Ekim, 2009 Arşivi

dogalguc.net Haftanın ürünü

“Saç Bakım Tüyoları”

Parlak, sağlıklı canlı saçlara hangi kadın sahip olmak istemez ki? İşte düz, dalgalı ve bakımlı saçlara sahip olma yöntemleri..

Görüntünüze uygun saç kesimi için kuaförünüze güvenin ve kendinizi ona bırakın… İster inanın ister inanmayın bacak bacak üstüne atıp, karışmadığınızda kesim sonrasında farklı bir görüntüye kavuşabilirsiniz.

Mükemmel kimya!
Saçlarınızın yapısını anlatın: Saçlarınızı boyatmadan, düzleştirmeden veya perma yaptırmadan önce, saçlarınızın yapısıyla ilgili kuaförünüzle konuşun. Bu uygulamaları daha önce yaptırdıysanız ve herhangi bir sorunla karşılaştıysanız anlatın. Böylece kuaförünüz saçınıza uygulayacağı malzemelerle ilgili daha kolay karar verebilecektir.

Yeni renkle canlanın: Saçlarınızı yıkamadan önce güçlendirici ürünler kullanın. Her yıkamamadan sonra saçlarınızın rengi giderek solar… Haftada iki kere saç rengini artıran ve kökleri güçlendiren bir şampuanla masaj yaparak uygulayın ve sabah yıkayın. Saçlarınızı boyatmadan önce daha önceki boya artıklarından kurtulun ve sonrasında yeniden boyatın.

Düzleştirme stratejileri

Fönletin: Kıvırcıkları kontrol edin. Saçlarınızı düzleştirirken, saçlarınızın tamamen kuruduğundan emin olun. Saçlarınızın nemli kalması düz şeklin çabuk bozulmasına neden olur.

Ütüleyin: Saçları hızlı bir şekilde düzleştirmenin diğer bir yolu da ütülemektir. Nasıl yapabilirsiniz? Saçlarınızı parmaklarınızla düzleştirerek fönleyin. Saçlarınız kuruyunca düz bir fırça ile tarayın, varsa parlatıcı veya sprey uygulayın. En sonunda 3-4 cm’lik kısımlar halinde düz bir zeminde ütü uygulayın. Bu yöntemnle saçlarınız 2-3 gün düz kalacaktır.

Parlak saçlar

Parlak saçlar az şampuan: Daha çok parlaklık için daha az şampuan… Saçlarınız yağlanmadıkça her gün yıkamayın. Saçları hergün şampaunla yıkamak saçları koruyan, besleyen ve parlak gösteren doğal yağını yok eder. Eğer saçlarınız kuru, yıpranmış ve boyalıysa saçlarınızı 2 gün yıkamayın. Eğer saçlarınız normalse bir veya iki gün yıkamayabilirsiniz. Saçlarınız şeklini kaybediyorsa sadece su ile durulayabilirsiniz.

En iyi fön: 1600 watt’lık bir fön makinesi, hızlı ve güçlü kurutma sağlayarak, kalıcı ve etkili fön sağlar. Aşırı sıcak havanın saçlarınıza zarar vermediğini mutlaka kontrol edin. Standart fön makinelerinden daha uzun süre kalıcılık sağlar. Yandaki saçlarınızı şekillendirmeniz zor oluyorsa ıslak veya kuru saçlar için olan saç şekillendiricilerden kullanabilirsiniz.

Dalgalı saçlar

Saçlarınıza dalga verirken yakmayın: Saçlarınızı saç maşasıyla kıvırcık hale getirirken kızartmayın. İnce saçları kıvırcık hale getirirken kuru olmasına dikkat edin. Sonrasında uygulayacağınız sprey bvozulmasını önleyecektir. Cansız saçları 3 – 5 cm genişliğinde ayırarak şekillendirmeye çalışın. Eğer saçlarınızı kurutma makinesine sokacaksanız 30 dakikadan fazla beklemeyin.

Kısa sürede dalga şekline kavuşma: Kuru ve temiz saçınızı 3-5 cm genişliğinde ayırın. Daha sonra iki , üç veya daha fazla parmağınıza dolayın. Ancak unutmayın, daha büyük dalgalar çabuk bozulur. Bir tokayla tutturun ve fön makinesiyle 10 dakika kurutun. Tokaları çıkartın ve şekillendirin.

Dalgalı bırakın: Her zaman dalgalı saçlar kullanılmayabilir. Yeni model bigudilerle saçlarınıza dalga kazandırabilirsiniz. Kumaş bigudileri seçerseniz saçlarınızı diplerine kadar sarabilirsiniz.

Saçlarınızı her gün yıkama alışkanlığınızdan vazgeçin. Kıvırcık saçlarınızı günlük olarak suyla durulamanız yeterli olabilir. Fakat kıvırcık saçlar haftada bir ya da iki kez şampuanla yıkanmalıdır. Tabi bu kural saçınızın şekline, şampuana ve PH değerine göre değişmektedir. Kıvırcık saçın oluşum nedeni saçlarınızda bulunan Sülfid bağları diye adlandırılmış proteinlerdir ve şampuan bu bağları kolayca kırabilir. Bu yüzden her gün şampuan kullanmak istiyorsanız ekstra yumuşak ya da doğal şampuanları tercih ediniz. Yoksa saçlarınızın harika kıvrımları kuruyup düzleşebilirler. Ayrıca her yıkamadan sonra saçınıza şekillendirici bakım uygulayınız.

Kıvırcık Saçlar

Zamanınız varsa saçlarınızın kendiliğinden kurumasını sağlayın. Saç kurutma makinesi kullanmanız gerekirse de saçınızı sıcak hava dalgasından koruyacak başlık kullanınız. Saçlarınızı güneş ışığından, rüzgardan koruyunuz. Araba kullanırken camınız açıksa şapka kullanınız ve yüzdükten sonra saçlarınızı mutlaka durulayınız.

domuz gribi, korunma yöntemleri, domuz gribi nedir, belirtileri nelerdir?

Domuz Gribi Hakkında Herşey

Avrupa’dan Türkiye’ye sıçrayan virüs hakkında bilmeniz gereken her şey.

Son günlerde dünyayı panikleten hastalığın ismi Domuz Gribi.. Yaklaşık 6 ay önce Meksika’da ortaya çıkan ve halk arasında domuz gribi olarak adlandırılan A tipi H1N1 virüsü, kısa sürede 74 ülkeye yayıldı. Dünya Sağlık Örgütü’nün, hastalıkla ilgili alarm seviyesini 5’ten 6’ya çıkarması ise dünya genelinde endişeye yol açtı.

Dünyayı saran domuz gribinin semptom ve belirtileri nelerdir? İnsanlar bu virüse nasıl yakalanır? Hastalıktan korunma yolu nedir? İşte hastalıkla ilgili bilmeniz gereken tüm bilgiler..

H1N1 domuz, kuş ve insan influenza virüs yapılarından oluşan bir hibrid virüs. İnfluenza tip A virüsünün (ortomiksovirüslerin) insanlarda oluşturduğu solunum yolu hastalığına domuz gribi deniyor.

Hastalık, solunum yolu ile özellikle yakın temas, öksürmek ve hapşırmak suretiyle insandan insana bulaşıyor.

Amerikan Hastanesi Klinik Laboratuvar Bölümünden Dr. Erhan Palaoğlu ve Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Birsen Çetin, hastalıkla ilgili merak edilen noktalara açıklık getirdi.

MEVSİMSEL GRİPTEN FARKI

H1N1, kış aylarında görülen grip etkeni ile benzer özelliklere sahiptir. Hastalığın bulaşma yolu ve belirtileri de benzerlik göstermektedir. Ancak, yeni H1N1 tipinde virüs; insanları, kuşları ve domuzları etkileyen bir genetik özelliğe sahiptir.

DOMUZ GRİBİNİN İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ

İnsanlar arasında domuz gribi enfeksiyonu, tek tek vakalar olarak ya da salgınlar halinde görülebilir. Klinik belirtileri gribe (mevsimsel influenzaya) benzerdir. Bunlar; ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, öksürük, genel vücut ağrısı, halsizlik ve bitkinlik şeklindedir. Ölümle sonuçlanan vakalar da vardır.

İNSANA DOMUZ GRİBİ VİRÜSÜ NASIL BULAŞIR

İnsanlar domuz gribini genellikle enfekte olmuş domuzlardan almaktadır. İnsandan insana bulaşmada ise yakın temas ve hastalığı taşıyanlarla aynı ortamı paylaşmak önemli rol oynar.

DOMUZ GRİBİNİN BELİRTİLERİ

Domuz influenza A virüs enfeksiyonunda; ateş, öksürük, boğaz ağrısı, vucutta ağrı, yorgunluk/ kırgınlık, başağrısı, üşüme görülebilir. Bazı domuz gribi vakalarında kusma ve ishal de görülmektedir.

Mevsimsel gribe benzer şekilde, insandaki domuz gribinin şiddeti hafiften ağıra değişebilmektedir. Ağır vakalarda pnömoni, solunum yetmezliği ve bazen de ölüm görülebilmektedir. Hastalık özellikle genç ve orta yaş grubunu tutmaktadır. Kronik sağlık sorunu olanlar gibi bazı gruplarda domuz gribi ağır seyredebilmektedir.

DOMUZ ETİ VE DOMUZ ÜRÜNLERİNİ YEMEK GÜVENLİ Mİ

Domuz gribinin, usulüne uygun hazırlanan domuz eti veya diğer domuz ürünlerinin yenmesiyle bulaştığına dair bulgu yoktur. Domuz influenza virüsü, 70 ºC derece ısıtılınca ölmektedir.

TEDAVİSİ NASIL YAPILIR

Bazı ilaçların kullanımı domuz gribinin önlenmesinde CDC tarafından tavsiye edilmektedir. İlaç kullanımı hastalığın seyrini hafifletmekte ve daha hızlı bir iyileşmeyi sağlayabilmektedir. Bunun yanı sıra ciddi komplikasyonların da gelişmesi engellenmiş olur. Antiviral ilaçlara, semptomların görülmeye başlamasından itibaren ilk iki gün içinde başlanması gerekir.

DOMUZ GRİBİ AŞISI

Virüs hızla yayılıyor ama aşı çalışmaları da hızla sürüyor. Şu ana kadar 3 ayrı şirket virüse karşı aşı geliştirdi. Aşı Türkiye de geldi. Aşıyla birlikte vakalar ayakta tedavi edilecek.

ÇOCUKLARDA ACİL TIBBİ YARDIM GEREKTİREN DURUMLAR

* Hızlı nefes alma ya da solunum güçlüğü,
* Mavimsi cilt rengi
* Yeterince sıvı alamama
* Uyanamama ya da uyaranlara cevap verememe
* Huzursuzluk
* Grip benzeri semptomlara ek olarak ateş ve şiddetli öksürük
* Döküntü

YETİŞKİNLERDE ACİL TIBBİ YARDIM GEREKTİREN DURUMLAR

* Solunum güçlüğü veya nefes darlığı
* Göğüs ya da karın içinde ağrı veya basınç
* Ani baş dönmesi
* Konfüzyon
* Şiddetli bulantı ve kusma

HASTALIKTAN KORUNMANIN YOLLARI

Halen Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri, seyahatin ya da ticaretin kısıtlanması gerekmediğini bildirmektedirler. Genel olarak kişisel temizlik önlemlerinin alınması, kalabalık ve havasız ortamlardan mümkün olduğunca kaçınılması şu an için yeterli önlemlerdir.

EN ETKİLİ YÖNTEM

En etkili önlem el yıkamadır. Öksürürken ya da hapşırırken ağız ve burnunuzu tek kullanımlık mendil ile kapatın ve mendili atın. Özellikle hapşırma ya da öksürme sonrasında ellerinizi su ve sabunla yıkayın.

BOL SIVI TÜKETİN YETERİNCE DİNLENİN

Alkol bazlı el dezenfektanları kullanılabilir. Hastalığın başlıca insandan insana, hapşırma, öksürme gibi yollarla bulaştığı düşünüldüğünden, hasta kişilerle temastan kaçınmak uygun bir korunma yöntemidir.

Kirli ellerle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmak buradaki virüslerin elleriniz yoluyla yayılmasına neden olabilir. Bol sıvı gıda tüketin, iyi beslenin, dinlenmeye dikkat edin.

penisbüyütücü, vpills, vrlex, jagra, penis büyütme, peyronie

Peyronie Hastalığı

Peyronie’s hastalığı özellikle penis ereksiyon halindeyken görülen ve ve penisin doğal olmayan bir şekilde eğrilmesi halidir.

Penisin içinde gelişen bazı sert plaklar ve dokular penisin tam olarak kanlanmasına engel olurlar ve bu kısımlara sertleşme için tam kan gidemediği için yeterli bir ereksiyon görülemez.

Bazen bu eğrilmeler şiddetli ağr

Peyronie Hastalığı

Peyronie’s hastalığı özellikle penis ereksiyon halindeyken görülen ve ve penisin doğal olmayan bir şekilde eğrilmesi halidir.

Penisin içinde gelişen bazı sert plaklar ve dokular penisin tam olarak kanlanmasına engel olurlar ve bu kısımlara sertleşme için tam kan gidemediği için yeterli bir ereksiyon görülemez.

Bazen bu eğrilmeler şiddetli ağrılara sebep olabilirler ve bazende cinsel ilişki imkansız bir hal ailır. Bu fonksiyon bozukluğunu yapan plakların veya doku parçacıklarının neden oluştuğu tam olarak bilinmemektedir. Ancak penis veya kasık bölgesine gelebilecek travmalar neden olabilir.

Tüm bunların sonucunda tam olmayan sertleşme, ağrılı ereksiyon, penisin eğrilmesi ve penis içinde sert bantlar görülür. Ancak bu durumun sonraki zamanlarda kanserleşmeye neden olmaz. Peyronie’s hastalığı cinsel yolla bulaşmaz.

Peyronie’s hastalığı nasıl tedavi edilir ?

Bu hastalığın tedavisi hastalığın şiddetine göre değişebilir. Bazı olgularda hiç bir şey yapılmaz ve eğrilmenin kendiliğinden geçmesi beklenir. Düzelme olmaz ve hastalık ilerlerse tedaviye geçilir. Şikayetlerin derecesine göre Medikal veya Cerrahi olmak üzere iki ayrı yöntem uygulanır.

Medikal

İlaç tedavisinde ağrıyı azaltan,plakları yumuşatan ve azaltan preperatlar kullanılır. Lezyonun içine ilaç enjekte edilerek aynı şekilde plaklar yumuşatılmaya ve ortadan kaldırılmaya çalışılır.

Cerrahi

Plakların cerrahi olarak çıkartılması ve yerine doku grefti konulması. Hastalanmamış penis tarafının plikasyonu ve iki taraf arasında uyum sağlanması yöntemi. Penis protezi konularak sertleşmenin ve cinsel ilişkinin sağlanması.

ılara sebep olabilirler ve bazende cinsel ilişki imkansız bir hal ailır. Bu fonksiyon bozukluğunu yapan plakların veya doku parçacıklarının neden oluştuğu tam olarak bilinmemektedir. Ancak penis veya kasık bölgesine gelebilecek travmalar neden olabilir.

Tüm bunların sonucunda tam olmayan sertleşme, ağrılı ereksiyon, penisin eğrilmesi ve penis içinde sert bantlar görülür. Ancak bu durumun sonraki zamanlarda kanserleşmeye neden olmaz. Peyronie’s hastalığı cinsel yolla bulaşmaz.

Peyronie’s hastalığı nasıl tedavi edilir ?

Bu hastalığın tedavisi hastalığın şiddetine göre değişebilir. Bazı olgularda hiç bir şey yapılmaz ve eğrilmenin kendiliğinden geçmesi beklenir. Düzelme olmaz ve hastalık ilerlerse tedaviye geçilir. Şikayetlerin derecesine göre Medikal veya Cerrahi olmak üzere iki ayrı yöntem uygulanır.

Medikal

İlaç tedavisinde ağrıyı azaltan,plakları yumuşatan ve azaltan preperatlar kullanılır. Lezyonun içine ilaç enjekte edilerek aynı şekilde plaklar yumuşatılmaya ve ortadan kaldırılmaya çalışılır.

Cerrahi

Plakların cerrahi olarak çıkartılması ve yerine doku grefti konulması. Hastalanmamış penis tarafının plikasyonu ve iki taraf arasında uyum sağlanması yöntemi. Penis protezi konularak sertleşmenin ve cinsel ilişkinin sağlanması.

Bu yiyecekler hayatınızı derinden etkileyecek.

Eski çağlardan beri insanoğlunun ilgisini çeken afrodizyaklar, özellikle Uzakdoğu kökenli öğretilerde geniş biçimde yer alıyor. Sözgelimi, seks sanatı olarak bilinen Taoculuk’ ta besinler “yin” ve “yang” olarak ikiye ayrılıyor. Kadınlar için yin, erkeklere için yang türü besinler öneriliyor. yeşil ve lifli sebzeler, az miktarda balık eti ile meyve ve baklagillerden oluşuyor. Yang gıdalar ise; tuzlu ve fazla pişmiş yiyecekler ile kök bitkiler, hayvansal besinler ve hububatları kapsıyor. Taocu felsefede, insanların tavsiye edildiği şekilde beslendikleri takdirde, her zaman mükemmel bir cinsel yaşam sürdürebilecekleri iddia ediliyor.

Hindistan’daki bazı yoga öğretilerinde fazla şekerli yiyeceklerden kaçınılması istenirken, Çinliler polen içeren gıdalar alınmasını tavsiye ediyorlar.

Beslenmenin insan yaşamında doruğa çıktığı zamanın başlangıç noktası, anne karnındaki döneme rastlıyor. Yani cinsel hayatımızın ne kadar renkli ve etkili olacağı annemizin karnındayken şekillenmeye başlıyor.

Diyabet ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık bu konuda şu bilgileri veriyor: Besinleri; proteinler, karbonhidratlar, yağlar, su, vitamin ve mineraller olarak 6 gruba ayırabiliriz. Bunların çoğu, kalori sağlayan, günlük hareketi temin eden besin kaynaklarıdır. Yani bir tür yakıt. Ama vücudun kalıcı maddeleri protein, vitamin ve minerallerdir. Bunlar organizmanın esas yapı taşını oluştururlar. İşte, seksüel organların ve hormonların gelişimi de anne karnında, bu yapı taşlarının konmasıyla başlıyor. Bu evrede eksik ve kötü beslenme, açlık gibi durumlar, çocukta bir fonksiyon eksikliğine neden olabiliyor.”Prof. Dr. Bağrıaçık, seks yaşamı için ikinci önemli evrenin gelişme yaşı olarak adlandırılan ergenlik dönemi olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor: Bu dönemde yetersiz beslenme kadar aşırı beslenmenin de olumsuzlukları görülüyor. Şişmanlık, oburluk, fazla yağlı gıdalarla beslenme gibi alışkanlıklar cinsel organların fonksiyonlarını engelleyen veya azaltan etki yapıyor. Bir erkek çocuk 7-12 yaş arasında birden bire kilo alırsa yumurtalıkları küçülüyor ve gelişmesi zayıflıyor. Kız çocuğunun ise adet görmesi gecikiyor, göğüsleri gelişmiyor. Rahimde ya da yumurtalıklarda gelişme bozuklukları ortaya çıkabiliyor.Uzmanlar, cinsel performansı artırmak için çeşitli ilaçlara yönelmektense, düzenli ve sağlıklı bir beslenme programı izlemenin çok daha yararlı olacağını savunuyorlar.

DOMATES VE KAYISI CİNSEL İSTEĞİ ARTIRIYOR

Cerrahpaşa Tıp Fakültesine yapılan bazı araştırmalarda domates ve kayısıda bulunan PP vitaminin cinsel performansı ve isteği artırdığını ortaya çıkardı. Bu durum, hem C vitamini hem de PP vitamini açısından zengin olan domatesi sofraların baş tacı ediyor. Cinsel performansı artıran maddeler arasında başı, iyot ve B vitamini çekiyor. B vitamini en çok buğdayda bulunuyor. Ayrıca C vitaminini de unutmamak gerekiyor. C vitamini almanın en ideal yolu ise sabah kahvaltısında ya da ara öğünlerden birinde bir kase çilek yada kivi yemek. Ayrıca yeşil sebzelerde portakal, mandalina ve greyfurtta da C vitamini olduğunu unutmayın. Özellikle erkekler günlük çinko alımına dikkat etmelidir. Çünkü çinko, erkeğin sperm üretimini artıran mineraller arasında yer alıyor. Erkeklerin pırasa, lahana türü sebzeleri bolca tüketmesi gerekiyor.

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=55217&cat=220&dt=2008/02/11

Ağız Kokusu için 10 çözüm

Ağzım çok kötü kokuyor, Ne yapmalıyım?

Ağız kokusu, çoğu zaman bir başkası tarafından söylenmedikçe fark edilmeyebilir. Anlamak için şu basit testi yapabilirsiniz; parmağınızın ucu ile dilinizin arkasından bir miktar tükürük alın ve elinizin üstüne sürün.

biraz bekleyin ve kuruduktan sonra koklayın. Ağız kokusunun çözümü ile ilgili önerilerimiz ise şöyle:

01- Dişlerinizi ve dilinizi (dilin arkasını fırçalamak kötü kokuyu yüzde 70 azaltabilir) günde iki kez fırçalayın.

02- Plak ve gıda kalıntılarını temizlemek için diş ipi kullanın

03- Bakteri öldürmek için peroksit içeren gargara yapın

04- Koku yapan diş çürüklerini durdurmak için florid içeren diş macunu ve ağız bakım suyu kullanın.

05- Az sıvı almak, uykuda ağızdan nefes almak ve bazı ilaçlar ağız kuruluğu ve kötü koku yaptığından bol su için.

06- Mide sorunlarınız varsa tedavi görün. Antiasit tabletleri deneyebilirsiniz.

07- Sinüslerinizi kontrol ettirin. Sinüs iltihapları ağız kokusu yapar. Geniz akıntıları buna işaret olabilir.

08- Yoğurt yiyin. Probiyotikli olanlar bağırsaktaki bakterileri düzenler ve daha sağlıklı bir ağza yardım eder. Maydanoz ve kereviz deiyi gelebilir.

09- Bakterileri temizleme, kokuyu azaltma ve tükürüğü artırma özelliği olan “xylitol”lü sakızlar çiğneyin.

10- En az altı ayda bir diş temizliği ve muayene için doktora gidin. Koku yapan çürükleriniz ve diş eti hastalığınız arsa tedavi edilecetir.

Son olarak kötü ağız kokusunun bazen ciddi bir hastalığın habercisi olabileceğini belirterek doktorunuza başvurmanızı öneririz.Sağlıklı ve mutlu gülüşlerle dolu günler dileriz.

  1. Kadınların yüzde 12’sinin sperme karşı alerjisi bulunduğunu
  2. Her yıl ortalama 11 bin seks kazası meydana geldiğini
  3. Erkeklerin dörtte üçünün cinsel birleşmeden 2 dakika sonra orgazm olduğunu
  4. Spermin, 10 santimetre mesafedeki dölleyeceği yumurtaya 2.5 saniyede ulaşıyor olduğunu
  5. Çikolata gibi, üzüm yemenin de libidoyu yükseltmeye yardımcı olduğunu ve cinsel isteği arttırdığını
  6. Özel sigorta şirketlerinin cinsel işlev bozukluklarını tıbbi rahatsızlık olarak değerlendirmediğini
  7. İngiltere’de yapılan bir araştırma ile sigaranın cinselliğe verdiği zararın kanıtlandığını ve cinsel haz almaya devam etmek isteyen erkeklerin sigaradan vazgeçmeleri gerektiğini
  8. Her on genç erkekten birinde kadında kısırlığa yol açabilecek cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon olduğunu
  9. Hava sıcaklıklarının aniden değişmesinin yorgunluğa, sabırsızlığa ve tahammülsüzlüğe yol açtığı gibi insanları cinsel yönden de olumsuz etkilediğini
  10. Havucun göz hastalıklarını iyileştirmenin yanı sıra cinsel gücü de arttırdığını
  11. Erkeklerde sertleşme bozukluğunun, kadınlarda ise vajinismusun, en sık rastlanan cinsel sorunlar olduğunu
  12. Cinsel işlev bozukluklarının bazen başka önemli hastalıkların habercisi olabileceğini
  13. Kişilerin cinsel sorunlarıyla uzun yıllar yaşadıklarını, sorun ortaya çıktıktan ortalama 4 yıl sonra doktora başvurduklarını
  14. Griple başa çıkmak için öncelikle düzenli ve sık seks yapmak gerektigini, haftada 2 kez seks yapan kişilerin bağışıklık sistemlerinin güçlendigini ve hastalıklara karşı dirençlerinin arttığını
  15. Depresyonun cinsel sorunlara yol açması yetmiyormuş gibi bir de depresyonun tedavisi için kullanılan antidepresanların da cinsel işlev bozukluklarına yol açabileceğini
  16. Damarsal risk faktörlerinin klitoral engorjman yetersizliğine yol açarak kadınlarda da tıpkı erkeklerdeki gibi bir tür iktidarsızlığa yol açabileceğine
  17. Bedenimizde biyolojik bir saatin işlediğini ve bu beden saatine göre sevişme için en uygun zamanın akşam değil sabah olduğunu

penis

PENİS ve HASTALIKLARI

Penisin erkekte iki önemli fonksiyonu vardır.
1-İdrar atılımı:Böbrekten süzülen idrarın dış idrar kanal yolu ile dışarı atılımını sağlamak
2-Üreme fonksiyonu: Tesiste yapılan tohum hücrelerini meni vasıtası ile kadın haznesine ulaştırmak.

PENİSİN YAPISI:
Penis kök gövde ve baş olmak üzere 3 kısma ayrılır. Kök kısmı torbanın ön yüzünde makata kadar uzanan bölge içerisinde kaslara gömülü vaziyette durur.
Gövde deri ile kaplı ve içerisinde 3 tane sertleştirici kıkırdak dokusundan yapılmış organdan meydana gelir. Kıkırdaktan daha ince yapılıdır. Bu yapıya kan dolması neticesinde sertleşme meydana gelir.
Baş kısmı penisin en uç kısmında yer alır. Penisi ucunda bir şapka gibi durur. Bu bölge sünnet olmamışlarda deri ile kaplıdır. Sünnet ile kesilen kısım bu deridir.
Penisin kan dolaşımı atardamar ve toplar damar sistemi sertleşmede dolayısıyla döllenme ve seksüel aktifte çok önemlidir.

penis2
PENİSİN YAPI BOZUKLUKLARI:
Çok defa testis mesane gibi başka yapı bozuklukları da vardır. Penisin hiç olamaması nadirdir. Nadiren çift penis olur. Penis doğuştan kıvrık olabilir. Bunun yanında yine doğuştan büyük ve küçük penis olabilir.

1- Penis Sünnet derisinin dar olması:
Sünnet derisinin uç kısmı çok dardır. Toplu iğne başı kadar bir açıklık vardır. Derinin iç yüzeyi penisin baş kısmına yapışıktır. Deri başın gerisine çekilemez. Ya doğuştan olur veya daha sonra iltihabı bir olaydan sonra gelişir.
Şayet çok darsa hasta idrar yapamaz. Hatta idrar deri altında toplanması ile sünnet derisi balon gibi şişer. İdrar damlalar halinde akar. Tedavi edilmezse idrarın tahrişi sonunda iltihap gelişir ve bu iltihap penis baş bölgesinde yaralara neden olur. Tedavi sünnettir. (Sünnet için tıklayın)

2-Sünnet derisinin geriye kaçması:
Sünnet derisi penis baş kısmının gerisine çekilmesi ile tekrar öne gelememesidir. Genellikle sünnet derisinin darlıklarında oluşur. Çocuk veya anne babası tarafından temizlik amacı ile deri geriye çekilir, daha sonra deri burada şişer ve kızarır, penis başını boğar.
Tedavide şayet erken devreyse deri öne çekilmeye çalışılır. Fakat geç kalmışsa sünnetten başka çare yoktur. Sadece ufak bir deri parçasını kesmek ve iyileşmeye bırakmak çok defa sonuç vermez.

3-Penis yaralanmaları:
Penis oynak bir organ olduğundan darbelere karşı kendini korur
Tamamen kopma kazalardan sonra veya kasti olarak (kıskançlık ve intikam nedeni ile) kesilmesinden sonra oluşur.
Darbelerde penise kan oturur. Penis kırılmaları ise sertleşmiş haldeki penisin ani ve sert bir şekilde bükülmesi sonucu meydana gelir. Sertleşme problemlerine meydan vermemek için erken tedavi önemlidir.

4-Penis iltihapları:
Çocuklarda darlık nedeni ile büyüklerde ise temizliğe riayet etmemeden ileri gelir. Sünnet derisinin ve/veya penis başının iltihabı şeklinde olur.

5-Penisin kireçlenmesi: (Peyroni hastalığı)
Penisin kıkırdağımsı doku içerisinde plak şeklinde bağ dokusunun oluşmasıdır. Sebebi belli değildir. Genellikle 40 yaşından sonra görülür. Penis sırtında veya her iki yan tarafında olabilir. Nerede olursa sertleşmiş penis aksi istikamette bükülmüş olarak durur. Ağrı vardır. Bazen birleşme mümkün olmaz. El ile hissedile bilinir.
Zararsız bir hastalık olmasına rağmen hastanın şikayeti varsa tedavi edilmelidir. Nadiren kendiliğinden kaybolur.
E vitamini faydalıdır. Ameliyat tavsiye edilmez. Plağın içerisine kireç giderici ilaçların verilmesi fayda sağlar

6-Penisin kendiliğinden ağrılı sertleşmesi:
Penis seksüel istek duymadan ve uzun süren sertleşmesidir. Hasta çok ağrı duyar. Her yaşta meydana gelir. Damar sistemi bozulmuştur penisin kıkırdak dokusu içerisinde kan pıhtıları oluşur.
Sinir sistemi hastalıklarında da meydana gelebilir. Bazen sebep tümoral bir oluşumdur.
Birden bire meydana gelir. Ağrılıdır. İdrara yapılamaz veya damlalar halinde gelir. Meni boşalsa bile sertlik devam eder. Sertleşme 1-2 gün bazen aylarca sürer. Normal haline dönse bile sonunda iktidarsızlık meydana gelir.
Tedavide enjektör ile pıhtılaşmış kan boşaltılır. Pıhtıyı giderecek ilaçlar verilir. Ameliyat ile bu pıhtılar boşaltılır.

7-Penis Tümörleri
Penis siğilleri çok görülür. Penisin sırtında veya değişik yerlerinde olur. Tek veya çoktur. Küçük ben şeklinde fakat karnabahar gibi girintili çıkıntılıdır. Zararsızdır. Tedavide elektrik ile yakılır veya ameliyat ile çıkarılır.
Penis Kanseri: Çok defa sünnetsizlerde görülür.Penis başı iltihaplarından sonra gelişebilir. Müzmin tahriş edici maddelerden sonrada oluşabilir. Görünüşte yarayı andırır. Sert nodül şeklinde de olabilir. Teşhis parça alınıp patolojide incelenmesi ile konur. Erken teşhis konulacağı için ameliyat ile alınır. Sonuç diğer kanserlere nazaran iyidir


Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı en önemli tedbir uygun bir yöntemle korunmak. Bu konuda kadınlar kadar erkeklere de önemli görevler düşüyor
Prezervatif ile korunma erkeklerin uyguladıkları en etkili ve emin yollardan biri, sadece gebeliği önlemek için değil, cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından da büyük önem taşıyor. Memorial Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Bülent Altay, erkeklerde, prezervatif kullanımıyla ilgili bilgi verdi. Prezervatif (kondom, kılıf) gebelikten korunmak amacıyla çok uzun yıllardır kullanılan etkin ve kolay bir doğum kontrol yöntemdir. Kondom kullanımı boşalma sonucunda penisten çıkan sperm hücrelerinin vajinaya dökülmesini önleyerek gebeliğin önlenmesi esasına dayanır. Günümüzde prezervatifler lateks adı verilen bir maddeden üretilmektedir ve içerisine eklenen sperm öldürücü katkı maddeleri ile daha güvenilir hale gelmiştir. Ancak lateks allerjisi olan erkekler ve ayrıca kadınlar için prezervatif kullanımı sakıncalıdır.

TAKARKEN ZEDELEMEYİN
Prezervatif kullanımı ile ilgili en önemli nokta belki de doğru uygulamanın nasıl olacağının bilinmesidir. Prezervatif penis erekte haldeyken içerisinde hava kalmamasına özen gösterilerek penis köküne dek uygun bir şekilde yerleştirilmesi, tırnak gibi keskin cisimler ile zedelenmemesi, uygun olmayan kayganlaştırıcı birtakım maddeler ile temasından kaçınılması ve boşalma sonrasında yine penis erekte haldeyken ve partnerden uzaklaştıktan sonra çekilmesi önemli noktalardır. Prezervatifler tek kullanımlık olup ilişki sonrasında uygun koşullarda çöpe atılmalıdır. Bu kurallara uyulmaması halinde prezervatifin ilişki esnasında çıkması ya da yırtılması riski söz konusu olabilmektedir. Kondom çıkarıldıktan sonra penis başında az miktarda da olsa sperm bulunabileceğinden tekrar ilişkiye girilmemelidir.

SON KULLANMA TARİHİ
Bir diğer önemli konu ise kondomun ay içerisinde her cinsel ilişkide kullanılması gerektiğidir. Yalnızca gebelik açısından riskli günlerde uygulandığında koruyuculuk oranı düşer. Bir diğer husus ise kondomun cinsel ilişkinin başından itibaren uygulamasıdır. Yani ilişki başında kondomsuz, boşalmaya yakın kondom ile ilişkiye devam etmek yanlış bir davranıştır. Bu durum istenmeyen gebeliklerin oluşmasına neden olabilir. Prezervatif, doğum kontrolü ötesinde cinsel yol ile bulaşan pek çok hastalığın önlenmesinde de etkin bir koruyucudur. AIDS, Hepatit B, Hepatit C, gonore enfeksiyonu (bel soğukluğu) bunlar arasında en önemli olanlarıdır. Ayrıca prezervatiflerin son kullanma tarihlerine de çok dikkat edilmelidir.

Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta