Kasım, 2009 Arşivi

dogalguc.net Haftanın ürünü
kafa-yaralanması1

Yüksek bir yerden düşüldüğünde veya trafik kazasına maruz kalındığın­da; ölüm ile neticelenen vakaların ço­ğunu kafa yaralanmaları teşkil etmek­tedir. Burda dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da her kafa yaralanmasının  ardından kişinin boyun omurlarında da bir yaralanma ve zedelenme olabileceği asla unutulmamalıdır. Meydana gelen kafa yaralanmalarında o anda herhangi bir belirte göze çarpmayabilir, yaralanan kişi 6 ila 8 saat arasında gözlem altında tutulmalı ve aşağıda yazacağım belirtiler meydana gelirse çevredeki en yakın hastaneye nakletmek gereklidir. Yaralı kişinin hayati tehlikesi ise 48-72 saat arasındadır. Bu zaman zarfında yaralıya dikkat edilmesi gereklidir. Aşağıda yazdığımız belirtiler daha sonrada ortaya çıkabilir, bir diğer önemli nokta da yaraya batan herhangi bir cisim varsa kesinlikle çıkartılmaz.

Kafa yaralanmalarının belirtileri şunlardır:

* Kafada şişlik, yara veya kanama.
* Başağrısı.
* Başdönmesi
* Yarım saat içinde veya daha son­ra bayılma.
* Ağızda, burunda veya kulaklarda kanama.
* Kol veya bacakların birinde felç.

* Göz bebeklerinin büyüklüğünde farklılık.
* Şuur Kaybı
DİKKAT: Kafasından yaralanmış bir kazazede, ister baygın ister kendin­de olsun, ona uyarıcı içecekler verme­yiniz. Ayaklarını havaya kaldırmayı­nız.

Ne Yapmalı?

* Hastayı, düz bir yere, boylu bo­yunca yatırınız.
* Ağzında salgı veya kanama var­sa, başını yana çeviriniz. Böylece, sal­gının nefes borusuna kaçmasını engel­lemiş olursunuz.
* Derhal doktor çağırınız. Bu mümkün değil ise hastayı düz yatmış
olarak, hırpalamadan en yakın hastaneye götürünüz.
* Hasta bayılmış ise, nefes alıp al­madığını kontrol ediniz.
* Solunumu durmuş ise yapay so­lunum uygulayınız.
* Nefes borusunun salgı veya geri­ye kaçmış dili tarafından tıkanıp tıkan­madığını kontrol ediniz. Böyle bir teh­like mevzubahis ise ve boynunda kırık yok ise başının altına küçük bir yastık koyarak başını yana çeviriniz.

NOT: Diğer tedbirler “yapay solu­num” bahsinde anlatılmış olduğundan oraya müracaat ediniz.

Kafa yaralanmasıVücut Yaralanmaları

DİKKAT: Kanama ile sonuçlanan her türlü yarayı -önemli veya önemsiz olduğuna bakmaksızın- mutlaka temiz­leyiniz. Zira tetanosu önlemenin birin­ci yolu budur. Eğer kanama faslı, sivri bir cismin batması sonunda meydana gelmiş ise; yarayı güzelce temizlemek­le beraber tetanos aşısı olmayı ihmal etmeyiniz.

Mikrop bulaşmasının belirtileri ya­ralanmadan hemen sonra görülmez. Mikropların gelişip çoğalması ve ze­hirli madde salgılaması zaman ister. Belirtiler, genellikle, iki ila yedi gün sonra ortaya çıkar. Bazı durumlarda -mikrobun cinsine bağlı olarak- daha geç ortaya çıkar.

Yaranın Mikrop Aldığı Nasıl Anlaşılır?

* Yaralı bölge kızarır.
* Dokunduğunuz zaman acır.
* Yanma ve şişlik görülür.
* Bazen yaralı bölgeden yukarıya doğru (kol ve bacaklarda) kırmızı renkte çizgiler belirir.
* Koltuk altında veya kasıkta has­sas şişler ortaya çıkar.
* Bütün bu belirtiler, yaranın mikrop kaptığım ve mikropların vücuda yayıl­dığını gösteren kesin delillerdir.

DİKKAT: Bulaşma (enfeksiyon) belirtilerini görünce yarayı sıkmayınız ve açmayınız; derhal bir doktora gidi­niz.

Ülkemizde yayaların ve sürücülerin kurallara uymaması sonucunda yoğun olarak trafik kazaları meydana gelmektedir. Her yıl binlerce insan trafik kazaları sonucu hayatını kaybetmektedir. Bu kayıpların içerisinde önemli bir miktarı da kazazedeye yanlış müdahale yada geç ulaşan ilk yardım uygulamaları neticesinde meydana gelmektedir. Bu yazımızda sizlere böyle bir olay ile karşı karşıya kaldığınızda neler yapmanız gerektiği hakkında bilgiler vermeye çalışacağız. Unutmamalıyız ki doğru yapılan bir müdahale ile bir kişinin hayatını kurtarabiliriz.

Trafik kazalarında, araç içinde bu­lunan bir şahsı veya şahısları aşağıdaki tehlikeler beklemektedir:

trafikkazası* Yaralanma sonucu dış kanamalar
* Çarpma sonucu burkulma, çıkık ve kırıklar.
* Çarpma sonucu beyin veya iç or­gan kanamaları.

DİKKAT: Kazaya uğramış bir araç içindeki kişinin veya kişilerin na­sıl bir zarara uğradığını kestirmek zor­dur. En çok bağırıp çağıran kişiye de­ğil; sessizce oturan ve sabit nazarlarla bakan kişiye öncelik veriniz. Zira şid­detli bir beyin sarsıntısı geçiren veya aşırı kan kaybeden kişi, bayılmasa bile şoka girmiş demektir. Kazada en çok korkulan durum beyin kanaması veya belkemiği kırıklarıdır. Kaburga kırık­ları da aynı şekilde ciddiye alınmalıdır. Kırık kaburgalar iç organlarından biri­ne batarak iç kanamalara sebebiyet verebilir.

* Kazazede bayılmış veya şoka gir­miş ise (belirtileri için ilgili konulara bakınız) ve emniyet kemerine bağlı halde duruyor ise hiçbir müdahalede bulunmadan polise ve hastanenin il­gili servisine telefon ederek kaza ma­hallinin adresini haber veriniz.
* Kazazede emniyet kemerine bağ­lı değil ve direksiyonun üzerine yığılıp kalmış ise; oturduğu koltuğun arka kıs­mını kumanda kolu ile hafifçe geriye yatırınız. Kazazedenin başını yavaş ya­vaş kaldırarak -bel ve boyun omurgası­nı dik tutmaya gayret ederek- arkaya yaslayınız. Böylece kazazedenin rahat nefes almasını sağlamış olacaksınız. Boyun ve bel omurgasını dik tutmanı­zı istememizdeki maksat, boyun veya belkemiğindeki bir kırık ihtimalindendir. Beyin ve soğancığın uzantısı olan sinir ağı, belkemiği içindeki omurilikten geçmektedir. Omurga kırıklarında omuriliğin zedelenme ihtimali oldukça yüksektir. Omuriliğin zedelenmesi ha­linde sinir lifleri kopacak ve kazazede felçlere maruz kalacaktır.
* Kazaya maruz kalan kişi baygın ise ve kanaması da yok ise bir iç kana­ma veya kırıktan şüphe etmemiz gere­kir. Bu sebeple onu arabadan dışarıya çıkarmaya çalışmayınız. Koltuğuna dik oturacak şekilde emniyet kemeri ile bağlayınız. Başını koltuğa yaslamış olarak yardım gelmesini bekleyiniz.
* Eğer bir dış kanama geçiriyor ise “kanamalar” konusunda anlatıldığı şe­kilde kanamayı durdurmaya çalışınız. Bu işlemi yaparken yine bel ve boyun omurgasını dik tutmaya dikkat ediniz.

Kazazede Dışarıda Baygın Yatıyor İse

* Kazadan sonra sürücü veya yol­culardan biri arabadan çıkmış; ancak şuurunu kaybederek bayılmış olabilir. Bu durum, bir beyin kanamasını veya dış kanamadan dolayı aşırı kan kaybını akla getirmelidir. Eğer bayılmaya rağ­men nefes alış-verişi normal ise bir belkemiği kırığı olabileceğini hesaba katarak- kazazedeyi boylu boyunca uzatınız.
* Bayılmış kişinin kusabileceğini ve dilinin geriye doğru kıvrılarak nefes borusunu tıkayabileceğini düşünerek boynunda kırık yok ise- başını yana çeviriniz.
* Motosiklet kazasında baygın düş­müş birini gördüğünüz zaman yukarı­daki aynı tedbirleri alınız. Başında kaskı varsa dikkatlice çıkarınız.

NOT: Kazayı mutlaka telefonla en yakın hastanenin acil servisine ve polise haber veriniz. Kazazedenin ba­şında beklemeniz gerekiyor ise; yoldan geçen bir arabayı durdurunuz. Sürücüsüne kazayı -yerini belirterek- polise ve hastaneye telefonla haber verme­lisini isteyiniz.

Sizin yada çevrenizdeki bir kişinin gözüne herhangi bir sebepten dolayı yabancı  bir madde kaçabilir. Göze kaçan yabancı cisimler genel­likle üst göz kapağının iç yüzüne yerleşir, bu yabancı madde de kişiye hem acı hemde  rahatsızlık verir. Peki böyle bir durum ile karşı karşıya kalırsak ne yapmalıyız?göz

Cismi çıkarmak için:

* Kazazedeyi aşağı doğru baktırı­nız.
* Üst göz kapağının dış kenarını iki parmağınızın arasına sıkıştırarak tutu­nuz.
* Bir kurşun kaleminin yanı ile üst kapağı hafifçe bastırınız.
* Göz kapağının iç yüzünü dışa çe­viriniz.
* Kapağın iç yüzüne yapışmış olan cismi temiz bir tülbendin veya mendi­lin ucu ile çıkarınız.

DİKKAT: Bu işlemler sırasında göze asla dokunmayınız.

* Yabancı cisim bazen gözün say­dam olan ön yüzeyine (kornea) yapışıp kalır. Bu durumda cismi rahatça gör­meniz mümkündür:
* Kazazedeye gözünü birkaç defa kırpıştırmasını söyleyiniz

* Kırpıştırma ile meydana gelen gözyaşı, kendisi ile birlikte cismi sü­rükleyerek dışarı çıkacaktır.

DİKKAT: Eğer cisim gözün say­dam tabakasına iyice oturmuş; çıkmak niyetinde değil ise, göze asla dokun­mayınız. Kibrit, kürdan veya benzeri başka birşey ile çıkarmaya uğraşmayı­nız. Bu durumda:

* Kazazedeye gözünü kapattırınız.
* Göz kapağının üzerine nemli bir pamuk parçası koyarak sarınız.
* Kazazedeyi derhal bir doktora götürünüz.

NOT: Parçayı çıkarmak için gözü ovuşturmayınız. Zira, yabancı cisim bir maden talaşı ve başka kesici bir şey olabilir. Ovuşturmakla onun saydam tabakayı yırtmasına sebep olabilirsi­niz. Kişiye faydalı olayım derken daha fazla zarar verebilirsiniz.

Türkiye’de “aile plânlaması” adıy­la ele alınan bu konu oldukça tartışma­lı bir konudur. Biz “doğum kontrolü” derken, Batı’nın “Siz ekonomisi zayıf, fakir bir milletsiniz; fazla çocuk yap­mayınız. Fazla çocuk yaptığınız taktir­de, gelecekte açlıkla karşı karşı kalırsı­nız” şeklinde empoze etmeye çalıştığı bir doğum kontrolünü kastetmiyoruz.

dogum_kontrolü3Bir ailenin istediği kadar çocuk yaptık­tan sonra “bu kadarı yeter” dediği zaman, onlara yardımcı olmayı kastedi­yoruz.

DOĞUM KONTROLÜNÜN ÇEŞİTLERİ

Geri Çekilme:

Bilinen en eski doğum kontrol usu­lüdür. Erkeğin, eşi ile birleştiği zaman, tam meninin geleceği sırada çekilerek onu dışarı boşaltmasıdır. Peşinen söy­lemeliyiz ki, bu teknik yüzde yüz etki­li değildir. Yapılan araştırmalar, bu şe­kilde korunan yüz aileden yirmisinin çocuk sahibi olduğunu göstermektedir.

Takvim Usulü:

Ayhalinin ilk altı günlük kanamalı devre ha­riç, ki bu devrede cinsel birleşme sağlık açısından yasaktır, diğer günlerde yapılacak birleş­melerde hamilelik tehlikesi yoktur.

1-6. günler Kanamalı dönem.

7-9. günler Tehlikesiz birinci dönem

10-17. günler Yumurtanın döl­lendiği, yâni hamileliğin başladığı dö­nem.

18-28. günler Tehlikesiz ikinci dönem.

NOT: Bu ayırıma doğum kontro­lünde “takvim usulü” denir. Tehlikesiz olarak belirttiğimiz dönemler, ancak ayhalini düzenli gören kadınlar için geçerlidir.dogum_kontrolü2

Sperm Öldürücüler:

Erkek üreme hücrelerini öldürerek yumurta ile buluşmalarını önlemek için rahim yoluna boşaltılan köpük, tablet ve merhem gibi kimyevi madde­lerdir. Her birinin nasıl kullanılacağı madde ile birlikte ambalajın içine kon­muş prospektüslerde tarif edilmiştir. Çoğu, birleşmeden bir saat önce kulla­nılmaktadır. Reklâmlara aldanmamak lâzımdır. İddia edildiği gibi, fazla koruyuculuk özelliğine sahip değildirler.

Lavaj

Birleşmenin hemen arkasından ra­him yolunun basınçlı soğuk su ile yı­kanması usulüdür. Bu iş için imal edi­len lavaj torbaları ve lavaj pompaları vardır. Ayrıca lavaj suyuna katılacak koruyucu tozlar da satılmaktadır. Bu tekniğin de fazla garantisi yoktur.

Kaput (Prezervatif):

Erkek tarafından, birleşmeden ön­ce, penis üzerine geçirilen plâstik bir torbadır. Eczanelerde altılı ve onikili paketler halinde satılmaktadır. Birleş­me sırasında yırtılma ve sıyrılmasının dışında bir riski yoktur. Bu riskini göz önünde bulunduran imalatçılar, rahim yoluna boşaltılan bir sperm öldürücü ile birlikte kullanılmasını tavsiye et­mektedirler.
Hassas mizaçlı kadınlarda, alerjik diyebileceğimiz bir rahatsızlık hissi doğurduğu vakalar çoktur.

Ağızdan Alınan Haplar

Tıptaki adı “Oral Kontraseptifler” olan bu tabletler değişik isim altında imal edilmekte ve eczanelerde satıl­maktadır. Kadın tarafından alman hap­lar, içersindeki östrojen ve progesteron hormonları vasıtasıyla yumurta (dişi üreme hücresi) oluşumunu engelle­mektedir. Genellikle 21′lik tablet ku­tuları halinde satılır. Her gün bir tane alınır. Bittikten sonra 7 gün istirahat edilir. Bu 7 gün içinde, doğum kontrol tabletleriyle birlikte satılan vitamin ve demir ihtiva eden haplardan alınır. Doğum kontrol haplarıyla karışmasın di­ye ayrı renklerde imâl edilirler.

Doğum kontrol hapları etkili bir koruyucu olduğu halde, bazı bünyeler için tehlikeli yan etkileri vardır.dogum_kontrolü1

Bu hapları kullanması tehlikeli olan ha­nımları şöyle sıralayabiliriz.

* Karaciğeri bozuk veya yaralı olanlar.
* Epilepsi (sara) nöbeti olanlar.
* Kalp hastalığı olanlar.
* Guatr (tiroid bezi) hastalığı olan­lar.
* Safrakesesi hastalığı olanlar.
* Yaşı 35′in üzerinde olanlar.
* Ameliyat gerektiren bir hastalığı olanlar.
* Devamlı rahim akıntısı olanlar.
* Süt veren anneler.
* Migreni olanlar.
* Hamileliği kesinleşmiş olanlar.
* Böbrek hastası olanlar.
* Sigara ve alkole düşkün olanlar.
* Hiç doğum yapmamış kadınlar.
* Ayhali düzensiz olanlar.
* Varisi olanlar.
* Astımı olanlar.
* Çok şişman olanlar.
* Mide ve barsak hastalığı olanlar.
* Kansızlık çekenler.
* Sinirli bir mizaca sahip olanlar.

DİKKAT: Yukarıdaki uzun liste­den anlaşılacağı gibi doğum kontrol hapını ancak sağlığı yerinde kadınlar kullanabilir. Ancak, uzun müddet do­ğum kontrol hapı alan sağlıklı kadın­larda da bazı yan etkiler ortaya çık­maktadır.

Doğum Kontrol Haplarının Yan Etkileri:

* Ayhalinde düzensizlikler veya ayhalinin hiç görülmemesi.
* Baş ağrısı, ruhi sıkıntılar.
* Rahim akıntıları.
* Memelerde şişlik ve ağrı.
* Şişmanlama.
* Yüzde lekeler.
* Kalp çarpıntıları.
* Damar tıkanıklıkları.
* Kan basıncında artış.
* Beyin kanaması ve buna bağlı felçler.
* Safra kesesinde taşların ortaya çıkması.
* Böbrek rahatsızlıkları.
* Hazım bozuklukları.

DİKKAT: Hanımlar, arkadaş veya komşu tavsiyesi ile rastgele bir doğum kontrol hapı kullanmamalı; mutlaka umumi bir muayeneden geçtikten son­ra doktorun tavsiye edeceği haplardan almalıdır.

Rahimiçi Araçlar:

“Diyafram” ve “Spiraller” olmak üzere iki grup altında imal edilen me­kanik korunma araçlarıdır. Hassas bünyelerde alerji ve kanamalara sebep oldukları için fazla tercih edilmezler. Hangi tip aracı kullanacağına doktor karar vermekte, yine doktor tarafından takılmaktadır.

Uçuk bir mikrop çeşidi olup, bünyenin zayıf düştüğü anlarda kendisini ortaya çıkartmaktadır. Vücudun her hangi bir yerinde çıkabilmesine rağmen en çok rastla­nan bölge dudak bölgesidir.

ucukUçuk kendisini yanma şeklinde belli eder ve kısa bir zamanda içi su dolu kabarcık şeklini alır ve belli kısa bir zaman sonra patlar. Bebeklerde meydana gelen uçuklar için acilen doktora gitmek gerekir.

Kullanılan Malzemeler:

Ebegümeci yaprağı

Gelincik

Gül

Hatmi Kökü

Hodan

Kırlangıç Otu

Lavanta

Su

Hazırlanışı:

Bütün malzemelerden bir tutam alınarak bir kaba ko­nur. Beş bardak su eklenerek kaynatılır. Soğutulduktan sonra dudaktaki uçuk hariç vücudun diğer taraflarındaki uçuklar yıkanmak suretiyle uygulanır.

Kullanılan Malzemeler:

Ceviz Yaprağı

Meşe kabuğu

Su

Hazırlanışı:

Bütün malzemelerden bir tutam alınarak bir kaba ko­nur. Yeteri kadar su eklenerek kaynamaya bırakılır, su­yunu çekip merhem kıvamına gelince soğumaya bırakı­lır ve uçuğun oluştuğu yerlere bir pamuk parçası ile sü­rülür.

Ağız kokusunun en büyük etkenleri karaciğerin yeteri kadar iyi çalışmaması, hormonal bozukluk ya da ağızda meydana gelen yara, diş ve dişle ilgili ortaya çıkabilecek bütün problemler ağız kokusunun en büyük etkenleridir.agiz-kokusu

Ağız kokusu aynı zamanda farklı bir hastalık haberci­si olabileceği için hiç vakit kaybetmeden doktora gidip gerçek nedeninin ne olduğunu bulmak gerekir. Ağız kokusundan kurtulabilmeniz için size kolayca hazırlayabileceğiniz pratik  çözüm önerimiz var.

Kullanılan Malzemeler:

Kuru Üzüm

Mersin Ağacı Yaprağı

Hazırlanışı:

Bir su bardağı kuru üzüm ve bir tutam mersin ağacı yaprağı alınarak bir kaba konur. Macun kıvamına getiri­lene kadar karıştırılır ve yenir.

Kullanılan Malzemeler:

Bal

Karanfil

Mesteki

Tarçın

Hazırlanışı:

Bütün malzemelerden yarımşar su bardağı alınarak bir kaba konur. İyice ezilerek toz haline getirilir. Yeteri kadar bal eklenerek macun kıvamına geldiği zaman yenir.

Kullanılan Malzemeler:

Bal

Gül Kurusu

Hindistan Cevizi

Karanfil

Meyan kökü

Öd Ağacı

Tarçın

Hazırlanışı:

Bütün malzemelerden üçer tatlı kaşığı alınarak bir ka­ba konur. İyice ezilerek toz haline getirilir. Yeteri kadar bal eklenerek macun kıvamına geldiği zaman yenir.

Kullanılan Malzemeler:

Gül

Kekik

Meyan Kökü

Nane

Su ,

Hazırlanışı:

Bütün malzemelerden iki tutam alınarak bir kaba konur. Yeteri kadar su eklenerek bir gece boyunca bırakı­lır. Daha sonra bu sıvı ağızda gargara yapmak suretiyle uygulanır.

Evde yapılabileğiniz  ufak maskelerle ten renginin ve cildin güzelliği korunabileceğiniz  gibi aynı zamanda daha iyi olması ya da iyileştirilmesini de  sağlayıp cildinizi yenileyebilirsiniz.

Cilt maskeleri Günlük bakıma başlarken, diğer taraftan cildi yumu­şatmak ve gözenekleri açmak için de  mutlaka buhar ban­yosu yapılmalıdır.

Kullanılan Malzemeler:
mask
Böğürtlen

Ebegümeci

Kırlangıç otu

Kırmızı Gül

Su

Hazırlanışı:

Bütün malzemelerden bir tutam alınarak bir kaba ko­nur. Yeteri kadar su eklenerek kaynatılır. Soğutulduktan sonra süzülür ve akşamları yüz ve boyun çevresine uy­gulanır.

Kullanılan Malzemeler:

Elma

Krema

Hazırlanışı:

Bir tane elma alınarak rendelenir ve bir kaba konur. Yeteri kadar krema eklenerek macun kıvamına getirilir ve akşamlan yüz ve boyun çevresine uygulanır.

Tırnaklarınızı yiyorsanız, tırnak yeme alışkanlığınıza birinci bölümde belirttiğimiz sebeplerden dolayı başlamışsınızdır.

Ergenlik dönemindeki çocukların yaklaşık yarısının tırnaklarını yediklerini belirten uzmanlar, bunların dörtte üçünün bu alışkanlıklarını 35 yaşına kadar sürdürdüklerine de dikkat çekiyorlar.
tirnak3
Bunun gibi asabi alışkanlıkların, endişe, stres ve sıkıntı anında ortaya çıkan bilinçdışı davranışlar olduğunu söyleyen uzmanlar, tırnak yeme alışkanlığını “onikofaji” olarak isimlendiriyorlar. Tırnak yemek, sosyal açıdan da kabul edilebilir bir davranış değildir. Ayrıca, pürüzlü, yenen tırnakların çekici görünmediğini belirten araştırmacılar, bazı insanlar tırnaklarını çok kötü yediklerini, parmaklarını kanattıklarını ya da tırnaklarını kemire kemire yok denecek kadar az bıraktıklarını ifade ediyorlar. Tırnak yemenin sağlığı da olumsuz etkilediğini vurgulayan uzmanlar, tırnaklarınızı yediğinizde, ağzınız ile parmaklarınız arasında ileri geri bakteri taşıdığınızı ve eğer şeytan tırnağınızı yerseniz, tırnağınızın kenarında enfeksiyon gelişebileceğini açıklıyorlar.

Peki bu zararlı alışkanlıktan nasıl kurtulacaksınız? Zaman Gazetesi’nin HowStuffWorks isimli sitesinden derlediği habere göre, tırnak yemeyi önlemenin 5 yolu bulunuyor:

1. Tırnaklarınızın temiz ve bakımlı olmasına özen gösterin: Bazı tırnak yiyenler için, bu saplantılı bir durum halini almıştır. Tırnaklarınızı temiz ve bakımlı tutmalısınız. Manikür kitlerinde genellikle tırnak kesme makası, bir törpü, küçük bir makas ve kütikül itici ya da manikür kürdanı bulunuyor. Evinizde ya da çantanızda küçük bir manikür kiti bulunursa, kırılan tırnaklarınızı ya da şeytan tırnaklarınızı yemeden düzeltebilirsiniz. Haftada bir kez manikür yapmaya çalışın. Gerekliyse tırnaklarınızı keserek başlayın. Zeytinyağlı ya da losyon eklediğiniz ılık suda tırnaklarınızı birkaç dakika bekletin. Tırnaklarınızdaki ölü deriyi yavaşça geriye itin. Ellerinizi kurulayın ve losyon ya da kütikül kremi sürün.

2. Caydırıcı kullanın: Eczanelerde tırnak bakımı ürünlerine bakarsanız, tırnak yemeyi bıraktıran kremleri, yağları ya da tırnak cilalarını görebilirsiniz. Bu ürünlerden birçoğu aynı zamanda başparmak emmeyi bıraktırmak için de kullanılıyor. Bu ürünlerin içerisindeki kırmızı biber özü gibi maddelerden dolayı ürünlerin tadı acıdır. Bazı insanlar evde kendi hazırladığı saf karabiber gibi caydırıcı solüsyonları kullanıyor. Ancak bunlar kolayca yıkanabiliyor, ticari ürünler ise daha uzun süre etki gösteriyor.

3. Kendinize oyalanacak alışkanlık bulun: Tırnak yeme alışkanlığınızı unutmak için tüm enerjinizi başka alışkanlıklara harcayın. Bazı insanlar için, bu ellerini meşgul tutmak anlamına geliyor. Basit bir stres topunu avuç içinde sıkabilirsiniz. Bu size yardımcı olur. Tırnaklarınızı yemek istediğiniz zaman, stres topunu elinize alın ve sıkmaya başlayın. Ya da ellerinizi meşgul etmek için boyama, dikiş dikme, örgü örme, çizim yapma ya da dantel yapma gibi el işleriyle uğraşabilirsiniz.

4. Tırnaklarınızı neden yediğinizi bulun: Öncelikle, niçin tırnak yemeye başladığınızı düşünün. Sadece bir gün buna başlayıp, alışkanlık yapmış olabilir. Bu bazı tırnak yiyenler için doğrudur. Yine de, bunların birçoğu sıkıntı, stres, korku ya da endişe anlarında tırnak yemeye başlamıştır. Belki, siz de okulun ilk günü ya da ailenizden uzak, arkadaşınızın evinde ilk kez gece yatısına kaldığınızda başlamış olabilirsiniz. Eğer ne zaman ve hangi koşullar altında tırnak yemeye başladığınızı bulduysanız, bununla mücadelenin yollarını da bulursunuz. Her zaman stres kaynaklarını ortadan kaldıramayabilirsiniz, ancak o an yapacak başka bir şeyler bulabilirsiniz. İşte sıkıldıysanız, kısa bir yürüyüş yapın ya da bir bardak su almak için yerinizden kalkın. Eğer uçmak sizi endişelendiriyorsa, yanınıza okuyacak kitaplar alın ya da dizüstü bilgisayarınızı yanınıza alıp film izleyin, internete girin. Hissettiklerinizi biriyle konuşmak da yardımcı olabilir.

Kaynak: Zaman Gazetesi

Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta