Kasım, 2009 Arşivi

dogalguc.net Haftanın ürünü

ruh-sağlığıRuh sağlığı bazı durumlarda beden sağlığından bile daha önemlidir. Çünkü bedenen engelli olan bir insan bazı işleri yapamayabilir ancak aklen ve ruhen sağlıklı olduğu için düşünebilir, mutlu, huzurlu olabilir, şartları kısıtlı da olsa üretebilir, çevresine güven ve huzur verebilir, mutlu, rahat, dengeli bir yaşam sürebilir. Oysa fiziken hiçbir kusuru ve bedeni hastalığı olmamasına rağ­men ruh sağlığı bozuk olan bir kişi hem kendisi hem de çevresine rahatsızlık verir. Maddi imkanları geniş olsa da, iyi bir eğitimi ve işi olsa da, geniş bir çevresi bulunsa da aklen sağlıksız olduğu için mutlu olamaz. Her şeyden önce kendi içinde sürekli huzursuz, rahatsız, sıkıntılı bir yaşam sürdüğü için mutsuzdur. Sürekli so­runları vardır. Bundan ötürü vakti, imkanı, bedeni gücü yerinde olsa da yaptığı işten yerim alamaz, bir şeyler üretemez, konsan­tre olamaz, faydalı faaliyetlerde bulunamaz, derslerinde başarılı olamaz, çevresiyle uyumlu olamaz, insanlarla diyalog kuramaz… Ruh sağlığının bozulmasından kaynaklanan sorunlar çok daha uzun anlatılabilir. Burada önemli olan nelere yol açabileceğinin bilinmesidir. Ruh sağlığı bozulan bir insanda bunların hepsi görülecek diye bir kural elbette ki yoktur. Ancak ruh sağlığının bozulmasının bunlara sebep olabileceğini bilmek gerekir. Ayrıca ruh sağlığının bozulması demek o kişiye hemen mutlaka bir ruh hastalığı teşhisi konulması demek değildir. Bunların ön aşama­ları vardır. Örneğin dengesiz ya da tutarsız bir yapı sergilemek bu kişiyi güvenilmez yapar. Evde ailesi, okulda arkadaşları ve öğretmenleri bu kişiye elbette tedirginlikle yaklaşırlar. Ona her sorumluluğu rahatlıkla veremezler. Yanında her konuyu konuşa­mazlar. Emanet veremezler. Üstelik böyle bir kişinin sürekli takip edilip, kollanması gerekir. Çünkü ne zaman ne yapacağı, neye ne şekilde tepki vereceği belli olmaz. Bir konuşma sırasında geçen bir sözden etkilenip delice bir harekette bulunabilirler. Derste iş­lenen bir konudan etkilenip umulmadık bir şey yapabilirler. Bu tür kişilerin yanlarında dikkatli olmak gerekir. Onların psikolo­jilerini bozmayacak, onları olumsuz etkilemeyecek, onları yanlış düşüncelere sevk etmeyecek şekilde hareket etmek gerekir. Bu da elbette ki o kişinin yanındakileri huzursuz eder. Burada kastedilen, ciddi ruh hastalıkları değildir. Çünkü ruh hastalıkları elde ol­mayan rahatsızlıklardır. Ancak gençlerde görülen dengesiz, aşırı, hırçın, kaprisli, güven vermeyen, sorunlu, bunalımlı ruh halleri­nin çözümü vardır. Burada tenkit edilen de budur. Bunun önüne geçmek, bu ruh halinden kurtulmak, daha dengeli, huzurlu, gü­ven veren, sağlıklı bir yapıya kavuşmak elbette ki mümkündür. Bu yazıda amaçlanan da budur. Gençlerde yaygın olarak görü­len bu ruh halinin normal karşılanmasını önlemek, siz gençlere eğer isterseniz çok aklı başında, huzurlu, dengeli, sağlıklı bir ruha sahip olabileceğinizi anlatmak ve bunun yollarını göstermektir. Dengesizlikten kastedilen de yine gençler arasında yaygın olan bu ruh halidir. Bundan kurtulmak isteyenlere bunun mümkün olduğunu anlatmaktır.

Ayrıca şunu da unutmayın ki bu yaşlarda nasıl bir kişilik geliştirir, nasıl bir ruh haline sahip olursanız, ilerideki kişiliğinizi, ruhsal yapınızı bunun üzerine bina etmiş olursunuz. Her zaman herkes için değişme yolu açıktır. Bu yol açıktır ancak her insan değişime açık olmadığı için çoğu kişi gençlik yıllarında elde ettiği yapıyı korur ve bunu tamamen değiştirmek yerine bunun üzerine bir şeyler kurar. Dolayısıyla gençlik döneminde elde ettiği yapıyı muhafaza eden insanlar çoktur. Aynı yapının ileriki yıllara taşındığını düşünsenize… Böyle bir insana ne iş hayatında ne aile ortamında ne de toplumsal ilişkilerinde güven duyulmayacağı, böyle bir kişiye emanet verilemeyeceği, sorumluluk yüklenemeyeceği açıktır. Tabi ki aslında hiç kimse böyle bir duruma gelmek istemez. Bu nedenle daha yaşım erken, henüz önümde uzun yıllar var, diye düşünmeyin. Şimdiden dengeli, aklı başın­da, ruh sağlığı yerinde bir insan olun. Bu tamamen sizin elinizde.

ruhsaglıgı2 Dengeli aklı başında insan olmayı gerçekten isterseniz rahatlıkla bunu elde edebilir­siniz. Ama bunalımlı ruh halinden zevk alıyorsanız, ailenizi ve çevrenizi üzmek, tedirgin etmek sizi rahatsız etmiyorsa, sorunlu insan olmayı kendinize yakıştırıyorsanız, tartışmadan, çekişme­den zevk alıyorsanız o zaman bu şekilde yaşamaya devam ede­bilirsiniz. Fakat kendisine saygı duyan bir insanın aklı başında olmayı tercih edeceği açıktır. Ruh sağlığınız güçlü olursa ileride diğer insanların yetişme­sine de katkıda bulunabilirsiniz. Örneğin öğretmen, eğitimci, akademisyen, psikolog vb. mesleklere sahip olabilirsiniz. Fakat daha kendisini eğitememiş, kendisini değiştirememiş bir insanın, kendi üzerinde otokontrolü olmayan bir kişinin başkasını eğit­mesi ya da değiştirmesi de mümkün olmayacaktır.

DENGELİ İNSAN OLMAYI GÖZÜNÜZDE BÜYÜTMEYİN!

Bu yazıda anlatılanları uygulamak sakın gözünüzde büyü­mesin. Eğer gerçekten ister, azmeder, irade gösterir ve uygularsa­nız çok büyük bir değişim yapabilirsiniz. Bu kitabı okuyan genç­lerin belki hemen hepsi okurken heveslenecekler, kendilerinde böyle bir değişim yapmayı isteyeceklerdir. Ancak elbette ki hepsi elde edemeyecektir bu ruh halini. Sadece gerçekten isteyen, irade ve kararlılık gösteren ve pes etmeyenler bu ruh haline ulaşacak­lardır.

Kendinizde böylesine olumlu bir değişiklik yapmanız bu yaşlarınızda da ileriki yaşlarınızda da sizin için çok faydalı ola­caktır. Bu yaşlarda böylesine güzel bir irade göstermeniz hem kendinize güveninizi ve saygınızı artıracak hem de çevrenizin saygısını kazanmanıza yol açacaktır. Kişilikli, özgüvenli, dengeli, aklı başında, ruh hali son derece normal bir insan olmanız elbet­te ki size haklı bir saygınlık kazandıracaktır. Yazıda anlatılanları uygulama konusunda zaman zaman zorlanabilirsiniz. Alıştığınız, eskiden beri alışkanlık haline getirdiğiniz huylarınızdan, karak­ter özelliklerinizden vazgeçmeniz ilk etapta kolay gelmeyecektir. Ancak değiştirdiğiniz her özellik kendinize olan güveninizi artı­racak ve diğerlerini değiştirebilmeniz için size cesaret verecektir.

Neden yıllarınızı boşuna harcayasınız? Üstelik ömrünüzün en değerli, en verimli, en dinç dönemlerini niçin ruhen sağlıksız ve dengesiz bir insanmış gibi geçiresiniz? Nasıl olsa eninde sonunda ruhen dengeli bir insan olmaya karar vereceksiniz. Niçin yetişkin olmayı bekleyesiniz? Bu değişiklikleri yaptığınızda sakın gençli­ğinizin kıymetini bilmediğinizi, ömrünüzün en verimli yıllarını tek düze, hayattan zevk almadan, sıkıcı bir ruh haliyle geçirece­ğinizi düşünmeyin. Bu yanlış olur. Çünkü asıl, kişilikli, ruhen dengeli, sağlıklı olduğunuzda hayatın değerini daha iyi bilir, ya­şamınızdan daha zevk alırsınız. Çünkü kendinize saygı duyar­sınız. Bu nedenle bu konuyu çok iyi değerlendirin. Daha önce de belirttiğimiz gibi bazılarınız bu anlatılanları uygulayacak, ba­zılarınız ise uygulamayacaktır. Fakat bilmelisiniz ki yetişkin bir insan olup geri dönüp baktığınızda bunları uygulamış olmaktan ötürü kendinizle gurur duyacaksınız. Yaşıtlarınızın pek çoğunun önüne geçecek, onların yıllar sonra kavradığı gerçekleri siz yıllar önce fark etmiş ve yaşamış olacaksınız. Bu elbette ki çok büyük bir avantaj olacak.

bebek_alt_temizliğiYeni Annelere yada Anne adaylarına faydalı olması dileğiyle;

Bebek huzursuz olup ağladığı zamanlarda ve emzirmeden önce altının kirli olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Bebeğin altından kirli bez alınırken, bezin temiz kısımları ile vücutta kalan kakalar kabaca silinir, kakanın etrafa bulaşmaması için bez katlanarak kapatılır. Kağıt havlu veya pa­mukla kalan kakalar da silindikten sonra ıslatılmış pamukla cilt iyice temizlenir. Masraflı olmakla beraber hazır ıslak mendiller özellikle yolculuk ve misafirlik gibi durumlarda son temizliğin yapılması için iyi bir alternatiftir. Ciltteki kıvrım yerlerinin temizliğine özellikle dikkat edilmelidir. Sonra bu Kirli pamuk ve kağıt mendil parçalan bez içine konarak kapa­tılır.

Kız bebeklerin altı temizlenirken dikkat edilecek husus te­mizliğin daima önden arkaya doğru yapılmasıdır. Böylece pisliklerin vajinaya girmesi önlenmiş olur.Vajinaya bulaşmış pislikler varsa dikkatle temizlenmelidir. Çünkü kızlarda rast­lanan idrar yolu iltihaplarının en sık sebebi bu pisliklerden idrar yollarına geçen mikroplardır,

Temizlik bitince bebeğin altı kurulanır gerekirse havalan­dırmak için altı biraz açık bırakılır, sonra ince bir tabaka ha­linde pişik önleyici kremler sürülerek bezi bağlanır.

Pudra kullanmayı tavsiye etmiyoruz. Çünkü hem ıslak bölgelerde pek faydalı değildir, hem de uçuşan pudra tozları akciğerlerde zatürreye neden olabilmektedir

anne-bebekAnne ve babalar genellikle bebeklerinin çok narin olduklarını, onları yatırıp kaldırırken veya bir yere taşırken incitebileceklerini, kol ve bacaklarında kırık ve çıkığa sebep olabileceklerini düşünürler. Bu yüzden bebeklerini hareket ettirmekten korkarlar. Bunlar aslında yersiz endişelerdir. Bebek sandığımızdan daha dayanıklıdır. Doğru hareket edildiği, ani ve sert davranışlardan kaçınıldığı sürece bir sorun yaşanmaz.

Bebek sırt üstü yatarken, kesinlikle, koltuk altlarından tutarak kaldırılmamalıdır. Başını henüz tutamadığından bu esnada başı geriye doğru sert bir şekilde düşebilir ve boyun sinirleri incinebilir. Keza kalça ve bacakların ağırlığı ile beli geriye doğru bükülebilir. Bu iki tehlikeyi yaşamamak için sırt üstü yatan bir bebek kaldırılırken önce bir el bebeğin ensesi-ne, sırta yakın olarak, yerleştirilir. Parmaklar açılarak hem başa hem de sırta destek verilir. Diğer el bebeğin kalçasına yerleştirilir. Yine parmaklar açılarak tutulan yüzey genişletilir ve böylece bel de desteklenmiş olur. Bebek başı geriye düşmeyecek şekilde yavaşça kaldırılarak kucağa alınır ve istenilen yere güvenle taşınır.

Bebek yüzü yere bakar şekilde taşınmak istenirse, sırtüstü yattığı yerden önce yana doğru çevrilir, sonra bir el parmaklar açılarak bebeğin göğsüne yerleştirilir. Diğer el bebeğin kalçasına (baş parmak sırta doğru, diğer parmaklar bebeğin bacakları arasına gelecek şekilde) yerleştirilerek yüzü aşağı döndürülür. Gerekli pozisyon verilerek bebek yavaşça kaldırılır. Bebek kucakta tutulurken, emzirme pozisyonunda olduğu gibi, başı ve gövdesi dirsekten itibaren bir kolun üze­rinde yatırılabilir. Bu esnada kalça diğer elle desteklenir.

Bebek kucakta karşıya bakar şekilde tutulmak isteniyorsa, sırtı taşıyanın göğsüne dayanmış olarak bir el koltuk altların­dan, diğer el kalçanın altından yukarıya doğru tutularak taşı­nabilir.Bebek arkaya bakar şekilde tutulmak istenirse, baş omzu­muzdan geriye bakacak şekilde yerleştirilir. Bir el bebeğin sırtından başı destekleyecek, diğer el kalçanın arkasından bastıracak şekilde tutularak güvenli taşınması sağlanmış olur. Bebeği kolda taşımak istersek başı dirseğimizin içinde ka­lacak şekilde ellerimizle kollarını ve bacaklarını sarmalarsak bebek emniyete alınmış olur. Henüz desteksiz oturamayan bir bebeği kucağımızda oturtmak istersek, sırtı bize dayalı vaziyette, koltuk altların­dan tutarsak, bebeğin tüm ağırlığının beline yüklenmesini önlemiş oluruz. Bebekleri 4 aylıktan itibaren, fazla yükseğe fırlatmamak ve düşürmemek şartıyla, dizlerimiz üstünde ve­ya ellerimizde hoplatabiliriz. Bundan büyük zevk alırlar.

Erkeklere ait kısırlık sebepleri, iki grup altında toplanır:kısırlık

  • Sperma yolları üstündeki bozukluklar,
  • genel bir cinsel hastalığa veya erbezi hastalığına bağlı bozukluklar.

Sperma kanallarında daralma: Er­bezi ve erbezi üstünde meydana gelen bir iltihaplanma veya kist sonunda sperma kanalında sertleşme ve daral­malar olur. Müdahalenin gecikmesi halinde; sperma kanalında, atıcı kanal­da ve sperma kesesinde iltihaplanma­lar başlar. Buralarda ortaya çıkan ilti­haplarda cerrahi müdahale kaçınılmaz olur. Böylece, hastanın sağlığını koru­mak için kısırlık ihtimali göze alınır.

Travmalar (Yaralar): Kasık fıtığı, sperma kordonu kisti, sperma kordo­nunda toplardamar genişlemesi, erbezi kesesinde sıvı toplanması gibi rahat­sızlıklarda ve bu rahatsızlıkların teda­visi sırasında yapılan cerrahi müdaha­lelerde sperma kanalı zarar görebilir. Sperma kanalının yaralanması halinde kısırlık ortaya çıkabilir.

Doğuştan gelen bozukluklar: Bazen doğuştan sperma kanalının tıkalı olması, erbezi üstünün gelişmemesi kısırlığa sebep teşkil eder. Doğuştan ge­len diğer gelişme bozukluklarını şöyle sıralayabiliriz:

* Erbezlerinin normalden küçük ve yumuşak olması.
* Erbezlerinin bulunmaması.
* Torbaya inmemiş erbezleri.
* Hipofiz ya da hipotalamus bo­zukluğu.
* Sperma borularının kısa oluşu.

Sonradan oluşmuş bozukluklar: Sonradan meydana gelen ve kısırlığa yol açan sebepler çok çeşitlidir. He­men hemen hepsi mikrobik ve ateşli bir hastalıktan veya kist ve urlardan sonra ortaya çıkarlar. Bunları da şöyle sıralayabiliriz:

* Ağır geçirilen kabakulak hastalı­ğı-
* Işın tedavisi görme.
* Belsoğukluğu (gonore) hastalı­ğında tedavinin gecikmesi.
* Uyuşturucu alışkanlığı.
* İleri derecede vitamin eksikliği.

Tedavi:

Hastanın geçmişinin ince­lenmesi ile işe başlanır. Geçirdiği has­talıklar, yaşı, kilosu, boyu tespit edilir. Sonra genel bir muayeneden geçirilir. Kan ve sidik testi yapılır. Sperma çi­zelgesi incelenir. Sperma yollarında enfeksiyon mevcut ise; öncelikle bu­nun giderilmesine çalışılır. Eğer sper­ma üretimi hiç yoksa, tedaviye bel bağlamamalıdır. Spermalar ölü ise ve sebebi enfeksiyonel bir hastalık değil ise, tedavi yine mümkün değildir. Spermaların sayısı azalmış (yirmi mil­yondan az) ve zayıf ise bunun sebebi araştırılır. Genellikle hormon tedavisi, C ve E vitaminlerinin alınması sper­maların güçlenmesini sağlar.

Erbezi biyopsisi yapıldıktan ve röntgen filmi incelendikten sonra, er­bezlerinin köreldiği tespit edilirse; has­taya tekrar döllenme kabiliyetinin ka­zandırılması çok zayıf bir ihtimaldir.

Sperma sayısı çok azalmış, düzen­siz ve zayıf iseler; hastaya tekrar döl­lenme imkanı kazandırılması mümkün olabilir. Bu cümleden olarak:

* Sağlık kurallarına dikkat edilir. Hasta yorucu hareketlerden ve ağır iş­lerden kaçınır. Alkolden, sigaradan ve uyuşturucudan uzak durur.
* Testosteron imalatını hızlandır­mak ve spermaların kıvamını korumak için “gonadotrofinler” kullanılır.
* Küçük dozlarda “androjenler” kullanılır (50-75 mgr).
* Aminoasit kullanılır. Aminoasit-lerin etkisini kuvvetlendirmek için “isoniyazit” verilir.
* Deneme ile, sperma imalatını hızlandırdığı gözlenen hastalara, gün­de 25 mgr. Östrojen hormonu verilir.
* A, E ve C vitaminleri (günde 100-200 mgr) verilir.

prostat-iltihabıErkeklerin korkulu rüyalarından birisi olan prostat iltihabı, sidik yolu iltihabından sonra veya başka bir bölgeden kan yoluyla bakterilerin taşınması ile ortaya çıkar. Şeker hastalığının daprostat iltihabını kolaylaştırdığı sanılmaktadır. Belirtileri aniden ortaya çıkar. Yüksek ateşle birlikte umumi bir halsizlik ve vücut kırıklığı, apış arasında ağrı ve dolgunluk hissi ilk belirtilerdir. Bulantı, kusma, sık işeme, işemede güçlük diğer belirtilerdir. Sidik yolu iltihabı kaynaklı prostat enfeksiyonlarında, sidik bulanık ve irinlidir. Bazen, sidikte kana rastlanır. Kan yolu ile gelen iltihaplanmada sidik berraktır.

Belirtiler sidik boşaltım sistemine dikkat çektiği için, iyi bir muayene ve testler sonunda teşhis konabilir. Tedavi, antibiyotik ve kortizon uygulamasına dayanır.

PROSTAT İLTİHABI TEDAVİSİ NASILDIR?

Kronik prostat iltihabı tedavisinde genelde antibiyotik kullanılır. Ortalama 5 hafta boyunca bu antibiyotik tedavisi uygulanır. Hastalık tekrarlar ya da tedaviden sonuç çıkmazsa bu tedavi süresi uzatılabilir. Bunun yanında şişliği ortadan kaldırmak için ilaçlar verilir. Daha sonraları ise idrarın rahat yapılmasını sağlayacak ilaç tedavisi uygulanabilir. Çok nadir durumlarda ise ameliyat uygulanır. Tedavisi zor bir rahatsızlıktır. Antibiyotikler o bölgeye yeterince etki etmeyebilir.

Akut prostat iltihabı tedavisinde yoğun antibiyotik tedavisi uygulanır. Ölümcül olabilen bir durum olduğundan yoğun bir bakım gerekir. En az iki hafta süreyle uygulanır. İdrar yaparken zorlanan kişilere sonda takılabilir. Damar içi ilaç tedavisi de yapılabilir.

Hastanın hayatını olumsuz etkileyen bir durum olduğundan tedavi mutlaka yapılmalıdır. Çünkü çaresi olan bir hastalıktır. Tedavi sonucunda çok büyük aşamalar kaydedilir. En azından kontrol altında tutulur.

Hastaların şu durumları bilmesinde fayda vardır:

  • Cinsel ilişkiyi bırakmak gerekmez. Hasta ilişkine devam edebilir,
  • Hayatını prostat iltihabı olmadan önceki gibi devam ettirebilir,
  • Prostat kanseri oluşumuna neden olmaz,
  • Tanısı zor konulan bir hastalık olduğundan tanıyı doğru koymak önemlidir,
  • İlaçları belirtiler geçti diye bırakmamak gerekir.

dudak-catlamasıDudakların Çatlamaması İçin Ne Yapmalı:

Yaklaşak kış mevsiminin etkisiyle soğuk havalarda çoğumuzun dudakları çatlar, dogalgucblog dudaklarımızın çatlamaması için evde kendiniz hazırlayabileceğiniz küçük ipuçları sunuyor.

Soğuk havada ıslatmayın. Kakao yağı sürün. Rujlarınızın üzerine hintyağı sürerseniz dudaklar çatlamaz. Bir yöntem de ayvanın çekirdeklerini suda eriyinceye kadar kaynatınız ve yapışkan sıvıyı çatlak kısımlara sürünüz.

ses kısıklığıSes kısıklığını nasıl geçirebiliriz?

Hemen hemen  herkesin başına mutlaka geliyordur ses kısıklığı, hiç olmadık zamanlarda sesimizin kısılması eminim ki bir sürü insanı rahatsız ediyor hatta moralini bozuyordur. Peki sesimiz kısıldığında, sesimizi eski haline getirme  sürecini  hızlandırmak için ne yapmalıyız?

Bir tutam böğürtlen yaprağını iki bardak suda kaynattıktan sonra 15 dk demlensin. Sonra içine bir dilim limon koyarak ve balla hafif tatlandırarak için. Böğürtlen yaprağı suyu ile içine bal ve limon koymadan gargara yapmanız da yararlıdır.

Ses kısıklığını gidermek için ıhlamur gargarası da iyi gelir. Ayrıca okaliptüs yaprağını kaynatarak başınıza bir havlu örterek buharını teneffüs ediniz.

Kurutulmuş kayısı yemek ve bunun kompostosunu içmek de iyi gelir. Ya da bir litre suya 6-7 tane karanfil atarak kapalı bir kapta kaynatın. Sabah akşam bir çay bardağı için.

These are my links for Kasım 8th from 16:23 to 19:38:

  • Hijyen Nedir? Hijyenin Önemi – Hijyen Yunan mitolojiğinde, sağlık tanrıçasıdır. Hijyen, sağlık ve temizlik dolayısıyla sağlığın korunması anlamınr taşır. Hijyen tıbbın tanrısı sayılan Asklepios’un karısı olarak mitolojide yer almıştır (M.Ö. 293).
    Hygieia ve Asklepios daha sonraları koruyucu tanrı olmuşlardır. Bu nedenle sağlığın korunması kavramı hijyen olarak bilinir. Hijyenin hayvanı ise yılandır. Yılan, halen tıbbın ve sağlığın amblemidir. Hijyenin tuttuğu kaptaki suyu [...]
  • Sigara Nasıl Bırakılır, Sigarayı Bırakma Yolları Nelerdir? – Sigara Nasıl Bırakılır, Sigara Bırakma Yolları
    Gerçekten de sigarayı bırakmak her zaman sanıldığı kadar kolay olmaz. Ama dünya üzerinde her gün sigaraya yeni başlayanlar kadar bırakan kişilerin de olduğunu bilmek insanı rahatlatıyor. Güvenilir istatistiklere sahip olmalarından dolayı Amerika’ya baktığımızda sadece son 25 yıl içinde 50 milyon kişinin sigarayı bıraktığını görmekteyiz. Yani aşağı yukarı ülkemizin nüfusuna yakın [...]
  • Sigaraya Başlama Nedenleri, Sigara İçme Alışkanlığı – Sigaraya Başlama Nedenleri, Sigara İçme Alışkanlığı
    Türkiye nüfusunun yaklaşık yarısı sigara içmektedir. Bunun anlamı, sigaranın yarattığı sorunlarla ülke gündeminde güncel bir konumda olmasıdır. Tütün ve sigara neden olduğu hastalık ve ölümler gibi zararlarının yanında ekonomik boyutuyla da önemli bir konumdadır, ülke ekonomisine katkısı sınırlıdır, üretimden tüketime 3 milyon insana iş imkanı yaratmaktadır. 1980′li yıllarda yabancı dev [...]
  • Sigaranın Tarihçesi: Dünya’da ve Türkiye’de Sigara – Sigara Hakkında Bilgi, Sigara Kullanımı
    Tütün bitkisi yüzyıllar önce yani tarih öncesi dönemlerde, yeni dünya yerlileri tarafından keyif verici bir madde olarak kullanılmaktaydı. Aynı bitki Avusturalya’da da bulunmasına rağmen orada bu amaçla kullanılmamıştır.
    Tütün Tarihçesi; Tütün yaprakları, enfiye, çiğneme, nargile, pipo, puro ve sigara şeklinde kullanılmaktadır. Bugün tütün denilince akla daha çok sigara gelmektedir.
    Kristof Kolomb, XV. yüzyıl [...]
  • Bebeklerin Açık Havaya Çıkartılıp Alıştırılması Nasıl Olmalıdır. – Bebek 40 günlük olduktan sonra yavaş yavaş açık havaya çı­karılmalıdır. Açık hava, bebeğinizin iyi uyku uyumasını ve istenildiği gibi iştahlı olmasını sağlayan en önemli etkenlerden biridir. Her nedense bunları bütün kitapların öğütlemesine ve doktorların da söylemesine rağmen uygulayan anne sayısı çok azdır. Birçok an­ne açık havaya çıkınca çocuğunun hasta olacağına inanırken, ba­zıları da «Aslında bütün [...]
  • Bebeğin Dışarı Çıkartılıp, Açık Havaya Alıştırılması – Bebek 40 günlük olduktan sonra yavaş yavaş açık havaya çı­karılmalıdır. Açık hava, bebeğinizin iyi uyku uyumasını ve istenildiği gibi iştahlı olmasını sağlayan en önemli etkenlerden biridir. Her nedense bunları bütün kitapların öğütlemesine ve doktorların da söylemesine rağmen uygulayan anne sayısı çok azdır. Birçok an­ne açık havaya çıkınca çocuğunun hasta olacağına inanırken, ba­zıları da «Aslında bütün [...]
Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta