu nedenle yeterli ölçüde topluma yansıtılmamaktadır. Yansıtılanların bir kısmı ise gerçek boyutlarda olmadığından etkili olmamaktadır. Sigaranın yarattığı sağlık sorunları yapılan araştırmalardan çıkarılan bilimsel verilere dayandırılmalı, gerçekler olduğu gibi anlatılmalıdır. Buna ek olarak, sigaraya bağlı hastalıklara, Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu gibi resmi kurumların harcadığı giderlerin bir bölümünün sigara içmeyenlerin ödedikleri vergilerden karşılandığı bilinci de yerleşmemiştir. Kısaca ülkemizde sigaranın yarattığı sorunların toplum tarafından yeterli ölçüde bilinmediği bir gerçektir.

Sigaranın yarattığı hastalık ve ölümlerin anlaşılmasından önceki dönemlerde sigara içmek moda sayılmaktaydı. Bizim ülkemizde de sigara içilmesi bir zamanlar teşvik edilmiştir. Askerlik hizmetini yapanlara bedava sigara dağıtıldığı dönem örnek olarak verilebilir.

Sigara içilmesi ve yaygınlaşması sonucu toplumumuz bazı alışkanlıklar kazanmıştır. Evlerde, işyerlerinde, kapalı alanların bir çoğunda sigara içilmesinin beklenen ve normal bir davranış olduğu gibi, bu beklentinin delili olarak küllük bulundurulmaktadır. Kapalı alanlarda hatta hasta ve çocukların yanında sigara içilmesine hiç tepki gösterilmemiştir. Tersine, insanların birbirlerine ve misafirlerine sigara ikram etmesi neredeyse toplumumuzda bir gelenek haline gelmiştir. Sigara yurtdışından gelen bir çok insan için hediyelik bir madde olarak kabul görmektedir. Toplumumuzda sigara içenlerin üzüntü, sıkıntı ve streslerinde ilk yaptıklarından biri sigara içmedir. Sigara sadece üzüntü ve streste teselli aracı olarak görülmesinin yanısıra keyif verici bir madde olarak da kabul edilmektedir.

Bronş astmalılarda sorun daha büyüktür. Astma ataklarını ortaya çıkardığı için ev ve iş ortamında sigara içilmemesi gereklidir. Hastaların bunu çevrelerine kabul ettirme- leri çok güç olmaktadır.

Ülkemizde 7 Kasım 1996′ya kadar sigara paketlerinin üzerindeki, T.C. Bakanlar Kurulu’nun 1986 yılı ve 86-10911 sayılı kararı uyarınca “Sigara sağlığa zararlıdır” yazısı dışında ciddi bir yasal engel bulunmamaktaydı.

Sigara üreticileri doğrudan reklam yanında ustaca dolaylı reklamlara yönelmişlerdir. Bu reklamlar özellikle gençliğin ilgi duyduğu alanlara kaydırılmıştır. Bu alanlardaki aktif reklamlar devamlı görülmektedir. Örneğin; otomobil sporlarına yönelik reklamlar ön plandadır. Bu sporlar gençliğin en büyük ilgi alanlarındandır. Sigara üreticilerinin ustaca kullandıkları bir diğer yöntem ise sigaranın filtreli olması, filtre özelliklerinin belirtilmesi, içerdiği katranın azlığı veya hafif olduğunu belirten ibarelerle sanki zararlarının azaltıldığı imajını yaratmaktır.

Sigaranın kötü kokusu ve aşırı duyarlı soluk borularına sahip astmalılarda yarattığı boğaza takılma hissi, öksürük, hırıltılı soluk, nefes darlığı gibi belirtiler dışında erken görülen bir etkisi yoktur. İnsanlar yıllar sonra ortaya çıkabilecek zararlara karşı çoğu kez duyarsızdır. Sigaranın yarattığı sağlık sorunların genellikle 20 yıl veya daha uzun bir süre sonra ortaya çıkmaktadır. Bunu bilmelerine rağmen bir çok kimse başladığı sigarayı kolay bırakabileceği gibi yanlış ön yargılara sahiptir.

İnsanın doğasında yasaklara karşı gelmek, yasakların tersini yapma isteği vardır. Sigara sorununun boyutları ile ilgili eğitimi yetersiz kimselerin sigara aleyhindeki beyan-ları bazen sigaraya ilgiyi arttırmaktadır. Ayrıca özellikle gençler özgürlük, bağımsızlık duygularını sigarayla özdeşleştirmektedirler.

Yukarıdaki görüşlerin ışığında, sağlıkla uğraşanlar da dahil, toplumun büyük bir bölümünün sigara ile ilgili gerçekleri bilmediği ve bu nedenle sigaraya kolayca başlayıp devam ettiği söylenebilir.

Kaynak: Prof. Dr. Altay Şahin

sigaraiçeninsan2Sigara Hakkında Bilgi, Sigara Kullanımı

Tütün bitkisi yüzyıllar önce yani tarih öncesi dönemlerde, yeni dünya yerlileri tarafından keyif verici bir madde olarak kullanılmaktaydı. Aynı bitki Avusturalya’da da bulunmasına rağmen orada bu amaçla kullanılmamıştır.

Tütün Tarihçesi; Tütün yaprakları, enfiye, çiğneme, nargile, pipo, puro ve sigara şeklinde kullanılmaktadır. Bugün tütün denilince akla daha çok sigara gelmektedir.

Kristof Kolomb, XV. yüzyıl sonlarında Batı Hind adalarına geldiği, zaman, yerlilerin “Tobaccos” diye isimlendirdiği bir bitki yaprağını sararak yakıp dumanını zevkle içlerine çektiklerini görmüş ve faydalı olur düşüncesiyle bu bitkinin tohumlarını eski dünyaya taşımıştır. Tütün yapraklarının, geçmeyen yaraları iyileştirdiği, başta verem olmak üzere bir çok hastalıklara yararlı olduğuna inanılmaya başlanmıştır. Fransa’nın Portekiz elçisi Jean Nicot da faydalı olduğuna inanarak, tohumlarını Paris’e taşımış ve Versay Sarayı’nın bahçesindeki çiçeklerin arasında tütün bitkisi de yerini almıştır. Bahçede çiçekleri açan bitki kraliçenin baş ağrısına yararlı olunca, tütün kısa zamanda sağlığa faydalı bitki sınıfına girmiş ve yeni bir endüstri doğmuştur. Bu bitkinin İngiltere’ye gelişi ise, tütün tiryakisi olan Amiral Walter Raleigh ile XVI. yüzyılın sonunda olmuştur. Amiral, Kraliçe Elizabeth’e tütün kullanmasını öğretmiştir. Daha sonraki yıllarda Kral James I’i devirmek suçundan ölüm cezasına çarptırılan Raleigh, Londra kulesinde hapisken, hücresinin önündeki ufak bir yerde tütün yetiştirmeye devam etmiştir. Zaman içinde, İngiltere ve Fransa’nın dışında, Almanya, Avusturya, Macaristan ve İtalya’da da tütün endüstrisi gelişmeye başlamıştır. İlk sigara fabrikası ise 1856 yılında İngiliz Gloak tarafından kurulmuştur. Bunu diğer ülkelerdeki yeni fabrikalar takip etmiştir.

Tütünün ülkelere yayılması daha çok denizciler tarafından olmuştur. Avrupa ülkelerinin çoğu, sömürge ülkelerinde tütün yetiştirmeye başlamış ve oradan getirdikleri kurutulmuş tütün yapraklarını sararak puro, ya da kıyarak pipo veya sarma sigara şeklinde üreterek, pazarda yer kapmışlardır. XVIII. ve XIX. yüzyılda kıyılmış tütün ve sigarayı muhafaza eden tabakalar, pipolar ve ağızlıklar, erkeklerin süs eşyası haline gelmiştir. Tütün üreten ve işleyen şirketlerin sayısı artmış tütün endüstrisi devletler için büyük bir gelir kaynağı durumuna gelmiştir.sigara
Her sanayi dalında olduğu gibi tütünde de en hızlı ve büyük gelişme ABD’de olmuştur. XX. yüzyılın ilk yarısında tercih edilen Şark tütünü idi. Bu tütünden yapılan sigaralar Avrupa piyasasında iyi bir üne sahipti. ABD, Virginia’da sulu tarım alanlarında yetiştirilen büyük yapraklı tütün üretmiş ve bunu eski kıtaya kısa zamanda tanıtmayı başarmıştır. Önceleri, sigaralar Şark tütünü ile Amerika’dan Burney ve Virginia tütünü ile karıştırılarak piyasaya sürülürken, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Birleşik Amerika Marshall yardımı adıyla Avrupa’yı kendi tütününe alıştırmış ve piyasadaki payını genişletmiştir. Bunun sonucunda, Türkiye’nin ürettiği Şark tütününün dış satımı gittikçe azalmıştır.

Tütün kullanan kişilerde değişik hastalıklar olduğu çok eskiden beri bilinmekteydi. Zararlı bir bitki olduğu önce din adamları tarafından anlaşılmış ve kullanımı yasaklanmak istenmiştir. Tütünün o devirde daha çok üst tabaka insanları tarafından kullanılışı ve iyi para getirmesi nedenleriyle yasaklama başarılı olamamıştır. 1930 ve 1940′LN yıllarda çok nadir görülen akciğer kanseri olgularının 1950′Ierde gittikçe artan sıklıkta görülmesi araştırmaların gerekli olduğunu göstermiştir. ABD’ de kişi başına düşen sigara sayısının XX. yüzyıl başından itibaren hafif dalgalanmalarla nasıl arttığını ve 60′lı yıllarda ise en yüksek sayı olan 4.000′e vardığı görülmektedir. Bu tarihten sonra ise düşme başlamıştır.

Savaş yıllarında tüketim hızla artmakta, buna karşın ekonomik kriz olduğu yıllarda kısa bir düşme göstermektedir. ABD’de tütün tüketimindeki belirgin azalmanın en büyük nedeni, Richard Doll ve arkadaşlarının 1951 yılında 41.000 İngiliz doktoru üzerinde yaptıkları çalışmalarla, tütünün insan sağlığına zararlı olduğunu göstermesinden kaynaklanmaktadır. Aynı yıllarda ABD’de kanser derneklerinin 25 eyalette sürdürmüş olduğu çalışmalar da benzer sonuçlar vermiştir. İnsanlığa büyük bir hizmette bulunan bu araştırıcılar, sigara içen doktorlarda başta akciğer kanseri olmak üzere bir çok kanserin, solunum yetmezliği yapan süreğen bronş hastalığının ve kalp damar rahatsızlıklarının, içmeyenlere göre daha fazla olduğunu istatistiksel olarak göstermişlerdir. Araştırmalarda, ABD’de bir yılda 130.000′i akciğer kanserinden olmak üzere 434.000 kişinin sigara ile ilgili hastalıktan öldüğü hesaplanmıştır. İngiltere’de ise sigara içiminden kaynaklanan erken ölüm sayısı 100.000 civarında olup, bu her gün içi tamamen insanla dolu büyük bir yolcu uçağının düşmesi anlamındadır.

Sigaranın tehlikeli bir alışkanlık olduğu kesin olarak ortaya çıkınca bundan yararlanan ve önlem alan ilk ülke İsveç olmuştur. Sağlıkçılar, bu önemli sağlık sorununun boyutlarını ve gerekli önlemleri hükümete bildirmiş, parlamento da gereken kanunları çıkarmış ve kısa bir sürede sigara ile mücadele başlatılmıştır. Diğer Avrupa ülkeleri de aynı yönde hareket etmişlerdir. Amerika’da ve Avrupa’da sigara satışları azalmaya başlayınca, tütün tekelleri daha iyi kalitede sigara yapmaya başlamışlar, piyasaya filtreli, daha az katranlı sigaralar çıkmıştır.sigaraöldürür
Batıda tütüne karşı aşırı tepki o kadar etkin olmuştur ki, yukarıdaki gelişmeler, tütün tüketiminin azalmasına engel olamamıştır. ABD ve batının gelişmiş ülkelerinde, sigara ile mücadele yöntemleri ve halkın bilgilenmesi sonunda sigara tüketimi hızla düşmeye başlamıştır. 70′li yıllarda başlatılan savaş sonunda, yirmi yıl içinde, tütün kullanımı erişkin nüfusta % 41′den % 29′a düşmüştür. Buna rağmen çok uluslu sigara tekelleri, üretimlerini kısmamış, üretim fazlasını az gelişmiş ülkelere aktarma yoluna gitmişlerdir. Onlar için, Orta-Doğu, Afrika, Asya ve Pasifik okyanusu ülkeleri çok iyi pazarlardır ve gelecekleri oradadır. Bu görüşün dayanaklarını sayacak olursak:

1) Az gelişmiş ülkelerde nüfus çok fazladır.
2) Bu ülkelerde sigara ile mücadele olsa bile, devamlı artan nüfus sigara tüketimini artıracaktır.
3) Az gelişmiş ülkelerin ekonomileri düzeldikçe, halkın geliri arttıkça, sigara içimi otomatik olarak artacaktır.
4) Bu ülkelerin teknolojileri, batılı sigara tekelleri ile yarışacak durumda değildir.
5) Az gelişmiş ülkelerde daima parasal sorun vardır. Hükümetlerin sigaradan aldıkları vergilere gereksinimi vardır.
6) Batıda başlayan feminizm akımı üçüncü dünya ülkelerine geldiğinde kadınlar arasında sigara içimini artıracaktır.

Neticede çok uluslu tütün tekelleri, az gelişmiş ülkelerde altın arar gibi yeni pazarlar peşinde koşmuşlardır. Bunda da başarılı olmuşlardır.

Tütün pazarını elinde tutan büyük şirketlerin, pazar bulmak için belirli yöntemleri vardır. Kullandıkları yüksek teknoloji nedeniyle ürettikleri sigaraların kaliteleri çok iyidir. Önce hedef ülkeye yasal olmayan yollarla (kaçakçılık, bavul turizmi vb.) sigaralarını sokmuşlardır. Sonra ülke yöneticilerine, “Sizin paraya ihtiyacınız var. Açın gümrük kapılarınızı, kaçakçının cebine girecek para sizin olsun” önerisinde bulunmuşlardır. İkinci işlem, etkin bir reklam kampanyası ile birlikte halkı kendi sigaralarına alıştırmaktır. Hedefleri, sigara içmeyen gençler ve kadınlardır. Reklamlarını yaparken, amaçlarının gençleri sigaraya alıştırmak değil; tiryakilere daha iyi sigara sunarak, onlara hizmet olduğunu vurgularlar! Yabancı sigara şirketlerinin bu oyunlarını bilen ve onlara mani olmaya çalışan ülkeler başarılı olamamışlardır. Zira, karşılarına ABD ile yapılan ticaret anlaşmaları çıkar. Sigaralarını pazarlayamadıkları, reklamlarını yapamadıkları ülkelere ambargo uygulatmaktadırlar.

Çok uluslu tütün tekellerinin bu acımasız hareketleri, etkisini kısa zamanda göstermiş ve Batıda sigara tüketimi azalırken, üretim fazlalaşmış ve az gelişmiş ülkelerde sigara kullanımı artmıştır. Tütün tüketimi İngiltere’de %22 Latin Amerika’da %24, Afrika ülkelerinde ise %42 oranında artmıştır.

Tütün, Osmanlı’ya ilk kez XVII. yüzyılın sonunda Ce-novalı denizciler tarafından liman şehirleri olan İstanbul ve İzmir’e getirilerek tanıtılmıştır. Bundan sonra Selanik ve İskeçe şehirlerinde üretim başlamıştır. Tütün kullanımına bağlı büyük yangınlar nedeniyle IV. Murat katı önlemler almış, ancak başarılı olamamıştır. Osmanlı, tütün ihtiyacını, Batı Trakya yöresindeki üretim ile gidermeye çalışmış ve bir süre sonra Avrupa’ya Şark tütününü satar duruma gelmiştir. Osmanlı 1895 yılında Fransız Reji şirketiyle anlaşmış ve bununla İstanbul, İzmir ve Samsun’da sigara fabrikaları kurulmuştur. Bu şirketle anlaşma süresi bitmesine rağmen, Balkan Savaşı felaketi ve maddi sıkıntılar Osmanlı’yı Fransızlarla yeniden anlaşmaya zorlamıştır. Kurtuluş Savaşı’nın hemen başında TBMM Hükümeti Reji şirketi ile anlaşmayı feshetmiş ve ulusal bir politika gereği Tekel kurulmuştur.

Türkiye’de üretilen Şark veya yarı Şark tipi tütün olup; daha çok Ege Bölgesi’nde, İzmir, Manisa, Aydın, Balıkesir; Karadeniz’de, Samsun, Trabzon ve Artvin civarında; Marmara ve Güney Doğu Anadolu’da üretilmektedir, üretilen yerler genellikle başka amaçla pek kullanılmayan kıraç arazilerdir. Bugün Türkiye’de tütünle uğraşan yarım milyon insan ve bunların bakmakla yükümlü olduğu 5 milyon kişi vardır.

TC. Devleti tütün üreticilerini, desteklemekte yani halkın ürettiği tütünü, dış piyasadaki değerinden daha pahalı almaktadır. Alınan tütünler, sınıflandırılmakta ve ona göre üreticiye para ödenmektedir. Son zamanlarda, bazı yörelerdeki kötü kaliteli tütünler, sırf politik amaçla, olduğundan yüksek değerlerle alınmaktadır, üreticiden alınan iyi kaliteli tütünler, döviz ihtiyacı olduğu zaman ucuz fiyatla dışarıya satılmakta ve tütün ihtiyacı olduğu zaman da, ihraç edilenler daha pahalı olarak satın alınmaktadır. Yani devletimiz tütünden artık kâr yerine, zarar etmektedir.

Çok uluslu tütün tekelleri, Türkiye’de üretilen Şark tütününü % 10-20 oranında Virginia tütünü ile harmanlayarak daha lezzetli sigara üretmektedirler. Türkiye’de 1984 yılında çıkan bir yasa ile yabancı sigaralar Tekel aracılığıyla ithal edilmeye ve satılmaya başlanmıştır. Bu şekilde Türk toplumu yabancı sigaraları tanımaya başlamıştır. 1986 yılında çıkartılan ikinci bir yasa ile ülkemizde tütün tekeline son verilmiştir. Bu tarihten sonra, tütün ürünlerinin üretimi, ithalatı ve ihracatıyla ilgili kararlar Bakanlar Kurulu’na verilmiştir. 1991 yılında çıkartılan bir kararname ile, yabancı şirketlerin Türkiye’de tütün hazırlama ünitelerini de içeren bütünleşme tesisleri kurmalarına izin verilmiştir. Bundan sonra tütün ürünlerinin fiyatlandırma, dağıtım ve satışı serbest bırakılmıştır. Yabancı tütün tekellerinin, ülkemizdeki tesislerde ürettikleri ürünler 2.000 ton üretim seviyesine ulaştığında kendi sigaralarının fiyatlanmasında da karar sahibi olacaklardır.

Yukarıdaki kanunlar sayesinde, yabancı tütün tekelleri, yerli ortaklar bularak, sigara fabrikaları kurmuşlar, tanıtım ve reklamları sayesinde ülke pazarına iyice girmişlerdir. İlk yabancı sigara fabrikası 1991′de Bitlis’de Best sigarası ile üretime başlamıştır. Bundan hemen sonra Reynold firması, Camel, Winston ve Salem sigara fabrikalarını; Philip Morris şirketi de büyük bir holding ile anlaşarak Marlboro sigara fabrikasını kurmuşlardır.

Yabancı sigaraların 1984′de toplam sigara tüketimindeki payı % 2.4 iken 1991′de %15′e; toplam sigara satışı aynı süre içinde % 0′dan % 33′e ulaşmıştır, bu sayılar çok uluslu sigara tekellerinin ne kadar başarılı olduğunu göstermektedir.

Yabancı şirketlerle anlaşma gereği, Türkiye’de üretilen sigaraların içine Türk tütününün de katılması şart koşulmuştur. Bu da işlerliliğini gittikçe kaybetmektedir.

Türk pazarındaki yabancı sigaralar, Türkiye’deki yabancı sigara fabrikalarının ürettikleri sigaralar, ithalat ve kaçakçılık yollarıyla girenlerdir. T.C. Tekeli pazarı yabancı şirketlerden korumak için, yabancı sigara ile aynı kalitede sigara çıkarmış ve bunun fiyatı, yabancı sigaralardan daha düşük olduğu için daha çok satılır duruma gelmiştir.

ABD’nin ürettiği Virginia tütününün dünya pazarında hakimiyeti, tütün üreten ülke olan Türkiye’nin durumunu sarsmıştır. Artık eskisi gibi Avrupa’ya tütün satılamamaktır. Satıcıdan alınan tütünler, ihtiyacın üstünde olmaya başlamıştır. 1993 yılında Tekel’in elindeki tütün stoklarının miktarı 520 bin tondur. Tüccar yılda ortalama 80 bin ton tütün satın alırken; ortalama 30-40 bin ton tütün ihraç edilmektedir. Tekel’in fabrikalarında bir yılda işleyebileceği azami tütün miktarı ise 10 bin tondur. 20 bin ton da çürüme gibi nedenlerle kaybedilen stok için düşürülecek olursa, yılda ihtiyaç duyacağımız tütün miktarı sadece 300 bin tondur. Geriye kalan tütün depoda boşuna bekleyecektir. Devlet, bir an önce tütün üreticisine, başka ürün yetiştirmesinde önayak olmalıdır.

Sonuçta, gelişmiş ülkeler sigara ile savaşta başarıya ulaşmak üzereler. Batılı ülkelerde sigara tüketimi her yıl azalmaktayken üretilen sigara sayısında ise artma vardır. ABD’de son 5 yılda sigara tüketimi 557 milyar paketten 487 milyar pakete inerken; üretim 686 milyar paketten 745 milyar pakete çıkmıştır. Yine bu ülke 1955′de 17 milyar paket sigara ihraç ederken, bu sayı 1995′de 15 kat artarak 240 milyar pakete çıkmıştır. Yani ABD sigara içmiyor, içtiriyor durumdadır.

Tütün endüstrisinin insanlığa yapmış olduğu kötülükler yetmiyormuş gibi, şimdi artık firmalar “Dumansız Sigara” üretip, her yerde sigara içilmesini hedeflemektedir.

Sigara Yasağı, Sigara Yasak

Türkiye’de sigara karşıtı derneklerin yoğun çabalan sonunda nihayet 7 Kasım 1996 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden “Tütün mahsullerinin zararlarının önlenmesine” dair 4207 sayılı yasa çıkmıştır. Bu yasa ile sigara için her türlü özendirici reklam ve teşvik kampanyaları engellendi. Sağlık, eğitim ve kültür hizmeti veren yerler ile kapalı spor salonlarında ve toplu taşımacılık yapılan her türlü nakil vasıtaları ve bunların bekleme salonlarında, kamu hizmeti yapan kurum ve kuruluşlardan beş veya beşten fazla kişinin görev yaptığı kapalı mekanlarda tütün mamullerinin içilmesi yasaklandı. Ayrıca 18 yaşından küçük çocuklara sigara ve tütün ürünlerinin satılması da yasaklandı. TRT ve özel televizyonlar, her ay doksan dakika tütün kullanım alışkanlığının zararları konusunda yayın yapmak zorunda bırakıldı.

Artık sigara tüketiminin bundan sonraki durumu başta gençler olmak üzere, halkımızın duyarlılığına kalmıştır.

Kaynak: Prof. Dr. Y. İzzettin Barış

bebek_resmiBebek 40 günlük olduktan sonra yavaş yavaş açık havaya çı­karılmalıdır. Açık hava, bebeğinizin iyi uyku uyumasını ve istenildiği gibi iştahlı olmasını sağlayan en önemli etkenlerden biridir. Her nedense bunları bütün kitapların öğütlemesine ve doktorların da söylemesine rağmen uygulayan anne sayısı çok azdır. Birçok an­ne açık havaya çıkınca çocuğunun hasta olacağına inanırken, ba­zıları da «Aslında bütün gün yoruluyorum, bir de çocuğu alıp dışa­rı çıkacak zamanım yok,» diyebilir. İşte böyle söyleyen annelere hemen karşılığını verelim: «Çocuğunuzu iyi giydirip açık havaya çıkarsanız, bebeğin hastalanması sözkonusu değildir. Siz de onunla daha fazla uğraşmaktan kurtulursunuz. Unutmayın ki, size bu öğütleri verenlerin amacı bebeğinizi hasta etmek değil, tersi­ne, size yararlı olmak, işinizi kolaylaştırmaktır.

Öte yandan, «aslında günlük yorgunluk ve halsizlik» iddiaları konusunda da biz şu görüşü savunuyoruz: İstediğiniz kadar yor­gunluktan ya da vakitsizlikten söz edin, çocuğunuzu günde bir saat kadar dışarı çıkarabilecek zamanınız ve gücünüz her zaman olacaktır.

Ayrıca, çocukla birlikte sizin de 60 dakika kadar açık havada dolaşmanız sinirleriniz için inanamayacağınız kadar yararlıdır. Yi­ne vaktinizin ve gücünüzün olmadığını söyleyin ama, bu dedikleri­mizi birkaç gün için uygulayın. Göreceksiniz ki gezintiler çocuğa olduğu kadar size de büyük yararlar sağlayacak ve her şeyden önce moralinizi düzeltecektir. Çünkü vakitsizlikten ya da güçsüz­lükten söz eden bir annede kesinlikle moral bozukluğu olduğun­dan hiçbir doktorun kuşkusu yoktur. Gezintiler işte bu nedenlerle size çok yararlıdır. Sonuç olarak yağmurlu, fırtınalı ve soğuk gün­ler dışında, her gün bir saat çocuğunuzla birlikte açık havada dolaşmalısınız. Bunları yaparsanız kısa bir süre sonra bebeğinizin iş­tahı artacak, daha düzenli ve sakin uyuyacaktır. Aynı zamanda sık sık hastalanmayacak, yüzü renkli ve sağlıklı bir görünüş kazana­caktır. Öte yandan, sizin de sinirleriniz güçlenecek, iştahınız açılacak, kendinizi daha canlı, sağlıklı hissedeceksiniz.

Kışın çocuğu araba ile çıkarırken iyice giydirmek, eldiven ve başlık takmak gerekir. Yazın, çocuğun açık havada kalacağı süre­yi daha da artırabilirsiniz.

Bebeğinizi Güneşte Bırakabilirsiniz

Bebeğinizi yakıcı olmayan güneşte önce iki dakika bırakın ve her gün bu süreyi ikişer dakika uzatın. Böylece bu süreyi yarım saate kadar çıkarabilirsiniz. Öte yandan, sıcak havalarda çocuğu soymak, daha serin havalarda yalnızca bacaklarını açık bırakmak çok yararlıdır. Dolayısıyla, güneşteki ültraviyole ışınlarından yarar­lanabilirsiniz. Böylece çocuğunuzun D vitamini yapımına yardımcı olduğunuzu da unutmayın. D vitamini çocuğu kemik hastalıkların­dan koruyan önemli bir maddedir. Çocuğun normalden fazla gü­neşte kalması da çok sakıncalıdır. Belki de birçoklarınız yazın uzun süre denizde kalmanın cezasını sabaha kadar uyumamakla ödemişsinizdir. Dikkat etmezseniz çocuk da aynı acıyı çekebilir. Ayrıca, çocuk direncinin büyüklerden çok daha az olduğunu gözönüne alırsanız, ne kadar dikkatli olmanız gerektiğini anlarsınız. Ayrıca normalden uzun süre yakıcı güneşin altında kalmanın ne­den olduğu güneş çarpması denen hastalık, özellikle çocuklarda çok tehlikeli olabilir. Şunu hemen belirtelim ki; güneş bir ihtiyaç olduğu kadar, bir tehlikedir de.

göz_damlasıGöz Damlasını gözün yan kısmına yani dış köşesine damlatmalısınız. Göz kapağını iyice yukarı kaldırarak ilacı damlatınız. Aksi halde ilaç  göze rahat girmez ve damlatma anında rahatsızlık verir.

Günümüzün Kronikleşmiş problemlerinden birisidir insanın kendini yorgun hissetmesi, bizde dogalgucblog olarak  bir  test yayınlayıp yorgunluğunuzun sebeplerini bulmanıza yardımcı olalım dedik. Burda sorularımıza vereceğiniz yanıtlar ışığında  yapacağınız  sorgulama ile kendinizi yorgun hissetmenizin nedenlerini daha kolay bulacaksınız. Aşağıdaki soruları kendinize sorun ve cevapları yazın.Gercekten yorgunmusun

Uyku düzeni:

  • Ne kadar uyuyorsunuz? Uykunuz her zamankinden daha az ya da daha fazla ise:
  • Hangi saatler arasında uyuyorsunuz? Her zamankinden farklı saatlerde ise:
  • Uyandığınızda kendinizi dinlenmiş mi yoksa yorgun mu hissediyorsunuz? Çoğunlukla uyandığınızda dinlenmiş olduğunuz halde son zamanlarda yorgun kalkıyorsanız:

Yorgunluğun özelliği:

  • Yorgunluğunuz gün boyu aynı düzeyde mi? (Aradaki dinlenmelere, iş temposunun düşmesine rağmen aynı düzeyde bir yorgunluk söz konusuysa dikkat etmek ge­rekmektedir.)
  • Yoksa yorgunluk gittikçe artıyor mu? (Akşam üstüne doğru artan yorgunluk günün temposu yüksekse nor­mal kabul edilebilir.)
  • Yorgunluk uzun zamandan beri var mı? Yoksa yeni mi belirdi? (Son birkaç aydır belirgin ve dinlenmeye rağ­men geçmeyen yorgunluk yakınmaları varsa hekime danışmakta yarar bulunmaktadır.)
  • Yorgunluk belirli aralıklarla mı ortaya çıkıyor? (Hafta­lık, aylık dönemler gibi.)

Ruhsal durumunuz:

  • Şu sıralarda mutsuzluk, sıkıntı, hayal kırıklığı gibi duy­gulanımlarınız var mı?

Diğer konular:

  • Her zamankinden farklı bir fiziksel etkinlik gösterdiniz mi? (Ev taşıma, ağır yük getiren alış verişler, yeni bir sportif etkinliğe katılma, iş değişikliği nedeniyle fazla yüklenmeler gibi.)
  • Ev ve işinizde ilişkileriniz, iletişiminiz nasıl? Beslenme düzeniniz nasıl? (Son zamanlardaki iştahsız­lıkla beraber yeterli enerji alamama gibi.) Spor, egzersiz yapıyor musunuz?
  • Başka hangi yakınmalarınız var? Bulantı, ağrı, baş dönmesi vb.
  • İlaç kullanıyor musunuz? (Bazı ilaçlar halsizlik, yorgun­luk yakınmalarına yol açabilir, örneğin antidepresanlar, sakinleştiriciler, alerji ilaçları.)

Bütün bu sorulardan sonra verdiğiniz cevapları incele­diğinizde aşağı yukarı bir sonuca ulaşabilmiş olmanız bek­lenir. Şöyle ki; normal, sağlıklı yaşam düzeninizdeki deği­şimler yorgunlukla paralel ise endişelenmenize gerek yok­tur. Ancak, hastalık belirtileri ile beraber ortaya çıkan bir yorgunluktan şüpheleniyorsanız, çözüm için bir hekime başvurmakta gecikmemelisiniz. Aşağıdaki anket, yorgunlu­ğunuzu puanlayarak değerlendirmek amacıyla hazırlanmış­tır. Anketi dikkatle okuyun. Soruların hepsini doğru olarak cevaplamaya çalışın. Her soru için verdiğiniz cevaplara ait puanları toplayın.

1) Ne kadar uyku ile yetiniyorsunuz?

  • 7-8 saat (1)
  • 8-10 saat (2)
  • 10-12 saat (3)

2) Uyandığınızda kendinizi dinç, zinde ve yenilenmiş hissediyor musunuz?

  • Evet, tamamen (1)
  • Biraz (2)
  • Hayır (3)

3) Gün içinde yorgunluk hissediyor musunuz?

  • Hayır (1)
  • Bazen (2)
  • Sürekli (3)

4) Son zamanlarda iş temponuz eskiye oranla daha ağır mı?

  • Evet (1)
  • Biraz daha yoğun (2)
  • Hayır, hep aynı iş temposu (3)

5) Yorgunluğunuz varsa günün hangi saatlerinde daha fazla?

  • Akşamüzeri (1)
  • Öğle saatleri (2)
  • Sabahları (3)

6) Yorgunluk iş, çalışma temponuzu yavaşlatıyor, hatta bazen bozuyor mu?

  • Hayır (1)
  • Biraz Yavaşlatıyor ve etkiliyor (2)
  • Bozuyor (3)

7) Yorgunluk nedeniyle daha sinirli ve huzursuz olduğu­nuzu düşünüyor musunuz?

  • Hayır, hep aynı davranışı sergiliyorum, rahatım (1)
  • Bazen sinirli oluyorum (2)
  • Sürekli gerginlik yaşıyorum ve huzursuzum (3)

8 ) Beslenmeniz yeterli, düzenli ve dengeli mi?

  • Evet, günde üç öğün yiyor ve yeterli besleniyorum (1)
  • Bazen öğün adıyorum ama genellikle yeterli (2)
  • Düzensiz ve yetersiz yemek yediğimi düşünüyorum (3)

9) Yorgunluğa eşlik eden başka belirtiler (baş dönmesi, bulantı, baş ağrısı, iştahsızlık, kilo kaybı veya aşırı kilo sorunu var mı?

  • Hayır, sağlıklıyım, yukarıdaki belirtilerden hiçbirisi yok (1)
  • Bir kısmı (2-3 tanesi) var (2)
  • Evet çoğu (4-5 tanesi) var (3)

10) Sigara kullanıyor musunuz ?

  • Hayır (1)
  • Günde 5-10 adet (2)
  • Günde 10 taneden fazla (3)

Topladığınız puanlar;

  • · 5-10 arasındaysa normal fizyolojik yorgunluk yaşıyorsunuz. Oldukça sağlıklı bir durumunuz var. Vücudunuz yapı­lan işlere normal cevaplar verebiliyor. Uygun şekilde dinlenebiliyor ve yaşamınızı sürdürebiliyorsunuz. Bu yaşam tarzınızı sürdürmeye özen gösterin. Yakınlarınıza güzel bir örnek oluşturmaktasınız.
  • · 10-20 arasındaysa yorgunsunuz ve sağlığınızı korumalısınız. Organizmanızı zor durumlarda bıraktığınız zamanlar oluyor. Sağlığınızı tehdit edecek bir boyutta olmasa da yorgunluk sinyallerine kulak vermeniz gerekiyor. Din­lenme ve beslenme şeklinizi gözden geçirmeniz önem taşıyor. İş temponuzu gözden geçirin, gereksiz yüklen­melerinizi azaltın veya kaldırın.
  • · 20-30 arasındaysa sağlığınızı tehdit eden durumlar olabilir. Ciddi bir yorgunluk sorunu yaşadığınız söylenebilir. Yorgunluk sinyallerini pas geçmeyin. Bu durum 6 ay­dan daha uzun zamandır devam etmekteyse kronik yorgunluk söz konusu olabilir. Kalıcı sağlık sorunlarına dönüşmemesi için mutlaka bir hekime başvurun.

*Bu basit anket, yorgunluğunuzun hastalıkla ilişkisi konusunda bir yaklaşımda bulunabilmeniz için ha­zırlanmıştır. Hastalık tanısı koymak amacı taşıma­maktadır. Dolayısıyla en sağlıklı yaklaşım, bir heki­me danışmanızdır!

Kadınların fizyolojik farklılıkları nedeniyle gösterdikleri or­ganik cevaplar da farklıdır. Dolayısıyla yorgunlukla ilişkili ola­rak bazı noktalara dikkat etmek gerekmektedir. Örneğin, menstrüasyonla ilgili olarak kan kayıpları olduğundan kadınlar gerek organik gerekse psikolojik olarak kendilerini daha yor­gun hissedebilirler. Bazı kadınlar ise bu dönemlerde hiçbir de­ğişik tepki, yakınma göstermeyebilir. Gebelik ve sonrasında da fizyolojik değişiklikler çok etkili olabilir.

Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta