Ekim, 2009 Arşivi

dogalguc.net Haftanın ürünü

Mideniz bulanıyorsa bir tutam toz kahve yiyin.

uykunuz_kacarsa
Yastıksız olarak sert bir yere yatın. Sırtüstü hiç kımıldamadan 10 dk bekleyin. Sonra gidip yatağınızda mışıl mışıl uyuyun. Ya da balla karıştırılmış
gelincik şurubu için. Ihlamurun da uyku getirdiğini unutmayın. Eğer hala uyuyamıyorsanız ılık bir duş alın

Basur Tedavisi:

10 Adet patlıcanın (Bostan patlıcanı olmasın) yeşil sap kısmını patlıcandan  ayırın. Temizce yıka; bir tencerede 10 dk suyla kaynatın. Kaynamaya başlayınca tencerenin kapağını kapatın. Alevi iyice kıs,yarım saat yavaş yavaş kaynasın sonra ocağı kapatın. Kapağı açmadan kendi kendine soğusun kaynayan patlıcanlar. Soğuyunca içindeki sapları at. Sarı renkli suyu buzdolabına koyun.

Akşam yatarken aç karnına 1 su bardağı için.  Sabah kalkınca aç karnına 1 su bardağı için.

Tedavi 5 gün sürecektir. Bu 5 gün içinde sirke, turşu, domates, bulgur, çilek, açı biber  yasak sonra hepsi serbest. Demir sandalyeye, taşa oturmak bunlara çıplak ayakla basmak ebediyyen yasak. Ardıç yağını pamukla hergün basura sür ve o bölgenizi çok temiz tutunuz.

Bu yöntem 1000′lerce kişi tarafından denenip uygulanmış ve %95 olumlu sonuç alınmıştır.

bebek_resmi

Domuz gribine yakalanan ya da yakalandığını düşünen anneler bebeklerini nasıl beslemeli nasıl korumalı?

Bebeğimi korumak için ne yapabilirim?

Grip 2 yaşından küçük bebeklerde daha ağır seyredebilir. Bu nedenle bebeklerin korunmasına özellikle dikkat edilmelidir.

Ellerinizi bol su ve sabunla yıkamaya daha fazla önem veriniz. Bebeğinizi beslerken veya onunla ilgilenirken kesinlikle bebeğinizin yüzüne doğru öksürüp hapşırmayınız. Hasta iseniz mutlaka maske kullanınız ve bebekleri öpmeyiniz.

Anne sütü bebekleri bu hastalıktan korur mu?

Anne sütünün bebekleri hastalıklardan koruyucu etkisi oldukça fazladır. Anne sütü bebeğin bağışıklık sistemini güçlendireceğinden gribin daha ağır seyretmesini de engelleyebilir.

Grip olduğumu düşünüyorsam bebeğimi emzirmeyi sürdürmeli miyim?

Evet, emzirmeye devam etmelisiniz. Çünkü bağışıklık sisteminin gelişiminde anne sütü oldukça önemlidir. Emzirmek, bebeklerin hastalıklarla başa çıkabilmelerine de yardımcı olur.

Hastayken bebeğimi emzirebilir miyim?

Hasta olsanız bile emzirmeyi kesmeyiniz. Bebekler en az 6 ay boyunca ek olarak su bile verilmeden anne sütü ile beslenmelidir. Eğer emziremeyecek kadar hastaysanız, pompa ile sütünüzü cam bir biberona sağıp bebeğinize verilmesini sağlayınız.

Bebeğim hasta ise emzirmem doğru mudur?

Hasta olan bebeğiniz için yapabileceğiniz en faydalı şeylerden biri onu emzirmeye devam etmektir. Bebekler hasta oldukları zaman, daha çok sıvıya ihtiyaç duyarlar. Anne sütü diğer sıvı gıdalardan çok daha faydalıdır. Eğer bebeğiniz ememeyecek kadar hasta ise sütünüzü damlalık kullanarak vermeyi deneyiniz.

Emzirirken antiviral grip ilacı almak doğru mudur?

Doktor tarafından tavsiye edilen antiviral grip ilacı kullanan anneler bebeklerini emzirmeye devam edebilirler.

Kaynak: Sağlık Bakanlığı

Kaynak : CNN Türk

26 Ekim Hasta Hakları Günühasta_haklari

Sağlık hakkı, kişinin toplumdan, devletten, sağlığının korunmasını, gerektiğinde tedavi edilmesini, iyileştirilmesini isteyebilmesi ve sağlığını sürekli geliştirebilmesi için toplumun sağladığı olanaklardan yararlanabilmesidir.”

“Yaşama Hakkı”nın en önemli bileşenlerinden birisi olan sağlık ve sağlıklı yaşama hakkı, pozitif statü hakları arasında yer almaktadır.

Sağlıklı olma, sağlıklı olma halini sürdürme ve sağlığını geliştirme hakkı

Koruyucu sağlık hizmetlerini alabilme ve yararlanabilme

Sağlıklı bir ortam, çevre ve barınma koşulları

Yeterli ve dengeli beslenme

Sağlığını geliştirebilme

Çalışma ve iş hürriyeti, üretebilme hakkı,

Demokratik bir ortam ve eşit insan ilişkileri,

Düşünce, inanç ve bunları ifade edebilme özgürlüğü,

biçiminde ifade edilebilecek koşul ve ortamın varlığına bağlı haklardır. Bunlar kaynağını insan haklarıyla ilgili temel kurallar ve normlardan alır. Gerek uluslar arası ve uluslar üstü, gerekse ülke içinde geçerli olan ve kabul görmüş, kodlarla ve kurallarla düzenlenir, Salt insan olma niteliği bu haklara sahip olabilmek için yeterlidir.

Sağlıklı olmak, sağlığını geliştirmek ve sağlığına yönelik olumsuzluklardan korunarak yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmek doğal bir insan hakkıdır. Ancak herkesin bilerek ya da bilmeyerek yaptığı bazı davranışlar da dahil bir çok değişik etken nedeniyle sağlığını ve sağlıklılık halini yitirebilir yani hastalanabileceğini de kabul etmek gerekir. İşte sağlıklı yaşama hakkının bütünleyeni olan gereksinilen sağlık hizmetinin alınması sırasında insanların yararlandığı haklara hasta hakları denilmektedir.

İnsanların yitirdikleri sağlıklarına yeniden kavuşmak üzere onlara yardımcı olan ve sağlık hizmeti veren kişilerle olan ilişkilerinde bir “insan” olarak sahip oldukları hakların bütünüdür.

Hasta hakları, en genel anlamıyla;

hasta olmadan önce hastalandıkları zaman yararlanacakları ulaşılabilir yeterli ve etkin sağlık hizmetinin önceden hazır olarak bulunuyor olmasını,hastalanıldığında ya da sağlıklılık hali yitirildiğinde bir sağlık kurumunda yetkin ve standart bir sağlık hizmeti almayı, hastalıkların insanlarda bıraktığı kalıcı olumsuzluklarla birlikte yaşayabilmek için gerekli olan hizmetlerden yararlanmayı kapsayacak kadar geniş bir içeriğe sahiptir. Ayrıca ortaya çıkan somut durumlara göre gelişme ve genişleme halindedir.

Tüm bu hakları insanlar kendileri talep edemeyecek durumda oldukları zaman yakınları tarafından talep edilip kullanıldığı için ya da hastalık sürecinin olumsuz sonuçlarından hasta yakınları da doğal olarak etkileneceği için “hasta yakını haklarıyla” birlikte ele alınır.

Bu haklar kaynağını nereden alır?

Hasta haklarının; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gibi kapsamı ve temelleri insan haklarıyla ilgili uluslararası sözleşme ve bildirgelerde de belirlenmiştir. Daha sonra bu konuya ilişkin kuralları düzenleyen özel belgeler oluşmuştur. Bunların başında Dünya Tabipler Birliği’nin 1981 yılında kabul ettiği “Lizbon Hasta Hakları Bildirgesi”gelir. 1994 yılında Amsterdam’da kabul edilen “Avrupa’da hasta haklarının geliştirilmesi bildirgesi” ise bu hakları daha da ayrıntılı hale getirmiştir. 1998′de yayınlanan Avrupa Bioetik Konvansiyonu ise tıbbi uygulamalara ilişkin uyulması gereken yasal statüyü belirleyecek normları ortaya koymuştur.

Ülkemizdeki yasal düzenlemeler hasta hakları konusunda yeterli mi?

Mevzuatımızda, hasta hakları açısından herkes tarafından bilinen, uygulanan veya talep edilen ayrıntılı ve net kurallar yoktur. Birçoğu genel hukuksal düzenlemelerle belirlenir. Hasta haklarının özel olarak ele alındığı bazı kurallar, 1928′de çıkarılmış tıp mesleğinin uygulanmasına ilişkin bir yasada ve 1999′da değiştirilerek adı “Tıp Meslek Ahlak İlkeleri” olan, daha önce 1961′de çıkarılmış bulunan, “Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi”nde yer almaktadır. Son olarak ülkemizde yayınlanan hasta hakları ile ilgili bir TSE Standardı yapılmıştır. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Hasta Hakları Yönetmeliği” 1 Ağustos 1998′de Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu konuda yapılan düzenlemeler bunlardan ibarettir..

Hasta hakları neleri içerir?

Hasta hakları temel olarak Lizbon Bildirgesinde ortaya konulmuştur. Bu bildirge ana hatları ile hekim-hasta ilişkisiyle ilgilidir. Bildirgede tanımlanan temel haklar şunlardır:

1. Hasta, hekimini özgürce seçme hakkına sahiptir.

2. Hasta, hiçbir dış etki altında kalmadan özgürce klinik ve etik kararlar verebilen hekim tarafından bakılabilme hakkına sahiptir.

3. Hasta yeterli ölçüde bilgilendirildikten sonra önerilen tedaviyi kabul ve reddetme hakkına sahiptir.

4. Hasta, hekimden tüm tıbbi bilgi ve özel hayatına ilişkin bilgilerin gizliliğine saygı duyulmasını bekleme hakkına sahiptir.

5. Her hastanın onurlu bir şekilde ölmeye hakkı vardır.

6. Hasta uygun bir dini temsilcinin yardımını içeren ruhi teselliyi kabul veya reddetme hakkına sahiptir.

Ancak hastalanmadan önceye ilişkin sağlık hizmetine ulaşabilme ve yararlanma hakkı ile hastalıkların sekelleri ve oluşturduğu sakatlıklarla birlikte toplumun normal bir bireyine sunulan her türlü hak ve olanaktan yararlanma hakkını da bunların ardına eklemek gerekir.

1 Ağustos 1998 tarihinde Sağlık Bakanlığı’nca yayınlanan “Hasta Hakları Yönetmeliği”nde ifade edilen hasta hakları yine aynı bakanlığın sağlık kurumlarına gönderdiği ve birçok kurumda duvarlarda çerçevelenmiş bir şekilde asılı bulunmaktadır. Bir tür yazılı emir niteliğinde olduğu için bu metni aynen aktarıyoruz:

“Bu sağlık kuruluşuna, sağlık hizmeti almak için başvuran herkesin;

Hizmetten genel olarak faydalanma: Adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlıklı yaşamanın teşvik edilmesine yönelik faaliyetler ve koruyucu sağlık hizmetlerinden faydalanmaya,

Eşitlik içinde hizmete ulaşma: Irk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınmadan hizmet almaya,

Bilgilendirme: Her türlü hizmet ve imkanın neler olduğunu öğrenmeye,

Kuruluşu seçme ve değiştirme: Sağlık kuruluşunu seçme ve değiştirmeye ve seçtiği sağlık kuruluşunda verilen sağlık hizmetlerinden faydalanmaya,

Personeli tanıma, seçme ve değiştirme: Sağlık hizmeti verecek ve vermekte olan tabiplerin ve diğer personelin kimliklerini, görev ve unvanlarını öğrenmeye, seçme ve değiştirmeye,

Bilgi isteme: Sağlık durumu ile ilgili her türlü bilgiyi sözlü ve yazılı olarak istemeye,

Mahremiyet: Gizliliğe uygun bir ortamda her türlü sağlık hizmetini almaya,

Rıza ve izin: Tıbbi müdahalelerde rızanın alınmasına ve rıza çerçevesinde hizmetten faydalanmaya,

Reddetme ve durdurma: Tedaviyi reddetmeye veya durdurulmasını istemeye,

Güvenlik: Sağlık hizmetini güvenli bir ortamda almaya,

Dini vecibelerini yerine getirebilme: Kuruluşun imkanları ölçüsünde ve idarece alınan tedbirler çerçevesinde, dini vecibelerini yerine getirmeye,

Saygınlık görme: Saygı, itina ve ihtimam gösterilerek, güler yüzlü, nazik, şefkatli bir yaklaşımla sağlık hizmeti almaya,

Rahatlık: Her türlü hijyenik şartlar sağlanmış, gürültü ve rahatsız edici bütün etkenler bertaraf edilmiş bir ortamda sağlık hizmeti almaya,

Ziyaret: Kurum ve kuruluşlarca belirlenen usül ve esaslara uygun olarak ziyaretçi kabul etmeye,

Refakatçi bulundurma: Mevzuatın, sağlık kurum ve kuruluşlarının imkanları ölçüsünde ve tabibin uygun görmesi durumunda refakatçi bulundurmayı istemeye,

Müracaat, şikayet ve dava hakkı: Haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakkını kullanmaya,

Sürekli hizmet: Gerektiği sürece, sağlık hizmetlerinden yararlanmaya,

Düşünce belirtme: Verilen hizmetler konusunda düşüncelerini ifade etmeye, hakkı vardır.”

Burada yer verilen haklar dışında ülkemizin de “Aday Ülke” olduğu Avrupa Birliği”nin kabul ettiği Hasta Hakları Ana Statüsü’nde tanımlanan “14 Hasta Hakkı” arasında tanımlanmış bazı yeni haklar da bulunmaktadır. Bunları da başlıklarıyla şöylece sıralayabiliriz:

Koruyucu Tedbirlerin Alınması Hakkı (1. Madde)

Her bir birey hastalıktan korunmak için uygun hizmet (tedavi) alma (görme) hakkına sahiptir.

Bu amaca ulaşmak için sağlık hizmetlerinin görevi, risk taşıyan çeşitli grupların düzenli aralıklarla ücretsiz olarak sağlık hizmetlerinden ve bilimsel araştırma sonuçları ile teknolojik yeniliklerden herkesin yararlanmasını sağlamaktır.

Özgür Seçim Hakkı (5. Madde)

Yeterli bilgiye sahip her birey farklı tedavi prosedürleri (yöntemleri) ve tedaviyi verecek kişiler arasında seçim yapma hakkına sahiptir.

Hasta, hangi teşhis ve tedavi yöntemin kullanılacağı ve doktor , uzman veya hastane seçimi konularında karar verme hakkına sahiptir. Sağlık hizmetleri, bu tedaviyi uygulayacak çeşitli merkezler (sağlık kurumları) ve doktorlar ile alınan sonuçlar hakkında bilgi vererek bu hakkın kullanılabileceğini temin etmelidirler. Bu hakkın kullanımını kısıtlayan tüm engeller kaldırılmalıdır.

Doktoruna güvenmeyen bir kişi başka bir doktor talep edebilir(seçebilir).

Hastaların Vaktine Saygı (7. Madde)

Her birey hızlı ve önceden belirtilen süre içerisinde gerekli tedaviyi alma hakkına sahiptir. Bu hak tedavinin her aşaması için geçerlidir.

Durumun aciliyeti ve spesifik standartlar bazında belli bir süre içinde verilmesi gereken hizmetler dikkate alınarak bekleme sürelerinin belirlenmesi sağlık hizmetlerinin görevidir. Her bireye hizmetten yararlanma konusunda garanti verilmeli ve bekleme listesi söz konusu olduğunda hemen imzalamaları temin edilmelidir.

Her bir birey istediği takdirde gizlilik hakkına saygı göstermek kaydıyla bekleme listelerine bakabilir.

Önceden belirlenen süre içerisinde sağlık hizmeti verilemezse aynı kalitede alternatif hizmetler kullanım ihtimali garanti edilmeli ve bundan kaynaklanan harcamalar makul bir süre içerisinde hastalara geri ödenmelidir.

Doktorlar hastalarına bilgi verme süresi dahil olmak üzere yeterli zaman ayırmalıdır.

Kalite Standartları Hakkı (8. Madde)

Kesin standartların uyumu ve özellikleri kapsamında her birey yüksek kalitede sağlık hizmetinden yararlanma hakkına sahiptir

Kaliteli sağlık hizmeti hakkı , sağlık kurumları ve sağlık personelinin teknik performans, konfor ve insan ilişkileri açısından tatmin edici seviyelerde sunum yapmasını gerektirir. Kesin kalite standartları genel ve istişari prosedürlerle sabitlenen ve düzenli(periyodik) olarak kontrol edilip değerlendirilen kesin kalite standartlarının uyum ve özellikleri anlamına gelmektedir.

Yenilik Hakkı (10.Madde)

Ekonomik veya mali durumlardan bağımsız olarak(gerekçeler dikkate alınmadan) her birey uluslararası standartlara göre, yeniliklerden -teşhis prosedürleri dahil olmak üzere- yararlanma hakkına sahiptir.

Sağlık Hizmetlerinin görevi, özellikle az rastlanan hastalıkları dikkate alarak biotıp alanında araştırmalar yapmak ve onları desteklemektir. Araştırma sonuçları uygun bir şekilde yayınlanmalıdır (duyurulmalıdır).

Gereksiz ağrı/acı ve Sıkıntıdan Sakınma Hakkı (11.Madde)

Her birey hastalığının her evresinde (aşamasında), mümkün olduğu ölçüde acı ve sıkıntıdan korunma hakkına sahiptir.

Sağlık Hizmetleri, bu bağlamda(bu amaçla) hastanın tedavisinin kolay ve rahat geçmesi için gerekli tedbirleri almalıdır.

Kişisel Tedavi Hakkı (12.Madde)

Her birey kendi kişisel ihtiyaçlarına göre teşhis ve tedavi programlarını yönlendirme hakkına sahiptir.

Sağlık Hizmetleri, bu amaçla bireye endeksli ve ekonomik durum ön plana çıkartılmadan yani tedavi hakkını her zaman ilk sırada tutan esnek programlar temin etmelidir.

Tazminat Hakkı (14.Madde)

Sağlık tedavisi sırasında fiziksel veya manevi ve psikolojik zarar gören bireyin kısa bir sürede tazminat alma hakkı vardır.

Sağlık Hizmetleri , sorumluluğun gerçekte kimde olduğu tespit edilemese bile , zararın nedeni ve önemi (ciddiyeti) ne olursa olsun tazminat hakkının her zaman var olduğunu temin etmelidir.

Bu haklar nasıl elde edilir, nasıl kullanılır?

Herkes ilkönce haklarının neler olduğunu doğru olarak bilmelidir. Hiç bir hak onun gerektirdiği ödev ve yükümlülükleri yerine getirmeden elde edilemez. Dolayısıyla “haklarını bilmek” ve onun için “bir şeyler yapmak” ve hemen ardından o hakları “istemek ve kullanmak” için çaba göstermek gerekir. Herkes sağlık hizmeti sunan kişi ve kurumlara karşı bu haklarının bilincinde olduğunu belirtmeli ve haklarını kullanmak istediğini ifade etmelidir.

Cildinizin her zaman parlak ve sağlıklı görünmesini sağlayan basit, uygulanabilir öneriler… guzel_cilt

Cildiniz sağlığınızı yansıtır. Cildiniz vücudunuzu dış etkenlerden koruyan bir çadır gibidir ve çok değerlidir. İyi bir cilde sahip olmak için onu iç ve dış etkenlerden koruyan sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmelisiniz. Cildiniz sahip olduğunuz herşeydir, yani günlük alışkanlıklarınız bu yüzden önemlidir.

İşte cildinizi koruyan basit ama etkili tavsiyeler..

Bol bol su için… Su cildinizi temizler ve nemlendirir. Yüzünüz sabah ve akşam yatmadan önce olmak üzere günde iki kere yıkayın. Cildinizi temizledikten sonra canlandrıcı ve nemlendirici uygulayın. Canlandırıcılar cildinizin yağ dengesini korur ve makyaj temizleme sonrasındaki olumsuz etkileri giderir.

Nemlendiriciler yağlı cilde sahip insanlar için de yararlıdır. Cilt tipinize en uygun nemlendiriciyi alabilirsiniz.

Güneşten korunun. Güneş cildinizi kırıştırır, kurutur, lekelere, benlerin büyümesine neden olur. Cilt kanserlerinin çuğu güneş sebebiyle ortaya çıkar. Dışarı çıkmadan önce her zaman en az 15 SPF koruma faktörlü koruyucular kullanın.

Cilt problemleriniz varsa bir cilt uzmanına başvurun. Cildiniz mükemmel olmayabilir. Akne, sivilce, kuruluk, lekelenme sgibi sorunlarınız varsa profesyonel bir cilt uzmanıyla görüşün.

Kontrollü ve sağlıklı beslenin. Kızarmış ve yağlı yiyeceklerden uzak durun.

Kendinize özen gösterin. Hayatınız çok yoğun olabilir ancak cildinize de vücudunuzun diğer bölümleri gibi özen göstermelisiniz.

Cildinizdeki değişiklikleri yakından takip edin. Farklı belirtiler cilt kanseri olabilir. Bu tür bir şüpheniz olursa doktora görünmenizde yarar var.

AIDS, Acquired Immuno Deficiency Syndrome kelimelerinin baş harflerinden oluşmuş bir isimdir ve Edinilmiş Bağışıklık Sistemi Yetersizliği Sendromu olarak Türkçe’ye çevrilmiştir.
AIDS vücut bağışıklık sistemi ile ilgili olduğundan, hastalığa sebep olan virüse HIV (Human Immunodeficiency Virus) ismi verilmiştir. Hastalık ilk olarak 1981 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde tanımlanmıştır.

İlk tanımlandığı tarihten sonra hızla yayılarak; kadın, erkek, küçük, büyük, siyah, beyaz, Latin, Asyalı, zengin, fakir demeden bir çok insanın ölümüne neden olmuştur. Günümüze kadar AIDS’ten on binlerce insan ölmüştür ve ölü sayısı her 13 ila 15 ayda ikiye katlanmaktadır.

AIDS için halen kesin olarak bilinen bir tedavi yöntemi veya aşı bulunmamaktadır. AIDS’ten korunmak bu tehlikeli ve ölümcül virüsün yayılmasını önlemek için uygulanabilecek tek yoldur. Virüs, insan vücudunun hastalıklara karşı direncini sağlayan bağışıklık sistemini çalışamaz hale getirmektedir.

Vücudun, bağışıklık sisteminin etkisiz hale gelmesiyle, virüsten önce kolayca başedebildiği diğer hastalık mikroplarına direnemeyecek duruma gelmesi demektir. Bu da basit bir enfeksiyonun bile ölümcül hale gelmesine sebep olabilir. AIDS hastalarının yarısından çoğu bağışıklık sistemlerinin etkisiz hale gelmesi yüzünden araya giren enfeksiyonlara yenilerek hayatlarını kaybederler.

İnsan vücudu bir defa HIV virüsü ile enfekte olmuşsa artık bu virüsün hiçbir şekilde yok edilmesi ya da vücuttan atılması mümkün değildir. Fakat,virüsün etkilerine engel olmak için bir takım ilaçlar geliştirilmiştir.

AIDS tedavisi olmasa da korunulabilir bir hastalıktır. O halde korunmak; AIDS’e karşı alınabilecek en etkili, en akılcı, en ucuz ve en insancıl önlemdir. Korunma için başlıca kurallar;

Güvenli seks (tek eşlilik, prezervatif kullanma vb)
Damardan alınan ilaçlardan, kirli enjektörlerden uzak durma
Kan ürünlerinin dikkatli hazırlanması ve kullanılması
Enfekte anneden bebeğe geçişin önlenmesi olarak sayılabilir.

Tüm toplumlarda olduğu gibi toplumumuzda da, çocuklar, kız ya da erkek oluşlarına göre ayrı biçimlerde yetiştirilmeleriyle başlayan büyüme sürecinde, cinsellik de dahil, bir kadının ve bir erkeğin neleri yapması neleri yapmaması gerektiğine dair kültürel değerleri, kuralları öğrenmiş olurlar. Ancak ne yazık ki öğrenilen ve benimsenen bu kurallardan pek çoğu yanlıştır.
Öğrenilen ve benimsenen bu yanlış kurallar, erkeğin ya da kadının cinselliğe, cinsel ilişkiye karşı olumsuz bir bakış açısı ve tutum geliştirmesine, hatta çoğu zaman herhangi bir cinsel işlev bozukluğunun ortaya çıkmasına ve devamlılığına sebep olmaktadırlar.

Cinsellik ve cinsel ilişki ile ilgili doğru bilinen yanlışlardan bazıları şunlardır:

Sevişmek Cinsel Birleşme Demektir.
Hayır. Cinsel birleşme, sevişmenin, eşlerin / partnerlerin karşılıklı keyif almalarını sağlayan yönlerinden biridir. Keyif almanın tek yolu değildir. Bu yanlış inanış, sevişmenin birleşme dışındaki, karşılıklı keyif alınabilecek diğer yönlerinin ihmal edilmesine ve cinsel ilişkide yakınlık, sıcaklık gibi duygusal yönlere daha çok gereksinim duyan kadını hayal kırıklığına uğratıp, onun cinsel ilişkiye katılımını ve zevk almasını ketleyebilmektedir.

Kadınların Cinsel İsteği Azdır.
Hayır. Cinsel istek sıklığı, kişinin kadın ya da erkek oluşuna göre değil; kadın ya da erkek olsun, kişilere, çiftlere / partnerlere ve onların yaşamlarının devrelerine göre değişkenlik gösterebilen ve dar bir sınır içinde normali olmayan bir durumdur. Oysa bu yanlış inanış ile büyütülen bir kadın, kendi cinselliğinden utanmakta ve cinsel ilişki sırasında kendini ketlemektedir.

Cinsel İlişki İsteğini Erkek Belirtmelidir ya da Sevişmeyi Başlatan Kadın Ahlaksızdır.
Hayır. Biri erkek diğeri kadın iki tarafın da istekle ve zevk alarak yaşadığı bir yaşantıyı, kadının istediğini söyleyerek başlatması, bir erkeğin başlatması kadar olağandır. Öte yandan pasif olarak eşinin / partnerinin dokunuşlarına kendini bırakan bir erkek ya da daha aktif davranan bir kadın hiç beklemedikleri kadar zevk alabilirler. Bu yanlış inanış kadını sadece eşinin / partnerinin istediği zaman, onu memnun etmek için ilişkiyi kabul etmeye kendini koşullandırmasına sebep olur.

Erkek veya Kadın Sevişmeye Hayır Diyemez.
Hayır. Sevişmenin reddedilmesi eşin / partnerin reddedilmesi anlamına gelmez. Karşılıklı tatmin edici bir cinsel ilişkinin olmazsa olmazı tarafların istekli oluşlarıdır. Erkek ya da kadın istemeden girdiği bir cinsel ilişkiden zevk alamaz ve aynı şekilde karşısındakine de zevk veremez. Bu yanlış inanış yüzünden eşlerinin / partnerlerinin cinsel ilişki taleplerini, istemedikleri halde kabul etmek durumunda hisseden kimseler bir süre sonra cinsel arzularını ve hazlarını kaybedebilirler.

Her Erkek Her Kadına Nasıl Zevk Vereceğini Bilmelidir.
Hayır. Cinsel haz, herkes için geçerli, değişmez kurallar çerçevesinde yaşanan bir durum değildir. Herkes için her cinsel ilişkide haz almanın yolları ve derecesi değişkenlik gösterir. Özellikle kadınlar için cinsel ilişkiden daha çok haz almak kadının da aktif olduğu bir öğrenme süreci gerektirir. Bu yanlış inanış, erkeğin sevişme biçimini ve tarzını sorgulamasına gerek kalmadığı mesajını verir. Ancak, eşinin yeterince zevk almadığını ve orgazm olmadığını öğrenen birçok erkek bu durumu çözümlenmesi gereken bir sorun olarak değil de kendi erkekliğinin, yetersizliğinin bir kanıtı olarak değerlendirebilmektedir.

Tüm Fiziksel Yakınlaşmalar Sevişmeyle Sonlanır.
Hayır. Fiziksel yakınlık; dokunmak, sarılmak, öpmek sadece cinsel ilişki isteğinin, sevişmenin değil aynı zamanda sevgi, şefkat ve sıcaklığın da ifadesidir. Bu yanlış inanış, eşlerin / partnerlerin birbirlerine temaslarını sınırlamakta, eşinin sadece sevgi ifadesi ile sokulduğu durumda erkek bazen ikisi de istemediği halde cinsel ilişkiye geçmek zorunda hissetmektedir.

Sevişmede Neyin Normal Olduğuna İlişkin Belirli ve Kesin Kurallar Vardır.
Hayır. Cinsel hayat, taraflardan herhangi birinin isteği ve rızası dışında olmamak koşulu (yani tarafların isteği ve rızası) ile, yaşayan herkesin mutlaka uyması ve/veya uymaması gereken kuralları, durulması, geçilmemesi gereken katı sınırları, çerçevesi olan bir hayat değildir. Kişiler istekleri ve rızaları doğrultusunda zaman zaman bu hayatın içine heyecan yaşamak, renk katmak, daha çok keyif almak adına bazı fantezileri, araçları, durumları sokabilirler. Bu yanlış inanış, birçok kişinin cinsel arzularını ve fantezilerini bastırmalarına ve ifade edememelerine yol açmakta, engellenmiş cinsel arzular yaşanan cinselliği ketleyici ya da alınan hazzın kalitesini düşürücü olmaktadır.

Sevişme Sırasında Erkek Cinsel Organında Sertleşme Kaybı Olması Sevişmeyi Sonlandırır.
Hayır. Cinsel ilişki, çevresel başka hiçbir uyaranın algılanmadığı, bilinçsizce bir yaşantı, uyarılma da (ereksiyon ya da vajinal ıslanma) bir kereye mahsus yaşanan bir durum değildir. Erkeğin ya da kadının cinsel ilişki sırasında ortamdaki pek çok etkenden ya da aklından geçen bir düşünce nedeni ile dikkati dağılabilir. Dikkatin dağılması, uyarılmanın ve uyarılma belirtilerinin (ereksiyon ya da vajinal ıslanma) ortadan kalkmasına neden olabilse de kişilerin cinsel arzusu varsa sevişmeye devam edildiğinde uyarılma tekrar sağlanabilir. Bu yanlış inanış, erkeğin ereksiyon kaybını bir felaket olarak algılamasına, bu da ereksiyonun cinsel ilişki sırasında tekrar sağlanamamasına neden olabilmektedir.

İyi Bir Sevişme Orgazmla Sonuçlanmalıdır.
Hayır. İyi sevişme, eşlerin / partnerlerin, istekle başlayarak karşılıklı haz alabilmelerine dayanır. Bununla birlikte orgazm yaşanır ya da yaşanmaz. Orgazmın yaşanmaması o ilişkiden haz alınmadığı, tatmin olunmadığı anlamına gelmez. Bu yanlış inanış eşlerin / partnerlerin ilişkinin başından itibaren orgazmın yaşanıp yaşanmayacağına odaklanmalarına, bu da yaşanan hazzın sürdürülememesine dolayısıyla orgazmın ulaşılamaz hale gelmesine neden olabilir.

Kadın Cinsel Birleşmeyle Orgazm Olmalıdır.
Hayır. Cinsel ilişki cinsel birleşmeden ibaret bir yaşantı, kadının cinsel ilişkide orgazm olmasının tek yolu da cinsel birleşme değildir. Kadın cinsel ilişki sırasında cinsel birleşme dışında, klitorisin (iç dudakların yukarı doğru birleştiği noktada yer alan yapı) uyarılmasını sağlayacak, oral seks, sürtünme ya da mastürbasyon yolu ile de orgazm olabilir. Bu yanlış inanış, cinsel birleşmeyle orgazm olamayan kadının kendisini eksik hissetmesine ve arayışa girmemesine sebep olmaktadır.

Güçlü Erkek Üst Üste Hiç Ara Vermeden Sevişebilir.
Hayır. Erkekler, nadir olguların dışında, boşaldıktan sonra, süresi kişiden kişiye ve kişinin hangi yaş diliminde olduğuna göre çok değişen bir çözülme evresine zorunlu olarak girerler. Bu dönem sona erene kadar uygun cinsel uyaran olsa da tekrar ereksiyon sağlayabilmeleri fizyolojik olarak olası değildir. Bu yanlış inanış erkeğin, bu çözülme evresini göz önüne almadan arka arkaya sevişememesini başarısızlık ve cinsel gücünün yetersizliği olarak algılayıp kaygılanmasına, bu kaygılı hal de zamanla ereksiyon problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

Sevişme Ancak Her İki Tarafın Birlikte Orgazm Olması İle Güzeldir.
Hayır. Kadın ve erkeğin cinsel ilişkide uyarılma şekillerinin ve sürelerinin birbirinden farklı olması, çiftin henüz ahenkli bir ilişki sağlayacak deneyimde olmaması, gebelikten korunma kaygısı v.b. gibi pek çok etken eşlerin / partnerlerin aynı anda orgazm olamamasına neden olabilmektedir. Ancak bu, yukarıda belirtildiği gibi tek başına kötü bir cinsel ilişkinin göstergesi olamaz. Bu yanlış inanış, her iki tarafta da performans endişesi yaratır, bu da orgazm taklitlerine, yetersizlik duygularına yol açabilir.

Mastürbasyon Kirli ve Zararlıdır.
Hayır. Mastürbasyon, kadın ya da erkek kişinin, sıklıkla erotik fantezilerle birlikte kendini uyararak artan cinsel gerilimine elverişli bir boşalma sağlamasıdır. Fiziksel ya da ruhsal hiçbir zararı yoktur. Bu yanlış inanış, cinsel isteğin ve bu isteğin gelişimsel olarak normal ve güvenli olan bu ifade biçiminin reddedilmesine yol açmaktadır.

Cinsel İlişki Sırasında Mastürbasyon Yanlıştır.
Hayır. Eşlerin / partnerlerin ortak görüşüne bağlı olarak, cinsel hazzı arttırmak, orgazmı sağlamak adına, uygulanması son derece olağandır. Mastürbasyon, sürekliliği olan bir ilişki kurulduktan sonra bile eşin yokluğu veya hastalığı halinde, ona yakınlık duyulmadığında, hatta eşten bağımsız olarak sağlıklı bir cinsel eylem olarak hayat boyu sürebilir..

Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta