
Tırnak yeme davranışında, parmak emme davranışından farklı olarak, bu davranışın normal olarak kabul edilebildiği bir dönem yoktur. Tırnak yeme, çocuğun yaşamında hangi dönemde ortaya çıkmış olursa olsun kesinlikle bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabul edilmeli ve mutlaka altında yatan sebepler tespit edilerek ortadan kaldırılmalıdır. Tırnak yeme davranışı incelendiğinde, daha çok belirli bir grup sebepten kaynaklandığı gözlemlenmektedir. Bu sebepler aşağıdaki maddelerde gruplandırılmıştır;
1. Üzüntü ve sıkıntı duyguları
2. Gerilim ve kaygı duyguları
3. Öfke ve saldırganlık duyguları
4. Korku
5. Değersizlik ve güvensizlik duyguları
6. Aile-içi iletişim sorunları
Örneğin, herhangi bir sebepten dolayı anne-babasına kızan, onlara karşı öfke duyan çocuk tırnak yeme davranışını segileyebilir. Okulda arkadaşlarına kendini doğru biçimde ifade edemeyen çocuk bu sebeple kaygılanabilir ve bu sıkıntısını tırnak yiyerek ifade edebilir. Çok sevdiği köpeğini kaybeden çocuk, üzüntüsü nedeniyle bu davranışa yönelebilir. Bunun dışında, öğretmeninden veya ailesinden korkan ve cezalandırılma kaygısı taşıyan çocuk tırnak yiyebilir. Aile içinde yaşanan huzursuzluklar, boşanma ve ayrılıklar da sorunun ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir. Ayrıca, kendine güveni olmayan çocuklarda tırnak yeme davranışı daha çok gözlemlenmektedir.
Tırnak yeme davranışı gerek çocuklukta gerekse ergenlik döneminde çok sık karşılaşılan bir sorun olduğu için hem anne-babalar tarafından, hem de tüm toplum tarafından çok kanıksanmış bir davranış olarak görülür. Yalnızca çocukluk ve ergenlik döneminde değil, yetişkinlik döneminde de bu davranışı sergileyen, devam ettiren bir çok insan vardır. Ancak bu davranışın çocukluk ve ergenlik döneminde yeterince önemsenmeyerek giderilmemesi yetişkinlik dönemi de dahil bir çok sıkıntıya yol açabilir. Örneğin, okul veya iş hayatında, tırnağını yediğini gizlemeye çalışan, ancak bu davranışı bırakamadığı için de daha fazla gerginlik yaşayan çok insan vardır. Sadece bu durum bile, kişide gerilim, suçluluk ve öfke (engellenmeye bağlı olarak) duygularına yol açabilir. Bu nedenle, davranış iyice kalıplaşmadan, erken dönemde kalıcı bir çözüm bulunmalıdır. Parmak emme sorununda ve diğer tüm uyum bozukluklarında olduğu gibi, sorunun ortaya çıkmasına sebep olan faktörleri bulup, onları ortadan kaldırmak en kalıcı ve doğru çözümü sağlar. Anne-babalara, uzun süren tırnak yeme davranışıyla karşılaştıklarında, bunun altında yatan psikolojik faktörlerin neler olabileceğini öğrenmek ve gerekli önlemleri alabilmek için bir psikologtan yardım almalarını öneriyoruz.
Parmak emme sorununda olduğu gibi, ailelerin bu sorunu ortadan kaldırabilmek için başvurduğu geçici ve sağlıksız yöntemler davranışın daha fazla pekişmesine, veya yeni uyum ve davranış sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu hatalı yöntemler, parmak emme sorununda uygulanan yöntemlerle paralellik göstermektedir; biber, oje vb. maddeler sürme, çocuğun parmaklarına boya, uhu vb. maddeler sürme; elleri bağlama; ceza verme; aşağılayıcı, suçlayıcı veya engelleyici ifadeler kullanma. Tüm uyum ve davranış bozukluklarında olduğu gibi, tırnak yemede de bu tip yöntemleri sağlıksız, sakıncalı bulduğumuz için önermiyoruz.
Yazar : Psikolog Şebnem Kartal
Kaynak. annecocuk.com
Tırnak Yeme Alışkanlığı Bölüm 1
Daha Sağlıklı Bir Yaşam İçin Pratik Bilgiler.

Göz, kulak ve burun gibi duyu organlarını ve genel vücut sağlığını etki¬leyen davranışlarından bazıları şunlardır. Bu davranışlar, duyu organlarımız ve genel vücut sağlığı ile yakından ilgilidir.
- Yeterli ve endirekt ışıkta okumak, ders yapmak ve çalışmak, gözü yormaz. Okumak kolaylaşır.
- Aniden karanlık ortamdan aydınlıktan ortalama geçmek göz reti¬nasını etkiler. Göz uyumunu yapamaz.
- Değişen güçteki ışıklı ortamda kalmak iris kaslarını yorar.
- Güneşe direkt bakmamak, parlak ışık ve elektrik kaynağı gibi çok par¬lak ışığa bakmamak, retinayı ve korneayı korur.
- Güneşte, karda, deniz kenarında uygun renkte gözlük kullanmak, gözü ışık ve ışından korur.
- Televizyonu normal uzaklıkta izlemek (ekranx5 ila
Televizyonun parlaklık ayarını iyi düzenlemek, gözü ve vücudu radyasyondan korur.
- Televizyon izlerken, oda yarı karanlık aydınlatılmalıdır. Yarı aydınlatılmış oda hem gözü yormaz hemde sinema keyfi ile tv seyretmenizi sağlar.
- Uzun süre aynı cisim veya görüntüye bakmak, iris ve lens lif¬lerini yorar. Renk algılama etkilenir.
- Suya girerken kulağı vazelinli pamukla tıkamak, korumak, kulağı enfeksiyondan korur.
- Burundan kıl koparmak, mik¬roplara giriş kapısı açar. Unutmamalıyız ki burnumuzdaki kıllar mikropları önlemede
- Burun karıştırmak, mukozayı zedeler ve enfeksiyon gelişir.
- Aksırık ve öksürük anında ağız ve burunu mendille kapatmak, bakteri yayılmasını önler.
- Ele aksırmak, elin kirlenme¬sine neden olur. Bu sebeple aksırdıktan sonra mutlaka ellerimizi yıkamalıyız.
- Yüksek sesle konuşmak, ses tellerini zedeler, ayrıca çevremizdeki insanları da rahatsız edip gürültü kirliliği yaratır.
- Burundan solunum yapmak, havayı solunuma uygun hale getirir. Ağzımızdan nefes alıp vermek hastalıklara davetiye çıkartır.
- Yaralarla oynamak, sivilceleri sıkmak, septisemiye neden olur.
- Yerlere tükürmek, tükürenleri uyarmamak, hastalık yayar. Yerlere tükürmek ayrıca medeni bir
- Sigara, içki içmemek ve kumar oynamamak, içenleri ve oynayanları uyarmak, sağlıklı yaşam süresini artırır.
- Dişleri sert ve sivri maddelerle karıştırmak, çok sıcak ve çok soğuk içmek diş çürümesine neden olur.
- Dişlerle sert cisimleri kırmak, diş minesini çatlatır,
- Dişleri her yemekten sonra ve yatmadan önce fırçalamak, ağız ve diş sağlığını korur, dişlerimiz günde en az iki kere fırçalamalı ve ortalama 6 ayda bir diş hekimine kontrol ettirmeliyiz.
- Dişleri sağlık kontrolünden geçirmek, uzun süre sağlam kalma¬ları için şarttır.
-Yılda ortalama iki kez akciğerlerimizi röntgen muayenesinden geçirmek, ciğerlerimiz ile ilgili oluşabilecek bir rahatsızlığı erken teşhis sayesinde tedavi etme şansını doğurur.





