Ekim, 2009 Arşivi

dogalguc.net Haftanın ürünü

varis_resim3Varis her hastalık gibi ciddiyetle ve bilimsel metodlarla tedavi edilmesi gereken bir damar hastalığıdır. Varis kanı akciğer ve kalbe geri taşıyan toplardamarların ilerleyici bir şekilde genişlemesine verilen isimdir.Yaptığı ağrı, kramp, görüntüsü ve oluşturduğu psikolojik tablo insanı mutsuz eder. Varis hastalığı uzun saatler boyunca çalışmak dolayısıyla ayakta kalmak zorunda kalan insanlara modern çağın yeni bir hediyesidir. Yoğun ve uzun çalışma koşulları ve hareketsiz günlük yaşantı sonucu yürüyüşün yerini alan kısa mesafelere bile otomobil ve taşıma araçları ile ulaşan insanlarda varis daha sık görülen bir hastalık halini almıştır. 25 – 35 yaş grubunda %30 – %35 oranında, 55 – 65 yaş grubunda ise 50 – 60 oranında görülür. Hastaların büyük bir kısmı bacaklarında varislerle birlikte yıllarca yaşarlar ancak ağrı oluşmaya başladığı zaman tedavi ihtiyacı duyarlar. varisin ilk görüldüğü anda hekime estetik kaygılarla müracat eden hastalarda bile derin toplardamarlarda venöz yetersizlik adı verilen hastalık başlamış olabilir. Varisleri ile birlikte yaşamaya çalışan ve bu duruma alışan insanların en büyük dezavantajı zaman geçtikçe daha zor bir tedavi şekline ihtiyaç duymalarındadır.

Varis ve diğer toplar damar hastalıklarında en önemli faktör ırsiyet yani aileden gelen yatkınlıktır. Anne, baba ve diğer birinci derece akrabalarında varisi olan bir kişi eğer uzun süre ayakta kalınan veya devamlı sabit olarak oturulan bir iş yapıyorsa, sigara içiyorsa, kilo alıyorsa, aşırı sıcağa maruz kalıyorsa, kadınlarda hamilelik ve doğum geçirmişse bilmelidir ki varis hastalığı kaçınılmazdır.

Varis ve venöz yetersizlik hastalığının tedavisinin gecikmesi sonucunda hastalığın ciddi yan etkileri görülebilir ki bunlar ayak ve bacaklarda akıntılı ve geçmeyen yaralar, thromboflebitis denilen damar içi iltihapları olup en ciddi sonuç ise venöz thrombozlar sonucu akciğere, kalbe pıhtı gitmesidir ki bazen ölümle bile sonuçlanabilir.
varis_resim2
Varis ve venöz yetersizliğin teşhisi damar sistemi muayenesi sonrasında yapılan Doppler ultrason ve gereğinde venografi adı verilen radyolojik tetkiklerle konulur.

Bu tetkikler sonucunda hastalığın ilerleme derecesine göre venöz basıncı düşüren ilaçlar, varis çorabı, skleroterapi adı verilen damar içine yapılan enjeksiyonlar, lazerle damar pıhtılaştırılması ve gereğinde varis ameliyatlarının uygulanması yolu ile tedavi mümkündür. Son yıllarda hastalığın tedavisinde kullanımına başlanan lazer tedavisi varislerde de uygulanmakla birlikte son yapılan bilimsel çalışmalar cerrahi müdahelelerin yani varis ameliyatlarının halen uygulanan en kesin ve kalıcı çözüm olduğunu göstermektedir.

Ana toplardamarların içindeki kapakçık bozukluğu ve basınç yükselmesi ile başlayan varis hastalığının cilt üzerindeki görünümünü kılcal varisler ve ince kıvrımlı mor damarlar şeklinde olup buzdağının görünen kısmı gibidir,yani problemin kaynağı derin toplardamarlardır. Bu nedenle ilerleyen yıllar içinde ciddi sağlık problemleri oluşturabilecek olan varis hastalığının tedavisinin ihmal edilmemesi kişinin yaşam konforu açısından çok önemlidir. Varis tedavisinde basit kural şudur: Varis ne kadar yeni ise tedavi o kadar kolaydır.

grip_resim1Yaygın bir şekilde “nezle” olarak adlandırılan aslında nezleden çok farklı seyri olan grip, A ve B tipi grip virüslerin neden olduğu, insandan insana kolayca geçen viral bir hastalıktır.

Hastalığın belirtileri ani başlayan , baş ağrısı, kas ağrıları, öksürük ateş/üşüme ve yorgunluk/zayıflık hissidir.

Grip her yıl toplam nüfusun yüzde 5’i ile yüzde 15’ini etkilemektedir.
Grip her 10-50 yılda bir, grip A virüsünün yeni ve farklı bir alt tipi ile dünya çapında ciddi salgınlara neden olabilir.

Grip hastalığına yakalanmış olan kişiler mümkün olduğunca başkalarıyla yakın temastan kaçınmalıdır.

Ellerin yıkanması gibi temel hijyen kurallarına uyulmalıdır.

Yüksek risk gruplarındaki kişiler (yaşlılar, kalp ve akciğer hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkları olan kişiler, bağışıklık sorunu taşıyanlar) gribe karşı koruyucu aşı yaptırmalıdır.

Enfeksiyonu önlemek, semptomların ciddiyetini ve süresini azaltmak için ulusal protokollere göre uygulanan antiviral ilaçlar da alınabilecek diğer önlemler arasındadır.

Grip konusunda toplumların bilinçlendirilmesiyle herhangi bir salgın ihtimali öncesinde uzman doktorlara başvurma oranı ciddi ölçüde artırılabilir ve grip mevsimi boyunca iş kayıpları önlenebilir

sperm_kalitesi1Uzmanlar erkeklere hemen hemen her gün seks yapmayı öneriyor. Seks yapan erkeklerin sperm kalitesi, 3-7 gün boyunca seks yapmayan erkeklere oranla yüzde 30 daha yüksekmiş.

Avustralya da yapılan bir araştırmaya göre, her gün seks yapan erkeklerin sperm kalitesi, 3-7 gün boyunca seks yapmayan erkeklere oranla yüzde 30 daha yüksek.

SEKSE ARA VERMEK KALİTEYİ YÜKSELTMEZ

Araştırmayı yürüten doktor David Greening, birçok kişinin sekse ara vermenin sperm kalitesini yükselttiğine inandığını, ancak bunun yanlış bir düşünce olduğunu söyledi.

Sperm vücutta kaldıkça DNA yapısının zarar gördüğünü belirten Greening, bu bozuklukların spermin yumurtayı dölleme olasılığını da azalttığını ve düşük yapma riskini artıırdığını ifade etti. Greening, erkeklere 2-3 günde bir cinsel aktivitede bulunmalarını önerdi.

Bu koşullar genel olarak hemoglobinopati olarak adlandırılırlar. Çünkü, kanın oksijen taşıyıcısı görevini yapan hemoglobinde problem vardır. Bu koşullarda üretilen hemoglobin kusurludur ve bu kusurun derecesine göre anemi veya diğer sağlık problemleriyle karşılaşılır. Bunlar, genetik durumlardır ve hamilelikte bu unsur önemlidir.

akdenizanemisiBu durumla ilgili olarak, ebeveyneler çocuklarını ilgilendiren tüm olasılıkları bilmek isterler. En azından bazıları için herşeyden önce güvenle bir hamileliğe başlanabilir mi, bunu bilmek gerekir.

Hemoglobinopati, çok ciddi bir durumdur ve bununla ilgili kon­troller son yıllarda ilerleme kaydetmiştir. Alt türün sayılarıyla ilgili kompleks sendromlar vardır. Anne adayının, hamilelik süresince bun­lardan hiçbirine maruz kalmaması gerekir, bu da uzmanlık isteyen bir konudur.

Bu koşullar, etnik özellikler gösterir. Beta-Talassemi genelde Akdenizli insanlarda görülür.

Talassemi (Akdeniz Anemisi) tam olarak nedir?

Genetik koşullarda olan bir noksanlığa dayanarak, kırmızı kan hücrelerindeki hemoglobinin azalma durumudur.

Hemoglobin, hücrelerin oksijen taşıyan elemanıdır ve azalması durumunda direkt sonuç anemidir.

Kim risk altındadır?

Talassemi koşullan, dünyanın heryerindeki insanların bazılarında görülür. Bazı bölgelerde diğerlerine nazaran daha çok rastlanır. Genetik bir durum oluşu, doğuştan olduğunu gösterir. Sonradan elde edilmez.

Kan nakliyle geçer mi?

Kesinlikle hayır. Başka bir yolla da geçmez. Genetik koşullar, ebeveynlerden çocuklara geçer. Bir çocuk belli bir durumla doğmamışsa bile, hayatının ileriki bir zamanında bu muhakkak ortaya çıkar, bu durum kaçınılmazdır.

Talassemiden bir koşullar grubu olarak bahsettiniz. Kaç tane türü vardır?

Alt grup olarak bölünmüş, iki ana çeşidi vardır. Genetik bozukluğun karmaşıklığı esas alınmıştır. Biz bu iki gruba odaklanmalıyız.

talesemiTalasseminin iki ana grubu nedir?

Birincisi; Beta-Talassemidir. Buna en çok Akdeniz bölgesinde rast­lanır.

Bu duruma ne kadar sık rastlanır?

Daha önce de belirttiğimiz gibi; Akdeniz bölgesinde yaşayanlarda daha sık görülür. Biraz da Orta Doğu’da. Kıbrıs’ta oran yüksektir, yedi kişiden birinde görülür. İngiltere’de ise, bu oran 1500 kere daha azdır.

Büyük ve küçük talassemiler arasındaki fark nedir?

Bu durumun açıkça olması için, kişinin hem anne, hem babadan kusurlu geni alması gerekir. Bu iki kusurlu gen oluşumuna kliniksel terim olarak “majör” (büyük) denir.

Bu çok ciddi bir durumdur ve kişinin hayat boyu tedavi görmesi gerekir. Hayat şartları da düşebilir.

Minör Talassemi ise, bu iki genden birinin normal, diğerinin ise kusurlu olduğu anlamına gelir. Bu kişi, hastalığın taşıyıcısı olarak bilinir.

Minör talasemili kişiler, sağlık olarak daha iyi durumda mıdır­lar?

Muhakkak evet. Çok daha sağlıklıdırlar. Kişinin durumundan hab­erdar olmaması da mümkündür.

Bu durumdaki iki kişinin beraberliği sonucu, kadının hamile kalmasıyla, yapılan kan testlerinden durumları ortaya çıkabilir.

Kızlar mı, erkekler mi daha çok tesir altında kalır?

İki cinsiyet aynı derecede etkilenir. Eğer ebeveynlerden her ikisinde de bu durum mevcutsa, bebek büyük ihtimalle majör Talassemili olur.

Eğer her iki ebeveynde de varsa, bebeğin tamamen normal olma ihtimali var mıdır?

Her dört kişiden biri normal olur. %50 de minör talassemi ihtimali vardır.

Majör talassemili bir çocuktan için neler beklenilir?

Bu zor bir durumdur ve tedavisi hayat boyu sürer. Son yıllarda tedavisinde büyük gelişmeler görülmüştür. Sürekli kan nakli yapılması gerekir. Böylece hasta 20′li yaşlarına ulaşabilir.

Sık yapılan kan nakilleri sonucunda karşılaşılan en büyük sorun nedir?

Enfeksiyon kapma olasılığı, modern sistemler sonucu tamamen yokedilememiş ama çok aza indirgenmiştir. Fakat kan nakilleri sonucu önlenemeyen bir sorun vardır ki; o da fazla demir yüklemesidir. Fazla demir hayati organlarda birikir – buna, kalp, pankreas ve karaciğer dahildir – ve organlara yavaşça zarar verir.

Bu organların (özellikle kalp) zarar görmesi sonucu, ölüme neden olur.

Fazla demiri önlemek için yapılabilecek birşey var mıdır?

Bununla savaşmak için çeşitli ilaçlar vardır.

Başka tedavi yolları var mıdır?

Kan naklini önlemek için, kemikiliği nakli yapılabilir, genelde (herzaman değil) başarılı olur.

Önemli olan bağışta bulunanla uyumlu olmasıdır. Özellikle kardeş olması büyük şanstır. Ama tüm kardeşlerden olmaz.

Gen terapisi geçerli midir?

Gen değiştirme terapisinin ihtimali hala araştırılmaktadır. Bu tip genetik durumlar için bir mucize olur bu. Fakat bunun gerçekleşmesi için daha katedilecek uzun bir yol vardır.

Bir talassemi majör hastası hamile kalabilir mi ve güvenle hamileliği taşıyabilir mi?

Bu, çok zor bir durumdur. Bu hastalığı taşıyan kızların hamile kalması çok zordur. Kalsa bile zaten durumdan etkilenmiş hayati organlar, hamileliğin de etkilenmesiyle, daha da zor durumlar yaşar. Bunu başarabilmiş olan kızların sayısı çok azdır.

Bu, doğum öncesinde olan talassemi hastalarının çoğunun sadece taşıyıcı olduğunu mu gösterir?

Evet. Daha önce de belittiğimiz gibi, talassemi minör hastalarının genel sağlık durumları iyidir. Ama hamilelikte anemi olma ihtimalin­den dolayı, bulguyu teşhis etmek için testler yapılması gerekir.

Talassemi minör anemisi, diğer anemiler gibi tedavi edilebilir mi?

Belli bir derecede evet. Talassemi majör durumunda demir takviyesinin yan etkileri varken, Talassemi minörde demir verilebilir. Çünkü, bu tip insanlara çok nadir nakil yapılır ve demir fazlalığı riski çok azdır veya hiç yoktur. Ama yine de, önlem olarak, demir takviyesi için önceden gerekli testler yapılır.

Demir hapına tahammül edemeyenlere ne söylenebilir?

Talassemi minörde demir iğne yoluyla verilemez. Kesin gerekliyse, demiri başka yolla takviye etmek (diyet olabilir) araştırılmalıdır.

Talassemi minörlü bir kişinin eşi normal genlere sahipse, bebeğin durumu ne olur?

Kesinlikle talassemi majör olma ihtimali yoktur. Bebeğin %25 taşıyıcı olma ihitimali vardır. Yani %75 normal olma şansı vardır.

Folik asidin rolü nedir?

Talassemi majör hastaları düzenli folik asid takviyesine ihtiyaç duyarlar. Bazen iğne şeklinde verilmesi gerekir. Uzun vadeli terapinin esas parçasından biridir.

Talassemi minör hastaları ise çok daha az ihtiyaç duyarlar. Hamilelikte ise 5mg dozda alınması önemle tavsiye edilir. Eğer demir stoğu çok azaldıysa, bu da ek olarak alınmalıdır.

Talassemi majörlü bir anne için doğumda uygulanan özel bir sistem var mıdır?

Daha önce de belirttiğimiz gibi bu nadir görülen bir oluştur. Sezaryen doğum bu durumda makul olan seçenektir, doğumun zorluk­larını azaltır.

Talassemi minörlü bir kadının doğumu hakkında ne söylenebilir?

Bu insanların sağlık durumları iyi olduğundan, özel bir uygulamaya gerek yoktur.

Doğumdan önce durumu teşhis etmek mümkün müdür?

Evet. Çok erken bir dönemde teşhis edilebilir. Bu en erken 12-20 haftalar arası plasental biyopsi veya “koryon(cenin zarı) villus”tan örnek alarak olabilir. Bu işlem servikse veya karın duvarına iğne soku­larak plasentadan küçük bir parça laımıyla yapılır. Bu işlem ultrason rehberliğinde gerçekleştirilir. Fetusun konumunun incelenmesi için toplanmış hücrelerin DNA’sı analiz edilir.

Koryon villustan örnek alınma prosedürü risk taşır mı?

Çok az miktarda risk taşır, en önemlisi düşük riski olabilmesidir. Bu risk %2 gibidir.

Test yanlış sonuç verebilir mi?

Teoride evet. Annenin hücrelerinden alınan numunenin kirlenmesi sonucunda olabilir. Ama uzman laborantlar bunu minimize eder, yani pratik olarak böyle bir hata çok nadirdir.

Alfa talassemi, beta talassemiden nasıl ayrılır?

Birçok bakımdan ayrılır. En önemlisi alfa-talassemide problem eksik bir gen olmasıdır (hasta genden daha çok). Değişik genler etki altındadır (daha çok alfa).

Bu durum evrensel midir?

Evet, yoğunlaşma daha çok güney-doğu Asya’dadır ve daha az mik­tarda Hindistan da görülür.

Alfa Talasseminin değişik alt tipleri var mıdır?

Evet, ama biz ana tiplere konsantre olmalıyız. Şunu söylemek gerekir ki; alfa talassemi majör (dört alfa geninin eksik olması) öldürücüdür. Etki altında olan bebekler, çok hasta doğarlar ve ancak birkaç saat yaşayabilirler.

Alfa talassemi taşıyıcısı olanların durumu nedir?

Bunu çok karışık yapan, birsürü alt grup vardır.

Gerçek bir taşıyıcı, bir veya iki eksik alfa geni olan (genellikle dört­tür) kişidir.

Taşıyıcılar, sağlıklıdırlar ve hayatlarına rahatlıkla devam ederler. Hamilelikte ilk olarak oksijen taşıma kapasitesi zorlanabilir.

Ya eğer, dört alfa geninden üçü eksikse, ne denilebilir?

Bu hastalar, kronik anemiye meyillidirler. Bu, vücuttaki kırmızı hücrelerin tahrip olmasıyla meydana gelir, buna hamolitik anemi denir. Bu anemi alfatalassemisi olan insanlarda olmaz.

Bu tip insanlarda, HbH hastalığı olduğu söylenir.

Alfa talassemili kişiler için, hamilelikte uygulanmasına ihtiyaç duyulan özel uygulamalar var mıdır?

Özel uygulamaya nadiren ihtiyaç duyulur. Anemi; demir ve folik aisd haplarının alınmasıyla tedavi edilebilir. Eğer şiddetliyse, kan nakli yapılır ama demir için iğne uygulanmaz.

Hamilelikte HbH hastalığı (3 eksik gen) olanlara özel uygula­malara itiyaç duyulur mu?

Bu tip hastalarda, kronik bir problem olan, hemolitik anemi olma eğilimi vardır. Genelde, demir eksikliği görülmez, böylece demir takviyesine ihtiyaç duyulmaz. Ama, vücutların folik asit tükeimi aşırı olduğundan, takviyesi şarttır. En az günlük 5 mg. takviye gerekir.

Alfa Talasseminin doğum öncesinde teşhis edilmesi mümkün müdür?

Evet. Hamileliğin ilk döneminin sonunda (1113 hafta arası), plasental biyopsiyle DNA araştırmaları yapılarak fetusundurumu teşhis edilebilir. Genetik tarama sonucu aile fetussun durumu ve olabilecek­ler hakkında bilgilendirilmelidir. Duruma göre, ebeveynler ne yapacak­larına karar verirler.

Eğer fetus etki altında ise, ebeveynler için ne gibi seçenekler mevcuttur?

Bu tamamen onlara ve durumun şiddetine ve derecesine bağlıdır.

Genel olarak Alfa Talassemide de, HbH hastalığında da, kişi sağlık-lıysa ve normal hayat bekleniyorsa, hamileliğe devam edilir. Eğer Alfa Talassemi majör varsa durum daha zordur.

Fetusta alfa-talassemi majör olması durumunda, hamileliğin getireceği sonuçlar nelerdir?

Hamilelik kendi başına karışıklıklarla ilişkilidir. En zoru preeklampsidir, genelde anne için zorludur ve hayati tehlike taşır. Hamileliği taşıyabilse bile, doğum yine de zor bir aşamadır. Fetus ödemden zarar görür ve normal doğum imkansız olur. Preeeklampsi durumunda, sezaryen doğum sırasında da annenin hayatı tehlike altın­dadır. Bunlara ek olarak, bebek en fazla birkaç saat yaşar.

Bu; hamileliğin sonlandırılması gereken bir doğumöncesi koşu­ludur. Ama tabi ki; son karar yine ebeveynlerindir.

Alfa Talassemili bir çocuk, kusurlu geni kalıtsal olarak anneden mi alır?

Şart değildir. Anne de, baba da kendilerinde olan normal geni verir­lerse, çocuk durumdan etkilenmez. Bu, sanki, piyango gibi çocuğun etkilenip, etkilenmeyeceğini belirler. Bu, tamamen annenin kaç kusurlu gen taşıdığına ve babanın taşıyıcı olup olmadığına bağlıdır.

Böyle özel durumu olan çiftler, hamilelikten önce yapılan bir testle yaklaşık olarak, olabilecekleri bilirler.

Sickle (Orak) hücre hastalığı nedir?

Hemoglobinin kusurlu olduğu bir durumdur. Hemoglobin, kırmızı hücrelerin oksijen taşıcı elemanıdır. Bazı koşullarda, kusurlu hemoglo­bin kırmızı hücrelerin tahrip olmasına neden olabilir.

Bu hastalık ismini nereden almıştır?

Bu kusurlu hemoglobini taşıyan hücreler, karakteristik şekilde “orak” şeklini alır. İsmini burdan almıştır.

Hücrelerin şeklindeki bu bozulmaya sebep olan nedir?

Bu basit bir olay değildir. Fakat kan dolaşımındaki oksijenin azal­masına neden olan zatürre ve sıtma gibi hastalıklar, yüksek alanlar (dağa tırmananlar gibi) ve susuzluk gibi durumlar butip “oraklaşma” krizlerine neden olabilir.

Neden oraklaşma kriz olarak tarif edilir?

Bu durumu yaşayan kişi, bu aşamaları kriz olarak tarif eder.

“oraklaşma” gerçekleştiğinde, hücreler kan dolaşımındaki küçük damarlarda rahatça hareket edemez ve sonuç olarak etkilenmiş bölgel­er oksijensiz kalır. Bu, kemiklerde, eklemlerde, böbreklerde ve diğer organlarda olabilir. Bu, kişide ağrı kesiciyle bile kontrol edilemeyen çok şiddetli ağrılara neden olur.

Krizlerin oluşumunu engelleyecek özel uygulamalar var mıdır?

Bunu tamamen yoketmek imkansızdır. Çünkü, bazı olaylar hastalığın sebeplerinden kaynaklanır.

Ne yazık ki, çok ciddi incelemelerle bu kriz riskini azaltmak mümkün değildir.

Büyük ihtimalle, enfeksiyon, “oraklaşma” krizlerinin tetikleyicisidir. Enfeksiyonla beraber görülen susuz kalma, durumu kötüleştirir. Erken teşhis ve kuvvetli bir tedavi, enfeksiyonlar için en önemli tedavi tarzıdır. Ayrıca önlem olarak, antibiyotik de kullanılabilir.

Krizler haricinde, orak hücre hastalığında olabilecek diğer problemler nelerdir?

Orak hücre hastalığı olan diğer kişiler, kronik anemi hastasıdırlar. Hemoglobin seviyeleri 9.5g/dl üstüne çıkmaz. Normal seviye 12.5-15 g/dl arasıdır.

Kroni anemi, vücuttaki kan hücrelerinin harap olmasına neden olur. Hücreler, kusurlu hemoglobin taşıdıklarından, korunmasızdırlar.

talesemigenetikbc4Sadece taşıyıcı olan kişiler için ne söylenebilir?

Bu hastalığı taşıyanlar, her iki ebeveynden kötü geni almıştır. Tek bir ebeveynden kötü geni alan çocuk, hasta olmaz, sadece taşıyıcıdır. Bu kişiler genel olarak sağlıklıdır. Fakat çok nadir olsa da, ekstrem bir durum olarak, taşıyıcının çok hafif kriz yaşaması mümkündür.

Orak hücre hastalığı olan kadınlar, hamilelikte özel problemler yaşarlar mı?

Bu kişilerde, hamilelik vücut sisteminde zorluklara neden olur. Kronik anemi ve hasarlı oksijen tedariği, birçok kadında, düşük, erken doğum, hatta ölüdoğuma neden olur.

Taşıyıcılar hamilelikte aynı riski taşırlar mı?

Hayır, genelde taşıyıcılar normal hamilelik geçirirler.

Orak hücre hastalığı olan bir kişi için, hamile kalmadan önce alınması önerilen önlemler var mıdır?

Evet. Bu kişi hamile kalmayı planlıyorsa, önce doktorunu görmeli ve doktor bir sürü şeyi düzene sokmalıdır. Doktor, herşeyden önce olası problemleri ve sonuçlarını anlatmalıdır. Ayrıca genetik bir araştırma yapılır. Eşin durumu da incelenir ki, doğacak çocuğun ne kadar etk­ileneceği her iki ebeveyne göre hesaplanabilsin.

Diğer önemli bir konu ise, annenin doğum öncesindeki genel sağlık durumudur. Orak hücre hastalığının böbrekleri etkileme eğilimi vardır. Böbrek fonksiyonu incelenir ki; hamileliğin getireceği ekstra zorla­mayı kaldırıp kaldıramayağma karar verilir.

Annenin genel sağlık durumu incelenir, hamileliğe uygunluğu sap­tanır.

Bu tip kadınlara hamilelikte ne gibi özel uygulamalar yapılır?

Hiçbirşey çok titiz bir doğum öncesi bakımının yerini tutamaz. Genel kontroller haricinde, bu hastalara, düzenli olarak böbrek tetkik­leri, olası idrar yolu enfeksiyonu araştırmaları, ekleampsi ve akciğer faaliyetleri tetkikleri uygulanır.

Hemoglobin seviyesinin kontrolü çok önemlidir, etki altındaki çoğu kadma, kan nakli yapılır.

Orak hücre hastalarına kan nakli yapılması neden önemlidir?

Bu kadınlar kronik anemiktir ve hamilelik durumu kötüleştirir. Anemi, hayati organları zorlar ve kişiyi güçsüzleştirir. Bu, mümkün olduğunca önlenmelidir. Ayrıca, hasta kişiye normal kan verilmesi sonucunda, bozulmuş kan azalır. Bu, olası krizleri azaltır. “Oraklaşma” hamilelikte çok kötü olabilir ve fetus kayıplarına neden olabilir.

Eğer kan nakli bu kadar faydalıysa, öyleyse neden her orak hücre hastasına uygulanmaz?

Her nekadar modern kan nakli çok güvenli ise de, problemler yaşan­abilir. Bu problemlerin olasılığı, kan nakli sayısına orantılı artar. Her nekadar virütik enfeksiyonların bulaşma olasılığı az olsa da, her zaman bir risk vardır.

Ayrıca, değişik antikorların oluşum riski de vardır. Bu antikorlar, fetusu etkileyebilir.

Bu nakiller, sadece çok gerekli durumlarda uygulanmalıdır.

Kan naklinin kesin yapılmassı gerektiği durumlar var mıdır?

Evet. Sezaryen doğumda genel anastezi yapılıyorsa, kan nakli gerekir.

Doğum için ne gibi hazırlıklar yapılması gerekir?

Bu hastalar için, krize neden olabilecek tüm koşulların ortadan kaldırılması gerekir. Susuzluk, gerekli likitin alımıyla (genellikle damar yoluyla) önlenebilir. Özellikle hamileliğin sonlarına doğru olası idrar yollan enfeksiyonu için tetkikler düzenli olarak yapılır. Aynı zamanda, doğumun başında da yapılmalıdır.

Doğumda annenin acı çekmesi ve yorgun olması önlenmeye çalışılır. Nakil ihtiyacına gerek duyulabileceğinden, kan herzaman hazırda tutulur.

Peki ya, “orak hücre özelliği” olanlara ne demeli?

Bu kadınlara hamilelikte özel bir uygulama yapılmaz. Fakat doğum­da durum farklıdır. Uzmanlar bu kadınlara aynen hastalığı taşıyanlar gibi davramlması gerektiği konusunda hemfikirdirler. Sadece özelliği taşıyan kadınlarda da, sorunlar ve nadiren beklenmedik ölümlerin gerçekleştiği deneyimler de görülmüştür. Kuvvetli susuzluk ve Hipoksiya (oksijen yetersizliği)’mn bu durumlara neden olduğu görülür. Bu sebeplerden dolayı, doğuma özel itina gösterilir.

Doğumda fetusun denetlenmesine ne denilir?

Orak hücre hastaları için, fetusun kalbi sürekli denetlenir.

Doğum sonrasındaki dönemde özel uygulamalar yapılır mı?

Evet. Hem hastalığı taşıyan hem de özelliğine sahip olan kişilerde, doğum sonrasında da (özellikle 24-48 saat arası) doğumda uygulanan özel uygulamalara devam edilir. Buna susuzluk ve hipoksiyanın önlen­mesi de dahildir.

Annenin dinlenmesi ve damardan sıvı takviyesi gibi basit uygula­malar normalde yeterlidir. Eğer bir enfeksiyon durumu varsa, bu sonlandırılmalıdır.

Kim risk altındadır?

Orak hücre hastalığı, genetik bir hastalıktır. Bozulmuş genler, ebeveynlerden geçer. Eğer bir ebeveyn bozulmuş bir hücre verirse, çocukta orak hücre özelliği görülür. Eğer her iki ebeveyn de, bozulmuş hücre verirse, çocukta orak hücre hastalığı olur.

Bu durum için etnik eğilimler var mıdır?

Bazı etnik grupların, bu gibi genetik durumlara eğilimleri vardır. Orak hücre hastalığı siyah afrika kökenlilerde yaygındır. Ayrıca, Suudi Araabistan, Hindistan ve Akdeniz Bölgelerinde de görülür. Fakat yine de, bu bölgelerde, daha azdır.

(Alıntıdır)

urolojiErkeklere ait kısırlık sebepleri, iki grup altında toplanır: Sperma yolları üstündeki bozukluklar, genel bir cinsel hastalığa veya erbezi hastalığına bağlı bozukluklar.

Sperma kanallarında daralma:

Er­bezi ve erbezi üstünde meydana gelen bir iltihaplanma veya kist sonunda sperma kanalında sertleşme ve daral­malar olur. Müdahalenin gecikmesi halinde; sperma kanalında, atıcı kanal­da ve sperma kesesinde iltihaplanma­lar başlar. Buralarda ortaya çıkan ilti­haplarda cerrahi müdahale kaçınılmaz olur. Böylece, hastanın sağlığını koru­mak için kısırlık ihtimali göze alınır.

Travmalar (Yaralar):

Kasık fıtığı, sperma kordonu kisti, sperma kordo­nunda toplardamar genişlemesi, erbezi kesesinde sıvı toplanması gibi rahat­sızlıklarda ve bu rahatsızlıkların teda­visi sırasında yapılan cerrahi müdaha­lelerde sperma kanalı zarar görebilir. Sperma kanalının yaralanması halinde kısırlık ortaya çıkabilir.

Doğuştan gelen bozukluklar:

Bazen doğuştan sperma kanalının tıkalı olması, erbezi üstünün gelişmemesi kısırlığa sebep teşkil eder. Doğuştan ge­len diğer gelişme bozukluklarını şöyle sıralayabiliriz:

* Erbezlerinin normalden küçük ve yumuşak olması.
* Erbezlerinin bulunmaması.
* Torbaya inmemiş erbezleri.
* Hipofiz ya da hipotalamus bo­zukluğu.
* Sperma borularının kısa oluşu.

Sonradan oluşmuş bozukluklar:

Sonradan meydana gelen ve kısırlığa yol açan sebepler çok çeşitlidir. He­men hemen hepsi mikrobik ve ateşli bir hastalıktan veya kist ve urlardan sonra ortaya çıkarlar. Bunları da şöyle sıralayabiliriz:

* Ağır geçirilen kabakulak hastalı­ğı-
* Işın tedavisi görme.
* Belsoğukluğu (gonore) hastalı­ğında tedavinin gecikmesi.
* Uyuşturucu alışkanlığı.
* İleri derecede vitamin eksikliği.

kısırlık2Tedavi:

Hastanın geçmişinin ince­lenmesi ile işe başlanır. Geçirdiği has­talıklar, yaşı, kilosu, boyu tespit edilir. Sonra genel bir muayeneden geçirilir. Kan ve sidik testi yapılır. Sperma çi­zelgesi incelenir. Sperma yollarında enfeksiyon mevcut ise; öncelikle bu­nun giderilmesine çalışılır. Eğer sper­ma üretimi hiç yoksa, tedaviye bel bağlamamalıdır. Spermalar ölü ise ve sebebi enfeksiyonel bir hastalık değil ise, tedavi yine mümkün değildir. Spermaların sayısı azalmış (yirmi mil­yondan az) ve zayıf ise bunun sebebi araştırılır. Genellikle hormon tedavisi, C ve E vitaminlerinin alınması sper­maların güçlenmesini sağlar.

Erbezi biyopsisi yapıldıktan ve röntgen filmi incelendikten sonra, er­bezlerinin köreldiği tespit edilirse; has­taya tekrar döllenme kabiliyetinin ka­zandırılması çok zayıf bir ihtimaldir.

Sperma sayısı çok azalmış, düzen­siz ve zayıf iseler; hastaya tekrar döl­lenme imkanı kazandırılması mümkün olabilir. Bu cümleden olarak:

* Sağlık kurallarına dikkat edilir. Hasta yorucu hareketlerden ve ağır iş­lerden kaçınır. Alkolden, sigaradan ve uyuşturucudan uzak durur.
* Testosteron imalatını hızlandır­mak ve spermaların kıvamını korumak için “gonadotrofinler” kullanılır.
* Küçük dozlarda “androjenler” kullanılır (50-75 mgr).
* Aminoasit kullanılır. Aminoasit-lerin etkisini kuvvetlendirmek için “isoniyazit” verilir.
* Deneme ile, sperma imalatını hızlandırdığı gözlenen hastalara, gün­de 25 mgr. Östrojen hormonu verilir.
* A, E ve C vitaminleri (günde 100-200 mgr) verilir.

kemik_erimesi3Kemik yoğunluğunun ve kalitesinin azalması ile birlikte zayıflayan kemiklerin, kırılma risklerinin artmasına neden olan osteoporoz -halk arasındaki kullanımı ile kemik erimesi- Avrupa, Amerika ve Japonya’da 75 milyon insanı etkiliyor. Kemik erimesi hastalığı yetersiz veya sadece protein üzerine kurulu beslenme nedeniyle ortaya çıkıyor. Özellikle ailelerinde kalıtsal olarak kemik erimesi vakaları görülen kadınlarda risk 2 katına çıkıyor. Öte yandan düzenli kalsiyum alımı ve D vitamini takviyesi ile kemik erimesi önlenebiliyor. Doğru zamanda teşhis ve doğru tedavi yöntemleriyle kadınlar hastalıkla başarılı bir şekilde mücadele edebiliyor.

kemik_erimesi1* Kemik erimesi Avrupa, Amerika ve Japonya’da yaklaşık 75 milyon insanı etkiliyor. Avrupa’da her yıl 179.000 erkek ve 611.000 kadının kalça kırığı yaşayacağı ve Avrupa’da kemik erimesine bağlı kırıkların toplam maliyetinin 25 milyar Euro civarında olacağı öngörülmektedir. 50 yaşın üzerindeki her 3 kadından ve her 5 erkekten birinin kemik erimesinden kaynaklanan bir kemik kırılması yaşama riski var. Kadınların yüzde 30-50’si ve erkeklerin yüzde 15-30′u hayatlarının bir döneminde kemik erimesinden kaynaklanan bir kırık yaşıyor. 50 yaşındaki bir kadının kalça kırığı nedeniyle ölüm riski yüzde 2,8. Yani, meme kanserinden ölüm riskine eşit, rahim kanserinden ölüm riskinin ise 4 katı. Omurga kırıkları; sırt ağrısı, boy kısalması, şekil bozukluğu, yatağa bağımlılık ve akciğer fonksiyonlarının azalmasına neden olur. Kırıkların çoğu sadece kemik mineral yoğunluğu çok düşük kadınlarda değil, menopoz dönemi sonrası kemik yoğunluğu orta derece düşük kadınlarda görülüyor.

Sigara içmek kemik yoğunluğunun azalmasına ve kırık riskinin artmasına sebep olabilir. Yüksek alkol tüketimi kırık riskini belirgin derecede artırır. Orta derece alkol tüketimi de, sürekli ve düzenli olduğunda, kemik hücrelerine doğrudan toksik etki yaparak kemik sağlığını olumsuz etkiler. Kortizonların (kortikosteroidler) uzun dönem kullanımı ikinci derece kemik erimesinin en yaygın sebeplerinden biri. Uzun dönem kortizon tedavisi gören hastaların yüzde 30-50’sinin gelecekte kırıklarla karşılaşacağı tahmin ediliyor. Herhangi bir nedenle düşmenin kırıklara katkısı büyüktür. Kalça kırıklarının yüzde 90′ı düşme sonucu oluşuyor. Her yıl 65 yaş üstü insanların üçte biri, bir şekilde yere düşüyor, bunların yüzde 10-15′i kırıkla sonuçlanıyor. Hatta düşenlerin yaklaşık yüzde 60′ı bir sonraki yıl tekrar düşüyor.Menopoz sonrası gelişen kemik erimesine karşı çeşitli ilaç tedavileri bulunuyor. Tedaviler, kullanılan ilaca ve hastanın niteliklerine bağlı olarak omurga kırığı riskini yüzde 30-65, omurga harici kırık riskini de yüzde 16-35 azaltıyor. Kemik erimesi nedeniyle gördükleri ilaç tedavisine yeterli özeni göstermeyen hastalarda kırık riski ve gelecekteki tedavi maliyetleri artıyor.Fiziksel aktivite; kemik erimesi, kırık ve düşme sonucu yaralanma riskini de azaltır. Sırt kaslarını çalıştırmak ve güçlendirmek, omurga kırığı ve kamburluk riskini azaltır. Kadınlar, menopoz sonrasında kemik mineral yoğunluğu seviyelerini egzersizlerle koruyabilir ve hatta artırabilir. Hobilere zaman ayırmak, egzersiz ve ev işleri yaparak hareketsiz geçirilen zamanın azalması, kalça kırığı riskini önemli ölçüde azaltır.Fiziksel açıdan zayıf yaşlılarda denge ve kendine güven geliştirici egzersizler, yere düşmelerin önlenmesinde yararlıdır. Bu egzersizlerden biri de, hızın ve gücün, sakin ve yavaş hareketlerle birleşmesinden oluşan Uzakdoğu sporu tai-chi’dir. Çalışmalar tai-chi sporunun kişilerde yere düşme oranını yüzde 47, kalça kırığı oranını ise yüzde 25 azalttığını gösteriyor. kemik_erimesi2

Ayrıca tai-chi menopoza giren kadınların yük taşıyıcı kemiklerinde kütle kaybının engellenmesinde de faydalı. Kalça kırığı nedeniyle protez takılmış yaşlı hastaların kemiklerinin güç ve işlevlerini yoğun egzersiz ile geliştirmek mümkün.
* Kalsiyum desteği, menopoz sonrası kadınlarda kemik mineral yoğunluğuna olumlu katkı yapar. Kalsiyum ve D vitamini desteği yaşlı kadın ve erkeklerde kemik kaybı ve kırık ihtimalini azaltır. Tıbbi bakım altındaki yaşlı kadınlarda Kalsiyum+D vitamini desteği, kalça kırığı oranlarında da düşüş sağlar.

These are my links for Ekim 27th through Ekim 29th:

  • Yurt Dışına Seyahat Edeceklere Domuz Gribi (İnfluenza A/H1N1) İle İlgili Öneriler – Yurt Dışına Seyahat Edeceklere Domuz Gribi (İnfluenza A/H1N1) İle İlgili Öneriler
    a) Bilgi Edinin
    * İlgili kaynaklardan ve Sağlık Bakanlığı Grip Bilgilendirme Sitesinden güncellemeleri takip edin.
    b) Seyahat için hazırlanın
    * Yanınızda cerrahi maske, alkol içeren el antiseptiği, kâğıt mendil bulundurun.
    *  Sağlık sigortanızın seyahat edeceğiniz ülkeyi kapsayıp kapsamadığını kontrol edin.
    c) Seyahat sırasında
    * Gittiğiniz ülkenin duyurularını takip edin ve tavsiyelerine [...]
  • Penis Büyütme Konusuna Cerrahi Müdahale – Erkekler arasında çok büyük endişelere sebep olur penis boyu, özellikle cinsel yaşama etkileri nedeniyle beraberinde psikolojik sorunlarla hayat kalitesi de etkilenmektedir.
    Estetik cerrahide cinsel organlara uygulanan estetik ameliyatlarla bu sorun çözümlenebiliyor. Estetik plastik cerrah Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, sekiz yıldır erkeklerin yüzünü güldürüyor. Penis büyütme operasyonlarıyla tanınan Kışlaoğlu, ameliyatla iki santim büyütme gerçekleştirildiğini bildiriyor.
    Erkeklerin en büyük [...]
  • Domuz Gribi Olup Olmadığınızı Nasıl Anlayacaksınız? – Domuz gribi olup olmadığınızı nasıl anlayacaksınız?
    Uzmanlar, hızlı veya zor nefes alma, huzursuzluk, vücutta solgunluk ya da morarma, beslenememe ve aşırı uykunun domuz gribinin belirtileri arasında yer aldığını açıkladı.
    Ateşle beraber döküntünün olması ise durumun acil olduğunu gösteriyor. Domuz gribinin normal griple aynı şekilde bulaştığını belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hızır Yılmaz, ‘Hastalar virüsü, belirtileri [...]
  • Kan Bağışı Yapmanın Faydaları – Kan Vermenin Faydaları
    Kemik iliğinin yağlanmasını önleyip, kan yapımı canlı tutulur.
    Verilen kanın yerine, anında vücuttan genç hücreler dolaşımına katıldığı için, bağışçı daha dinç ve canlı olur.
    Kandaki yüksek yağ oranı düşer.
    Kan bağışı kalp krizi ihtimalini %90 azaltır.
    Kan bağışlayan kişide baş ağrısı, stres, yüksek tansiyon, yorgunluk gibi rahatsızlıkların giderilmesinde çok büyük katkısı olur.
    Kan bağışçısı her kan verdiğinde: AIDS [...]
  • 26-27 Ekimde Yazılmış Yazılar – These are my links for Ekim 27th from 14:01 to 14:01:

    26-27 Ekimde Yazılmış Yazılar :
    Hıçkırığı Geçirmek İçin Ne Yapmalı? – Çözüm önerimize geçmeden hıçkığın nasıl oluştuğunu anlatmak isterim,
    Süratli yemek yenildiğinde, yutkunma neticesinde yemek ile birlikte bir miktar da hava alınır. Hıçkırık, yiyeceğin yüzeyine yapışarak sindirim sistemine giren bu havayı atmak için sistemin gösterdiği bir tepkidir. [...]

Domuz gribinin (A/H1N1) belirtileri nelerdir?
domuzgribi_süphesi
Domuz gribinin belirtileri, insanlarda görülen grip belirtilerine benzerdir. Bunlar:
Ateş,
Öksürük,
Boğaz ağrısı,
Yaygın vücut ağrısı,
Baş ağrısı,
Üşüme ve
Yorgunluk
gibi belirtileri içermektedir. Bazı vakalarda kusma ve ishal de görülebilmektedir

Hastalanırsam ne yapmalıyım?

Domuz gribi şüpheli bir kişi ile temastan sonraki 7 gün içinde kendinizde yukarıda sıralanan hastalık belirtileri olduğunu hissederseniz hemen 112 yi arayın, evden dışarıya çıkmayın, sağlık ekiplerinin size ulaşmalarını bekleyin.

Hastalıktan korunmak için ellerimi nasıl yıkamalıyım?
Ellerinizi 15-20 saniye süreyle su ve sabunla yıkamalısınız. Su ve sabuna ulaşamadığınız yerlerde alkol içeren el antiseptikleri kullanabililirsiniz.

Domuz gribinden kendimi nasıl koruyabilirim?

Aşağıdaki önlemleri alarak sadece gripten değil; grip gibi solunum yoluyla bulaşan tüm hastalıklardan kendinizi koruyabilirsiniz:

* Öksürme ve hapşırma sırasında ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatınız. Mendilinizi kullandıktan sonra çöp sepetine atınız.
* Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra ellerinizi bol sabun ve suyla yıkayınız. Alkol içeren el yıkama antiseptikleri de etkilidir.
* Kirli ellerinizle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayınız.
* Domuz gribine yakalanırsanız, belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat ediniz.
* Hastalığın bulaşmaması için çevrenizdeki kişilerden uzak durunuz.
* Bulunduğunuz mekanı sık sık havalandırınız.

Sağlığınıza dikkat ediyor musunuz ?

View Results

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Domuz Gribi Korunma Yolları

Facebook
Twitter
Feed RSS
E-posta
Digg
FriendFeed

dogalguc.net | Webblog Facebook'ta